<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ARALIK EDEBİYAT &#187; serkan ışın</title>
	<atom:link href="http://www.aralikedebiyat.com/kategori/serkan-isin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aralikedebiyat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 17:22:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>B0nus’un Anlattığı Hikayeye Giriş-II</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/b0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/b0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 22:05:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[serkan ışın]]></category>
		<category><![CDATA[bonus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/b0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii.html</guid>
		<description><![CDATA[4. Barkod Ne, Kolpo Kim? Barkod, ticari &#252;r&#252;nlerin &#252;zerinde yer alan dikd&#246;rtgen bi&#231;iminde, inceli kalınlı dikey &#231;izgilerden oluşan sembole verilen ad. Bu sembol, b0nus&#8217;ta yer alan bir &#246;nermeyle g&#252;ndemimize girmiş bulunuyor: Şiirin tarihi barkod&#8217;larla belirlenir. İşlevi, i&#231;erdiği referans numarasını barkod okuyucu aracılığı ile bağlı bulunduğu bilgisayara aktarmak.&#220;r&#252;nlere ait bilgiler &#246;nceden bilgisayara kaydediğinden, barkod okuyucunun ilettiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>4. Barkod Ne, Kolpo Kim? </strong></p>
<p>Barkod, ticari &uuml;r&uuml;nlerin &uuml;zerinde yer alan dikd&ouml;rtgen bi&ccedil;iminde, inceli kalınlı dikey &ccedil;izgilerden oluşan sembole verilen ad. Bu sembol, b0nus&#8217;ta yer alan bir &ouml;nermeyle g&uuml;ndemimize girmiş bulunuyor: Şiirin tarihi barkod&#8217;larla belirlenir. İşlevi, i&ccedil;erdiği referans numarasını barkod okuyucu aracılığı ile bağlı bulunduğu bilgisayara aktarmak.&Uuml;r&uuml;nlere ait bilgiler &ouml;nceden bilgisayara kaydediğinden, barkod okuyucunun ilettiği referans numarası bu bilgileri harekete ge&ccedil;iriyor ve &ouml;zellikle &uuml;r&uuml;n&uuml;n fiyatının <span id="more-630"></span><!--more-->kasada &ccedil;abucak işlem g&ouml;rmesi sağlanıyor. Bu sistemde &ccedil;ok sayıda &uuml;r&uuml;n&uuml;n transferinin yapıldığı b&uuml;y&uuml;k alışveriş merkezlerindeki olası yığılmaları &ouml;nlemek gibi m&uuml;şteri lehine bir faydası olsa da, asıl faydasının satıcı y&ouml;n&uuml;nden; satılan mal, stoklar, yeni siparişler ve kazanılan para hesabındaki anlık verilerin izlenmesiyle ilgili olduğu kolayca tahmin edilebilir. Kendi halinde işlemleri hızlandıran, hesapta yanlışlığı olmayan faydalı bir sistem s&ouml;z konusu. Ama barkod&#8217;un şiire, şiir tarihine iktisadi cepheden m&uuml;dahale edici &ouml;zelliği a&ccedil;ısından bakılınca masum olmadığına h&uuml;kmetmek gerekecektir.  </p>
