<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ARALIK EDEBİYAT &#187; Nietzsche</title>
	<atom:link href="http://www.aralikedebiyat.com/kategori/nietzsche/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aralikedebiyat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 17:22:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Yazlık bir roman: Nietzsche</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/yazlik-bir-roman-nietzsche/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/yazlik-bir-roman-nietzsche/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Aug 2010 01:17:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ismail bektaşoğlu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[deleuze]]></category>
		<category><![CDATA[güç istenci]]></category>
		<category><![CDATA[nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=886</guid>
		<description><![CDATA[1.Nietzsche felsefeye iki ifade aracı kazandırır:aforizma ve şiir 2.Aforizma tam olarak hem yorumlama sanatı hem de yorumlanan şeydir; şiir ise hem değerlendirme sanatı, hem de değerlendirilen şey. 3.G&#252;&#231; İstenci, der Nietzsche, ne g&#246;z&#252;n&#252; dikmek ne de&#160; almak anlamına gelir, o yaratmak ve vermektir. 4.yorumlama, anlamın ilkelerini kuvvetlerde bulursa, değerlendirme de değerlerin ilkelerini g&#252;&#231; istencinde bulur. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1.</strong>Nietzsche felsefeye iki ifade aracı kazandırır:aforizma ve şiir</p>
<p><strong>2.</strong>Aforizma tam olarak hem yorumlama sanatı hem de yorumlanan şeydir; şiir <br />
	ise hem değerlendirme sanatı, hem de değerlendirilen şey.</p>
<p>
	<strong>3.</strong>G&uuml;&ccedil; İstenci, der Nietzsche, ne g&ouml;z&uuml;n&uuml; dikmek ne de&nbsp; <cite>almak</cite> anlamına gelir, o <cite>yaratmak</cite> ve <cite>vermektir</cite>.</p>
<p><strong>4.</strong>yorumlama, anlamın ilkelerini kuvvetlerde bulursa, değerlendirme de değerlerin ilkelerini g&uuml;&ccedil; istencinde bulur.</p>
<h4><strong>Tarih<br />
	</strong></h4>
<p><strong>5.</strong>Oysa tarih bizi en tuhaf fenomenle karşı karşıya bırakır: Tepkisel kuvvetler galip gelir, olumsuzlama g&uuml;&ccedil; istencinde &uuml;st&uuml;nl&uuml;k kazanır!S&ouml;z konusu olan yalnızca insanın tarihi değil yaşamın tarihi, en azından insanın ikamet ettiği y&uuml;zey itibariyle <span id="more-886"></span><br />
	Yery&uuml;z&uuml;&#39;n&uuml;n tarihidir. Her yerde &quot;hayır&quot;ın &quot;evet&quot;, tepkinin etkin olan karşısındaki zaferini g&ouml;r&uuml;yoruz.</p>
<p><strong>6.</strong>Ama aslında zayıflar, k&ouml;leler, galibiyeti kuvvetlerini birbirine ekleyerek değil, &ouml;tekinin kuvvetini azaltarak kazanırlar.: Kuvvetli olanı yapabileceği şeyden ayırırlar.</p>
<p><strong>7</strong>.Efendilerimiz evrensel bir k&ouml;le oluşta galip gelen k&ouml;lelerdir: Avrupalı insan, evcil insan, soytarı&#8230;</p>
<p><strong>8</strong>.Nihilizm galip geldiğinde, ancak ve ancak o zaman g&uuml;&ccedil; istenci artık &quot;yaratmak&quot; değil, g&uuml;c&uuml; istemek, egemen olmayı arzulamak(yani yerleşik değerleri, parayı, şerefi, iktidarı&#8230;kendine mal etmek yada mal ettirmek) anlamına gelir.</p>
<p><strong>9.</strong>İnsanı durumu a&ccedil;ısından, nihilizmin galibiyetinin evrelerini a&ccedil;ıklığa kavuşturalım. Bu evreler Nietzscheci psikolojisinin b&uuml;y&uuml;k keşiflerini, bir derinlikler tipolojisinin <br />
	kategorilerini oluşturur.<br />
	<strong>a-Hın&ccedil;</strong>: Bu senin hatan, bu senin hatan..Yansıtıcı su&ccedil;lama ve yakınma. Eğer zayıf ve mutsuzsam, bu senin hatan.<br />
	<strong>b-Vicdan azabı</strong>: Bu benim hatam&#8230;İ&ccedil;e yansıtma evresi.Tepkisel kuvvetler, ancak yaşamı tuzağa d&uuml;ş&uuml;rerek kendilerine geri d&ouml;nebilirler.<br />
	<strong>c-&Ccedil;ileci ideal</strong>: Y&uuml;celtme evresi. Zayıf ya da tepkisel yaşamın istediği, nihayetinde, yaşamın olumsuzlanmasıdır.<br />
	<strong>&ccedil;-Tanrının &Ouml;l&uuml;m&uuml;</strong>: Geri alma evresi. O bu &ouml;l&uuml;m&uuml;n mantıksal sonucunu ister: kendisinin Tanrı&#39;ya d&ouml;n&uuml;şmesi, Tanrı&#39;nın yerini alması.Nihilizm az &ouml;nce şu anlama geliyordu: &Uuml;st&uuml;n değerler adına yaşamın olumsuzlanması,değerlerin azaltılması. </p>
<p>	Şimdiyse şu anlama geliyor: Bu &uuml;st&uuml;n değerlerin olumsuzlanması, yerini insanca-pek insanca-değerlerin ge&ccedil;işi(ahlak dinin yerine ge&ccedil;er; yararlılık, ilerleme ve tarihin kendisi, tanrısal değerlerin yerini alır.)<br />
