Tem
23
2008
Söz’ün Kayıp Hanesi: Ahmet Oktay’ın Poetika Sözlüğü (*)
“Her zaman aktarılamayan bir şeyler kalır. Her kişisel söz’ün küçümsenemeyecek bir kayıp hanesi de vardır. Söz’ü sahici kılan aynı zamanda bu kayıplar hanesi’nin keşfedilmeye açık içeriğidir “. (İmkânsız Poetika)
…
Ajitasyon: Politik/ideolojik ajitasyon daha imgesel bir düzlemde de gerçekleştirilebilir (İP; 228).
Amaç Sahibi Olmak: Risk almanın önkoşulu amaç sahibi olmaktır (İP; 225).
Anlam, Şiirin Anlamı: Şiir ancak dilde ve imgede var olur. Şiirin anlamı dediğimiz şey, dışarıda bulunan bir anlam değildir; dilden ve imgeden başka bir şey değildir o (İP; 240). Bkz. Dil.
Anonimlik: Anonimlik (..), şiirin baş düşmanı değil midir? Şiir, en siyasal görünüşlü halinde bile, tek başına üretir. Bir yalnızlık sanatıdır. Sözcüklerin anonim ve ortak kullanımdan kurtulduğu, özgürleştiği yerdir. Sözcükler şiir halinde kamuya dönerken, başka bir dünyayı imlerler, orayı dillendirip adlandırırlar. Şiirsel imgelem, belirli bir izlerçevrede hemen alımlanabilecek, ortak, kabul bulacak söylemsel öne sürmelerle iş görmez. Varlığı önceden kabul edilmiş, özellikleri üzerinde ortak kanıya varılmış bir gerçekliği yansıtmayı öngörmez şiirsel imgelem, başka gerçekliğin üretilmesini öngörür (İ.P; 21, 22). Continue Reading »
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7
Haz
27
2008
Obscurum Per Obscurius, Ignotum Per Ignotius:
Enis Batur’un Poetik Sözlüğü *
“Şairin beyaz derilisine, gerçek bir şairse aradığınız, rastlayamazsınız.”
“Şiir, birdenbire yazılsa bile, birdenbire yazılamaz.”
(Smokinli Berduş’tan)
Adlandırmak: Adlandırmak, imlemden anlama, adlandırmaya doğru adım atmaktır (SD; 66). Bkz. Anlam; Anlamlandırma.
Ahmet Hâşim: Yapıtını simgeciliğin, izlenimciliğin hizasına yerleştirenlerin görüşüne katılmıyorum: Onlardan ne akmışsa akmıştır şiirine, hattâ nesrine; gene de Hâşim’i bir post-romantik saymak gerekir: Büyük rahatsızlığı’na bakıp (SB; 167).
21 Şubat 1918’de, mart yerine ocakla başlayan garbî takvimin gelmesine 26 Aralık 1925’te yürürlüğe giren alafranga saat eklenince Hâşim’in poetik kronometresin bozulmuş olduğunu unutmamak gerekir. Hayat ve şiir, koşut değişimlerin eşiğindedir (SB; 170).
O yaşamın gerçeklik düzleminden kopmuş, imgelemin derin, alacakaranlık, geceye komşu bölgelerinde serpilecek bir şiirin, sanatın peşindeydi (SB; 171).
Ahmet Oktay: Bkz. Sarhoşken Yazmak. Continue Reading »
Sayfalar: 1 2 3 4 5 6
Haz
03
2008
Doksanlar ve sonrasında yazılan şiirin, Türk Şiiri’nin durgunluk dönemi olarak adlandırabileceğimiz Seksen Kuşağı süreğinde ortaya çıkmış olmasına karşın bu dönem şiirinden hemen hiçbir etki almamasını tek tek iyi şairlerine rağmen Seksen Kuşağı’nın şiirde dikine bir açılım kazandırma gücünden yoksun oluşuna bağlayabiliriz. Varlığından söz edebileceksek modern şiirin özellikle dolaşımda olan bölümü için en çok izlenen ve etkisi en çok hissedilen ayağı; İkinci Yeni’nin sakınılması zor bir kanal ve tercih imkanı olarak ortaya çıktığına vurguda bulunmamız gerekir. Continue Reading »
May
23
2008
Hikemi şiirin,günümüz şiiri söz konusu olduğunda,taşıdığı mana nedir,ya da bu şiirin bu günün insanını ilgilendiren tarafı bizi hangi anlam evrenine götürür?Hikemi şair hoşnut mudur,en azından çağından,çağının önüne sürdüğü insan profilinden,resim ve fotoğraflardan?Eskiler,geleneksel değerler,hikemi şairler için özlenilesi şeyler olsa gerek.Murat Soyak’ın Irmaklarca adlı kitabı,taşıdığı iyimser bir iklimle,tam da bu pencereden,bu hasret penceresinden dünyamıza ışıklar düşürür,kaybolan değerlerin hatırlatıcısı olur: Continue Reading »
Ara
04
2007
OUT DADA ERROR:
Serkan Işın’ın Poetik Sözlüğü (*)
“Modernizmin simge ve kod üretimi olduğu, bir üretim biçimi olduğu akıldan çıkmadan, yeni simgeler ve kodları şiire katmadan, saçmalamadan ve “Out dada error?” hatalarını görmeden şiir yazılamaz, birbirimizi kandırmayalım, vebali büyüktür…” (Tüğün)
Alışveriş Merkezinin Poetikası: Kelimelerle şiir yazan şair / poetika ise bunun karşısında, hayatın kendisini umutla saplantı hâline getirmiş ve alışveriş merkezinin poetikasının gerisinde kalmış, kozmopolit bir maymundur (15)(**). Bkz. Kelimelerle Yazılan Şiir; Şiir Beklemediğimiz Yerlerden Gelmekte.
