<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ARALIK EDEBİYAT &#187; poetik sözlük</title>
	<atom:link href="http://www.aralikedebiyat.com/kategori/poetik-sozluk/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aralikedebiyat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 17:22:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>KORKMADAN DÜŞMEK HAYATA:  Turgut Uyar&#8217;ın Poetika Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/korkmadan-dusmek-hayata-turgut-uyarin-poetika-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/korkmadan-dusmek-hayata-turgut-uyarin-poetika-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jan 2010 20:52:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
				<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[turgut uyar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=716</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Haberleşme olanaklarının bunca geliştiği, propagandanın bunca etkili olduğu bir d&#252;nyada, şiiri, kendi hareket alanı i&#231;inde d&#252;ş&#252;nmek ger&#231;eğe daha uygun olsa gerek.&#8221; &#160; &#160; &#8220;Hataya d&#252;şmekten korkuluyor ve kişilikten kaybediliyor.&#8221; &#160; 1940 Kuşağı: 1940 kuşağı, yalınkat bile olsa savaşın şiirini yapmıştı. 1946&#39;dan bu yana, bir savaş sonu psikolojisi b&#252;t&#252;n belirtileri, b&#252;t&#252;n &#246;ğeleriyle davranışlarımıza hakim olmuş ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="right" style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">&ldquo;</font><font size="2" style="font-size: 10pt;"><em>Haberleşme olanaklarının bunca geliştiği, propagandanın bunca etkili olduğu bir d&uuml;nyada, şiiri, kendi hareket alanı i&ccedil;inde d&uuml;ş&uuml;nmek ger&ccedil;eğe daha uygun olsa </em></font><font size="2"><img align="left" alt="" height="120" src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/2010/01/turgut-uyar.jpg" width="120" /></font><font size="2" style="font-size: 10pt;"><em>gerek.&rdquo;</em></font></p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2" style="font-size: 10pt;"><em><br />
	</em></font></p>
<p align="CENTER" style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p align="right" style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">&ldquo;</font><font size="2"><em>Hataya d&uuml;şmekten korkuluyor ve kişilikten kaybediliyor.&rdquo;</em></font></p>
<p align="CENTER" style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><br />
	</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>1940 Kuşağı</strong>: 1940 kuşağı, yalınkat bile olsa savaşın şiirini yapmıştı. 1946&#39;dan bu yana, bir savaş sonu psikolojisi b&uuml;t&uuml;n belirtileri, b&uuml;t&uuml;n &ouml;ğeleriyle davranışlarımıza hakim olmuş ve bir bakarsanız s&uuml;reklilik bile g&ouml;stermeye başlamıştı (440). Bkz. Garip Anlayışı; Orhan Veli.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Abd&uuml;lhak Hamid: </strong><span style="font-weight: normal;">T&uuml;rk şiirindeki yenilik&ccedil;ilerin en g&ouml;z&uuml; pekidir o. (..) O, T&uuml;rk şairinin y&uuml;z yıllık bilin&ccedil;sizliğinin, yanlışlıklarının ve cesurluğunun kesin a&ccedil;ıklamasını taşır (597).<span id="more-716"></span></span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Hamid&#39;in dili, &ccedil;ağdaş dilimize hi&ccedil; değilse yakın olsaydı, bu kadar fazla k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyemezdik onu galiba. Dehası falan yoktu ş&uuml;phesiz. Bir tarihsel d&ouml;nemin ka&ccedil;ınılmaz şairi idi. Bir gelişmede bulunması gereken bir halka. Bu g&ouml;revini de yerine getirmiştir. &Ccedil;ağdaşları tarafından abartılmak yolu ile k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;lm&uuml;ş bir şair. Daha &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml; olabilirdi (600).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>A&ccedil;ık Şiir</strong>: A&ccedil;ık dedikleri şiir belli. Ne dediği anlaşılan, dili a&ccedil;ık, kuruluşu d&uuml;zg&uuml;n, şairanelikten uzak, aşık olunca, aşık oldum; a&ccedil; kalınca, acıktım diyen, girdisiz &ccedil;ıktısız, k&ouml;r k&ouml;r parmağım g&ouml;z&uuml;ne bir şiir yani (31). Bkz. Kapalı Şiir.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>A&ccedil;ıklama</strong>: Yapı yahut anlam bakımından, şiirleri a&ccedil;ıklamaya kalkmanın pek yararlı bir şey olduğunu sanmıyorum. &Uuml;stelik, yapılanla, yapılmak istenenin karıştırılması, dolayısıyla yanılma tehlikesi de var bu işte (438).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Ahmet Erhan</strong>: Hececi (567).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Ahmet Haşim: </strong><span style="font-weight: normal;">Haşim&#39;i &ouml;zden &ccedil;ok bi&ccedil;imi değiştirmiş bir ozan saymak, sadece bu kadar saymak haksızlık olur sanıyoruz. O değiştirdiği bi&ccedil;imle birlikte, şiirimize kendine &ouml;zg&uuml; birtakım &ouml;zler, hi&ccedil; değilse konular getirmiştir (74).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Ahmet Kutsi Tecer: </strong><span style="font-weight: normal;">Ahmet Kutsi Tecer, resmi &ouml;ğrenime dayalı bir duygulanmanın, bir bakıma basit, belirsiz, her d&ouml;neme rahatlıkla uygulanabilecek izlenimlerin şairidir. Aslında hepsi birer &ldquo;manzume&rdquo; olan şiirleri, dirimden yoksundur. Sanki okur-yazar biri, bir edebiyat &ouml;ğretmeni olduğu i&ccedil;in şiir yazması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş ve o y&uuml;zden yazmıştır. Şiirden o kadar uzaktır ki, ne etki almış ne de etkimiştir, ortalama bir duygululuğun en d&uuml;zayak kesiminde kalmıştır (640-641).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">G&uuml;zel Birka&ccedil; şiiri olmasına rağmen Ahmet Kutsi Tecer&#39;in T&uuml;rk şiirinin gelişim zincirinde yeri olduğuna inanmadığımızı s&ouml;yleyelim. &Ouml;mer Bedrettin, Beh&ccedil;et Kemal, Yaşar Nabi, Vasfı Mahir&#8230; gibi (75).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Ahmet Muhip Dıranas</strong>: Ahmet Muhip b&uuml;y&uuml;k bir ustalık ve incelikle, ge&ccedil;mişlerin deneylerinden yararlanır. B&uuml;t&uuml;n bildiklerini ustaca -sezgiyle- d&uuml;zene koyar ve yanılmadan yapar şiirini. Denebilirse o, korkun&ccedil; bir şiir g&ouml;zlemcisidir. Objesi hayat değildir, şiirdir; b&uuml;t&uuml;n şairtlerin ge&ccedil;mişidir, şiirleridir (652). </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Akım/Akımlar: </strong><span style="font-weight: normal;">Bkz.Sanat/Şiir Anlayışları/Akımları.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Anlam</strong><span style="font-weight: normal;">: Bence &ouml;nemli olan, kelimelerin yan yana gelmesiyle sağlanan &ldquo;ses uyumu&rdquo;, musiki&rdquo; değil. Kelimelere y&uuml;klenen anlamların sağlamlığı, ge&ccedil;erliği, yerli yerindeliğidir (431). </span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Ozan bildiğimiz kelimeleri kullandık&ccedil;a, ne kadar &ccedil;abalarsa &ccedil;abalasın, bize bir şeyler anlatmaktan, hatırlatmaktan, hi&ccedil; değilse &ccedil;ağrışımımızdan kurtulamayacaktır (436).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Anlamak: </strong><span style="font-weight: normal;">Anlamak bıkmanın ilk adımıdır (32).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Anlaşılmak</strong><span style="font-weight: normal;">: Anlaşıldım mı, anlaşılmadım mı, bilmiyorum, umursamıyorum da. Kimseyi k&uuml;&ccedil;&uuml;msemek adına değil bu umursamamak. Başka t&uuml;rl&uuml; yazamıyorum. Anlayanlara da saygım var. Anlamayanlar da (517).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Anlaşılmamak Tutkusu</strong><span style="font-weight: normal;">: Bu ger&ccedil;ekten bir tutkudur T&uuml;rk şiirinde. Kendini eksik duyan her şair, ne kadar a&ccedil;ık olursa olsun, anlaşılmayacağını sanır, anlaşılmamak s&uuml;tresine sığınır (600).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><span style="font-weight: normal;"><br />
	</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Anlatı</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz. İmge.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Antolojik</strong><span style="font-weight: normal;"> Şiir: Bkz. Kişilik.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Arz-ı Hal:</strong><span style="font-weight: normal;"> Bkz. İlk İki Kitap.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Askerlik</strong><span style="font-weight: normal;">: Askerlikle kişisel yapımdan &ouml;t&uuml;r&uuml; bağdaşamadım. Yoksa, askerliğin sanata aykırı bir yanı yoktur. Tersi bile d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir; askerlik, sanata &ccedil;ok uygun bir ortamdır T&uuml;rkiye&#39;ye g&ouml;re (498).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Basılı Kitaplar</strong><span style="font-weight: normal;">: Yedi kitabım basıldı şimdiye kadar. En &ccedil;ok satanı Divan oldu. İkinci baskısı yapılan bir kitabım var, T&uuml;rkiyem. En iyi kitabımdan biri saydığım Her Pazartesi (&ouml;b&uuml;r&uuml; Divan) 1.000, evet bin adet basıldı. 1969&#39;da basan kitabevinde hala 100 tane varmış (517). </span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Bedri Rahmi Ey&uuml;boğlu</strong><span style="font-weight: normal;">: Bedri Rahmi adeta, şiirimizin bug&uuml;nk&uuml; anlayışı karşısında &ccedil;ağını ve &ccedil;evresini şaşırmış bir halk ozanı durumundadır. &Uuml;stelik, havas edebiyatına &ouml;zenerek, k&ouml;t&uuml; Arap-Acem tamlamalarıyla aruz şiirleri yazan &ccedil;elimsiz bir halk ozanı. Bize bile &ldquo;turistik&rdquo; gelen bol nakışlı bir heybe (650).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Beh&ccedil;et Necatigil: </strong><span style="font-weight: normal;">Necatigil, mutlaka, &ccedil;evresinin, yaşamasının ozanıdır (59).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">B&uuml;t&uuml;n şiirler en yalın, en ka&ccedil;ınılmaz bi&ccedil;imleriyle kurulmuştur. S&ouml;zler, s&ouml;z dizileri, en azına indirilmiş, olabildiği kadar tutumlu ve yoğun davranılmış, ama ifade, anlatım kısırlaştırımıştır. Hatta bir&ccedil;ok şiirler kendi ifade imkanlarının &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkabilmiştir (60).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Bilge: </strong><span style="font-weight: normal;">Biz, ozanı &ccedil;ok zaman, yalnız ozan değil, b&uuml;t&uuml;n işi g&uuml;c&uuml; şiir yazmak olan bir kişi değil, bir par&ccedil;a da &#39;bilge&#39; belledirk. Birtakım meselelere iyi k&ouml;t&uuml; bir &ccedil;&ouml;z&uuml;m bulabilen bir &#39;bilge&#39; belledik (95). Bkz. Şair/Ozan.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Bi&ouml;rnek Şeyler: </strong><span style="font-weight: normal;">Bkz. Sanat Anlayışları/Akımları.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>B&uuml;y&uuml;k Şiir</strong><span style="font-weight: normal;">: Bir şiir &ouml;nce şiirdir, sonra b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r yahut değildir. Ama şiirse eğer, k&uuml;&ccedil;&uuml;k değildir, g&uuml;zeldir (433).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Bizim edebiyatımızda &ouml;yle b&uuml;y&uuml;k şiirler galiba bir Yahya Kemal&#39;de var. &ldquo;A&ccedil;ık Deniz&rdquo;, &ldquo;Yol D&uuml;ş&uuml;ncesi&rdquo; pek g&uuml;zel değil ama b&uuml;y&uuml;k şiirler. &ldquo;Itri&rdquo; hem g&uuml;zel hem b&uuml;y&uuml;k. Elbet pek g&uuml;zel olmayan bir şiirin b&uuml;y&uuml;k olmasını m&uuml;mk&uuml;n belliyorum. İncil de &ouml;yle değil mi aşağı yukarı. Pek g&uuml;zel değil ama b&uuml;y&uuml;k bir kitap: Sonra Mevlana (433).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Cahit K&uuml;lebi</strong>: K&uuml;lebi sıcak şair; T&uuml;rkiye&#39;de az vardır b&ouml;ylesi, durup durup okunacak. K&uuml;lebi bu az olanlardan (684).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Edinme, bilgisel değildir ondaki beğeni; şiirine taşıdığı yakıcı h&uuml;z&uuml;n, yaşadığının, kendini oluşturan &ccedil;evre ve koşulların, doğayla bildik, yakın ilişkisinin toplamı ve sonucudur. Bu y&ouml;n&uuml;yle K&uuml;lebi, benzeri olmayan bir &ouml;rnek niteliğini kazanır. T&uuml;rk şiirinde: Politika yapmadan halk&ccedil;ı şiir yapmak! Siyasal hi&ccedil;bir slogan, Hi&ccedil;bir ima yapma hevesine kapılmadan b&uuml;t&uuml;n ezilmişliğini de, keyfini de duyurur Anadolu insanının (681).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Cahit Sıtkı Tarancı</strong>: Cahit Sıtkı&#39;nın T&uuml;rkiye&#39;de &ccedil;ok sevilmesi, &ccedil;ok tutulması, kitaplarının sekizinci baskı yapması, yayınevlerinin bunu &ouml;v&uuml;n&ccedil;le ortaya koyması, sosyolojik bir olaydır bence (657).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">İyi bir Divan-Hece uygulayıcısı, k&ouml;t&uuml; bir g&ouml;zlemci (659).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>&Ccedil;ağ ve Şiir</strong><span style="font-weight: normal;">: Ben &ccedil;ağı ile bağını koparmak, hatta gevşetmek istemeyen şiirimizin, &ccedil;ağının ve bu &ccedil;ağ kişilerinin &ouml;yk&uuml;s&uuml;n&uuml; vermeye doğru gittiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Başka t&uuml;rl&uuml; &ccedil;ağına uygun olması m&uuml;mk&uuml;n değil zaten (99). </span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Ozanın işi, başından beri kişioğluna, &ccedil;ağına uygun bir kurtuluş bulmaktır. Buna hazırlamaktır belki. İşi bu y&uuml;zden kutsallık katına varır (101).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>&Ccedil;ağdaş Duyarlık</strong>: Arkaik s&ouml;zc&uuml;klerle &ccedil;ağdaş duyarlığa varılacağına pek akıl erdiremiyorum. S&ouml;zc&uuml;kler, kullanıldıkları &ccedil;ağın duyarlığını, yankılarını taşırlar (535).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>&Ccedil;ıkmazın G&uuml;zelliği</strong>: &ldquo;&Ccedil;ıkmazın G&uuml;zelliği&rdquo; başlıklı yazım aslında, &ccedil;ıkmazın, &ccedil;ıkmazı zorlamanın insaniliğini, g&uuml;zelliğini g&ouml;stermek i&ccedil;in yazılmıştı ama, bunun yorumu ş&ouml;yle oldu: Şiir &ccedil;ıkmazdadır, dolayısıyla Turgut Uyar &ccedil;ıkmazdadır. Bu beni hi&ccedil;bir şekilde kırmadı (538).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Dada</strong>: &ldquo;Dada&rdquo;, T&uuml;rkiye&#39;de hi&ccedil;bir zaman olmamış, olması imkan dışı bir değerler sisteminin karşısına dikilmiş bir akım (645).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">M&uuml;mtaz Zeki de, Dadaizmi getirdi T&uuml;rkiye&#39;ye. T&uuml;rk şiirini demiyorum. Bir toplum, bir dil &uuml;r&uuml;n&uuml; olan şiir, kendi organizmasını korur. Kabullenmez dokusuna aykırı d&uuml;şen bir organizmayı. Atmaz bile; umursamaz (646).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Değer: </strong><span style="font-weight: normal;">Şiire, topluma hizmet ettiği derecede değer veririm (419).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Değişim</strong><span style="font-weight: normal;">: Şairin mutlaka yeni bir şey getirmesinin gerekli olup olmadığı sorulabilir. Gerekli değildir kuşkusuz. Ama şiir -&ouml;zellikle yapısı ve varlığı ger&ccedil;eği- değişen toplum şartlarının, dolayısıyla değişen insanın intibak huzursuzluğunu taşır; bir değişmenin varlığını, ge&ccedil;erliğini; huzursuzluğu ve yerleşmişe aykırılığı ile topluma iletir. Bundan &ouml;t&uuml;r&uuml; hep yeni olmak, değişmenin yeni şartlarını ve oluşumunu sezmek zorundadır. Aksi halde yapılan da şiirdir belki; yalnız bir &ccedil;oğaltmadan, farkına varılmayan bir &ldquo;istismar&rdquo;dan &ouml;teye ge&ccedil;emez. Devralınan değerler ve duygular da s&uuml;rgit kullanılamaz zaten. Bir yerde, birden toplum eskitiverir şairi (659). Bkz.Terme&#39;den Ankara&#39;ya Gelmek.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Demokrat Parti</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz.Terme&#39;den Ankara&#39;ya Gelmek.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Deyişler, &Ouml;zdeyişler:</strong></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">-Şiir bu, hep yeniden başlamak ister (37).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">-<span style="font-style: normal;">Şiir, yeniliklere değil, kişiliklere bağlıdır daha &ccedil;ok (440).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">-Bir &uuml;lkeye de &ouml;yle iyisinden bir-iki ozan, bir iki hikayeci de yeter (42).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">-Şiirin rahatlaması beni rahatsız ediyor (565). </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">-Hece şiirinin insanı ile bug&uuml;nk&uuml; şiirimizin insanı aynı mıdır? (449).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Dil</strong>: Bkz. İkinci Yeni.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Dilin Şiirselliği</strong>: G&uuml;nl&uuml;k konuşma diline ters d&uuml;şmemek, konuşma dilindeki en ge&ccedil;erli, en &ccedil;ok kullanılan tavrı bulmak. Bana dilin şiirselliği gibi gelir bu (530).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Divan</strong>: Divan yapmakta asıl amacım, ge&ccedil;mişte, bir mutlu azınlığın kullandığı aracı, halk adına, halk yararına kullanmaktı (500). Bkz. Halk.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Divan Edebiyatı: Evet, topluma yabancı bir edebiyat Divan edebiyatı. Ama toplum dışında yazılmasına karşınaltı y&uuml;zyıl s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;ne g&ouml;re demek birtakım değerler taşımış, s&uuml;reğen birtakım gğzellikler. Şeyh Galip&#39;ten snra eski parlaklığı yok, ama bu kere de ilettiği tat m&uuml;ziğe yansıyor. Şiir s&ouml;zel etkisini yitirip aynı beğeniyle m&uuml;zik olarak s&uuml;r&uuml;yor (553). Bkz. Divan Şiiri.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Divan Şiiri:</strong> Divan şiirinden yararlanılabilmesi, bug&uuml;n i&ccedil;in olanaksızdır, gereksizdir. B&ouml;yle bir kaynağa d&ouml;nmeyi hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmedim. Divan şiirinden, onun kendi değerlerinden yararlanılarak bir yere varılabileceğine inanmıyorum. &Ccedil;ağını doldurmuş ve kendini yenileyip diri tutamamış bir uygarlığın değerleri bug&uuml;ne nasıl uygulanabilir? (504-505). Bkz. Yahya Kemal; Divan Edebiyatı.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Divan şiiri beş y&uuml;z yıl s&uuml;rd&uuml;. Halk edebiyatı hala s&uuml;r&uuml;p gidiyor. Bu, bir anlamda durağan toplum belirtisidir (512).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Durağan Toplum</strong>: Bkz. Divan Şiiri.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Eleştiriye Değer Olmak: </strong><span style="font-weight: normal;">Bir kitabın, tersine ve y&uuml;z&uuml;ne, eleştirmeye değer olması ilkin belli bir seviyeyi aşması ile m&uuml;mk&uuml;n (64-65). </span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Eski, Eskimek</strong><span style="font-weight: normal;">: On beş yıl bile ge&ccedil;meden Orhan Veli&#39;nin eskimeye başladığını g&ouml;rmek beni korkutuyor (433). Bkz. Orhan Veli; K&uuml;&ccedil;&uuml;k Adam; Divan Şiiri.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Bug&uuml;n yazılan şiirde hi&ccedil;bir &ccedil;ağdaş s&ouml;zc&uuml;k yok. Şiir dilimiz 1930&#39;ların anıştırmalarında kalmış, imge dağarcığı zenginleşmemiş, gene denize bakıp i&ccedil;leniliyor (512).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Eylem-Şiir</strong><span style="font-weight: normal;">: Şiirin, bir eylem i&ccedil;inde &ccedil;ok etkili bir salah olduğuna inanıyorum. Bir eylemi başlatmaya yetmez g&uuml;c&uuml;; ama bir eylemi s&uuml;rd&uuml;rmede ondan iyi, ondan etkin bir silah olduğunu sanmıyorum. İnsani değerleri ondan daha iyi iletebilecek hi&ccedil;bir bulgu yoktur (507).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Garip Anlayışı</strong><span style="font-weight: normal;">: 1950&#39;lerden sonra &ldquo;Garip&rdquo; anlayışı yetersiz geldi bana. Zaten galiba d&uuml;nya da, o anlayışla a&ccedil;ıklanamayacak kadar karmaşık hale gelmişti. Yeni koşullarla karşılaşan insanı anlatabilmek i&ccedil;in yeni anlatım olanakları aradım. Bu arada Orhan Veli şiirinin eksen haline getirdiği &ldquo;k&uuml;&ccedil;&uuml;k adam&rdquo; tipinin, trajedisiz ve yalınkat olduğunu g&ouml;rd&uuml;m (504). Bkz. K&uuml;&ccedil;&uuml;k Adam; Orhan Veli.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Gen&ccedil; Şairler</strong><span style="font-weight: normal;">: Ben g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiiri denilince yalnızca gen&ccedil; şairleri anlıyorum. Ger&ccedil;i Cemal&#39;in (Cemal S&uuml;reya-sekoya) dediği gibi birka&ccedil; kuşaktan gelme şair birlikte aynı dergilerde yazıyor ama, ben yine de şiire yeni giren şairleri anlıyorum (544).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&ldquo;<font size="2"><span style="font-weight: normal;">Gen&ccedil; şairleri&rdquo; kaynaşmış bir kitle olarak d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Onlara anlayışla yaklaşıyorum. Yalnız, yazılanlardan daha iyisinin yazılacağını bilmeliler diyorum, &ldquo;m&uuml;kemmel şiir&rdquo; yazmayı ama&ccedil;lamamalarını, yalnızca şiir yazmayı d&uuml;ş&uuml;nmelerini s&ouml;yl&uuml;yorum. Yani bir kuşaktan yeni bir şiir beklenir, yapılageleni s&uuml;rd&uuml;rmek değil. Bu da hayatı değiştirmek anlamına gelir (560-561). Bkz. Kişilik.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Ger&ccedil;ek&ccedil;i Şiir</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz. Soyut.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>G&uuml;ncellik</strong><span style="font-weight: normal;">: İnsan g&uuml;mcel bir yaratıktır. Bug&uuml;nk&uuml; beni yapan, bug&uuml;nk&uuml; olaylardır. G&uuml;ncel olayların şiirdeki yeri, g&uuml;ncelliğin genelini bulmakla bağımlıdır. Onu bulamazsam anlatamam kendimi. G&uuml;ncel diyerek, biraz da k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyerek andığımız durumlar, genelde hayatı b&uuml;t&uuml;nleyen mozaiklerdir. Benim anlayışımda şiir g&uuml;ncellikten kopmaz, kopmamalıdır. B&uuml;t&uuml;n sorun bunu becerip becerememekte (534). Bkz. &Ouml;yk&uuml;.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>G&uuml;ncel D&uuml;nya</strong><span style="font-weight: normal;">: Ben yılın on şarkısı anketini de, uzaydaki &#39;kara delik&#39;leri de okurum. G&uuml;ncel d&uuml;nyayla ilişkilerimi diri tutmak istedğimden olacak. Bunlar bana yeni değerlendirmeler yapma olanağını veriyor sanıyorum (531). Bkz. &Ouml;yk&uuml;.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z Şiiri</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz. Gen&ccedil; Şairler.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Halk</strong><span style="font-weight: normal;">: &ldquo;Tek haklı&rdquo;yı her zaman &ldquo;halk&rdquo; olarak d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. İnsanın kalıcılığına, direncine, değerlerine ve sevme yeteneğine inancımı s&ouml;yledim (500). Bkz. Divan; Kahramanlık.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Hareket</strong><span style="font-weight: normal;">: Hareket olmayan ortamda y&ouml;ntem ya da kuram geliştirilemez (511).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Şiirde hareketlilik birtakım kişilerin belirmesine bağlıdır. Eski değerleri sarsan ya da yeni değerler getiren birisi gelir, ilk hareket belirir. Kişiliğin, tavrın olmadığı yerde durgunluk vardır. Diyelim ki 20 tane şiir var, hi&ccedil;birinde bir şeyi yerinden oynatacak, değer konusunda ş&uuml;pheye d&uuml;ş&uuml;recek şiir yok. B&ouml;yle bir ortamda şiir &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nme imkanı kalmıyor. D&uuml;&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z zaman gene eskiyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz (511).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Hececiler: </strong><span style="font-weight: normal;">B&uuml;t&uuml;n d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;kleri, şiirlerinin b&uuml;t&uuml;n değeri, b&uuml;t&uuml;n ana değeri &#39;şairane&#39; durumlar yaratmak, &#39;şairane&#39; konular, davranışlar, buluşlar icat etmekti (88).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>İ&ccedil;ses</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz. Kafiye ve İ&ccedil;ses.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>İkinci Yeni</strong><span style="font-weight: normal;">: &ldquo;İkinci Yeni&rdquo; iyi bir ad ama kullanışlı değil, &ouml;nce onu diyeyim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, &ldquo;yeni&rdquo;nin arkası kesilmez. Sayılar yetmeyecek, &ldquo;ikinci yeni&rdquo; hen&uuml;z belirgin değil, d&uuml;n bir bug&uuml;n iki. Orhan Veli&#39;nin m&uuml;rekkebi yeni kurudu. Şiirimizde bir yeniliğin, hem &ouml;zl&uuml; bir yeniliğin başladığını sezmek, bilmek şimdilik yetmez mi? Ne var ki, bu yeniliği sezmek g&uuml;&ccedil; olacak bunca olanlardan sonra (432-433). </span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Okuyucusundan sıkı bir ilgi ve g&uuml;&ccedil; isteyen bir şiir. Evrimini ustaca tamamlarsa, g&uuml;&ccedil; sevilecek ve kolay unutulmayacam (bir) şiir. Bir de toplumsal katlar i&ccedil;inde sınıflandırılmış insana değil, d&uuml;ped&uuml;z Musa&#39;dan, İsa&#39;dan beri s&uuml;r&uuml;p gelen &ldquo;insana&rdquo; a&ccedil;ılmış olması (433).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Bana İkinci Yeni diyenlerin, İkinci Yeni&#39;yi nasıl anladıklarını bilmek isterdim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; birka&ccedil; İkinci Yeni tarifinin bulunduğunu fark etmişsinizdir (440).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">İkinci Yenici&#39;lerin tek ve en esaslı benzerlikleri, birleştikleri tek nokta, yeni bir şiir gereksinmesiyle şiire haysiyetini, g&uuml;c&uuml;n&uuml; kazandırmak, tazelemekti onu (440).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Bug&uuml;n&uuml;n şiirine dikkatle bakacak bir g&ouml;z, b&uuml;t&uuml;n iddiaların tersine onda, baskın değerin, şiirin dil değil, us olduğunu g&ouml;recektir (441).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">İkinci Yeni akımı, i&ccedil;inde yazan ozanların değerleri ne olursa olsun, geniş bir soluma ortamı getirmiştir. T&uuml;rk şiirine, &ccedil;ağdaşlaşma olanaklarını getirmiştir&#8230; Bir &ccedil;eşit şiirsel &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k yani. Bug&uuml;n artık şiir, hangi tavırla yazılıyor olursa olsun, İkinci Yeni ortamı i&ccedil;inde devinmektedir (518).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Bana kalırsa, İkinci Yeni de en az Birinci Yeni kadar gerilerde kalmıştır. Yeni bir şiir gelişmelidir T&uuml;rkiye&#39;de (519).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&ldquo;<font size="2">Sarışınlık getirir g&ouml;zlerin akşamlarıma&rdquo; dizelerinin İkinci Yeni&#39;ye ne gibi ipu&ccedil;ları verdiğini incelemek gerekiyor (560).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>İlk İki Kitap</strong>: İlk iki kitabım sonrakilere g&ouml;re teknik bakımdan farklılık g&ouml;steriyor. Bu doğru. Temalarda ise &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir ayrım olduğunu d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;yorum. Ger&ccedil;ekte değişen, benim kişisel yapım, d&uuml;nyayı algılayışımdaki değişme olmalıdır (562).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>İlk Şiir</strong>: İlk şiirlerim 1947 yılında Yedig&uuml;n dergisinde yayınlandı (524).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>İmge</strong>: Şiirin hammaddesi imgedir. Ama bu, şiirde kavramların varolmayacağı anlamına gelmez. Bu y&uuml;zden de kendi başına kavramsal diye bir şiir anlayışı saptanabileceğinden emin değilim. Şu s&ouml;ylenebilir; kavram ancak bir imge i&ccedil;inde yerini alınca işlevini bulur ve şiir &#39;anlatı&#39; olmaktan kurtulur (508).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">İmgenin şiirin vazge&ccedil;ilmez bir &ouml;ğesi olduğuna inanıyorum, ama geliba eskisi kadar &ouml;nemli bulmuyorum. Yerli yerinde kullanmak koşulu ile kavramlar daha &ccedil;ekici geliyor bana. Bir yalınlığa varmak istediğim de doğru. Ama bu yalınlığın şiirsellikten uzak d&uuml;şmemesine de &ouml;zen g&ouml;steriyorum (564).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>İncelik</strong>: Her &ccedil;ağ farkına varılırsa kendine uygun inceliğini getirir (505-506). </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>İsmet &Ouml;zel</strong>: Acemi (567)</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Kafiye ve İ&ccedil;ses</strong>: Bende, yalnız Divan&#39;daki şiirlerimde değil, b&uuml;t&uuml;n yazdıklarımda kafiye ve i&ccedil;ses -dikkati değil- turkusu vardır. (..) Vezin ve kafiyenin şiirin, dolayısıyla insan yaradılışının &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k eğilimini, dahası anlatım olanaklarını kısıtladığına ben de inanırım (505).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Kahramanlık</strong>: &Ccedil;ağımızda kahramanlığın bireysel değil, kolektif, hatta anonim olduğuna inanıyorum (502). Bkz. Halk.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Kapalı Şiir:</strong><span style="font-weight: normal;">Kapalı şiir ise hayli tanımlanmak ister. Kendi başımıza ş&ouml;ylece toparlarsak, &ouml;z&uuml;n&uuml; kolay kolay vermeyen, kenarda dolaşan, &ccedil;apraşık, dili d&uuml;zenbaz bir şiir hemen hemen (31). Bkz. A&ccedil;ık Şiir.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Kavram</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz. İmge.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Kemal Tahir</strong><span style="font-weight: normal;">: Yorumu yanlıştı. Beni Osmanlıya d&ouml;n&uuml;ş &ouml;zlemi i&ccedil;inde g&ouml;sterdi (560). Bkz. Divan.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Kişilik</strong><span style="font-weight: normal;">: Kişilik, varolan m&uuml;kemmellikten ka&ccedil;ınmaktır benim i&ccedil;in. Ş&ouml;yle, bug&uuml;n yazılan şiirde ben teknik olarak, yapı olarak bir kusur bulamıyorum. Ama bu son derece d&uuml;zg&uuml;nl&uuml;k, d&uuml;z bir satıh meydana getiriyor. Kişilik dediğim şey ise bir yerde kusurları g&ouml;ze alarak da olsa &ccedil;atlak bir ses &ccedil;ıkartmak ya da iyi bir ses &ccedil;ıkartmaktır. Hataya d&uuml;şmekten korkuluyor ve kişilikten kaybediliyor. Mesele sadece g&uuml;zel şiir, &#39;antolojik&#39; şiir yazmak değil, bir par&ccedil;a bir şeyi sarsan şiir yazmak. Eskiyi sarsan şiir -eğer eski eskimişse- onu yerinden oynatacak hi&ccedil;bir hareket yoksa eski eskimemiş anlamı &ccedil;ıkar bundan (511). Bkz. Kusurlar; Korkulu Ustalık.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Korkulu Ustalık</strong><span style="font-weight: normal;">: Ben şiirde ustalaşmaya daha 1955 yılında korkulu olarak bakmışım. Hala aynı kanıdayım. Şiirde ustalığı bir kolaylık olarak d&uuml;ş&uuml;nemeyz miyiz? &ldquo;Ben ne yazarsam şiir olur&rdquo; kuruntusunu. S&ouml;ylemek istediğim: Her şiire, şiire yeni başlamanın titremesiyle yaklaşmak. Şiirimiz, ustalığına inanmış nice &uuml;nl&uuml; şairin şiirden &ccedil;ektiği kopyalarla doludur. Asıl ustalaşma, belki de bu tehlikenin ayrımına varıldığı anda başlar. Bunun da korkulacak bir yanı yoktur (565). Bzk. Kişilik; Kusurlar.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Kurtarıcı Sanat: </strong><span style="font-weight: normal;">Hem ben her &ccedil;ağda her t&uuml;rl&uuml; sanat&ccedil;ının kendi işlemi, kendi sanatıyla, hi&ccedil; değilse &uuml;&ccedil; beş kişiyi kurtardığına inanıyorum (26). Bkz. Sanat&ccedil;ı.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Ozanın işi, başından beri kişioğluna, &ccedil;ağına uygun bir kurtuluş bulmaktır. Buna hazırlamaktır belki. İşi bu y&uuml;zden kutsallık katına varır (101).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Kurtuluşumuz şiirden falan gelmeyecek, yaşamımızdan gelecek gelse gelse (571).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Kusurlar</strong>: Kişiyi kişi yapan, sadece erdemleri değil, kusurlarıdır da diye d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m. Erdemler ortaktır, ama kusurlar kişiseldir, yani yeni bir kişiliği haber verirler &ccedil;oğu zaman (529). Bkz. Kişilik.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&ldquo;<font size="2"><strong>K&uuml;&ccedil;&uuml;k Adam&rdquo;: </strong><span style="font-weight: normal;">Orhan Veli ile g&uuml;ndeşleri yazınımıza bir &ldquo;k&uuml;&ccedil;&uuml;k adam&rdquo; soktular. Yıllardır &ccedil;ıkaramadık yazınımızdan. Belki Orhan Veli sokmadı ama onun getirdiği anlayışın, onun getirdiği yalınkat s&ouml;yleyişin, bi&ccedil;imin itelemesi vardır. O bi&ccedil;imle, o deyişle &ldquo;b&uuml;y&uuml;k adam&rdquo; s&ouml;ylenemezdi sanıyorum. Ş&ouml;yle uzunca bir şiir bile s&ouml;ylenemezdi. Kendi denediği &ldquo;Destan Gibi&rdquo; meydanda (40). Bkz. Orhan Veli, Garip Anlayışı.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Max Jakob</strong><span style="font-weight: normal;">: Max Jakob&#39;un şiir &uuml;st&uuml;ne s&ouml;ylediği o bilgece s&ouml;zlerin &ccedil;oğunu anlamadım. Bu s&ouml;zlerin şiirle, hi&ccedil; değilse Max Jakob&#39;un şiiriyle ilintilerini, onun sanatında neyi a&ccedil;ıkladıklarını &ccedil;oğu zaman kavrayamadım. Ama bir s&ouml;z&uuml; vardı ki, bir tek kelimesi, onu &ccedil;ok iyi anladığımı sanıyorum: &ldquo;Somutlayınız&rdquo; (97). Bkz. Somutlamak.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Mehmet Emin Yurdakul</strong><span style="font-weight: normal;">: Milliyet&ccedil;iliği sadece ve sadece, kısır bir ırk&ccedil;ılık halinde gelişir ve T&uuml;rkistan d&uuml;ş&uuml;ne dayanır. Yine de, hesabı yanlış, k&uuml;lt&uuml;r&uuml; eksik, kendisi şair olarak yeteneksiz de olsa, sezgisinin doğruluğu (hala ge&ccedil;erli olan doğruluğu), Batı&#39;dan da, Doğu&#39;dan da bir şeyler ummadan, ulusal olanaklarladeğerler d&uuml;zeni yaratmanın gereğini, ulusal dayanışmanın ve bilincin &ouml;nemini s&ouml;ylemesindedir. Ona saygınlık kazandıran bu b&uuml;y&uuml;k doğruluktur, ger&ccedil;ekliktir (604).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>M&uuml;kemmellik</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz. Kişilik.