	<strong>d-Son insan ve batmak isteyen insan</strong>: Sona erme evresi.</p>
<p>	<strong>10-</strong>Bununla birlikte her adımda nihilizm daha ileri gider, boşunalık kendini daha &ccedil;ok g&ouml;sterir.<br />
	<strong>11-</strong>&Ouml;yleyse son insanın &ouml;tesinde de batmak isteyen insan bulunur. Ve nihilizmin bu tamamlanma noktasında(Gece yarısı), bir d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m i&ccedil;in her şey hazırdır.</p>
<h4>
	<strong>D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m</strong></h4>
<p>
	<strong>12.0</strong>.T&uuml;m değerlerin d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml; ş&ouml;yle tanımlanır: kuvvetlerin etkin oluşu, g&uuml;&ccedil; istencinde olumlamanın galibiyeti.</p>
<p>
	<strong>12.1.</strong>D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n ilk fig&uuml;r&uuml;, &ccedil;ok&#39;u ve oluşu en y&uuml;ksek g&uuml;ce y&uuml;kseltir.</p>
<p>
	<strong>12.2.</strong>D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n ikinci fig&uuml;r&uuml;, olumlamanın olumlanması, ikiye b&ouml;l&uuml;nme yani tanrısal Dionysos-Ariadne &ccedil;iftidir.Dans, hafiflik, g&uuml;lmek Dionysos&#39;un &ouml;zellikleridir.</p>
<p>
	<strong>12.3.</strong>Artık ne &ccedil;ok Bir&#39;le, ne de oluş Varlıkla yargılanabilir. Ama Varlık ve Bir anlamlarını kaybetmekten daha iyisi yapar, yeni bir anlam kazanırlar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şimdi Bir, &ccedil;ok olarak &ccedil;ok&#39;un(par&ccedil;alar ya da kopan kısımlar) Bir&#39;i, Varlıksa oluş olarak <br />
	oluşun Varlığıdır. Nietzscheci tersine &ccedil;evrilme ya da d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; fig&uuml;r&uuml; <br />
	işte budur.&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; fig&uuml;r&uuml;n hangisi olduğunu olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz: Bengi D&ouml;n&uuml;ş&#39;&uuml;n oyunu. Geri gelmek tam da oluşun varlığı, &ccedil;ok&#39;un biri, tesad&uuml;f&uuml;n zorunluluğudur.</p>
<p>
	<strong>12.3.0.</strong>Geri gelmek olmakta olanın Aynısıdır.</p>
<p>
	<strong>12.3.1.</strong>Nietzsche&#39;nin sırrı, Bengi D&uuml;n&uuml;ş&#39;&uuml;n se&ccedil;ici olmasıdır.Hem de iki <br />
	bakımdan se&ccedil;ici.</p>
<p>
	<strong>12.3.1.1</strong>.&Ouml;ncelikle d&uuml;ş&uuml;nce olarak.&Ccedil;&uuml;nk&uuml; o bize ahlaktan t&uuml;m&uuml;yle kurtarılmış istencin &ouml;zerkliği i&ccedil;in bir yasa verir: Ne istiyorsam onu (tembelliğimi, oburluğumu, <br />
	korkaklığımı ve erdemim gibi k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;m&uuml; de) Bengi D&uuml;n&uuml;ş&#39;&uuml;n&uuml; de&nbsp; isteyeceğim&nbsp; şekilde istemem &quot;gerekir&quot;.</p>
<p>
	<strong>12.3.1.2</strong>.Bengi D&ouml;n&uuml;ş sadece se&ccedil;ici d&uuml;ş&uuml;nce değil, aynı zamanda se&ccedil;ici Varlıktır.</p>
<p>
	<strong>12.4</strong>.D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; ve son bir y&ouml;n&uuml; vardır: O, &uuml;stinsanı kapsar ve &uuml;retir&#8230;D&ouml;n&uuml;ş&uuml;m, insanda &uuml;retilen ama &uuml;stinsanı &uuml;reten radikal bir &ouml;z değişimidir. &Uuml;stinsan tam olarak, olumlanabilecek olan her şeyin bir araya gelişini, olanın en &uuml;st&uuml;n bi&ccedil;imin ifade eder;se&ccedil;ici Varlığı temsil eden tipi, bu varlığın filizlenmesini ve &ouml;znelliğini g&ouml;sterir.</p>
<p>
	B&ouml;ylece d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&uuml;n fig&uuml;rleri tamamlanır:Dionysos ya da olumlama; Dionysos-Ariadne ya da ikiye b&ouml;l&uuml;nm&uuml;ş olumlama; Bengi D&ouml;n&uuml;ş ya da ikiye katlanmış olumlama; &Uuml;stinsan ya da olumlamanın tipi ve &uuml;r&uuml;n&uuml;.<br />
	&nbsp;</p>
<p>*<strong>Yukarıdaki yazı ,Deleuze&#39;&uuml;n <em>&#39;<a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=109103&amp;sa=62411193">Nietzsche</a>&#39; </em>kitabından alıntılanarak oluşturulmuştur.</strong></p>
<h2><strong>&Uuml;zerinde durulması gerekenler<br />
	</strong></h2>
<p>1. Aforizma(yorumlama) ve şiir(değerlendirme)?</p>
<p>2. Oluş(t<em>eknik, ontik değil, genesis&#39;e d&ouml;n&uuml;kt&uuml;r.)</em></p>
<p>3. G&uuml;&ccedil; İstenci(bunun sanatta olduğunu falan s&ouml;yler Heidegger.)</p>
<p>Bunların sanattaki/şiirdeki karşılığı nedir? Bunlardan bir bok &ccedil;ıkartabilir miyiz? <br />
