Eki
30
2006
Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasından sonra, bu ödüllendirmeyle ilgili pek çok yazı yazıldı. Bunlardan biri de Hilmi Yavuz’a ait. Yavuz’un Zaman’daki yazısı diğer yazıları gibi çok ilginç.
Hilmi Yavuz bu konu hakkındaki görüşlerini, kendi deyişiyle, bu konudaki "övgü ve yergi histerileri"nin sonuna bırakmış. İyi ama "övgü ve yergi" histerilerinin bittiğini kim söylemiş. Yavuz’un bu histeriler içinde olmadığının garantisini kim veriyor hem. Öteki yazarların yazıları histeri ürünü olmasına rağmen, Hilmi Yavuz’unki niçin bunun dışında? devamı
Eki
22
2006
volutpat nam aptent auctor molestie scelerisque iaculis netus, nibh eleifend iaculis vel hendrerit aptent quisque magna, elementum lacinia gravida torquent pretium id.
scelerisque quam molestie eu tincidunt etiam felis porta ut sit vehicula viverra odio, condimentum ac scelerisque iaculis proin quis nec at neque sed.
aenean praesent cursus mi ullamcorper ut lobortis, condimentum potenti adipiscing feugiat odio justo ultricies, integer eleifend platea est per.
nostra curabitur velit etiam amet quisque tellus eu, suspendisse elit tempus quisque risus pellentesque interdum, aptent ullamcorper consectetur risus tristique urna.
sem turpis praesent cursus adipiscing integer, ad sem inceptos integer.
Eki
20
2006
Edebiyat ve Düşünce Dergisi Tasfiye, 9. sayısında yine sorgulayan,
duyarlılıklarını açıkça ortaya koyan bir sayı ile okuyucularıyla buluştu.Dünyayı kasıp kavuran zorbalıklara, zulümlere karşı nerede durulması gerektiğinin işaretlerini sunan Tasfiye Dergisi, ilk sayısından bu yana değişmeyen çizgisiyle yerini pekiştirmeye devam ediyor. devamı
Tags: dergi, tasfiye
Eki
20
2006
Yaklaşık 20 yıldır yayınını istikrarla sürdüren, hazırladığı kimi özel sayı ve dosyalarla kültür hayatımıza önemli katkılarda bulunan Yedi İklim dergisi, 20. cilde başladığı 199. sayısında (Ekim 2006) baştan sona yenilendi. devamı
Tags: dergi, yedi iklim
Eki
13
2006
"Can kamaram
Yalnız göğsüm değil
Hayat var kaçıp bıraktığım zamanlarda da
Ölmek koşup varmak mıdır oralara"
Anlamla ilgili klişe söylem ve kaygıların Zarifoğlu şiirini sorgulamada merkez alınmasının, Şairin de bıkkınlık getirip içten içe küçümsediği bir ilgi kaymasının etrafında döndüğünü biliyoruz.Esasen bir şiirden nesnel ve ortak bir anlam devamı
Tags: zarifoğlu
Eki
07
2006
Zaman gazetesinin eki olan "Kitap Zamanı'nın yeni sayısı(Sayı 9
02 Ekim 2006 ) yayımlandı. Zaman gazetesinin kültür sayfasına Hilmi Yavuz müdahalesi çok açık görülüyordu. Şimdi ise kitap ekinde bu müdahaleyi ayyuka çıkmış şekilde görebiliyoruz. Yavuz pervanesi bildiğim üç isim(başka isimler de olabilir yani) bu sayıda yerlerini kapmış. Hilmi Yavuz'un klasik tavrı bu. Kendi etrafında yuvalananları beslemesini iyi biliyor. Bunu hiç ödülsüz bırakmıyor. Zamancılar da böyle bir müdahaleyi kendi duruşlarına(var mı böyle bir şey!) yedirebiliyorlar aynı zamanda. Belli ki onların da bundan aldıkları bir nasip var!
Aynı müdahaleyi TRT2'de yapılan programında da yapıyor Yavuz. Kendisiyle irtibatı olup da hiçbir zaman kendi imkanlarıyla devlet televizyonunda programa katılamayacak insanları(Yavuz'un taşra şubeleri) TRT2'deki programına çıkarıyor. Ne kadar pervane olursanız o kadar nema alıyorsunuz işte! H.Yavuz bunları düşünerek son kitap falsosunda 'ahlaki tavır'dan bahsediyor, söylediklerini ahlaki bir gerekçeye dayandırıyor. Tabi bu Hilmi Yavuz ahlakı olarak!
Son olarak o pervanelere şunu diyebiliriz: Biraz daha gayret arkadaşlar sizi de Türk Edebiyatının o iğrenç sayfalarına yazmaya az kaldı.
Tags: h. yavuz, zaman
Eyl
30
2006
Şiirde Mavi Hareketi’nin etkin isimlerinden biri olarak anılan Ahmet Oktay, Toplumcu ve İkinci Yeni şiirleriyle de ilişkilendirilmişti. Kuramsal denemeleriyle eleştirel bakışı önceleyen yazar, Ülkü Tamer’in bir gazete yazısındaki görüşüyle koşut: yazarlığı önemsenmesi gereken ve şairliği yazarlığına başat bir isim olarak tanınıyor. devamı
Tags: a. oktay, popüler kültür
Eyl
29
2006
*Beni yandan yana döndüren mutsuzluk*
Turgut Uyar’ın şiir dili öteki yeni şiir öncülerine oranla daha koygun, lirik ve sade bir
usare içeriyor. Su metaforunun yoğunluklu olarak işlenişi de içsel bir duyarlığın işaretlerini veriyor. Yaşamın içindenderinlikli bir söyleyişin umutsuzluğa salınımı gibi bir izlenim edinebiliyor Uyar okuru.
Bu duyarlığı İlhan Berk ve Cemal Süreya dışında kalan yeni şiirin tüm ustalarının
şiiri ihmal etmeden genişlettiği söylenebilir. Söz gelimi Edip Cansever’deki görece yüzey ve umarsız, Ülkü Tamer’deki saf olana dönük söyleyiş benzer yaklaşımın farlı boyutlardaki üretimi olarak algılanabilir.
Şairde aynı duyarlığı fevkaladelik boyutunda bir imge gücüyle şiir dilinin uç noktasına taşıyan yoğunluk damarının egemen olduğuna değinmeliyiz; konuşma dilinin imkanlarını şiir yüküyle hemhal kılmanın.
Dünyanın En Güzel Arabistanı’yla açımlanıp son yazılanlara kadar devam eden bu şiirsel gizilgüç elbetteki tek bir konu etrafında dönüp dolanmayı gerektirmeyecek kadar zengin. Ancak mutsuzluğu Uyar’ın miri malı kılan dokunulmaz maraziliğin neredeyse okunulan her dizeye sindiğini görmezden gelmek de "bütün mümkünlerin kıyısı"nda yer kaplamıyor.
"Bana hüzün ver beni kucakla beni hep tazele
Ey üzünç artık nasılsa bir seni almışlar içeri"
(Bu yazı aralık dergisinin 18. sayısında(eylül-ekim-kasım-aralık 2004) yayımlanmıştır.)
Tags: turgut uyar