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>M&uuml;kemmel Şiir</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz. Gen&ccedil; Şairler.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>M&uuml;mtaz Zeki Taşkın</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz. Dada.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Nazım Hikmet Ran</strong><span style="font-weight: normal;">: &Ccedil;ok sağlam bir g&ouml;vde, &ccedil;ok sağlam bir ruh yapısı, &ccedil;ok iyi bilinen sorunlar, &ccedil;ok iyi &ccedil;ıkarılan bir izd&uuml;ş&uuml;m ve &ccedil;ok derin bir insanilik, &ouml;d&uuml;ns&uuml;zl&uuml;k. İşte belli başlı &ouml;zellikleri Nazım&#39;ın. Bunlara şiirine g&uuml;veni de ekleyebiliriz. Bu &ouml;zellikleri y&uuml;z&uuml;nden zaman zaman, inandığı, baş koyduğu &ouml;ğretinin bile dışına d&uuml;şer (639).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><span style="font-weight: normal;">Nazım&#39;ın dili ve d&uuml;nyası eskimemiştir, ge&ccedil;ilmiştir sanıyorum (488).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Necati Cumalı, B.: </strong><span style="font-weight: normal;">B. Cumalı bizim şiirimizde istediği t&uuml;rl&uuml; ozan olabilmiş sayılı kişilerden biridir. İstediği t&uuml;rl&uuml; şiiri yazabilmiş ozandır demek istedim (77).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Necip Fazıl Kısak&uuml;rek</strong><span style="font-weight: normal;">: Yeni ve &ouml;nerici olmaktan &ccedil;ok saptayıcı bir şairdir (631).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><span style="font-weight: normal;">Necip Fazıl&#39;ı şair olarak kurtaran, hala &ouml;nemseten, yorumsuzlaştıran, şiirdeki hedefsizliğidir. O, b&ouml;ylece, yanlış bir hesapla, gelecek d&ouml;nme&#39;lere yatırım yapar, yaptığını sanır, bu y&uuml;zden aslında mistisizmle (mistisizmi yalnızca esrarlı bir &ldquo;maveradan s&ouml;yleniş&rdquo; kabul etmiyorsak), tasavvufla pek ilgisi yoktur; kapalılık, kendini kapama, onun şiirlerinin y&ouml;ntemidir. &Uuml;stelik b&uuml;nyevidir (şiirin şairine karşın iyi olmasının nedeni), kararsızlığı iki b&uuml;y&uuml;k karşıtlık arasında gelip gider &ccedil;&uuml;nk&uuml;, en u&ccedil; k&ouml;sn&uuml;den en b&uuml;y&uuml;k sofuluğa kadar (631).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><span style="font-weight: normal;">Belki aslında, yapılabilecek iki şey s&ouml;z konusu Necip Fazıl ele alındığında: ya olduğu gibi sevilir, benimsenir (benim kanımca, ne T&uuml;rk&ccedil;eye bir genişlik, ne de T&uuml;rk duygululuğuna bir yeni a&ccedil;ılım getirmiştir) ya da olduğu gibi ve toptan yadsınır, yok sayılır (633).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Nurullah Ata&ccedil;</strong><span style="font-weight: normal;">: Ata&ccedil;, bir toplumsal sınıfın hem şair se&ccedil;iciliğini, hem şiir s&ouml;zc&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; yapan kişiydi (498).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Oktay Rifat</strong><span style="font-weight: normal;">: Bir ozan bir akıma bir &ouml;ns&ouml;zle değil, şiirleriyle katılır daha &ccedil;ok. Oktay Rifat&#39;ın şiirleriyse, bırakın eskiyi-yeniyi, kendi anlayışının bile &ccedil;ok k&ouml;t&uuml; &ouml;rnekleri (436).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Okuyucu: </strong><span style="font-weight: normal;">Okuyucu i&ccedil;in sanat, yapıt demektir. O, sanattan tadını, yapıtı okurken alır (27). Bkz. Sanat&ccedil;ı-Okuyucu.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">B&uuml;t&uuml;n kusurlarına (belki eksikliklerine demek daha doğru) karşın getirmeye &ccedil;alıştığımız şiir, okur ka&ccedil;ıracak cinsten değildir (494).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Orhan Asena</strong>: Ozan olarak şiir &uuml;st&uuml;ne bildikleri, oyun yazarı olarak tiyatro &uuml;st&uuml;ne bildikleri yanında pek cılız (&#8230;) Şiirleri, şiir yapısı bakımından o kadar fakir, o kadar ilkel (65).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Orhan Han&ccedil;erlioğlu</strong>: Yeniliği, arayıcılığı &ouml;yle ağır ağır gelişen zorlayıcı, kandırıcı bir arayış değil. Yapmacık (67). Han&ccedil;erlioğlu&#39;nun T&uuml;rk&ccedil;esi, dili, daha doğrusu dil ve edebiyat anlayışı da eski, yavan ve ucuz (69).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Orhan Veli</strong>: Şiirin kendi &ccedil;emberleri i&ccedil;inde, kendi imkanları i&ccedil;inde bunalması, bire t&uuml;rl&uuml; kurtuluşa varmayan bir buhranın belirtileridir. İlk kurtuluşu, ilk &ccedil;areyi Orhan Veli getirdi gibi. Ama tepki gecikmedi. Bu tepki herşeyden &ccedil;ok, şiirin kendisinden olmayana isyanı gibiydi. İnkarla başladı (88). Bkz. Garip Anlayışı; K&uuml;&ccedil;&uuml;k Adam; Şiir.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Otorite</strong>: Askeri okullarda hi&ccedil; mutlu olamadım. Genellikle yatılı okullarda mutlu olan &ccedil;ocuk yoktur sanıyorum. Başkalarının, hatta somut başkalarının da değil, hi&ccedil; kavrayamadığım bir otoritenin belirlediği ve &ccedil;oğu zaman sa&ccedil;ma bulduğunuz bir şeyleri yaşamak..(524). </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Ozanına Bağlı Şiir</strong>: Yurdumuzda şiir, hi&ccedil;bir &ccedil;ağda, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde olduğu kadar ozanına bağlı, ozanıyla a&ccedil;ıklanabilir olmamıştı. Şiirde biz, &ccedil;oğu zaman ortaklaşa duyguları bulmaya alışmıştık (132).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>&Ouml;l&uuml;m/&Ouml;l&uuml;ml&uuml;l&uuml;k</strong>: Kişiyi yazmaya iteleyen, umutsuzluktan koruyan, her yazılanın bir g&uuml;n &ouml;lmesidir, &ouml;l&uuml;ml&uuml; olmasıdır. Bizden &ouml;nce yazılmış olanların artık &ouml;l&uuml; olmasıdır g&uuml;&ccedil; veren (570).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>&Ouml;v&uuml;lme Alışkanlığı</strong>: Şiirimize, k&ouml;t&uuml; eleştirmeciden, k&ouml;t&uuml; ozandan, anlayışsız edit&ouml;rden &ccedil;oğu zaman daha az zararı dokunmayan bir alışkanlığımız var. &Ouml;v&uuml;lme alışkanlığı (107).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>&Ouml;yk&uuml;</strong>: &Ccedil;ağımızda her kişinin bir &ouml;yk&uuml; i&ccedil;inde, &ccedil;er&ccedil;evesinde yaşadığı kanısındayım. Bir roman değil, &ouml;yk&uuml; &ccedil;er&ccedil;evesinde. Ve bu &ccedil;er&ccedil;eve hep değişebilir. G&uuml;ncel olmayı, gazete dilini kullanmayı bu y&uuml;zden yeğliyorum. &Ouml;yk&uuml;lemedeki bi&ccedil;im değişikliği bu kaygıdan kaynaklanıyor. İnsanı her yeni durumda, yen, bir insan olarak kavramaya &ccedil;alışmak (534). Bkz. G&uuml;ncellik; G&uuml;ncel D&uuml;nya.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>&Ouml;zel Yaşantı</strong>: Ne kadar sağduyulu olursa olsun, her kişinin &ouml;zel yaşamındaki sarsıntılar, fikir ve d&uuml;ş&uuml;nce yaşamını da etkiler sanıyorum. &Uuml;stelik bu etkilerin, kişiyi sarsmasına karşın, yapıtlarına bir ger&ccedil;eklik, bir hayatiyet ve g&uuml;zncellik kazandıracağına da inanıyorum. En azından insanın ayağı yere basar (516).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Para Patlaması</strong>: Bkz. Terme&#39;den Ankara&#39;ya Gelmek.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Poe, E. A: </strong><span style="font-weight: normal;">Poe, &ccedil;ok kendine &ouml;zel, aynı zamanda kendinden sonraki şiire de y&ouml;n verecek bir bi&ccedil;imde şiiri yeniliyordu. Sanırım onu bu işe zorlayan kendi &ouml;zel anlayışı, davranışı yanında, biraz da şiirin kendisine kadar s&uuml;r&uuml;p gelmiş macerası idi (86).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2" style="font-size: 10pt;"><strong>Politika</strong><span style="font-weight: normal;">: 1961&#39;e kadar politikanın hep şiirde yapıldığını g&ouml;r&uuml;yoruz. Servet-i F&uuml;nun&#39;cularda politika-dışı olma politikası, Hececilerde resmi ideolojiyi destekleme politikası (554). Bkz. Cahit K&uuml;lebi.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">G&uuml;ndelik politikada Mehmet Emin ile Mehmet Akif &ouml;neren, Nazım başkaldıran&#39;dı. Yahya Kemal, o b&uuml;y&uuml;k &ccedil;&ouml;k&uuml;nt&uuml;y&uuml; anılarla savuşturandır (603).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Sabahattin Kudret Aksal</strong>: Sabahattin Kudret Aksal, şiirimizi yenilemiş şairlerden biridir. &Ouml;zellikle ilk kitabıyla haklı bir yer, haklı bir &uuml;n yapmıştır şiirimizde (676).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Sait Faik: </strong>Hikayelerinde katıksız bir şiir havası olmasına rağmen S. Faik&#39;in bir ozan gibi kurabildiği şiirleri &uuml;&ccedil;&uuml; beşi ge&ccedil;mez (65).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Sanat/Şiir Anlayışları</strong><span style="font-weight: normal;">/</span><strong>Akımları</strong>: Sanat anlayları yahut akımları, kurallarla değil &ouml;rnekleriyle anlaşılır ve yaşayabilir (22).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Bir akım ne zaman eskimiş olur? Ne zaman tazeliğini yitirir?(..) Ne zaman ortalıkta o akımın ustaları &ccedil;oğalırsa, yahut t&uuml;rerse, ortaya bir akımın ustası &ccedil;ıkarsa, o akımda yapılabilecek her şey yapılmış demektir. Bundan sonra yapılacaklar hep bi&ouml;rnek şeyler olacaktır (26).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Bir şiir akımının tanınması, &ouml;b&uuml;rlerinden ayrılması ancak o akımın ozanlarını tek tek incelemekle, tanımakla m&uuml;mk&uuml;n olur (71).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Sanat&ccedil;ı</strong>: &Ccedil;oğu sanat&ccedil;ılar, yaşamlarını bir anlama bağlayacak, hangi huzurla yaşamlarını m&uuml;mk&uuml;n kılacak bir değere y&ouml;nelirler. Hangi ad, hangi anlayış altında olursa olsun, sanat&ccedil;ıların &ccedil;oktan beri yitirilmiş gayesi budur; sanıyorum. Sanat&ccedil;ı &ouml;z&uuml;nde kişioğlunu da kurtaracak değerlere varmak. İlkin arar bu değerleri sanat&ccedil;ı, sonra bulur, sağlamlaştırmaya, hatta savunmaya koyulur onları (58). Bkz. <span style="font-weight: normal;">Kurtarıcı Sanat.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Sanat&ccedil;ı ne olursa olsun, uğraşmakta olduğu sanat kolunun isterlerine uymak, gereklerini yerine getirmek zorundadır (64).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Sanat&ccedil;ı-Okuyucu</strong>: Okuyucu i&ccedil;in sanat, yapıt demektir. O, sanattan tadını, yapıtı okurken alır. Halbuki sanat&ccedil;ı i&ccedil;in sanat, yapıttan &ouml;ncedir, yaratmanın, yapmanın kendisidir. Okuyucu okurken g&ouml;nenirse, sanat&ccedil;ı yaratırken g&ouml;nenir. Okuyucunun amacı yapıttır, sanat&ccedil;ının yaratma. Artık kendi işi, bilen, hatta yapacaklarını bir t&uuml;rl&uuml; i&ccedil;g&uuml;d&uuml; ile rahatlıkla, kolaylıkla yapanın yaptığı yaratma değildir, &ccedil;oğaltmadır. Alışkanlıktır. Bundan sonra sanatın gereği kalmamıştır. Sanat&ccedil;ı i&ccedil;in kalmamıştır. Okuyucunun durumu pek değişmez (27). Bkz. Ustalık.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Seviye</strong>: Bkz. Eleştiriye Değer Olmak.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Sıkıntı</strong>: Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o benim. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bana en yaraşan durumdur sıkıntılı olmak (420). Ne s&ouml;ylenmişse ve s&ouml;ylenmemişse, ne yapılmışsa ve ne yapılmamışsa, ne d&uuml;zeltilmişse ve ne d&uuml;zeltilmemişse ondan sıkılan biri. Belki, s&ouml;ylenmemişin, yapılmamışın ve d&uuml;zeltilmemişin telaşı i&ccedil;inde biraz. O kadar. Ve sıkıntılı. Ve sıkıntılı (420). Bkz. Turgut Uyar.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Yani sıkıntının bir g&uuml;n kendi &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; aramakta, rahatlıktan daha etkin bir duygu olduğunu anlatmak istemiştim. Doğrusunu isterseniz 10 yıl &ouml;nce sıkıldığımı yazmıştım. 30 yıl &ouml;nce de sıkıntılıydım. 50 yaşımda umutsuzum (515). Bkz. Umutsuzluk.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Somut Şiir</strong>: Bkz. Soyut.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Somutlamak</strong>: Şiirin yaşama ile olan bağının yitirilmemesi, ortada, boşta kalmaması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde ilk akla gelen ihtar: &ldquo;Somutlayınız&rdquo; (97). Bkz. Soyut.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Soyut</strong>: Bilindiği gibi bug&uuml;nk&uuml; şiirimizde &ldquo;soyut&rdquo;un (soyutlamanın değil) karşılığı &ldquo;somut&rdquo; (somutlama değil) değildir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki &ldquo;somut şiir&rdquo;in karşılığı ise, -bana g&ouml;re &ccedil;ok yanlış bir tanımlama-&rdquo;ger&ccedil;ek&ccedil;i şiir&rdquo;dir; &ouml;yle kullanılmaktadır. Bu yanlış karşılaştırma, şiirsel kavramların tartışılmasından değil, bir şiir politikasına &ouml;ncelik tanınmasından doğmuştur. Yoksa şiir, tepeden tırnağa bir souyutlama işlemidir: &ccedil;&uuml;nk&uuml; soyutlama, bir t&uuml;mevarım, en azından bir genelleme, bir durumun, bir olayın, bir geleneğin en belirgin &ouml;zelliğini, o &uuml;lke insanının anlayabileceği bir kedsinlikle belirleme demektir. Tek tek her insanda varolanı, en beşeri yanlarıyla ortaklaşa kılmaktır (497).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>S&ouml;zc&uuml;k</strong>: Bug&uuml;n yazılan şiirde hi&ccedil;bir &ccedil;ağdaş s&ouml;zc&uuml;k yok. Şiir dilimiz 1930&#39;ların anıştırmalarında kalmış, imge dağarcığı zenginleşmemiş, gene denize bakıp i&ccedil;leniliyor (512).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şiiri yaşar kılacak s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; bulmaktır benim derdim (530).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şair/Ozan</strong>: S&ouml;ylemek istediğini bilmeyen şiir yazmamalı (32). <span style="font-weight: normal;">Bkz.Bilge.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Şiire herkesin bulunduğu istasyondan binildiği saptaması &ccedil;ok doğru. Geleneği s&uuml;rd&uuml;ren pek yok şimdilerde (553).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Ozan g&uuml;&ccedil; deneylerden, i&ccedil; yahut dış ser&uuml;venlerden, iyi k&ouml;t&uuml; bir eğitimden ge&ccedil;er gelir de ozan olur (36).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şair, şiir yazmak i&ccedil;in vesile aramamalı diyorum (550).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Evet şiir her &ccedil;ağda yenilenir. Ama şiiri, toplumdan, toplumsal değişmelerden &ouml;nce bir ozan yeniler. Şunu demek istiyorum. Belki başka hi&ccedil;bir sanat &uuml;r&uuml;n&uuml; şiir kadar sanat&ccedil;ısına, sanat&ccedil;ının kişiliğine bağlı değildir. Yani bir bakıma şiirin tanımı ozanın tanımıdır denebilir (87).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">İyi bir ozanı yermenin, &ouml;vmekten daha &ccedil;ok kızdıracağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum (61).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Bir ozanın artık değişmez &ouml;l&ccedil;&uuml;lere vardığını, kendi yaptıklarına inandığı nerden belli olur diyeceksiniz. Şaşmamasından, değişmemesinden, sanatını, ozanlar i&ccedil;in şiirini br oyun haline getirmesinden (62).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şiirlerinde, yanılma payı ayırmayan, yanılabilme y&uuml;rekliliğini g&ouml;steremeyen ozan, tellim ortada kalacaktır, &ouml;yle sanıyorum (80).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">D&ouml;rt başı dikili, kusursuz şiirler yazanlardan yana değilim. Yanılmayan ozanı iyi ozan bellemiyorum. Bir şiiri herzeden, sa&ccedil;madan, d&uuml;tt&uuml;r&uuml;l&uuml;kten ayıran fark son direncine kadar gerilemeli, zorlanmalı, kıl kadar olmalı bu fark. Emek verilmiş, &ouml;zden bir sa&ccedil;ma yazanı, o tekd&uuml;ze mırıltıları yazandan daha &ccedil;ok ozan sayarım (82).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">G&uuml;&ccedil;l&uuml; bir şair, bize Orhan Veli şiirinin bile eskimediğini kabul ettirebilir bir g&uuml;n (441).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şairanelik</strong>: <span style="font-weight: normal;">Şiirde şairane&#39;ye hep karşı oldum (529).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şairanelik mutlaka kendiliğinden geliyor. Orhan Veli&#39;nin yerdiği şairanelik, Hececilerin şairaneliği idi. Oysa o da &#39;k&uuml;&ccedil;&uuml;k adam&#39;ı vermeye başlarken, şairaneye d&uuml;şt&uuml;. Galiba b&uuml;t&uuml;n mesele şairaneliği &ccedil;ağdaş tutabilmek (509). <span style="font-weight: normal;">Bkz.Hececiler; K&uuml;&ccedil;&uuml;k Adam.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiir</strong>: Şiirin inanılır, hi&ccedil; değilse katlanılır bir tanımının yapılamaması, ele avuca gelmezliği, g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ispatlaması bakımından ozanların da hoşuna gider. Tanımı bile yapılamayan bu g&uuml;&ccedil; işle uğraşmak, kimi zaman &uuml;stesinden gelmek, &ccedil;ok derinde; &ccedil;ok gizli bir &ouml;ğ&uuml;nme sebebi olabilir onlar i&ccedil;in. Oysa bu tanımın yapılamaması şiirin g&uuml;&ouml;l&uuml;ğ&uuml;nden &ccedil;ok, bir tanımı yapılamayacak kadar kişisel, değişken, yerinde durmaz olduğunu g&ouml;sterir ancak (86).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şiir kendini yazdıran bir şeydir. Yazılırken temelindeki imgeleri ya da kavramları alıp başka yerlere g&ouml;t&uuml;ren şey&#8230; Bu bakımdan şiir yazmada bir y&ouml;ntemden bahsedilemez -en azından yazar i&ccedil;in (510).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şiirin de -hikaye ve romanda olduğu gibi- bir duygulanma, bir aşırı duyarlık, bir esinti meselesi değil, &ouml;nce, en &ouml;nce bir bilgi, g&uuml;&ccedil; edinilir bir yetenek, bir zanaat işi olduğu anlaşılmalıdır (66).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şiir etkilenme alanı değildir, tam tersine alınan etkilere bir tepkidir (552).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şiirin rahatlaması beni rahatsız ediyor (565). </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">İyi şiir &ccedil;oktandır, sekiz-on kişi arasında mektuplaşılır gibi yazılıp okunmaya başladı (85).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şiirin kendi &ccedil;emberi i&ccedil;inde, kendi imkanları i&ccedil;inde bunalması, bire t&uuml;rl&uuml; kurtuluşa varmayan bir buhranın belirtileridir (88). Bkz. Orhan Veli. </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Sağlam şiirde, bir kelimeyi değil değiştirmek, yerinden bile oynatamazsınız (126).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Sanat kolları i&ccedil;inde belki de en &ccedil;ok şiirdir kendi kendisi olmasını isteyen sanat&ccedil;ısından (126).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;"><font size="2">Şiir, yeniliklere değil, kişiliklere bağlıdır daha &ccedil;ok (440).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;"><font size="2">Şiir gitgide sadece, onu uğraş edinenlerin anlayacağı, seveceği haşe geliyor (444).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;"><font size="2">Şiir bir kişilik işidir (567).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">&Ccedil;ağdaş yapısı gereği, şiir tek tek olaylarla yetinmek değil, bir bozukluğu değil, bir bozukluğu temelden kavrayıp bunu yeni ve &ouml;zg&uuml;n bir duyarlık i&ccedil;inde ortaya koymak zorundadır (495).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiir-Dil</strong>: Şiiri anlama, &ouml;yk&uuml;ye, konuya bağlı olmaktan kurtarığ, dilin, &ouml;zel bir dil ve mısra yapısının eline g&uuml;c&uuml;ne bırakmak, ozanlarımızın şimdiki &ccedil;abası. B&ouml;ylece şiirn &ouml;b&uuml;r imkanları da kendiliğinden g&uuml;ny&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkıyor (89). Bkz. Şiir; Şair/Ozan.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Duyarlık yenilenmedik&ccedil;e dilin, şiir dilinin yenilenmesi s&ouml;z konusu olamaz (531).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiir &Ccedil;ıkmazdadır</strong>: Ben şiirin &ccedil;ıkmazda olduğunu s&ouml;ylediğimde, &ccedil;ıkmazın, insanı bir &ccedil;ıkar yol bulmaya zorlayan en &ouml;nemli durum olduğunu anlatmak istemiştim. S&ouml;ylediğinizin (s&ouml;yleşiyi yapan Enver Ercan&#39;a hitaben-Sekoya) tersine, umutsuzluğun kişiyi umudu yakalamaya, bulmaya zorlayan bir duygu olduğuna inanıyorum. Şiirin rahatlaması beni rahatsız ediyor (565). Bkz. Umutsuzluk; Sıkıntı. </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiir-Yaşam</strong>: Bzk. Somutlamak; Teknoloji. </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiir Tekniği</strong>: Bkz. Şiirin Gelişmesi.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiir Yazamama Halleri</strong>: Sevilmediğimi sandığım ya da sebepsiz olarak bu duyguya kapıldığım zaman, bir. Kendimi herhangi bir sebeple kesik bulduğum zaman, iki. Şiirin &ldquo;ciddiyetine&rdquo; inanılmadığını sandığım zaman , &uuml;&ccedil;. En doğrusu, iyi şiir yazamayacağımı fark ettiğim zaman, d&ouml;rt (515).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiir Yazma Y&ouml;ntemi</strong>: Şiir kendini yazdıran bir şeydir. Yazılırken temelindeki imgeleri ya da kavramları alıp başka yerlere g&ouml;t&uuml;ren şey&#8230; Bu bakımdan şiir yazmada bir y&ouml;ntemden bahsedilemez -en azından yazar i&ccedil;in (510).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiir Yamak</strong>: Şiir yazmak bir kriz gibi bir şeydir bende (541).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiir ve D&uuml;ş&uuml;nce</strong>: &ldquo;Şiir ve D&uuml;ş&uuml;nce&rdquo; kavramını anlamıyorum. &Ouml;rneğin; &ldquo;şiir ve duyarlılık&rdquo;, &ldquo;şiir ve toplum&rdquo;, &ldquo;şiir ve zaman&rdquo;, &ldquo;şiir ve ruhbilim&rdquo; vb. Gibi &uuml;retilebilecek soruları da&#8230; Bir şiir, kendi i&ccedil;inde, kendi yapısı i&ccedil;inde bir b&uuml;t&uuml;nd&uuml;r, bir birim&#39;dir. D&uuml;ş&uuml;ncesini de, duygusunu da, b&uuml;t&uuml;n &ouml;b&uuml;r ilişkilerini de i&ccedil;inde taşır, taşımalıdır (536).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiirden Etkili</strong> <strong>Olan</strong>: Ara&ccedil;ların bunca geliştiği bir danyada, şiirden &ccedil;ok daha etkili o kadar &ccedil;ok şey var ki (501).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Bir &uuml;lkede bir bombanın patlaması, Yevtuşenko&#39;nun bir şiirinden &ccedil;ok daha fazla etkiliyor insanı (506).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiiri D&uuml;ş&uuml;nmek</strong>: Haberleşme olanaklarının bunca geliştiği, propagandanın bunca etkili olduğu bir d&uuml;nyada, şiiri, kendi hareket alanı i&ccedil;inde d&uuml;ş&uuml;nmek ger&ccedil;eğe daha uygun olsa gerek (498).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Şiirde hareketlilik birtakım kişilerin belirmesine bağlıdır. Eski değerleri sarsan ya da yeni değerler getiren birisi gelir, ilk hareket belirir. Kişiliğin, tavrın olmadığı yerde durgunluk vardır. Diyelim ki 20 tane şiir var, hi&ccedil;birinde bir şeyi yerinden oynatacak, değer konusunda ş&uuml;pheye d&uuml;ş&uuml;recek şiir yok. B&ouml;yle bir ortamda şiir &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nme imkanı kalmıyor. D&uuml;&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z zaman gene eskiyi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz (511).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiiri Oyun Haline Getirmek</strong>: Bkz. Şair/Ozan.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiiri Tercih Nedeni:</strong> İnsan d&uuml;nyayla karşı karşıya geldiğinde (bu karşı karşıyalık d&uuml;şmanca değil, tam karşı karşıyalık) eğer onda, değiştirilmesi, yeniden d&uuml;zenlenmesi gereken birtakım durumların, ilişkilerin, farkına, bilincine varılırsa, eylem olarak bir yol se&ccedil;er. Kimi politikayı, sanatı, kimi bilimi (516).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiirin Biyografisi</strong>: Şiirin biyografisi, bi akımın değil, ozanların biyografisidir (519).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiirin Gelişmesi</strong>: Şiirin gelişmesi, şiir tekniğinin gelişmesi değildir. Değişen koşullarla insanın değişmesidir. İnsan hayatını, hatta bu hayatı d&uuml;zenleyen, kuralları y&ouml;neten g&uuml;c&uuml;n teknoloji olduğuna inanıyorum bu g&uuml;nlerde. Şiir, bir takım bi&ccedil;im değişiklikleri g&ouml;sterse de Homeros&#39;tan bu yana aynı teknikle yazılıyor. Pek değişmeyen bir zenaattır (535).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiirin İmkanları</strong>: Şiiri anlama, &ouml;yk&uuml;ye, konuya bağlı kalmaktan kurtarıp, dilin, &ouml;zel bir dil ve mısra yapısının eline g&uuml;c&uuml;ne bırakmak, ozanlarımızın şimdiki &ccedil;abası. B&ouml;ylece şiirin &ouml;b&uuml;r imkanları da kendiliğinden g&uuml;ny&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkıyor (89). Bkz. Şiirimiz &Ouml;zellikleri.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiirin Kaynakları</strong>: Şiirin kaynaklarının kuruyacağını hi&ccedil;bir zaman d&uuml;ş&uuml;nmedim. Olsa olsa bir doygunluk olabilir ya da şimdiye kadar yazdıklarıyla yetinmek gibi sa&ccedil;ma bir duygu olabilir. Biraz da tembelliği katabilirsin (539).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Şiirin yararlanamayacağı bir alan d&uuml;ş&uuml;nemiyorum (563).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Şiirimizin &Ouml;zellikleri</strong>: Yeni şiirimizin &ouml;zelliklerini anlatırken, bilhassa dedim, her şeyden evvel, memleketin ve Anadolu&#39;nun şiiri olmak yolunda ve kaygısındadır (18). Bzk.<span style="font-weight: normal;">Şiirin İmkanları</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Tasarı</strong><span style="font-weight: normal;">: T&uuml;rkiye&#39;de kimse tasarıyla &ccedil;alışmıyor; okurlar da tasarılara pek inanmıyor galiba (499).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Teknoloji</strong><span style="font-weight: normal;">: Azgın teknolojiyi g&ouml;rmezden gelmek, şiirin soyluluğuna uygundur, bir &ccedil;eşit saygıdır onun yapısına, varlığına. Ama bana kalırsa yaşarlığına, ge&ccedil;erliliğine umar değildir (531). </span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Terme&#39;den Ankara&#39;ya Gelmek</strong><span style="font-weight: normal;">: Demokrat Parti&#39;nin yarattığı para patlamasına değinmek gerek. Para patlamasının getirdiği değerler değişmesine, sarsılmasına. Ben kendi adıma, bir subay olarak Terme&#39;den Ankara&#39;ya geldiğimde b&uuml;y&uuml;k bir sarsıntı ge&ccedil;irdim. &Ouml;b&uuml;r arkadaşlar da aynı sarsıntıyı yaşamış olmalılar ki şiir değişti ve değiştiği ortama yerleşti (556).</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Turgut Uyar</strong>: 1926 yılı Ağustos&#39;unda İstanbul&#39;da doğmuşum. Hayatım d&uuml;ped&uuml;z ve kurudur. Alaka &ccedil;ekecek bir macera olmamasından, herkesinkinden ayrı bir hususiyet taşımamasından ayrıca haz duyarım (419). </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2">Ben, kutsal bir bahaneyim, belki de bir sığınağım kendime (420). Bkz. Sıkıntı.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>T&uuml;rk K&uuml;lt&uuml;r&uuml;</strong>: Halkımız, hatta &ccedil;oğu aydınlarımız en az k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;z&uuml; kendilerine tanıtmak istediğmiz yabancı dostlar kadar T&uuml;rk k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne yabancıdır (73-74).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>T&uuml;rkiyem</strong>: <span style="font-weight: normal;">Bkz. İlk İki Kitap.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Umutsuzluk</strong>: Ni&ccedil;in umutlu olayım! &Ccedil;&uuml;nk&uuml; umutsuzluğun, insanı umuttan daha g&uuml;&ccedil;l&uuml;, bir iten, bir şeyler yapmaya zorlayan bir duygu olduğuna inanıyorum. En azından kendi adıma demedim, bildim (536). Bkz. Sıkıntı. </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Us</strong>: Bkz. İkinci Yeni.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Ustalık</strong>: Sanat&ccedil;ıyı yitiren ustalıktır. Usta olmaktan korkunuz diyorum (28).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Yabancılık</strong>: <span style="font-weight: normal;">Bkz.T&uuml;rk K&uuml;lt&uuml;r&uuml;.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><span style="font-weight: normal;"><br />
	</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Yahya Kemal</strong>: &Ouml;mr&uuml;n&uuml;n sonuna kadar, hi&ccedil; değilse davranışı ile, başka sanat kollarına, başka yazı mesleklerine y&uuml;z vermemesi ile ozan kalmış olanlar hak ettikleri ilgiyi ve saygıyı buluyor. Yahya Kemal ilkin burdan b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r (65)<span style="font-weight: normal;">. Bkz. B&uuml;y&uuml;k Şiir; Politika.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">İşte Batı&#39;da, resimde bir Bernard Buffet, bizde de bir Yahya Kemal; hemen hemen bir y&uuml;zyıl sonra Divan şiirinin dirilten adam (441).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2"><strong>Yalınlık</strong>: Bkz. İmge.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Yanılma Payı</strong>: Bkz. Şair/Ozan.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Yapıt</strong>: Bkz. Yaratma.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Yaratma</strong>: Okuyucu i&ccedil;in sanat, yapıt demektir. O, sanattan tadını, yapıtı okurken alır. Halbuki sanat&ccedil;ı i&ccedil;in sanat, yapıttan &ouml;ncedir, yaratmanın, yapmanın kendisidir. Okuyucu okurken g&ouml;nenirse, sanat&ccedil;ı yaratırken g&ouml;nenir. Okuyucunun amacı yapıttır, sanat&ccedil;ının yaratma. Artık kendi işi, bilen, hatta yapacaklarını bir t&uuml;rl&uuml; i&ccedil;g&uuml;d&uuml; ile rahatlıkla, kolaylıkla yapanın yaptığı yaratma değildir, &ccedil;oğaltmadır. Alışkanlıktır. Bundan sonra sanatın gereği kalmamıştır. Sanat&ccedil;ı i&ccedil;in kalmamıştır. Okuyucunun durumu pek değişmez (27).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Yazmaya İten Nedenler</strong>: Kendi adıma beni yazdığım şiiri yazmaya iten neden, &ccedil;evremin değiştiğini g&ouml;rmemdi (512).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Yeni / Yenilik</strong>: İyi olmanın, ger&ccedil;ek olmanın mutlaka yeni olmakla bir ilişkisi olmadığını, olamayacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;m hep (72). </font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2">Yenisini eskisinden daha etkili kılan da, yeninin gelmesini gerektiren nedenler değil, sonra gelenin gelişmesine y&ouml;n veren &ouml;ğelerin tazeliği, bir bakıma g&uuml;n&uuml;ne uygunluğudur galiba (438). Bkz. İkinci Yeni.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;"><font size="2">Şiir, yeniliklere değil, kişiliklere bağlıdır daha &ccedil;ok (440).</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-style: normal; font-weight: normal;"><font size="2">&Ccedil;ağdaş yapısı gereği, şiir tek tek olaylarla yetinmek değil, bir bozukluğu değil, bir bozukluğu temelden kavrayıp bunu yeni ve &ouml;zg&uuml;n bir duyarlık i&ccedil;inde ortaya koymak zorundadır (495). Bkz. Şiir. Bkz. Değişim.</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Yeni Şiirimizin &Ouml;zellikleri: </strong><span style="font-weight: normal;">Bkz. Şiirimizin &Ouml;zellikleri.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;"><font size="2"><strong>Y&ouml;ntem</strong><span style="font-weight: normal;">: Bkz. Şiir Yazma Y&ouml;ntemi.</span></font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;">&#8212;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2" style="font-size: 10pt;">(*) Bu s&ouml;zl&uuml;k&ccedil;e <a href="http://www.ykykultur.com.tr/kitap/?id=2012">Turgut Uyar&#39;ın Korkulu Ustalık</a> (YKY, 1. baskı, İstanbul, Mart 2009) adlı kitabından alıntılanarak hazırlanmıştır. Alıntı sonlarında, parantez i&ccedil;inde yer alan rakamlar kitabın sayfa numarasını g&ouml;stermektedir. <br />
	</font></p>
<p style="margin-bottom: 0cm; font-weight: normal;"><font size="2" style="font-size: 10pt;"><br />
	</font></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fkorkmadan-dusmek-hayata-turgut-uyarin-poetika-sozlugu%2F&amp;title=KORKMADAN%20D%C3%9C%C5%9EMEK%20HAYATA%3A%20%20Turgut%20Uyar%26%238217%3B%C4%B1n%20Poetika%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_2"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/korkmadan-dusmek-hayata-turgut-uyarin-poetika-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞİİRİN KENDİ ÖZEL GÜNDEMİ:Utku Özmakas’ın Poetika Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/siirin-kendi-ozel-gundemiutku-ozmakasin-poetika-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/siirin-kendi-ozel-gundemiutku-ozmakasin-poetika-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2009 11:37:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
				<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[utku özmakas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/siirin-kendi-ozel-gundemiutku-ozmakasin-poetika-sozlugu.html</guid>
		<description><![CDATA[ŞİİRİN KENDİ &#214;ZEL G&#220;NDEMİ: Utku &#214;zmakas&#8217;ın Poetika S&#246;zl&#252;ğ&#252;(*) &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#8220;Şiirde her kuşak kendi klişesini yaratır&#8221; (U.&#214;)&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160; &#160;&#160;&#160; &#8216;80 Kuşağı: İkinci Yeni&#8217;nin dile ilişkin &#8220;hassasiyet&#8221;i ve &#8220;gelişkin ilgi&#8221;si; dilin bir ara&#231;tan &#231;ok, ama&#231; olarak ele alınması; &#246;zellikle 80&#8217;li yıllarda yazılan şiirin ana g&#246;vdesi tarafından tamamen yerle bir edilmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ŞİİRİN KENDİ &Ouml;ZEL G&Uuml;NDEMİ: <br />Utku &Ouml;zmakas&rsquo;ın Poetika S&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;(*)</strong></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ldquo;Şiirde her kuşak kendi klişesini yaratır&rdquo; (U.&Ouml;)<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>