	Cevaplanması gereken soru bu!</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fyazlik-bir-roman-nietzsche%2F&amp;title=Yazl%C4%B1k%20bir%20roman%3A%20Nietzsche" id="wpa2a_2"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/yazlik-bir-roman-nietzsche/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fark Ontolojisinin Kutsal Filozofu</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/fark-ontolojisinin-kutsal-filozofu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/fark-ontolojisinin-kutsal-filozofu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2007 21:35:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=255</guid>
		<description><![CDATA[Sadık Erol ER* &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; Her zaman kuvvetlileri zayıflara karşı korumak gerekir&#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Nietzsche &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Yaratıcı yasa koyucudur-dans&#231;ıdır&#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160; &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Gilles Deleuze 1960&#8217;lardan sonra Nietzsche&#8217;nin maskeler halinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sadık Erol ER<font size="3"><sup>*</sup></font></strong></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; </p>
<div align="right">&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; <em>Her zaman kuvvetlileri zayıflara karşı korumak gerekir<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nietzsche</p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yaratıcı yasa koyucudur-dans&ccedil;ıdır<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gilles Deleuze</em></div>
<p>1960&rsquo;lardan sonra Nietzsche&rsquo;nin maskeler halinde Kıta Avrupa&rsquo;sı felsefesine geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;nde &ouml;nemli bir uğrak noktası olan Parisli entelekt&uuml;el &ccedil;evreler, Nietzsche&rsquo;nin kendi ruhsal soyunun Ren&rsquo;in batısında ikamet ettiğini hissetmesini haklılaştıracak şekilde metinlerini cesur ve coşkulu okumalara tabii tuttular. Marksist, varoluş&ccedil;u ve fenomenolojik bi&ccedil;imlerin yanı sıra dilbilimde Ferdinand de Sassure&rsquo;den esinlenen Claude L&eacute;vi Strauss, Jacques Lacan ve Louis Althusser gibi yapısalcılar, Freud ve Marx&rsquo;ın yapısalcı anlamda keşfi ve Heidegger&rsquo;in Nietzsche&rsquo;yi yeniden ele ge&ccedil;irmesiyle birlikte beliren postyapısalcılar i&ccedil;in Nietzscheci corpus daima &ouml;nemli bir referans noktası olarak kabul edildi.<span id="more-255"></span> Georges Bataille&rsquo;ın şaşırtıcı ve etkili Nietzsche &Uuml;zerine eserinde on beş yıl sonra Heidegger&rsquo;in 1961&rsquo;de yayımlanan iki ciltlik Nietzsche eserinin getirdiği yorum zenginliği Fransız &ccedil;evrelerde &ldquo;yeni Nietzsche&rdquo; tartışmalarını tetikleyen bir unsur oldu. Bu tartışmalar ekseninde 1962 yılında ortaya konulan Gilles Deleuze&rsquo;&uuml;n Nietzsche ve Nietzsche and Philosophy&rsquo;si ve bunu takiben Foucault, Blanchot, Sarah Kofman, Bernard Pautruat, Derrida gibi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rlerin yorumları &ldquo;sahih Nietzsche&rdquo; arayışlarına zenginlik kattı.<a target="_self" href="http://aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/nietzsche_kapak.jpg"><img height="186" width="100" align="right" alt="" src="http://aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/nietzsche_kapak.jpg" /></a></p>
<p>&Ccedil;eşitlilik arz eden postyapısal Fransız d&uuml;ş&uuml;ncesinin Nietzsche&rsquo;ye bakış a&ccedil;ısını kısaca iki ana başlık altında toplayabiliriz: Birincisi, Nietzsche&rsquo;nin metinleri ve felsefesini yorumlama nesnesi olarak g&ouml;renler. Bu eserler &ccedil;ağdaş felsefi yaklaşımları &ccedil;eşitli derecelerde yansıtır ve aslında geleneksel &ccedil;alışma bi&ccedil;imi kazanırlar: bunlar, &ccedil;oğu kez ebedi d&ouml;n&uuml;ş, g&uuml;&ccedil; istenci, nihilizm, &uuml;stinsan vb. başlıca Nietzscheci temalara odaklanarak, onun felsefesinin yorumlarını sunarlar. İkinci gruba ise kendi felsefi fikirlerini geliştirmede Nietzsche&rsquo;yi &ldquo;kullanan&rdquo; yazarları yerleştirebiliriz. Bu yazarların eserlerinde Nietzsche bir referans noktası, eserleri ve fikirleri, haleflerine, onları kendi felsefi eleştirel erekleri i&ccedil;in yararlı bi&ccedil;imlerde geliştirmeleri y&ouml;n&uuml;nde esin veren birisi olarak g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. Bunlar Nietzsche felsefesinin &ldquo;yorumlar&rdquo;ını sunmaktan ziyade daha &ccedil;ok kendi eleştirel projelerini geliştirmede avantajlı buldukları bu Nietzscheci motifleri kullanırlar. Farklı alımlama veya &ldquo;yeni bir yorumlayıcı imkanlar&rdquo; alanı bağlamında Fransız postyapısalcı d&uuml;ş&uuml;ncesi i&ccedil;erisinde ikinci grup yani Nietzsche&rsquo;yi &ldquo;esere yerleştirenler&rdquo; ?