May
02
2006
önsöz ve içsöz’üne, merhaba babında bir ilksöz olarak kertenkele edebiyat ve düÅŸünce dergisi ÅŸunları söylüyor; atılan adımların ilkinden baÅŸlayarak bir içdökümü yapmak, derginin tarih cetvelini ortaya koymak adına çeteleleri nasıl tuttuÄŸumuzun bilgisini verecektir. ilk altı sayısıyla trabzon ve ordu’da soluk alan kertenkele, bu dönemde gençliÄŸin ve dinamikliÄŸin vermiÅŸ olduÄŸu kıvraklıkla oldukça hızlı bir yol alış yaÅŸadı. tanpınar’ın da dikkatle üzerinde durduÄŸu amatör ruhun can verdiÄŸi ilk altı sayı belki de küllenmiÅŸ olan dergi tarihinde bir kor olma özelliÄŸini yaÅŸattı. profesyonel olmak detayları gözden kaçırtıyor insanoÄŸluna yani artık taÅŸlar yerine oturuyor ve sarsıntılar için oturup daha fazla »
Mar
31
2006
BatılılaÅŸma virüsünün yarımada sınırlarının dışına taÅŸtığı zamanlarda, baÅŸÅŸehrimizde, peydahlanmış olmalı bu söylem: Bizde eleÅŸtiri yok. BaÅŸlangıçta niyet iyi kabul edilse bile sonrası malûm bu hikâyenin. ‘Hiç mi?’ diye soran çıkmaz meselâ. ‘Hiç mi?” diye bir soruyu sorudan saymak dâhi kâbil deÄŸilken hatta. daha fazla »
Mar
19
2006
Vedat EÄŸilmez
Gerçekte, eÄŸitimimizi mahvetmeyi hedef alan, görünüÅŸte ise onu kurtaracak yegâne formülmüÅŸ gibi algılanan bir takım boÅŸ inançlara sahibiz Türk toplumu olarak. Bunların nereden ithal edildikleri ve amaçlarının neler oldukları ayrıca araÅŸtırılması gereken birer konu olduÄŸundan burada bahis konusu etmeyeceÄŸim. Bu yazıda bu inançların neden batıl oldukları üzerine düÅŸüncelerimi söyleyeceÄŸim sadece. Bilmek, her hangi bir konuda etraflıca malumat sahibi olmak demektir. Bilgileri hafızanızda tuttuÄŸunuz zaman o konuyu biliyorsunuz demektir. EÄŸer unutursanız o konuyu bilmediÄŸiniz zamana geri dönersiniz. Demek ki bilgilenmek, malumat toplamak ve onları hafızada saklamakla mümkün olan bir süreç. Ezberci eÄŸitime karşı olmak bu anlamda eÄŸitimimizi törpüler inancındayım. Malumat edinme ve onları akılda tutmaya karşı olmak bir eÄŸitimci olarak yaptığım iÅŸi inkar etmem anlamına gelir. Karşılığında yüceltmemiz beklenilen deÄŸer ise; yorum. Birbirlerini yok eden iki kavrammış gibi sunulur dikkat ederseniz her dile getirildiÄŸinde. Bir bilgiyi ezberlediÄŸinizde iliÅŸkili konularda yorum yapma yeteneÄŸimi kaybediyorum, kim diyebilir merak ediyorum. Ezberimde olduÄŸu için düÅŸünemem sadece olduÄŸu gibi söylerim, çok ezber yaptığım için artık yorum yapma yetim yok, gibi sözler hiçte savunulacak kadar mantıklı görünmüyorlar bana açıkçası. Hafızanız ne kadar güçlüyse, yorumunuz da o kadar kısır olur