<p> <strong>&lsquo;80 Kuşağı</strong>: İkinci Yeni&rsquo;nin dile ilişkin &ldquo;hassasiyet&rdquo;i ve &ldquo;gelişkin ilgi&rdquo;si; dilin bir ara&ccedil;tan &ccedil;ok, ama&ccedil; olarak ele alınması; &ouml;zellikle 80&rsquo;li yıllarda yazılan şiirin ana g&ouml;vdesi tarafından tamamen yerle bir edilmeye &ccedil;alışıldı. T&uuml;rk şiirinin bu d&ouml;nemde hada &ccedil;ok yaşanan tarihi olaylara bşr yanıt olması, mutlaka &ouml;yle s&ouml;yleyeceksek bir isyan olması beklenirken bunun yerine T&uuml;rk şiirinde &ldquo;plastik duyarlılık&rdquo;ların &ouml;ne &ccedil;ıktığı bir d&ouml;nem g&ouml;r&uuml;ld&uuml; (57). Bkz. Haydar Erg&uuml;len.</p>
<p><strong>&rsquo;90 Kuşağı</strong>: &ldquo;Doksan Kuşağı&rdquo; i&ccedil;erisinde sayılabilecek Ali Hikmet Eren&rsquo;in, Hakan Arslanbenzer&rsquo;in, Selim Temo&rsquo;nun, Devrim Dirlikyapan&rsquo;ın, Kuvvet Yurdakul&rsquo;un, Didem Madak&rsquo;ın, Tuna Kiremit&ccedil;i&rsquo;nin, Zafer Ekin Karabay&rsquo;ın, Murat Menteş&rsquo;in, Can Bahadır Y&uuml;ce&rsquo;nin, Tarkan &Ccedil;eper&rsquo;in, İdris &Ouml;zyol&rsquo;un, Alper &Ccedil;eker&rsquo;in ve Ayhan Kurt&rsquo;un kuşağının i&ccedil;inde neler yaptıkları, antolojiye neler kattıkları, şimdilerde şiirleriyle nerede durdukları soru konusu olarak &ouml;n&uuml;m&uuml;zde durmaktadır (52).</p>
<p><strong>2000&rsquo;ler Kuşağı</strong>: &ldquo;2000 Kuşağı&rdquo;nda dikkati &ccedil;eken bir olguyu ortaya koymak istiyorum. &ldquo;2000 Kuşağı&rdquo;nda dikkati &ccedil;eken &ouml;zelliklerden biri &ldquo;kadın şair/şair kadın&rdquo; sayısının artmasıdır (38). Bkz. Kadın Şair/Şair Kadın.<span id="more-647"></span><br /><strong><br />Ada Dergisi</strong>: Trabzon bandıralı olarak yola &ccedil;ıkan Ada dergisi tam anlamıyla toplama bir dergi kimliği g&ouml;stererek gen&ccedil;, yaşlı, şair, şiir yazıcısı kimi bulursa derginin i&ccedil;ine tıkıştırdı. İlk sayısında bir edebiyat &ouml;ğretmeni olan edit&ouml;r, eski lise &ouml;ğrencilerinin k&ouml;t&uuml; yazılarını bile dergiye sokarken ikinci sayıda &ccedil;ıkardığı derginin kalınlığı ile takdir toplayacağını sandı. Tam tersine derginin ilkesiz ve poetikasız davranışları ile eleştirilmeliydi. Ada&rsquo;nın bu hale gelmesinde ilkesiz davrana şair ve yazarlarının da payı vardı. Ada dergisinde Alphan Akg&uuml;l, Ercan Yılmaz gibi gen&ccedil;liği ş&uuml;pheli isimler vardı (34). Bkz. Ercan Yılmaz; Mor Taka Dergisi.</p>
<p><strong>Adam Sanat Dergisi</strong>: Adam Sanat dergisi, kapanmadan &ouml;nce Selahattin Yolgiden ve Onur Caymaz gibi yaş bakımından gen&ccedil;; ancak nitelik olarak hi&ccedil; de gen&ccedil; olmayan isimlerin yanı sıra Efe Murad &ndash; Cem Kurtuluş ikilisine de yer vermiştir (31).</p>
<p>K&uuml;&ccedil;&uuml;k İskender&rsquo;den sonra ilk &uuml;r&uuml;nlerini Adam Sanat (Temmuz 2005&rsquo;te kapandı) dergisinde yayımlayan gen&ccedil; şairlerden &ouml;zellikle bu ikili (Efe Murad, Cem Kurtuluş-sekoya), dergiden ayrık yapıları ile de dergiye farklı bir renk katmışlardır. Bu isimlere bir de Efe Murad&rsquo;ın m&uuml;stear adı olan Genco Devrim eklenebilir (29). Bkz. Cem Kurtuluş; Efe Murad, Genco Devrim.</p>
<p><strong>Abd&uuml;lkadir Budak</strong>: Bkz. Can Bahadır Y&uuml;ce.<br /><strong><br />Agora Dergisi</strong>: İzmir&rsquo;de &ccedil;ıkan &ndash;şu an kapanmış olan- Agora dergisi gen&ccedil;lerle pek işi olmadığını a&ccedil;ık&ccedil;a belli etmiştir (32).</p>
<p><strong>Ahmet G&uuml;ntan</strong>: Bkz. Par&ccedil;alı Ham Manifesto.</p>
<p><strong>Ahmet Oktay</strong>: Bkz. Hilmi Yavuz; Yol A&ccedil;ıcılık.</p>
<p><strong>Aidiyet Pompalanması</strong>: Her dakika &ldquo;aidiyet&rdquo; pompalanıyordu. Sıradanlaştırma politikalarının, farkları t&ouml;rp&uuml;lemenin yanı sıra &ouml;znelerin &ldquo;s&ouml;z&rdquo; ile ilişkisi kesinlikli bir yapıya b&uuml;r&uuml;n&uuml;yordu. Tam bir t&uuml;mce kurmaktan aciz hale geliyor, devrik t&uuml;mcelerle konuşmayı tercih ediyorlar ve &ldquo;falan oldum&rdquo; diyorlardı. &ldquo;Aidiyet&rdquo;in pompalanması aslında ayrışma &ccedil;alışmasındaki &ouml;zneleri bir araya getirip sınıflandırmanın, kolayca bir araya getirip &ccedil;ağırmanın yoluydu (19). Bkz. Dilin Melezleşmesi; Gen&ccedil;lerin Kendi &Ccedil;evrelerine Hapis Olması;  Dildeki &Ouml;zne Kaybı.</p>
<p><strong>Akatalpa Dergisi</strong>: Akatalpa&rsquo;da iyi şirlere rastlamak olanaklı; ancak &ldquo;gen&ccedil;&rdquo;e rastlamak olanaksız gibiydi. Olduk&ccedil;a &ouml;nemli ve mutlaka okunması gereken yazılar yazan Ramis Dara&rsquo;nın gen&ccedil; şairlere dergide fazlaca yer vermemesi dikkat &ccedil;ekiyor. Elbette g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şairlerinin diline yeterli &ouml;zeni g&ouml;stermediğinin altını s&uuml;rekli &ccedil;izen Dara&rsquo;nın hedefindekiler gen&ccedil;ler de olabilir (35-36).</p>
<p><strong>Akım</strong>: Akımların olmayışı T&uuml;rk şiirinde bir hareketlilik olmadığı, şiirin tıkandığı anlamına gelmez. Akımlar ve tarihsel adlandırmalar, yalnızca bir grubu kolayca &ccedil;ağırmanın yoludur (45). Bkz. Yeni B&uuml;t&uuml;nc&uuml; Şiir Deneyişi; D&ouml;nemselleştirme.</p>
<p><strong>Akropol Dergisi</strong>: Akropol dergisini de &ldquo;gen&ccedil;&rdquo;ten uzak dergiler kategorisine yerleştirmemiz gerekiyor (34).</p>
<p><strong>Alaz Dergisi</strong>: Alaz ise son kullanım tarihi ge&ccedil;miş olan şiirsel atılım denemelerinden medet umarak &ouml;zg&uuml;n bir d&uuml;ş&uuml;nsel bagaja sahip olmadığını g&ouml;sterdi. &ldquo;Kendilerine ait bir dert&rdquo;leri olmadığını a&ccedil;ık bir bi&ccedil;imde sergilediler (37).</p>
<p><strong>Ali &Ouml;zg&uuml;r &Ouml;zkarcı</strong>: Yaşar Nabi Nayır Gen&ccedil;lik &Ouml;d&uuml;l&uuml;n&uuml; kazandığında lirik bir şiir yazıyordu. Son d&ouml;nemde yazdığı şiirleri bu d&uuml;zlemden olduk&ccedil;a uzak. Şiirinde &ouml;zellikle tarihsel g&ouml;ndermelere, kişiselleşmiş soyutluklara rastlanabiliyor (&hellip;) Kurmaya &ccedil;alıştığı şiiri i&ccedil;in, deneysel araştırmalara yaslanan, başka bir s&ouml;yleyiş bi&ccedil;imi kurmaya &ccedil;alışan yeni bir toplumcu ger&ccedil;ek&ccedil;ilik diyebiliriz (119). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Alperen Yeşil</strong>: Alperen Yeşil&rsquo;in Erdişi kitabında şiire rastlamak &ccedil;ok zordur (30). Bkz. Serkan Engin; Yaşar Nabi Nayır Gen&ccedil;lik &Ouml;d&uuml;lleri.<br /><strong><br />Alphan Akg&uuml;l</strong>: Bkz. Hilmi Yavuz&rsquo;un Veliahtları; Ada Dergisi.</p>
<p><strong>Ana Dili Dergisi</strong>: Ana Dili dergisi eğitim dergisi kimliğini edebiyat dergisi kimliğine &ccedil;evirirken gen&ccedil;lere ilgi duydu; ancak bu, sadece y&uuml;zeysel bir boyutta kaldı (34).</p>
<p><strong>Arkadaş Z. &Ouml;zger &Ouml;d&uuml;l&uuml;</strong>: Arkadaş Z. &Ouml;zger &ouml;d&uuml;l&uuml; son yıllarda Mehmet Atilla, Murat Batmankaya, Ertuğrul Deveci, Nesrin K&uuml;lt&uuml;r Kiraz gibi gen&ccedil;likten ve şiirden uzak pek &ccedil;ok isme verilmiş ve saygınlığını kısmen yitirmiştir (39). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>Asist&ccedil;i</strong>: Bkz. Hilmi Yavuz&rsquo;un Veliahtları.</p>
<p><strong>Atlılar Dergisi</strong>: Atlılar dergisi, yaş ortalaması en gen&ccedil; dergilerden birisi olmasının avantajını iyi kullanmıştır. Hakan Aslanbenzer&rsquo;in s&uuml;rekli olarak kendini &ouml;ne &ccedil;ıkarma talebi olmasa Atlılar&rsquo;ın yayımladığı gen&ccedil;lere daha kolay bir bi&ccedil;imde dikkat &ccedil;ekilebilirdi. (..) Yayımladıkları pek &ccedil;ok şiirin ortalaması yıllardır &ccedil;ıkan dergilere g&ouml;re &ccedil;ok daha iyidir. &Ouml;zellikle &ldquo;Şairim: Esma Toksoy&rdquo; yazısı bunun iyi bir &ouml;rneğidir (33). Bkz. Fayrap Dergisi.</p>
<p><strong>Avangardizm</strong>: Bkz. Zinhar Dergisi.</p>
<p><strong>Ayberk Erkay</strong>: Bkz. Edebiyat ve Eleştiri Dergisi.</p>
<p><strong>Aziz Kemal Hızaroğlu</strong>: Bkz. &Uuml;cra Dergisi.</p>
<p><strong>Babayla Yatağa Girmek</strong>: Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>Bağlam</strong>: Bkz. Deneysel Şiir.</p>
<p><strong>Baki Asilt&uuml;rk</strong>: Bkz. Baki Ayhan T.</p>
<p><strong>Baki Ayhan T</strong>.: Baki Ayhan T.&rsquo;nin dergilerde şiir hareketlerini değerlendirirken kendini de değerlendirmesi olduk&ccedil;a ilgin&ccedil;tir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; John Lucke&rsquo;un da dediği gibi &ldquo;Her şeyi g&ouml;ren g&ouml;z bir kendini g&ouml;rmez.&rdquo; &Uuml;stelik aynı şairin dergilerde sukut suikastına kurban gittiğini iddia etmesi de daha da şaşırtıcı. Baki Ayhan T. Şiirinin geleneğe eklemlenmek &uuml;zere kurduğu i&ccedil;in kimi şiirlerinde eskitme deneyimine girse de (..) bu deneyimler metinlerarası g&ouml;ndermeler ve &ccedil;atışmalar d&uuml;zeyinde kalmıştır. Bkz. Fırtınaya Hazırlık; Soylu Yenilik&ccedil;i Şiir.</p>
<p><strong>Baranesmer</strong>: Bkz. Barış &Ouml;zg&uuml;r; &Uuml;cra Dergisi.  </p>
<p><strong>Barış &Ouml;zg&uuml;r</strong>: Bkz. &Uuml;cra Dergisi.</p>
<p><strong>B(aşk)a Dergisi</strong>:  B(aşk)a dergisi (11. sayısı itibarıyla kapandı.) gen&ccedil;lere yer vermiştir; ancakl yayımlanan şiirlerin b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğunun d&uuml;zeyi olduk&ccedil;a k&ouml;t&uuml;d&uuml;r (36).</p>
<p><strong>Bayrağı Devralmak</strong>: Bkz. HilmiYavuz&rsquo;un Veliahtları.</p>
<p><strong>Ben Google Değilim</strong>: Bkz. Mehmet &Ouml;ztek.</p>
<p><strong>Bi&ccedil;im Tutsaklığı</strong>: Bkz. Soylu Yenilik&ccedil;i Şiir.</p>
<p><strong>Bir Araya Gelmeme Talebi</strong>: Bkz. Bireyselleşme.</p>
<p><strong>Bireysellik</strong>: &Ccedil;ağımız &ldquo;gen&ccedil; şiir&rdquo;inin neliğini ortaya koymaya &ccedil;alışırken (..) belli bir yaş grubundan s&ouml;z ediyoruz; ancak bu kuşağın -80 şiiri ile başlayan bir &ccedil;aba olarak- &ouml;zellikle bir araya gelmeme talebi dikkate alınmalıdır ve buna g&ouml;re değerlendirilmelidirler (..). &Ccedil;ağımız şiiri giderek bireyselleşmektedir (45). Bkz. &rsquo;80 Kuşağı; 2000&rsquo;ler Kuşağı.</p>
<p>Bu eğilimin altında şairin kendini &ouml;ne &ccedil;ıkarmak ya da &ldquo;kuşak&rdquo; kavramı altında ezilerek şiirinin bireysel &ouml;zelliklerinin silinip gitmesini istememek yatıyor olabilir. Bu bireyselleşme ise şiirimizde akımların g&ouml;r&uuml;lmeyişi ile eşzamanlı olarak ortaya &ccedil;ıkan &ldquo;şiir tıkandı&rdquo; t&uuml;r&uuml;nden fetvaların sonucu değil nedeni gibi g&ouml;r&uuml;nmektedir (45-46).</p>
<p><strong>Biri Bizi G&ouml;zetliyor (BBG)</strong>: Bkz. Gen&ccedil;lerin Kendi &Ccedil;evrelerine Hapis Olması.</p>
<p><strong>Bloglar</strong>: Bkz. Şiir ve &Ccedil;ağımızın Teknik Olanakları; Mikro İktidarlar.</p>
<p><strong>Budala Dergisi</strong>: Budala dergisi yaptığı (kimisi sınavı andıran) soruşturma ve s&ouml;yleşilerle gen&ccedil; şairin nabzını tutmaya &ccedil;alıştı (36).</p>
<p><strong>Buluşa Dayandırılan Şiir</strong>: T&uuml;rk şiirinde &ouml;zellikle son d&ouml;neminde ortaya &ccedil;ıkan &ouml;nemli bir sorun, şairlerin b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğunun şiirlerini yalnızca buluşa dayandırması. Şiirin i&ccedil;indeki tek bir imge, buluş ya da &ouml;ğeye g&uuml;venme, şiirimiz adına &ouml;nemli bir tehlikeye işaret ediyor. Şiirde b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k kurmanın &ouml;nemi kaybolmuş gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor (50).</p>
<p><strong>Can Bahadır Y&uuml;ce</strong>: Şiire &ccedil;ok erken yaşta başlayan, 18 yaşındayken (1999) Yaşar Nabi Nayır Şiir &Ouml;d&uuml;l&uuml;&rsquo;n&uuml; kazanan ve Abd&uuml;lkadir Budak&rsquo;ın g&ouml;r&uuml;nce &ldquo;kravatını d&uuml;zeltmeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;&rdquo; Can Bahadır Y&uuml;ce&rsquo;nin &ouml;zellikle son yıllardaki şiir verimindeki d&uuml;ş&uuml;ş&uuml; bile Yavuz&rsquo;un şiiri ile kendisini takip eden gen&ccedil;lerin &ouml;n&uuml;n&uuml; nasıl tıkadığının en a&ccedil;ık &ouml;rneklerinden biridir (21). Bkz. Hilmi Yavuz; Hilmi Yavuz&rsquo;un Veliahtları.</p>
<p><strong>Cem Kurtuluş</strong>: Cem Kurtuluş ise Efe Murad&rsquo;a g&ouml;re daha geride bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m sergilemiş ve aslında &ccedil;ok başka bir alanın şairi olduğunu kimi şiirlerinde belli etmiştir. Kurtuluş&rsquo;un lirik şiirleri madde şiirlerinden &ccedil;ok daha başarılıdır. Bkz. Madde Şiir Manifestosu, Gıcır Kağıt; Efe Murad; Adam Sanat Dergisi.</p>
<p><strong>Cemal S&uuml;reya &Ouml;d&uuml;l&uuml;</strong>: Cemal S&uuml;reya &Ouml;d&uuml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n yeniden verilmeye başlamış olması nedeniyle elimizde hen&uuml;z tartışacak yeterli veri yoktur (40). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>&Ccedil;ağdaş T&uuml;rk Dili Dergisi</strong>: &Ccedil;ağdaş T&uuml;rk Dili Dergisi gen&ccedil; isimleri barındırmayı bir kenara bırakalım, şiiri bile se&ccedil;mekte zorlanmıştır (33).</p>
<p><strong>&Ccedil;ağının Sorumluluğu</strong>: &Ccedil;ağının tanığı olmakla &ccedil;ağının sorumluluğu altına girmek arasındaki ayrımı g&ouml;zden ka&ccedil;ırmamak gerekir (47).</p>
<p><strong>&Ccedil;ağrı Tonu</strong>: Bkz. Par&ccedil;alı Ham Manifesto.</p>
<p><strong>&Ccedil;arpıcı Deyişler</strong>: Bkz. Haydar Erg&uuml;len.</p>
<p><strong>&Ccedil;evresizleştirilmek</strong>: &ldquo;&Ccedil;evre&rdquo;sizleştirilmiş, &ccedil;ağın iletişim olanaklarının &ldquo;şiddet&rdquo;ine maruz kalmış bu kuşağın dil ile ilişkisinin &ldquo;travmatik&rdquo; olduğu belirtilmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&ouml;zl&uuml; k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki imajlaşma eğilimi, algı bi&ccedil;imlerinin zorunlulukla değişmesini getiriyor (19).</p>
<p><strong>Damar Dergisi</strong>: Damar dergisi ise ideolojik &ccedil;izgisine uygun şiirleri, nitelikli şiirin &ouml;n&uuml;nde tuttuğu i&ccedil;in &ldquo;gen&ccedil;&rdquo;liğin ve &ldquo;&ouml;ğretici olama&rdquo;nın, kendileri i&ccedil;in pek bir anlamı olmadığını ortaya koydu (35).</p>
<p><strong>Deneysel Şiir</strong>: Kanımca &ldquo;İkinci Yeni&rdquo;den sonra T&uuml;rk şiirinde ciddi bir hareketlenme olmayışının da etkisiyle hem &ldquo;İkinci Yeni&rdquo;den farklılaşarak ayrışmak ancak ondan aldığı değişmez &ccedil;ekirdeği de korumak isteyen deneysel şiir, s&ouml;z konusu &ldquo;maj&ouml;r iktidarlar&rdquo;ın &ccedil;ekilişi ile a&ccedil;ılan boşluğa oturmayı başardı. &ldquo;İkinci Yeni&rdquo;nin etkisini taşıyan hatta bağlama verdikleri &ouml;nem a&ccedil;ısından &ldquo;İkinci Yeni&rdquo; şairlerinin ilk ciddi miras&ccedil;ısı sayılabilecek bu şairler s&ouml;z konusu kopuşu yaratmayı deniyorlar. Hem bir &ccedil;ekirdeği koruyorlar hem de &ccedil;ekirdeğe karşıtlık taşımayan bir kopuşu yaratıyorlar (25-26). Bkz. Mikro İktidarlar.</p>
<p><strong>Dergiler</strong>: (..) dergilerin &ccedil;oğunun (90&rsquo;ların başından beri yayınlanan_sekoya) şiir dergisi olmasına karşın şiirin kendi &ouml;zel g&uuml;ndeminden uzak durmasıydı. Dergiler genellikle şairlerin kişisel ilgi alanları ile ilerliyor (41). Dergilerin b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğu şiirsel atılımları tartışmaktan, şiir &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nmekten uzak duruyor. Ancak bunun yanı sıra &ldquo;şairin duruşu&rdquo;, &ldquo;şair kimliği&rdquo;, &ldquo;şiirin g&uuml;c&uuml;&rdquo; gibi klişe s&ouml;zler &ccedil;oktan ortalığı doldurmuş gibi (41).</p>
<p><strong>Dil</strong>: Şairin evinin, t&uuml;m insanlık gibi, dil olduğu ger&ccedil;eği &ouml;zellikle &ldquo;Milenyum Kuşağı&rdquo;nda daha baskın bi&ccedil;imde ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bu kuşağın şiirlerinde &ldquo;İkinci Yeni&rdquo;den sonra dile &ldquo;doğrudan&rdquo; d&ouml;n&uuml;ş yapanların sayısı olduk&ccedil;a fazladır. &ldquo;İkinci Yeni&rdquo; sonrası şiirimizde dili yalnızca ifade aracı olarak g&ouml;ren şairlerin baskınlığı, bu kuşak ile erimeye başlamaktadır. Mehmet &Ouml;ztek, &Ouml;mer Şişman, Serkan Işın gibi &ouml;rnekler ele alındığında a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;r&uuml;lebilir ki dil, yeniden &ldquo;doğrudan&rdquo; bir malzeme olarak g&ouml;r&uuml;lmektedir (49). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p>&Ouml;zellikle d&uuml;ş&uuml;ncenin, şiirin daima bir yaşantıdan yola &ccedil;ıkması (bir yaşantıyı kurmak ya da betimlemek a&ccedil;ısından) olduk&ccedil;a uzunca bir s&uuml;re şiiri, yalnızca yaşamın bir taklit&ccedil;isi ya da yeniden &uuml;retim mekanizması konumuna sokmuştur. Oysaki şiirin yalnızca malzemesi olarak g&ouml;r&uuml;len &ldquo;dil&rdquo;in &uuml;zerine girmek de şiirin olanaklarından biridir (73).</p>
<p><strong>Dildeki &Ouml;zne Kaybı</strong>: Birilerinin birilerini g&ouml;zetlediği programlarda bizi kimin, nasıl ve neden g&ouml;zetlediğine dair hi&ccedil;bir sorgulama yapılmazken bizler &ldquo;i&ccedil;imizdeki r&ouml;ntgenci&rdquo;yi a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarıyoruz. Bastırılmış olan, medya sayesinde serbest kalıyor. Elbette bu bir &ouml;zg&uuml;rleşmenin yanı sıra bir &ldquo;korku&rdquo;yu da beraberinde getiriyor. Bu &ccedil;ağın &ouml;nemli bir klişesi olarak &ldquo;biri bizi g&ouml;zetliyor&rdquo;, televizyondaki &ldquo;eğlence&rdquo;(!) programları i&ccedil;in kullanılırken aynı zamanda hayatımızı ele ge&ccedil;iriyor. Rekl&acirc;mlarda, gazete başlıklarında kullanılan bu klişe bizi korkuya sevk ediyor. Birileri bizi izliyor ama kim o &ldquo;biri&rdquo;leri? Birilerini kimseyle &ouml;zdeşleştiremiyoruz; &ccedil;&uuml;nk&uuml; dildeki &ouml;zneler belirsizleşmeye, kaybedilmeye başlandı. Bir reklam sloganı olan &ldquo;ağzı olan konuşuyor&rdquo; t&uuml;mcesi, esir almıştı bizleri bir s&uuml;re. Aslında bu t&uuml;mce dildeki &ouml;zne kaybına, belirsizleştirilmesine en uygun &ouml;rneklerden biridir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hepimizin ağzı var ve hepimiz konuşuyoruz ama ne diyoruz? Aslında &ldquo;sus&rdquo; deniliyordu alılmayıcılara (18-19). Bkz. Gen&ccedil;lerin Kendi &Ccedil;evrelerine Hapis Olması.<br /><strong><br />Dili Bozmak</strong>: Bir şairin dili yeniden &uuml;retmeden dili bozma &ccedil;abası, kendine ihanettir (18).</p>
<p><strong>Dili Yeniden &Uuml;retmek</strong>: Bir şairin dili yeniden &uuml;retmeden dili bozma &ccedil;abası, kendine ihanettir (18).</p>
<p><strong>Dilin Melezleşmesi</strong>: Rekl&acirc;mlarda duyulan &ldquo;majo&rsquo;lamak&rdquo;, &ldquo;skype&rsquo;lemek&rdquo; dili melezleştiriyor hatta ve hatta başka bir &ldquo;şey&rdquo;e d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeye başlıyordu. Teknolojinin deformasyonu, d&ouml;n&uuml;şs&uuml;z bir bi&ccedil;imde her &ouml;zneyi etkisi altına alıyordu (18).</p>
<p><strong>Dize Dergisi</strong>: Dize dergisi gen&ccedil;leri kucaklamak isteyen tavrını ne yazık ki olumlu bir bi&ccedil;imde kullanamamıştır. Kendi kadrosunu yaratamamaktan şikayet eden derginin, gen&ccedil; &ccedil;evresinin Soner Demirbaş, Gonca &Ouml;zmen, Ertan Yılmaz, &Ouml;zkan Satılmış, İlker İşg&ouml;ren ile kapalı kalması, aslında kadrosunu gayet a&ccedil;ık bir bi&ccedil;imde ortaya koymuştur (32).</p>
<p><strong>D&ouml;nemselleştirme</strong>: Şiir tarihimizde d&ouml;nemselleştirmelerin genellikle onlu yıllar baz alınarak yapıldığını g&ouml;r&uuml;yoruz. &Ouml;zellikler İkinci Yeni sonrası şiirde hemen hi&ccedil;bir akıma rastlanmaması, tarihe bağlı bir d&ouml;nemselleştirmeyi neredeyse zorunlu hale getirmiştir (45). Bkz. Akım.</p>
<p><strong>D&uuml;nya yansa yine de İsmet &Ouml;zel&rsquo;ci olanlar</strong>: Bkz. İsmet &Ouml;zel.</p>
<p><strong>E Dergisi</strong>: E Dergisi (2004 yılı itibarıyla kapandı), gen&ccedil; şairleri &ldquo;okur mektubu&rdquo; gibi bir k&ouml;şede yayımlamaya &ccedil;alışmış; ancak dergi, gen&ccedil; şairleri hi&ccedil;bir zaman ciddi bir konu olarak algılamamıştır (32).</p>
<p><strong>Edebiyat ve Eleştiri Dergisi</strong>: Edebiyat ve Eleştiri dergisi, &ouml;zellikle bir d&ouml;nem &Ouml;mer Şişman&rsquo;da ısrar etse de daha sonra giderek vasat şiirler yayımlamaya başlamıştır. Şişman&rsquo;ın yanı sıra Ayberk Erkay&rsquo;ın &ccedil;alışmaları da dergide okunabiliyordu (31).</p>
<p><strong>Efe Murad</strong>: Efe Murad &ouml;zellikle Fani Atak kitabında sergilediği &uuml;zere somut şiire yaslanmıştır. Şair, bu kitabında somut şiir &ccedil;izgisinde y&uuml;r&uuml;meyi denemiş ancak biraz şiir &ccedil;alışmış hemen herkesin yapabileceği denemeleri yapmıştır. Yer yer &ccedil;ok iyi şiirlere de imza atmıştır; ancak Efe Murad&rsquo;ın asıl şiirleri olarak niteleyebileceğimiz şiirleri &ccedil;ok daha sonra yazılmıştır. Fani Atak&rsquo;taki şiirleri deneysel şiirden de uzaktır. Şair kitabında şiir tarihimizde cılız bir alan olarak g&ouml;r&uuml;len somut şiir adına &ouml;nemli şiirler yazmıştır. Her şeye karşın 17 yaşındaki bir gencin şiir deneyimini b&ouml;yle bir yapı ile başlatması dikkat &ccedil;ekicidir (28-29). </p>
<p>Şiirlerinde &ccedil;oğunlukla b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k bulmak ciddi bir sorun. Başı sonu olan şiirler hen&uuml;z yazmayı başaramıyor ama ele aldığı nesneye farklı bakabilen bir algısı var (99)</p>
<p>&ldquo;Poşet i&ccedil;inde globalleşme&rdquo; ise en iyi şiirlerinden biri (99).</p>
<p>1987 doğumlu Efe Murad&rsquo;ın sıklıkla şiirlerinde de g&ouml;r&uuml;len Arap&ccedil;a, Fars&ccedil;a ve &ouml;zellikle Osmanlıca s&ouml;zc&uuml;kler kullanmaya &ccedil;alışması, bu kadar gen&ccedil; bir şairin &uuml;stelik verili antolojiden kopmayı &ouml;neren bir şairin yazı ve şiirlerinde takma bıyık gibi durmaktadır (29-30). Bkz. Madde Şiir Manifestosu, Gıcır K&acirc;ğıt; Adam Sanat Dergisi; Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Enis Akın</strong>: k&uuml;&ccedil;&uuml;k İskender&rsquo;in s&ouml;ylemindeki hır&ccedil;ın ses tonu ve Akın&rsquo;ın yeni bir dil/ifade bi&ccedil;imi arayışı gen&ccedil; şairleri etkilemiştir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k İskender&rsquo;in şiirinde Edip Cansever, Ece Ayhan, Can Y&uuml;cel&rsquo;i eskitme &ccedil;abası ve Enis Akın&rsquo;ın şiirinde Turgut Uyar, Ece Ayhan ve İsmet &Ouml;zel ile hesaplaşma &ccedil;alışması gen&ccedil;leri etkilemiştir. Bu noktadan geriye doğru bakıldığında gen&ccedil;lerde İkinci Yeni ile ciddi bir hesaplaşmanın varlığı g&ouml;r&uuml;lebilir (40-41).</p>
<p><strong>Enis Batur</strong>:  &ldquo;Maj&ouml;r İktidarlar&rdquo; arasında &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml; en &ccedil;ok ses getiren isim ise Enis Batur&rsquo;dur. K&uuml;lt&uuml;rel hegemonyanın en b&uuml;y&uuml;k temsilcilerinden olan Batur, Yapı Kredi Yayınları&rsquo;ndaki g&ouml;revine son verilmesiyle birlikte &ccedil;ok ciddi bi&ccedil;imde g&uuml;c&uuml;n&uuml; kaybetti. Zaten Enis Batur&rsquo;un T&uuml;rk şiirinde hi&ccedil;bir zaman s&ouml;ylemsel anlamda bir g&uuml;c&uuml; olmamıştı. Bunun nedeni ise Enis Akın&rsquo;ın kavramsallaştırması ile Batur şiirindeki &ldquo;savsızlık&rdquo;tır. Batur hi&ccedil;bir zaman yol a&ccedil;ıcı, gen&ccedil;lerin ilgiyle okuduğu ya da her kitabının ardından b&uuml;y&uuml;k okunurluk oranına ulaşan şair olmadı (22). Bkz. Maj&ouml;r İktidarlar.</p>
<p>Batur&rsquo;un işine son son verilmesinden hemen sonra Varlık dergisinde hakkında dosya yapılması Batur&rsquo;un g&uuml;c&uuml;n&uuml;n tamamen t&uuml;kenmediğinin en a&ccedil;ık kanıtıdır. Yine de Enis Batur&rsquo;un YKY s&uuml;reci i&ccedil;erisinde yaptığı &ccedil;alışmaların yalnız T&uuml;rk şiir d&uuml;nyası a&ccedil;ısından değil T&uuml;rk k&uuml;lt&uuml;r hayatı &ndash;&ouml;zellikle toplu yapıtlar konusundaki hassasiyet, verdiği ilanlarla ayakta duran dergiler ve kurduğu ekibin titizliği- bakımından olduk&ccedil;a &ouml;nemli olduğunu kabul etmek zorundayız (23). </p>
<p><strong>Enver Ercan</strong>: &ldquo;Maj&ouml;r iktidarlar&rdquo; arasında konumunu korumayı başaran hatta korumak bir yana belki de genişletmeyi başaran tek kişi ise Enver Ercan&rsquo;dır. Varlık ile elde ettiği g&uuml;c&uuml;, Yasakmeyve ile genişleten Ercan, dergilerinde g&ouml;zettiği denge politikası ve pek &ccedil;ok şiir &ouml;d&uuml;l&uuml;nde se&ccedil;ici kurul &uuml;yesi olması sayesinde &ldquo;maj&ouml;r iktidarlar&rdquo; arasında g&uuml;c&uuml;n&uuml; en iyi koruyan isim (23). </p>
<p><strong>Ercan Yılmaz</strong>: Ercan Yılmaz &ldquo;yaz odası&rdquo; başlıklı şiirinde &rdquo;arz-endam eyliyor&rdquo; diyebildi ya da gen&ccedil; şairlerden &Ouml;zg&uuml;r Balaban &ccedil;ekinmeden &ldquo;herkesler&rdquo;den s&ouml;z edebildi. Bir şairin dili yeniden &uuml;retmeden dili bozma &ccedil;abası, kendine ihanettir (18).Bkz. Hilmi Yavuz&rsquo;un Veliahtları; Ada Dergisi.</p>
<p><strong>Eren Safi</strong>: Hayata doğrudan m&uuml;dahale etmeyi &ouml;neren bir şiiri var. Hatta bu bağlamda politik bir şiir yazdığını ya da şiirin politik ucunun &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;l&uuml; olduğunu s&ouml;ylemeliyiz. (..) Şiirlerinin b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu sese dayanıyor. Şiirinde sık&ccedil;a şiir &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;steren &ouml;ğelere yer veriyor. (131). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Ertan Yılmaz</strong>: Bkz. Dize Dergisi.</p>
<p><strong>Erdişi</strong>: (Alperen Yeşil&rsquo;in şiir kitabı). Bkz. Alperen Yeşil; Serkan Engin.</p>
<p><strong>Eski S&ouml;zc&uuml;k&ccedil;&uuml;l&uuml;k (Archaism</strong>): Bkz. Efe Murad.</p>
<p><strong>Eskitme Deneyimi/&Ccedil;abası</strong>: Bkz. Baki Ayhan T.; k&uuml;&ccedil;&uuml;k İskender.</p>
<p><strong>Esma Toksoy</strong>: Bkz. Atlılar Dergisi.</p>
<p><strong>Eylemin Kayboluşu</strong>: T&uuml;mcede &lsquo;80&rsquo;li yıllarda başlayan &ldquo;eylem&rdquo;in kayboluşu 2000&rsquo;li yıllarda kendini &ldquo;&ouml;zne&rdquo;nin kayboluşuna bıraktı. Dil giderek soyulup soğana &ccedil;evrildi (20).</p>
<p><strong>Fani Atak</strong>: Bkz. Efe Murad.</p>
<p><strong>Fayrap Dergisi</strong>: Fayrap, Atlılar&rsquo;ın oluşturduğu teorik zemini g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir ele &ccedil;eviriyor. &Ouml;zellikle hazırlanan dosyalarda dar g&ouml;r&uuml;şl&uuml;l&uuml;kten biraz daha ka&ccedil;ınılsa, fayrap olduk&ccedil;a &ouml;nemli bir şiir &uuml;ss&uuml; haline gelecek (33). Bkz. Atlılar Dergisi.</p>
<p><strong>Ferfecir Dergisi</strong>: Ferfecir, yerelin dışına taşmaya &ccedil;alışmış ancak başarısız olmuştur. Gen&ccedil; olarak &ouml;ne s&uuml;rd&uuml;klerinin şiirle ilgisinin olmaması bunu kanıtlamaktadır (37).</p>
<p><strong>Fırtınaya Hazırlık</strong>: (Baki Ayhan T.&rsquo;nin şiir kitabı; sekoya). Değişimin olduğu ancak ilerlemeden s&ouml;z edilemeyecek olan bir kitan olan Fırtınaya Hazırlık, bizi şairin sandığı kadar b&uuml;y&uuml;k bir fırtınaya hazırlamamıştır (28). Bkz. Baki Ayhan T.</p>
<p><strong>Geleneğe Eklemlenmek</strong>: Bkz. Soylu Yenilik&ccedil;i Şiir; Baki Ayhan T.</p>
<p><strong>Gen&ccedil;lerin Kendi &Ccedil;evrelerine Hapis Olması</strong>: Bu kuşağın toplumla olan ilişkilerini anlamak i&ccedil;in bir girişimde daha bulunursak şunu g&ouml;rebiliriz: Gen&ccedil;lerin &ldquo;kendi&rdquo; &ccedil;evresine hapis olmakla su&ccedil;lanması, bu &ccedil;ağın en ilgin&ccedil; parametrelerinden biridir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; &ouml;zel hayatın &ccedil;&ouml;kme noktasına geldiği bir &ccedil;ağda yaşıyoruz. &Ouml;zel hayatın dokunulmazlığından dem vururken &ldquo;ailece&rdquo; oturup pop k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n t&uuml;rettiği &ldquo;15 dakikalık ş&ouml;hret&rdquo;lerin &ldquo;&ccedil;arpık&rdquo; &ouml;zel hayatlarını izliyoruz. İstesek de, istemesek de boşanan şarkıcıların, gizlice nişanlanan pop&ccedil;uların ilişkilerini seyre zorlanıyoruz. Birilerinin birilerini g&ouml;zetlediği programlarda bizi kimin, nasıl ve neden g&ouml;zetlediğine dair hi&ccedil;bir sorgulama yapılmazken bizler &ldquo;i&ccedil;imizdeki r&ouml;ntgenci&rdquo;yi a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarıyoruz. Bastırılmış olan, medya sayesinde serbest kalıyor. Elbette bu bir &ouml;zg&uuml;rleşmenin yanı sıra bir &ldquo;korku&rdquo;yu da beraberinde getiriyor. Bu &ccedil;ağın &ouml;nemli bir klişesi olarak &ldquo;biri bizi g&ouml;zetliyor&rdquo;, televizyondaki &ldquo;eğlence&rdquo;(!) programları i&ccedil;in kullanılırken aynı zamanda hayatımızı ele ge&ccedil;iriyor (18-19). Bkz. Dildeki &Ouml;zne Kaybı.</p>
<p>&ldquo;&Ccedil;evre&rdquo;sizleştirilmiş, &ccedil;ağın iletişim olanaklarının &ldquo;şiddet&rdquo;ine maruz kalmış bu kuşağın dil ile ilişkisinin &ldquo;travmatik&rdquo; olduğu belirtilmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&ouml;zl&uuml; k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki imajlaşma eğilimi, algı bi&ccedil;imlerinin zorunlulukla değişmesini getiriyor (19).</p>
<p><strong>Genco Devrim</strong>: Bu isimlere bir de Efe Murad&rsquo;ın m&uuml;stear adı olan Genco Devrim eklenebilir. Devrim&rsquo;in şiir d&uuml;zlemi Efe Murad&rsquo;dan ayrışmaktadır. Onun şiirleri &ldquo;somut şiir&rdquo;e yakın olarak nitelendirilebilir. </p>
<p><strong>Gen&ccedil;leri Etkileyen Şairler</strong>: &Ouml;zellikle İlhan Berk, Haydar Erg&uuml;len, k&uuml;&ccedil;&uuml;k İskender, Enis Akın, İsmet &Ouml;zel gibi yaşayan şariler ve İkinci Yeni deneyiminin, gen&ccedil;leri etkilediği a&ccedil;ıktır (40). Bkz. İlhan Berk.</p>
<p><strong>Gıcır Kağıt</strong>: İşin bir başka ilgin&ccedil; yanı da Efe Murad ve Cem Kurtuluş&rsquo;un &ldquo;gıcır kağıda&rdquo; şiir yazmakla su&ccedil;ladıkları &ldquo;Yenib&uuml;t&uuml;n şairleri&rdquo; gibi &ldquo;gıcır kağıt&rdquo;lara şiir yazmalarıdır (28). Bkz. Madde Şiir Manifestosu.</p>
<p><strong>Gonca &Ouml;zmen</strong>: Bkz. Dize Dergisi.</p>
<p><strong>G&ouml;rsel İş &Uuml;retenler</strong>: G&ouml;rsel iş &uuml;reten isimlerin yazdıklarına ve s&ouml;yleşilerine bakıldığında g&ouml;rsel şiirden &ouml;nce bir T&uuml;rk şiiri yokmuş gibi davranmaları ciddi bir sorundur (59). Bkz. G&ouml;rsel Şiir.</p>
<p><strong>G&ouml;rsel Şiir</strong>: &ldquo;G&ouml;rsel şiir&rdquo;in ne t&uuml;rden bir gereksinimin karşılığı olduğunu araştırmak, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirinin ge&ccedil;irdiği yapısal değişimi anlama a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir adımdır. (..) &ldquo;G&ouml;rsel şiir&rdquo;i, deneysel şiir &ccedil;atısı altında ele almak gerektiğini daha &ouml;nce vurgulamıştım (55). Bkz. Zinhar Dergisi; G&ouml;rsel İş &Uuml;retenler.</p>
<p><strong>G&uuml;ndelik Olana Eğilme</strong>: Bkz. Par&ccedil;alı Ham Manifesto.</p>
<p><strong>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z Şiiri</strong>: G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirini etkileyen en &ouml;nemli &ldquo;ses&rdquo;, &ldquo;İkinci Yeni&rdquo;nin sesidir; ancak bu &ldquo;ses&rdquo;, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde aynen devam etmemektedir (41). Bkz. Dergiler.</p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde şiir &uuml;zerinde &ouml;z-bilincin arttığı değil, şair &uuml;zerinde &ouml;z-bilincin y&uuml;kseldiği s&ouml;ylenebilir (53). Bzk. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Hakan Aslanbenzer</strong>: Bkz. Atlılar Dergisi.</p>
<p><strong>Hasan B&uuml;lent Kahraman</strong>: Yazmaya eleştiri ile başlayıp şimdilerde daha &ccedil;ok politika &uuml;zerine kalem oynatması, sanıyorum ki Kahraman&rsquo;ı varlığı kabul edilen ama hep unutulan bir k&ouml;r noktaya oturttu. Kahraman, T&uuml;rk şiirinde y&ouml;nlendirici, belirleyici bir g&uuml;&ccedil; olmadı; ancak şiir &uuml;zerine kaleme aldıkları takip edilen ve referans g&ouml;sterilen bir isim oldu (24).</p>
<p><strong>Haydar Erg&uuml;len</strong>: Erg&uuml;len ise gen&ccedil;ler arasında &rsquo;80 kuşağından en &ccedil;ok okuna şairdir. Erg&uuml;len&rsquo;in s&ouml;ylemindeki &ldquo;&ccedil;arpıcı deyişler&rdquo;in gen&ccedil; şairi etkilemesi, gen&ccedil; şairin okura yaklaşma &ccedil;abasının bir tezah&uuml;r&uuml; gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor (40).</p>
<p><strong>Hece Dergisi</strong>: Hece, Merdiven gibi dergiler ise ideolojik duruşlarını bir kenara koymadan, şiiri ideolojik baskının &ouml;tesinde algılamıştır. Bu iki dergiden &ouml;zellikle Hece&rsquo;nin &ldquo;1980&rsquo;den G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze Şiirimizin Eğilimleri ve Sorunları I-II&rdquo; (120 ve 122. sayılar) başlıklı dosyası, konuya tek boyutlu değil &ccedil;ok a&ccedil;ılı bir bakış sunmayı denedi (32).</p>
<p><strong>Hesaplaşma</strong>: Bkz. Enis Akın.</p>
<p><strong>Heves Dergisi</strong>: Gen&ccedil;lerde ısrar eden dergi, aynı zamanda gen&ccedil; şiirin izleyicisi olmaya &ccedil;alışmıştır. Bu bağlamda Heves, gen&ccedil; eleştiriye de yol a&ccedil;maya &ccedil;alışmıştır. Şiir tarihini yerinden oynatıp başka bir kulvara oturtmaya &ccedil;alışan bu &ccedil;aba, aslında olduk&ccedil;a ağır bir taşın altına elini sokmak demektir. Ayrıca Heves, T&uuml;rk şiirinde y&uuml;kselen şiir kamplaşmasının &uuml;slerinden birisi olma rol&uuml;n&uuml; &uuml;stlenmiştir (36).</p>
<p><strong>Hilmi Yavuz</strong>:  &ldquo;Maj&ouml;r iktidarlar&rdquo; arasında kendi sonuna balıklama atlayan tek isim Hilmi Yavuz&rsquo;dur. Her ne kadar Şiirim Gibi Yaşadım başlıklı nehir s&ouml;yleşi kitabında Ahmet Oktay&rsquo;ı yol a&ccedil;ıcı olmamakla eleştirse de Yavuz&rsquo;un yol a&ccedil;ıcılığının da bir tıkanma politikası olduğu zamanla ortaya &ccedil;ıkmıştır (21). </p>
<p>&ldquo;Maj&ouml;r İktidarlar&rdquo; arasında en sessiz bi&ccedil;imde &ccedil;&ouml;ken Yavuz&rsquo;un &uuml;rettiği şairlik nosyonu, kapitalist d&uuml;nya d&uuml;zeni i&ccedil;erisinde romantik bir &ouml;zne olarak şair mitini dondurmanın dışında hi&ccedil;bir bi&ccedil;imde ger&ccedil;ekliğe temas etmiyor.  Her kitabında şiire ait bir sorunu &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemeyi denediği savlanan Hilmi Yavuz&rsquo;un &ldquo;saflaşma ser&uuml;veni&rdquo;nin her durağında bir halefinin &ouml;n&uuml;n&uuml; tıkadığı da zamanla ortaya &ccedil;ıkacaktır (21-22). Bkz. Şiirim Gibi Yaşadım; Romantik Bir &Ouml;zne Olarak Şair; Hilmi Yavuz&rsquo;un Veliahtları; Can Bahadır Y&uuml;ce.</p>
<p>Yavuz&rsquo;un geleneği sahiplenmesi bu yolda giden gen&ccedil; şairleri etkilemiştir (40). </p>