&ouml;zelde Deleuze? tartışmamızın konusu olacak. Bu noktada Nietzsche&rsquo;nin &ccedil;eşitli g&ouml;r&uuml;n&uuml;mlerinin anlaşılması s&uuml;recinde ele alacağımız Deleuze-Nietzsche ilişkisini, onun Nietzsche adlı kitabını merkeze alarak &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemeye &ccedil;alışacağız. Deleuze, Nietzsche&rsquo;yi &ldquo;karşı k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n şafağı olarak kodlarken&rdquo; 1970&rsquo;li yıllarda Nietzsche d&uuml;ş&uuml;ncesinin bolca tartışılmasına ve reva&ccedil;ta olmasına biraz da şaşırarak şunları s&ouml;yler: &ldquo;Nasıl oluyor da daha &ouml;nceki nesillerin onda bulamadıklarını şimdiki (70&rsquo;li yıllar) gen&ccedil;lik, gen&ccedil; nesiller, şairler, Nietzsche&rsquo;de bulabiliyorlar.&rdquo;&nbsp; Nietzsche &uuml;zerine yapılan ve onun yazılarının eğretilemeli niteliği, &uuml;slubu, ironisi ve maskeleri &uuml;zerinde duran bu &ccedil;alışmaların bir&ccedil;oğu &ouml;zellikle Heidegger&rsquo;in yorumunun bir &ccedil;&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesi olarak g&ouml;r&uuml;lebilir. Bu perspektiften bakıldığında Nietzsche, Deleuze&rsquo;&uuml;n fark ontolojisinin parametrelerini soruşturduğu kutsal &uuml;&ccedil;l&uuml;s&uuml;nden birisidir.<font size="3"><sup>1</sup></font> Deleuze, bakış a&ccedil;ısını Hegelci diyalektik ve Nietzscheci soyk&uuml;t&uuml;k arasında bir uzlaşma bulma y&ouml;n&uuml;nde yanlış yola sevk edilmiş bir &ccedil;aba olarak kabul ettiği şeye y&ouml;neltir. Ona g&ouml;re Hegel d&uuml;ş&uuml;ncesinin daima birleştirici bir senteze y&ouml;neldiği yerde, Nietzsche, aksine &ccedil;eşitlilik i&ccedil;inde &ccedil;okluk ve sevinci olumluyor g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. Kitabın maj&ouml;r s&ouml;ylemini, Nietzsche&rsquo;nin corpus&rsquo;unun b&uuml;t&uuml;n&uuml;n&uuml; Hegelci diyalektiğe polemiksel bir cevap olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Bu ama&ccedil; &ccedil;er&ccedil;evesinde Deleuze&rsquo;&uuml;n &ouml;zellikle Nietzsche&rsquo;nin felsefi ikirciklik konusundaki anti-d&uuml;alistik meydan okumasından ve erk ile bilgi arasındaki bağlantısından etkilenir. Bu bağlamda bu metin Deleuze&rsquo;&uuml;n Nietzscheci kariyerinin erken d&ouml;neminde hatırı sayılır bir eser olarak değerlendirilebilir ve burada yapmak istediği şey, kapsamlı bir şekilde Nietzsche felsefesi ile hesaplaşmak değil, belirli kavramları &ouml;nplana alarak Nietzsche d&uuml;ş&uuml;ncesinin yeniden &uuml;retilmesine bir katkı sağlamak ve onun d&uuml;ş&uuml;ncelerinden hareketle kendi felsefesinin seyrine y&ouml;n vermek olarak g&ouml;r&uuml;lebilir. </p>
<p>Deleuze&rsquo;&uuml;n Nietzsche incelemesinin acil ve merkezi unsuru, Platon ve Kant&rsquo;a verdiği cevapların yanı sıra daha &ouml;nce bahsettiğimiz gibi b&uuml;y&uuml;k oranda Hegelci varsayımların Nietzscheci s&ouml;ylem tarafından aşındırılması &uuml;zerine inşa edilir. Hatta bir keresinde bir yerde &ldquo;d&uuml;şmanların paradoksu&rdquo; anlamına gelecek bu durumu ş&ouml;yle dillendirmiştir: &ldquo;Eğer temel kavramlarının &ldquo;kime karşı&rdquo; y&ouml;neltildiğini g&ouml;remezsek, Nietzsche&rsquo;nin eserinin t&uuml;m&uuml;n&uuml; yanlış anlarız. Hegelci temalar bu eserde savaşılan d&uuml;şman olarak sunulmuştur, yani anti-Hegelcilik Nietzsche&rsquo;nin eserine en başat durum olarak yayılır.&rdquo; Nietzsche, Hegel&rsquo;in &uuml;nl&uuml; &ldquo;olumsuzlamanın olumsuzlanması&rdquo; projesine karşı ciddi bir başkaldırıyla onun yerine bir &ldquo;olumlama&rdquo; felsefesi yerleştirmeyi hedeflerken bir yandan da Platonculuğu ve Kant&rsquo;ın eleştirel felsefesini tahrip etmeyi ama&ccedil;lar ve b&ouml;ylelikle post-Kant&ccedil;ı ve post-Hegelci bir d&ouml;neme kapı aralar. Nietzsche d&uuml;ş&uuml;ncesinin Kant&rsquo;ın başlattığı ancak tamamlayamadığı eleştirel felsefe ile birlikte anılması &ndash;post-Kant d&ouml;nemi işaret etmesi?, Kant&rsquo;ın değerleri eleştirel analizin dışında tutmasına bağlıdır. Buradan hareketle yani Kant&rsquo;ın hakikat, iyilik ve g&uuml;zellik&rsquo;in değerini varsayması ve onları eleştirisi ile birlikte sorgulanmamış değerlere t&uuml;m&uuml;yle boyun eğmesi ve Hegel&rsquo;in