<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Yasak meyve 28  ve görsel şiir yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.aralikedebiyat.com/yasak-meyve-28-ve-gorsel-siir.html/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aralikedebiyat.com/yasak-meyve-28-ve-gorsel-siir.html</link>
	<description>Bugüne özel %30 indirim. Tüm kredi kartlarına peşin fiyatına 6 taksit! Kaçırmayın!</description>
	<pubDate>Tue, 07 Oct 2008 17:58:37 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
		<item>
		<title>ve de ki! &#124; Süreyya Evren&#8217;in &#8220;Kendi Üstüne Katlanan Şiirimize Notlar&#8221; yazısı için; tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/yasak-meyve-28-ve-gorsel-siir.html#comment-976</link>
		<dc:creator>ve de ki! &#124; Süreyya Evren&#8217;in &#8220;Kendi Üstüne Katlanan Şiirimize Notlar&#8221; yazısı için;</dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Oct 2007 21:07:03 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/yasak-meyve-28-ve-gorsel-siir.html#comment-976</guid>
		<description>[...] İsmail Bektaşoğlu Aralık Edebiyat&#8217;ta Yasakmeyve&#8217;de yer alan dosya ile ilgili şunları söylemiş: [...]</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>[...] İsmail Bektaşoğlu Aralık Edebiyat&#8217;ta Yasakmeyve&#8217;de yer alan dosya ile ilgili şunları söylemiş: [...]</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ismail bektaşoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/yasak-meyve-28-ve-gorsel-siir.html#comment-969</link>
		<dc:creator>ismail bektaşoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2007 01:33:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/yasak-meyve-28-ve-gorsel-siir.html#comment-969</guid>
		<description>şiirin, edebiyatın çekirdeğini poetikliğin oluşturduğuna aklı başında hiç kimse karşı çıkamaz herhalde.öteki türlü ikide bir poetik, poetiklik deyip durmazdık.bu problemli ve önemli kavrama olan ilgimiz sonsuz.görsel şiirde açığa&#160; çıkanın ağzına kadar dolmuş bir poetiklik olduğunu, görsel şiir karşısında olumlu veya olumsuz bir tavır takınan herkesin&#160; bilgisi ve sezgisi dahilinde.sözel şiirin yitirdiğinin görselde fazlasıyla bulunması acaba kimleri niçin rahatsız etmektedir? aradığımızın orada fazlaca olması bizi niçin endişelendiriyor? hangi sebeple görsele karşı çıkılıyor? bunun için nasıl bir gerekçemiz olabilir? görsele karşı çıkışla bizzat sanatçı olarak kendi istikametimize, varoluşumuza karşı çıktığımız vaki değil mi? görselde olan sanat değil de nedir? sanatçı sanata nasıl karşı çıkar? sırf kendi tekhnesi değil de&#160; başka bir tekhne olduğu için mi bunlar? bu ancak korkuyla, kıskançlıkla izah edilebilir. korku çünkü, sözel şair kendi yitirdiğini görselde görüyor, yitirdiğini orada olması onu korkuya sürüklüyor. kendi yok oluşunu orada görüyor.bunu kıskanıyor.işin bir başka saçmalığı bu eksendeki düşünüşün baştan beri sözel-görsel şiir karşıtlığına&#160; indirgenmesi. sanki karşıt iki kamp varmış gibi davranılıyor. halbuki iş aynı pareleldeki iki yolun varlığıdır. hedef poiesistir. başta serkan ışın olmak üzere&#160; poetikhars'takilerin bir savunu içinde kalmak zorunda olmaları bütünüyle saçmadır, saçma sapandır. onları neyle suçluyoruz? sanatlarını başka bir yolla ortaya koymakla mı? nedir bu? izahı var mı bunun? gerçekten bir ödülü hak etmiş bu kişilere karşı bir tavır takınmanın akla hayale sığan bir yanı var mı?&lt;br /&gt;bu tavır alışın kökeninde bir kurum olarak 'edebiyat'ın, onun ağının ve bu ağ moderatörlerinin varlığını aramak gerekiyor. evet görsel şiir bu ağ bağlantılarını tehdit ediyor. müfredatı, üniversitelerin edebiyat bölümlerini, ödülleri, antolojileri, yayınevlerini, şiir gecelerini, matbuları, geleneği, edebiyat profesörlerini, lise edebiyatlarını, çok satanları, soğumuş, çürümüş, ruhsuz 'edebiyat' adına ne varsa onları. yani şu kokmuş edebi ruhumuzu, keyif bağışlayıcı şiirimizi, edebiyatlarımızı...&lt;br /&gt;bu karşı oluştakilerin kendi yokoluşunu sayıkladığını görmesi gerekiyor bir an önce.