düÅŸüncesine inanmak, bence, at nalının uÄŸur getireceÄŸine inanmaktan daha mantıklı deÄŸil. İkinci deÄŸerlendireceÄŸim boÅŸ inanç ise hızlı okumanın çok faydalı bir ÅŸey olduÄŸu kanısıdır. Bu inancın ezber konusundaki inançla ayni türden olduÄŸunu, hatta aynı memleketten ihraç edilmiÅŸ kardeÅŸ düÅŸünceler olduÄŸu belli. Ezber yoksa yavaÅŸ ve dikkatli okumanın da bir anlamı yok, deÄŸil mi. Kendisine has birtakım tekniklerle okunan metnin neyden bahsettiÄŸini anlayacak kadar fikir edinme, bir takım intibalarla kısa süre sonra yazıdan doÄŸrulma okumak demek deÄŸildir. Bir yazıdan alabileceÄŸimiz bir sürü nimet varken bunlardan sadece konusunun ne olduÄŸuna talip olmak, her hangi bir mesele hakkında bilgi sahibi olmak gibi bir külfet altına girmektense sadece haberdar olmak gibi bir kolaylığı seçmek elbette Osmanlı’yı da yıkar Amerika’yı da. Hızlı okuma tekniklerini kullanarak okuduÄŸumuz bir metinde göz ardı ettiÄŸimiz hususlara batkımızda ÅŸunları görürüz: edebi nitelik yani sanat, yazarının aktarmaya çalıştığı duygu ve duyuÅŸ, düÅŸünme üslubu ve ifade çeÅŸitliliÄŸi. Bunlardan hangisi feda edilmeye deÄŸer sizce? İhraç edildiÄŸi yerlerde sadece okumaya pek vakti olmayan, gazete haberleri gibi anlaşılma açısından deÄŸersiz metinleri okumada politikacılarından ve ajanlarından yüz bulan teknikleri fuzuli itibarla onurlandırmak öyle zannediyorum ki yalnız bize ait bir özellik.
Mar
04
2006
Adım henüz hiçbir olaya karışmamışken
Temiz bir ziyareti hırsızlık yapmak için
DeÄŸerlendirmek istemem korkunç;
En güzel elbiselerimi ve en güzel duruÅŸunu saçımın
Evimde pahallı mobilyaların
Hesabımda baÅŸ döndürücü rakamların
Varlığını anımsatacak şekilde
Yanıma almam dehşet;
Ve izleyeceÄŸim yolun gönlümdeki haritası
MüthiÅŸ planlarımla
Sana gelmiÅŸtim.
daha fazla »
Mar
02
2006
hüseyin cöntürk’ün kitabı yayımlandı. sanırım bu saatten sonra kimse cöntürk’ü okumaz. cöntürk’ün göstermiÅŸ olduÄŸu büyük gayret edebiyatımızda yerini bulmakla birlikte, ÅŸu saatten sonra kimse onun gibi olmayı, onun yolundan gitmeyi istemez. bunu özellikle son metinleri haricindeki metinleri için söylüyorum. cöntürk’ün eserlerinde iletmek istedikleri türk okuru tarafından,bu yönde kaygısı olanlar için, alınmıştır. kaygısı olmayanlar için denecek bir ÅŸey yok tabi. türk edebiyatının belli bir vasatını oluÅŸturanların zihninde cöntür’ün söyledikleri yer etmiÅŸtir. dolayısıyla cöntürk müzeye kaldırılabilir. cöntürk’ten bize onun göstermiÅŸ olduÄŸu gayret ve son dönem yazılarının göstermiÅŸ olduÄŸu istikamet kalmıştır.
