Haberleşme olanaklarının bunca geliştiği, propagandanın bunca etkili olduğu bir dünyada, şiiri, kendi hareket alanı içinde düşünmek gerçeğe daha uygun olsa gerek.”

 


 

Hataya düşmekten korkuluyor ve kişilikten kaybediliyor.”

 


1940 Kuşağı: 1940 kuşağı, yalınkat bile olsa savaşın şiirini yapmıştı. 1946'dan bu yana, bir savaş sonu psikolojisi bütün belirtileri, bütün öğeleriyle davranışlarımıza hakim olmuş ve bir bakarsanız süreklilik bile göstermeye başlamıştı (440). Bkz. Garip Anlayışı; Orhan Veli.

 

 

Abdülhak Hamid: Türk şiirindeki yenilikçilerin en gözü pekidir o. (..) O, Türk şairinin yüz yıllık bilinçsizliğinin, yanlışlıklarının ve cesurluğunun kesin açıklamasını taşır (597). devam…

Share

ŞİİRİN KENDİ ÖZEL GÜNDEMİ:
Utku Özmakas’ın Poetika Sözlüğü(*)

                                           “Şiirde her kuşak kendi klişesini yaratır” (U.Ö)
                                                                                                                               

‘80 Kuşağı: İkinci Yeni’nin dile ilişkin “hassasiyet”i ve “gelişkin ilgi”si; dilin bir araçtan çok, amaç olarak ele alınması; özellikle 80’li yıllarda yazılan şiirin ana gövdesi tarafından tamamen yerle bir edilmeye çalışıldı. Türk şiirinin bu dönemde hada çok yaşanan tarihi olaylara bşr yanıt olması, mutlaka öyle söyleyeceksek bir isyan olması beklenirken bunun yerine Türk şiirinde “plastik duyarlılık”ların öne çıktığı bir dönem görüldü (57). Bkz. Haydar Ergülen.

’90 Kuşağı: “Doksan Kuşağı” içerisinde sayılabilecek Ali Hikmet Eren’in, Hakan Arslanbenzer’in, Selim Temo’nun, Devrim Dirlikyapan’ın, Kuvvet Yurdakul’un, Didem Madak’ın, Tuna Kiremitçi’nin, Zafer Ekin Karabay’ın, Murat Menteş’in, Can Bahadır Yüce’nin, Tarkan Çeper’in, İdris Özyol’un, Alper Çeker’in ve Ayhan Kurt’un kuşağının içinde neler yaptıkları, antolojiye neler kattıkları, şimdilerde şiirleriyle nerede durdukları soru konusu olarak önümüzde durmaktadır (52).

2000’ler Kuşağı: “2000 Kuşağı”nda dikkati çeken bir olguyu ortaya koymak istiyorum. “2000 Kuşağı”nda dikkati çeken özelliklerden biri “kadın şair/şair kadın” sayısının artmasıdır (38). Bkz. Kadın Şair/Şair Kadın. devam…

Share

Eskittiğimiz Yalnızlıklar İşe Yaramıyor:
Edip Cansever’in Poetika Sözlüğü (*)

“Benim giysilerim başka bugün: Sıkıntı, suçluluk duygusu, bir tuhaf acı”
(Edip Cansever)

Acı: Bir bakıma acı olmayan ne var? Biz isteyelim de, herhangi bir şey acı olmasın; bir olay, herhangi bir şey… İnsan acıdan yapılmıştır; demenin çok yüce bir anlamı var (59).(**)

Ahmet Hamdi Tanpınar: Ortaokuldayım. Tanpınar’ın kardeşi Kenan Bey velim (66)