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>şiirin, edebiyatın çekirdeğini poetikliğin oluşturduğuna aklı başında hiç kimse karşı çıkamaz herhalde.öteki türlü ikide bir poetik, poetiklik deyip durmazdık.bu problemli ve önemli kavrama olan ilgimiz sonsuz.görsel şiirde açığa&nbsp; çıkanın ağzına kadar dolmuş bir poetiklik olduğunu, görsel şiir karşısında olumlu veya olumsuz bir tavır takınan herkesin&nbsp; bilgisi ve sezgisi dahilinde.sözel şiirin yitirdiğinin görselde fazlasıyla bulunması acaba kimleri niçin rahatsız etmektedir? aradığımızın orada fazlaca olması bizi niçin endişelendiriyor? hangi sebeple görsele karşı çıkılıyor? bunun için nasıl bir gerekçemiz olabilir? görsele karşı çıkışla bizzat sanatçı olarak kendi istikametimize, varoluşumuza karşı çıktığımız vaki değil mi? görselde olan sanat değil de nedir? sanatçı sanata nasıl karşı çıkar? sırf kendi tekhnesi değil de&nbsp; başka bir tekhne olduğu için mi bunlar? bu ancak korkuyla, kıskançlıkla izah edilebilir. korku çünkü, sözel şair kendi yitirdiğini görselde görüyor, yitirdiğini orada olması onu korkuya sürüklüyor. kendi yok oluşunu orada görüyor.bunu kıskanıyor.işin bir başka saçmalığı bu eksendeki düşünüşün baştan beri sözel-görsel şiir karşıtlığına&nbsp; indirgenmesi. sanki karşıt iki kamp varmış gibi davranılıyor. halbuki iş aynı pareleldeki iki yolun varlığıdır. hedef poiesistir. başta serkan ışın olmak üzere&nbsp; poetikhars&#8217;takilerin bir savunu içinde kalmak zorunda olmaları bütünüyle saçmadır, saçma sapandır. onları neyle suçluyoruz? sanatlarını başka bir yolla ortaya koymakla mı? nedir bu? izahı var mı bunun? gerçekten bir ödülü hak etmiş bu kişilere karşı bir tavır takınmanın akla hayale sığan bir yanı var mı?<br />bu tavır alışın kökeninde bir kurum olarak &#8216;edebiyat&#8217;ın, onun ağının ve bu ağ moderatörlerinin varlığını aramak gerekiyor. evet görsel şiir bu ağ bağlantılarını tehdit ediyor. müfredatı, üniversitelerin edebiyat bölümlerini, ödülleri, antolojileri, yayınevlerini, şiir gecelerini, matbuları, geleneği, edebiyat profesörlerini, lise edebiyatlarını, çok satanları, soğumuş, çürümüş, ruhsuz &#8216;edebiyat&#8217; adına ne varsa onları. yani şu kokmuş edebi ruhumuzu, keyif bağışlayıcı şiirimizi, edebiyatlarımızı&#8230;<br />bu karşı oluştakilerin kendi yokoluşunu sayıkladığını görmesi gerekiyor bir an önce.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>serkan tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/yasak-meyve-28-ve-gorsel-siir.html#comment-968</link>
		<dc:creator>serkan</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2007 22:45:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/yasak-meyve-28-ve-gorsel-siir.html#comment-968</guid>
		<description>Türkiye'de görsel şiir ya da herhangi bir avangard akım, hatta dadaizm hakkında kaç düzgün kaynak var? Ya da modern sanatla ilgili kaç değişik bakış açısı? Ya da örneğin İkinci Yeni hakkında, herkesin üzerinde anlaşabileceği bir kitaptan?
  Biz poetikhars'ta elden geldiğince hem teoriyi hem de pratiği ortaya sermeye çalıştık. Bunda yalnız kaldık ve hiç beklemediğimiz tepkiler aldık. Türk Şiir'inde bize özgü ne habis huy varsa hem de..
  Görsel şiire gösterilen tepkileri hep başka taraflardan taşan eksikliklerin göstergesi olarak okudum ben. Süreyya'nın yazısı bu anlamda &#34;ilerici / gerici&#34; türü ayrımların ne kadar boş olduğunu da gösteriyor.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;de görsel şiir ya da herhangi bir avangard akım, hatta dadaizm hakkında kaç düzgün kaynak var? Ya da modern sanatla ilgili kaç değişik bakış açısı? Ya da örneğin İkinci Yeni hakkında, herkesin üzerinde anlaşabileceği bir kitaptan?<br />
  Biz poetikhars&#8217;ta elden geldiğince hem teoriyi hem de pratiği ortaya sermeye çalıştık. Bunda yalnız kaldık ve hiç beklemediğimiz tepkiler aldık. Türk Şiir&#8217;inde bize özgü ne habis huy varsa hem de..<br />
  Görsel şiire gösterilen tepkileri hep başka taraflardan taşan eksikliklerin göstergesi olarak okudum ben. Süreyya&#8217;nın yazısı bu anlamda &quot;ilerici / gerici&quot; türü ayrımların ne kadar boş olduğunu da gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