<p><strong>Hilmi Yavuz&rsquo;un Veliahtları</strong>: Hilmi Yavuz&rsquo;un veliahtlığına oynayan gen&ccedil; şairler, arkaik bir dile &ouml;zlem duyuyordu. Ercan Yılmaz &ldquo;yaz odası&rdquo; başlıklı şiirinde &ldquo;arz-endam eyliyor&rdquo; diyebildi ya da yine gen&ccedil; şairlerden &Ouml;zg&uuml;r Balaban &ccedil;ekinmeden &ldquo;herkesler&rdquo;den s&ouml;z edebildi. Bir şairin dili yeniden &uuml;retmeden dili bozma &ccedil;abası, kendine ihanettir (18). </p>
<p>Yavuz&rsquo;un ardından gelen Ercan Yılmaz, Alphan Akg&uuml;l, Can Bahadır Y&uuml;ce ve V. B. Bayrıl gibi isimlerin yayımlama oranlarındaki d&uuml;ş&uuml;ş, şiir adına rafineleşme &ccedil;abasını değil bir t&uuml;r şiirsel tıkanmayı g&ouml;stermektedir. Bu şairler arasında en &ouml;zg&uuml;n&uuml; olan V. B. Bayrıl&rsquo;ın bile şiirindeki Hilmi Yavuz etkisi, şairin şiirinin &ouml;n&uuml;n&uuml; tıkamıştır (21).</p>
<p>Yavuz&rsquo;un 70. yaş kutlamaları ile ilgili olarak Can Bahadır Y&uuml;ce, V. B. Bayrıl ve Yavuz&rsquo;un aynı masada buluştuğu bir konuşmada Şiirim Gibi Yaşadım kitabındaki &ldquo;asist&ccedil;i&rdquo;si Can Bahadır Y&uuml;ce&rsquo;nin hemen yanı başında Bayrıl&rsquo;ın &ldquo;bayrağı devraldığı&rdquo;nı a&ccedil;ıklaması Yavuz a&ccedil;ısından &ldquo;tarihin sonunu&rdquo; ifade ediyordu (22). Bkz. Hilmi Yavuz; Can Bahadır Y&uuml;ce; V. B. Bayrıl; Gen&ccedil;leri Etkileyen Şairler.</p>
<p><strong>Homeros Şiir &Ouml;d&uuml;l&uuml;</strong>: 2005&rsquo;te şiir inceleme &ouml;d&uuml;l&uuml; verip bir sonraki yıl da yalnızca tek bir onur &ouml;d&uuml;l&uuml; verilmesi Homeros Şiir &Ouml;d&uuml;l&uuml;&rsquo;n&uuml;n hen&uuml;z karakterini bulamadığını g&ouml;sterir (39). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>H&uuml;rriyet G&ouml;steri Dergisi</strong>: H&uuml;rriyet G&ouml;steri şiir konusundaki tutumunu s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. &ldquo;Az ama &ouml;z&rdquo; form&uuml;lasyonlarının ne kadar isabetli olduğu halen tartışmaya a&ccedil;ık (35).</p>
<p><strong>İ&ccedil;imizdeki R&ouml;ntgenci</strong>: Bkz. Gen&ccedil;lerin Kendi &Ccedil;evrelerine Hapis Olması; Dildeki &Ouml;zne Kaybı.</p>
<p><strong>İkinci Yeni</strong>: Bkz. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z Şiiri.</p>
<p><strong>İktidar Talebi</strong>: Ne bir bi&ccedil;imde g&ouml;r&uuml;lebiliyor ki &ldquo;şiirin sona erdiği&rdquo;ni, &ldquo;edebiyatın g&uuml;c&uuml;n&uuml; ve değerini bilen son kuşak&rdquo; olduğunu savlayanlar, a&ccedil;ık&ccedil;a edebiyatta ve &ouml;zelde ise şiirde iktidar talep ediyorlar. Kendinden sonraki kuşaklarla b&ouml;ylesine g&uuml;vensiz bir ilişki kuran edebiyat&ccedil;ıların &ccedil;oğunun, &ldquo;gen&ccedil;&rdquo;leri okumadan &ldquo;benzer şiirler yazılıyor&rdquo; t&uuml;r&uuml;nden &ldquo;benzer&rdquo;(!) t&uuml;mceler kurması da kendilerini son/tek hakikat&rdquo; ilan etmeleri ile paralel g&ouml;r&uuml;nmektedir (46). Bkz. Bireyselleşme; Maj&ouml;r İktidarlar.</p>
<p>İle Dergisi: ;le dergisi ise gen&ccedil;leri, yalnızca a&ccedil;tığı k&ouml;şede ağırladı (35).</p>
<p><strong>İletişim Olanaklarının Şiddeti</strong>: &ldquo;&Ccedil;evre&rdquo;sizleştirilmiş, &ccedil;ağın iletişim olanaklarının &ldquo;şiddet&rdquo;ine maruz kalmış bu kuşağın dil ile ilişkisinin &ldquo;taravmatik&rdquo; olduğu belirtilmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&ouml;zl&uuml; k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki imajlaşma eğilimi, algı bi&ccedil;imlerinin zorunlulukla değişmesini getiriyor (19).</p>
<p><strong>İlhan Berk</strong>: Berk&rsquo;in arayışları, Madrigaller ile yaptığı tek dizelik vurucu anlamlar, gen&ccedil; şairin peşinde olduğu anlatım bi&ccedil;imini etkilemiştir (40). Bkz. Gen&ccedil;leri Etkileyen Şairler.</p>
<p><strong>İlker İşg&ouml;ren</strong>: Bzk. Dize Dergisi.</p>
<p><strong>İmgeci D&uuml;zlem</strong>: Bkz. İmgeci Toplumcu Şiir Manifestosu; Serkan Engin.</p>
<p><strong>İmgeci Toplumcu Şiir Manifestosu</strong>: Son d&ouml;nemin en başarısız manifesto deneyimi ise Serkan Engin tarafından ortaya atılan İmgeci Toplumcu Şiir Manifestosu&rsquo;dur. Beş madde ile sınırlandırılmış bu bildiri, ne yazık ki manifesto sınırında değerlendirilemez bile. Yine de genel olarak Poetik &ouml;nerisine bakarsak burada varolan edebiyat d&uuml;nyasına klasik bir bakışı, &ccedil;ok yeniymiş gibi sunmaya ve toplumcu şiiri imgeci d&uuml;zlemde birleştirmeye &ccedil;alışan bir şiir &ouml;nerisi g&ouml;rebiliriz. Bu &ouml;neri, tek kişilik bir manifesto olması nedeniyle değil, altının doldurulmamış olması nedeniyle başarısız olmuştur (30).</p>
<p>İmgeci Toplumcu Şiir Manifestosu yalnızca Şiir &Uuml;lkesi, Bireylikler gibi dergilerde yansıma bulmuş ve şiirlerine yer verilmiştir (30). Bkz. Serkan Engin.</p>
<p><strong>İmgeler &Ouml;yk&uuml; Dergisi</strong>: Bkz. Kum &Ouml;yk&uuml; Dergisi.</p>
<p><strong>İmlasız Dergisi</strong>: İmlasız (ve sonrasındaki tek sayılık Post-İmlasız) dergisi, şiir d&uuml;nyasına Volkan Şenkal ve Şakir &Ouml;z&uuml;doğru gibi iki ismi &ouml;nermişti; ancak bu isimler de devamlılık sağlayamamıştır (32).</p>
<p><strong>İsmet &Ouml;zel</strong>: &ldquo;Maj&ouml;r iktidarlar&rdquo; arasında provakatif s&ouml;yleme en &ccedil;ok başvuran isim ise İsmet &Ouml;zel&rsquo;dir. &Ouml;zel&rsquo;in erkini &ouml;zel yapan ise g&ouml;r&uuml;n&uuml;r değil gizil bir iktidar bi&ccedil;imini benimsemesi olmuştur. G&ouml;r&uuml;n&uuml;r olmamayı tercih etmemesi, onun pek &ccedil;ok a&ccedil;ıdan daha az aşınmasını sağlar (23).</p>
<p>&ldquo;D&uuml;nya yansa yine de İsmet &Ouml;zel&rsquo;ci olanlar&rdquo; dışında ve İsmet &Ouml;zel denen morfinin etkisine kapılmış sadık okurları dışında &ccedil;ok fazla okurunu kaybeden şairin, gizil bir iktidar olmayı tercih etmiş olması ve g&uuml;&ccedil;l&uuml; şiir yazması &ldquo;İsmet &Ouml;zel etkisi&rdquo; denebilecek t&uuml;rden &ouml;zel bir etkiyi s&uuml;rd&uuml;rmesini sağlıyor (23). Bkz. Maj&ouml;r İktidarlar; Gen&ccedil;leri Etkileyen Şairler.</p>
<p><strong>İsvi&ccedil;re Hastanesi &Ouml;d&uuml;l&uuml;</strong>: İsvi&ccedil;re Hastanesi &Ouml;d&uuml;l&uuml; gen&ccedil;lere kucak a&ccedil;an tavrını, onların kitaplaşması yolunda da harcayarak olumlu bir imaj &ccedil;izmiştir (39). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>Kadın Şair/Şair Kadın</strong>: &ldquo;2000 Kuşağı&rdquo;nda dikkati &ccedil;eken bir olguyu ortaya koymak istiyorum. &ldquo;2000 Kuşağı&rdquo;nda dikkati &ccedil;eken &ouml;zelliklerden biri &ldquo;kadın şair/şair kadın&rdquo; sayısının artmasıdır. Bu sayının artışının sosyo-ekonomik ve tarihsel nedenleri başka bir eleştiri &ccedil;alışmasının, edebiyat toplumbiliminin işidir; ancak bu artışın, şiire yansımasının olumlu olduğunu s&ouml;ylemek gereklidir. &Ouml;neli olanın cinsiyet değil şiirin niteliği olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde kadın şairlerin, sosyal bir genişleme alanı olarak &ldquo;toplumun kadınlık algısını&rdquo; i&ccedil;eriden ve dışarıdan yansıtan &uuml;r&uuml;nler verdiğini g&ouml;rebiliriz. Nilay &Ouml;zer, Hayriye &Uuml;nal, Esma Toksoy, Aslı Serin, Zeynep Arkan, Serap Erdoğan, Bet&uuml;l D&uuml;nder, Petek İrdam, Esra El&ouml;n&uuml;, Fatma &Ccedil;olak, Eren Aysan, Esra Kocaman, Gonca &Ouml;zmen, Hilal Karahan, Melek Arslanbenzer, Nigar Okyay, &Ouml;zlem Sezer, Ayşe Sevim, Yaprak &Ouml;z, Deniz Tuncel, Bet&uuml;l Yazıcı, Zeynep K&ouml;yl&uuml; &ndash;devamlılık g&ouml;steremeyen- Ela Akalın, -hen&uuml;z yazdıklarına şiir diyemeyeceğimiz yine de kapıları zorlayan- Emine Mutlu ve &ndash;dikkatimi &ccedil;eken- Emel G&uuml;z gibi isimler odağa alınarak ciddi bir &ccedil;alışma yapılmasının sanırım zamanı geldi de ge&ccedil;iyor (38). Bkz. 2000&rsquo;ler Kuşağı.</p>
<p><strong>Kesinlikli Dil</strong>: &Ouml;zellikle rekl&acirc;mlar yolu ile g&uuml;n&uuml;m&uuml;z &ouml;znelerine &ldquo;kesinlikli bir dil&rdquo; dayatıldı. T&uuml;mcede &lsquo;80&rsquo;li yıllarda başlayan &ldquo;&ouml;zne&rdquo;nin kayboluşu 2000&rsquo;li yıllarda kendini &ldquo;&ouml;zne&rdquo;nin kayboluşuna bıraktı. Dil giderek soyulup soğana &ccedil;evrildi (20).</p>
<p><strong>Kitap-lık Dergisi</strong>: Kitap-lık Dergisi ise gen&ccedil; şaire yer verme konusunda tutucu olmayarak pek &ccedil;ok genci dergi sayfalarında barındırmaya &ccedil;alıştı. Dosyalarda da gen&ccedil; isimlerin yazılarına yer vermeleri, Poetik yazı konusunda tutuk olan g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiiri a&ccedil;ısından &ouml;nemli bir işti (32).</p>
<p><strong>Klişe/Klişe Sorunu</strong>: Şiirde her kuşak kendi klişesini yaratır (51). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu; Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Kum &Ouml;yk&uuml; Dergisi</strong>: Kum &Ouml;yk&uuml; ve İmgeler &Ouml;yk&uuml; dergileri, konuk t&uuml;r olarak şiiri ağırladılar ve gen&ccedil;lere s&ouml;z vermeye tenezz&uuml;l bile etmediler; &ccedil;&uuml;nk&uuml; onlara g&ouml;re, şiir deyince yalnızca ustalar meydanda olmalıydı&hellip; (34-35).</p>
<p><strong>k&uuml;&ccedil;&uuml;k İskender</strong>: k&uuml;&ccedil;&uuml;k İskender&rsquo;in s&ouml;ylemindeki hır&ccedil;ın ses tonu ve Akın&rsquo;ın yeni bir dil/ifade bi&ccedil;imi arayışı gen&ccedil; şairleri etkilemiştir. K&uuml;&ccedil;&uuml;k İskender&rsquo;in şiirinde Edip Cansever, Ece Ayhan, Can Y&uuml;cel&rsquo;i eskitme &ccedil;abası ve Enis Akın&rsquo;ın şiirinde Turgut Uyar, Ece Ayhan ve İsmet &Ouml;zel ile hesaplaşma &ccedil;alışması gen&ccedil;leri etkilemiştir. Bu noktadan geriye doğru bakıldığında gen&ccedil;lerde İkinci Yeni ile ciddi bir hesaplaşmanın varlığı g&ouml;r&uuml;lebilir (40-41). Bkz. Adam Sanat; Gen&ccedil;leri Etkileyen Şairler.</p>
<p><strong>K&uuml;l Dergisi</strong>: Yıllıklara şiir vermemek gibi kararları olan, iyi şiirler yayımlayan, tutarlı &ccedil;izgisinden her sayı daha da uzaklaştı (34).<br /><strong><br />Lacivert Dergisi</strong>: Ankara&rsquo;da &ccedil;ıkan Lacivert dergisi ise ortalamanın altında g&ouml;r&uuml;nmektedir (33).</p>
<p><strong>Lale M&uuml;ld&uuml;</strong>r: Bkz. Oda Dergisi.</p>
<p><strong>Lirik Şiir</strong>: Bkz. Cem Kurtuluş.</p>
<p><strong>Madde Şiir Manifestosu</strong>: Bu manifesto, şiir adına  y&uuml;ksek &ouml;ng&ouml;r&uuml;lerle ortaya &ccedil;ıkmış ve şiir tarihini yeni bir yol kullanarak okumayı &ouml;nermiştir. Ancak şairlerinin şiirleri konusunda yeterince a&ccedil;ımlayıcı olamamıştır. Burada ama&ccedil;lanan ile yapılan arasında bir fark olduğunu s&ouml;ylemek gerekiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&ouml;z konusu manifesto, felsefi a&ccedil;ıdan yanılgılarla ve yanlış &ccedil;ıkarımlarla doludur.  &ldquo;Madde, madde&hellip;&rdquo; diyerek ortada dolanan şairlerin bir tane madde şiiri yazdıkları g&ouml;r&uuml;lmemiştir (28). </p>
<p>Madde şairlerinin, madde manifestosunun reddedebileceklerini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Madde d&ouml;neminden kurtulmanın Efe Murad ve Cem Kurtuluş&rsquo;u daha &ouml;zg&uuml;rleştireceği inancındayım. Burada reddetme olarak &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m değişimin aslında ismen değil daha &ccedil;ok i&ccedil;erik anlamında bir eylem olduğunu not d&uuml;şmeliyim (29). Bkz. Efe Murad; Cem Kurtuluş; Gıcır Kağıt.</p>
<p><strong>Madrigaller</strong>: Bkz. İlhan Berk.</p>
<p><strong>Majo&rsquo;lamak</strong>: Bkz. Dilin Melezleşmesi.</p>
<p><strong>Maj&ouml;r İktidarlar</strong>: T&uuml;rk edebiyatı a&ccedil;ısından vurgulanması gereken nokta, &ldquo;major iktidarlar&rdquo;ın &uuml;reticiliğinden &ccedil;ok &ldquo;saf bir dışarı&rdquo; nosyonuna izin vermeyecek kadar kapsamlı bir yapıda olmasıdır. Birinin iktidarının uzanamadığı yere uzlaşmalı olarak olmasa da hemen bir diğeri yetişmektedir. Bu anlamda direniş noktalarının varlığı olanaksız hale gelmiş gibi g&ouml;r&uuml;nse de &ldquo;major iktidarlar&rdquo; arasındaki &ccedil;ekişme ve farklar &uuml;zerinden hareketlenme olanaklı olabilmektedir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z T&uuml;rk edebiyatında başkaldırı olanaklarının &ouml;n&uuml;ndeki tıkanıklığın a&ccedil;ılması, &ldquo;maj&ouml;r  iktidarlar&rdquo;ın g&uuml;&ccedil; kaybetmeye başlaması ile ger&ccedil;ekleşmemiştir; ancak asıl neden, bu &ldquo;maj&ouml;r iktidarlar&rdquo;ın g&uuml;&ccedil; kaybetmesi değil (..) &ldquo;mikro iktidarlar&rdquo;ın sayısındaki hızlı artıştır (20-21). Bkz. Enis Batur; Enver Ercan; Hasan B&uuml;lent Kahraman; Hilmi Yavuz; İsmet &Ouml;zel; Mehmet H. Doğan; Mikro İktidarlar; Şiir ve &Ccedil;ağımızın Teknik Olanakları; Deneysel Şiir; İktidar Talebi.</p>
<p><strong>Manifestolar</strong>: Bkz. Madde Şiir Manifestosu; Sonsuzluk ve Bir G&uuml;n; Soylu Yenilik&ccedil;i Şiir; Şiiri &Ouml;zl&uuml;yorum Dergisi.</p>
<p><strong>Mehmet Erte</strong>: Şiirinin ilk d&ouml;neminde İsmet &Ouml;zel etkisi &ccedil;ok fazlaydı. Kendi sesini bulmaya başladı. (..). Şiirinde dize, genellikle en &ouml;nemli birim (127). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Mehmet H. Doğan</strong>: T&uuml;rk&ccedil;e şiir geleneği i&ccedil;erisindeki yerini &ouml;zellikle hazırladığı yıllıklar aracılığı ile sağlamlaştıran Mehmet H. Doğan &ldquo;maj&ouml;r iktidarlar&rdquo; arasında en hızlı geri &ccedil;ekilmeyi yaşayandır. Yaşının ilerlemesi ile birlikte şiire uzaklaşması, gen&ccedil;leri takip etmek konusunda s&uuml;reklilik sağlayamaması ve yıllık hazırlamaktan YKY Şiir Yıllığı 2004&rsquo;ten sonra vazge&ccedil;mesi Doğan&rsquo;ın şiir alanındaki iktidarının g&uuml;c&uuml;nde ciddi bir azalmaya neden oldu. Bu nedenler arasında sanıyorum ki en g&uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml; yıllık hazırlamayı bırakmasıdır (21). Bkz. Maj&ouml;r İktidarlar.</p>
<p><strong>Mehmet &Ouml;ztek</strong>: Şiirsel s&ouml;ylemin dışında olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lenleri, kolayca şiirsel s&ouml;ylem i&ccedil;ine &ccedil;ekebiliyor. Şiirinde ben &ouml;ğesi fazlaca &ouml;ne &ccedil;ıkıyor. (..). &ldquo;Ben Google Değilim&rdquo; şiirinde ise kendinden yola &ccedil;ıkarak &ccedil;ağının insanına ve &ccedil;ağına dair rahatsızlıklarını ustaca koyuyor. Bunun yanı sıra s&ouml;z konusu şiirinde g&uuml;ndelik yaşamımıza bir enformasyon bombası olarak yerini almış bir racın bilgi sunma bi&ccedil;imini, şiirin bilgi sunma bi&ccedil;imi ile &ccedil;arpıştırıyor /135). Bkz. Milenyum Kuşağı; Yaşar Nabi Nayır Gen&ccedil;lik &Ouml;d&uuml;lleri.</p>
<p><strong>Merdiven Dergisi</strong>: Bkz. Hece Dergisi.</p>
<p><strong>Mikro İktidarlar</strong>: &Ccedil;ağımızın teknik olanaklarının yarattığı fırsatlar sayesinde eskiden olduğu gibi herkes şiir yayımlamak i&ccedil;in belli dergilerin kapısını aşındırmak zorunda değil. Artık dergilere kapısından giremeyen isimler surlardan atlama yolunu se&ccedil;ip şiir yayımlamak i&ccedil;in web siteleri, bloglar, kendi dergilerini kuruyorlar. &Ccedil;ağın teknik olanakları, ucuzlayarak ulaşılabilirliği arttık&ccedil;a ve kullanım alanları genişledik&ccedil;e &ldquo;maj&ouml;r iktidarlar&rdquo;dan onay bekleme s&uuml;reci hem kısaldı hem de ortadan kalmaya başladı. Ucundan başlayarak yanan bir ip gibi kendini yok eden bu s&uuml;re&ccedil; &ndash;ipin uzunluğu sebebiyle- &ldquo;maj&ouml;r iktidarlar&rsquo;ın tamamen ortadan kalkmasına değil &ldquo;mikro iktidarlar&rdquo;ın yaratılması s&uuml;recine kapı a&ccedil;tı (24-25). Bkz. Maj&ouml;r İktidarlar; Şiir ve &Ccedil;ağımızın Teknik Olanakları; Deneysel Şiir.</p>
<p>&ldquo;Maj&ouml;r iktidarlar&rdquo;ın g&uuml;&ccedil; kaybı, T&uuml;rk şiirinde şiirsel kamplaşmaların ve &ldquo;mikro iktidarlar&rdquo;ın sayısındaki artışa neden oldu. Bu s&uuml;recin başat &uuml;r&uuml;n&uuml; sayılabilecek asıl sonucu 2000&rsquo;li yılların başında T&uuml;rk şiirindeki deneysel &ccedil;abaların y&uuml;kselişi oldu(25). </p>
<p><strong>Milenyum Kuşağı</strong>: &ldquo;Milenyum&rdquo; kavramını &ouml;zellikle, &ccedil;ağımızın ruhundaki değişmeyi işaret etmek i&ccedil;in kullanıyorum. Bilgisayardan iletişim teknolojilerine kadar hemen her şeyin &ccedil;epe&ccedil;evre &ouml;zneleri sardığı, her saniye pek &ccedil;ok alanda k&uuml;reselleşmenin hızlandığı, &ldquo;11 Eyl&uuml;l&rdquo; olgusu sonrası &ldquo;korku&rdquo; kavramının değiştiği, toplumsal hoşg&ouml;r&uuml;n&uuml;n farklı bir zemine kaydığı, bilgiden &ccedil;ok enformasyonun &ouml;ne &ccedil;ıktığı bir d&ouml;nemi işaret etmesi anlamında vurguluyorum (46). Yalnızca T&uuml;rk şiirinde camlara taş atmaktan &ccedil;ekinmeyen, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirinin &ldquo;gen&ccedil;&rdquo; isimlerinden, kendisi ile yakın d&ouml;nemde doğmuş şiir yazan pek &ccedil;ok kişiden yazdıkları ile ayrışan şairlerden s&ouml;z ediyorum (47). </p>
<p>Bu şairlerin bir arada anılabilmesini sağlayan ideolojileri, gelenekle olan ilişkileri, edebi tavırları değildir, onları aynı parantez i&ccedil;erisine alınabilmelerini sağlayan &ldquo;dil&rdquo;dir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bir şair, kendisini, ideolojiyle değil, &ldquo;dil&rdquo; ile var eder (49). </p>
<p>&ldquo;Milenyum Kuşağı&rdquo;nın hayat algısının, klişelerden daha uzakta olduğu ve geleneğin klişe deyişlerinden uzak durmaya &ccedil;alıştığı g&ouml;r&uuml;lebilir. &ldquo;Milenyum Kuşağı&rdquo;nın en &ouml;nemli ara&ccedil;larından biri de k&uuml;lt&uuml;r tarihi tarafından &uuml;retilen klişelerdir. Bu klişeleri farklı bağlamlarda yeniden &uuml;reterek, bozarak, onların k&ouml;rleştirici etkisini ortaya koymaya &ccedil;alışarak şiir tarihindeki klişeleri sorgulamayı deniyor (47-48). </p>
<p>Bu kuşağın, araştırarak şiir yazması Turgut Uyar&rsquo;ın deyişi ile &ldquo;acemilik&rdquo;leri a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a &ouml;nemli. Araştırmanın &ouml;tesinde bazen elini kapalı bir kutuya sokarak i&ccedil;inden ne &ccedil;ıkacağını bilmeden yazacak kadar cesur deneyişlere rastlanıyor. (&hellip;) Ustaca(!), kalıplaşmış form&uuml;lasyonlardan uzak durmaları onların ortak &ouml;zelliklerinden biri olarak &ouml;ne &ccedil;ıkıyor (50).</p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z gen&ccedil; şairlerinde &ouml;ne &ccedil;ıkan bir başka &ouml;nemli &ouml;zellik de şimdiye kadar &ldquo;şiirsel alanın dışında&rdquo; damgası yemiş pek &ccedil;ok malzemeyi şiirsel alanın i&ccedil;ine dahil edebilmeleridir. Bu anlamda Efe Murad, Mehmet &Ouml;ztek, &Ouml;mer Şişman şiirlerine bakılabilir. (..) bu kuşağın şiiri kutsallaştırmadığını ancak değerden de d&uuml;ş&uuml;rmediklerini g&ouml;rebiliyoruz (50). Bkz. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z Şiiri; Ses; &Ouml;znenin Kayboluşu; Dil; Politik Eğilim.</p>
<p><strong>Mor Taka Dergisi</strong>: Ada&rsquo;nın i&ccedil;inden kopup gelen Mor Taka dergisi de benzer bir yolu izledi. Verili isimlerle hareket etmeyi tercih etti. Bu yeni dergilerin kendi gen&ccedil;lerini ortaya &ccedil;ıkarmaması ise gayet doğaldı. Ortada şiir, kuram ve dergicilik adına b&ouml;yle ciddi sorunlar varken&hellip;(34). Bkz. Ada Dergisi.</p>
<p><strong>M&uuml;kemmeliyet Talepleri</strong>: Par&ccedil;alı Ham Manifesto.</p>
<p><strong>M&uuml;stear</strong>: Bkz. Barış &Ouml;zg&uuml;r; Genco Devrim.</p>
<p><strong>Nikbinlik Dergisi</strong>: Şiiri ideolojik duruşun &ouml;tesinde algılamayı başaramayan (..) Nikbinlik dergisidir (32).</p>
<p><strong>Nilay &Ouml;zer</strong>: Şiirleri duyguya yaslanan bir şair. Kavramın tam da işaret ettiği bir bi&ccedil;imde lirik şiir yazıyor. (..). &Ouml;fke dozajını artırsa, dilini biraz daha serbest bırakabilse &ccedil;ok daha iyi şiirler yazabilir. (..). Şiirinde hataya d&uuml;şmekten korkan, işte tam da bu nedenle hataya d&uuml;şen bir şair. T&uuml;m bunların yanı sıra kentli &ouml;znenin şiirini yazıyor denilebilir. Bu a&ccedil;ıdan İkinci Yeni ile &ccedil;ok kuvvetli bağları var (139). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>N&uuml;zhet Erman &Ouml;d&uuml;l&uuml;</strong>: N&uuml;zhet Erman &Ouml;d&uuml;l&uuml; ise kapısını gen&ccedil;lere a&ccedil;mıştır; ancak bu gen&ccedil;lere a&ccedil;ış, Poetik başarıdan &ccedil;ok coğrafi bir konumlanmaya g&ouml;re olmuştur (40). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>Oda Dergisi</strong>: Oda dergisi gen&ccedil;lerle ilgilenmesine karşın Lale M&uuml;ld&uuml;r gibi &ldquo;tanınmak &uuml;zerinden tartışılmak&rdquo; isteyen isimlerle de s&ouml;yleşiler yaparak ilkesizlik g&ouml;sterdi. Bir okul dergisinden daha fazlasını beklediğim i&ccedil;in belki de hata bendedir (37).</p>
<p><strong>Onur Caymaz</strong>: Bkz. Adam Sanat Dergisi.</p>
<p><strong>Orhan Murat Arıburnu &Ouml;d&uuml;l&uuml;</strong>: Orhan Murat Arıburnu &Ouml;d&uuml;l&uuml;, gen&ccedil;lerin izindeki tavrından &ouml;d&uuml;n vermemeye &ccedil;alışmıştır (39-40). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>&Ouml;d&uuml;l Delisi</strong>: Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>&Ouml;d&uuml;l Kurumu</strong>: Edebiyat d&uuml;nyasında &ouml;d&uuml;l kurumunun iki temel amacı vardır. Bunlardan ilki, belli bir yaşa gelmiş yaşlı ve değerli şairlerin ta&ccedil;landırılmasıdır. Diğeri ve bizim nesnemiz a&ccedil;ısından &ccedil;ok daha &ouml;nemli olanı ise gen&ccedil; şairlerin belirginleştirilmesidir. Bu belirginleştirme işlemi ise doğru isimlere doğru &ouml;d&uuml;lleri vermekle olur. Gen&ccedil; şairi &ouml;d&uuml;l delisi yapmak; babayla yatağa girmenin su&ccedil; sayılmadığı bir edebiyat d&uuml;nyasında yaşanabilecek bir şeydir (38).</p>
<p>Bir t&uuml;rl&uuml; tartışılmayan &ldquo;kurumsallaşma&rdquo; sorunumuz var. &Ouml;d&uuml;llerin &ldquo;kafa-kol&rdquo; ilişkileri sonucunda verildiğini s&ouml;ylemek, haklılık payı olsa da artık bizi arkasına saklayamayacak kadar aşınmış bir klişe (39).</p>
<p><strong>&Ouml;mer Şişman</strong>: Klişeleri deforme etmeye dayalı bir şiiri var. Kanımca T&uuml;rk şiirinin son on yılındaki en iyi ilk kitaplarından birine imza attı. Bunun yanı sıra kitap adıyla, kitap olduk&ccedil;a tutarlı. Hatanın verimlerini araştırıyor (&hellip;) Şiirinde alışılagelmiş deyişleri bozuyor ve yeniden kuruyor. Dilin i&ccedil; yapısını kırmaya &ccedil;alışıyor. Kalıplaşmış deyişlerin kendi i&ccedil;inde taşıdıkları hiyerarşik yapıyı alt &uuml;st ediyor (115). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>&Ouml;zkan Satılmış</strong>: Bkz. Dize Dergisi.</p>
<p><strong>&Ouml;zg&uuml;r Balaban</strong>: Bkz. Ercan Yılmaz.</p>
<p><strong>&Ouml;zg&uuml;r Edebiyat Dergisi</strong>: &Ouml;zg&uuml;r Edebiyat dergisi ise bir t&uuml;r &ldquo;80 kuşağı algısı&rdquo;ndan konuşmaya &ccedil;alışıyor. Yine de buna karşın s&ouml;z konusu derginin &ldquo;gen&ccedil; şair&rdquo;lere y&ouml;nelmesi ve şiir alanında kapılarını biraz daha genişletmesi durumunda &ouml;nemli bir cephe daha a&ccedil;abilir (35).</p>
<p><strong>&Ouml;znenin Kayboluşu</strong>: T&uuml;mcede &lsquo;80&rsquo;li yıllarda başlayan &ldquo;eylem&rdquo;in kayboluşu 2000&rsquo;li yıllarda kendini &ldquo;&ouml;zne&rdquo;nin kayboluşuna bıraktı. Dil giderek soyulup soğana &ccedil;evrildi (20). Bkz. Dildeki &Ouml;zne Kaybı.</p>
<p>Milenyum Kuşağı&rdquo;ndaki şairlere baktığımızda &uuml;r&uuml;nlerinde &ldquo;konuşan bir &ouml;zne&rdquo; yaratmaktan uzak durduklarını g&ouml;r&uuml;yoruz (51). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Par&ccedil;alı Ham Manifesto</strong>: D&ouml;nemin son manifestosu (..). Kanımca G&uuml;ntan&rsquo;ın manifestosu, &ouml;teki manifestolara oranla şiir tarihini en derinden kavramış olanıdır. Ayrıca s&ouml;ylemsel a&ccedil;ıdan diğer manifestolardaki &ldquo;&ccedil;ağrı tonu&rdquo;, G&uuml;ntan&rsquo;da bir &ldquo;itiraz bayrağı&rdquo;na d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş gibi g&ouml;r&uuml;nmektedir. Ayrıca G&uuml;ntan&rsquo;ın manifestosu diğer manifestolardaki kavramsallıktan uzaklaşmayı denemektedir (..). G&uuml;ntan&rsquo;ın manifestosu &ldquo;g&uuml;ndelik olana eğilme&rdquo; talebi bakımından diğer manifestolardan, hatta bu konuya b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem atfeden &ldquo;madde manifestosu&rdquo;ndan bile ayrışmaktadır. Bir başka &ouml;nemli fark da Par&ccedil;alı Ham&rsquo;ın &ldquo;m&uuml;kemmeliyet&rdquo; talepleri karşısında takındığı tutumdur (30-31). Bkz. Madde Şiir Manifestosu. </p>
<p><strong>Patika Dergisi</strong>: Patika dergisindeki yığmacı tutum, dergide şiir bulmayı olanaksız hale gelmiştir (36).</p>
<p><strong>Plastik duyarlılıkların Şiiri</strong>: Bkz. &rsquo;80 Kuşağı.</p>
<p><strong>Politik Eğilim</strong>: Milenyum Kuşağı hakkındaki temel yanılgılardan biri de bu şairlerin &ldquo;politik eğilimlerini belirsizleştirmeyi tercih ettiği&rdquo; savıdır. S&ouml;z konusu şairlerin şiirleri tek tek ayrıntılı bir bi&ccedil;imde incelendiğinde g&ouml;r&uuml;lebilir ki &ouml;zellikle gen&ccedil; kuşakta şiirin politik bir eylem bi&ccedil;imi olarak g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; pek &ccedil;ok mecra var (48). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Post-İmlasız Dergisi</strong>: Bkz. İmlasız Dergisi.</p>
<p><strong>Poşet İ&ccedil;inde Globalleşme</strong>: Bkz. Efe Murad.</p>
<p><strong>Provakatif S&ouml;ylem</strong>: Bkz. İsmet &Ouml;zel.</p>
<p><strong>Ramis Dara</strong>: Bkz. Akatalpa Dergisi.</p>
<p><strong>Rıfat Ilgaz Şiir &Ouml;d&uuml;l&uuml;</strong>: Rıfat Ilgaz Şiir &Ouml;d&uuml;l&uuml; her yıl birbirinden farklı şairlere &ldquo;&ouml;zel&rdquo;, &ldquo;j&uuml;ri&rdquo; derken pek &ccedil;ok &ouml;d&uuml;l dağıtmakta ve kendi poetikasını belirleyememiş bir tavır sergilemektedir (39). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>Romantik Bir &Ouml;zne Olarak Şair</strong>: &ldquo;Maj&ouml;r İktidarlar&rdquo; arasında en sessiz bi&ccedil;imde &ccedil;&ouml;ken Yavuz&rsquo;un &uuml;rettiği şairlik nosyonu, kapitalist d&uuml;nya d&uuml;zeni i&ccedil;erisinde romantik bir &ouml;zne olarak şair mitini dondurmanın dışında hi&ccedil;bir bi&ccedil;imde ger&ccedil;ekliğe temas etmiyor (21): Bkz. Hilmi Yavuz.</p>
<p><strong>Savsızlık</strong>: Bkz. Enis Batur.</p>
<p><strong>Selahattin Yolgiden</strong>: Bkz. Adam Sanat Dergisi: .</p>
<p><strong>Serkan Engin</strong>: Serkan Engin, yazdıklarını klasik imgeci d&uuml;zlemden kurtaramamış ve ciddi bir ilerleme g&ouml;sterememiştir. O, kimi gen&ccedil; şairleri başkalarının s&uuml;rd&uuml;r&uuml;c&uuml;s&uuml; olmakla su&ccedil;larken (ki ger&ccedil;ekten Alperen Yeşil&rsquo;in Erdişi kitabında şiire rastlamak &ccedil;ok zordur!) kendisi izlediği imgeci d&uuml;zlemde hi&ccedil;bir yeni adım atmamıştır. Bu tıkanıklığın yolunu a&ccedil;mak i&ccedil;in kapı aramamıştır (30). Bkz. İmgeci Toplumcu Şiir Manifestosu.</p>
<p><strong>Serkan Işın</strong>: Şiirinin değişken bir yapısı olduğu i&ccedil;in karakteristiği hakkında &ccedil;ok net yargılar ortaya koymak olanaklı değil. Yine de şiirlerine bakıldığında onun kendi kuşağı i&ccedil;erisinde bir duruşa sahip olduğunu g&ouml;rmemek olanaksız (143). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Ses/Şiirde Ses</strong>: Bu kuşakta ses, artık tarihi adına ceset haline gelmiş kafiyelere prim verilecek s&ouml;zc&uuml;k ya da dize tekrarına dayandırılarak &ouml;ne &ccedil;ıkmamaktadır. Tam tersine 2000 kuşağı i&ccedil;erisinde yer alan ancak şiirleriyle onlarda ayrışan &ldquo;Milenyum Kuşağı&rdquo; şairleri, sesi, şiiri kurucu bir ara&ccedil; olarak g&ouml;rm&uuml;ş, yeri geldiğinde şiirde ses adına zorlamalara gitmiştir. Burada b&uuml;t&uuml;n&uuml; g&ouml;zeten bir sesten, Christopher Caudwell&rsquo;in s&ouml;z&uuml;n&uuml; ettiği &ldquo;şiirin kolektif yapısını g&uuml;&ccedil;lendiren&rdquo; bir &ouml;ğe olarak s&ouml;z ediyoruz (49-50). Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Sınırda Dergisi</strong>: Sınırda dergisi derdinin şiir ya da edebiyat olmadığını ilk sayısında belli etmiştir (33).</p>
<p><strong>Sincan İstasyonu Dergisi</strong>: Sincan İstasyonu şiir &uuml;zerine kaplamlı d&uuml;ş&uuml;nen dergilerden değil belki sayfa sayısının da etkisi var bunda; ancak dergide yayımlanan yazıların &ccedil;oğunun artık i&ccedil;i boşalmış (&ldquo;Az Yazmak&rdquo;, &ldquo;Şair olmak&rdquo; vb.) konulara yeni bir bakış a&ccedil;ısı sunmadan yazılmış yazılar olması derginin en &ouml;nemli sorunu (35).</p>
<p><strong>Skype&rsquo;lemek</strong>: Bkz. Dilin Melezleşmesi.</p>
<p><strong>Somut Şiir</strong>: Bkz. Efe Murad.</p>
<p><strong>Soner Demirbaş</strong>: Bkz. Dize Dergisi.</p>
<p><strong>Sonsuzluk ve Bir G&uuml;n</strong>: Sonsuzluk ve Bir G&uuml;n dergisi, gencini bıraktım şiiri bile ne olarak algıladığı me&ccedil;hul bir dergi olarak varoldu. Yayımladığı sert(!) manifestonun ardından yayımladığı şiirlerin b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğu manifestoyu yazan kişi ile dergiyi hazırlayan kişinin aynı olmadığı kanısını yarattı (33).<br /><strong><br />S&ouml;zc&uuml;kler Dergisi</strong>: S&ouml;zc&uuml;kler Dergisi Adam Sanat dergisinin devamı niteliğinde bir ilk sayı hazırladı. &ldquo;Edebiyatın insani bir değer olduğunun bilincindeki belki de son kuşağız.&rdquo; Diyecek kadar &ldquo;gen&ccedil; şiir&rdquo; ve &ldquo;gen&ccedil; şair&rdquo;den habersiz, edebiyatı yalnızca s&ouml;zc&uuml;klere indirgeyen bir edit&ouml;rden de sanırım fazlasını beklemek haksızlık olur (35).</p>
<p><strong>Spor Sayfası Dili</strong>: &lsquo;80&rsquo;li yıllar ile başlayan &ldquo;spor sayfası dili&rdquo;, giderek hayatın her anında karşımıza &ccedil;ıkmaya başladı. S&ouml;z&uuml;n d&uuml;ş&uuml;ş&uuml; ile s&ouml;z&uuml;n patlaması eşzamanlı olarak hayatımızdaki yerini aldı (18).</p>
<p><strong>Soylu Yenilik&ccedil;i Şiir</strong>: Temel olarak geleneğin i&ccedil;inden &ccedil;ıkartılmış bir forma ve dizeye indirgenmiş yapıda hareket eden bu şiir anlayışı, s&ouml;zc&uuml;k fetişizmine de ka&ccedil;mıştır. (..) S&ouml;zc&uuml;kleri soylu ve soysuz gibi i&ccedil;eriksiz tanımlamaların altına sokmaya &ccedil;alışan bu manifesto, bi&ccedil;ime tutsak kaldığı i&ccedil;in de eleştirilebilir (27). Bkz. Baki Ayhan T.</p>
<p><strong>S&ouml;zc&uuml;k Fetişizmi</strong>: Bkz. Soylu Yenilik&ccedil;i Şiir.</p>
<p><strong>S&ouml;z&uuml;n D&uuml;ş&uuml;ş&uuml;</strong>: Bkz. Spor Sayfası Dili.</p>
<p><strong>S&ouml;z&uuml;n Patlaması</strong>: Bkz. Spor Sayfası Dili.</p>
<p><strong>Sunullah Arısoy &Ouml;d&uuml;l&uuml;</strong>: Sunullah Arısoy, Ş. Avni &Ouml;lez gibi şiir &ouml;d&uuml;l kurumlarının artık gen&ccedil;lerle ve şiirle pek işinin kalmadığı bir ger&ccedil;ektir (40). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu.</p>
<p><strong>Ş. Avni &Ouml;lez &Ouml;d&uuml;l&uuml;</strong>: Bkz. Sunullah Arısoy &Ouml;d&uuml;l&uuml;.</p>
<p><strong>Şair Olmanın Rantı</strong>: Şair olmanın rantının bu kadar fazla olduğu bir zaman dilimi daha olmamıştır sanırım. Gelişen bilgisayar teknolojileri hesaba katılarak kimi internet sitelerinde &ndash;bu sıfatın belli bir &uuml;cret karşılığında alındığını baştan belirteyim- &ldquo;yetkili şair&rdquo; tanımlaması ile rant elde etmeye &ccedil;alışan, ger&ccedil;ek edebiyatla hi&ccedil;bir şekilde ilgisi olmayan metin &uuml;reticilerinin t&uuml;rediği ve şiirin kapitalizme daha &ccedil;ok hizmet etmeye bağladığı &ccedil;ağımızda şiirin ayakta durmasının giderek g&uuml;&ccedil;leştiği unutulmamalı (..) &ldquo;İyi&rdquo; ile &ldquo;vasat&rdquo; birbirine karışmaya başlıyor (48).</p>
<p><strong>Şakir &Ouml;z&uuml;doğru</strong>: Bkz. İmlasız Dergisi.</p>
<p><strong>Şarapya Dergisi</strong>: (..) İkinci d&ouml;nemde, yalnız şiire y&ouml;nelmiş ve &ouml;zellikle gen&ccedil;lerin şiirlerini yayımlamıştır (36).</p>
<p><strong>Şeref Birsel</strong>: Bkz. Şiir &Uuml;lkesi Dergisi.</p>
<p><strong>Şiir Tıkandı</strong>: Bkz. Bireysellik.</p>
<p><strong>Şiir &Uuml;lkesi Dergisi</strong>: Şiir &uuml;lkesi dergisi ise sanırım yıllar sonra geri gelmiş olmasının, şiir ortamını biraz geriden takip etmesinin etkisiyle gen&ccedil;lerin nabzını tutamadı ve kendi ideolojik belirlenimleri &ccedil;er&ccedil;evesinde, k&ouml;t&uuml; şiirler de yayımladı. Şeref Birsel&rsquo;in d&uuml;mene ge&ccedil;tiği iki sayıda dergi gen&ccedil;leşmeye &ccedil;alışsa da belli bir &ccedil;evreye kapalı kalmış gibiydi (34).</p>
<p><strong>Şiir ve &Ccedil;ağımızın Teknik Olanakları</strong>: &Ccedil;ağımızın teknik olanaklarının yarattığı fırsatlar sayesinde eskiden olduğu gibi herkes şiir yayımlamak i&ccedil;in belli dergilerin kapısını aşındırmak zorunda değil. Artık dergilere kapısından giremeyen isimler surlardan atlama yolunu se&ccedil;ip şiir yayımlamak i&ccedil;in web siteleri, bloglar, kendi dergilerini kuruyorlar. &Ccedil;ağın teknik olanakları, ucuzlayarak ulaşılabilirliği arttık&ccedil;a ve kullanım alanları genişledik&ccedil;e &ldquo;maj&ouml;r iktidarlar&rdquo;dan onay bekleme s&uuml;reci hem kısaldı hem de ortadan kalmaya başladı.(24). Bkz. Maj&ouml;r İktidarlar; Mikro İktidarlar.</p>
<p><strong>Şiir Yazıcısı</strong>: Bkz. Ada Dergisi.</p>
<p><strong>Şiir Yıllığı</strong>: Bkz. Mehmet H. Doğan; K&uuml;l Dergisi.</p>
<p><strong>Şiirde B&uuml;t&uuml;nl&uuml;k</strong>: Bkz. Buluşa Dayandırılan Şiir.</p>
<p><strong>Şiiri Kutsallaştırmak</strong>: Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Şiiri &Ouml;zl&uuml;yorum Dergisi</strong>: Şiiri &Ouml;zl&uuml;yorum dergisi de monarşist bir dergi olmuştur. İşin daha k&ouml;t&uuml; yanı, iktidara oynamak i&ccedil;in her yolu denemiş /bunun i&ccedil;in bir manifestoya imza atmak da vardır) ama başarısız olmuştur (37).</p>
<p><strong>Şiirim Gibi Yaşadım</strong>: Şiirim Gibi Yaşadım başlıklı nehir s&ouml;yleşi kitabı ile 70. yaşını ta&ccedil;landırmayı planlayan, &ouml;ld&uuml;kten sonra arkasından yazılacak yazılar konusunda uyarılarını haleflerine teslim eden Yavuz&rsquo;un kitabı b&uuml;y&uuml;k bir pazarlama hatasına kurban gitmiştir. Pek &ccedil;ok şair hakkındaki eleştirilerini yazmak yerine s&ouml;yleşi i&ccedil;erisinde dile getiren Yavuz&rsquo;un kitabını sattıracak b&uuml;t&uuml;n polemik unsurlarını kitabının tanıtımında kullanması, Şiirim Gibi Yaşadım&rsquo;ın satış grafiğini yerle bir etti (22). Bkz. Hilmi Yavuz; Hilmi Yavuz&rsquo;un Veliahtları.</p>
<p><strong>Şiirin Kendi &Ouml;zel G&uuml;ndemi</strong>: Bkz. Dergiler.</p>
<p><strong>Şiirsel Alanın Dışı</strong>: Bkz. Milenyum Kuşağı.</p>
<p><strong>Şiirsel Kamplaşmalar</strong>: Bkz. Mikro İktidarlar; Maj&ouml;r İktidarlar.</p>