İlk kitabımı, İkindi Üstü’nü o sıralar çıkarıyorum (..) Önüme gelene veriyor ya da yolluyorum. Varlık’ta Melih Cevdet’in kısa bir tanıtması çıkıyor. Seviniyorum. Orhan Veli, sanırım adı “Karikatürden Şiir” adlı bir yazı yazıyor. Benim bir mısramı alarak, böyle mısra yazılmaz anlamına bir şeyler söylüyor. (..) Oysa şimdi mısra hep böyle yazılıyor. Ha, kitabı yayımlamadan önce Tanpınar görmek istiyor, bir ramazan günü, Tünel’de Narmanlı Yurdu’ndaki yerine gidiyorum. Çay fincanlarının içinde kahve getiriyor ve başlıyor okumaya. (Merakla bekledim, bekledim. Bitirdi, gözlüğünü çıkarıp masaya koydu. Ve dedi: Bunlar çok güzel şeyler, ama çok. Ne var ki hiçbir şiir değil”. Hiçbir şey anlamadım tabii. Bütün odayı röprodüksiyonlarla doldurdu, bana uzun uzun resim anlattı, müzikten, Valery’den söz açtı. Bir süre sonra çıktım. Doğru Haşet’e gittim. Bir sürü resim aldım, Valery’nin Melange’ını aldım. Ertesi gün bir Fransızca hocası tuttum, aylarca ders aldım (67).

Alkol: Alkolle işleyen bir saatim var şimdi. Kimi zaman sabahlıyorum (57).

Bugüne kadar içkiliyken tek satır yazmış değilim. Ben çok sağlıklı bir kafayla yazarım. Hem sağlıklı bir kafayla, hem de küçük, ufak tefek mutluluklarla şiir yazmayı deniyorum, ya da yapabiliyorum. Alkolle katiyen. Alkol beni tamamen uyuşturur (299).
devam…

Share

 “Bu toplumdan, bu tarihten olmaktansa ‘doğal’ bir adam olmayı seçiyorum ben”
 “Eski bir sefine gelip hesap sorabilir, baştan ayağa beyaz giyinmiş adamlara”
 "Taşlara tutunan incir ağaçları olmaktan çoktan çıkmışız çıktık. Sayılmayız parmak ile”

A Dergisi: D Özlü, K. Özer, E. Öz, H. Yavuz, Engin Erten çıkardıkları a dergisi’nde bize (İkinci Yeni kastediliyor-sekoya) “çürük yumurtalar” diyorlardı (SDK; 20). Bkz. İkinci Yeni.

Açık Şair: ‘Açık Şair’ diyedir bir şey yok bence. Fransızca’da, İngilizce’de, Almanca’da da… ‘açık şairler’ deyimine rastlamadım hiç. Doğrusu, arka sokaklara sapmış olabilirim (D; 48).

Ahmet Haşim: Ahmet Haşim, bir ‘ebru sanatçısı’ olsaydı (ki bana göre öyledir) işimiz daha kolay olurdu belki. Şiir’i, meramları başka şeyler olanlar kullanmazlar tarihte yalnızca. Duygulu ve de sözgelimi ‘elleri’nden hoşnut olmayan insanlar da kullanabilir. Şiir yazarak kendilerini arkadaşlarına, kız arkadaşlarına beğendirmeye çalışmak herhalde yaşamın bir boyutudur (D; 111). devam…

Share

Söz’ün Kayıp Hanesi: Ahmet Oktay’ın Poetika Sözlüğü (*)

“Her zaman aktarılamayan bir şeyler kalır. Her kişisel söz’ün küçümsenemeyecek bir kayıp hanesi de vardır. Söz’ü sahici kılan aynı zamanda bu kayıplar hanesi’nin keşfedilmeye açık içeriğidir “. (İmkânsız Poetika)


Ajitasyon: Politik/ideolojik ajitasyon daha imgesel bir düzlemde de gerçekleştirilebilir (İP; 228).

Amaç Sahibi Olmak: Risk almanın önkoşulu amaç sahibi olmaktır (İP; 225).

Anlam, Şiirin Anlamı: Şiir ancak dilde ve imgede var olur. Şiirin anlamı dediğimiz şey, dışarıda bulunan bir anlam değildir; dilden ve imgeden başka bir şey değildir o (İP; 240). Bkz. Dil.

