Kas
06
2007
"..O her gün kendini öldürerek usu
Kınında saklı bir intihar gibi bırakan.."
(s.a.)
"Açlığı da ölümü de hiç sevmem" diyordu şâir Metin Eloğlu. Yaşamı ve ölümü kolaylaştıran şeylerin bir arada bulunabilirliğine yabancı kalmayacak bir hayatı sırtlamış olmasına rağmen, seküler bir kaymanın dahası bir alışkanlığın kolay terk edilemeyeceğinin eksikliğine yapılan gönderme ve insancıl etkiyle. Kişi yaşamaya meyyâl bir donanımla yaratılıyor olsa da yaşamın ne denli yaşamaya elverişli olduğunu sorgulamak gerekiyor. Bunu başarabilenlerin en başında geleni kuşkusuz Albert Camus. İntiharı varoluşun diğer kutbunda konuşladığı bir anlam kapısı olarak kurmuştu felsefesini. Mezkûr konu bir sistematiği gereksinmediği için tekil ve özgün, ayırt edici ve farklı yaşamlar, bakışlar da zuhûr etmişti daha öncesi ve sonrasında. devamı
Eki
30
2007
Yayın koordinatörlüğünü Osman Özbahçe’nin yaptığı Ebabil Yayıncılıktan dördü şiir, biri hikaye olmak üzere beş yeni yayın. İbrahim Aladağ’ın ve sitemiz yazarlarından Mustafa Celep’in ilk şiir kitapları yayımlandı. Hayırlı olsun diyoruz. Zor olsa da inşallah umdukları ilgiyi görürler. devamı
Tags: ebabil
Eki
26
2007
Giriş
Şiirde kişisel trajedi sahicilik temeline dayanmalıdır.Konuşmanın doğallığını yakalamış bir şairi bekleyen bir tehlike var:sahte şiir algısı.Şair şiiriyle büyük bir şeye işaret etmeli,bir atmosfere,bir ufka sahip olmalı her şeyden önce.Sezai Karakoç’un şiiri buna en tipik örnektir.Karanlık, boğuk bir şiirden bir çıkış yolu önermesini bekleyemeyiz.Günümüz şiirinin temel zaafıdır bu:kendi içinde dönenip durmak.Şair kendinden dışarı çıkmasını bilen bir adamdır aynı zamanda.Nesnel bir durumda kişisel destanını yazmaya yönelmiş bir şairin farkındalığı yüksektir.Şiirini inceleyeceğimiz Cafer Keklikçi’de bu dışsalık-nesnellik yok.Hep bir şeylerden rahatsızlık duyan şair,sürekli söylenip duran bir hal üzeredir.Kendisiyle barışık bir şiiri yok Keklikçi’nin.Biz Sezai Karakoç’tan öğrendiğimize göre,şair kendisiyle barışık olandır.Cafer Keklikçi’nin şiiri dış çevreyle ve kendiyle uyumlu,sükunet verici bir kaynaktan beslenmiyor. devamı
Tags: cafer keklikçi
Eki
12
2007
Mevlana’nın Sesi,Hakikatin Sesi
“Can nedir?Hayırdan,şerden haberdar olan,lütuf ve ihsana sevinen,zarardan yerinip ağlayan şey.
Madem ki canın sırrı,mahiyeti,insana hayrı,şerri haber vermede…şu halde hakikatten kimin daha ziyade haberi varsa o,daha canlıdır.”
Kimimiz sıkı ve çetrefil ilişkilerin olduğu kalabalık ve yoğun şehirlerde yaşıyor,kimimiz durgun bir deniz yüzeyi gibi billurlaşmış bir sessizliğin ortasında,kendi can’ına,kendi akl’ına,kendi ruh’una dikkat kesilmiş müsekkin bir kıyı kasabasında,kimimiz taşrada bir ovanın bir bozkırın ortasında,tabiatin sükun verici şefkatine mahzar,kimimiz bir otoyol kavşağında araba gürültüleriyle müzmin;‘dünya’ denen macerada yazı’mızı okur,yaşar,sökmeye çalışır,tedris ederiz.Herkes hakikatin yazı’sıyla mühürlüdür bu evrende,saat çalınca tedrisatı tamamlayıp kalkar gideriz. devamı
Eyl
28
2007
Yasak Meyve 28 ve görsel şiir
yasak meyve dergisinin 28. sayısısı çıktı. bu sayının dosya konusunu ‘görsel şiir’ oluşturuyor. dosya konusun görsel şiir olması gayet iyi oldu. bu alanda daha fazla yazıya ve çalışmaya ihtiyacı var türkiye’nin. tabiki yazma kadar okumaya da ihtiyacığımız var bu alanda. ihtiyacı poetikhars ve bununla ilintili siteler, bugüne kadar büyük bir performansla sağlamaya çalıştı, çalışıyor. ama oradaki yazıların istenen düzeyde okunup üzerine düşünüldüğü, kafa patlatıldığı söylenemez. bu işin de meşhur türk tembelliğine ve birikimsizliğine rastgeldiğini söyleyebiliriz. devamı
Tags: dergi, görsel şiir, yasak meyve
Eyl
17
2007
İmgeler Nasıl Düşünür?
