Eyl 22 2006

Merdivenşiir’de Baki Ayhan Röportajı Fantazisi

Gönderen: ismail bektaşoğlu | Kategori: baki ayhan t.- dergi- merdiven |2,296 okunma | Print This Post/Page

 

Merdivenşiir dergisinin 10. sayısını okuyorum.Derginin bu sayısında dikkatimi çeken yazılardan biri de Baki Ayhan T. ile yapılmış röportaj. Gerçekten tuhaf bir röportaj. Tuhaflığı şuradan kaynaklanıyor: Hasip Bingöl akademik şairle yaptığı röportajında ısrarla şairimizle alay ediyor sanki. Bay akademik şair de  kendisine yöneltilen bu alayları, röportajı yapanın hoş bir şakası olarak anlamaya çalışıyor.Bunda da epeyce ısrar ediyor şair. Hasip Bingöl’ün yönelttiği birkaç soru hariç tüm sorular akademik şairi iğneleyici içerikte. Gerçekten tuhaf bir diyalog. daha fazla »

25 Yorum

Eyl 18 2006

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Eserlerinde Din ve Aile

Gönderen: aralikdergi | Kategori: e-kitap |1 okunma | Print This Post/Page

 Aşağıdaki linkte Menderes Bayram’a ait ‘Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Eserlerinde Din ve Aile’ adlı çalışma bulunmaktadır. Pdf formatında hazırlanmış kitabı indirmek için linki tıklayınız.

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Eserlerinde Din ve Aile

Yorum Yok

Eyl 16 2006

Kalk ve Yaralarını Sula

Gönderen: serdar akdağ | Kategori: şiir |1 okunma | Print This Post/Page

KALK VE YARALARINI SULA
             (SAKLI)
 
 "dolu bir boşluğu doldurup boşaltmak işimiz*"
 
Bu çiçeklerin göğü esenliği dokunuşun
Yerin iğdiş kıyımı gibi sonrasızlığa
Serin sakin ermiş yanlarıyla ışıltılı
Derinlikli sızısı bazı mutad ağrıların
İçini bir orman kılan bütün akıntılarıyla
 
Karaltısı bir şehrin akarkenki uzaklığı
Ama içinde ama koygun sathında ama bin yıllık
Sekirkiğiyle uğraksız dehlizinde kaybolmanın
Bir ayeti suçluluğu ezberlemek gibi arı
 
Ey hep kendi karasını yüklenen kuzgun belası
Bu karmaşayı kekre bulantılarla yoklayan
Sağanakta koşan atların hırçınlığı susuzluğa
Hançerede kadim soluyuşlarla yol bulan
Yazgıya bin selâmla boyun eğişin salası
 
Bu bizim iliğinden sızarken kandığımızdır
Toplumun bir yanı çöl damarının suladığı
Büyüttüğü nöbetin semptomun ağunun
Durularak bu bizim bakakaldığımızdır.
 

  *M.C.A

Yorum Yok

Ağu 27 2006

Yaşasın Edebiyatımız!

Gönderen: aralikdergi | Kategori: haber |1 okunma | Print This Post/Page

Çağdaş Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden, öykü ve roman yazarı Muzaffer Buyrukçu evinde ölü bulundu.Buyrukçu’nun öldüğü, perşembe günü yalnız yaşadığı Gaziosmanpaşa Bağlarbaşı Mahallesi Menekşe Sokak 16 numaralı evden gelen kokular nedeniyle komşularının polisi araması üzerine ortaya çıktı.

4 Yorum

Ağu 08 2006

Dehrin Tutsak Yüzünün Başka Yolcularla da Turlardın

Gönderen: serdar akdağ | Kategori: şiir |1 okunma | Print This Post/Page

DEHRİN TUTSAK YÜZÜNÜ BAŞKA YOLCULARLA DA TURLARDIN

(I)
İçinin yanık kokusuyla uyanan şehirdir gövden
Varlığını ve yokluğunu bir müebbetten
Ustalıklı anlamlar çıkarabilen
Çok gün eskiten yılgınlığın aşılmaz duvarında

Kaydında koyu bir dalgınlık sonra..

(II)
İğva söylemli günlerle burada
Dehrin tutsak yüzünü başka yolcularla da turlardın

Ölüm ey bezgin buluşma
Bir alışkanlık olarak yorgun adamların
İzini süren yağma
Ey bahçesiz ham soluk
Kumunu yutkunduğum çöl
Gizini sarındığım siyah
Eteğine tutunduğum dağ
Kara karanlık mezra

İçinden atımı akıttığım geçit
Suyuna adımı yazdıran daha

(III)
İşte koru saklı tandır
Barkodlu ekmek
Yomsuz tecim gökdeleni
Ücretli ve Azrail’den izinli
Bir hafta sonu gezmesi
İçinde yaşam olmayan şiir
Gibi misillemedir

Gerçeğe aldanış ceza
Çünkü yaşam yaşam olmadığını gizlemektedir*
_______________________________________________________

