Tem 14 2009
Manifesto
Ölümcül kadın sahneyi terketti
Üçüncü kat yabancısını
Sokaklar çoktan çekiliyor
Artık hangi radyo tıklansa aynı cumhuriyet
Öldü çünkü şiir
Tem 14 2009
Ölümcül kadın sahneyi terketti
Üçüncü kat yabancısını
Sokaklar çoktan çekiliyor
Artık hangi radyo tıklansa aynı cumhuriyet
Öldü çünkü şiir
Haz 25 2009
Pek çoğumuzun ilk kez Cemil Meriç’in denemelerinde karşılaştığı Horatius Flaccus’a atfedilen “Ne gülüyorsun, anlattığım senin hikayen” sözü, ilk bakışta b0nus’un arkakapağında gereksiz bir bilgeliği işaret ediyor izlenimi vermektedir. Çünkü b0nus’ta yer alan şiirler ne görmüş-bilmiş-geçirmiş bir özneden ne de tasavvufi, felsefi veya Uzakdoğu öğretilerinden dolayımsız etkiler taşımaktadırlar. Söz konusu bilgelik değil ama hikaye ise bu çok daha makul ve mümkün sayılabilir. Çünkü, ilk bakışta dilin kemiksiz doğası içinden, herhangi bir sınıra gereksinim duyulmadan, savrulmalardan oluşmuş bu şiirler, hikayeden yoksun sayılmayabilirler de görmüş geçirmişlik nosyonu bakımından olsa olsa çana ot tıkama babında bir bilgeliği temsil edebilirler. Bu tür bir temsil mümkün ama pek kitabi olmadığından makul sayılmaz. Kelimenin tarihsel devamı
Haz 16 2009
Kâmil Eşfak Berki’nin Mostar Köprüsüne Ağıt şiirinin diğer şiirleri yanında güzide bir yeri vardır. Bizim bu şiir üzerinde durmamızı gerektiren ve aynı zamanda bu şiire seçkinlik vasfı kazandıran husus, günümüz şairinde bir eksiklik olarak gördüğümüz, Berki’de somutluk kazanan şairin çağına olan ilgisi, duyarlılığı ve hassasiyetidir. Biz bu yazımızda Berki’nin hassasiyetindeki soyluluğun nedenleri üzerinde duracağız. devamı
Haz 16 2009
Sezai Karakoç’ta merkezileşen Büyük Diriliş Şiirinin son halkasını oluşturan, şiir sanatında kendine özgü bir şiir kavrayışı olduğunu bildiğimiz bir şairdir Kâmil Eşfak Berki. 40 yıla yakın bir emeği vardır şiirimize. Genel şiir kamusunda saygın bir konumu olduğu bilinir. Ancak yine de bu güne kadar etraflıca konuşulmamıştır şiiri ve düzyazıları. Yorulmak bilmeyen bir çaba. Titizlik. Ciddiyet. Bu üç tanımlama en çok, İsmail Demirel’in işaret ettiği üzere Berki ve şiirine yakışıyor. devamı
Haz 16 2009
Dergiler iki çeşittir: polemik yazılarıyla gündem belirlemeye çalışan dergiler ile alçakgönüllü bir çabayla kendi yolunda ilerleyen dergiler. Bunun arası yok. Ya sert kavga yazıları kaleme alacaksınız ya da mütevazı bir duruşla kendi yolunuzda yürüyeceksiniz.
