Nis
13
2007
Kitabın ilk şiiri olan Balon Olacak Masa’daki “yeni özne” bize Cansever’in şiiri karşıtlığında “sancak, memleket, eşekleşmenin tarihi, sevdası, memleketin dağı, taşı, uçan kuşu, bayrak, Türklük, türküler, din, iman, vatan, millet, Sakarya, öfke, fakirlik, yedi cet, yumruk” gibi değerleri getirir. Continue Reading »
Mar
24
2007
"Anlar birbirini kovalıyor ve biz buna zaman diyoruz. Narin kesitler… Devine devine saatleri, mevsimleri, yılları
oluşturuyorlar. Hep akarlar mı böyle? Yoo, hiç de zorunlu değiller. Kesilebilir de bu akış, başa alınarak yeniden
yaşatılabilir de. Ben anın içindeyim ve sorumluyum. Seçebilirim; bu konuda donatılarak yaratılmışım. Zaten sorumluluğum da mutlaka seçim yapmamı gerektiriyor."* Continue Reading »
Ara
08
2006
Serdar Akdağ
"Bir herşey, bir hiçlik"
Başlarken, buradaki kısa okumanın Nilgün Marmara şiirine yönelik
teknik ya da içeriksel çözümlemeler getirme, yargıya dönük
temellendirmeler sunma, bu dolayımla biçimselleştirme maksadını
taşımadığını açıklamalıyız.Belki başlangıçtan bu yana şiirin
konuşulduğu her alanda vurgu yapılmış olan anlam bileşenine Nilgün
Marmara şiirince aralanan kapıdan dağılmış çağrışımlara göz gezdirme
çabası olarak nitelenebilir bu çaba. Continue Reading »
Eki
13
2006
"Can kamaram
Yalnız göğsüm değil
Hayat var kaçıp bıraktığım zamanlarda da
Ölmek koşup varmak mıdır oralara"
Anlamla ilgili klişe söylem ve kaygıların Zarifoğlu şiirini sorgulamada merkez alınmasının, Şairin de bıkkınlık getirip içten içe küçümsediği bir ilgi kaymasının etrafında döndüğünü biliyoruz.Esasen bir şiirden nesnel ve ortak bir anlam Continue Reading »
Eyl
29
2006
*Beni yandan yana döndüren mutsuzluk*
Turgut Uyar’ın şiir dili öteki yeni şiir öncülerine oranla daha koygun, lirik ve sade bir
usare içeriyor. Su metaforunun yoğunluklu olarak işlenişi de içsel bir duyarlığın işaretlerini veriyor. Yaşamın içindenderinlikli bir söyleyişin umutsuzluğa salınımı gibi bir izlenim edinebiliyor Uyar okuru.
Bu duyarlığı İlhan Berk ve Cemal Süreya dışında kalan yeni şiirin tüm ustalarının
şiiri ihmal etmeden genişlettiği söylenebilir. Söz gelimi Edip Cansever’deki görece yüzey ve umarsız, Ülkü Tamer’deki saf olana dönük söyleyiş benzer yaklaşımın farlı boyutlardaki üretimi olarak algılanabilir.
Şairde aynı duyarlığı fevkaladelik boyutunda bir imge gücüyle şiir dilinin uç noktasına taşıyan yoğunluk damarının egemen olduğuna değinmeliyiz; konuşma dilinin imkanlarını şiir yüküyle hemhal kılmanın.
Dünyanın En Güzel Arabistanı’yla açımlanıp son yazılanlara kadar devam eden bu şiirsel gizilgüç elbetteki tek bir konu etrafında dönüp dolanmayı gerektirmeyecek kadar zengin. Ancak mutsuzluğu Uyar’ın miri malı kılan dokunulmaz maraziliğin neredeyse okunulan her dizeye sindiğini görmezden gelmek de "bütün mümkünlerin kıyısı"nda yer kaplamıyor.
"Bana hüzün ver beni kucakla beni hep tazele
Ey üzünç artık nasılsa bir seni almışlar içeri"
(Bu yazı aralık dergisinin 18. sayısında(eylül-ekim-kasım-aralık 2004) yayımlanmıştır.)
Eyl
22
2006
Merdivenşiir dergisinin 10. sayısını okuyorum.Derginin bu sayısında dikkatimi çeken yazılardan biri de Baki Ayhan T. ile yapılmış röportaj. Gerçekten tuhaf bir röportaj. Tuhaflığı şuradan kaynaklanıyor: Hasip Bingöl akademik şairle yaptığı röportajında ısrarla şairimizle alay ediyor sanki. Bay akademik şair de kendisine yöneltilen bu alayları, röportajı yapanın hoş bir şakası olarak anlamaya çalışıyor.Bunda da epeyce ısrar ediyor şair. Hasip Bingöl’ün yönelttiği birkaç soru hariç tüm sorular akademik şairi iğneleyici içerikte. Gerçekten tuhaf bir diyalog. Continue Reading »
Tem
01
2006
"Pek çok alanda kalem oynattı ama daima şair olarak kaldı.” Ahmet Oktay’ı tek cümlede tanımlamanın uğraş gerektirmemiş bir örneği bu. Görüş, Ülkü Tamer’in. Anlaşılan o ki cümledeki vurgu, şair kimliğinde yoğunlaşmayı amaçlamakta. Bir başka ifade ile Ahmet Oktay’ın asal kimliğinin şairlik olduğu imlenmektedir. Ama işin içine Salih Bolat’ın tamamen iyi niyetle kaleme aldığında şüphe duyulamayacak cümleleri eklemlenecek olursa aynı açıklığı bulmak kolay olamayabilir. Salih Bolat diyor ki: “Ahmet Oktay, sanatçı kişiliği, Continue Reading »
Tem
01
2006
Bir şiiri, yazan-özne olarak, şair deneyiminden ayrıdüşünmek imkânsız ise de “deneyim” kavramından anlaşılması gerekeninin ne/nelerolabileceği konusundan şiirlerdeki bulunuş/kullanılış biçimlerine değin olasıdurumlar göz önüne alındığında meydana gelebilecek belirsizlikler bu kanıyamuhalefet edebilmektedir. Deneyimi Irwin Edman’ın ifadesi ile “zihnin uyarılışıve davranışı” olarak tabii bir itki düzleminde düşünmek, kimi şiirlerde şu ya dabu yöntemle değil ise psikoanalitik bir yöntemle olsun teşhisini Continue Reading »