<p>Kolpo ise biraz karışık. Bilardo oyununda vuruş anlamında yabancı bir terim. Futbolda şut karşılığı bir yerde. Yaygın kullanımı ise dalevere (Argo). Şiirin tarihini barkod gibi vuruş/dalevere de belirleyen konumunda. Şair dalevereyi değil de, kolpo s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; tercih ettiğine g&ouml;re hem bilardo oyunundaki vuruş anlamını hem de dalevere anlamını birlikte değerlendirmeliyiz. Barkod&#8217;un iktisadi terim olarak şiire/sanata dışarıdan m&uuml;dahalesi ticari yayıncılık, fiyatlarda indirim, meta estetiği, &ccedil;ok satmanın edebi değer olarak lanse edimesi, sanat&ccedil;ının sahici g&uuml;ndem belirleme &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sabote etme veya sanatı magazinleştirme, televizyon-gazete-dergi gibi yayınlarda &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınıf yazarlara tanınan imkanlar, reklam vb. y&ouml;ntemler ile g&uuml;ndem oluşturma y&ouml;nleri kolpo&#8217;nun belirleyiciliği konumuna g&ouml;re &ccedil;ok daha a&ccedil;ık, anlaşılır g&ouml;z&uuml;kmektedir.  Bu nedenle kolpo&#8217;yu bilardo oyunu i&ccedil;inden mi kurgulamalı yoksa başka y&ouml;nden mi? Belirsiz g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Bu belirsizliği &ouml;nermenin hemen altında yer alan Tosun imzasıyla bertaraf etme imkanı bir &ouml;l&ccedil;&uuml;de var. Ş&ouml;yle ki; &quot;şiirin tarihi barkod&#8217;larla belirlenir&quot; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n altında, s&ouml;z&uuml;n sahibini belirten isim yerinde &quot;barkod sembol&uuml;&quot; yer alırken, &quot;şiirin tarihi kolpo&#8217;larla belirlenir&quot; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n altında ise &quot;Tosun&quot; ismi/imzası bulunmaktadır. Adeta bu isim/imza (Tosun) o s&ouml;z&uuml;n altına yazılmasa m&uuml;mk&uuml;n koşutluk kurulmayacak, dolayısıyla barkod sembol&uuml; de bir &ouml;zneye teşmil olunmayacaktır. Biri isimdir diğeri isim değilse de ismi işaret eden bir im/belirti/damga olmaktadır. Şu halde şunu sormalıyız: Tosun ile barkod uygun bir koşutluk mudur?</p>
<p> <strong>5.Tosun</strong></p>
<p>Bilindiği gibi Tosun, &ouml;zellikle umumi helaların duvar ve kapılarına cinsel i&ccedil;erikli, k&uuml;f&uuml;rl&uuml; s&ouml;zler yazan anonim bir fig&uuml;rd&uuml;r. Bir bakıma ihtiya&ccedil; giderme pozisyonundaki rahatlama halinde; ya can sıkıntısının ya da bir t&uuml;r uyumsuzluk (veya hazımsızlık) nedeniyle kişisel bir oyun gibi başlatılmış olmalıdır. Muhtemelen &ouml;nce okul, sonra cami ve diğer &ccedil;arşı, pasaj helalarına sı&ccedil;rayan bu sevimsiz oyunda aynı cemiyete mensup bazı kişilerin g&ouml;rece gizlilikleri a&ccedil;ığa vurulur, başkaları karşı c&uuml;mleler yazar, bir başkasından alakasız bir k&uuml;f&uuml;r ortamı iyice gerer&#8230; Son safha Tosun&#8217;a aittir. Tosun, helaların duvar ve kapılarına yazı yazmanın &#8216;su&ccedil;&#8217; olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmektedir. Ne var ki aynı su&ccedil;a iştirak etmekten yani, yazı ile karşılık vermekten başka bir se&ccedil;eneği de yoktur. &quot;Yazı yazma helaya / başın girer belaya&quot; c&uuml;mleleri ile başlayan ve &#8216;hela yazını&#8217;na g&ouml;re uzunca sayılabilecek tekerlemesini en okunaklı bi&ccedil;imde, en uygun yere sabırla yazar. B&ouml;ylece helaların kapı ve duvarlarına seviyesiz yazılar yazanlara, anlayacakları dilde karşılık verilmiş ve hadlerini bildirmiş olur. Cemiyetin hem oluşturup, yaşattığı hem de eylemini su&ccedil;tan saysa da bertaraf etmediği/edemediği bu fig&uuml;r tanıksızdır: Kimse helalara yazı yazan benim demez. Bu nedenle herkes potansiyel olarak hem Tosun&#8217;dur hem de Tosun mağduru. Alenen konuşulmadığından, bu zan