olumsuzlamanın olumsuzlanması anlayışına dayalı olan &ldquo;k&ouml;le-efendi&rdquo; diyalektiği, Nietzsche&rsquo;yi soyk&uuml;t&uuml;k kavramının yeniden tarif edilmesine g&ouml;t&uuml;r&uuml;r. Kitap daha &ccedil;ok yukarıda belirttiğimiz Kant ve Hegel&rsquo;den hareketle Nietzscheci soyk&uuml;t&uuml;ğ&uuml;n ve felsefenin devindirici g&uuml;&ccedil;lerine ve saldırı unsurlarına odaklanır. Modern felsefenin değerler kuramının yeni bir konformizm ve yeni boyunduruklar doğurması, hatta Nietzscheci esinler barındıran fenomenolojinin modern konformizmin hizmetine sunulması Deleuze&rsquo;&uuml;n Nietzsche yorumunda tashih edilmesi gereken bir noktadır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Deleuze&rsquo;e g&ouml;re Nietzsche&rsquo;nin yapmak istediği şey bunun tam tersidir: &ldquo;Onun temellendirdiği ve tasarladığı gibi bir değerler felsefesi, eleştirinin doğru uygulanmasının, b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l eleştirinin ger&ccedil;ekleştirilmesinin, yani &ldquo;&ccedil;eki&ccedil; darbeleriyle&rdquo; felsefe yapmanın tek yoludur.&rdquo;</p>
<p>Değer mefhumunun eleştirel bir ters y&uuml;z etme i&ccedil;ermesinin getirmiş olduğu eleştirel sorun, değerlerin değerinin ne olduğunu yani &ldquo;değerlerin değerini yaratma sorununu&rdquo; beraberinde getirir. Deleuze&rsquo;e g&ouml;re Nietzsche&rsquo;nin yaratma eylemine bağlı olarak ortaya koyduğu eleştirel felsefenin bu &ccedil;ift y&ouml;nl&uuml; hareketi, onun değerleri eleştiriden ka&ccedil;ırıp, mevcut değerlerin d&ouml;k&uuml;m&uuml;n&uuml; yapmasına ve Kant ve Schopenhauer gibi &ldquo;felsefe iş&ccedil;ilerine&rdquo; ve değerleri s&ouml;zde nesnel olgulardan t&uuml;reterek eleştiren ve koruyan yararcılara ve akademisyenlere karşı verdiği &ccedil;ifte savaşımı hatırlatır. Deleuze g&ouml;re Nietzsche&rsquo;nin bu duruşu, değerleri kaynağına kayıtsızlaştıran y&uuml;ksek temellendirme d&uuml;ş&uuml;ncesine ve değerlere kayıtsız bir kaynak koyan nedensel t&uuml;retme veya başlangı&ccedil; d&uuml;zlemine y&ouml;neliktir. &ldquo;Beden&rdquo;in y&uuml;kseltilmesi lehine işleyen bilin&ccedil;li bir yorumla, bilincin i&ccedil;inde &uuml;retilmiş anlamlara dayanarak yaşamı yorumlamaya &ccedil;alışan t&uuml;m felsefe geleneğini yadsıyan bu yorum, aslında t&uuml;m yaşam, bedenler aracılığıyla ifade bulmuş g&uuml;&ccedil; ilişkileridir sonucunu doğurur. Bu durum ise Nietzscheci anlamda soyk&uuml;t&uuml;k (genealogy) kavramı ile şekillenir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Deleuze&rsquo;e g&ouml;re Nietzsche&rsquo;nin, &ldquo;yasa koyma&rdquo; bağlamında Kant&ccedil;ı eleştirinin muhafazakar kaldığı yerleri b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l eleştiriye tabi tutması onu Kant&ccedil;ı eleştiriye eklemler. Sonu&ccedil;ta Deleuze i&ccedil;in filozof bir soyk&uuml;t&uuml;k&ccedil;&uuml;d&uuml;r. Filozof ne Kant tarzında bir mahkeme yargıcı, ne de yararcıların tarzında bir mekanik&ccedil;idir. Onun soyk&uuml;t&uuml;k &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemesinde her bir fenomen bir &ldquo;g&ouml;sterge&rdquo;, bir &ldquo;semptom&rdquo;dur ve bu a&ccedil;ıdan felsefe b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle bir &ldquo;semptomatoloji&rdquo; ve &ldquo;semiyolojidir&rdquo;. Yani bir g&ouml;r&uuml;ng&uuml;y&uuml; kavramak ve onu yeniden yorumlamak &uuml;zere yeni g&uuml;&ccedil; d&uuml;zenlemelerine izin vermek i&ccedil;in Deleuze, Nietzsche&rsquo;nin d&uuml;ş&uuml;ncesini, yeni g&uuml;&ccedil; d&uuml;zenlemelerinin bir g&ouml;r&uuml;ng&uuml;y&uuml; ele ge&ccedil;irip yeniden yorumlanabilmesi amacıyla, yapısalcı kuşağa daha uygun olarak, eşzamanlı bir y&ouml;ne doğru yeniden y&ouml;nlendirir. Ancak bu y&ouml;nlendirmede yapısalcı okumalardan farklı olarak Deleuze&rsquo;&uuml;n Nietzsche&rsquo;sine g&ouml;re anlam, keyfi g&ouml;sterenler arasındaki farklı ilişkiler a&ccedil;ısından değil, g&uuml;&ccedil;ler, etkin ve tepkin arasındaki farklı ilişkiler a&ccedil;ısından tanımlanır. </p>