Bakmak-Görmek: Bakmak eksik bir deneyimdir, görmek ise bu deneyimi olabildiğince az ertelemek, sonuna kadar bakılan şey ile aradaki mesafeyi şey yönüne doğru kısaltmak ve deneyim yönünde uzatmak demektir ki bu da hazdır. Sonuçta modernin göz ile ilgili deneyimi de budur. O şeye uzaktan bakmak ya da bakmanın yollarını aramaktır (22).
Basılı Kültür Şiiri: Basılı Kültür Şiiri, liriğin ve epiğin hiçbir sözlüğe gerek kalmadan ya da tamamen “neoloji”ler yolu ile üretilmiş ve kendi-için hâli olarak şiirin gövdesi olan şiirdir ( 49). Bkz. Sözlü ve Yazılı Kültür; Görsel Şiir.
Continue Reading »
Sayfalar: 1 2 3 4
Kas
25
2007
Bir + on şiirlik performans: Mahkeme Kitap. Cümle ile başlıyor “savunmalar” serisi ile bitiyor. Her ne kadar özden ayrı düşünmek güçlüğü olsa da biçimselliği, bir bakıma, önde bu şiirlerin. Birbiri ardınca sıralanan “savunmalar” bir deneyselliğe işaret ediyor ki bunlara takılıp kalmak bana gereksiz gözüküyor. “Meselesiz biri değilim” diyen bir şairin eserindeki poetik deneyimine vakıf olmak esaslı bir tercih olarak öne alınmasını gerektirmekte zira.
Baudelaire üzerine kaleme alınmış ünlü bir denemesinde Walter Benjamin, Kötülük Çiçekleri bağlamında Baudelaire’in, lirik şiir okurken güçlüklerle karşılaşacak okur kitlesini göz önünde bulundurduğunu; buna sebep olarak da okur düzleminde başarı kazanma şansı daha baştan az olan bir kitap yazdığını söyler. Bu tarz, “genelde şiir” varsayımına karşıdır ve “genel okur” gibi piyasa kokan davranışları da reddeder. Güntan da, toplumun şiire ayırdığı yerde gezinen şaire hoşgörüm yok, diyor. Bir yerde, bu tarzı benimseyen şairlerin ya kendisi ile okuru arasında dünyada oluş paydasında bir koşutluk varsayılır ya da okurunu şairin oluşturması gibi güç bir tercih söz konusu edilebilir. Bu durum, bir müzik eserini dinleyen iki suskun kişinin aynı yöne bakması, aynı nesnede buluşması neyse odur bir yerde. Şiir için mesele bu kadar güç olmasa da zorluk derecesinden söz edilmesini gerektiren sebeplerin bulunduğu açıktır. Benjamin’in Kötülük Çiçekleri için ileri sürdüğü görüşleri ben Mahkeme Kitap için de geçerli görüyorum kısaca. Continue Reading »
Eki
26
2007
Giriş
Şiirde kişisel trajedi sahicilik temeline dayanmalıdır.Konuşmanın doğallığını yakalamış bir şairi bekleyen bir tehlike var:sahte şiir algısı.Şair şiiriyle büyük bir şeye işaret etmeli,bir atmosfere,bir ufka sahip olmalı her şeyden önce.Sezai Karakoç’un şiiri buna en tipik örnektir.Karanlık, boğuk bir şiirden bir çıkış yolu önermesini bekleyemeyiz.Günümüz şiirinin temel zaafıdır bu:kendi içinde dönenip durmak.Şair kendinden dışarı çıkmasını bilen bir adamdır aynı zamanda.Nesnel bir durumda kişisel destanını yazmaya yönelmiş bir şairin farkındalığı yüksektir.Şiirini inceleyeceğimiz Cafer Keklikçi’de bu dışsalık-nesnellik yok.Hep bir şeylerden rahatsızlık duyan şair,sürekli söylenip duran bir hal üzeredir.Kendisiyle barışık bir şiiri yok Keklikçi’nin.Biz Sezai Karakoç’tan öğrendiğimize göre,şair kendisiyle barışık olandır.Cafer Keklikçi’nin şiiri dış çevreyle ve kendiyle uyumlu,sükunet verici bir kaynaktan beslenmiyor. Continue Reading »
Eyl
12
2007
O, Başkası Değildir!
Ah Muhsin Ünlü’nün Şiirini Anlama Denemesi
Şiirde, kişisel farklılığı yakalayan bir şair Muhsin Ünlü. Bu onun en özgün yönü kanımca. Şiirlerinde bu olgu, anlamı kendine ait kılmış izlenimi vererek, iletişime kapalı bir duruşu akla getirebilir ki bu asla doğru değildir. Bu ifade ile tersi bir anlamın varsayımını da kastediyor değiliz. Nedir kişisel farklılığı yakalamak? Çıkarsamalar yaparak açıklamaya çalışalım: Bir ustanın gölgesinde şair olma heveslileri gibi kendisini ustasına kanıtlamak üzere şiirler yazmadığı ortada. Yine, İsmet Özel’in Rönesans döneminde başladığından söz ettiği “bir güzel söz sanatı, ‘ifade-i meram’ türlerinden” şiirlere de rastlamıyoruz onda. Şiir ortamında çoğunlukta olan fakat Muhsin Ünlü’de olmayan bu ve benzer alışkanlıklar bilinçli bir biçimde elenince, farklılığın, Muhsin Ünlü’nün birey-oluşundaki ısrarından kaynaklandığını açıklıkla görme imkânı buluruz. Kendinde olan yahut kendileşmiş sözdür onda şiir. Çünkü o, başkası değildir. Continue Reading »