ve mağduriyetten rahatsızlık da duymaz. Tosun mağduru derken, tekerlemenin helaya yazı yazanlara karşı bir cevap niteliğinde başlamasına karşın, okuyana s&ouml;verek bitirmesini kastediyoruz. Burası hakikaten pek manidardır. Psikolojik ve toplumbilimsel yorumu fazlasıyla hak etmektedir. Konumuz bağlamında doğallıkla sorunsallaştırılacak husus, Serkan Işın&#8217;ın bağıntısız, yalın &quot;Tosun&quot; ibaresinin bu Tosun&#8217;la kurmayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z ilişkisi olacaktır. Bu bağlamda garanti verilemez elbette. Fakat şurası kesindir ki Serkan Işın&#8217;ın &#8216;Tosun&#8217; ibaresi bu netlikte başka bir fig&uuml;re de g&ouml;ndermede bulunmaz. Bir anonimlik vasfını &uuml;st&uuml;nde taşır gibidir. Şiir&#8217;e/şiir tarihine de ancak sermaye sınıfı kadar yakın d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Sonra &#8216;kolpo&#8217; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; her iki anlamda da Tosun tipolojisine uygun d&uuml;şmektedir.  </p>
<p><strong>6. b0nus</strong></p>
<p>Tosun&#8217;u ve Tosun&#8217;un psikolojik hali d&uuml;zleminde kurgulanan &quot;Şiirin tarihi kolpo&#8217;larla belirlenir&quot; &ouml;nermesini, b0nus&#8217;un ikinci b&ouml;l&uuml;m başlığı olan &quot;Haller&quot; / &quot;Yahya ve Haşim, dayanıksız t&uuml;ketim malları&quot; tanım c&uuml;mlesi ile b&uuml;t&uuml;nlemek, konuyu b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de toparlayacaktır. &quot;Haller&quot;den kuşkusuz insan davranışlarının t&uuml;m&uuml;n&uuml; anlamalıyız. Ancak bu genellik, mevcut g&ouml;stergeler parantezinde hallerin olumsuz ve&ccedil;hesinin s&ouml;z konusu edilmesi gerektiği y&ouml;n&uuml;ndedir. Unutmamalıdır ki konumuz şiir tarihinin belirleyenleri olan barkod ve kolpo ikilisidir. &quot;Şiirin tarihi barkod&#8217;larla belirlenir&quot; &ouml;nermesinin &quot;Reyonlar&quot; b&ouml;l&uuml;m başlığının altında yer alan &quot;Walter Benjanim neyin markasıdır?&quot; soru c&uuml;mlesi de g&ouml;steriyor ki her iki b&ouml;l&uuml;m, ilişki bakımından biribirine paralel, şiire/şiir tarihine g&ouml;re olumsuz-belirleyenler olarak konumlandırılmışlardır. Başka bir ifade ile şiir tarihinin y&ouml;n saptırıcısıdırlar. Anonim bir fig&uuml;r olan Tosun &ouml;zelinde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;llebilecek &quot;haller&quot;in anahtar c&uuml;mlesi &quot;Yahya ve Haşim dayanıksız t&uuml;ketim malları&quot; ifadesinde bu &ccedil;ok a&ccedil;ıktır. Burada Yahya Kemal ve Ahmet Haşim, şiir tarihinin ger&ccedil;ek belirleyenleri olmaları gerekirken &ouml;n adları ile alınarak sıradanlaştırıldıkları gibi g&uuml;n&uuml;birlik t&uuml;ketim nesnesi de yapılmışlardır. Aynı şekilde &quot;Reyonlar&quot; b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n anahtar c&uuml;mlesi olan &quot;Walter Benjamin neyin markasıydı?