<p>Nietzscheci g&uuml;&ccedil; ilişkilerinin merkezinde yer alan etkin ve tepkin g&uuml;&ccedil;ler, Deleuze&rsquo;e g&ouml;re niteliksel ve niceliksel a&ccedil;ılardan değerlendirilmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Deleuze&rsquo;&uuml;n g&uuml;&ccedil; istenci &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemesinin temel amacı, Nietzsche&rsquo;nin doğa felsefesinin g&uuml;c&uuml;n&uuml;n baskın ve bastırılmış nitelikleri, etkin ve tepkin nitelikleri ve olumlu ve olumsuz g&uuml;&ccedil; istencinin karşılıklı ilişki i&ccedil;indeki kavramları a&ccedil;ısından anlaşılabileceğini kanıtlamaya &ccedil;alışır. Buradaki kilit kavramlar beden ve bilin&ccedil;tir. Sorgulamasının daha başlarında Deleuze &ldquo;beden nedir?&rdquo; diye sorar. Ona g&ouml;re &ldquo;biz onu g&uuml;&ccedil;ler alanı, pek &ccedil;ok g&uuml;c&uuml;n &ccedil;atıştığı besleyici ortamdır diyerek tanımlıyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; ortada ne &lsquo;ortam&rsquo; vardır, ne g&uuml;&ccedil;ler alanı, ne de savaş alanı. Ger&ccedil;ekliğin niceliği yoktur &ccedil;&uuml;nk&uuml; t&uuml;m ger&ccedil;eklik zaten g&uuml;c&uuml;n niceliğidir. Birbiriyle karşılıklı bir gerilim bağıntısında olan g&uuml;&ccedil; nicelikleri haricinde bir şey yoktur.&rdquo; Ona g&ouml;re bedeni tanımlayan şey etkin ve tepkin g&uuml;&ccedil;ler arasındaki mevcut bu ilişki bi&ccedil;imidir. Bedenin Nietzscheci anlamda hep bir rastlantının meyvesi olması veya bilince ve zihne nazaran en beklenmedik şey olarak ortaya &ccedil;ıkması, aynı zamanda bedenin yenilmez g&uuml;&ccedil; &ccedil;okluğundan meydana gelen &ccedil;oklu bir fenomeni akla getirir. &ldquo;Bedenin tekliği &ccedil;oklu bir fenomenin tekliğidir, &lsquo;egemenliğin tekliği&rsquo;dir. Bir bedendeki &uuml;st veya h&uuml;kmeden g&uuml;&ccedil;ler etkin, ast veya h&uuml;kmedilen g&uuml;&ccedil;ler tepkindir. Yani etkin ve tepkin, bir g&uuml;c&uuml;n diğer bir g&uuml;&ccedil;le olan ilişkisini ifade eden k&ouml;kensel birer niteliktir.&rdquo; Buna bağlı olarak Deleuze, etkin ve tepkin g&uuml;&ccedil;ler arsındaki niteliksel ayrımı, erk miktarları arasındaki niceliksel ayrımın &ouml;n&uuml;ne alır. Bu analizin en &ouml;nemli ve sağlıklı yorumu ve &ouml;rneği Hegel&rsquo;in k&ouml;le-efendi diyalektiğinin Nietzscheci ters &ccedil;evrimidir. Deleuze, efendinin &ldquo;Ben iyiyim; &ouml;yleyse sen k&ouml;t&uuml;s&uuml;n&rdquo; ve k&ouml;lenin &ldquo;sen k&ouml;t&uuml;s&uuml;n; &ouml;yleyse ben iyiyim&rdquo; form&uuml;llerini dramatizasyon metoduyla ele alır: &ldquo;Bu form&uuml;llerin birincisini s&ouml;yleyen kimdir, ikincisini s&ouml;yleyen kimdir? Ve her birinin istediği şey nedir? Bu dramatizasyonda k&ouml;le olumsuz yargıdan (&ldquo;sen k&ouml;t&uuml;s&uuml;n&rdquo;) olumlu yargıya (&ldquo;&ouml;yleyse ben iyiyim&rdquo;) hareket ederken, efendi, kendisinin olumlu ayrımından (&ldquo;ben iyiyim&rdquo;) olumsuz sonuca (&ldquo;sen k&ouml;t&uuml;s&uuml;n&rdquo;) y&uuml;r&uuml;r. Yani k&ouml;lenin tuhaf kıyası &ldquo;bir olumlama g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; &uuml;retmek i&ccedil;in iki olumsuzlanmaya ihtiya&ccedil; duyarken efendinin etkin &ouml;z-olumlaması k&ouml;lenin tepkin g&uuml;c&uuml;n&uuml;n bir olumsuzlamasına eşlik eder ve onunla sonu&ccedil;lanır. Nietzsche&rsquo;nin etkin (sanatsal, soylu, yasa koyucu) ve tepkin (hın&ccedil;, k&ouml;t&uuml; bilin&ccedil;, asketik ideal) g&uuml;&ccedil; tipolojisinde olumlama ve olumsuzlamanın karşılıklı etkileşimini izleyerek Deleuze, &uuml;stinsanın, b&ouml;ylelikle Nietzsche&rsquo;nin &ccedil;okluk ve fark olumlaması metaforunun, Hegelci diyalektiğin hazırladığı sentezlenmiş bir birlik olarak insan varlığı kavrayışına karşılık olarak sunulduğu sonucuna ulaşır. </p>
<p>Son tahlilde elimizdeki bu kitap, Nietzsche&rsquo;nin Fransız mirası i&ccedil;erisinde g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir yorumcusu olan Deleuze&rsquo;&uuml;n -&ouml;zellikle Nietzsche ve Felsefe adlı &ccedil;alışması i&ccedil;in- Nietzsche yorumunda başlangı&ccedil; aynı zamanda anahtar bir metni olarak g&ouml;r&uuml;lebilir.</p>
<div align="left">(Nietzsche,Gilles Deleuze,&Ccedil;ev. İlke Karadağ,Otonom Yay., 2006, 102 sf.)</div>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; <sup><font size="3"><br /></font></sup><em>1. Diğer ikisi Bergson ve Spinoza&rsquo;dır. Bu konudaki ayrıntılı tartışma i&ccedil;in bkz., Todd May, Gilles Deleuze An Introduction, Cambridge University Press, First Edition 2003, s. 26-72 arası.</em> </p>
<p><font size="3"></font></p>
