Tem
01
2006
Tanzimatın eşiğinde tomurcuklanan kültürel değişme daha sonraları siyasal, sosyal ve devlet erkinde ortaya çıkan kırılma hareketleriyle palazlanma sürecine girmişti.Henüz miadını tamamlamamış ve çok daha mündemiç açılımlarla dallanıp budaklanmış kültürel köksüzlük ve kaos ortamı, değişik yabancılaşma, farklılaşma vasıta ve yaklaşımlarıyla gündelik hayatın tastamam orta yerinde arz-ı endam etmeye devam ediyor.Kıymetler sisteminin eni konu sarsıldığı, birleştirici noktalarda odaklanacak yerde, yeni ve yapay ayrışma nedenlerinin sürekli bir dayatışla daha fazla »
Haz
23
2006
Siyahî, sayı 7 / Bahar 2006 “Nietzsche Özel Sayısı” Yayınlandı! Siyahî İki Aylık Kültür Dergisi Adres: İstiklal Caddesi, Halep İş Hanı, Kat:5/55 Beyoğlu, İstanbul Tel/Faks: 0212 2441944 e-posta: editor@siyahi.net online satış www.ideefixe.com (Editoryal) İyi yaptıysam, susalım Kötü yaptıysam – gülelim Hep daha da kötü yapalım, Daha da kötü yapıp, daha da kötü gülelim, Kara toprağa girene kadar. Siyahî, bu sayıyısıyla beraber hem mahalle hem de daha fazla »
May
26
2006
Kertenkele dergisi kurucularından Muhammet Esat Eroğlu 23 Mayıs 2006 sabahı 07.30 sıralarında kendi kullandığı özel aracı ile elim bir trafik kazası sonucu İstanbul’da vefat etti. 1975 Trabzon doğumlu ve KTÜ. Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümü mezunu olan Eroğlu özel bir dershanede çalışıyordu. Yayınına bir süre ara verdikleri Kertenkele dergisini arkadaşları ile yeniden çıkarmaya başlayan Muhammet Esat Eroğlu aynı zamanda Yedi İklim, Düşçınarı, KitapHaber ve MerdivenŞiir gibi dergilerde de yazı ve şiirlerini yayınlamıştı. 24 Mayıs günü ikindi vakti şair ve yazar arkadaşlarının da katıldığı cenaze töreni ile Trabzon / Arsin’deki köyüne defnedilen şaire Allah’tan rahmet diliyoruz. “ yabanın gidip gelmesi bulandırır üstündeki tülü hayal ediyorum yaşadığımız gerçeğin gereğini ey tablet duygusu esenlik dindiren zengin acı kovulduğun yerden erinçle salındı yüzün üstümde parşömenin dudakları filida’nın şermin’in birikiyor şehir buzulları arasında yalpalanarak sıtmanın kalıyor teatraları bulan zazalar haber alınamayarak yüksek burçlar inşa etti havva adım atan yangın yerinde konuk kimdir üç aşırı adamdan başka; musa turhan, zekeriya ertürk, hasan tahsin …………” Muhammet Esat Eroğlu. İçi Ruh Dolu Bir Çarşı-III. Kertenkele dergisi. Mayıs-Temmuz 2006. Sayı 10
May
02
2006
önsöz ve içsöz’üne, merhaba babında bir ilksöz olarak kertenkele edebiyat ve düşünce dergisi şunları söylüyor; atılan adımların ilkinden başlayarak bir içdökümü yapmak, derginin tarih cetvelini ortaya koymak adına çeteleleri nasıl tuttuğumuzun bilgisini verecektir. ilk altı sayısıyla trabzon ve ordu’da soluk alan kertenkele, bu dönemde gençliğin ve dinamikliğin vermiş olduğu kıvraklıkla oldukça hızlı bir yol alış yaşadı. tanpınar’ın da dikkatle üzerinde durduğu amatör ruhun can verdiği ilk altı sayı belki de küllenmiş olan dergi tarihinde bir kor olma özelliğini yaşattı. profesyonel olmak detayları gözden kaçırtıyor insanoğluna yani artık taşlar yerine oturuyor ve sarsıntılar için oturup daha fazla »
Mar
31
2006
Batılılaşma virüsünün yarımada sınırlarının dışına taştığı zamanlarda, başşehrimizde, peydahlanmış olmalı bu söylem: Bizde eleştiri yok. Başlangıçta niyet iyi kabul edilse bile sonrası malûm bu hikâyenin. ‘Hiç mi?’ diye soran çıkmaz meselâ. ‘Hiç mi?” diye bir soruyu sorudan saymak dâhi kâbil değilken hatta. daha fazla »