&quot; soru c&uuml;mlesi ile &uuml;nl&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r bir marka olarak kodlanmaktadır. Şu halde gerek sermaye gerekse t&uuml;ketici kılınmış toplum, şiir dışı ama şiire etkin g&uuml;&ccedil;ler olmaktadırlar. Ger&ccedil;i bu man&uuml;plasyon bilinmiyor değil. Adorno-Horkheimer başta olmak g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze değin bu konunun spek&uuml;lasyonu &ccedil;ok yapıldı. Bu nedenle asıl sorgulanması gereken b&uuml;t&uuml;n bunların poetik bakımdan ne anlama geliyor olabilecekleridir. Zaten k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir şiir kitabı (b0nus) i&ccedil;in ağır sayılabilecek bir y&uuml;k/y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;k altına girilmiştir ve dolayısıyla okurun, bu y&uuml;k&uuml;/y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;ğ&uuml; paylaşması istenmektedir. </p>
<p>Serkan Işın, zamanımızın sorunlarına, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve sanat&ccedil;ılarına; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve sanat&ccedil;ılarının d&uuml;ş&uuml;ncelerine, yaklaşım bi&ccedil;imlerine a&ccedil;ık tutuyor kendisini. İdeolojik kapanmalarla savunma pozisyonunda bulunmuyor. Kuşağı i&ccedil;in yapılan eleştirilerin başında gelen &#8216;rastlantısallıkla&#8217; aslında işi yok. b0nus&#8217;taki planlılık ve kurgu buna en a&ccedil;ık &ouml;rnek.Yanı sıra &quot;geleneğe eklemlenmek&quot; gibi sa&ccedil;malıklara prim vermemesi, şiir tarihinin &#8216;b0nus&#8217; gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k yapıtlarla bug&uuml;nden kurulmakta olduğuna inandığını g&ouml;steriyor. b0nus gibi irili ufaklı her yapıtın ticaret malı (meta) olarak &quot;barkod&quot;lanıp piyasaya s&uuml;r&uuml;leceği; t&uuml;ketmeyi varoluşunun koşulu sayan topluluk i&ccedil;in &quot;dayanıksız t&uuml;ketim malı&quot; olarak karşılık bulacağını hesap etmese, eserin adını b0nus koymazdı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bonus, t&uuml;ketimin &ouml;d&uuml;l&uuml;d&uuml;r. İlgin&ccedil; bir &ouml;d&uuml;ld&uuml;r bu, t&uuml;keticiye verilir ama kazanan hep sermaye olur. &quot;O&quot; harfini &quot;0&quot; yapılıp s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; okunmaz kılması da bundan. Bu haliyle b0nus, hem s&ouml;zeldir hem de g&ouml;rsel. S&ouml;zeldir &ccedil;&uuml;nk&uuml;, okunamaz olduğunu bilsek de ikramiyenin sıfır olacağını ifade eden, ironik bir s&ouml;zc&uuml;k sayarak &#8216;bonus&#8217; diye bir &ccedil;ırpıda okumamızdan. G&ouml;rseldir &ccedil;&uuml;nk&uuml; &#8216;b0nus&#8217; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n hecelenme imkanı/ihtimali yoktur. Bu durum, belki de &#8216;g&ouml;rsel şiir&#8217;e manalı bir g&ouml;ndermedir. Bundan nasiplenmesi gerekenlere gelince: Eseri, ticari &uuml;r&uuml;n diye barkodlayan sermaye iktidarı başta olmak &uuml;zere, sermayenin kolpocu şairi ve elbette şairin yoldaş bellediği samimi okur! Demek ki b0nus, bir yanıyla &ccedil;atışmacı/polemik&ccedil;i bir yanıyla da sahici kodlara sahiptir. Kuşkusuz hikaye yahut yenihikaye de buradan &ccedil;ıkarılacaktır. Polemik&ccedil;i ve sahici kodlar dikkate alınınca herkesin hikayesinin bir olması beklenemez. Bir anlamıyla kimisininki eski, kimisinki yeni!</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fb0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii%2F&amp;title=B0nus%E2%80%99un%20Anlatt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20Hikayeye%20Giri%C5%9F-II" id="wpa2a_2"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/b0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>b0nus’un Anlattığı Hikaye’ye Giriş-I</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/b0nus%e2%80%99un-anlattigi-hikayeye-giris-i/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/b0nus%e2%80%99un-anlattigi-hikayeye-giris-i/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 21:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[serkan ışın]]></category>