Gençlik damarım polemikçi dergilerden yana aksa da büyülü gözlerle ve samimi hislerle onları takip etmekten kendimi alamıyorum. Büyülü gözlerle çünkü dervişane bir eda buluyorum bu dergilerin tavırlarında, davranışlarında. Bir haber metni niteliği taşıyabilecek değerde metinler de yer almıyor değil bu dergilerde. Adeta ‘dergicilik taşrada da yapılabilir’ diyen bunu gözüme gözümüze sokan bir duruşları var. ‘beni al’ diyen, ‘beni oku’ diyen içtenlikli dergiler bunlar. devamı
Mar 23 2009
Eskittiğimiz Yalnızlıklar İşe Yaramıyor:
Edip Cansever’in Poetika Sözlüğü (*)
“Benim giysilerim başka bugün: Sıkıntı, suçluluk duygusu, bir tuhaf acı”
(Edip Cansever)
Acı: Bir bakıma acı olmayan ne var? Biz isteyelim de, herhangi bir şey acı olmasın; bir olay, herhangi bir şey… İnsan acıdan yapılmıştır; demenin çok yüce bir anlamı var (59).(**)
Ahmet Hamdi Tanpınar: Ortaokuldayım. Tanpınar’ın kardeşi Kenan Bey velim (66)
İlk kitabımı, İkindi Üstü’nü o sıralar çıkarıyorum (..) Önüme gelene veriyor ya da yolluyorum. Varlık’ta Melih Cevdet’in kısa bir tanıtması çıkıyor. Seviniyorum. Orhan Veli, sanırım adı “Karikatürden Şiir” adlı bir yazı yazıyor. Benim bir mısramı alarak, böyle mısra yazılmaz anlamına bir şeyler söylüyor. (..) Oysa şimdi mısra hep böyle yazılıyor. Ha, kitabı yayımlamadan önce Tanpınar görmek istiyor, bir ramazan günü, Tünel’de Narmanlı Yurdu’ndaki yerine gidiyorum. Çay fincanlarının içinde kahve getiriyor ve başlıyor okumaya. (Merakla bekledim, bekledim. Bitirdi, gözlüğünü çıkarıp masaya koydu. Ve dedi: Bunlar çok güzel şeyler, ama çok. Ne var ki hiçbir şiir değil”. Hiçbir şey anlamadım tabii. Bütün odayı röprodüksiyonlarla doldurdu, bana uzun uzun resim anlattı, müzikten, Valery’den söz açtı. Bir süre sonra çıktım. Doğru Haşet’e gittim. Bir sürü resim aldım, Valery’nin Melange’ını aldım. Ertesi gün bir Fransızca hocası tuttum, aylarca ders aldım (67).
Alkol: Alkolle işleyen bir saatim var şimdi. Kimi zaman sabahlıyorum (57).
Bugüne kadar içkiliyken tek satır yazmış değilim. Ben çok sağlıklı bir kafayla yazarım. Hem sağlıklı bir kafayla, hem de küçük, ufak tefek mutluluklarla şiir yazmayı deniyorum, ya da yapabiliyorum. Alkolle katiyen. Alkol beni tamamen uyuşturur (299).
devamı
Şub 04 2009
Medeniyet Karşısında Şair
Medeniyet dünyasında medenilerin davranış biçimleri yapaylıkla,yapmacıkla,sahtelikle maluldür.Şairin dünyasında sahici olan vardır.Bu sahici olan,dil yoluyla şiir biçiminde açığa çıkar.İnsanoğlunun en sahici dili,şiirdir.Şiirde dolaylama yoktur.Şair söyleyeceğini direkt söyler.Biz buna doğrudan konuşma diyoruz.Şiirde gerçek etkisi aranmaz.Şiir zaten gerçektir.Bu biribirinden kopuk ifadelerin tek ortak noktası; bir hak arama dili olarak şiirin,medeniyet karşısında takındığı tavır daha doğrusu şairin ödün vermez onurlu duruşudur. devamı
Oca 29 2009
Nesi var Türkiye’nin İsmail?
Devlet anamız, duldu hani, neye gebe?
Doğuracağı bir memleket şairi olacaksa karışmayalım bu işlere
Sen borcunu kapatmaya çalış vakti vaktine
Sayısalda aşırıya kaçma
Bıyık bırak dişlerine baktır
devamı