<p><strong>Teknik Olanaklar ve Şiir</strong>: Bkz. Şiir ve &Ccedil;ağımızın Teknik Olanakları.</p>
<p><strong>Tarihin Sonu</strong>: Bkz. Hilmi Yavuz&rsquo;un Veliahtları.</p>
<p><strong>Teknolojinin Deformasyonu</strong>: Bkz. Dilin Melezleşmesi.</p>
<p><strong>Toplumcu Şiir</strong>: Bkz. İmgeci Toplumcu Şiir Manifestosu.</p>
<p><strong>T&uuml;ketim Nesnesi</strong>: Kendilerini g&ouml;stermenin yolunu, ustasının elini &ouml;pmekte arayanlar, kendi kişilikleriyle değil başkalarının kanatları altında hareket etmeye &ccedil;alıştılar. Bu da pek &ccedil;ok dergiyi ve şairi t&uuml;ketim nesnesi yaptı (36).</p>
<p><strong>&Uuml;cra Dergisi</strong>: &Uuml;cra dergisi adından aldığı g&uuml;c&uuml; doğru kullanmak i&ccedil;in m&uuml;cadele sergilemiş ancak poetikası doğrultusunda kim yazarsa yazsın kayıtsız şartsız derginin sayfalarını a&ccedil;mış ve kendini yaralamıştır. Şiir yolculuğunun &Uuml;cra&rsquo;nın ama&ccedil;ları ile yakından uzaktan ilgisi olmayan Aziz Kemal Hızaroğlu&rsquo;nun bile bu dergide somut şiir yayımlaması, şiir yayımlamak i&ccedil;in artık girilmedik kılık bırakmayan şairlerin bu işi ne getirdiklerinin kanıtı olmuştur. Yine de &Uuml;cra&rsquo;dan &ccedil;ıkan Barış &Ouml;zg&uuml;r (baranesmer m&uuml;stear adıyla da şiirleri yayımlandı.) halen şiir adına cılız da olsa bir ışık barındırmaktadır (32).<br /><strong><br />&Uuml;&ccedil; Nokta Dergisi</strong>: &Uuml;&ccedil; Nokta dergisinde pek &ccedil;ok gen&ccedil; isme orta yaştaki şairlerin yanında yer veriliyor. Bu konuda &Uuml;&ccedil; Nokta, olduğundan biraz daha cesur davranırsa &ldquo;gen&ccedil; şiir&rdquo; adınayeni bir cephe a&ccedil;ılabilir. Bu derginin halen bir gen&ccedil; şair &ccedil;ıkaramamış olması ise hanesine bir eksi yazdırıyor (35).<br /><strong><br />&Uuml;nlem Dergisi</strong>: İzmir&rsquo;de &ccedil;ıkan bir başka dergi &Uuml;nlem ise dergi kimliğine b&uuml;r&uuml;nmekte bile g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekmiş, gen&ccedil; şairden bihaber, yalnızca İzmir &ccedil;evresinde yaşayan gen&ccedil;leri i&ccedil;ine alan bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml; izlemiştir (32-33).</p>
<p><strong>Varlık Dergisi</strong>: Edebiyat d&uuml;nyamızın en k&ouml;kl&uuml; dergisi olan Varlık, &ldquo;Yeni İmzalar&rdquo; k&ouml;şesinden pek &ccedil;ok gen&ccedil; şair &ccedil;ıkarmıştır. Bu k&ouml;şede g&ouml;r&uuml;len pek &ccedil;ok kişi zamanla adını duyurmuştur ; ancak dergi sayfalarında gen&ccedil;lere &ccedil;ok daha az yer ayrılmıştır (31). Bkz. Enis Batur.</p>
<p><strong>Verili Antoloji</strong>: Bkz. Efe Murad.<br /><strong><br />Vural Bahadır Bayrıl</strong>: V. B. Bayrıl&rsquo;ın (..) şiirindeki Hilmi Yavuz etkisi, şairin şiirinin &ouml;n&uuml;n&uuml; tıkamıştır (21). Bkz. Hilmi Yavuz; Hilmi Yavuz&rsquo;un Veliahtları </p>
<p><strong>Volkan Şenkal</strong>: Bkz. İmlasız Dergisi.</p>
<p><strong>Web Siteleri</strong>: Bkz. Şiir ve &Ccedil;ağımızın Teknik Olanakları; Mikro İktidarlar.</p>
<p><strong>Yabancılaşma</strong>: Uyum duygusuna dair bir krizi yansıttığı ya da anlaşamazlığı ortaya koyacak bir zemin olarak anlaşıldığı s&uuml;rece yabancılaşmayı desteklediğim bile s&ouml;ylenebilir (51).</p>
<p><strong>Yapı Kredi Yayınları</strong>: Bkz. Enis Batur.</p>
<p><strong>Yasakmeyve</strong>: Yasakmeyve dergisi ise gen&ccedil;lere sayfalarını daha &ccedil;ok a&ccedil;mıştır (31). Bkz. Enver Ercan.</p>
<p><strong>Yaşam-Şiir</strong>: Bkz. Dil.</p>
<p><strong>Yaşar Nabi Nayır Gen&ccedil;lik &Ouml;d&uuml;lleri</strong>: Yaşar Nabi Nayır Gen&ccedil;lik &Ouml;d&uuml;lleri ise halen en se&ccedil;kin &ouml;d&uuml;l konumunu korumaktadır. Yine de Mehmet &Ouml;ztek ile Alperen Yeşil&rsquo;e aynı anda &ouml;d&uuml;l verilmesi kanımca anlaşılabilir değildir. Yeşil&rsquo;in kitabındaki metinsilere şiir demek i&ccedil;in sanırım kırk şahit getirmek yetmeyecektir (39). Bkz. &Ouml;d&uuml;l Kurumu; Alperen Yeşil.</p>
<p><strong>Yazılıkaya Dergisi</strong>: Yazılıkaya dergisi, hacmi nedeniyle ma&ccedil;a daha baştan başlıyor. &Uuml;stelik &rsquo;80 kuşağının ikinci sınıf şairlerine dosya yaparak okurun potansiyel ilgisini de toprağa g&ouml;m&uuml;yor (35).</p>
<p><strong>Yeni B&uuml;t&uuml;nc&uuml; Şiir Deneyişi</strong>: &ldquo;Yeni B&uuml;t&uuml;nc&uuml;&rdquo; şiir deneyişinin de ortadan kalkması, artık şiirimizde akımların &ouml;nem kaybettiğinin a&ccedil;ık bir g&ouml;stergesidir (45).</p>
<p><strong>Yeni İmzalar</strong>: Bkz. Varlık.</p>
<p><strong>Yeni Toplumcu Ger&ccedil;ek&ccedil;ilik</strong>: Bkz. Ali &Ouml;zg&uuml;r &Ouml;zkarcı.</p>
<p><strong>Yetkili Şair</strong>: Bkz. Şair Olmanın Rantı.</p>
<p><strong>Yol A&ccedil;ıcılık</strong>: Bkz. Hilmi Yavuz.</p>
<p><strong>Yom Sanat Dergisi</strong>: Yom Sanat dergisi (Ocak 2005 sayısından sonra kapandı.) &ouml;zellikle Adana, Şanlıurfa ve civarındaki gen&ccedil; şairlerin atılımı i&ccedil;in iyi bir mekan oluşturmuştur.</p>
<p><strong>Zinhar Dergisi</strong>: Zinhar ise kendi ağını &ouml;rme &ccedil;alışmasını avangardizme kurban vermiş g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. T&uuml;rk şiirinin pek alışık olmadığı bir g&ouml;rsel şiir deneyiminin &uuml;ss&uuml; olma &ccedil;alışması, derginin kendi kuramsal temellerini s&uuml;rekli olarak yurtdışında araması ile aslında kendisine zarar verdi. Yine de bu noktada Zinhar&rsquo;ı projesi olan dergiler safında değerlendirmek gerekiyor (36-37).<br />&#8212;<br /><em>(*) Bu s&ouml;zl&uuml;k&ccedil;e Utku &Ouml;zmakas&rsquo;ın Şiirimizde Milenyum Kuşağı, Pan/heves kitaplığı, 1. Baskı, Temmuz 2008 adlı kitabından alıntılanarak hazırlanmıştır. </em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fsiirin-kendi-ozel-gundemiutku-ozmakasin-poetika-sozlugu%2F&amp;title=%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%C4%B0N%20KEND%C4%B0%20%C3%96ZEL%20G%C3%9CNDEM%C4%B0%3AUtku%20%C3%96zmakas%E2%80%99%C4%B1n%20Poetika%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_4"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/siirin-kendi-ozel-gundemiutku-ozmakasin-poetika-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eskittiğimiz Yalnızlıklar İşe Yaramıyor:  Edip Cansever’in Poetika Sözlüğü (*)</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/eskittigimiz-yalnizliklar-ise-yaramiyor-edip-cansever%e2%80%99in-poetika-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/eskittigimiz-yalnizliklar-ise-yaramiyor-edip-cansever%e2%80%99in-poetika-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2009 21:47:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
				<category><![CDATA[edip cansever]]></category>
		<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=496</guid>
		<description><![CDATA[Eskittiğimiz Yalnızlıklar İşe Yaramıyor: Edip Cansever&#8217;in Poetika S&#246;zl&#252;ğ&#252; (*) &#8220;Benim giysilerim başka bug&#252;n: Sıkıntı, su&#231;luluk duygusu, bir tuhaf acı&#8221; (Edip Cansever) Acı: Bir bakıma acı olmayan ne var? Biz isteyelim de, herhangi bir şey acı olmasın; bir olay, herhangi bir şey&#8230; İnsan acıdan yapılmıştır; demenin &#231;ok y&#252;ce bir anlamı var (59).(**) Ahmet Hamdi Tanpınar: Ortaokuldayım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eskittiğimiz Yalnızlıklar İşe Yaramıyor: <br />Edip Cansever&rsquo;in Poetika S&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; (*)</strong></p>
<p><em>&ldquo;Benim giysilerim başka bug&uuml;n: Sıkıntı, su&ccedil;luluk duygusu, bir tuhaf acı&rdquo;<br />						(Edip Cansever)</em></p>
<p><strong>Acı</strong>: Bir bakıma acı olmayan ne var? Biz isteyelim de, herhangi bir şey acı olmasın; bir olay, herhangi bir şey&hellip; İnsan acıdan yapılmıştır; demenin &ccedil;ok y&uuml;ce bir anlamı var (59).(**)</p>
<p><strong>Ahmet Hamdi Tanpınar</strong>: Ortaokuldayım. Tanpınar&rsquo;ın kardeşi Kenan Bey velim (66)</p>
<p>İlk kitabımı, İkindi &Uuml;st&uuml;&rsquo;n&uuml; o sıralar &ccedil;ıkarıyorum (..) &Ouml;n&uuml;me gelene veriyor ya da yolluyorum. Varlık&rsquo;ta Melih Cevdet&rsquo;in kısa bir tanıtması &ccedil;ıkıyor. Seviniyorum.  Orhan Veli, sanırım adı &ldquo;Karikat&uuml;rden Şiir&rdquo; adlı bir yazı yazıyor. Benim bir mısramı alarak, b&ouml;yle mısra yazılmaz anlamına bir şeyler s&ouml;yl&uuml;yor. (..) Oysa şimdi mısra hep b&ouml;yle yazılıyor. Ha, kitabı yayımlamadan &ouml;nce Tanpınar g&ouml;rmek istiyor, bir ramazan g&uuml;n&uuml;, T&uuml;nel&rsquo;de Narmanlı Yurdu&rsquo;ndaki yerine gidiyorum. &Ccedil;ay fincanlarının i&ccedil;inde kahve getiriyor ve başlıyor okumaya. (Merakla bekledim, bekledim. Bitirdi, g&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; &ccedil;ıkarıp masaya koydu. Ve dedi: Bunlar &ccedil;ok g&uuml;zel şeyler, ama &ccedil;ok. Ne var ki hi&ccedil;bir şiir değil&rdquo;. Hi&ccedil;bir şey anlamadım tabii. B&uuml;t&uuml;n odayı r&ouml;prod&uuml;ksiyonlarla doldurdu, bana uzun uzun resim anlattı, m&uuml;zikten, Valery&rsquo;den s&ouml;z a&ccedil;tı. Bir s&uuml;re sonra &ccedil;ıktım. Doğru Haşet&rsquo;e gittim. Bir s&uuml;r&uuml; resim aldım, Valery&rsquo;nin Melange&rsquo;ını aldım. Ertesi g&uuml;n bir Fransızca hocası tuttum, aylarca ders aldım (67).</p>
<p><strong>Alkol</strong>: Alkolle işleyen bir saatim var şimdi. Kimi zaman sabahlıyorum (57).</p>
<p>Bug&uuml;ne kadar i&ccedil;kiliyken tek satır yazmış değilim. Ben &ccedil;ok sağlıklı bir kafayla yazarım. Hem sağlıklı bir kafayla, hem de k&uuml;&ccedil;&uuml;k, ufak tefek mutluluklarla şiir yazmayı deniyorum, ya da yapabiliyorum. Alkolle katiyen. Alkol beni tamamen uyuşturur (299).<br /><span id="more-496"></span><br /><strong>Anlamsız Şiir</strong>: Bana sorulursa, ben bug&uuml;ne dek okuduğum şiirler arasında bir tek anlamsız şiire rastlayamadım. Anlamsız, anlaşılmayan anlamına geliyorsa diyeceğim şu: Şiirin de kendine &ouml;zg&uuml; bir anlatım yolu olduğu, değişik bir mantıkla, şiir mantığıyla yazıldığı unutulup, &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;n&uuml; ya da a&ccedil;ıklamasını şiirin kendinden &ouml;nce varsayanlar, elbette şiiri anlamsızlıkla su&ccedil;layacaklardır (163).</p>
<p><strong>Asım Bezirci</strong>: Asım Bezirci d&uuml;r&uuml;st davranan, &ouml;znel &ccedil;alışmayan, diline &ouml;zenen bir yazar. İncelemesinde (Cansever incelemesinde-sekoya), şiirlerim ve kişiliğim hakkındaki kanılarını s&ouml;yl&uuml;yor; buradan da birtakım yargılara varıyor. Bu yargıların doğrusu da var, yanlışı da. Ben genel olarak dediklerine katılmıyorum Bezirci&rsquo;nin (217).</p>
<p><strong>Aşırı Bi&ccedil;imcilik D&ouml;nemi</strong>: Şiirimizde bir aşırı bi&ccedil;imcilik d&ouml;nemi başlamıştır. Sebepleri ne olursa olsun, bu ger&ccedil;eği g&ouml;rmezlikten gelemeyiz. Ne var ki, bu arada, belli belirsiz kıpırdanmalar da yok değil. Son g&uuml;nlerde, &ldquo;Değişik şiir alanları&rdquo;, &ldquo;Değişik kişilikler&rdquo; deyimlerinin s&ouml;z konusu olması da bunu anlatıyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; değişik şiir alanları, ancak değişik d&uuml;ş&uuml;ncelerle, d&uuml;ş&uuml;nme y&ouml;ntemleriyle kurulur. Bu da bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml; şiirine ge&ccedil;me eğilimini g&ouml;sterdiği gibi, &ldquo;s&ouml;zlerle bi&ccedil;imler koyma&rdquo;nın bir iki şairden fazlasını kaldıramadığını da tanıtlar (92-93). Bkz. D&uuml;ş&uuml;ncenin Şiiri; Zor Şiir.</p>
<p><strong>Bireylik</strong>: T&uuml;rkiye&rsquo;de, sanat&ccedil;ılar da dahil, biz bireyliğimizi tam bulmuş insanlar değiliz. Bu yeni yeni oluyor (285).</p>
<p><strong>&Ccedil;ağdaş Şiir İ&ccedil;eriği</strong>: &Ccedil;ağdaş şiir olgusunun, &ccedil;ağdaş şiir kıvamının i&ccedil;eriği trajik eylemdir (129).</p>
<p><strong>&Ccedil;i&ccedil;ek</strong>: Bkz. Meyhane.</p>
<p><strong>Dayak</strong>: Annem sık sık d&ouml;verdi, babamsa yılda bir iki kez. Tavan arasına ka&ccedil;ardım, merdivenlerden yorulur, yetişemezdi bazen annem. Bir keresinde yetişti, dama &ccedil;ıkacağımı anlayınca korktu ve vazge&ccedil;ti. Umutsuzlar Parkı&rsquo;nda yazmıştım bunu sanıyorum ama hangi şiirdi hatırlayamıyorum (64).</p>
<p>Bir g&uuml;n mektebe gideceksin, dediler. Annem g&ouml;t&uuml;rd&uuml;, m&uuml;d&uuml;re rica etti, altı yaşını bitirmeden 56. İlkokula yazıldım. İlk g&uuml;n, arka sırada, konuşuyorum diye bir tokat yedim &ouml;ğretmenden, sanki evde yediklerim az geliyormuş gibi (64).</p>
<p><strong>Deyişler, &Ouml;zdeyişler</strong>: <br />- Roman şiirden &ccedil;ok daha şey (51).<br />- Ya yalnız ya da yalnızlığı bozmayan bir iki kişi (1961; 51).<br />- Eskittiğimiz yalnızlıklar işe yaramıyor (55).<br />- Kimseye benzememek oranında herkese benzemek galiba şiir (57).<br />-Var olmak bir umudun s&ouml;zc&uuml;s&uuml; olmaktır (62).<br />- Her şiir, aynı zamanda bir şiir tarihidir (117).<br />-Şiirden &ccedil;ok, şiir virt&uuml;&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; yapılmıştır bizde (122).</p>
<p><strong>Dil</strong>: Bir ulusun karakterini, kimliğini g&ouml;steren en &ouml;nemli &ouml;ğe, o ulusun dilidir (219). Bkz: Şiir Dili.</p>
<p><strong>Dilde Sadeleşme</strong>: Dilimizin sadeleşmesi şiire yeni kalıp ve imkanlar kazandırmaktadır (179).</p>
<p><strong>Divan Şiiri</strong>: Bkz: Şiir Geleneğimiz.</p>
<p><strong>Doğa</strong>: Doğa, son yıllarda iyiden iyiye yerleşti şiirlerime. Doğanın verdiği yalnızlık, kendi kendinelik, beni hem monologa hem de diyalog kurmaya y&ouml;neltiyor (256).</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Feskittigimiz-yalnizliklar-ise-yaramiyor-edip-cansever%25e2%2580%2599in-poetika-sozlugu%2F&amp;title=Eskitti%C4%9Fimiz%20Yaln%C4%B1zl%C4%B1klar%20%C4%B0%C5%9Fe%20Yaram%C4%B1yor%3A%20%20Edip%20Cansever%E2%80%99in%20Poetika%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC%20%28%2A%29" id="wpa2a_6"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/eskittigimiz-yalnizliklar-ise-yaramiyor-edip-cansever%e2%80%99in-poetika-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖLÜM SİVİL DOLAŞIR: Ece Ayhan’ın Poetika Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/olum-sivil-dolasir-ece-ayhan%e2%80%99in-poetika-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/olum-sivil-dolasir-ece-ayhan%e2%80%99in-poetika-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 19:59:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
				<category><![CDATA[ece ayhan]]></category>
		<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=443</guid>
		<description><![CDATA[&#160;&#8220;Bu toplumdan, bu tarihten olmaktansa &#8216;doğal&#8217; bir adam olmayı se&#231;iyorum ben&#8221; &#160;&#8220;Eski bir sefine gelip hesap sorabilir, baştan ayağa beyaz giyinmiş adamlara&#8221;&#160;&#34;Taşlara tutunan incir ağa&#231;ları olmaktan &#231;oktan &#231;ıkmışız &#231;ıktık. Sayılmayız parmak ile&#8221; A Dergisi: D &#214;zl&#252;, K. &#214;zer, E. &#214;z, H. Yavuz, Engin Erten &#231;ıkardıkları a dergisi&#8217;nde bize (İkinci Yeni kastediliyor-sekoya) &#8220;&#231;&#252;r&#252;k yumurtalar&#8221; diyorlardı (SDK; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font size="1">&nbsp;&ldquo;Bu toplumdan, bu tarihten olmaktansa &lsquo;doğal&rsquo; bir adam olmayı se&ccedil;iyorum ben&rdquo; <br />&nbsp;&ldquo;Eski bir sefine gelip hesap sorabilir, baştan ayağa beyaz giyinmiş adamlara&rdquo;<br />&nbsp;&quot;Taşlara tutunan incir ağa&ccedil;ları olmaktan &ccedil;oktan &ccedil;ıkmışız &ccedil;ıktık. Sayılmayız parmak ile&rdquo;<br /></font></p>
<p><strong>A Dergisi</strong>: D &Ouml;zl&uuml;, K. &Ouml;zer, E. &Ouml;z, H. Yavuz, Engin Erten &ccedil;ıkardıkları a dergisi&rsquo;nde bize (İkinci Yeni kastediliyor-sekoya) &ldquo;&ccedil;&uuml;r&uuml;k yumurtalar&rdquo; diyorlardı (SDK; 20). Bkz. İkinci Yeni. </p>
<p><strong>A&ccedil;ık Şair</strong>: &lsquo;A&ccedil;ık Şair&rsquo; diyedir bir şey yok bence. Fransızca&rsquo;da, İngilizce&rsquo;de, Almanca&rsquo;da da&hellip; &lsquo;a&ccedil;ık şairler&rsquo; deyimine rastlamadım hi&ccedil;. Doğrusu, arka sokaklara sapmış olabilirim (D; 48).</p>
<p><strong>Ahmet Haşim</strong>: Ahmet Haşim, bir &lsquo;ebru sanat&ccedil;ısı&rsquo; olsaydı (ki bana g&ouml;re &ouml;yledir) işimiz daha kolay olurdu belki. Şiir&rsquo;i, meramları başka şeyler olanlar kullanmazlar tarihte yalnızca. Duygulu ve de s&ouml;zgelimi &lsquo;elleri&rsquo;nden hoşnut olmayan insanlar da kullanabilir. Şiir yazarak kendilerini arkadaşlarına, kız arkadaşlarına beğendirmeye &ccedil;alışmak herhalde yaşamın bir boyutudur (D; 111).<span id="more-443"></span></p>
<p><strong>Akbaba</strong>: Okur bir şiire filmin yarısında girer gibi girmiyor mu? Ben bu okur t&uuml;r&uuml;ne akbaba diyorum (D; 71). </p>
<p>Okurun şiir algılama değer yargılarına karşıyım, bu konuda akıl y&uuml;rtmelerine de. Okur akbabaydı, akbabadır hala. Yine de şiir yazarken hep omzumun &uuml;zerinden bakan birilerini duymuşumdur. Bir şiirimde (Mısrayım) ona &lsquo;simruğ&rsquo; dedim (D; 133-134). Bkz. Okur.</p>
<p><strong>Akif Kurtuluş</strong>: Bkz. Gen&ccedil; Şiir Ser&uuml;veni; G&ouml;z&uuml; Kara Şairler; Kentlerin Şiiri.</p>
<p><strong>Anlam, Şiirde</strong>: Şiirin b&ouml;ğr&uuml;ne ge&ccedil;meyen anlamın sorumluluğu şiirde! (D; 135).</p>
<p><strong>Anlamak, Şiiri</strong>: Şiirlerimin, belirli bir şiirin, anlaşılmasının g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; olgusu ise başka nedenlerdendir; ayıralım, ayırt edelim bunu. İnsan zihninin sınırları şiirle de genişler ve bilinen şeylere yeniden işte o varılan sınırdan bakmak değil midir biraz da şiir? Her yeni varılan yeri Hindistan sanmaktan vazge&ccedil;elim (Dipyazıar; 63). Bkz. Şiirin İşlevi; Şiir; S&ouml;zc&uuml;k.</p>
<p><strong>Arabesk Şiir</strong>: Derken konu arabesk şiire, Attila İlhan&rsquo;a geldi, geldi ve renkler değişti. &ldquo;Bana pes ettiremezsiniz&rdquo; diyordum &ldquo;ne var bir şairin şarkı s&ouml;z&uuml; yazarı olmasında ya da arabesk şiir yazmasında? Benimki yalnızca bir saptama!&rdquo; &ndash;İzmir&rsquo;den İstanbul&rsquo;a gelince; Yaşar Kemal&rsquo;e &lsquo;romanın İbrahim Tatlıses&rsquo;i dendiğini duyacaktım. Her sanat&ccedil;ının başka sanatlarda bir karşılığıvar, en azından &lsquo;karşılaştırmalı iktisat&rsquo; gerektirir b&ouml;yle d&uuml;ş&uuml;nmeyi (D; 118). Bkz. Attila İlhan.</p>
<p><strong>Asker</strong> : Tevfik Fikret &ouml;ld&uuml;ğ&uuml;nde cenazesindeki sekiz-on kişiden biri bir askerdir; Mustafa Kemal (SDK; 66).</p>
<p><strong>Atat&uuml;rk Şairleri</strong>: Bkz. İktidar.</p>
<p><strong>Attila İlhan</strong>: Asık suratlı bir parti &ouml;d&uuml;l&uuml; lekesi vardı alnında( SDK; 20). Bkz. Arabesk Şiir.</p>
<p><strong>B Harfi:</strong> &ldquo;Biz t&uuml;z&uuml;klerle &ccedil;arpışarak b&uuml;y&uuml;d&uuml;k kardeşim&rdquo; dizesindeki &lsquo;t&rsquo; harfi &lsquo;b&rsquo; olacaktır. 1970&rsquo;den beri &lsquo;t&rsquo; başıma bela olmuştu. &lsquo;t&rsquo;yi boyuna boyuna kafama kakıyorlardı! (SDK; 36).</p>
<p><strong>Başıbozuklar</strong>: Bkz. Sivil, Sivillik.</p>
<p><strong>Beğenilmek</strong>: &lsquo;Kahir ekseriyet&rsquo; şiirlerimi beğenmemiştir; (belleğim fena değildir) bunlar bana s&ouml;zle de &lsquo;&ouml;nemsiz&rsquo;, &lsquo;sıradan&rsquo; şiirler yazdığımı s&ouml;ylemişlerdir (D; 15). Bkz. Şiir M&uuml;steşarlığı.</p>
<p><strong>Beledi Şiir; Belediyeci Şair</strong>: Hi&ccedil;bir &uuml;lkenin Ceza Yasası&rsquo;nda &lsquo;şairler&rsquo; diyedir bir s&ouml;zc&uuml;k ya da b&ouml;l&uuml;m yoktur. Şairlik i&ccedil;in &ouml;zel bir yasa da. Herhalde o y&uuml;zdendir, şairlerin &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu kendilerine bırakılan alan olan belediyelik, &ldquo;beledi&rdquo; şiirler yazıyorlar ağır eleştirili&hellip; Pek gerilere gidiyorsun denecek ama, ger&ccedil;ektir; tabu ve totem topluluğunda yaşıyoruz biz (D; 53).</p>
<p>Bizde iktidara, devlete bulaşmaz T&uuml;rk şairleri. Korkudan. Belediyecidir onlar. Kaldırımlardan, &ccedil;ukurlardan yakınılır bir &ouml;m&uuml;r boyu. Bir&ccedil;oğu da Kemalist h&uuml;k&uuml;met şairidir. Başka bir şey de olamazlar. Ma&ccedil;a ister (SDK; 64). </p>
<p><strong>Benzemezlikler</strong>: Bkz. Marjinaller; Yeni Marjinaller.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Folum-sivil-dolasir-ece-ayhan%25e2%2580%2599in-poetika-sozlugu%2F&amp;title=%C3%96L%C3%9CM%20S%C4%B0V%C4%B0L%20DOLA%C5%9EIR%3A%20Ece%20Ayhan%E2%80%99%C4%B1n%20Poetika%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_8"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/olum-sivil-dolasir-ece-ayhan%e2%80%99in-poetika-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Söz’ün Kayıp Hanesi:Ahmet Oktay’ın Poetika Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/sozun-kayip-hanesiahmet-oktayin-poetika-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/sozun-kayip-hanesiahmet-oktayin-poetika-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 21:21:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
				<category><![CDATA[ahmet oktay]]></category>
		<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=408</guid>
		<description><![CDATA[S&#246;z&#8217;&#252;n Kayıp Hanesi: Ahmet Oktay&#8217;ın Poetika S&#246;zl&#252;ğ&#252; (*) &#8220;Her zaman aktarılamayan bir şeyler kalır. Her kişisel s&#246;z&#8217;&#252;n k&#252;&#231;&#252;msenemeyecek bir kayıp hanesi de vardır. S&#246;z&#8217;&#252; sahici kılan aynı zamanda bu kayıplar hanesi&#8217;nin keşfedilmeye a&#231;ık i&#231;eriğidir &#8220;. (İmk&#226;nsız Poetika)&#8230;Ajitasyon: Politik/ideolojik ajitasyon daha imgesel bir d&#252;zlemde de ger&#231;ekleştirilebilir (İP; 228). Ama&#231; Sahibi Olmak: Risk almanın &#246;nkoşulu ama&#231; sahibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>S&ouml;z&rsquo;&uuml;n Kayıp Hanesi: Ahmet Oktay&rsquo;ın Poetika S&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; (*)</p>
<p><font size="1"><em>&ldquo;Her zaman aktarılamayan bir şeyler kalır. Her kişisel s&ouml;z&rsquo;&uuml;n k&uuml;&ccedil;&uuml;msenemeyecek bir kayıp hanesi de vardır. S&ouml;z&rsquo;&uuml; sahici kılan aynı zamanda bu kayıplar hanesi&rsquo;nin keşfedilmeye a&ccedil;ık i&ccedil;eriğidir &ldquo;. (İmk&acirc;nsız Poetika)<br />&hellip;<br /></em></font><br /><strong>Ajitasyon</strong>: Politik/ideolojik ajitasyon daha imgesel bir d&uuml;zlemde de ger&ccedil;ekleştirilebilir (İP; 228).</p>
<p><strong>Ama&ccedil; Sahibi Olmak</strong>: Risk almanın &ouml;nkoşulu ama&ccedil; sahibi olmaktır (İP; 225).</p>
<p><strong>Anlam, Şiirin Anlamı</strong>: Şiir ancak dilde ve imgede var olur. Şiirin anlamı dediğimiz şey, dışarıda bulunan bir anlam değildir; dilden ve imgeden başka bir şey değildir o (İP; 240). Bkz. Dil.</p>
<p><strong>Anonimlik</strong>: Anonimlik (..), şiirin baş d&uuml;şmanı değil midir? Şiir, en siyasal g&ouml;r&uuml;n&uuml;şl&uuml; halinde bile, tek başına &uuml;retir. Bir yalnızlık sanatıdır. S&ouml;zc&uuml;klerin anonim ve ortak kullanımdan kurtulduğu, &ouml;zg&uuml;rleştiği yerdir. S&ouml;zc&uuml;kler şiir halinde kamuya d&ouml;nerken, başka bir d&uuml;nyayı imlerler, orayı dillendirip adlandırırlar. Şiirsel imgelem, belirli bir izler&ccedil;evrede hemen alımlanabilecek, ortak, kabul bulacak s&ouml;ylemsel &ouml;ne s&uuml;rmelerle iş g&ouml;rmez. Varlığı &ouml;nceden kabul edilmiş, &ouml;zellikleri &uuml;zerinde ortak kanıya varılmış bir ger&ccedil;ekliği yansıtmayı &ouml;ng&ouml;rmez şiirsel imgelem, başka ger&ccedil;ekliğin &uuml;retilmesini &ouml;ng&ouml;r&uuml;r (İ.P; 21, 22).<span id="more-408"></span></p>
<p><strong>Aykırılık</strong>: Bkz. Medya ve Şiir; K&uuml;&ccedil;&uuml;k İskender.</p>
<p><strong>Baudelaire</strong>: Baudelaire yerleşiktir. Whitman, ise g&ouml;&ccedil;ebe (İP; 28). Bkz. Birey, Bireylik, Birey-Oluş.</p>
<p><strong>Bellek, Anımsama</strong>: Yaşadığımız g&uuml;n&uuml;n toplumu anımsamayı bir t&uuml;r gereksizlik olarak g&ouml;rmeye ve g&ouml;stermeye eğilimlidir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n korku ve bilim kurgu sineması olsun, televizyonun pembe dizileri olsun, insana u&ccedil;ucu, neredeyse g&uuml;ndelik heyecanlar ve istekler sunmaktadır (İP; 167). Bkz. Melih Cevdet Anday.</p>
<p><strong>Ben</strong>: Bkz. &Ouml;zne.</p>
<p><strong>Bin Dokuz Y&uuml;z Elli D&ouml;nemi</strong>: 1950, sadece siyasal d&uuml;zlemde değil k&uuml;lt&uuml;rel d&uuml;zlemde de, T&uuml;rkiye&rsquo;nin zihniyet d&uuml;nyasındaki değişmenin tarihidir (İP; 172).</p>
<p>Sartre, Camus ve Varoluş&ccedil;uluk&rsquo;la bu yıllarda tanışıldı. Bir t&uuml;r meta ve filmler, dergiler aracılığıyla da g&ouml;r&uuml;nt&uuml; toksinlenmesi ge&ccedil;iren T&uuml;ğrk aydınları bir fikir toksinlenmesi de yaşadılar 1950 sonrasında (İP; 173). Bkz. G&ouml;steri Nesnesi, Birey.</p>
<p>G&uuml;ndelik yaşamın par&ccedil;aları haline gelen yeni teknolojiler ve materyaller kadar, dadacılık, ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml;c&uuml;l&uuml;k gibi tarihsel avangard akımların y&ouml;ntemleri de gen&ccedil; yazar ve şairlerin imgesel aygıtını d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;yordu. Raslantı ve şok gibi estetik alana dahil edilen yeni kavramların yanı sıra geleneksel eğretileme ve benzetme gibi kurallara bağlanmış &uuml;retim tekniklerini sorgulayan ve onları y&uuml;r&uuml;rl&uuml;kten kaldırmaya aday g&ouml;r&uuml;nen imge kavramı da başat duruma gelmişti (İP; 173, 174).</p>
<p><strong>Bin Dokuz Y&uuml;z Seksen Sonrası Şiiri</strong>:1980 sonrası şiiri, kendinden &ouml;ncesiyle hem bir kopuşu hem bir s&uuml;rekliliği yansıtır hem de entelekt&uuml;el, k&uuml;lt&uuml;rel, siyasal, toplumsal ve bi&ccedil;imsel/bi&ccedil;emsel t&uuml;m d&uuml;zeylerde de protestoyu temsil eder. Politik imalardan psikoanalitik malzemeye, &ouml;zg&uuml;l şiirsellere i&ccedil;selleşmiş bulunan her t&uuml;rl&uuml; &ouml;ğe, asıl karakteristiğini bu protesto bağlamında kazanır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, bu protesto &ccedil;oğu zaman siyasal eklemlenme noktalarından yoksundur. Yaşanan g&uuml;ne, insanal ilişkilere bir &ouml;fke g&ouml;r&uuml;l&uuml;r şiirlerde, ama imgelemsel/d&uuml;şlemsel d&uuml;zlemde karşılaştığımız canavarsı hayallar alabildiğine kaotiktir (İP; 74). Bkz. Oyunlaştırılmış Sanatsal Dil.</p>
<p>1980 sonrası şiirinin arayışları, hem sanatsal hem ideolojik d&uuml;zeyde, b&uuml;rokratikleşmiş dil ve bi&ccedil;im/bi&ccedil;emden kurtulma, toplumun maruz kaldığı şiddet ve aşağılanma olgusuna karşı &ccedil;ıkma, her sınıf ve kesime i&ccedil;selleştirilmek istenen libertinizme hayır deme arzusuna bağıntılı olarak girişilmiş arayışlardır (İP; 75, 76). Bkz. Oyunlaştırılmış Sanatsal Dil.</p>
<p>1980 sonrası şiirinde g&ouml;zlenen ve dikkat edilmesi gereken bir başka olgu, kadınların yoğunlaşan şiire katılma isteğidir (İP; 86). Bkz. Kadın Şairler.</p>
<p><strong>Kabataslak ve semantik bir &ccedil;er&ccedil;evelemeyle</strong>: İslamcı şiir, entelekt&uuml;el/k&uuml;lt&uuml;rel şiir, toplumcu şiir. Bkz. İslamcı Şiir, Toplumcu Ger&ccedil;ek&ccedil;ilik.</p>
<p>Tarihinin hi&ccedil;bir d&ouml;neminde rastlanamayan bir &ccedil;eviri patlaması olmuştur (İP; 73).</p>
<p>Ece Ayhan&rsquo;ın şiiri yeniden keşfedilmiş dahası fetişleştirilmiştir. Benzer bi&ccedil;imde Ahmet Arif&rsquo;in şiiri de b&uuml;y&uuml;k itibar kazanmıştır (İP; 79). Bkz. Kopya.</p>
<p>Bu d&ouml;nem şiiri, k&uuml;lt&uuml;rel/d&uuml;ş&uuml;nsel &ouml;ğeye olduğu kadar geleneksel şiirin izleklerine, mazmunlarına ve mitologyasına da g&ouml;ndermede bulunmakta, dize ve metin alıntılarına yer vermektedir (İP; 81). Bkz. Metinlerarasılık (İntertextuality); Eski S&ouml;zc&uuml;k&ccedil;&uuml;l&uuml;k (Archaism).</p>
<p>Bizi reel d&uuml;nyanın kendisinden ş&uuml;phelenmeye, başka bir d&uuml;nyanın olanaklılığını d&uuml;ş&uuml;nmeye kışkırtmak sanki 80 sonrası şiirinin genel, neredeyse kolektifleşmiş bir eğilimi. Sağda ve solda. Ama hep bireysel, yer yer psikopatolojik bir tona sahip olan bir sesle (İK; 1000).</p>
<p>Şiirsel imgelem ve d&uuml;şlem, neden artan bir dozda ge&ccedil;mişin imleri, s&ouml;zc&uuml;kleri, nesneleri, anıları ve duygularıyla dolmaya başladı? Sağcı ve İslamcı s&ouml;ylem &ccedil;er&ccedil;evesinde soruyu yanıtlamak da nedenleri anlamak da daha sorunsuz gibi. Ama 12 Eyl&uuml;l&rsquo;e ve sonrasında uygulanan depolitizasyon s&uuml;recine kadar ge&ccedil;mişte ilgisi her zaman olumsuz olmuş, hatta Kemalist retoriğe bağlı kalmış bulunan solcu s&ouml;ylemdeki ge&ccedil;miş&ccedil;ilik ilgisini anlamak kuramsal/estetik zorluklar yaratıyor (İP; 105): Bkz.Toplumcu Ger&ccedil;ek&ccedil;i Şiir; Eski S&ouml;zc&uuml;k&ccedil;&uuml;l&uuml;k (Archaism); Melih Cevdet Anday.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fsozun-kayip-hanesiahmet-oktayin-poetika-sozlugu%2F&amp;title=S%C3%B6z%E2%80%99%C3%BCn%20Kay%C4%B1p%20Hanesi%3AAhmet%20Oktay%E2%80%99%C4%B1n%20Poetika%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_10"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/sozun-kayip-hanesiahmet-oktayin-poetika-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Obscurum Per Obscurius, Ignotum Per Ignotius: Enis Batur’un Poetik Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/obscurum-per-obscurius-ignotum-per-ignotius-enis-batur%e2%80%99un-poetik-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/obscurum-per-obscurius-ignotum-per-ignotius-enis-batur%e2%80%99un-poetik-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jun 2008 12:34:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
				<category><![CDATA[enis batur]]></category>
		<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=401</guid>
		<description><![CDATA[Obscurum Per Obscurius, Ignotum Per Ignotius: Enis Batur&#8217;un Poetik S&#246;zl&#252;ğ&#252; *&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#8220;Şairin beyaz derilisine, ger&#231;ek bir şairse aradığınız, rastlayamazsınız.&#8221; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#8220;Şiir, birdenbire yazılsa bile, birdenbire yazılamaz.&#8221; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; (Smokinli Berduş&#8217;tan) Adlandırmak: Adlandırmak, imlemden anlama, adlandırmaya doğru adım atmaktır (SD; 66). Bkz. Anlam; Anlamlandırma. Ahmet H&#226;şim: Yapıtını simgeciliğin, izlenimciliğin hizasına yerleştirenlerin g&#246;r&#252;ş&#252;ne katılmıyorum: Onlardan ne akmışsa akmıştır [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr" style="margin-right: 0px;"><strong><font size="4">Obscurum Per Obscurius, Ignotum Per Ignotius: <br />Enis Batur&rsquo;un Poetik S&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; *<br /></font></strong><br /><em><font size="1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ldquo;Şairin beyaz derilisine, ger&ccedil;ek bir şairse aradığınız, rastlayamazsınız.&rdquo; </p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &ldquo;Şiir, birdenbire yazılsa bile, birdenbire yazılamaz.&rdquo; <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; (Smokinli Berduş&rsquo;tan) <br /></font></em><br /><strong>Adlandırmak</strong>: Adlandırmak, imlemden anlama, adlandırmaya doğru adım atmaktır (SD; 66). Bkz. Anlam; Anlamlandırma. </p>
<p><strong>Ahmet H&acirc;şim</strong>: Yapıtını simgeciliğin, izlenimciliğin hizasına yerleştirenlerin g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne katılmıyorum: Onlardan ne akmışsa akmıştır şiirine, hatt&acirc; nesrine; gene de H&acirc;şim&rsquo;i bir post-romantik saymak gerekir: B&uuml;y&uuml;k rahatsızlığı&rsquo;na bakıp (SB; 167). </p>
<p>21 Şubat 1918&rsquo;de, mart yerine ocakla başlayan garb&icirc; takvimin gelmesine 26 Aralık 1925&rsquo;te y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe giren alafranga saat eklenince H&acirc;şim&rsquo;in poetik kronometresin bozulmuş olduğunu unutmamak gerekir. Hayat ve şiir, koşut değişimlerin eşiğindedir (SB; 170). </p>
<p>O yaşamın ger&ccedil;eklik d&uuml;zleminden kopmuş, imgelemin derin, alacakaranlık, geceye komşu b&ouml;lgelerinde serpilecek bir şiirin, sanatın peşindeydi (SB; 171). </p>
<p><strong>Ahmet Oktay</strong>: Bkz. Sarhoşken Yazmak. <span id="more-401"></span></p>
<p><strong>Alışkanlık</strong>: İnsanların kafalarında, beğeni zarflarının, alışkanlık kutularının i&ccedil;inde şiir tanımları, &ouml;l&ccedil;&uuml;leri, kalıpları var. Onlara sığmayan &ouml;rnekler karşılarına &ccedil;ıktığında, tırnaklarını &ccedil;ıkarıyor onlar da (SD; 52). </p>
<p>Alışmış okur şairin baş d&uuml;şmanıdır (SD; 52). </p>
<p>&ldquo;Garip&rdquo; şiirine sevdalananlar II. Yeni&rsquo;yi benimsemekte g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ektiler, genellikle de o eşiği aşamadılarsa, II. Yeni sevdalıları da Cansever&rsquo;in, Cemal S&uuml;reya&rsquo;nın, Ece&rsquo;nin ya da II. Yeni&rsquo;nin son &ouml;nemli temsilcisi saydığım İsmet &Ouml;zel&rsquo;in &ouml;tesine gidemediler. O imge sistemi şiir &ldquo;beğeni&rdquo;lerinin motoru olmuş, alışkanlığın eksenine yer etmişti. Oysa 1965&rsquo;te &ldquo;Telaşsız g&ouml;r&uuml;nmeye &ccedil;alışan bir Kafka gibi / Y&uuml;z&uuml;m giyotine abone&rdquo; diye dilegetiren şair bir devrim yapıyordu da, 1974&rsquo;te &ldquo;kar yağarken kirlenen bir şeydi benim y&uuml;z&uuml;m&rdquo; derken iyi bir izs&uuml;r&uuml;c&uuml;yd&uuml; epi topu (SB; 77). Bkz. &Ccedil;ağ, &Ccedil;ağımız. </p>
<p><strong>Anlam</strong>: Şiirde Anlam, olduğu kadar vardır. Bir boş s&ouml;z değil bu. Şiirde Anlam arandığı, şiire Anlam(lar) yakıştırıldığı, y&uuml;klendiği i&ccedil;in kurdum o c&uuml;mleyi. Yoktur denilemez, diyemiyorum; bir, birka&ccedil; anlamsal ekleme rastlayabilirsiniz bir şiiri okurken, ama onu ele avuca alıp somutlayamayız kolayca. Soyutlamak gerekir, &ccedil;&uuml;nk&uuml; şiir, her şiir eninde sonunda soyutlamaya dayanır, &ldquo;somut şiirler&rdquo; en başta olmak &uuml;zere. Anlamdan &ouml;nce musik&icirc; anlama hepten ağır basabilir: Şiir &ouml;nce ritm&rsquo;dir &ndash; kendi ritmi. O olmadan, olmazsa, olmadığından ortaya &ldquo;başka&rdquo; bir metin t&uuml;r&uuml; &ccedil;ıkar. Nesirden şiiri ayıracaksak bu ritmle ayıracağız (SD; 53). Bkz. Anlamlandırmak; Adlandırmak; Şiirin Anlaşılması. </p>