<p align="justify" class="sdendnote"><em>* Felsefe Y&uuml;ksek Lisans Mezunu. </em><em>Bir Alacakaranlık D&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;:Emil Cioran, Aralık Yay., Mayıs 2006 ve </em><em>Hi&ccedil;liğin Doruklarında Cioran (Kenan Sarıalioğlu ile) Bilim Sanat Yayınları, Mayıs 2006 olmak &uuml;zere yayımlanmış iki kitabı bulunmaktadır</em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Ffark-ontolojisinin-kutsal-filozofu%2F&amp;title=Fark%20Ontolojisinin%20Kutsal%20Filozofu" id="wpa2a_4"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/fark-ontolojisinin-kutsal-filozofu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sanatın Değeri Hakikat’ten Daha Yüksektir</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/sanatin-degeri-hakikatten-daha-yuksektir/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/sanatin-degeri-hakikatten-daha-yuksektir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Jul 2006 06:35:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Nietzsche]]></category>
		<category><![CDATA[nietzsche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;SANATI DEĞERİ HAKİKAT&#8217;TEN Y&#220;KSEKTİR&#8221;[1] Metafizikten vazge&#231;en Nietzsche k&#252;lt&#252;r ve uygarlık sorununu felsefesinin merkezine alıyordu. &#220;stinsan &#246;nce bir filozof ve bir sanat&#231;ıdır, yani bir yıkıcı ve bir yaratıcı&#8230; Nietzsche&#8217;yi t&#252;m&#252;yle bir filozof olarak ve s&#246;zc&#252;ğ&#252;n tam anlamıyla bir sanat&#231;ı olarak g&#246;rmek olacak şey gibi g&#246;r&#252;nm&#252;yor. Ger&#231;ekte, bu t&#252;r insanların tanımlamalarında farklı oldukları s&#246;ylenir genellikle. Filozofta ger&#231;ek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&ldquo;SANATI DEĞERİ HAKİKAT&rsquo;TEN Y&Uuml;KSEKTİR&rdquo;[1] Metafizikten vazge&ccedil;en Nietzsche k&uuml;lt&uuml;r ve uygarlık sorununu felsefesinin merkezine alıyordu. &Uuml;stinsan &ouml;nce bir filozof ve bir sanat&ccedil;ıdır, yani bir yıkıcı ve bir yaratıcı&hellip; Nietzsche&rsquo;yi t&uuml;m&uuml;yle bir filozof olarak ve s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n tam anlamıyla bir sanat&ccedil;ı olarak g&ouml;rmek olacak şey gibi g&ouml;r&uuml;nm&uuml;yor. Ger&ccedil;ekte, bu t&uuml;r insanların tanımlamalarında farklı oldukları s&ouml;ylenir genellikle. Filozofta ger&ccedil;ek olan(reel) ve sanat&ccedil;ıda imgesel olan ağır basar. Filozof, hakikati i&ccedil;inde d&uuml;nyayı betimlemekle yetinirken, sanat&ccedil;ı doğaya<span id="more-70"></span>&ouml;yk&uuml;nmeyen &ouml;zg&uuml;n bir ger&ccedil;eklik yaratmak zorundadır(vurgular benim, K.S.). Sanat&ccedil;ı doğayı olduğundan başka t&uuml;rl&uuml; tasarlamalı. Filozof ise sağduyusunun sınırları i&ccedil;inde d&uuml;ş&uuml;nmekle yetinmeli. Sadece sanat&ccedil;ıdır, imgelemine &ouml;zg&uuml;rce bir y&ouml;n vermek i&ccedil;in &ccedil;ılgınlığına bel bağlayan&hellip; O halde, şiirsel imgelem ile ussal d&uuml;ş&uuml;nmeyi karıştıran bir filozof da ne oluyor? Disiplinine ihanet etmekle mi su&ccedil;lanacaktır o? Nietzsche d&uuml;ş&uuml;ncesinin başına gelen tam da budur işte. Bu d&uuml;ş&uuml;nce &ouml;nce basit bir edebiyat olarak, yetenekli ama t&uuml;m&uuml;yle mantıktan yoksun bir şiirsel oyun olarak karşılandı. &Ccedil;oğu zaman Nietzsche, s&ouml;yleminin kaotik karakterinden ve savlarının &ccedil;elişik olmasından dolayı kınandı. Yorumlar, onun yapıtlarına k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyici bir felsefi bakış a&ccedil;ısıyla yaklaşarak, ona bir dil sanat&ccedil;ısı olarak hayran olmaktan ibaret kaldı her zaman, &ouml;yle ya Nietzsche ile korkun&ccedil; ve &ccedil;elişkili d&uuml;ş&uuml;nce ifadesi dışında neye tutunacağımızı bilemiyorduk&hellip;Jacques Le Rider&rsquo;in g&ouml;sterdiği gibi, Fransa&rsquo;da Nietsche ile ilk karşılaşmanın belirleyici havası(1890-1930 yılları) onun d&uuml;ş&uuml;ncesini yazınsal bir anlama kaydırdı; otuzlu yılların sonuna doğru Sosyoloji Koleji&rsquo;nin Nietzsche&rsquo;yi, hem de &ouml;nceki akımla &ccedil;ok a&ccedil;ık bir kopma g&ouml;stermeyen, usdışı bir filozof olarak g&ouml;rene kadar. Ama sonunda Ac&eacute;phale dergisinin birka&ccedil; sayısıyla, Nietsche bir filozof-sanat&ccedil;ı olarak tahtına oturmuştu. Ama yine de, bu yanlı sunum, antifaşist bir Nietzsche kavramına katkıda bulunma onuruna sahipse de (hem de bu sorunun g&uuml;ncel ve olduk&ccedil;a netameli olduğu bir d&ouml;nemde), Nietzsche felsefesinin ussal, bilin&ccedil;li, pozitif, hatta pozitivist g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; karartmak gibi bir zaafı da vardı. Nietzsche&rsquo;nin istedeği b&uuml;t&uuml;nsel insan &ouml;rneği sakat bir varlık değildir, bedeninde ve i&ccedil;g&uuml;d&uuml;lerindeki &ouml;zg&uuml;r akışla tanımlanan bir varlık değildir sadece, &ouml;yle olsaydı onun bir hayvandan