Anonimlik: Anonimlik (..), şiirin baş düşmanı değil midir? Şiir, en siyasal görünüşlü halinde bile, tek başına üretir. Bir yalnızlık sanatıdır. Sözcüklerin anonim ve ortak kullanımdan kurtulduğu, özgürleştiği yerdir. Sözcükler şiir halinde kamuya dönerken, başka bir dünyayı imlerler, orayı dillendirip adlandırırlar. Şiirsel imgelem, belirli bir izlerçevrede hemen alımlanabilecek, ortak, kabul bulacak söylemsel öne sürmelerle iş görmez. Varlığı önceden kabul edilmiş, özellikleri üzerinde ortak kanıya varılmış bir gerçekliği yansıtmayı öngörmez şiirsel imgelem, başka gerçekliğin üretilmesini öngörür (İ.P; 21, 22). devam…

Share

Obscurum Per Obscurius, Ignotum Per Ignotius:
Enis Batur’un Poetik Sözlüğü *

                        “Şairin beyaz derilisine, gerçek bir şairse aradığınız, rastlayamazsınız.”

                                       “Şiir, birdenbire yazılsa bile, birdenbire yazılamaz.”
                                                            (Smokinli Berduş’tan)

Adlandırmak: Adlandırmak, imlemden anlama, adlandırmaya doğru adım atmaktır (SD; 66). Bkz. Anlam; Anlamlandırma.

Ahmet Hâşim: Yapıtını simgeciliğin, izlenimciliğin hizasına yerleştirenlerin görüşüne katılmıyorum: Onlardan ne akmışsa akmıştır şiirine, hattâ nesrine; gene de Hâşim’i bir post-romantik saymak gerekir: Büyük rahatsızlığı’na bakıp (SB; 167).

21 Şubat 1918’de, mart yerine ocakla başlayan garbî takvimin gelmesine 26 Aralık 1925’te yürürlüğe giren alafranga saat eklenince Hâşim’in poetik kronometresin bozulmuş olduğunu unutmamak gerekir. Hayat ve şiir, koşut değişimlerin eşiğindedir (SB; 170).

O yaşamın gerçeklik düzleminden kopmuş, imgelemin derin, alacakaranlık, geceye komşu bölgelerinde serpilecek bir şiirin, sanatın peşindeydi (SB; 171).

Ahmet Oktay: Bkz. Sarhoşken Yazmak. devam…

Share
By hayati s. aycicek | Nisan 22, 2008 | kategori cöntürk, poetik sözlük 1.999 okunma

ÇAĞININ ŞAİRİ: Hüseyin Cöntürk’ün Poetika Sözlüğü(*)

“İyi şairler, yalnız değişmenin vaktini bilmekle, bulmakla kalmazlar,
değişmenin ancak değiştirmekle dengelenebileceğini de bilirler.
Yenilik bayraklarını açmaları, yenilik kavgalarına girmeleri bundandır” (Deyince’den)


Antiphony Şiir: Bkz. Ece Ayhan Tipi Şiir.

Araştırmacılık: Bkz. Yeni Şiirin Niteliği…

Asıl Şiirin İmkânı: Bizce en önemli şiir, biçimle özün bir bütün kurduğu, birbirine yeter olduğu, hal meydana getirir. Fakat bu halin çağa uygun doyurucu ürünler verebilmesi için ortada doyurucu özlerin, doyurucu deyiş biçimlerinin bulunması şarttır. Bu o demektir ki, özlerin doyurucu olabilmesi için onların zenginleşmesine, biçim üzerine baskı yaparak biçim üzerine baskı yaparak biçimi özden bağımsız hale getirmesine; öte yandan da, deyişin işlenmesi için onun yenilenmesine imkân verecek şekilde özlerin bağımsızlığını kazanmasına ihtiyaç vardır. Özle biçimin egemenlik yolunda bu diyalektik çatışmaları olmasa, bizce, şiir dediğimiz varlık güç kazanamaz (I/157, 158)(**). Bkz. Edebiyatsal Biçimler; Çağının Şairi; Yeni Şiir.