		<category><![CDATA[bonus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/b0nus%e2%80%99un-anlattigi-hikayeye-giris-i.html</guid>
		<description><![CDATA[1. X Değil, Y Değil Belki Z Pek &#231;oğumuzun ilk kez Cemil Meri&#231;&#8217;in denemelerinde karşılaştığı Horatius Flaccus&#8217;a atfedilen &#8220;Ne g&#252;l&#252;yorsun, anlattığım senin hikayen&#8221; s&#246;z&#252;, ilk bakışta b0nus&#8217;un arkakapağında gereksiz bir bilgeliği işaret ediyor izlenimi vermektedir. &#199;&#252;nk&#252; b0nus&#8217;ta yer alan şiirler ne g&#246;rm&#252;ş-bilmiş-ge&#231;irmiş bir &#246;zneden ne de tasavvufi, felsefi veya Uzakdoğu &#246;ğretilerinden dolayımsız etkiler taşımaktadırlar. S&#246;z [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<h3>1. X Değil, Y Değil Belki Z</h3>
<p>Pek &ccedil;oğumuzun ilk kez Cemil Meri&ccedil;&rsquo;in denemelerinde karşılaştığı Horatius Flaccus&rsquo;a atfedilen &ldquo;Ne g&uuml;l&uuml;yorsun, anlattığım senin hikayen&rdquo; s&ouml;z&uuml;, ilk bakışta b0nus&rsquo;un arkakapağında gereksiz bir bilgeliği işaret ediyor izlenimi vermektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b0nus&rsquo;ta yer alan şiirler ne g&ouml;rm&uuml;ş-bilmiş-ge&ccedil;irmiş bir &ouml;zneden ne de tasavvufi, felsefi veya Uzakdoğu &ouml;ğretilerinden dolayımsız etkiler taşımaktadırlar. S&ouml;z konusu bilgelik değil ama hikaye ise bu &ccedil;ok daha makul ve m&uuml;mk&uuml;n sayılabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, ilk bakışta dilin kemiksiz doğası i&ccedil;inden, herhangi bir sınıra gereksinim duyulmadan, savrulmalardan oluşmuş bu şiirler, hikayeden yoksun sayılmayabilirler de g&ouml;rm&uuml;ş ge&ccedil;irmişlik nosyonu bakımından olsa olsa &ccedil;ana ot tıkama babında bir bilgeliği temsil edebilirler. Bu t&uuml;r bir temsil m&uuml;mk&uuml;n ama pek kitabi olmadığından makul sayılmaz. Kelimenin tarihsel <span id="more-546"></span>anlamı bilgeyi y&uuml;celik imgesi bağlamında, s&ouml;z ve işlerinin gereksiz olamayacağı, az ama &ouml;zc&uuml;, bilgi ile hikmeti birlikte d&uuml;ş&uuml;nmeye koşullandırmaktadır.  Serkan Işın&rsquo;ın genel tutumu, g&ouml;r&uuml;şleri dikkate alınınca kitabi, genelge&ccedil;er, klişe t&uuml;r&uuml; şeylerin mevcut yapının onaylanması anlamında horg&ouml;r&uuml;s&uuml; hatırlanabilir, b&ouml;ylece bilgelik klişesinin olsa olsa yenibilgelikle, aynı şekilde hikayenin de yenihikaye ile yeniden &uuml;retilmiş olabileceği akla getirilebilir. Burası kuşkusuz &ouml;nemlidir. Mevcut gidişattan hoşnut olmayan bir kişinin bir hezeyan halinde veya sonu&ccedil;larını hesaba katmadan bir eylemin eyleyeni olarak kendisini bulmasıyla neredeyse bir olan bu bilgelik, kaba, cahil ama s&ouml;z&uuml;n&uuml; sakınmayan Karag&ouml;z (hatta Tosun) fig&uuml;r&uuml;n&uuml; hatırlatıyor. Bu fig&uuml;r b0nus bağlamında karşılığını buluyorsa Horatius&rsquo;un s&ouml;zleriyle iletilen