*Yaşam artık yaşam olmadığını gizleyen bir ideolojiye dönüşmüştür

-Adorno-


Yorum Yok

Ağu 05 2006

Postmodernizm ve Şiir

Gönderen: aralikdergi | Kategori: çeviri |1 okunma | Print This Post/Page

" ‘Muhtaç İnsan’ olarak Postmodern Özne: Postmodern ve Hipermedyalaşmış Bir Toplumda Kimlik Oluşumu ve Şiir" adlı pdf formatında hazırlanmış yazıyı aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz. Yazı Aralık dergisi için İbrahim Bektaşoğlu tarafından çevrilmiştir.dosyayı indirmek için  bağlantıyı tıklayınız.  http://aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/postsiir.pdf

Yorum Yok

Ağu 04 2006

Ey Türk Okuru

Gönderen: aralikdergi | Kategori: haber |1 okunma | Print This Post/Page

Edirne’den Kars’a Türk okurunun profiliTürk okuru, son yıllarda tarih kitaplarını elinden düşürmüyor. İnternette kitap satışı yapan İdefixe’in araştırmasına göre, Türk okuru, tarihi anlatan roman ve araştırmaları tercih ederken, Türkiye’nin en çok okuyan ilinin de İstanbul olduğu ortaya çıktı. Hangi iller hangi kitapları okuyor, en çok talep hangi kitaplara? İşte araştırmanın sonuçları…

Yorum Yok

Tem 31 2006

Temsil

Gönderen: aralikdergi | Kategori: Kategorilenmemiş |1 okunma | Print This Post/Page

TEMSİL: (ing. representation)
1- Genel olarak, bir nesnenin (söz gelimi bir kavram, kişi ya da zamanın) yerine bir başkasını koyma, geçirme veya ikame etme.
2- Bir şeyin, bir olgunun ya da nesnenin, dışsal bir gerçekliğin başka bir düzlemde, dil ya da düşüncede, aynen hiçbir anlam veya içerik kaybı olmadan yansıtılması, betimlenmesi
3- biraz daha özel olarak da, göstergelerin anlamlarının yerine geçirilmesi.
4- Siyasette, bir kurumun, bir topluluğun, sosyal bir grup ya da sınıfın sözcülüğünü yapma, onlar adına, çıkarlarını koruma amacıyla hareket etme. Bu bağlamda, genel iradenin sadece milletin temsilcileriyle vücut bulabileceğini ve yalnızca bu vekillerle ifade edilebileceğini öne süren ulusal egemenlik teorisine temsil teorisi denmektedir. Modern düşüncenin en önemli kavramlarından biri olan ve özne-nesne, temsil eden temsil edilen, gösterge-gösterilen ikiliğini varsayan temsil kavramı ilk kez olarak Nietzsche tarafından sorgulanmıştır. Politikada demokratik temsile inanmayan, epistemolojik nesnellik konusunda fazlasıyla kötümser olan Nietzsche’nin demokratik temsile karşı çıkmasının esas nedeni, onun bu tarz bir temsilin toplumda sayıca çok olan güçsüz ve vasati bireyler üzerinde tahakküm kurmalarına imkan sağladığı inancıdır. Özellikle resimsel anlam teorisi bağlamında temsilin doğası üzerinde yoğunlaşan Ludwig Wittgenstein da, dilsel görecilikle dilin indirgenemez çoğulculuğunun bir şeyi, bir gerçekliği temsil etmeyi imkansız hale getirdiğini söyler. Aynı şekilde, temsil pratiğinin son 300 yıllık tarihini inceleyen Foucault, 17. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında temsilin yansız, nesnel, bilinçli ve evrensel bir düşünce olduğunu, fakat onun, 19. yüzyılın başından itibaren, özne olarak insanın doğuşuyla birlikte, karmakarışıklaşıp belirsizleştiğini öne sürer. Temsilin özne ve nesnesi arasındaki ikilik kaybolduğunda, onun öznesi ve nesnesi ayrı ve bağımsız olmayıp, sıkı sıkıya bağlantılı hale geldiği zaman, Foucault’ya göre, basit-, doğal-, ve sahici-olmayan bir temsil ortaya çıkmıştır. Postmodernistler de işte bu temelden hareketle, temsilin sıkıcı, aldatıcı, saygısız ve tahrif edici olduğunu öne sürerler. Temsil, onlara göre, hem siyasi, hem de sosyal, kültürel, epistemolojik ve dilsel anlamda, keyfi bir şeydir. Temsilin kötü ve tehlikeli bir şey olduğunu öne sürerken, onu hakimiyet ve tahakkümle özdeşleştiren postmodernistlere göre, aldatıcı, mekanik ve sahtekarca olan temsil, sadece çarpıtmaya işaret eder. (Kaynak: Felsefe Sözlüğü, Ahmet Cevizci, Paradigma Yayınları, 2002)

Yorum Yok

21 Sayfa: « İlk Sayfa ... « 14 15 16 [17] 18 19 20 » ... Son Sayfa »