Ataç, Nurullah: Biz ileri bir şiire ona bağımsızlık tanıyan bir görüşle varılabileceğine inanmaktayız. Ondandır ki şiirin bağımsızlığını savunan yazarlarımızın başında gelen Ataç’ın edebiyatımıza yaptığı hizmeti saygı ile anmaktayız (I/179). devam…

Share
By sekoya | Aralık 4, 2007 | kategori poetik sözlük 4.959 okunma

OUT DADA ERROR:
Serkan Işın’ın Poetik Sözlüğü (*)
 
“Modernizmin simge ve kod üretimi olduğu, bir üretim biçimi olduğu akıldan çıkmadan, yeni simgeler ve kodları şiire katmadan,  saçmalamadan ve “Out dada error?” hatalarını görmeden şiir yazılamaz, birbirimizi kandırmayalım, vebali büyüktür…” (Tüğün)
 

Alışveriş Merkezinin Poetikası: Kelimelerle şiir yazan şair / poetika ise bunun karşısında, hayatın kendisini umutla saplantı hâline getirmiş ve alışveriş merkezinin poetikasının gerisinde kalmış, kozmopolit bir maymundur (15)(**). Bkz. Kelimelerle Yazılan Şiir; Şiir Beklemediğimiz Yerlerden Gelmekte.

Bakmak-Görmek: Bakmak eksik bir deneyimdir, görmek ise bu deneyimi olabildiğince az ertelemek, sonuna kadar bakılan şey ile aradaki mesafeyi şey yönüne doğru kısaltmak ve deneyim yönünde uzatmak demektir ki bu da hazdır. Sonuçta modernin göz ile ilgili deneyimi de budur. O şeye uzaktan bakmak ya da bakmanın yollarını aramaktır (22).

Basılı Kültür Şiiri: Basılı Kültür Şiiri, liriğin ve epiğin hiçbir sözlüğe gerek kalmadan ya da tamamen “neoloji”ler yolu ile üretilmiş ve kendi-için hâli olarak şiirin gövdesi olan şiirdir ( 49). Bkz. Sözlü ve Yazılı Kültür; Görsel Şiir.
devam…

Share
By sekoya | Eylül 7, 2007 | kategori ismet özel, poetik sözlük 8.405 okunma

ANIMA MUNDI:

İsmet Özel’in Poetik Sözlüğü (*)

“Dünyaya ne halimiz varsa görelim
diye gelmedik; dünyaya gelişimiz
halimizin ne olduğunu öğrenelim diyedir.
Şiirle halimin ne olduğunu merak ettiğim
için meşgul oldum” İ.Ö.

Açıcı Olmalı Şiir: Günümüz Türkiye’sinde yayın alanını kaplayan şiirleri önceden hazırlanmış ve defalarca uygulanmış formüller içinde kalan, tanımlanabilir ufuklar içinde kalan ve en önemlisi bir başka yazılı metne ‘tercüme edilebilir’ cinsten şiirlerdir. Oysa ülkemiz Batılılaşma sürecine girdiğinden beri şiir hayatımızdaki yerini edebiyat ve toplum meseleleri karşısında açıcı (Arapçası fâtih) olmakla kazanmıştı. Bugün yine bizim için önemini koruyacaksa, bize yeni bir bilinç alanını açmakla bunu başarabilir (2006; 42, 43).(**) devam…

Share
By sekoya | Eylül 4, 2007 | kategori lale müldür, poetik sözlük 2.308 okunma

TROPİKA:

Lale Müldür’ün Poetik Sözlüğü (*)
 

Ahmet Güntan: Camlı bir köşkte, kendini kalbinden vuran şair (38).

Geometrik bir zekâ, bir mimar bakışı belki, olağanüstü yapı dizeleri. Nietzsche’ye göre; mimar ne Dionizyak’tır, ne Apollonisyen. Artistik dışavurum arayan, dağları yerinden oynatan ‘Güçlü İrade’yi temsil eder. Gurur, ağırlık ve yerçekimine karşı zafer ve güç sistemi kendini bir yapıda görünür kılar. En yüksek güç ve güvence duygusu, ifadesini ‘görkemli stil’de bulur. Kendini ispata çalışmaya bir güç, hoşa gitmeye çalışmaktan hoşlanmayan, kendi içinde dinlenen, yasalar arasında bir yasa: görkemli bir stil’le kendinden konuşan şey…İşte budur (39). devam…

Share
Toplam 2 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12