hikayenin bizim de hikayemiz olma olasılığı kuşkusuz artacaktır. &Ouml;te yandan ister bilgelik, ister hikaye birlikte veya tek tek alınsınlar, bu kavramların batınında yer alan şairin a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarılmasını ve paylaşılmasını istediği bir &lsquo;meram&rsquo; olmalıdır. Horatius adı ve s&ouml;z&uuml;n&uuml;n Latince tekrarı ile akla gelen bilgelik nosyonu ve alıntıda, b0nus&rsquo;un varlık nedeni olduğunu imlediği hikaye, ortak bir paydayı vurgulayarak, y&uuml;zey okumayı da derinleştirmeye davetiye &ccedil;ıkarmaktadır. Bu haliyle b0nus &lsquo;senin hikayen&rsquo; ifadesinin karşılığı olabildiği oranda tanıdık ama y&uuml;zleşmeci ve İsmet &Ouml;zel&rsquo;in şiirin fetih&ccedil;i niteliği bağlamında da yolg&ouml;sterici, ufuka&ccedil;ıcı bir yapıtın ipu&ccedil;larına haiz g&ouml;z&uuml;kmektedir. Şu halde Horatius&rsquo;un s&ouml;z&uuml; bağlamında bilgelik yahut yenibilgelik; bu aşamada belirginleştiremediysek de hikaye, yahut yenihikaye araştırıcısını bekleyen konuların başlıcaları olarak belirtilebilir.    </p>
<h3>2. Yenibilgelik </h3>
<p>b0nus&rsquo;un arkakapağında yer alan Romalı bilge Horatius&rsquo;a ait s&ouml;z &uuml;zerine a&ccedil;tığımız bilgelik bahsi, eserin poetikasını anlamada g&ouml;sterilecek &ccedil;abaya değer bir yol mudur? Bu kavramı arkakapak yazısından &uuml;retmek, onu metinle ilişkilendirmek aşırı bir <a href="javascript:void(0);/*1245966799493*/"><img height="199" border="1" align="left" width="201" vspace="2" alt="" src="http://aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/Image/bonuskapak.jpg" /></a>yorumlama &ccedil;abası olarak g&ouml;z&uuml;kebilir. Unutulmamalıdır ki şairler okuyucularından her t&uuml;rl&uuml; dikkati beklerler. Poetikanın ilk kuralı &ouml;zen ve dikkat ikilisi sonrası cesarettir. Pek tabidir ki erkenci yargı, Serkan Işın ile bilgelik s&ouml;zlerini yan yana d&uuml;ş&uuml;nmekte zorluk &ccedil;ekecektir. Bir bakıma haksız da sayılmaz, sayılmamalıdır bu d&uuml;ş&uuml;ncede olanlar. Şiirlerinde s&ouml;vg&uuml; s&ouml;zleri, alay, aşağılama gibi ifadelere sık sık rast gelinen bir şair ile klasik anlamıyla bilgeliği yan yana d&uuml;ş&uuml;nmek elbette kabul edilmesi g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. S&ouml;z konusu bilge fig&uuml;r&uuml; Karag&ouml;z ile somutlanacak ise bunun pek &ccedil;ok şairin şiirinde &ouml;rneğinin olduğu kolayca ileri s&uuml;r&uuml;lebilir. Ne var ki bilgelik bahsinde ille de kastedilenin şiirlerden &ccedil;ıkıyor/&uuml;retiliyor olmamasıdır. Şiir dışı ama esere dahil s&ouml;zler var işin i&ccedil;inde. B0nus&rsquo;un b&ouml;l&uuml;mlerine, b&ouml;l&uuml;m başlarına d&uuml;ş&uuml;len s&ouml;zleri dikkate almadan eseri yorumlamak nasıl m&uuml;mk&uuml;n olabilir ki?  &ldquo;Yahya Kemal ile Haşim dayanıklı t&uuml;ketim malları&rdquo;; &ldquo;Şiirin tarihi kolpo&rsquo;larla belirlenir&rdquo; gibi s&ouml;zler esere sırf renk katsınlar diye eklenmiş değiller ki! Bu nedenle Serkan Işın&rsquo;ın poetikasını anlamada kesinlikle gerekli olan bu s&ouml;zleri, bilgelikle bi&ccedil;imsel ama i&ccedil;leri boşaltılmış ve yeni &ouml;zlerle doldurulmuş bir t&uuml;r bilgelik karşılığı olarak yeni bilgelik&rsquo;le ifade etmeyi uygun g&ouml;rmekteyiz. Horatius&rsquo;un &ldquo;ne g&uuml;l&uuml;yorsun, anlattığım senin hikayen&rdquo; s&ouml;z&uuml; iki bin yıllık bir ge&ccedil;mişe haiz, zamanlar &uuml;st&uuml; bir niteliktedir. İnsanların uygun durumlar karşısında her daim anmak zorunda kalacakları &ouml;nemdedir. Oysaki Serkan Işın&rsquo;ın b0nus adlı eserinde yer alan s&ouml;zler bağlamındaki bilgeliği bir amaca matuf, ama&ccedil; hasıl olunca unutulması neredeyse ka&ccedil;ınılmaz ve kalıcılık iddiasından uzaktır. Hi&ccedil; kuşkusuz bu nitelikler modern s&uuml;re&ccedil;le başlayıp modern-sonrası s&uuml;re&ccedil;le yaygınlaşan &ccedil;ağımız ger&ccedil;ekliğine ait olup, Serkan Işın&rsquo;la olduğu kadar, bizlerle de ilişkilidirler. Her t&uuml;rl&uuml; tanıtımda, reklamda sık sık karşımıza &ccedil;ıkan ifadeleri bu bağlamda d&uuml;ş&uuml;nmek olası bir yerde. Bir sokak k&uuml;lt&uuml;r&uuml; sayılan duvar yazıları bile yenibilgelik &ouml;rnekleri arasında anılabilir. Her g&uuml;n d&uuml;nyanın bir yerlerinde binlercesinin &uuml;retilip t&uuml;ketilmesi amaca matuf bir deyimleme olduğunu yeterince kanıtlıyor zaten. İlle de s&ouml;zl&uuml; olması gerekmeyebilir; &ccedil;ağdaş k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n g&ouml;rsel, sessel g&ouml;stergeleri bile yer yer yenibilgeliğe dahil edilebilirler. </p>
<h3>3. Şiirin Tarihi</h3>
<p>-Şiirin tarihi barkod&rsquo;larla belirlenir / Reyonlar<br />-Şiirin tarihi kolpo&rsquo;larla belirlenir / Haller<br />				tosun</p>
<p>Bu &ouml;nermeler b0nus&rsquo;ta b&ouml;l&uuml;m başlıklarını (Reyonlar, Haller) &ouml;ncelemekte ve eserin poetik &ccedil;er&ccedil;evesi niteliğine haiz g&ouml;z&uuml;kmektedirler. S&ouml;zlerin belirleyen (&ldquo;belirlenir&rdquo;) olarak barkod ve kolpo dışındaki s&ouml;zc&uuml;kleri aynıdır. Barkod&rsquo;un Reyonlara, kolpo&rsquo;nun ise Haller&rsquo;e karşılık geldiği varsayılabilir. A&ccedil;ıktır ki bu c&uuml;mlelerin kesinlikli ve tartışma kabul etmez niteliklerinin a&ccedil;ığa vurduğu ger&ccedil;ek, Serkan Işın&rsquo;ın iddialı bir kişilik olduğunu yansıtmalarıdır. Bildik anlamıyla bir poetik &ouml;ns&ouml;z yazıp g&ouml;r&uuml;şlerini kitaba eklememesi ikna amacı taşımadığına yorulabilir. B&ouml;ylece, hesap vermeyi reddeden bir kişilikle şu ya da bu &ouml;l&ccedil;&uuml;de karşı karşıya olduğunu dikkate alan her okur bağlılıkla, kopuş arasında kesinlikli bir tercihe zorlanabilir. Bu tercih durumunun arkasında olmak demek, kitlelerin şairi olmayı istememekle birdir. &Ouml;te yandan bu s&ouml;zlerin şairin &ouml;znel deneyiminden değil de, şiirin tarihinin hikemiyatından &ccedil;ıkarıldığı izlenimi edinmek de olasıdır ki meseleyi egodan koparıp akledilebilir bir ortalamaya &ccedil;ekme eğiliminde olduğu da g&ouml;z ardı edilmemelidir. B&ouml;ylece şair, iddialı g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; sağduyuya transfer ederek meselenin bir tarafı ama kaynağı olmadığını s&ouml;yler bir bakıma. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şiir, bireysel bir uğraş gibi g&ouml;z&uuml;kse de tarihten kopuk değildir ve ş&uuml;phesiz tarih k&uuml;lt&uuml;reldir, insanoğlunu şu ya da bu &ouml;l&ccedil;&uuml;de ilgilendirir.</p>