<p>Bir şiirin &ldquo;anlam&rdquo;ını kuşatmanın, &ccedil;er&ccedil;eveleme &ccedil;abası vermenin g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;n&uuml; biliyoruz. Şiirsel metinler i&ccedil;in haydi haydi ge&ccedil;erli saydığım &ldquo;a&ccedil;ık yapıt&rdquo; kavramı bize pencere a&ccedil;ıyor burada: Biri şiirin semantik dokusu, geniş &ccedil;apta onun m&uuml;zikal yapısına bağlı bir gelişim g&ouml;sterir (SD; 89). </p>
<p>Şiir ister istemez Anlam&rsquo;la yaralıdır (SB; 86). Bkz. Musik&icirc; ve Şiir. </p>
<p><strong>Anlamlandırmak</strong>: Anlam/landırma, &ouml;zde eklemlemeyle bağlantılıdır. Bir anlatma durumu, eğrisi doğmuşsa, anlamın peşine takılır zihin: Ne&rsquo;yi nasıl diyor, o &ccedil;ifte soru, kendi kendine kısa devre yaratır hemen. İşte D&icirc;van şiirleri, tipik birer pusu niteliği bundan taşırlar. Hem vardır anlatı tabakası, hem de eksiktir, eksiltilmiştir. D&uuml;ped&uuml;z eksilti diyemez miyiz buna, d&uuml;ped&uuml;z eksiltili diyemeyiz. Hem şiirde payı vardır eksiltinin, hem de şiirde anlatma eğilimi yoktur (SD; 54). Bkz. Anlam; Eksiltme; Adlandırmak; Şiirin Anlaşılması. </p>
<p><strong>Anlatmak</strong>: Bkz. Şiirde Susku; Eksiltme, Eksiltilmiş Anlatı. </p>
<p><strong>Aykırılık</strong>: Eskil &ccedil;ağlarda kamusal bir varlık, anonim bir sesti şiir; toplumun ağır değişimini aynı hızla yansıtıyordu. Ama, bireysel kalıba d&ouml;n&uuml;şmeye başlamasıyla birlikte &ouml;nc&uuml; &ccedil;ıktı şair: Toplumsal değişimden &ouml;nce konuşma y&ouml;n&uuml;n&uuml; tutarak tedirgin etti kurumsal yetkeyi. Giderek ka&ccedil;ınılmaz, s&uuml;reğen bir baskı oluştu &uuml;zerinde: Ya saraya, inanca &ccedil;ekilecek; ya da s&uuml;rg&uuml;ne g&ouml;nderilecek, olmadı azledilecekti. Villon, Nef&rsquo;&icirc;, Dante bu yazgının bilinen &ouml;rnekleridir. Octavio Paz ş&ouml;yle a&ccedil;ıklıyor bu ayrılığı: &ldquo;Toplumsal yaşama katılmasına, d&ouml;nemin inan&ccedil;larına derin bağlılıklar g&ouml;stermesine karşın şair ayrı kalan bir yaratık, tam anlamıyla bir mezhep-dışıdır: İ&ccedil;inde yaşadığı cemaatin bireylerinin s&ouml;ylediklerini s&ouml;ylediğinde bile başka şey s&ouml;ylemektedir. Devletlerin ve kiliselerin şiire karşı duydukları g&uuml;vensizlik yalnızca bu g&uuml;&ccedil;lerin s&ouml;m&uuml;r&uuml;c&uuml;l&uuml;ğ&uuml;nden gelmez: Şiirsel s&ouml;z&uuml;n ırası bile yeterlidir bu duyguyu uyandırmaya&rdquo; (SB; 114, 115). </p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fobscurum-per-obscurius-ignotum-per-ignotius-enis-batur%25e2%2580%2599un-poetik-sozlugu%2F&amp;title=Obscurum%20Per%20Obscurius%2C%20Ignotum%20Per%20Ignotius%3A%20Enis%20Batur%E2%80%99un%20Poetik%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_12"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/obscurum-per-obscurius-ignotum-per-ignotius-enis-batur%e2%80%99un-poetik-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇAĞININ ŞAİRİ: Hüseyin Cöntürk’ün Poetika Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/caginin-sairi-huseyin-conturk%e2%80%99un-poetika-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/caginin-sairi-huseyin-conturk%e2%80%99un-poetika-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2008 11:39:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[cöntürk]]></category>
		<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin cöntürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/caginin-sairi-huseyin-conturk%e2%80%99un-poetika-sozlugu.html</guid>
		<description><![CDATA[&#199;AĞININ ŞAİRİ: H&#252;seyin C&#246;nt&#252;rk&#8217;&#252;n Poetika S&#246;zl&#252;ğ&#252;(*) &#8220;İyi şairler, yalnız değişmenin vaktini bilmekle, bulmakla kalmazlar, değişmenin ancak değiştirmekle dengelenebileceğini de bilirler. Yenilik bayraklarını a&#231;maları, yenilik kavgalarına girmeleri bundandır&#8221; (Deyince&#8217;den) Antiphony Şiir: Bkz. Ece Ayhan Tipi Şiir. Araştırmacılık: Bkz. Yeni Şiirin Niteliği&#8230; Asıl Şiirin İmk&#226;nı: Bizce en &#246;nemli şiir, bi&#231;imle &#246;z&#252;n bir b&#252;t&#252;n kurduğu, birbirine yeter olduğu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&Ccedil;AĞININ ŞAİRİ: H&uuml;seyin C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;&uuml;n Poetika S&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;(*)</strong></p>
<p><em><font size="1">&ldquo;İyi şairler, yalnız değişmenin vaktini bilmekle, bulmakla kalmazlar, <br />değişmenin ancak değiştirmekle dengelenebileceğini de bilirler. <br />Yenilik bayraklarını a&ccedil;maları, yenilik kavgalarına girmeleri bundandır&rdquo; (Deyince&rsquo;den)</p>
<p></font></em>					<br /><strong>Antiphony Şiir</strong>: Bkz. Ece Ayhan Tipi Şiir.</p>
<p><strong>Araştırmacılık</strong>: Bkz. Yeni Şiirin Niteliği&#8230;</p>
<p><strong>Asıl Şiirin İmk&acirc;nı</strong>: Bizce en &ouml;nemli şiir, bi&ccedil;imle &ouml;z&uuml;n bir b&uuml;t&uuml;n kurduğu, birbirine yeter olduğu, hal meydana getirir. Fakat bu halin &ccedil;ağa uygun doyurucu &uuml;r&uuml;nler verebilmesi i&ccedil;in ortada doyurucu &ouml;zlerin, doyurucu deyiş bi&ccedil;imlerinin bulunması şarttır. Bu o demektir ki, &ouml;zlerin doyurucu olabilmesi i&ccedil;in onların zenginleşmesine, bi&ccedil;im &uuml;zerine baskı yaparak bi&ccedil;im &uuml;zerine baskı yaparak bi&ccedil;imi &ouml;zden bağımsız hale getirmesine; &ouml;te yandan da, deyişin işlenmesi i&ccedil;in onun yenilenmesine imk&acirc;n verecek şekilde &ouml;zlerin bağımsızlığını kazanmasına ihtiya&ccedil; vardır. &Ouml;zle bi&ccedil;imin egemenlik yolunda bu diyalektik &ccedil;atışmaları olmasa, bizce, şiir dediğimiz varlık g&uuml;&ccedil; kazanamaz (I/157, 158)(**). Bkz. Edebiyatsal Bi&ccedil;imler; &Ccedil;ağının Şairi; Yeni Şiir.</p>
<p><strong>Ata&ccedil;, Nurullah</strong>: Biz ileri bir şiire ona bağımsızlık tanıyan bir g&ouml;r&uuml;şle varılabileceğine inanmaktayız. Ondandır ki şiirin bağımsızlığını savunan yazarlarımızın başında gelen Ata&ccedil;&rsquo;ın edebiyatımıza yaptığı hizmeti saygı ile anmaktayız (I/179).<span id="more-388"></span></p>
<p>Bug&uuml;n Ata&ccedil; &ouml;zlemi duyanlar yok değil, ama bu &ouml;zlem &ldquo;duygusal&rdquo; olmaktan ileriye ge&ccedil;ememektedir, belki insaniliğinden &ouml;t&uuml;r&uuml; hoş g&ouml;r&uuml;lebilir, ama ciddiye alınamaz (II/23).</p>
<p>Eleştirme de şiire benzer. Onun da bir tarihi vardır.  D&uuml;nk&uuml; eleştirmenin tarihi y&uuml;zde doksan Ata&ccedil;&rsquo;ın tarihidir. Ata&ccedil;&rsquo;ın tarihi yazılmadık&ccedil;a bug&uuml;n&uuml;n eleştirmesi a&ccedil;ığa &ccedil;ıkamaz, bug&uuml;n bir eleştirme kuşağı yaşıyor denmez. Ata&ccedil; &ouml;lm&uuml;şt&uuml;r. Ama onun i&ccedil;in kitap yazamasak biz sağlığımızda &ouml;lm&uuml;ş olacağız. Bizim kuşak işte asıl kıyametin bu olduğunu bilmem anlar gibi oluyor mu? (II/105).</p>
<p><strong>Bi&ccedil;im</strong>: Bi&ccedil;im deyince, şiirde, şu b&ouml;l&uuml;mleri anlıyoruz: 1. Kelimelerin bi&ccedil;imi. 2. Kelimelerin bir c&uuml;mle (ya da c&uuml;mleler k&uuml;mesi) i&ccedil;indeki diziliş bi&ccedil;imi (sintaks bi&ccedil;imi). 3. C&uuml;mlelerin (ya da c&uuml;mle k&uuml;melerinin) aralarında diziliş bi&ccedil;imi (kuruluş bi&ccedil;imi). 4. Vezin ve ayak bi&ccedil;imi. 5. Kelime dizilişlerinden ileri gelen ritim bi&ccedil;imi (I/140). Bkz. Kelimelerin bi&ccedil;imi; </p>
<p>Halk eldeki bi&ccedil;imlerle iş g&ouml;rmeye, alışkanlık sonucu olarak (conventionally), bilin&ccedil;li ya da bilin&ccedil;siz alışmıştır (I/144, 145). Bkz. Edebiyatsal Bi&ccedil;imler.</p>
<p><strong>Bi&ccedil;imde Değişim Yapmak</strong>: Yazar bi&ccedil;imde değişiklik yapmakla anlatmak istediğini daha iyi anlatmış olur. Bi&ccedil;imde bu tarzda yapılan bir değişiklik ya da deformasyon, yeni bir &ouml;z&uuml;n gerektirdiği bi&ccedil;im değişikliğinden ayrı olarak ele alınabilir (I/131). Bi&ccedil;imde şekil değişikliği yapılmasının bir sebebi, yazarın okuyucusuna maksadını iletmek kaygısından ileri gelmektedir. Bu halde anlam, bi&ccedil;imin değişmesine rağmen, aynı kalmakta, ya da pek az değişecektir (I/1301).</p>
<p><strong>Bir Şey S&ouml;ylemeyen Şiir</strong>: &ldquo;Bir şey s&ouml;ylemeyen şiir&rdquo; anlayışı şairi ile okuyucusu arasındaki bağları hemen hemen kopardığından eleştirel olmaktan &ccedil;ok metafiziksel bir y&ouml;n&uuml; taşıyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil; &ldquo;bir d&uuml;ş&uuml;nceye, bir duyguya bağlanmaksızın&rdquo; yazılan,, b&uuml;t&uuml;n s&ouml;yleyeceğini &ldquo;mısra kurduktan sonra&rdquo; s&ouml;yleyen şiirin şairi ile bağlantısı pamuk ipliğine bağlanmış demektir. B&ouml;yle bir şiire her halde yalnız dadaistlerde ve bir takım s&uuml;rrealistlerde rastlanır (I/162). </p>
<p><strong>B&uuml;y&uuml;sel Bağ</strong>: Yazar yapıtına ve okuyucusuna &ccedil;ok defa niyet-ama&ccedil; bağları ile bağlansa bile başka t&uuml;rl&uuml; de bağlanabilir. &Ouml;rneğin b&uuml;y&uuml;sel bağlarla (I/137, 138).</p>
<p><strong>&Ccedil;ağdaş Olmak, &Ccedil;ağdaşlık</strong>: &Ccedil;ağdaş olabilmenin ilk koşulu, &ccedil;ağdaş yapıtlara vakit ge&ccedil;irmeden &ccedil;ağdaş bir g&ouml;zle eğilmektir (II/61). Bkz. &Ccedil;ağdaş Yapıtlar.</p>
<p>Her yeni gelen, nesneleri bir başka t&uuml;rl&uuml; g&ouml;r&uuml;r, yeniden a&ccedil;ıklar, var kılar. Hem her gelen &ccedil;ağdaş olmak haysiyetini kazanır, hem de uygarlığın s&uuml;rekliliği yaratılır (II/66).</p>
<p><strong>&Ccedil;ağdaş Yapıtlar</strong>: &Ccedil;ağdaş yapıtlar sevilmezse, bırakılmalıdır, ve b&ouml;ylesi &uuml;zerinde incelemeye girişilmemelidir /II/19). Bkz. Eleştirel Yapıt Gereksinimi. </p>
<p>D&uuml;n yaşamış &ldquo;başka&rdquo; ve &ldquo;değişik&rdquo; gelenekteki edebiyat &uuml;r&uuml;nlerinden yeteri kadar haberli olmazsak bug&uuml;n&uuml;n edebiyatını ne iyice kavrayabiliriz ne de değerlendirebiliriz (II/64).</p>
<p>Edebiyat demek, en son kuşakların yazdıkları &uuml;r&uuml;nler demektir. Bunlardır, bunların iyileridir aranan, sevilen (II/76). Bkz. Kaynak-Yapıt.</p>
<p><strong>&Ccedil;ağının Şairi</strong>: Yeni gelen kuşağın yaşayış, g&ouml;r&uuml;ş ve duyuşları &ouml;ncekinden farklılık g&ouml;steriyorsa eski ritimler doyuruculuğunu, maksada ileticilikteki verimliliğini yitirebiliyor. Vezin ve uyak i&ccedil;in de b&ouml;yle. Hatta &ouml;yle olabilir ki bunlar şiirin zorunlu r&uuml;k&uuml;nleri olarak sayılagelirken bir g&uuml;n şiire d&uuml;şman r&uuml;k&uuml;nler olarak sayılmaya başlanabilir. &Ccedil;ağın duyarlığı &ouml;yle kompleks bir nesnedir ki bu duyarılığın en etkili bir şekilde nasıl ortaya konulacağı, ne gibi ritim ve ayaklarla anlatımlanacağı olsa olsa şairlerce ve iyi eleştirmenlerce sezilebilir. Duyarlığın değişmesine rağmen eski ritimlere sarılmakta devam edenler &ldquo;&ccedil;ağın şairi&rdquo; sayılamaz (I/140). Bkz. Yeni Şiir; Şimdiki Şairler; Edebiyattan Anlamak. </p>
<p>Şiir i&ccedil;in klişe unsurların başlıca yeri ve şekli belli olan ayaklar tekrarlamalar, kalıplaşmış sıfatlandırma ve deyimlemelerdir. Bu klişelerden kurulmuş dil yerine yeni bir şive getirmek (poetical idiom) istemeyen şaire &ldquo;&ccedil;ağının şairi&rdquo; denemez. Klişe dili kullanan şaire klişe şair, onu daha inceltmeye &ccedil;alışan şaire &ldquo;decadent&rdquo; şair denilebilir (I/149). Bkz. Klişe Unsurlar; Asıl Şiirin İmk&acirc;nı; Yeni Şiir.</p>
<p>Dili y&uuml;celtenler yalnız şairler değildir. Fakat dili y&uuml;celtebilen şairler mutlaka &ldquo;&ccedil;ağlarının şairleri&rdquo;dir (I/172). Bkz. Dili Y&uuml;celtenler.</p>
<p><strong>&Ccedil;evrinsel Anlam (context); &Ccedil;evrinsel Boyut</strong>: Bir c&uuml;mlenin anlamı, kendisinden &ouml;nce ve sonra gelen c&uuml;mlelerin anlamı ile &ccedil;evrilmiştir, &ccedil;evrelenmiştir. Onların anlamını bilirsek anlaşılabilir. Her c&uuml;mle, metinsel &ccedil;evresi, &ccedil;evrini i&ccedil;inde anlamlandırılırsa doğru olarak anlaşılabilir (I/130). Bkz. Okursal &Ccedil;evrin.</p>
<p>&Ccedil;evrinsel boyut dediğimiz şey, dili değiştirmede, dile belbağlamada, &ccedil;ok aşırı gitmemize sınır koymaktadır. Bu sınırdır ki şiirin insalsallığını yitirmesini, &ldquo;dehumanization&rdquo;unu &ouml;nler (I/133). Bkz. Şiirin İnsansallığı (Dehumanization).</p>
<p><strong>Dadaist Şiir</strong>: Bkz. Bir Şey S&ouml;ylemeyen Şiir.</p>
<p><strong>Decadent Şair</strong>: Bkz. Klişe Unsurlar.</p>
<p><strong>Deformasyon</strong>: Bkz. Bi&ccedil;imde Değişim Yapmak; Yenici Olmak.  </p>
<p><strong>Değişim</strong>: Değişim deyince değişmek ve değiştirmek hatırıma geliyor (II/90). <br />Değişen yanı da var insanın, onu g&ouml;rmezliğe gelmeyelim, g&ouml;rmeye &ccedil;alışalım, bu yetmez, biz de değişmeye kendimizi zorlayalım (II/19).</p>
<p><strong>Dergilerde Ama&ccedil;, Edebiyat Dergileri</strong>: Her derginin diğer dergilerle ortak ama&ccedil;larından başka kendine &ouml;zg&uuml; ama&ccedil;ları da olmalıdır. (..) Bir dergi, yayımladığı, &ouml;ne s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yazarların eleştirel bakımdan savunmasını yapacak yolları bulmak, d&uuml;zenleri kurmak zorundadır (II/52).</p>
<p><strong>Deyimlerin Olgularını &Ouml;z Olarak İncelemek</strong>: Deyimlerin olguları y&uuml;k &ndash;ya da &ouml;z, i&ccedil; i&ccedil; &ouml;z- a&ccedil;ısından incelenebilir. Y&uuml;kler, etkililik-deyimlilik g&uuml;c&uuml; bakımından &uuml;&ccedil;e ayrılabilir. Zihinsel (mantıksal, ussal) y&uuml;k, duygusal-duyusal y&uuml;k, şiirsel y&uuml;k (I/134). Bkz. Dilsel Deyim; &Ouml;z; &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde; Zihinsel Y&uuml;k; Duyusal-Duygusal Y&uuml;k; Şiirsel Y&uuml;k. </p>
<p><strong>Diğer Bir Edebiyat</strong>: Bkz. Divan Edebiyatı.</p>
<p><strong>Dil</strong>: Dil insan tarafından kullanılan bir ara&ccedil;tır. Dışınsal değil, &ccedil;evrinseldir. O aynı zamanda şiirsel yaratmanın s&uuml;rekli iğrisi &uuml;zerindedir (I/133).</p>
<p>Yaşantılarımız en az &uuml;&ccedil; boyutludur. Oysa dil kelimelerin yan yana gelmesi ile kurulan tek boyutlu (linear) bir yapıdır: c&uuml;mlede bir kelimeyi mutlaka &ouml;tekinin yanına getiririz, &uuml;st&uuml;ne, altına, ya da a&ccedil;ığına koyamayız (I/143).</p>
<p>Dil ara&ccedil;lar i&ccedil;inde en insani, en canlı ve akıcı olandır. Bu y&uuml;zden şiir en &ccedil;ok tutulan bir sanattır. Şairin yapacağı iş, dilin bu &ouml;zelliğinden kurtulmaya &ccedil;alışmak değil, onu daha da inceltmeye, değerlendirmeye bakmak olmalıdır (I/180). </p>
<p><strong>Dili Y&uuml;celtmek</strong>: Milletinin dilini arıtan kimse onu y&uuml;celtmiş olur. Dili arıtmak demek onu &ldquo;klişelerden&rdquo; kurtarmak demektir. Klişeleimiş bir dille şiir yazmak &ccedil;ok kolaydır. Etrafınıza bakınız y&uuml;zlercesini g&ouml;receksiniz. (..) Dil, bir yandan klişelerek, bir yandan da klişelerden arınarak canlılığını korur. (..) Dili asıl y&uuml;celtenler, ona &ldquo;kalıcı&rdquo; tazelikler kazandıranlardır. Bunlar hemen hemen hi&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmeyen, dilin i&ccedil;ine işleyin onu eti ve kemiği olabilen yeniliklerdir (I/171). Bkz. Klişe Unsurlar. </p>
<p><strong>Dilin Y&ouml;n&uuml;s&uuml;</strong>: Bkz. Dilsel Deyim.</p>
<p><strong>Dilin Kırpılması</strong>: Şair, normal gramerce gerekli olduğu halde, ilettiği şeyin anlaşılması i&ccedil;in gerekli olmayan kelime ya da kelime par&ccedil;alarını dilinden kaldırmakta, dilini kırpmaktadır. B&ouml;yle yapmakla şairin dilinin verimini bir bakıma da olsa arttırdığına ş&uuml;phe yoktur (I/151). Bkz. Klişe Unsurlar; Şairin İletmek İstediği Şey; Şiirdeki Bi&ccedil;im Değişikliği.</p>
<p><strong>Dilsel Deyim</strong>: Bir dilsel deyim, kelimelerin yan yana gelmesiyle ortaya &ccedil;ıkar. Kelimelerin se&ccedil;ilmesi, diziliş şeklinin se&ccedil;ilmesi ve bu arada kurulan seslerin se&ccedil;ilmesi dilin &uuml;&ccedil; ayrı y&ouml;n&uuml;s&uuml; olup dilbilimin ayrı kollarınca ele alınır (I/134).</p>
<p><strong>Divan Edebiyatı</strong>: Divan edebiyatı bize &ldquo;diğer bir edebiyat&rdquo; olarak gereklidir (II/35).</p>
<p>Divan edebiyatının &ldquo;ayrıntılara girişi&rdquo; &ccedil;ok &ouml;zg&uuml;n bir niteliğidir, bug&uuml;nk&uuml; edebiyatlarda &ouml;ylesi g&ouml;r&uuml;nmemektedir. Bu, &ldquo;diğerlilik&rdquo; duygusunun geliştirilmesi i&ccedil;in bi&ccedil;ilmiş kaftandır (II/36).</p>
<p>Divan şiirine &ldquo;&ccedil;ağı i&ccedil;inde bakmak&rdquo; işi bizim işimiz olmayacaktır (II/34).</p>
<p><strong>Duyusal-Duygusal Y&uuml;k (Stylistics)</strong>: Duyusal-duygusal y&uuml;k, insanlar konuşurken duydukları duygularla konuştukları s&ouml;zlerin dinleyiciler &uuml;zerinde olan etkilerinden, toplumsal-&ccedil;evresel olan sonu&ccedil;larından ibarettir. Duyusal-duygusal y&uuml;kler &uuml;zerinde &ccedil;alışan bilime stylistics deniyor (I/133, 134). Bkz. Deyimlerin Olgularını &Ouml;z Olarak İncelemek.</p>
<p>Duyusal-duygusal y&uuml;k taşıyan deyimler, halkın malıdır, d&uuml;nden gelen deyimlerin g&uuml;n&uuml;n yaşantılarına uydurulmuş halidir (I/136). </p>
<p>Sytlistics edebiyatsal (şiirsel) etkililiğin eşiği ile sınırlanmıştır (I/135).</p>
<p><strong>Ece Ayhan Tipi Şiir</strong>: Bu tip şiir, anlamı rastlantıya bıraktığına g&ouml;re toplumcu maksatlara pek yaramayacak, egemenlik olsa olsa sanat kaygısında olacaktır. Ayrıca, bu tip şiir, kelimeleri toplum dilindekinden ve d&uuml;nlerdenberi gelen şiir dilindekinden &ccedil;ok farklı bir d&uuml;zen ( ya da d&uuml;zensizlik) i&ccedil;inde kullandığına g&ouml;re, bir nevi aşırı &ldquo;antiphony&rdquo; şiir olduğuna g&ouml;re, toplumun egemenliğini kaldırmış yahut sıfıra yaklaştırmış oluyor (I/168).</p>
<p><strong>Edebiyat, Kurulan Şey</strong>: Edebiyat, en geniş anlamıyla, kurulan bir şeydir, her ulusun gereksemesine uygun olarak kurulur, ulusun malı olur, yoksa uygarlık olmaz. &Ouml;yleyse her ulus, &ldquo;kuramsal d&uuml;ş&uuml;nce&rdquo;den &ldquo;davranış&rdquo;a ge&ccedil;mek zorunluluğundadır. Başka bir deyişle, &ldquo;edebiyat neye yarar?&rdquo; sorusu yerine &ldquo;neye yaramalıdır?&rdquo; sorusu, &ldquo;eleştirme nedir, neye yarar?&rdquo; sorusu yerine &ldquo;nasıl olmalıdır, ne yapılmalıdır?&rdquo; sorusu s&ouml;z konusu olur (II/39).</p>
<p><strong>Edebiyat&ccedil;ı G&ouml;z&uuml;yle Edebiyat:</strong> Edebiyat yapıtlarına k&uuml;lt&uuml;rc&uuml; g&ouml;z&uuml;yle değil edebiyat&ccedil;ı g&ouml;z&uuml;yle bakmak demek, iyi bir vatandaş yetiştirmekten &ouml;nce zevkli bir vatandaş, hayal g&uuml;c&uuml; olan bir vatandaş yetiştirmeği benimsemek demektir. Edebiyattan tat alma alışkanlığının gelişmesini toplum d&uuml;zeninin d&uuml;zg&uuml;nleştirilmesinden &ouml;nce d&uuml;ş&uuml;nmek demektir (II(/33).</p>
<p><strong>Edebiyatsal Bi&ccedil;imler</strong>: Edebiyatsal bi&ccedil;imleri &uuml;&ccedil; k&uuml;meye sokmak da m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Birincisi, bi&ccedil;imin &ouml;zden bağımsız olduğu haldir. Burada belirli bir &ouml;z, cevherinden fazla bir şey yitirmeden, bir başka t&uuml;rl&uuml; deyimlenebilir. Bilimsel yapıtlarda olduğu gibi. Buradaki bi&ccedil;imin bağımsızlığı aslında kişisel deyişin (&uuml;slubun) bağımsızlığıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;ğ kişisel deyişe m&uuml;ncer olmuştur. Amacı bir bilgiyi, bir ahlaki, bir ideolojiyi aşılamak olan yazılarla bir &ccedil;ok d&uuml;z-yazı tipleri en &ccedil;ok bu k&uuml;me i&ccedil;ine d&uuml;şen bi&ccedil;im &ouml;zellikleri g&ouml;sterirler. Bizde &ldquo;&ouml;zc&uuml;&rdquo; diye adlandırılabilen kimselerin bi&ccedil;im anlayışı bu k&uuml;me altına alınabilir. İkincisinde bağımsızlık &ouml;zdedir. Ortaya bir kelimeler dizisi konmuştur. Bu dizi ya belirli olmayan bir &ouml;z getirmiştir ya da hi&ccedil;bir &ouml;z. &Ouml;z&uuml;n belirli olmaması, belirgin olmaması, onun bağımsızlığını g&ouml;sterir. Diziye, yerine g&ouml;re şu, yerine g&ouml;re bu anlam yakıştırılabilir. (..) Diziye hi&ccedil;bir anlam verilemediği hallerde ise &ouml;z yok demektir. Bu da &ouml;z&uuml;n tam bağımsızlığına işaret olur. Bir şiirde &ouml;z&uuml;n hi&ccedil; bulunmaması, şairin anlamdan (&ouml;zden) başka &ouml;ğeleri, &ouml;rneğin sessel etkileri ama&ccedil; edinmesi halinde vaki olabilir. Bilince, anlama ve genel olarak hert şeye karşı gelmesi halinde de rastlantı şiirleri bu ikinci k&uuml;meye sokulabilir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;ne gelince, burada bağımsızlıktan &ccedil;ok bağımlılık s&ouml;z konusudur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bi&ccedil;imle &ouml;z aynı derecede birdirine bağlı olup birlikte bir b&uuml;t&uuml;n teşkil ederler. &Ouml;yle ki gerek bi&ccedil;im gerek &ouml;z &ouml;tekinden ayrı olarak ancak bir yere kadar incelenebilir (I/156, 157).</p>
<p><strong>Edebiyatta Anlayış</strong>: Bkz. &Ouml;znellik.</p>
<p><strong>Edebiyattan Anlamak</strong>: İyi yapıtla k&ouml;t&uuml; yapıtı birbirinden ayırmak, iyiler arasında se&ccedil;me yapmak: işte budur edebiyattan anlamak. Bu kadar değil, bu işi, bu işleri &ldquo;severek&rdquo;, &ldquo;zevk alarak&rdquo; yapıyorsak ancak, kendimize edebiyattan anlıyoruz diyebiliriz. (..) Bitti diyemeyiz bu kadarla da, edebiyattan anlamak i&ccedil;in bir de &ldquo;aramak&rdquo; gerekir o sevdiğimiz, sevebileceğimiz yapıtları (II/55). Bkz. Edebiyat&ccedil;ı G&ouml;z&uuml;yle Edebiyat.</p>
<p>&Uuml;lkemizde edebiyattan anlayan var mı? &ldquo;İyice&rdquo; anlayan yok ş&uuml;phesiz: durağan bir d&ouml;nemde değiliz, değerlerin yeniden kurulma gereksinmesinin duyulduğu, bu değerlerin nasıl oluşturulacağının araştırılmasına da ge&ccedil;ildiği bir d&ouml;nemdeyiz. Bu d&ouml;nemde edebiyattan anlamadığı halde anladığını sananlar bir yanda &ccedil;oğunluktadır, bir yanda da edebiyattan iyice anlamadığının, g&uuml;n&uuml;ne yaraşan bir zevk oluşturamadığının bilincine varmaya başlayanlar, bunun i&ccedil;in de yol yordam arayanlar vardır /II/58).</p>
<p><strong>Edebiyattan Tat Almak</strong>: Bkz. Edebiyat&ccedil;ı G&ouml;z&uuml;yle Edebiyat.</p>
<p><strong>Edebiyattın Canlı Yılları</strong>: Maksadımız bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml; saptamaktır. Ş&ouml;yle bir hatırlarsak, 5-10 yıl &ouml;nce durum b&ouml;yle değildir hi&ccedil;. Dergiler, yazarlar, okuyucular aktif birer varlıktı. Birlikte yaşamanın olumlu gerilimi i&ccedil;inde işlerine koyulmuşlardı. Kısacası, &ccedil;ok canlı idi edebiyatımız (II/13).</p>
<p><strong>Eleştirel Yapıt Gereksinimi</strong>: Yaratılmış edebiyat &uuml;r&uuml;nlerinin daha g&uuml;zel anlaşılması ve sevilmesi, edebiyat zevkinin daha incelmesi ve &ccedil;ağa uygun bir yere oturtulması i&ccedil;in, ortaya, yaratılmış yapıttan &ccedil;ok, eleştirel yapıt koymaya gerekseme vardır (II/60). Bkz. Edebiyattan Anlamak; &Ccedil;ağdaş Yapıtlar.</p>
<p><strong>Eleştirmenin Tarihi</strong>: Bkz. Ata&ccedil;, Nurullah.</p>
<p><strong>Evrensel &Ccedil;evrin (Context of Universe)</strong>: Şair her şeyden &ouml;nce evrensel &ccedil;evrin i&ccedil;indedir ve onun bir par&ccedil;asıdır. &Ouml;teki bireyler de b&ouml;yle olduğuna ve uygarlıklarını birlikte yarattıklarına g&ouml;re, şairin bu uygarlığa olan bağlantısı oaranında şiiri evrensel &ccedil;evrine bağlantılanacak demektir (I/164).</p>
<p><strong>G&uuml;zel Yapıt</strong>: Bkz. Kaynak Yapıt.</p>
<p><strong>İcrayı Sanat &Uuml;zre Yazılmış Yapıt</strong>: Bir yapıt r&ouml;tuşlar yapa yapa, kelimelerin &uuml;zerinde oynaya oynaya (buna iş&ccedil;ilik denir ha!) değerce y&uuml;kseltilemiyor. Y&uuml;kseltiliyor sanılıyorsa, o bence &ldquo;icrayı sanat &uuml;zre&rdquo; yazılmış bir yapıttır (II/112).</p>
<p><strong>İstengen Şiir</strong>: Şiir (..), okuyucunun egemenliğini sıfıra indirmeyen, okuyucu (miktarı &ccedil;ok az olabilir) ile yazar arasında ortak bir anlayış kurmaya &ccedil;alışan (bunu şair sırasında okuyucuyu eğiterek yapar), en az kelimenin egemenliği kadar bir yazar-okuyucu egemenlik b&uuml;t&uuml;n&uuml;ne &ouml;nem veren bir şiirin en istengen şiir olacağına h&uuml;kmedilebilir (I/170). Bkz. Yeni Şiir.</p>
<p><strong>İstiare</strong>: İstiare, bir kelimenin (kavramın) yerine rastgele bir kelime kullanmak demek değildir. İstiarenin tutunabilmesi i&ccedil;in &ldquo;tutması&rdquo;, benimsenmesi, bunu i&ccedil;in millet dilinin b&uuml;nyesine, ana dili duygusuna uygun d&uuml;şmesi şarttır (I/172). Bkz. Dili Y&uuml;celtmek.</p>
<p><strong>İşini Bilmeyen Şair:</strong> Elindeki &ouml;zlere bakmadan şu ya da bu şekilde bir bi&ccedil;im kullanmaya &ouml;nceden karar veren şair, işini bilmiyor demektir (I/125).</p>
<p><strong>İyi Edebiyat&ccedil;ı</strong>: En iyi edebiyat&ccedil;ılar, bilinen kurallarla oyna<br />Maktan &ccedil;ok, oynarken kurallar kurup bunları &ouml;teki oyunculara da kabul ettiren kimselerdir (II/108).</p>
<p>İyi Şair: İyi şairler, yalnız değişmenin vaktini bilmekle, bulmakla kalmazlar, değişmenin ancak değiştirmekle dengelenebileceğini de bilirler. Yenilik bayraklarını a&ccedil;maları, yenilik kavgalarına girmeleri bundandır (II/91).  Bkz. Şair. </p>
<p><strong>Kaynak-Yapıt</strong>: G&uuml;zel yapıt heyecan verir, eğlendirir, sevdirir. Kaynak yapıtın yaptığı ise, daha &ccedil;ok, hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml; arttırmak, g&uuml;zelle &ccedil;irkini ayırma yetimizi g&uuml;&ccedil;lendirmektir (II/20).</p>
<p>Kaynak-yapıtlar i&ccedil;ine d&uuml;n yazılmış olup da &ouml;nde gelen &ldquo;eleştirel&rdquo; yapıtlar da sokulabilir. Bu yapıtlardaki d&uuml;ş&uuml;ncelere doğrudur g&ouml;z&uuml;yle bakmadan, tersine, &ccedil;oğu bug&uuml;n ge&ccedil;mezdir diye &ouml;nceden bilerek, eğilmemiz, kaynak olarak hangilerinden yararlanabileceğimiz, bizi her zaman bekleyen bir sorudur. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ortaya atılabilecek pek &ccedil;ok sayıdaki eleştirel d&uuml;ş&uuml;nceler arasında yitmemek, onların daha saygın olmalarını se&ccedil;ebilmek ancak kaynaklardan &ccedil;ıkış yapmakla, ya da onlara eğilmekle m&uuml;mk&uuml;n olabilir (II/21).</p>
<p>Daha &ouml;nceki &uuml;r&uuml;nler &ndash;&ldquo;Klasik&rdquo; adını da almış olsalar- b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle iyi olamaz, &ccedil;oğu b&ouml;l&uuml;mleriyle, &ccedil;ekimsiz teknikleriyle insanı rahatsız eder. Ama onlarda bug&uuml;n de bize iyi gelebilenb, ya da bug&uuml;nk&uuml; zevk ve anlayışımızı, hayal g&uuml;c&uuml;m&uuml;z&uuml;, yaratma g&uuml;c&uuml;mn&uuml;z&uuml; geliştirmeye yarayabilecek bir kesim, bir y&ouml;n, bir bakış, bir teknik ya da &ouml;zellik bulunabilir. İşte b&ouml;yle yapıtlar &ldquo;kaynak yapıt&rdquo;tır, edebiyatın vazge&ccedil;ilmez &ouml;ğelerinden sayılır bunlar da (II/76).</p>
<p><strong>Kelimelerin bi&ccedil;imi</strong>: Bir şair kelimeleri se&ccedil;er de yerine koyar. Se&ccedil;mesini ne kadar iyi yapabilirse şiirinin başarı ihtimali o kadar artar. Kelimelerini se&ccedil;ildiğihazine millet dilidir, daha doğrusu o g&uuml;ne kadar şiirde kullanılagelen kelimeler hazinesidir. Her şair bu hazineden faydalanmakla beraber bazı kelimeleri başka kelimelere tercih eder, bazı kelimeleri &ouml;tekilerden fazla kullanır. Bu ona kendisini &ouml;teki şairlerden ayıran bir deyiş &ouml;zelliği (&uuml;slup) kazandırır, etkililik niteliği verir (I/141). Bkz. Bi&ccedil;im; Yenici Olmak. </p>
<p><strong>Klişe Şair</strong>: Bkz. Klişe Unsurlar.</p>
<p><strong>Klişe Unsurlar</strong>: Her &ccedil;ağın d&uuml;nden devraldığı şiirde az ya da &ccedil;ok sayıda klişe unsur vardır. Bu &ouml;l&uuml; unsurlara rağmen şair bir şey iletmeye &ccedil;alışır. Fakat klişe unsur fazlalaşırsa, şairin &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ve dolayısıyla başarı ihtimali azalır. Şair devraldığı şiirde klişe unsurun ne kadar baskın olduğunu hissediyorsa, bu unsurun kendi &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ne kadar tehlikeye koyduğundan ne kadar endişe ediyorsa, o kadar yeni bir dil aramaya, o kadar deformasyon yapmaya kayar. Fakat aşırı bir deformasyona kaymak da tehlikelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu onu bir kaosa g&ouml;t&uuml;rebilir (I/149).</p>
<p>Şiir i&ccedil;in klişe unsurların başlıca yeri ve şekli belli olan ayaklar tekrarlamalar, kalıplaşmış sıfatlandırma ve deyimlemelerdir. Bu klişelerden kurulmuş dil yerine yeni bir şive getirmek istemeyen şaire &ldquo;&ccedil;ağının şairi&rdquo; denemez. Klişe dili kullanan şaire klişe şair, onu daha inceltmeye &ccedil;alışan şaire &ldquo;decadent&rdquo; şair denilebilir (I/149). </p>
<p>Milletinin dilini arıtan kimse onu y&uuml;celtmiş olur. Dili arıtmak demek onu &ldquo;klişelerden&rdquo; kurtarmak demektir. Klişeleimiş bir dille şiir yazmak &ccedil;ok kolaydır. Etrafınıza bakınız y&uuml;zlercesini g&ouml;receksiniz. (..) Dil, bir yandan klişelerek, bir yandan da klişelerden arınarak canlılığını korur. (..) Dili asıl y&uuml;celtenler, ona &ldquo;kalıcı&rdquo; tazelikler kazandıranlardır. Bunlar hemen hemen hi&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmeyen, dilin i&ccedil;ine işleyin onu eti ve kemiği olabilen yeniliklerdir (I/171). </p>
<p><strong>Mesaj</strong>: Bkz. Şairin İletmek İstediği Şey.</p>
<p>Metin, Edebiyat Metni: Metinler olmasa edebiyat olmaz, &ouml;nce metin okumak, onlarla yaşamak şarttır edebiyattan anlamak i&ccedil;in. Ama bu iki uğraşa, edebiyat tarihi ve eleştirmesine yabancı kalırsak, onlara gereken &ouml;nemi vermezsek, metinler bizi pek fazla bir yere g&ouml;t&uuml;rmez (II/57). Bkz. Edebiyattan Anlamak.</p>
<p><strong>Mutlu Azınlık</strong>: Bkz. Okuyucu.</p>
<p><strong>Niyet</strong>: Yazarın &ccedil;eşitli vasıtalar kullanarak amacına erişmesinde işe karıştırdığı bilin&ccedil;sel bir unsurdur, diyebiliriz. (..) Yalnız şiirde değil başka yazı t&uuml;rlerinde de bir niyet, bir maksat ve bir ama&ccedil; vardır. Ama bunlar estetik değildir. Bir y&uuml;k&uuml;n estetik olması ancak amacın ve &uuml;slubun estetik olmasıyla m&uuml;mk&uuml;n olabilir (I/137).</p>
<p>Bir yazarın niyetinin ne olduğu her zaman anlaşılamayacağından, yapıta niyet dışı, bilin&ccedil; dışı unsurlar dakarışabileceğinden, bu yol &ccedil;alışmaların alanı daralmış oluyor. Belki en iyisi, niyet-ama&ccedil; tutumunu bir yana bırakıp &ouml;z ile bi&ccedil;imin, birbirine yeter olup olmadığını araştırmaktır (I/137).</p>
<p><strong>Nominalist Şiir Tipi</strong>: Burada bir şiirsel potansiyelin ağır basması ana olay değildir, bu potansiyel bulunmayabilir de. Onun yerine &ldquo;bitmiş bir şiir&rdquo; veya yazış anında &ldquo;kelimelerin (dilin getirdiği bir şiirsel potansiyel&rdquo; vardır. Elimizde (kafamızda) bitmiş olarak bulunan, fakat (&ouml;rneğin bize modası ge&ccedil;miş gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in) beğenmediğimiz bir şiirin, şu veya bu kelimesini mekanik bir şekilde değiştirerek; ya da aklımıza ilk gelen bir s&ouml;z dizisine aynı mekanik uygulamayı yaparak, bize kendisini beğendirebilecek &ldquo;yeni&rdquo; bir şiir terkibine varabiliriz. Nominalist şiirle realist şiir arasındaki başlıca ayrıtlı, denilebilir ki şudur: birincisi ortaya bir y&uuml;k koyar; bu y&uuml;k &ouml;nceden hi&ccedil; belli değildir. İkincisi ortaya bir y&uuml;k koyar: bu y&uuml;k az ya da &ccedil;ok &ouml;nceden bellidir (I/175, 176). Bkz. Realist Şiir Tipi. </p>
<p><strong>Okursal &Ccedil;evrin</strong>:  Anlamlar nasıl metinsel &ccedil;evrinlere g&ouml;re değişiyorsa, bi&ccedil;imler de okurdan kurulmuş &ccedil;evre ile değişebilir. Yani bi&ccedil;imlerin değişmesine sebep olan şey yalnız anlamların değişmesi değildir. Bir de okuyucunun niteliği burada işe karışır. Buna &ldquo;okursal &ccedil;evrin&rdquo; de denebilir (I/130). Bkz. &Ccedil;evrinsel Anlam (context).</p>
<p><strong>Okuyucu</strong>: &Ouml;teden beri &ldquo;Okuyucu! Okuyucu!&rdquo; denir. &ldquo;Azdır, &ccedil;oğaltalım&rdquo; denir. &ldquo;Onu kazanalım&rdquo; denir. Kutsaldır b&uuml;t&uuml;n bu istekler, onları destekliyoruz, ama bizimki başka. Benim dediğim, okuyucuyu &ccedil;oğaltmaktan &ccedil;ok, yeniden bir başka t&uuml;rl&uuml; yaratmak. &ldquo;G&uuml;n&uuml;&rdquo; kurtarmak i&ccedil;in okuyucuya seslenmek yerine, k&ouml;klere inip onu yeni bir y&ouml;r&uuml;ngeye oturtmak, onu &ldquo;kuşak olarak&rdquo; kurtarmak. &ldquo;Edebiyatımızı&rdquo; var kılmak (II/24).</p>
<p>Neye alışmışsa o t&uuml;rl&uuml; yazıları arar, onlardan hoşlanır. Sazındaki tek tel ona fazlasıyla yeter. Bir yandan şair, bir yandan eleştirmen onu değiştirmeye &ccedil;alışsa da onda istidat olmadık&ccedil;a sonuş değişmez. İstidatlı olanlar ise, karşımıza bir g&uuml;n şair ya da eleştirmen olarak &ccedil;ıkar. &Ccedil;ıkmazsa adına &ldquo;mutlu azınlık&rdquo; denir (II/90).</p>
<p><strong>Okuyucuyu Eğitmek</strong>: Bkz. İstengen Şiir. </p>
<p><strong>Oyun-Edebiyat</strong>: Bkz. İyi Edebiyat&ccedil;ı. İcrayı Sanat &Uuml;zre Yazılmış Yapıt.</p>
<p><strong>&Ouml;z</strong>: &Ouml;z &ccedil;eşitleri sayıca sınırlıdır. &Ouml;yle iken bunlar bir bi&ccedil;ime b&uuml;r&uuml;n&uuml;p i&ccedil; &ouml;z haline geldiler mi &ouml;zellik, &ccedil;eşitlilik kazanırlar. Her şairin i&ccedil; &ouml;zler yaratmasından kazandığı bir kişiliği vardır. Bu kişiliğin bir k&ouml;şesi ise okuyucuya uzanır. Yalnız kendisi i&ccedil;in yazan, kafasında tasarladığı, y da &ouml;zlemini duyduğu bir okuyucusu olmayan şair, bizim tutumumuzdaki varsayımlar &ccedil;evresi i&ccedil;inde, iyi şair sayılmaz (I/131). Bkz. &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde; Yalnız Kendisi İ&ccedil;in Yazan Şair.</p>
<p><strong>&Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde</strong>: Şiiri &ouml;z ve bi&ccedil;im a&ccedil;ısından ele almanın sağlam bir şiir anlayışına varmamızı kolaylaştırmaktan &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;leştirdiği kanısındayım (I/119).</p>
<p>Şiir, kendisinden &ldquo;&ouml;nce&rdquo; gelen bazı şeylerle kendisinden &ldquo;sonra&rdquo; gelen bazı şeyler arasında yer alan bir varlıktır. Bu yer alışta şiir, &ouml;ncesine ve sonrasına &ouml;yle kaynaşmıştır ki, nerede başlar nerede biter, her zaman belli olmaz. Yani şiir dediğimiz şey &ouml;z ve bi&ccedil;im birliğinden b&uuml;y&uuml;k de olabilir, k&uuml;&ccedil;&uuml;k de (I/120). </p>
<p>Bi&ccedil;im değiştik&ccedil;e &ouml;z&uuml;n de değişeceğini savunmak, bizce ancak &ouml;z&uuml;n dar anlamda alınması ile m&uuml;mk&uuml;n olabilir: &Ouml;z deyince hatıra anlam geliyor. Anlam deyince de, o anlaşılabilen ussal, zihinsel anlam, ya da usu aşan duygusal-duyusal anlam kastedilmiş oluyor. B&ouml;yle bir dar anlam anlayışında g&ouml;zden ka&ccedil;an şey &ccedil;evrinsel anlam dediğimiz şey oluyor ki, bu bizce anlamın &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutudur ve onsuz ne &ouml;z ne de bi&ccedil;im d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemez (I/129, 130). Bkz. &Ccedil;evrinsel Anlam; Edebiyatsal Bi&ccedil;imler; Bi&ccedil;im. </p>
