Eyl
07
2007
ANIMA MUNDI:
İsmet Özel’in Poetik Sözlüğü (*)
“Dünyaya ne halimiz varsa görelim
diye gelmedik; dünyaya gelişimiz
halimizin ne olduğunu öğrenelim diyedir.
Şiirle halimin ne olduğunu merak ettiğim
için meşgul oldum” İ.Ö.
Açıcı Olmalı Şiir: Günümüz Türkiye’sinde yayın alanını kaplayan şiirleri önceden hazırlanmış ve defalarca uygulanmış formüller içinde kalan, tanımlanabilir ufuklar içinde kalan ve en önemlisi bir başka yazılı metne ‘tercüme edilebilir’ cinsten şiirlerdir. Oysa ülkemiz Batılılaşma sürecine girdiğinden beri şiir hayatımızdaki yerini edebiyat ve toplum meseleleri karşısında açıcı (Arapçası fâtih) olmakla kazanmıştı. Bugün yine bizim için önemini koruyacaksa, bize yeni bir bilinç alanını açmakla bunu başarabilir (2006; 42, 43).(**) devamı
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6
Tags: ismet özel, poetik sözlük, şair
Eyl
04
2007
TROPİKA:
Lale Müldür’ün Poetik Sözlüğü (*)
Ahmet Güntan: Camlı bir köşkte, kendini kalbinden vuran şair (38).
Geometrik bir zekâ, bir mimar bakışı belki, olağanüstü yapı dizeleri. Nietzsche’ye göre; mimar ne Dionizyak’tır, ne Apollonisyen. Artistik dışavurum arayan, dağları yerinden oynatan ‘Güçlü İrade’yi temsil eder. Gurur, ağırlık ve yerçekimine karşı zafer ve güç sistemi kendini bir yapıda görünür kılar. En yüksek güç ve güvence duygusu, ifadesini ‘görkemli stil’de bulur. Kendini ispata çalışmaya bir güç, hoşa gitmeye çalışmaktan hoşlanmayan, kendi içinde dinlenen, yasalar arasında bir yasa: görkemli bir stil’le kendinden konuşan şey…İşte budur (39). devamı
Tags: lale müldür, poetik sözlük, şair
Eyl
02
2007
Türk şiiri, içinde bulunduğu zamanın maddi koşulları başta olmak üzere bilinç ve algının değişimine bağlı olarak yeni deneyimlere kapılarını iyice açacağa benziyor. Serkan Işın’ın şiiri barkot-bonûs ile birlikte düşünme çabası işin bir yanında yer alırken, Muhsin Ünlü’de gözlemleme imkânı bulduğumuz kesintili, şizofren bilinç deneyimleri bir başka gösterge olsa gerektir. devamı
Tags: hakan şarkdemir, şair
Ağu
29
2007
Tembellik ve kafa karışıklığıyla
A okuması
Kitap ben-oluş üzerine kurulur. Bu ben oluş ‘Şarko’ öznesi üzerinden oluşturulur. Kitapta doğrudan bir ben oluş yoktur. Şair bize bu ben oluşu ‘Şarko’nun yokluğuyla yaşatır. Ben’in oluşu, bu yok oluşa göredir. Tabii bunları kitabın asıl bölümünü oluşturan Şarkoname’ye göre yazıyorum. Kitabını çekirdeğini bu bölüm oluşturuyor çünkü. devamı
Sayfalar: 1 2
Tags: hakan şarkdemir, şair
Ağu
19
2007
Belli bir duyarlık eğitiminden geçmiş her şiir okuru kendisine sunulan veya çeşitli koşullarda muhatap olduğu şiir metninin işlevi ya da belirli etkileri üzerinde düşünme gereği duyar.Günümüzde yazılan şiirin bir şey söylemesi,bir özden hareket etmesi ya da konuşma gerekçesinin olması gerektiği üzerine düşünceler ileri sürülmüş ve sürülmektedir.Aslında her şair şiir üzerine düşünürken kendi yazdığı ya da yazılmasını istediği bir şiiri öne sürer.Metni etrafında görüşlerimizi ifade edeceğimiz Eliot da esasında bu metni yazarken kendi şiirinin işlevini gündeme getirme niyeti taşır.Şiire hayatında hatırı sayılır bir yer açan her şair adı geçen metni ciddiye almalıdır. devamı
Tags: Kategorilenmemiş
Ağu
17
2007
İYOTİKA:
Ahmet Güntan’ın Poetik Sözlüğü (*)
“Sevmediğim sınıfın içinde
Bu beyin kimyasıyla doğdum
Ben. Dura baka dura baka.
İster istemez şair oldum.”
Mahkeme Kitap’tan
Allah’ı Olan Modern Şiir : Allah’ı olan modern bir şiir yazılabilir mi? Yani Türkiye’de bir şair tabiata (aslında dünyaya: hayvana, suya, eşyaya, canlıya, cansıza) bakacak, ama eskiler gibi onlarla tek bir hamuru paylaştığını bilerek bakacak, yani Türk olacak, buralı olacak, modern olacak. Son bir şey daha: tekniğin yoklamasından da geçecek (127)(**).
devamı
Tags: Ahmet Güntan, poetik sözlük, şair
Tem
26
2007
1.Dosya "Eski Edebiyat’a Yeni Yorumlar"(Kitaplık 107, temmuz-ağustos 2007)
2.Betül Tarıman: Doğu’nun gerilimli şairi: Sezai Karakoç – (Gösteri 290, yaz 2007)
3. Yadigar Ercan: İkinci Yeni kırılma(sı) -(Gösteri 290, yaz 2007) devamı
Tags: Kategorilenmemiş
Tem
10
2007
Bu dünyaya ne halimiz varsa görmeye gelmedik, halimizi öğrenmeye geldik.Dünya hali dediğimiz insanlık durumu içsel ve dışsal olanı da içinde barındırır.İçsel olan dışsal,dışarlıklı olanın bir yansımasıdır ya da iç evrenimizde yaşadıklarımız dışa doğru bir açılım gösterir.İçimizden dışımıza doğru açıldığımızda bizi nesnel,katı,sert ve soğuk bir gerçeklik karşılar.Kainatta her şey birbiriyle bağlantılı.Yaşadığımız ‘dünya hali’ içimizde olanın bir göstergesidir.İçimize,ruhumuza bir değerlilik atfedersek dışımızdakiler de(kainatın her bir unsuru) bir anlama kavuşur.İnsan da zaten bir anlam sahibi değil midir?İşte bizler,ademoğulları olarak bir anlam elde etmek,bir anlama sahip olmak için koşturur dururuz. devamı
Tags: Kategorilenmemiş