<p>Konunun &ouml;z&uuml;ne dair yapılacak olası bir tartışma; şiire dair g&ouml;zlem/tespit/deneyimin değil de şiire g&ouml;re ikincil sayılması lazım gelecek bir alan &uuml;zerinde durulması ger&ccedil;eği olacaktır: Şiirin tarihi. Sorun şu ki, şiirin kovaladık&ccedil;a ka&ccedil;an ufuk &ccedil;izgisine dair sayısız tanım, betimleme yapılmıştır ama şiirin tarihi kavramı &ccedil;oğunlukla ihmal edilmiştir. Bu tespit &ouml;zellikle şairler a&ccedil;ısından ge&ccedil;erlidir. &Ouml;te yandan, &uuml;lkemizde olduğu gibi, sinirleri alınmış, tartışmaya a&ccedil;ık u&ccedil;ları t&ouml;rp&uuml;lenmiş veya zamanaşımına uğrayıp evcilleştirilmiş bir edebiyat tarihi ger&ccedil;eği var. Batı etkisinde, &ouml;yk&uuml;nmeci stratejisi uzun yıllara yayılmış, gereksiz tartışmalarla enerjisini &ccedil;oktan t&uuml;ketmiş bu tarih, s&uuml;rekliliğine inanalar a&ccedil;ısından himayeci kurumlarda hedefsizleşmiştir adeta. Soru soramayan, sorduğunda da ahlak&ccedil;ılık yapmaya mecbur olan bu t&uuml;rden bir anlayışın g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde sesinin duyulamaz oluşuna şaşmamak gerekir. Modernleşme s&uuml;reci ile yalnızlaşan bireyin yaşamının sahiciliğine ve değerli olduğuna inanabilmesi i&ccedil;in kişisel deneyimlerinden kişisel &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerle yaralanması dışında b&uuml;t&uuml;n her şeyden kuşku duyması anlaşılmayacak şey değildir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ouml;nden/&ouml;nceden g&ouml;ren, bilen, meşru alanları tayin ve tertip eden anlayışların eleştirilmesine, alay konusu edilmesine (tosun) bu a&ccedil;ıdan bakmak gerekir. &quot;Şiirin tarihi barkod&#8217;larla/kolpo&#8217;larla belirlenir&quot; c&uuml;mlesindeki &quot;belirlenir&quot; vurgusu, anlayış farklılığından kaynaklanan &ccedil;atışmanın payını dışlamaz. Eskilerle yeniler, nesiller arasılık dahil, sırf yenilik arayışı kabilinden değerlendirmeler meseleyi ciddiyetinden uzaklaştıracağını hatırlatmakta yarar var. </p>
<p>Kısaca, b0nus&#8217;ta şiir tarihi &uuml;zerindeki ısrarlı duruşun, b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de, şiir derken, denilirken tarihten ve insanlıktan koparılıp, mutlaklaştırılmış bir s&ouml;yleme tanıklıktan kaynaklandığı kanısındayım. Şiirin her t&uuml;rden tahakk&uuml;me karşı var-oluş ger&ccedil;eği kesinlikli, tekrara dayalı, klişeci şiirbilgisi i&ccedil;in de s&ouml;z konusudur. Salt şiir d&uuml;ş&uuml;ncesi; tarih ile şiir birlikteliğinde olduğu denli insan ve insanlıkla i&ccedil; i&ccedil;e değildir, olamaz. Ayrıca, şiiri, şiir tarihi d&uuml;zleminde d&uuml;ş&uuml;nmek &ouml;ncelikle sahih (otantik) bir şiir kanalının varlığını kabul eder. Bu tutum yıkıcılıktan &ccedil;ok yapıcılık geni taşır. &Ouml;nceki zamanla sonrası zaman arasında bir eşitlik kurulamayacağına g&ouml;re, yaşanılan zamanın temel g&ouml;stergeleri ile tarihi yeniden kurmak gerekir.  </p>
<p><em>(Devamı edecek)</em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fb0nus%25e2%2580%2599un-anlattigi-hikayeye-giris-i%2F&amp;title=b0nus%E2%80%99un%20Anlatt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20Hikaye%E2%80%99ye%20Giri%C5%9F-I" id="wpa2a_4"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/b0nus%e2%80%99un-anlattigi-hikayeye-giris-i/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