Feb
18
2006
Yom sanat dergisinin kapağı için bir göstergebilim denemesi//Gösterge Avcısı Yom yeni sayısını(ocak-ÅŸubat 2005-22) göstergebilime ayırmış. İçinde göstergebilimle ilgi birbirinden güzel yazılar yer alıyor. Derginin kapağına ise Derrida’nın fotoÄŸrafı konmuÅŸ. Derrida’nın kapaÄŸa taşınmasının sebebi nedir? İlkin ÅŸöyle düÅŸünülebilir, derginin dosya konusu madem göstergebilimdir, o zaman bu konuyu akla ilk getiren isim kapaÄŸa konulabilir. Bu ihtimallerden bir tanesi. Dolayısıyla Derrida fotoÄŸrafı göstergebilimi çaÄŸrıştıracak, göstergebilim konusu da Derrida’yı. Böylece kapak göstergesi iÅŸlevini yerine getirmiÅŸ olacak. Halbuki böyle bir ÅŸey yok. Derrida deyince kimsenin aklına göstergebilim, göstergebilim deyince Derrida gelmez. Derrida’nın bu alanı tam anlamıyla temsil ettiÄŸi düÅŸünülmüÅŸ. Halbuki postyapısalcılık, ya da daha alt bir kavram olan yapısöküm deyince aklımıza Derrida geliyor, gelmeli. Dolayısıyla ortada gösteren ile gösterilen uyuÅŸmazlığı var. Peki bu Derrida göstereni neyin gösterilenidir ki? Ya da Derrida fotoÄŸrafı neyi gösterir? Derrida, ünlü bir filozof, bir entelektüel. Herkesin dilinde, zihninde yer etmiÅŸ; etmemiÅŸ birçok kiÅŸinin de zihninde yer etmesi uÄŸraÅŸtığı bir isim. Yer etmesi için yapılan uÄŸraşın sebebi ÅŸu: Zihninde ya da dilinde Derrida ismi yer etmiÅŸ kiÅŸi, entelektüel düzeyi yüksek sayılır. Herkes bunun az buçuk bilincindedir. Böylece dergi kapağında yer alan Derrida göstereninin gösterileni de yom dergisinin kendi düzeyini ortaya koyma isteÄŸidir. Yoksa göstergebilim dosyası deÄŸildir. Peki böyle bir isteÄŸin bir gösterilen olarak ortaya konmasının gösterileni nedir? Ya da böyle bir istek neyi gösterir? Böyle bir istek tabiki yokluÄŸu gösterir. Çünkü hiçbir kimse kendinde olanın ihtiyacını hissetmez.Bu yokluk acaba derginin istenen düzeyden yoksunluÄŸunu mu(böylece dergi bu fotoÄŸrafla bu eksiÄŸini gizlemiÅŸ olacak), yoksa derginin düzeyinin fark edilmesi beklentisini mi(böylece, bakın biz dilimize kimi dolamışız, zihnimiz neyle meÅŸgul), ortaya koyar?
Feb
18
2006
“Kendilerini Tanrı sanıyorlar.. ama satıyorlar da.. yaÅŸam herkes için çok zor.” -A.Camus- Yukarıdaki epigraf bizim yüklediÄŸimiz anlamıyla kültür endüstrisinin lokal bir çözümlemesi olarak algılanmamalı.Hatta böyle bir mekanizmanın iÅŸlerliÄŸinden bahis açabilmek bile DonkiÅŸotvari bir sataÅŸmanın gülünçlüÄŸüne sürükleyebilir iddia sahibini.Yazınsal erk,yazınsal saygınlık,yazınsal ödünsüzlük siyasal olarak da iktisadi olarak da ideolojik olarak da daha fazla »
Feb
18
2006
Adem Ertan
-I- Herhangi bir ÅŸeyin gönüllü parçası olmaktan tutun da onu sahiplenmeye kadar varan aidiyet yelpazesinin tam ortasına, “merkez hattı”nda sizce ne olmalı?Hangi olmazsa olmaz özellik olmazsa insan kendisini bir yere ait hissedemez de kendisini orada hep bir misafir, hatta…hatta bir sığıntı olarak görür? Bence bu sorunun, aidiyet yarasının veya daha doÄŸru bir ifadeyle “aidiyet yokluÄŸu”nun varlığı, hayal ve hatıra yokluÄŸu ile paraleldir. daha fazla »