<p><strong>&Ouml;znellik</strong>: Eleştirme, &ouml;zneli, elden geldiğince saf dışı etmeli, ama onun b&uuml;y&uuml;y&uuml;p gelişmesine de bir yandan zemin hazırlamalıdır. T&uuml;rl&uuml; t&uuml;rl&uuml;, inceden inceye &ouml;zneller olmazsa edebiyat anlayışı, sezgisi olmaz. Tabii, &ldquo;sapık1 ya da &ldquo;kaprisli&rdquo; &ouml;znelleri s&ouml;z dışı bırakıyorum (II/68).</p>
<p><strong>Primitiv Duyusal Y&ouml;n</strong>: &ldquo;Organik&rdquo; karşın (resporse), dilin gelişim tarihinde, ussal yargı ve hareketten &ouml;nce gelir. Yani s&ouml;ylenen bir s&ouml;z&uuml;n karşılık bulması, maksadına varması dinleyicinin s&ouml;ylenen şeyi ussal olarak anlaması ile değil, ona primitiv ve organik bir karşılıkta, karşısında bulunması ile, ona karşı b&uuml;y&uuml;sel bir harekete ge&ccedil;mesiyle m&uuml;mk&uuml;n olabilir. Bu primitiv duyusal y&ouml;n şimdiki insan kulağında da şu ya da bu t&uuml;rl&uuml; yaşamakta olduğundan, bug&uuml;n de ussal olmayan s&ouml;z dizilerinden etki duyabiliyoruz (I/144). B&uuml;y&uuml;sel Etki; Primitiv Yanımıza Seslenen Şiir. </p>
<p><strong>Primitiv Yanımıza Seslenen Şiir</strong>: Duyusal faaliyetlerimizin anlatımında(..), normal gramersel bi&ccedil;imlerin &ccedil;ok defa değişikliğe uğratıldığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bu değişiklik bazen o kadar aşırı olur ki kelimelerin dizilişi size hi&ccedil;bir ussal anlam iletmez, fakat yine de &uuml;zerinizde bir etki yapar: eğer bu kelimeler dizisi duyusal bakımdan y&uuml;kl&uuml; ise, ya da hayvansal, primitiv yanınıza sesleniyorsa (I/143). Bkz. Şiirdeki Sintaks Bi&ccedil;imi; Primitiv Duyusal Y&ouml;n.</p>
<p><strong>Rastlantı Şiirleri</strong>: Bkz. Edebiyatsal Bi&ccedil;imler.</p>
<p><strong>Realist Şiir Tipi</strong>: Realist şair şiirini bir potansiyel itmesi ile yaratmasına karşılık, nominalist şair şiirini imal eder. Realist şair izlenim, zek&acirc; ve sezgi yolları ile bulduğu (sezdiği) bir ger&ccedil;eği (y&uuml;k&uuml;), muhayyilesinin de yardımı ile, bir dile b&uuml;r&uuml;nd&uuml;rmeye &ccedil;alışır. Nominalist şair ise, y&uuml;kten dile değil, dilden y&uuml;ke gider ve dil &uuml;zerinde oynamalar, zorlamalar yapmak suretiyle (yeni) ger&ccedil;eklere varmak amacını g&uuml;der (I/176). Bkz. Nominalist Şiir Tipi. </p>
<p><strong>Ritim</strong>: Yazı dilinde ses yoksa da, ritim vardır. Şiirin ritmini ton &ndash;sesin bir kolu- diye kabul edersek &ouml;nemi kendiliğinden anlaşılır (I/139, 140).</p>
<p><strong>Sanat&ccedil;ının &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;</strong>: Sanat&ccedil;ını &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; aldatıcıdır. Daha doğrusu, sanat&ccedil;ının &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; yapıtını yaratıncaya kadardır. Hangi yapıtların kimlere nasıl okutulacağını, hangi yazarlar &uuml;zerinde nasıl durulacağını takdir işi sanat&ccedil;ılara değil eleştirmenlere, edebiyat tarih&ccedil;ilerine, ya da benzerlerine kalmıştır (II/40).</p>
<p><strong>Ses Şiiri:</strong> Kelimeleri tuğla gibi, dama taşı gibi değiştirerek yaratmak m&uuml;mk&uuml;n ise de bu ancak rastlantı ile olabilir. Rastlantı ile şiir olan şey ise, bir bakıma &Ccedil;evrinsel boyutu hesaba katmıyor demektir. Bu boyut hesaba katılmadık&ccedil;a da yapılan şeyin soyut ya da anlaşılmaz kelimeler dizisi, kelimler pıhtısı olması, mekanik bir s&uuml;rrealizm ya da dadaizm&rsquo;den ileri ge&ccedil;ememesi, sadece bir ses şiiri olması ihtimali &ccedil;ok olur. Hatırlayalım ki her şiir biraz da okuyucuyu hazırlamakla şiir olur (I/133).</p>
<p><strong>Sintaks Bi&ccedil;imi</strong>: Kelimelerin diziliş bi&ccedil;imi (..). Yazı dilinde kelimeleri gramer kurallarına g&ouml;re yan yana diziyoruz. Şiirde bu kuralların az&ccedil;ok g&ouml;ze alınmadığı doğru ise de bu kuralların &ouml;tedenberi şiire uygulanışı sonucu şiir i&ccedil;in &ouml;zel sintaks bi&ccedil;imlerinin oluştuğu da s&ouml;ylenebilir. (..) Şiirdeki sintaks bi&ccedil;imi duygusunu şairler d&uuml;ndenberi gelen şiirleri okuyarak edinirler (I/141). Bkz. Bi&ccedil;im; Edebiyatsal Bi&ccedil;imler; &Ouml;z, &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde. </p>
<p><strong>S&ouml;yleyecek Şeyi Olmayan Şair Olamaz</strong>: Bir d&uuml;ş&uuml;n&ccedil; ve duyarlılık seviyesine ulaşmış herkesin s&ouml;yleyecek şeyi vardır. Marifet bu şeylere malik olmak değil, onları &ouml;n-&ouml;zl&uuml;kten kurtarıp şiirsel bir i&ccedil; &ouml;z haline getirmektir. Bu iş ise  &ouml;zler tarafından yapılabilecek şeyler değildir (I/123). Bkz. &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde.</p>
<p><strong>Stylistics</strong>: Bkz. Duyusal-Duygusal Y&uuml;k.</p>
<p><strong>S&uuml;rrealist Şiir</strong>: Bkz. Bir Şey S&ouml;ylemeyen Şiir.</p>
<p><strong>Şair </strong>: Ta eski &ccedil;ağlardan beri şiir tipinde, şiir yazılmaya başlanmazdan &ouml;nce insan ruhunda potansiyel halde bir şiir enerjisinin bulunduğu ve bu enerjinin bir ucunun ağırlığını, basıncını, daha fazla duyurduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Şair, kıpırdamaya başlayan bu potansiyel enerjiyi (y&uuml;k&uuml;) ışığa &ccedil;ıkarabilen, dile b&uuml;r&uuml;nd&uuml;rebilen bir kimsedir (I/174, 175). Bkz. Şiir Enerjisi.</p>
<p>Şair, hem değişen hem de değiştiren kimsedir. Değiştirebilen şaire iyi şair denir. Fakat değişmeyen, hi&ccedil; değilse &ldquo;değişik&rdquo; olmayan şair değiştiremez. Onun Tanrıdan ayrılığı da buradadır: O, bencil değildir, kendini değiştirmeden başkalarını değiştirmek gibi bir davranışın peşinde koşmaz (II/90). Bkz. İyi Şair.</p>
<p>Şiiri, okuyucu gibi değil de şair gibi yaratan tutumları daha saygın bulmaktayız (I/177). Bkz. Realist Şiir Tipi.</p>
<p>İyi şair şiirin i&ccedil;inde ne var dışında ne var iyi bilir. Ya da hisseder. O, bi&ccedil;ime &ouml;nem vermez. &Ouml;ze de &ouml;nem vermez. Bu ikisinin ilintilerine &ouml;nem verir. Ayrıca, ona g&ouml;re şiir denen varlık, &ouml;z ve bi&ccedil;im toplamından fazla da olabilir az da (I/119). Bkz. &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde; Şiir.</p>
<p>Şair deyince hi&ccedil;bir işbirliğine ve işb&ouml;l&uuml;m&uuml;ne girmeyen insanı anlıyorum. Toplumun en &ccedil;ok g&ouml;ze batan &ouml;zellikleri, işb&ouml;l&uuml;m&uuml; ve işbirliğine dayanmasıdır. Bu bakımdan ele alınırsa şair, toplumdışı bir varlıktır (II/87).</p>
<p>Şair, kendi &ouml;zel ger&ccedil;eklerini şiir mantığına g&ouml;re kuran kimsedir. D&uuml;n&uuml; bug&uuml;n&uuml;nden, bu anı &ouml;teki anından farklı olduğu i&ccedil;in bu ger&ccedil;ekler de ayrılık g&ouml;sterir. Fakat bunlar rastgele de değildir (II/88, 89). Bkz. Şiir Mantığı. </p>
<p>&Ccedil;ocuklar, deliler ve mirasyediler bir yana bırakılırsa, toplumda hepimiz az &ccedil;ok sorumluyuz. Ama şair kadar sorumsuz olan yok i&ccedil;imizde. Hatta şair sorumsuzdur.  Bu bakımdan da şair toplum dışı bir varlık durumundadır (II/88).</p>
<p>Şairler, &ouml;ğrenmesini pek bilmeyen, &ouml;ğretmekten yana da &ccedil;ok daha beceriksiz olan kimselerdir. Buna karşılık, onlar iyi yontucudurlar: Her ne kadar kendileri yontulamazlarda da (II/99).</p>
<p>Şairler kadar davranışları dengesiz, g&ouml;rg&uuml;leri yontulmaya muhta&ccedil; kimse bulunmaz belki. &Uuml;stelik onlar kendi kendilerini de yontmazlar. İşin garibi şu ki, onlar &ccedil;ok iyi yontucudurlar. Bunu şiirleri ile yaparlar (II/100).</p>
<p>Şairin İletmek İstediği Şey: Şiirin okuyucusu eski şiire ne kadar alışık ise, onu ne kadar benimsiyorsa, yeni şiiri anlamaya karşı o kadar mukavemet g&ouml;stermesi beklenir. Bu mukavemeti yenmenin &ccedil;aresi, şairin iletmek istediği şeyi tekrarlamasıdır. Tekrarlamanın (..) klişe haline d&uuml;şmemesi i&ccedil;in yeri belirli olmayan bir tipte olması şarttır. Ayrıca anlatılanın tıpkısını tekrarlamaktan &ccedil;ok ona benzer &ldquo;varyasyonlu&rdquo; tekrarlara gitmek daha iyi sonu&ccedil; verebilir. Ama bu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k varyasyonlara gidilmesi de tehlikeli olabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu, alıcının şairce kullanılan deyiş şekline, şiveye, alışmasını g&uuml;&ccedil;leştirebilir (I/150). </p>
<p>Şairin iletmek istediği şeyin &ouml;nemsel olması şarttır. &Ouml;nemsel olmayan bir şeyin tekrarlanması onun g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ye eşit olmasından başka bir sonu&ccedil; vermez. </p>
<p>Şiir: Şiir, kendisinden &ldquo;&ouml;nce&rdquo; gelen bazı şeylerle kendisinden &ldquo;sonra&rdquo; gelen bazı şeyler arasında yer alan bir varlıktır (I/120). Bkz. &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde. </p>
<p>Şiir biraz da okuyucu hazırlamakla şiir olur. Hazırlamak demek okuyucuya bir şey umdurup buldurmak demektir (I/133).</p>
<p>Şiir olmazsa toplumun toplumsallığı zedelenmez diyorum (II/87). Bkz. Şair.</p>
<p>G&ouml;rg&uuml; eğitimini en &ccedil;ok sağlayan nesne şiirdir, sanatlardır (II/99).</p>
<p><strong>Şiir Enerjisi</strong>: Ta eski &ccedil;ağlardan beri şiir tipinde, şiir yazılmaya başlanmazdan &ouml;nce insan ruhunda potansiyel halde bir şiir enerjisinin bulunduğu ve bu enerjinin bir ucunun ağırlığını, basıncını, daha fazla duyurduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Şair, kıpırdamaya başlayan bu potansiyel enerjiyi (y&uuml;k&uuml;) ışığa &ccedil;ıkarabilen, dile b&uuml;r&uuml;nd&uuml;rebilen bir kimsedir (I/174, 175). Bkz. Şair.</p>
<p><strong>Şiir Kelimelerle Yapılır S&ouml;z&uuml;n&uuml; Doğru Bulmamak</strong>: Ben &ldquo;Şiir kelimelerle yapılır, kurartılarla değil&rdquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; de doğru bulmuyorum. Bi&ccedil;im kelimelerin yan yana gelmesiyle kurulur ama, bir şeye, &ouml;ze, d&ouml;n&uuml;k olarak kurulur. &Ouml;zleri değiştirmeyen, onları şiirsel etmeye &ccedil;alışmayan bi&ccedil;imler şiirsel değilidr. Ya nesirdir (ki bu hal &ouml;zleri olduğu gibi devam ettiren bi&ccedil;imlere tekab&uuml;l eder), ya da bir mukavemet pıhtısıdır (ki bu hal &ouml;zle ilintisini kesmiş olan, bu y&uuml;zden de insansallığını yitirmiş olan bi&ccedil;imlere tekab&uuml;l eder). Şair, bi&ccedil;imle istediği gibi oynayabilir. Oynamazsa onu işleyemez, işletemez, imk&acirc;nlarını tartamaz. Ama bu &ccedil;abasından, &ouml;n-&ouml;zlere y&uuml;z vermediği, onlar uğruna &ccedil;alıştığı oranda kazan&ccedil;lı &ccedil;ıkar(I/124-125).</p>
<p><strong>Şiir Mantığı</strong>: Şairin şiirinde i&ccedil; bağıntı vardır demek, şiire giren unsurlar, bir mantığa g&ouml;re birbirini tutar şekilde bağlanmışlardır, demektir. İ&ccedil; mantık deyimini biraz somutlandırmak i&ccedil;in bir misal vermek faydalı olabilir: G&uuml;neşi yuvarlak olatak ve insanları g&uuml;nl&uuml;k yaşamda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z gibi bize tanıtan bir şiir, r&uuml;zg&acirc;r sağdan esiyorsa dumanı da sağdan estirmek zorundadır (I/165). Bkz. Şiirin İ&ccedil; D&uuml;zeni.</p>
<p><strong>Şiir &Ouml;ğrenilir:</strong> Şiir &ouml;ğretilmez, diye bir s&ouml;z dolaşır ortada. Bu s&ouml;z&uuml; dolaştıranlar, cevher yumurtlamış gibi, bir de kasılırlar (II/99). </p>
<p>Şairlere şiiri ilkin edebiyat kitapları &ouml;ğretir (II/100).</p>
<p>Şairlere şiiri bir de şair arkadaşları, ağabeyleri &ouml;ğretir. Edit&ouml;rler &ouml;ğretir. Bu konuda y&uuml;reklendirmeler de &ouml;ğretme yerine ge&ccedil;er. Pound olmasa idi Eliot bilmem şiiri b&ouml;yle kestirmeden &ouml;ğrenebilir miydi? (II/100).</p>
<p><strong>Şiirdeki Bi&ccedil;im Değişikliği</strong>: Şiirdeki bi&ccedil;im değişikliği belki en &ccedil;ok d&uuml;nk&uuml; şiirsel bi&ccedil;imlerin yetersizliğinin duyulması ile olur. Bu da ortaya &ccedil;ıkan yeni duyarılıkların, &ouml;zlerin, yaşantıların, zorlamasıyla olur (I/144). Bkz. Deformation. </p>
<p>Yeni bi&ccedil;imler yaratmak yeni &ouml;zler getirmek demek olmaz. Her yeni bi&ccedil;im yeni bir &ouml;z (i&ccedil;-&ouml;z) getirebilir, fakat bu &ouml;nemsel olmayabilir, hatta sa&ccedil;ma, anlamsız olabilir. Yani şiirin getirdiği şey şu ya da bu tarzda anlamsal değilse, bizi etkilemiyorsa, gelen şey &ldquo;yeni&rdquo; de olsa saygın olmaz (I/145). Bkz. Yeni Şairler.</p>
<p>Deformasyona, &ccedil;okluk, alışılandan usanma sonucu ge&ccedil;iyoruz (I/145).</p>
<p>&ldquo;Kelimelerin macerasını, s&ouml;z olarak, anlam olarak değerini bilmekte, taşıyabileceği y&uuml;kleri &ouml;l&ccedil;mekte&rdquo; (Uyar) şair ne kadar başarı g&ouml;sterirse, deformasyona gittiği takdirde başarı ihtimali o kadar y&uuml;ksek olur (I/145).</p>
<p>Yalnız sessel etki yaratmak i&ccedil;in de bi&ccedil;imleri deforme etmek yoluna giden şairler vardır. B&uuml;t&uuml;n bunlara &ldquo;formalism&rdquo;, &ldquo;poesie pure&rdquo; &ldquo;lettrism&rdquo;, dadaism&rdquo; gibi adlar verilmektedir (I/145, 146).</p>
<p><strong>Şiirdeki Sintaks Bi&ccedil;imi</strong>: Şiirdeki sintaks bi&ccedil;imi duygusunu şairler d&uuml;ndenberi gelen şiirleri okuyarak edinirler. Şairlerin &ccedil;oğu bu diziliş bi&ccedil;imlerine uyarak şiir yazarlar. Yalnız kimisi, diziliş bi&ccedil;imleri i&ccedil;inden bazılarına daha yakınlık g&ouml;sterip, daha &ccedil;ok onları kullanır. Bu da ona bir deyiş &ouml;zelliği (&uuml;slup), bir etkililik g&uuml;c&uuml; kazandırır (I/141, 142).</p>
<p><strong>Şiirin İ&ccedil; D&uuml;zeni</strong>: Şiirin i&ccedil; d&uuml;zeni yazılan ilk kelime ile başlar ve yalnız şiire &ouml;zg&uuml; bir mantıkla gelişerek kurulur. Bu bakımdan şiir ile bir geometri teoremi arasında uzunboylu bir fark yoktur (I/165).</p>
<p><strong>Şiirin İnsansallığı (Dehumanization)</strong>: Bkz. &Ccedil;evrinsel Anlam (context); &Ccedil;evrinsel Boyut.</p>
<p><strong>Şiirsel Şive (Poetical Idiom)</strong>: Her &ccedil;ağın bir dil-&ouml;zelliği, şivesi (idiom&rsquo;u) vardır. O halde bi&ccedil;imler &ccedil;ağsal şiveye &ldquo;uymak&rdquo; zorunluluğundadırlar (I/154). Bkz. Klişe Unsurlar; Şairin İletmek İstediği Şey.</p>
<p><strong>Şiirsel Y&uuml;k (Şiir Eleştirisi ya da Şiirin Felsefesini Yapmak)</strong>: Şiirsel y&uuml;k (&ouml;z, i&ccedil; &ouml;z) etkililik ve duygusallık seviyesinde &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; basamağı teşkil ediyor, bu basamakta dil, etkililik-deyimlilik bakımından en ağır halini alıyor (I/135). Bir dilsel deyimdeki şiirsel y&uuml;k&uuml;n incelenmesi ile uğraşan disipline eleştirme diyoruz. Şiirin felsefesini yapmak, &uuml;slubun incelenmesini yapmak da denilebilir (I/135). Bkz. Deyimlerin Olgularını &Ouml;z Olarak İncelemek.</p>
<p><strong>Şiirsel Y&uuml;k Taşıyan Deyimler</strong>: Duyusal-duygusal y&uuml;k taşıyan deyimler, halkın malıdır, d&uuml;nden gelen deyimlerin g&uuml;n&uuml;n yaşantılarına uydurulmuş halidir. (..) Şiirsel y&uuml;k taşıyan deyimler ise her şeyden &ouml;nce şiirsel bir &uuml;r&uuml;nd&uuml;r. O kadar ki her yazarın ayrı bir deyimlemesi, &uuml;slubu vardır diyebiliriz. Yalnız, ş&uuml;phe yok ki, b&ouml;yle bir kişisellikten ileri gelen her deyimin şiirsel olması gerekmez. Kişisel deyimlemelerin şiir olup olmamamsı, d&uuml;nden gelen şiir eğrisine organik bir ilinti g&ouml;sterip g&ouml;stermemesine de bağlıdır (I/136, 137).Bkz. Deyimlerin Olgularını &Ouml;z Olarak İncelemek.</p>
<p><strong>Şimdiki Şairler</strong>: Bug&uuml;nk&uuml; şiirle biraz ilgisi olanlar g&ouml;rm&uuml;şlerdir ki şimdiki şairlerin b&uuml;y&uuml;k bir kısmı karşımıza d&uuml;nk&uuml;lerine benzemeyen, d&uuml;nk&uuml;lerini bozan &ldquo;yeni&rdquo; kuruluş bi&ccedil;imleri ile &ccedil;ıkıyorlar. Bunun bir sebebi, anlatmak istedikleri &ouml;zlerin yenilik ve inceliklerinin hakkını verebilmek, onları daha etkili bir bi&ccedil;imde anlatılmamak kaygısıdır (I/141). Bkz. Yeni Şiir; &Ccedil;ağının Şairi; Edebiyattan Anlamak. </p>
<p><strong>Tekrar, Tekrarlama</strong>: Bkz. Şairin İletmek İstediği Şey; Klişe Unsurlar. </p>
<p><strong>Toplamsal Anlam</strong>: Bi&ccedil;im, ana ve yardımcı kelimelerin yan yana gelmesiyle kurulur. Her kelimenin bir anlamı, bir g&ouml;revi olduğuna g&ouml;re, yan yana gelen anlamların kurduğu bir toplam anlam vardır. Birlikte bir b&uuml;t&uuml;n kuran bir kelimeler dizisinde bir kelimenin birden &ccedil;ok anlamı tol alabiliyorsa, toplamsan anlam da birden &ccedil;ok olabilir (I/127).</p>
<p><strong>Toplumdışı Varlık(lar)</strong>: Bkz. Şair.</p>
<p><strong>Uygarlık ve Edebiyat</strong>: Bkz. &Ccedil;ağdaş Olmak, &Ccedil;ağdaşlık; Edebiyat, Kurulan Şey.</p>
<p><strong>Yalnız Kendisi İ&ccedil;in Yazan Şair</strong>: Yalnız kendisi i&ccedil;in yazan, kafasında tasarladığı, y da &ouml;zlemini duyduğu bir okuyucusu olmayan şair, bizim tutumumuzdaki varsayımlar &ccedil;evresi i&ccedil;inde, iyi şair sayılmaz (I/131).</p>
<p>Yeni Şairler: Yeni diziliş bi&ccedil;imleri ile ortaya &ccedil;ıkan &ldquo;yeni şairler&rdquo; vardır. Bunların yaptığı, eski diziliş bi&ccedil;imlerini zorlamak, bozmak, deforme etmektir. O.Rifat&rsquo;taki gibi &ldquo;anlamı şarta bağlı&rdquo; deformasyonlar ile en &ccedil;ok E. Ayhan&rsquo;da rastlanan &ldquo;global&rdquo; deformasyonlar da sintaks bi&ccedil;imi başlığı altında ele alınabilirler (I/142). Bkz. Şiirdeki Sintaks. </p>
<p><strong>Yeni Şiir</strong>: Şair istediği istemediği her şeyi yazabilir, yazarken her mantığı kullanabilir, yeter ki yazdığını okuyucuya iletebilecek yolu, tekniği bulsun. Bizce, yeni şiirimizin imtihanı da burada (I/166). Bkz. İstengen Şiir. </p>
<p><strong>Yeni Şiirin Niteliği</strong>: Yeni şiirin ağır basan bir niteliği araştırmacılık olduğundan, gelişmenin ardı gelmiyor. Bu y&uuml;zden yeni şiir &uuml;zerinde konuşmak g&uuml;&ccedil; oluyor (I/132).</p>
<p><strong>Yenici Olmak</strong>: Etkililik niteliği bir de &ldquo;yenici olmak&rdquo; suretiyle kazanılabilir. Bunların da &ccedil;eşitleri vardır: (a) O g&uuml;ne kadar şiirde kullanılmayan, kullanılmaktan ka&ccedil;ınılan kelimeleri şiire sokmak. Bunlar ayop kelimeler olabileceği gibi, ses&ccedil;e &ccedil;irkin, ağızdan &ccedil;ıkması g&uuml;&ccedil; kelimler de olabilir. (b) Yeni kelimeler t&uuml;retmek. (..) (c) Kullanılagelen kelimelerin bi&ccedil;imini bozarak yeni kelimeler yapmak, deformasyona gitmek (I/141). Bkz. Bi&ccedil;im. Kelimelerin Bi&ccedil;imi; Bi&ccedil;imde Değişiklik Yapmak. </p>
<p><strong>Yenide &Ouml;zlenen</strong>: Yeninin gelişip yayılması, sonra da daha başka bir yeniye &ccedil;ıkış noktası hazırlayacak kadar olgunluk ve kişilik kaznması: budur &ouml;zlenen (II/80).</p>
<p><strong>Yenilik Kavgası</strong>: Bkz. İyi Şiar.</p>
<p><strong>Y&uuml;k (&Ouml;z)</strong>: Y&uuml;k veya &ouml;z deyince anlam, kavram, kurartı, tasartı, olgu, yaşantı, ruh hali gibi unsurlar giriyor. Buna bazı hallerde &ldquo;ger&ccedil;ek&rdquo; de denilebilir (I/173).</p>
<p><strong>Y&uuml;k&uuml;n Estetik Olması</strong>: Bkz. Niyet.</p>
<p><strong>Zihinsel Y&uuml;k</strong>: Zihinsel y&uuml;k, yani d&uuml;ş&uuml;n&ccedil; ya da kurartı, nesneler, kavramlar ve durumlar arasındaki mantıksal ilişkileri ortaya koyan ve duyusal-duygusal boyutu sıfır olan akılsal bir &uuml;r&uuml;nd&uuml;r (I/134). Bkz. Deyimlerin Olgularını Y&uuml;z Olarak İncelemek.<br />&#8212;<br /><strong><em>(*) Bu s&ouml;zl&uuml;k&ccedil;e, H&uuml;seyin &Ccedil;&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;&uuml;n &Ccedil;ağının Eleştirisi Deneme-Eleştiri (YKY yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Ocak 2006) adlı kitaptan alıntılanarak hazırlanmıştır (YKY yayınları,1.Baskı, İstanbul, Ocak 2006). Bu haliyle tamamlanmış değildir. <br />(**)Madde sonlarında parantez i&ccedil;erisinde belirtilen sayılardan ilki (Romen rakamı ile yazılan) &Ccedil;ağını Eleştirisi adlı kitabın cildini, diğer sayı ise sayfa numarasını belirtir.<br /></em></strong></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fcaginin-sairi-huseyin-conturk%25e2%2580%2599un-poetika-sozlugu%2F&amp;title=%C3%87A%C4%9EININ%20%C5%9EA%C4%B0R%C4%B0%3A%20H%C3%BCseyin%20C%C3%B6nt%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20Poetika%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_14"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/caginin-sairi-huseyin-conturk%e2%80%99un-poetika-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OUT DADA ERROR: Serkan Işın’ın Poetik Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/out-dada-error-serkan-isinin-poetik-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/out-dada-error-serkan-isinin-poetik-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Dec 2007 22:42:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
				<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[serkan ışın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/out-dada-error-serkan-isinin-poetik-sozlugu.html</guid>
		<description><![CDATA[OUT DADA ERROR: Serkan Işın&#8217;ın Poetik S&#246;zl&#252;ğ&#252; (*)&#160;&#8220;Modernizmin simge ve kod &#252;retimi olduğu, bir &#252;retim bi&#231;imi olduğu akıldan &#231;ıkmadan, yeni simgeler ve kodları şiire katmadan,&#160; sa&#231;malamadan ve &#8220;Out dada error?&#8221; hatalarını g&#246;rmeden şiir yazılamaz, birbirimizi kandırmayalım, vebali b&#252;y&#252;kt&#252;r&#8230;&#8221; (T&#252;ğ&#252;n)&#160; Alışveriş Merkezinin Poetikası: Kelimelerle şiir yazan şair / poetika ise bunun karşısında, hayatın kendisini umutla saplantı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>OUT DADA ERROR: <br />Serkan Işın&rsquo;ın Poetik S&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; (*)<br />&nbsp;<br /><strong><em>&ldquo;Modernizmin simge ve kod &uuml;retimi olduğu, bir &uuml;retim bi&ccedil;imi olduğu akıldan &ccedil;ıkmadan, yeni simgeler ve kodları şiire katmadan,&nbsp; sa&ccedil;malamadan ve &ldquo;Out dada error?&rdquo; hatalarını g&ouml;rmeden şiir yazılamaz, birbirimizi kandırmayalım, vebali b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r&hellip;&rdquo; (T&uuml;ğ&uuml;n)</em></strong><br />&nbsp;</p>
<p><strong>Alışveriş Merkezinin Poetikası</strong>: Kelimelerle şiir yazan şair / poetika ise bunun karşısında, hayatın kendisini umutla saplantı h&acirc;line getirmiş ve alışveriş merkezinin poetikasının gerisinde kalmış, kozmopolit bir maymundur (15)(**). Bkz. Kelimelerle Yazılan Şiir; Şiir Beklemediğimiz Yerlerden Gelmekte.</p>
<p><strong>Bakmak-G&ouml;rmek</strong>: Bakmak eksik bir deneyimdir, g&ouml;rmek ise bu deneyimi olabildiğince az ertelemek, sonuna kadar bakılan şey ile aradaki mesafeyi şey y&ouml;n&uuml;ne doğru kısaltmak ve deneyim y&ouml;n&uuml;nde uzatmak demektir ki bu da hazdır. Sonu&ccedil;ta modernin g&ouml;z ile ilgili deneyimi de budur. O şeye uzaktan bakmak ya da bakmanın yollarını aramaktır (22).</p>
<p><strong>Basılı K&uuml;lt&uuml;r Şiiri</strong>: Basılı K&uuml;lt&uuml;r Şiiri, liriğin ve epiğin hi&ccedil;bir s&ouml;zl&uuml;ğe gerek kalmadan ya da tamamen &ldquo;neoloji&rdquo;ler yolu ile &uuml;retilmiş ve kendi-i&ccedil;in h&acirc;li olarak şiirin g&ouml;vdesi olan şiirdir ( 49). Bkz. S&ouml;zl&uuml; ve Yazılı K&uuml;lt&uuml;r; G&ouml;rsel Şiir.<br /><span id="more-359"></span><br /><strong>Ben</strong>: Ben, zaman i&ccedil;inde durağan değildir ve eğer yaşam, biraz zamanla ilgili bir kurgu ise, bu tasarımın bir yerinde ben de &ouml;z&uuml;nde &ldquo;ben&rdquo;in gizil g&uuml;c&uuml;n&uuml; taşıyarak değişecektir; ama hep &ldquo;ben&rdquo; olarak kalacaktır. Burada ben ketum bir bireyciliğin diğerlerini hi&ccedil;e sayan yapısı değil, farklı olmanın, vatandaş kimliği altında bile farklı olmanın g&ouml;stergesidir. Bu ben, İsmet &Ouml;zel&rsquo;i doğurabilmiştir ve Turgut Uyar&rsquo;ın b&uuml;y&uuml;k kente yolculuğu, İsmet &Ouml;zel&rsquo;de o beni haykırır. Bu bendir ki şairi diğer benlerden senlerden avaz avaz ayırır (78, 79). Bkz. Ben-İsyan.</p>
<p>&ldquo;Ben&rdquo; sakatlanmış ve bir o kadar da saf dışı bırakılmış bir zamirdir (82). </p>
<p><strong>Ben-İsyan</strong>: Diğerini tanımak i&ccedil;in, karşılıklı tanımak i&ccedil;in, benin bir şeyleri ister h&acirc;le gelmesi gerekmektedir. &Ouml;yleyse s&ouml;ylem, &ouml;zellikle isyan s&ouml;ylemi, basit&ccedil;e isteyen benin isteğinin ifadesi ve onun diğerlerine (sen, o, onlar) iletilmesidir. Bir mesajlaşma işlemidir, bağlamların zaman-dışı tutulduğu bir işlem olarak isyan, şiirin ya da şairin yeg&acirc;ne bildirisidir (79).</p>
<p><strong>Bin Dokuz Y&uuml;z Doksan Sonrası Şiir:</strong> 1990&rsquo;lardan sonra, &ouml;zellikle &ldquo;iyi şiirin&rdquo; &ldquo;k&ouml;t&uuml; şiiri&rdquo; kovacağını d&uuml;ş&uuml;nen bir&ccedil;ok kuşak b&uuml;y&uuml;k bir yanılgıya uğradı. Kendilerini merkeze ve merkezin değerlendirme g&uuml;c&uuml;ne ve yetkisine sahip g&ouml;rd&uuml;klerinden belki, muğl&acirc;k ve her şeyi &ldquo;t&uuml;ketim&rdquo; amacı ile &ouml;n&uuml;m&uuml;ze sunmaktan &ccedil;ekinmeyen pop&uuml;ler k&uuml;lt&uuml;r ara&ccedil;larını pek dikkate almadılar belki (123). Bkz. Eleştirmenimiz ve Şiirde Tercih.</p>
<p><strong>Commucication, Ortaklanma</strong>: Bkz. S&ouml;zl&uuml; ve Yazılı K&uuml;lt&uuml;r.</p>
<p><strong>Dıranas&rsquo;ın Dehası</strong>: Dıranas&rsquo;ın dehası belki de fizik &ouml;tesi bir &uuml;rpermeye (cezbe) g&ouml;z atmak, bundan korkmamak ve ona kendisini teslim etme c&uuml;retinde yatmaktadır (51).</p>
<p>Dıranas, bir şey yapmıştır, bir şeyleri &ldquo;daha&rdquo; &ccedil;ıkarmıştır. Aşk, pişmanlık, &ccedil;i&ccedil;ekler, bahar, yaz, mevsimler, bildik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler arasındaki enerjilerin hepsi &ccedil;ıkacakken bir başka şey daha &ccedil;ıkar bu domurmuş; ama hesaplı ritmden: &ldquo;Sen&rdquo; (52). <br /><strong>Edebiyat Şebekesi</strong>: 1. Masa&uuml;st&uuml; yayıncılıkta kullanabileceğiz &uuml;cretsiz bir yazılım:&Ouml;rneğin Open Office T&uuml;rk&ccedil;e; 2. Kendi okur kitlenize ulaşmanızı ve onların da size ulaşmasını sağlayacak bir web sitesi; &Ouml;rneğin www.blogcu.com; 3. Yazarlarınızın işlerini, şiirlerini, fikirlerini sunabileceğiniz bir dergi formatı; &Ouml;rneğin a4 boyutunda bir k&acirc;ğıt. 4. İletişimi başlatmak i&ccedil;in kullanabileceğiniz bir posta kutusu adresi: PTT&rsquo;den alınabilir. 5. Yayınlarınızı &ccedil;oğaltmak i&ccedil;in bir fotokopici ya da ucuz bir yazıcı. &Ouml;rneğin Lexmark serisi ya da Xerox; 6. Yayınlarınızın maliyetini karşılamak i&ccedil;in okurdan istenecek destek; &Ouml;rneğin pul parası, zarf parası vb. gibi toplu olarak ve bir kerede.<br />&Ouml;zetle b&uuml;t&uuml;n bunlar, bir edebiyat şebekesi oluşturmanız ve bunu yerel olarak devam ettirmeniz i&ccedil;in yeterli şeylerdir (151, 152). Bkz. K&uuml;&ccedil;&uuml;kbaş Yayıncılık. </p>
<p><strong>Eleştirmenimiz ve Şiirde Tercih</strong>: Kocaman camileri, devasa k&uuml;mbetleri vs. dikebilen mimari zek&acirc;nın yerini alan şey, eleştirmeye ve manip&uuml;le edilmeye o kadar a&ccedil;ıktır ki. 90 sonrası edebiyatının bunu &ldquo;g&ouml;n&uuml;l yarası&rdquo; ya da &rdquo;y&uuml;rek yarası&rdquo; olarak taşıdığını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde, artık sanat ile ger&ccedil;eklik arasında herhangi bir bağın kurulabileceğinden o kadar kuşkuluydum ki ya neo-epikte karar kılacaktım ya da lirik şiirin en ağdalı kanonlarını &ldquo;şaheser&rdquo; diye okurlara satacaktım, poz vermekten de &ccedil;ekinmeyerek. Eleştirmenimiz o kadar acizdir ki entropik bir yayılışın izlerini g&ouml;steren Tini bir t&uuml;rl&uuml; soluyamaz, her şey par&ccedil;adır &ccedil;&uuml;nk&uuml; ya da kimlikler fazla katıdır (9,10). </p>
<p><strong>Epik Şiir, Şair</strong>: Bkz. S&ouml;zl&uuml; ve Yazılı K&uuml;lt&uuml;r </p>
<p>Estetik Olanın Yarılması: Xerox fotokopi makinesi ile 1900&rsquo;dan &ouml;nce tanıştım. Kırtasiyelerin o eski p&uuml;sk&uuml; makinelerinden birinde harika &ldquo;g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; k&acirc;ğıtlar&rdquo; g&ouml;rm&uuml;şt&uuml;m. Bunlar aşırı yanmış ekmek gibiydiler. Makine eskidiği i&ccedil;in artık &ldquo;m&uuml;kemmel kopyalar&rdquo; &uuml;retemiyordu. Kendisine verdiğiniz &ndash;&ouml;rneğin daktilo edilmiş şiirlerin- orijinalleri, kendi hataları ile işaretliyordu. İlk d&ouml;nem &ouml;devi kapağımın, bu yıpranmışlık etkisi ile m&uuml;kemmelleştiğini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde, benim i&ccedil;in &ldquo;estetik&rdquo; alan &ccedil;oktan yarılmıştı (5).</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fout-dada-error-serkan-isinin-poetik-sozlugu%2F&amp;title=OUT%20DADA%20ERROR%3A%20Serkan%20I%C5%9F%C4%B1n%E2%80%99%C4%B1n%20Poetik%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_16"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/out-dada-error-serkan-isinin-poetik-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ANIMA MUNDI: İsmet Özel’in Poetik Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/anima-mundi-ismet-ozel%e2%80%99in-poetik-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/anima-mundi-ismet-ozel%e2%80%99in-poetik-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Sep 2007 19:55:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
				<category><![CDATA[ismet özel]]></category>
		<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/anima-mundi-ismet-ozel%e2%80%99in-poetik-sozlugu.html</guid>
		<description><![CDATA[ANIMA MUNDI: İsmet &#214;zel&#8217;in Poetik S&#246;zl&#252;ğ&#252; (*) &#8220;D&#252;nyaya ne halimiz varsa g&#246;relimdiye gelmedik; d&#252;nyaya gelişimizhalimizin ne olduğunu &#246;ğrenelim diyedir.Şiirle halimin ne olduğunu merak ettiğimi&#231;in meşgul oldum&#8221; İ.&#214;. A&#231;ıcı Olmalı Şiir: G&#252;n&#252;m&#252;z T&#252;rkiye&#8217;sinde yayın alanını kaplayan şiirleri &#246;nceden hazırlanmış ve defalarca uygulanmış form&#252;ller i&#231;inde kalan, tanımlanabilir ufuklar i&#231;inde kalan ve en &#246;nemlisi bir başka yazılı metne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>ANIMA MUNDI:</p>
<p>İsmet &Ouml;zel&rsquo;in Poetik S&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; (*)<br /></strong><br />
<blockquote><font size="2"><em>&ldquo;D&uuml;nyaya ne halimiz varsa g&ouml;relim</em></font><br /><font size="2"><em>diye gelmedik; d&uuml;nyaya gelişimiz</em></font><br /><font size="2"><em>halimizin ne olduğunu &ouml;ğrenelim diyedir.</em></font><br /><font size="2"><em>Şiirle halimin ne olduğunu merak ettiğim</em></font><br /><font size="2"><em>i&ccedil;in meşgul oldum&rdquo; İ.&Ouml;.</em></font></p></blockquote>
<p><strong>A&ccedil;ıcı Olmalı Şiir</strong>: G&uuml;n&uuml;m&uuml;z T&uuml;rkiye&rsquo;sinde yayın alanını kaplayan şiirleri &ouml;nceden hazırlanmış ve defalarca uygulanmış form&uuml;ller i&ccedil;inde kalan, tanımlanabilir ufuklar i&ccedil;inde kalan ve en &ouml;nemlisi bir başka yazılı metne &lsquo;terc&uuml;me edilebilir&rsquo; cinsten şiirlerdir. Oysa &uuml;lkemiz Batılılaşma s&uuml;recine girdiğinden beri şiir hayatımızdaki yerini edebiyat ve toplum meseleleri karşısında a&ccedil;ıcı (Arap&ccedil;ası f&acirc;tih) olmakla kazanmıştı. Bug&uuml;n yine bizim i&ccedil;in &ouml;nemini koruyacaksa, bize yeni bir bilin&ccedil; alanını a&ccedil;makla bunu başarabilir (2006; 42, 43).(**)<span id="more-328"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>A&ccedil;ık Anlatım</strong>: D&uuml;z ya da a&ccedil;ık anlatım bizi şiirselden kurtarıp şiire g&ouml;t&uuml;rebilir. Şiire &ouml;zg&uuml; &ouml;ğeler unutulur da bu kez &ouml;zenci (amateur) felsefe yapılmaya kalkışılırsa g&ouml;t&uuml;rmeyebilir de. Ama a&ccedil;ık anlatım gidilmesi zorunlu bir yoldur, yoksa bu otuzbirin insanı irdelemeden s&uuml;r&uuml;p gideceği vardır (2006; 23).</p>
<p><strong>Asalak Şiir/Şair</strong>: G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yayın alanını kaplayan şiir asalaktır. Yalnızca başka g&ouml;vdeden beslendiği i&ccedil;in değil, aynı zamanda k&ouml;klerini halkın i&ccedil;ine salmadığı, intellect&rsquo;in baskısı altında ezildiği i&ccedil;in b&ouml;yledir. Şiirdir diye sergilenen metinlerin eskitilmiş anlatım imk&acirc;nlarını yağmalanması sonucu ortaya &ccedil;ıktığını kim g&ouml;zden gizleyebilir? Şiirin g&uuml;rl&uuml;k d&ouml;neminde bir&ccedil;ok şairin belirli bağlamlarda kendine &ouml;zg&uuml; kıldıkları kelimeler f&uuml;tursuzca tekrarlanmakta, mısra tekniği sanki bir&ccedil;ok şairi &ouml;zg&uuml;n kılmamış gibi anonimleştirilmektedir. Bir bakıma verilmiş &ouml;rnekler &uuml;zerine alıştırma yapılıyor gibi. Yenileştirici tekniğiyle g&ouml;ze &ccedil;arpan şairle karşı karşıya değiliz (2006; 39).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şairler kendi işlevlerini ancak hi&ccedil;bir &ldquo;d&uuml;ş&uuml;nsel&rdquo; metnin y&uuml;klenemeyeceği ağırlıkta bir sorumluluğu omuzladıkları zaman yerine getirebileceğini ileri s&uuml;rseler, karşılarında politik-felsef&icirc;-bilimsel bir cephenin kurulacağını ve bu cephenin tehditk&acirc;r bakışları altında soğuk terkler d&ouml;keceklerini biliyorlar (2006; 39).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>T&uuml;rk şirini aydınlar katında g&ouml;zden d&uuml;ş&uuml;ren, sonra da asalaklaştıran etken edebiyat dışı, şiir dışıdır. Şiir dışı bir etkenin şiiri k&ouml;kl&uuml;ce etkilemesinde bir yanlış yok. Elbet şiir, kendisi olmak i&ccedil;in kendinin dışına &ccedil;ıkar. Budur ki şiiri &ldquo;artistik bir g&ouml;steri&rdquo;imiş gibi nazım i&ccedil;inde tıkanıp kalan bir s&ouml;ylem olmaktan kurtarır. Nitekim, T&uuml;rkiye&rsquo;de şiir &ouml;nemini toplumun kavrayış tarzının geride bırakılması d&uuml;ş&uuml;ncesi doğduğu zaman kazanmıştır. Şiir &ouml;nem sahibi olduysa bu, &uuml;lkemiz insanının kendine kimlik arayışına dolaysız bir ara&ccedil; olabildiği i&ccedil;indir (2006; 40). </p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son on yılda asalaklaşan T&uuml;rk şiri, edebiyat dışı, şiir dışı etkenlerin yanı başında, o etkenlerle baş edebilecek ağırlık ve g&uuml;&ccedil;te bir s&ouml;ylem getirememekten &ouml;t&uuml;r&uuml; asalaklaşmıştır (2006; 40).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>T&uuml;rk şiirinin bug&uuml;n parazit olduğunun en belirgin kanıtı şairlerin ait oldukları ideolojik kampın ve uzlaşma &ccedil;evresinin d&uuml;ş&uuml;nsel şemsiyesi altında bulunuşlarıdır. Yani şiir kendi g&uuml;c&uuml;yle değil, toplumsal bir konumun kirasıyla ge&ccedil;inebilmekte, şiire yabancı olan (hatta d&uuml;şman olan) bir g&ouml;vdede asalak yaşamaktadır. Şair de ger&ccedil;ek yerinde değildir bug&uuml;n. Saymaca (conventionnel) şiiri &ldquo;kıvırabile&rdquo; bir profesyoneldir artık (2006; 55, 56).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Atılım, T&uuml;rk Şiirinde Son B&uuml;y&uuml;k</strong>: Bkz. T&uuml;rk Şiirinde Son B&uuml;y&uuml;k Atılım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Avant-Garde</strong>: Kurumlaşmanın, genel-ge&ccedil;er yargılara &ouml;d&uuml;n verilerek &ouml;nc&uuml; (avant-garde), yani hen&uuml;z genel bilin&ccedil; d&uuml;zeyinde yankısını bulamayacak kadar esas meseleye yaklaşmış bir şiirsel ses (2006; 41).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fanima-mundi-ismet-ozel%25e2%2580%2599in-poetik-sozlugu%2F&amp;title=ANIMA%20MUNDI%3A%20%C4%B0smet%20%C3%96zel%E2%80%99in%20Poetik%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_18"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/anima-mundi-ismet-ozel%e2%80%99in-poetik-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TROPİKA: Lale Müldür’ün Poetik Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/lale-muldurun-poetik-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/lale-muldurun-poetik-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Sep 2007 18:31:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