Ron Burnett
devamı
Tags: metis
Eyl
12
2007
O, Başkası Değildir!
Ah Muhsin Ünlü’nün Şiirini Anlama Denemesi
Şiirde, kişisel farklılığı yakalayan bir şair Muhsin Ünlü. Bu onun en özgün yönü kanımca. Şiirlerinde bu olgu, anlamı kendine ait kılmış izlenimi vererek, iletişime kapalı bir duruşu akla getirebilir ki bu asla doğru değildir. Bu ifade ile tersi bir anlamın varsayımını da kastediyor değiliz. Nedir kişisel farklılığı yakalamak? Çıkarsamalar yaparak açıklamaya çalışalım: Bir ustanın gölgesinde şair olma heveslileri gibi kendisini ustasına kanıtlamak üzere şiirler yazmadığı ortada. Yine, İsmet Özel’in Rönesans döneminde başladığından söz ettiği “bir güzel söz sanatı, ‘ifade-i meram’ türlerinden” şiirlere de rastlamıyoruz onda. Şiir ortamında çoğunlukta olan fakat Muhsin Ünlü’de olmayan bu ve benzer alışkanlıklar bilinçli bir biçimde elenince, farklılığın, Muhsin Ünlü’nün birey-oluşundaki ısrarından kaynaklandığını açıklıkla görme imkânı buluruz. Kendinde olan yahut kendileşmiş sözdür onda şiir. Çünkü o, başkası değildir. devamı
Tags: ah muhsin ünlü
Eyl
09
2007
ERGİN GÜNÇE’NİN ŞİİR IRMAĞI(*)
"Aklımla ben birbirimizi oynatıyoruz
Tarlam yağmura, esintiye, deliliğe açıktır"
İlk bakışta çağrışım düzeyinde bir şiir olarak ortaya çıkıyor Ergin Günçe’nin şiiri. Yukarıdaki iki dizenin uyardığı yansılar da " kolay kolay ulaşılamayacak pırıltılı bir zekânın, engin bir hayal gücünün " işaretlerini veriyor, Ülkü Tamer’in söylemiyle. Gencölmek ve Türkiye Kadar Bir Çiçek’teki şiirler, mezkur dizeler gibi daha nicesinin kapsandığı, sözün akışkan damarının somutlandığı kavşaklar. devamı
Tags: ergin günçe
Eyl
07
2007
ANIMA MUNDI:
İsmet Özel’in Poetik Sözlüğü (*)
“Dünyaya ne halimiz varsa görelim
diye gelmedik; dünyaya gelişimiz
halimizin ne olduğunu öğrenelim diyedir.
Şiirle halimin ne olduğunu merak ettiğim
için meşgul oldum” İ.Ö.
Açıcı Olmalı Şiir: Günümüz Türkiye’sinde yayın alanını kaplayan şiirleri önceden hazırlanmış ve defalarca uygulanmış formüller içinde kalan, tanımlanabilir ufuklar içinde kalan ve en önemlisi bir başka yazılı metne ‘tercüme edilebilir’ cinsten şiirlerdir. Oysa ülkemiz Batılılaşma sürecine girdiğinden beri şiir hayatımızdaki yerini edebiyat ve toplum meseleleri karşısında açıcı (Arapçası fâtih) olmakla kazanmıştı. Bugün yine bizim için önemini koruyacaksa, bize yeni bir bilinç alanını açmakla bunu başarabilir (2006; 42, 43).(**) devamı
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6
Tags: ismet özel, poetik sözlük
Eyl
04
2007
TROPİKA:
Lale Müldür’ün Poetik Sözlüğü (*)
Ahmet Güntan: Camlı bir köşkte, kendini kalbinden vuran şair (38).
Geometrik bir zekâ, bir mimar bakışı belki, olağanüstü yapı dizeleri. Nietzsche’ye göre; mimar ne Dionizyak’tır, ne Apollonisyen. Artistik dışavurum arayan, dağları yerinden oynatan ‘Güçlü İrade’yi temsil eder. Gurur, ağırlık ve yerçekimine karşı zafer ve güç sistemi kendini bir yapıda görünür kılar. En yüksek güç ve güvence duygusu, ifadesini ‘görkemli stil’de bulur. Kendini ispata çalışmaya bir güç, hoşa gitmeye çalışmaktan hoşlanmayan, kendi içinde dinlenen, yasalar arasında bir yasa: görkemli bir stil’le kendinden konuşan şey…İşte budur (39). devamı
Tags: lale müldür, poetik sözlük