Mar
19
2006
Vedat Eğilmez
Gerçekte, eğitimimizi mahvetmeyi hedef alan, görünüşte ise onu kurtaracak yegâne formülmüş gibi algılanan bir takım boş inançlara sahibiz Türk toplumu olarak. Bunların nereden ithal edildikleri ve amaçlarının neler oldukları ayrıca araştırılması gereken birer konu olduğundan burada bahis konusu etmeyeceğim. Bu yazıda bu inançların neden batıl oldukları üzerine düşüncelerimi söyleyeceğim sadece. Bilmek, her hangi bir konuda etraflıca malumat sahibi olmak demektir. Bilgileri hafızanızda tuttuğunuz zaman o konuyu biliyorsunuz demektir. Eğer unutursanız o konuyu bilmediğiniz zamana geri dönersiniz. Demek ki bilgilenmek, malumat toplamak ve onları hafızada saklamakla mümkün olan bir süreç. Ezberci eğitime karşı olmak bu anlamda eğitimimizi törpüler inancındayım. Malumat edinme ve onları akılda tutmaya karşı olmak bir eğitimci olarak yaptığım işi inkar etmem anlamına gelir. Karşılığında yüceltmemiz beklenilen değer ise; yorum. Birbirlerini yok eden iki kavrammış gibi sunulur dikkat ederseniz her dile getirildiğinde. Bir bilgiyi ezberlediğinizde ilişkili konularda yorum yapma yeteneğimi kaybediyorum, kim diyebilir merak ediyorum. Ezberimde olduğu için düşünemem sadece olduğu gibi söylerim, çok ezber yaptığım için artık yorum yapma yetim yok, gibi sözler hiçte savunulacak kadar mantıklı görünmüyorlar bana açıkçası. Hafızanız ne kadar güçlüyse, yorumunuz da o kadar kısır olur düşüncesine inanmak, bence, at nalının uğur getireceğine inanmaktan daha mantıklı değil. İkinci değerlendireceğim boş inanç ise hızlı okumanın çok faydalı bir şey olduğu kanısıdır. Bu inancın ezber konusundaki inançla ayni türden olduğunu, hatta aynı memleketten ihraç edilmiş kardeş düşünceler olduğu belli. Ezber yoksa yavaş ve dikkatli okumanın da bir anlamı yok, değil mi. Kendisine has birtakım tekniklerle okunan metnin neyden bahsettiğini anlayacak kadar fikir edinme, bir takım intibalarla kısa süre sonra yazıdan doğrulma okumak demek değildir. Bir yazıdan alabileceğimiz bir sürü nimet varken bunlardan sadece konusunun ne olduğuna talip olmak, her hangi bir mesele hakkında bilgi sahibi olmak gibi bir külfet altına girmektense sadece haberdar olmak gibi bir kolaylığı seçmek elbette Osmanlı’yı da yıkar Amerika’yı da. Hızlı okuma tekniklerini kullanarak okuduğumuz bir metinde göz ardı ettiğimiz hususlara batkımızda şunları görürüz: edebi nitelik yani sanat, yazarının aktarmaya çalıştığı duygu ve duyuş, düşünme üslubu ve ifade çeşitliliği. Bunlardan hangisi feda edilmeye değer sizce? İhraç edildiği yerlerde sadece okumaya pek vakti olmayan, gazete haberleri gibi anlaşılma açısından değersiz metinleri okumada politikacılarından ve ajanlarından yüz bulan teknikleri fuzuli itibarla onurlandırmak öyle zannediyorum ki yalnız bize ait bir özellik.
Mar
04
2006
Adım henüz hiçbir olaya karışmamışken
Temiz bir ziyareti hırsızlık yapmak için
Değerlendirmek istemem korkunç;
En güzel elbiselerimi ve en güzel duruşunu saçımın
Evimde pahallı mobilyaların
Hesabımda baş döndürücü rakamların
Varlığını anımsatacak şekilde
Yanıma almam dehşet;
Ve izleyeceğim yolun gönlümdeki haritası
Müthiş planlarımla
Sana gelmiştim.
daha fazla »