				<category><![CDATA[lale müldür]]></category>
		<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/lale-muldurun-poetik-sozlugu.html</guid>
		<description><![CDATA[TROPİKA: Lale M&#252;ld&#252;r&#8217;&#252;n Poetik S&#246;zl&#252;ğ&#252; (*) &#160; Ahmet G&#252;ntan: Camlı bir k&#246;şkte, kendini kalbinden vuran şair (38). Geometrik bir zek&#226;, bir mimar bakışı belki, olağan&#252;st&#252; yapı dizeleri. Nietzsche&#8217;ye g&#246;re; mimar ne Dionizyak&#8217;tır, ne Apollonisyen. Artistik dışavurum arayan, dağları yerinden oynatan &#8216;G&#252;&#231;l&#252; İrade&#8217;yi temsil eder. Gurur, ağırlık ve yer&#231;ekimine karşı zafer ve g&#252;&#231; sistemi kendini bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>TROPİKA:</p>
<p>	Lale M&uuml;ld&uuml;r&rsquo;&uuml;n Poetik S&ouml;zl&uuml;ğ&uuml; (*)<br />
	</strong>&nbsp;</p>
<p>	<strong>Ahmet G&uuml;ntan</strong>: Camlı bir k&ouml;şkte, kendini kalbinden vuran şair (38).</p>
<p>	Geometrik bir zek&acirc;, bir mimar bakışı belki, olağan&uuml;st&uuml; yapı dizeleri. Nietzsche&rsquo;ye g&ouml;re; mimar ne Dionizyak&rsquo;tır, ne Apollonisyen. Artistik dışavurum arayan, dağları yerinden oynatan &lsquo;G&uuml;&ccedil;l&uuml; İrade&rsquo;yi temsil eder. Gurur, ağırlık ve yer&ccedil;ekimine karşı zafer ve g&uuml;&ccedil; sistemi kendini bir yapıda g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılar. En y&uuml;ksek g&uuml;&ccedil; ve g&uuml;vence duygusu, ifadesini &lsquo;g&ouml;rkemli stil&rsquo;de bulur. Kendini ispata &ccedil;alışmaya bir g&uuml;&ccedil;, hoşa gitmeye &ccedil;alışmaktan hoşlanmayan, kendi i&ccedil;inde dinlenen, yasalar arasında bir yasa: g&ouml;rkemli bir stil&rsquo;le kendinden konuşan şey&hellip;İşte budur (39).<span id="more-326"></span></p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Ahmet G&uuml;ntan&rsquo;ın Şiiri</strong>: Durumların şiiri. Stituasyonist şiir; karşı-durumların şiiri (39).</p>
<p>	Sentaktik s&uuml;slerden arınmış somut şiir, yapı blokları gibi; net, b&uuml;t&uuml;n, kendinde&hellip; Kristal bir ytong gibi. Yetkin bir daire ya da elips gibi. Bir şeyler &ccedil;ıkarıp bir şeyler ekleyemezsiniz. Somut ve dışb&uuml;key bir şiir. Yalnızca i&ccedil;erdiği gizem i&ccedil;b&uuml;key. Ve gizemi kendine eşit, &ccedil;&uuml;nk&uuml; monoton yapı blokları &uuml;zerine nasıl gizemli şiir kurulur? Şiir &ccedil;ıkarılacak hi&ccedil;bir şeyin kalmadığı bir durumdan nasıl şiir &ccedil;ıkarılır? Bunun kimyasal form&uuml;lleri dışarıda mıdır, i&ccedil;eride mi? Bu biraz 21. y&uuml;zyıl şiiri. Gelecek olan zarif metropollerin şiiri. &Ouml;lmekte olan doğa &uuml;zerine bir eleji&hellip;. O kalıtımsal şair hastalığı; romantizm &uuml;zerine alaycı ve dokunaklı bildiri&hellip; Bir zamanlar varolan, şimdi yitirilen ve yalnızca şiir alanında da olsa bir şekilde yaşamayı s&uuml;rd&uuml;rmesi gereken şeyler &uuml;zerine b&uuml;y&uuml;te&ccedil; (39).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Antimadde-Şiir</strong>:&nbsp; Hem &ouml;ylesine yanımızdaki zaman, bir s&uuml;re sonra yağmur her şeyi silecek ve ancak o zaman şiiri dinlemek m&uuml;mk&uuml;n olacak. Şimdilik siyan&uuml;r kokluyor ve kokain kelimelerle konuşuyoruz. S&uuml;r&uuml;kleniyor ve resmi d&uuml;nyanın dışında dansetmesini &ouml;ğreniyoruz. Sevecenlik martıkemiği maskesini uzatıyor ve t&uuml;ketim toplumunun antimaddesi şiir, beliriyor karanlık bir ışıkta (27).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Bayağı S&ouml;zc&uuml;k</strong>: A) Bayağı s&ouml;zc&uuml;k yoktur. B) Bayağı olarak nitelendirilen s&ouml;zc&uuml;klerin de şiirsellik kazanmasını şiirin ultra momentum&rsquo;u olarak g&ouml;r&uuml;yorum. C) Edebiyat her zaman bireyseldi. (55).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Ben Başkasıdır</strong>: (..)Rimbaud sorunsalı a&ccedil;ımlar ve ş&ouml;yle der: &ldquo;Bir şair olduğumu &ccedil;ıkardım. Bu hi&ccedil; de benim su&ccedil;um değil. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben başkasıdır&hellip; Şair uzun, m&uuml;thiş ve hesaplanmış duyu karmaşaları yoluyla kendini bir vizyonere eşler. Dile getirilmez işkence&hellip; Hasta adam olur, bir su&ccedil;lu, bir lanetli ve y&uuml;ce bir bilge olur; bilinmeze giriş yapar.&rdquo; Ne ki sonu&ccedil;ta Foucault&rsquo;nun dediği gibi d&uuml;nya kendi değerini onlarla &ouml;l&ccedil;er. İmdi şairlerin &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkan soru şu: &ldquo;B&uuml;t&uuml;n bunlara değer mi? Değmez bana kalırsa fakat ne m&uuml;thiş bir onur! (63).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Bireysellik</strong>: Edebiyat her zaman bireyseldi. (55).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Bir Şiirin Oluşumu</strong>: &Ccedil;ok &ccedil;eşitli bi&ccedil;imlerde gelebiliyor şiir. Kimi zaman &uuml;zerinde on yıl d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z bir konunun &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmesi olarak ortaya &ccedil;ıkıyor. Kimi zaman da bir fizik form&uuml;l&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde &ldquo;Bu bir şiir&rdquo; diyebiliyorum. &Ouml;nemli olan neyin benim d&uuml;nyama ait olduğu. Ben s&uuml;rekli kafamın i&ccedil;inde yaşayan biriyim. Bu anlamda bana teğet ge&ccedil;en şeyleri her an bu bir şiir olabilir ya da olamaz diye tasniflerim. Yarı bilin&ccedil;li yarı bilin&ccedil;siz bir mekanizma var. B&ouml;ylelikle şiir sonsuz sınıflandırma işlemlerinden sonra ortaya &ccedil;ıkıyor. Birleştirici olan tek şey &uuml;slup galiba. Ama şiir yaşanan ve ifade edilemeyen bir şey. Şiirin ille de yazılması gerekmiyor (72).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Bug&uuml;nk&uuml; Şiir</strong>: Bana en yakın gelen H&ouml;lderlin&rsquo;in g&ouml;r&uuml;ş&uuml;. Şiirsel (Poetique) Grek&ccedil;e, &lsquo;bir şey yapmak, &uuml;retmek&rsquo; anlamına geliyor. Bir k&ouml;k&uuml; de, &lsquo;g&ouml;stermek, bir şeyi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılmak&rsquo; anlamında. Şiirleştirmek, işaret kiplerini g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılmaktır, H&ouml;lderlin&rsquo;in kullandığı anlamda. H&ouml;lderlin ve Mallarme şirin &ouml;z&uuml; &uuml;zerine yazmışlardı. D&uuml;ş&uuml;ncelerin &uuml;st&uuml;ne d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şler, şiir &uuml;zerine yazmışlardı. Bug&uuml;n artık s&ouml;zler imledikleri şeylerle bağlarını koparmışlardır. Dolayısıyla herhangi bir konu &uuml;zerine yazmak yani bir ama&ccedil;, bir nesne uğruna yazmak bana komik g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Nesnesiz bir dil ya da metnin verdiği keyif ancak bu kadar (51).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>D&uuml;nya &Ccedil;apında Şiir</strong>: Bug&uuml;n T&uuml;rkiye&rsquo;de d&uuml;nya &ccedil;apında bir şiir mevcuttur ve halen de yazılıyor (28).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Hatırlamak</strong>: Şiirin s&uuml;regelmesi, gizin saklanmasına bağlı. B&uuml;t&uuml;n şairler unutturulan bir gizi hatırlamak i&ccedil;in yazar. Gizi hatırladıkları zaman ne olur? Galiba &ccedil;ok daha ciddi başka bir ger&ccedil;ekliğe kayıyorlar. Evet, T&uuml;rkiye&rsquo;de biz mazlumlara unutturulan bir &ccedil;ok şeyler var, ama artık hatırlamaya başlıyoruz (59).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Hedef Yoktur Şiirde</strong>: Hedef diye bir şey yok. Bir şiir yazayım da şunlar şunlar olsun diye yola &ccedil;ıkılmaz. Her şey &ccedil;ok spontan bir bi&ccedil;imde olup biter. Sonra o metin nereye gider o ayrı mesele (63).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>İki Binli Yıllarda Şiir</strong>: Tam bir şey s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n değil. Her şey &ccedil;ok iyi olacakmış&ccedil;asına g&ouml;t&uuml;rmek lazım. Başka yol yok&hellip; Başka yol yok; &ccedil;alışmaktan başka. Bir de bildiğim kadarıyla ileride Batı&rsquo;da yaratıcı işlerden ve operat&ouml;r doktorlardan başka meslek kalmayacağı &ccedil;&uuml;nk&uuml; bilgisayarlar hepsini yapabiliyor. &Uuml;stelik &ccedil;ok kısa bir zaman i&ccedil;inde diyorlar (65).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Kalıcı Olanın Yerleştirilmesi</strong>: &ldquo;Dasein&rdquo;a expose olan şair kendi psişik deneylerinden &ccedil;ok, tam tersine aşırı dışsallıkta aşırı g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir Varlık&rsquo;ın, Tanrı&rsquo;nın fırtınalarına a&ccedil;ıktır. G&ouml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml; ve yıldırım tanrılarının diliyse; şair bu dille bağ etmeye &ccedil;alışan, insanların Dasein&rsquo;ında ona bir yer bulmaya &ccedil;alışan kişidir. Bu anlamda şiirselleştirmek tanrıların işaretlerini algılamak, sonra onları aktarmaya &ccedil;alışmaktır. İşaret etmekse yerini belli etmekten &ccedil;ok, veda eden iki insanın yaptığı gibi uzakları yakın kılmaktır. Şiir kalıcı olanın yerleştirilmesidir. G&uuml;ndelik hayat bu bağlamda ger&ccedil;ek-dışıdır. İşaretleri bir yapı ustası gibi bi&ccedil;imlendiren şairler kimse farkına varmadan, kalıcı olanı dilin i&ccedil;ine yerleştirirler. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde saf kalan belki de tek uğraş (51).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Kıra&ccedil; D&uuml;nya-Şiir</strong>: İ&ccedil;inde yaşadığımız kıra&ccedil; d&uuml;nya &ccedil;ok az şiir alanı bıraktı.&nbsp; Ama bu kıra&ccedil; d&uuml;nya bile bir serapa, bir &uuml;topyaya hatta yaşanılası g&uuml;zel bir yere d&ouml;n&uuml;şebilir, bir şairin her şeye kadir ellerinde (39).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Kıvan&ccedil; Olarak Şiir</strong>: Şiiri bırakmak bana hi&ccedil;bir şeye mal olmaz, kafamı dinlemekten başka. Biraz hikmet olsun diye yapıyorum biraz da hayatta yapabildiğim en iyi şey olduğu i&ccedil;in. Daha enteresan bir şey bulduğum anda bırakabilirim onu, ama geriye d&ouml;n&uuml;p baktığımda muhakkak ki b&uuml;y&uuml;k kıvancım olarak şiirim kalır (63).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Kritik G&uuml;nler ve Şiir</strong>: Kritik g&uuml;nler yaşıyoruz. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki yıllarda T&uuml;rkiye ya kitap yakılan Pakistan boyutunda kalacaktır ya da nesli t&uuml;kenmeye y&uuml;z tutan g&uuml;zel ve haklı insanlar ortadan kaldırılmazlarsa &ndash;yani bu insanlar her şeye ve kendilerine rağmen direnmeyi ve ayakta kalmayı s&uuml;rd&uuml;rebilirse- T&uuml;rkiye&rsquo;den bir Doğu-Batı sentezi &ccedil;ıkacaktır. Bug&uuml;n T&uuml;rkiye&rsquo;de d&uuml;nya &ccedil;apında bir şiie mevcuttur ve halen de yazılıyor. B&uuml;t&uuml;n yıpratma ve yok etme mekanizmalarına rağmen şairler ortadan kaldırılamıyor ve T&uuml;rkiye&rsquo;deki gen&ccedil; şiir de, eski şiir de kutupsal &ouml;nem taşıyor. Şiir krizde değildir ama hayatımız krizde! Ne kadar az mutlu insan var&hellip; (28)</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Kriz</strong>: Kriz geri kalmaktan doğar. İleri gitmekten kriz doğduğu g&ouml;r&uuml;lmemiştir (64).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Kuşak</strong>: Ben bu kuşak olayını anlamıyorum. Bilmiyorum da. Benim bildiğim bir kuşak vardı. O da &ldquo;68 kuşağı&rdquo;ydı. Onları biraz tanımış olmakla gurur duyuyorum o kadar. Bu kuşaklar arası hoşg&ouml;r&uuml;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; de anlamıyorum ben. Benim i&ccedil;in d&uuml;nyada iyi ve hoş insanlar avr; ama yetmiş ama yirmi yaşında olsun.(..) Hele şairlerin yaşı kuşağı olamaz eğer bir şairse.(..) Otoriter yapı kırılmıştır ve daha da kırılacaktır.(..) Kimsenin peşinden &lsquo;tanrı&rsquo; diye gidilemez. Zaten artık Leonardoların sonu t&uuml;kenmiştir. Bilgi &ccedil;ok gelişmiştir &ccedil;&uuml;nk&uuml;.(61).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Lale M&uuml;ld&uuml;r</strong>: Kendimi tanımlamaktan hoşlanmıyorum. En fazla, s&uuml;rekli yapmak istediğini yapan biri olarak tanımlayabilirim. (..) İstediğim bir şeyi elde edemiyorsam ilkin kendimi sorgularım.Belki de biraz şanslıyımdır. Ama şans olayına da pek inanmıyorum. Ş&ouml;yle: her an hep olması gereken oluyor. (..) Ni&ccedil;in yazmaya başladığımı bilmiyorum. Ne zaman başladığım da &ouml;nemli değil. Ama ş&ouml;yle bir duygu; kitabıma bakınca &ldquo;Bu benim&rdquo; diyorum. Belki de tam olarak kendim olabildiğim tek yer&hellip;(..) Ben şiire hi&ccedil;bir ama&ccedil; g&uuml;tmeksizin &ccedil;ok saf bir şekilde başladım. &Ouml;yle de g&ouml;t&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; sanıyorum. Ama bu benim saf biri olduğum anlamına gelmez(70).</p>
<p>	&Ccedil;ok az insan kendisini seviyor. &Ccedil;ok az insan kendisine bakıyor. Tıpkı bir &ccedil;i&ccedil;eğe bakar gibi. Ben 24 saat boyunca i&ccedil;inde yaşadığım mek&acirc;nı neresi olursa olsun kendimin kılmaya &ccedil;alışıyorum. &Ouml;rneğin akşam&uuml;st&uuml; bir t&ouml;ren gibi &ccedil;ay i&ccedil;erim. Eşlik eden olsun olmasın. En sevdiğim zaman sabah ilk kalktığım ve gece yatmadan &ouml;nceki zaman dilimidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ger&ccedil;ekten bana ait. Kendimle ve kafamın i&ccedil;inde yaşamaktan korkmuyorum (71).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Modern Zamanlarda Şiir</strong>: Şimdi, bu modern zamanlarda, şiirsel bir şey bulmak i&ccedil;in k&ouml;t&uuml;c&uuml;l bir dehaya ihtiya&ccedil; var. Ve y&uuml;reğe, antik savaş&ccedil;ıların paha bi&ccedil;ilmez y&uuml;reğe ihtiya&ccedil; var, şiirin bakir ormanlarına girebilmek i&ccedil;in ki; karanlığın y&uuml;reğidir orası (40).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Murathan Mungan</strong>: Murathan Mungan (..) medya olayını iyi kullanmıştır(..) Bir&ccedil;ok yorumun aksine Murathan Mungan ger&ccedil;ek T&uuml;rk Punk şiirini yazmıştır (64).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>&ldquo;Mutsuz Bilin&ccedil;&rdquo;-Şair</strong>: Tanrıların ka&ccedil;ışı, kutsallığın da ortadan kalkmasını getirmez(..). Yine de b&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluk, b&uuml;y&uuml;k ş&uuml;phecilerden daha kolay baş edebilir bu dekadans duyguyla. Dasein&rsquo;daki bu yırtılışın, par&ccedil;alanışın bilincine &ldquo;mutsuz bilin&ccedil;&rdquo; adını veriyor Hegel. İşte artık kimselerin dinlemediği şair, b&uuml;t&uuml;n yıkılmışlığına rağmen herkesin sesi olarak, b&ouml;yle bir noktada, &ouml;yle acil bir noktada duruyor (52).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Nesnesiz Dil-Şiir</strong>: Bana en yakın gelen H&ouml;lderlin&rsquo;in g&ouml;r&uuml;ş&uuml;. Şiirsel (Poetique) Grek&ccedil;e, &lsquo;bir şey yapmak, &uuml;retmek&rsquo; anlamına geliyor. Bir k&ouml;k&uuml; de, &lsquo;g&ouml;stermek, bir şeyi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılmak&rsquo; anlamında. Şiirleştirmek, işaret kiplerini g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılmaktır, H&ouml;lderlin&rsquo;in kullandığı anlamda. H&ouml;lderlin ve Mallarme şirin &ouml;z&uuml; &uuml;zerine yazmışlardı. D&uuml;ş&uuml;ncelerin &uuml;st&uuml;ne d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;şler, şiir &uuml;zerine yazmışlardı. Bug&uuml;n artık s&ouml;zler imledikleri şeylerle bağlarını koparmışlardır. Dolayısıyla herhangi bir konu &uuml;zerine yazmak yani bir ama&ccedil;, bir nesne uğruna yazmak bana komik g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Nesnesiz bir dil ya da metnin verdiği keyif ancak bu kadar (51).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Nilg&uuml;n Marmara</strong>: Sembolik d&uuml;zene, sosyale karşı koymak i&ccedil;in travmatik bir s&uuml;re&ccedil; gerekiyor: hi&ccedil;bir belirten, hi&ccedil;bir &ouml;teki, hi&ccedil;bir ayna ve hi&ccedil;bir &lsquo;Anne&rsquo;nin doyuramadığı &ouml;l&uuml;m i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;ne tanıklık eden. &lsquo;Poetik&rsquo; ise; sembolik&rsquo;e karşı koyan ama onu saran bir s&uuml;re&ccedil;. Şiir praksisi, bir yokluğun, &ouml;zlemi duyulan bir yok-nesnenin aranışından, &ouml;l&uuml;mden ve dilden kaynaklanır. İ&ccedil; i&ccedil;e ge&ccedil;miş bu s&uuml;re&ccedil;lerin, birbiri ardından kaydettiği g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lmez sarsıntılarda, bu sarsıntıların umarsız bir noktasında Nilg&uuml;n Marmara&rsquo;yla karşılaşıyoruz (32).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Poetique</strong>: Bana en yakın gelen H&ouml;lderlin&rsquo;in g&ouml;r&uuml;ş&uuml;. Şiirsel (Poetique) Grek&ccedil;e, &lsquo;bir şey yapmak, &uuml;retmek&rsquo; anlamına geliyor. Bir k&ouml;k&uuml; de, &lsquo;g&ouml;stermek, bir şeyi g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılmak&rsquo; anlamında. Şiirleştirmek, işaret kiplerini g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılmaktır, H&ouml;lderlin&rsquo;in kullandığı anlamda. (51).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Poetik S&uuml;re&ccedil;</strong>: Poetik&rsquo;(..); sembolik&rsquo;e karşı koyan ama onu saran bir s&uuml;re&ccedil;. Şiir praksisi, bir yokluğun, &ouml;zlemi duyulan bir yok-nesnenin aranışından, &ouml;l&uuml;mden ve dilden kaynaklanır. (32).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Seksenli Yıllar</strong>: 80&rsquo;li yıllarda &ouml;nemli bir şiir hareketi oldu: Şiir Atı Hareketi&rdquo;. Bir&ccedil;ok a&ccedil;ıdan &ouml;nemli ve oksijen getirici bir kareket olmasına karşın, 80&rsquo;ler zamanına senkron bir bi&ccedil;imde cool kalmasını bilmiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şimdi kim ortaya &ccedil;ıkıp &ldquo;Her şeyi biz biliyoruz, siz hepiniz yanlışsınız&rdquo; diyebiliyor? Doğru bildiğimiz bir &ccedil;ok şeyin yıkıldığını g&ouml;rmedik mi? (62).</p>
<p>	&nbsp;&nbsp;<br />
	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Sembolik D&uuml;zen ve Poetik</strong>: Sembolik d&uuml;zene, sosyale karşı koymak i&ccedil;in travmatik bir s&uuml;re&ccedil; gerekiyor: hi&ccedil;bir belirten, hi&ccedil;bir &ouml;teki, hi&ccedil;bir ayna ve hi&ccedil;bir &lsquo;Anne&rsquo;nin doyuramadığı &ouml;l&uuml;m i&ccedil;g&uuml;d&uuml;s&uuml;ne tanıklık eden. &lsquo;Poetik&rsquo; ise; sembolik&rsquo;e karşı koyan ama onu saran bir s&uuml;re&ccedil;. Şiir praksisi, bir yokluğun, &ouml;zlemi duyulan bir yok-nesnenin aranışından, &ouml;l&uuml;mden ve dilden kaynaklanır. (32).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>S&ouml;zc&uuml;kler İ&ccedil;eriklerinden Boşaltılmıştır</strong>: A)B&uuml;t&uuml;n dillerdeki b&uuml;t&uuml;n s&ouml;zc&uuml;kler i&ccedil;eriklerinden boşaltılmıştır. Aynı şekilde susmanın da bir anlamı yok &ccedil;&uuml;nk&uuml; onun da i&ccedil;i boş. B). Şiirsellik, evet, maalesef, gebermiştir. Ama geberten kim? Esas soru budur (58).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şair</strong>: Kire&ccedil;li harcını havanında ya da ge&ccedil;miş yaşantılarının laboratuarında karıştıran şair, zamanımızın Dr. Morison&rsquo;udur(..). &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şimdi, bu modern zamanlarda, şiirsel bir şey bulmak i&ccedil;in k&ouml;t&uuml;c&uuml;l bir dehaya ihtiya&ccedil; var.Ve y&uuml;reğe, antik savaş&ccedil;ıların paha bi&ccedil;ilmez y&uuml;reğe ihtiya&ccedil; var, şiirin bakir ormanlarına girebilmek i&ccedil;in ki; karanlığın y&uuml;reğidir orası (40).</p>
<p>	Sahici bir şiirsel kafa, bazı durumlarda &ccedil;ok tehlikeli olabilir &ndash;bu y&uuml;zden şairler dinlerden ve devletlerden kovuldu. Onlarda istenmeyen &ouml;ğe kısaca g&uuml;&ccedil;leriydi diğer g&uuml;&ccedil; mekanizmalarını rahatsız edebilirlikleriydi. Evet, nazik&ccedil;e girmeyin o hayırlı geceye. Tam sizi vurduğu yerde, kendi &ouml;l&uuml;mc&uuml;l yaranızı g&ouml;rebilirsiniz &ccedil;&uuml;nk&uuml;&hellip;(40).</p>
<p>	Arzular ve itkiler, şairi &lsquo;tuhaf olana&rsquo; yani &lsquo;&ouml;teki dil&rsquo;e iter (53).</p>
<p>	Şiirin s&uuml;regelmesi, gizin saklanmasına bağlı. B&uuml;t&uuml;n şairler unutturulan bir gizi hatırlamak i&ccedil;in yazar. Gizi hatırladıkları zaman ne olur? Galiba &ccedil;ok daha ciddi başka bir ger&ccedil;ekliğe kayıyorlar. Evet, T&uuml;rkiye&rsquo;de biz mazlumlara unutturulan bir&ccedil;ok şeyler var, ama artık hatırlamaya başlıyoruz (59).</p>
<p>	Evet, b&uuml;t&uuml;n şairler kehanet dili ile konuşur, yıldırım hızıyla hakikate inerler (66).</p>
<p>	Şair, se&ccedil;en bir kişidir, bir &ouml;znedir (74).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şair Olma İhtirası</strong>: (..) En sessiz en al&ccedil;ak tonlu şiirler bile dipte derin ihtirası simgeler. Şair olma ihtirasıdır bu; yaratıcı olma, iz bırakma, sonsuza kalma&hellip; İnsanların talim ettikleri &ccedil;oğu zavallılıktan daha y&uuml;ce bir ihtirastır belki, ama son noktada o da trajiktir (64).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şairlerin &Ouml;n&uuml;ne &Ccedil;ıkan Soru</strong>: (..)Rimbaud sorunsalı a&ccedil;ımlar ve ş&ouml;yle der: &ldquo;Bir şair olduğumu &ccedil;ıkardım. Bu hi&ccedil; de benim su&ccedil;um değil. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ben başkasıdır&hellip; Şair uzun, m&uuml;thiş ve hesaplanmış duyu karmaşaları yoluyla kendini bir vizyonere eşler. Dile getirilmez işkence&hellip; Hasta adam olur, bir su&ccedil;lu, bir lanetli ve y&uuml;ce bir bilge olur; bilinmeze giriş yapar.&rdquo; Ne ki sonu&ccedil;ta Faucault&rsquo;nun dediği gibi d&uuml;nya kendi değerini onlarla &ouml;l&ccedil;er. İmdi şairlerin &ouml;n&uuml;ne &ccedil;ıkan soru şu: &ldquo;B&uuml;t&uuml;n bunlarta değer mi? Değmez bana kalırsa fakat ne m&uuml;thiş bir onur! (63).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiir</strong>: Şiir kalıcı olanın yerleştirilmesidir. G&uuml;ndelik hayat bu bağlamda ger&ccedil;ek-dışıdır. İşaretleri bir yapı ustası gibi bi&ccedil;imlendiren şairler kimse farkına varmadan, kalıcı olanı dilin i&ccedil;ine yerleştirirler. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde saf kalan belki de tek uğraş (51).</p>
<p>	Şiir entelekt&uuml;el anlamda vahşi bir yol, yırtıcı bir kimlik&hellip;(74).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>&ldquo;Şiir Atı Harketi&rdquo;</strong>: 80&rsquo;li yıllarda &ouml;nemli bir şiir hareketi oldu: Şiir Atı Hareketi&rdquo;. Bir&ccedil;ok a&ccedil;ıdan &ouml;nemli ve oksijen getirici bir kareket olmasına karşın, 80&rsquo;ler zamanına senkron bir bi&ccedil;imde cool kalmasını bilmiştir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şimdi kim ortaya &ccedil;ıkıp &ldquo;Her şeyi biz biliyoruz, siz hepiniz yanlışsınız&rdquo; diyebiliyor? Doğru bildiğimiz bir &ccedil;ok şeyin yıkıldığını g&ouml;rmedik mi? (62).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiir Geleneklerine Mesafeli Olmak</strong>: Peşinde olduğum her şey herhangi bir şiir geleneğinin i&ccedil;inde yer almak değil zaten. Temel yasaları, d&uuml;nyadaki kodları araştırıyorum ben. D&uuml;nya şifre ile yazılan yazı ise; b&uuml;t&uuml;n&uuml;ndeki ve detaylarındaki kodun &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesi i&ccedil;in şiir, yollardan ancak birini g&ouml;sterir (52).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiir Praksisi-Kaynaklar</strong>: Şiir praksisi, bir yokluğun, &ouml;zlemi duyulan bir yok-nesnenin aranışından, &ouml;l&uuml;mden ve dilden kaynaklanır. (32).</p>
<p>	Şiir praksisi erotik bir etkinliktir. Arzular ve itkiler, şairi &lsquo;tuhaf olana&rsquo; yani &lsquo;&ouml;teki dil&rsquo;e iter (53).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiir-Giz</strong>: Şiirin s&uuml;regelmesi, gizin saklanmasına bağlı. B&uuml;t&uuml;n şairler unutturulan bir gizi hatırlamak i&ccedil;in yazar. Gizi hatırladıkları zaman ne olur? Galiba &ccedil;ok daha ciddi başka bir ger&ccedil;ekliğe kayıyorlar. Evet, T&uuml;rkiye&rsquo;de biz mazlumlara unutturulan bir&ccedil;ok şeyler var, ama artık hatırlamaya başlıyoruz (59).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiir ve Şair</strong>: İ&ccedil;inde yaşadığımız kıra&ccedil; d&uuml;nya &ccedil;ok az şiir alanı bıraktı.&nbsp; Ama bu kıra&ccedil; d&uuml;nya bile bir serapa, bir &uuml;topyaya hatta yaşanılası g&uuml;zel bir yere d&ouml;n&uuml;şebilir, bir şairin her şeye kadir ellerinde. Hi&ccedil;bir şey o ellerden ka&ccedil;amıyor gibi &ndash;en azından temkinli bir tartma olmaksızın. Her şey m&uuml;kemmel bir su&ccedil; gibi planlanıyor se&ccedil;ilmiş kurbanın y&uuml;reğine inmek i&ccedil;in ki; bu kurban, kimi zaman yitik bir sevgilidir, d&uuml;şsel bir okurdur ya da şairin kendisidir, kurban ve cellat olarak&hellip;Bu m&uuml;kemmel su&ccedil;un uzamı ilkin şairin, insan yaşamında sonra onun insan-&ouml;tesi aklında belirir, şiirin o belirsiz av alanına kuyruklu bir yıldız gibi d&uuml;şmek i&ccedil;in. Ve y&uuml;rek, yalnız bir avcıdır orada&hellip;(39).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiir Yazmak</strong>: Şiirin s&uuml;regelmesi, gizin saklanmasına bağlı. B&uuml;t&uuml;n şairler unutturulan bir gizi hatırlamak i&ccedil;in yazar. Gizi hatırladıkları zaman ne olur? Galiba &ccedil;ok daha ciddi başka bir ger&ccedil;ekliğe kayıyorlar. Evet, T&uuml;rkiye&rsquo;de biz mazlumlara unutturulan bir &ccedil;ok şeyler var, ama artık hatırlamaya başlıyoruz (59).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiiri Bırakmak</strong>: Şiiri bırakmak bana hi&ccedil;bir şeye mal olmaz, kafamı dinlemekten başka. Biraz hikmet olsun diye yapıyorum biraz da hayatta yapabildiğim en iyi şey olduğu i&ccedil;in. Daha enteresan bir şey bulduğum anda bırakabilirim onu, ama geriye d&ouml;n&uuml;p baktığımda muhakkak ki b&uuml;y&uuml;k kıvancım olarak şiirim kalır (63).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiiri S&uuml;rd&uuml;rmedeki Zorluklar</strong>: Ben ve başka bir&ccedil;ok arkadaşım şiiri neden s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml; kendimize ve birbirimize herg&uuml;n yeniden soruyoruz. Şiir yazmayı s&uuml;rd&uuml;rsek bile basmanın pek bir anlamı kalmamış gibi. Bu işten maddi &ccedil;ıkar zaten beklemiyoruz. Şairlik bir t&uuml;r keşişliktir, bunu her şair daha işe başladığında bilir. Denebilir ki; şiirin getirdiği &uuml;n de bir &ccedil;ıkardır ama g&uuml;n&uuml;m&uuml;z T&uuml;rkiye&rsquo;sinde sanat&ccedil;ılara &ccedil;ok pahalıya patlıyor.&nbsp; Burada kendi alanında olumlu bir şeyler yapmaya &ccedil;alışan insanlara &uuml;n, kirli bir eldiven gibi giydiriliyor. Dewnilebilir ki; bir sanat&ccedil;ının başarı oranını, hakkında yapılan dedikodu oranından &ccedil;ıkarmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Hele hele taviz vermek istemeyen bir kişiye bu, ruhsal sağlığı da tehlikeye d&uuml;ş&uuml;yor demektir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; inanılmayacak derecede bir d&uuml;şmanlık ve şiddet politikasıyla karşılaşabilir (27).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiirin İlle De Yazılması Gerekmez</strong>: &Ccedil;ok &ccedil;eşitli bi&ccedil;imlerde gelebiliyor şiir. Kimi zaman &uuml;zerinde on yıl d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;z bir konunun &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmesi olarak ortaya &ccedil;ıkıyor. Kimi zaman da bir fizik form&uuml;l&uuml;n&uuml; g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;mde &ldquo;Bu bir şiir&rdquo; diyebiliyorum. &Ouml;nemli olan neyin benim d&uuml;nyama ait olduğu. Ben s&uuml;rekli kafamın i&ccedil;inde yaşayan biriyim. Bu anlamda bana teğet ge&ccedil;en şeyleri her an bu bir şiir olabilir ya da olamaz diye tasniflerim. Yarı bilin&ccedil;li yarı bilin&ccedil;siz bir mekanizma var. B&ouml;ylelikle şiir sonsuz sınıflandırma işlemlerinden sonra ortaya &ccedil;ıkıyor. Birleştirici olan tek şey &uuml;slup galiba. Ama şiir yaşanan ve ifade edilemeyen bir şey. Şiirin ille de yazılması gerekmiyor (72).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiirsellik</strong>: Şiirsellik, evet, maalesef, gebermiştir. Ama geberten kim? Esas soru budur (58).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Şiirselleştirmek</strong>: &ldquo;Dasein&rdquo;a expose olan şair kendi psişik deneylerinden &ccedil;ok, tam tersine aşırı dışsallıkta aşırı g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir Varlık&rsquo;ın, Tanrı&rsquo;nın fırtınalarına a&ccedil;ıktır. G&ouml;k g&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml; ve yıldırım tanrılarının diliyse; şair bu dille bağ etmeye &ccedil;alışan, insanların Dasein&rsquo;ında ona bir yer bulmaya &ccedil;alışan kişidir. Bu anlamda şiirselleştirmek tanrıların işaretlerini algılamak, sonra onları aktarmaya &ccedil;alışmaktır. İşaret etmekse yerini belli etmekten &ccedil;ok, veda eden iki insanın yaptığı gibi uzakları yakın kılmaktır. Şiir kalıcı olanın yerleştirilmesidir. G&uuml;ndelik hayat bu bağlamda ger&ccedil;ek-dışıdır. İşaretleri bir yapı ustası gibi bi&ccedil;imlendiren şairler kimse farkına varmadan, kalıcı olanı dilin i&ccedil;ine yerleştirirler. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde saf kalan belki de tek uğraş (51).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>T&uuml;ketim Toplumunun Antimaddesi Şiir</strong>: Hem &ouml;ylesine yanımızdaki zaman, bir s&uuml;re sonra yağmur her şeyi silecek ve ancak o zaman şiiri dinlemek m&uuml;mk&uuml;n olacak. Şimdilik siyan&uuml;r kokluyor ve kokain kelimelerle konuşuyoruz. S&uuml;r&uuml;kleniyor ve resmi d&uuml;nyanın dışında dansetmesini &ouml;ğreniyoruz. Sevecenlik martıkemiği maskesini uzatıyor ve t&uuml;ketim toplumunun antimaddesi şiir, beliriyor karanlık bir ışıkta (27).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>T&uuml;rk Punk Şiiri</strong>: Bir&ccedil;ok yorumun aksine Murathan Mungan ger&ccedil;ek T&uuml;rk Punk şiirini yazmıştır (64).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Vatansız Şiir</strong>: Evet vatansız bir şiir yazıyorum ben. Şiirin ne zaman vatanı oldu ki? Ama vatan meselesi biliyorsunuz şimdi tek fakt&ouml;re indirildi: dil. T&uuml;rk&ccedil;e yazdığıma g&ouml;re bir T&uuml;rk şairiyim. Elbette başka ne olacağım ki, her halde İngiliz diye ge&ccedil;irmeyecekler. Ben de Cumhuriyet&rsquo;in garip &ccedil;ocuklarındanım (63).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Voyager 2</strong>: &ldquo;Voyager 2&rdquo;, yıldızlararası uzamda bir şeyler araştıran ve bir şeyler ulaştırmaya &ccedil;alışan bir şey. Voyager 2&rsquo;nin i&ccedil;inde &ccedil;eşitli dillerden esenlik bildirileri, insanlık k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n ş&ouml;yle bir toparlanması olan şeyler var. Dışında bir kadının ve bir erkeğin insan olarak silueti &ccedil;izilmiş. İ&ccedil;inde Beatles&rsquo;ın &ccedil;aldığı d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;rse, &ccedil;ok genel anlamda da olsa, o hepimizin miras olan insanlık k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne ait olmaktan bir hoşnutluk duymamak imkansız gibi bir şey. B&uuml;t&uuml;n yalnızlığımıza rağmen&hellip;(72).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Yaratıcılık</strong>: Kimlikleri kırdığınızda ilk ortaya &ccedil;ıkan şey bir kaos ve bir yığın sorun oluyor. Yaratıcılık belki burada başlıyor. Bu kaosun i&ccedil;inde kaybolmamayı &ouml;ğrenirseniz eğer, kendinize yağmur yağdırabilirsiniz. Hayat bu kadar basit aslında. Şu anı yaşamak (71).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	<strong>Y&uuml;reği Olan Şiir Yazar</strong>: Y&uuml;reği olmayan şiir yazabilir mi? Hele hele g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde beş kuruş getirmeyen b&ouml;yle bir uğraşa yarım saatini yatırmaz. Ama y&uuml;rek katılaşabilir, hırs ortaya &ccedil;ıkabilir. O zaman b&uuml;t&uuml;n hırslarda olduğu gibi merhamet duygusu gider. Bu her mesleğin &ouml;n&uuml;nde a&ccedil;ılan bir risktir (64).</p>
<p>	&nbsp;</p>
<p>	&#8212;&#8212;</p>
<p>	<em>NOT: Şimdilik s&ouml;zl&uuml;k&ccedil;enin bir kısmına yer veriyoruz. Hazırlık aşamasındaki diğer maddeler eklenerek s&ouml;zl&uuml;k&ccedil;enin tamamlanması planlanmıştır.</p>
<p>	(*)- Bu s&ouml;zl&uuml;k&ccedil;e </em><em>Anne, Ben Barbar Mıyım?, Lale M&uuml;ld&uuml;r, L&amp;M Yayınları, 1.baskı: Eyl&uuml;l 2006 kitabından alıntılanarak hazırlanmıştır.</p>
<p>	(**) Parantez i&ccedil;erisinde belirtilen rakamlar, </em><em>Anne, Ben Barbar Mıyım? adlı kitabın sayfa numaralarını belirtir. </em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Flale-muldurun-poetik-sozlugu%2F&amp;title=TROP%C4%B0KA%3A%20Lale%20M%C3%BCld%C3%BCr%E2%80%99%C3%BCn%20Poetik%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_20"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/lale-muldurun-poetik-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