ne farkı kalırdı? &Uuml;stinsan başsız bir varlık değil de, belli bir anlamda, &ldquo;insanlığın kendine d&ouml;n&uuml;ş&uuml;&rdquo;ne[2] dayanan bir n&ouml;bet değişimini ger&ccedil;ekleştiren bir varlıktır; insan bu d&ouml;n&uuml;şle o zamana kadar insanın değersizliğini kavrayıp yery&uuml;z&uuml;ne egemenliğinin tam bilincine var. &ldquo;Burada ortaya koyduğum sorun, varlıklar sıralamasında insanlığın yerin neyin alması gerektiğini bilmek değildir(zira insan bir sondur), sorun hangi t&uuml;r insanın &uuml;st&uuml;n değerlerce daha zengin, yaşamaya daha layık, geleceği daha sağlam diye yetiştirilmesi gerektiği, istenmesi gerektiği sorunudur. Bu t&uuml;r y&uuml;ksek değerli insan &ouml;nceden de &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r; ancak mutlu bir rastlantı olarak, istisna olarak ve hi&ccedil;bir zaman da istendiği i&ccedil;in değil.&rdquo;[3] Metafiziğe hi&ccedil;bir tutkusu olmayan Nietzsche&rsquo;nin felsefesinin merkezine k&uuml;lt&uuml;r ve uygarlık sorununu koymak uygun olur o halde, hi&ccedil; değilse &ccedil;&ouml;kmekte olan bir insanlığın g&ouml;stergesi olarak. Bundan dolayı &uuml;stinsan &ouml;nce bir filozof ve bir sanat&ccedil;ıdır, yani bir yıkıcı ve bir yaratıcıdır. O insanlığın tinsel evriminin tamamlanmasını temsil eder. Bu ilerleme s&uuml;resince, &ouml;zellikle yetenekli, g&uuml;&ccedil;l&uuml;, kendilerinden emin kimi insanlar ve yaratıcılar kendilerini Tanrı ve her t&uuml;r &ouml;te-d&uuml;nya ile birleştiren mistik bir bağın kopuşunu da g&ouml;ze alırlar. Bitimliliğini tamamen g&ouml;ze almak ve varoluşun trajik karakterine koşulsuz boyun eğmek &uuml;stinsanın iki temel &ouml;zelliğidir. Bu anlamda, &uuml;stinsan Tanrı&rsquo;dan n&ouml;beti devralır. Yaratıcı&rsquo;sı &ouml;lm&uuml;ş olan, yani Tanrı inancı ge&ccedil;erliğini yitiren &ccedil;ağdaş birey, ya sa&ccedil;malık ve &ouml;l&uuml;mle anlamdaş olan bir nihilizm u&ccedil;urumuna dalmalı, ya da sanatsal olarak insanın &ouml;z&uuml;n&uuml; yeniden tanımlayarak Yaratıcı&rsquo;nın yerini almalı. B&ouml;yle bir &ouml;z ancak bir yaratma olabilir, kendi varlığında bulunan bir ger&ccedil;eklik değil. &ldquo;İnsan, kendine &ouml;zg&uuml; karakteri hen&uuml;z belli olmayan hayvandır.&rdquo;[4], onun tanımı ebediyen karanlık, anlaşılmaz kalmalı. İnsanın &ouml;z&uuml;, Nietzsche ile tarihsel karakterinin keşfine kavuşur. İnsan hi&ccedil;bir &ouml;ncesiz-sonrasız doğa&rsquo;ya uymaz demektir bu . O s&uuml;rekli oluş i&ccedil;inde bir varlık olarak tasarlanmıştır. Bundan dolayı sadece tarih ve soybilimsel araştırma, bir dizi ayırt edici &ouml;zellikler kazandırma olanağını sağlar ona. Bunların her biri evriminin bir aşamasını yansıtır. &Ouml;zne&rsquo;nin s&uuml;rekliliği &uuml;zerine kurul belli bir h&uuml;manizma kavramı artık sizlere &ouml;m&uuml;r&hellip; Kutsallık d&uuml;ş&uuml;ncesi bug&uuml;ne kadar Hıristiyanlık tarafından kirletildi. Hıristiyanlığın soyk&uuml;t&uuml;ğ&uuml; Tanrı inancının, zamana ve onun geri d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lemezliğine karşı bir intikam anlayışının ifadesi olduğunu g&ouml;sterir. Bizzat bir d&uuml;nya yaşamı fikri, bu d&uuml;nya karşısında duyulan bir hoşnutsuzluktan başka nedir ki. Bu fikir, insanların &ccedil;oğunun, bizzat kendilerinden hareketle d&uuml;nyaya bir anlam verecekleri yerde, kurtuluşlarını dışardan beklediklerini g&ouml;sterir. Bu a&ccedil;ıdan bakılırsa, bizim Tanrı&rsquo;nın yaratıcıları olduğumuzu ileri s&uuml;rmede belli bir kabalık vardır. İnan&ccedil; kavramı hakikat ile kanı arasında bir ara duruma dayanır, ama onun soyk&uuml;t&uuml;ğ&uuml; kimilerinde inancı, kimilerinde inan&ccedil;sızlığı ortaya &ccedil;ıkaran ilişkileri g&uuml;n ışığına &ccedil;ıkarır. Oysa ruhun inan&ccedil;sızlığı onun g&uuml;c&uuml;n&uuml;n yansısıdır: &ldquo;İsten&ccedil; g&uuml;c&uuml;n&uuml;n derecesi, olaylarda kendimizi anlam&rsquo;dan ne kadar bağışık tutabiliceğimiz, anlamdan yoksun bir d&uuml;nyaya ne kadar katlanabileceğimiz ile ilgilidir: &ccedil;&uuml;nk&uuml; bizzat kendimiz bunun k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir par&ccedil;asını oluştururuz.&rdquo;[5] İnan&ccedil;lılığa gelince, o yaratıcılık zayıflığının ve yoksunluğunun yansısıdır. Nietzsche metafizik soru(n)lardan temelde ayrıldığını hi&ccedil;bir zaman ileri s&uuml;rmediği halde &ndash; &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n, ruhun ya da bir d&uuml;nya yaratıcısının varoluşu gibi- sadece insanın sanatsal g&uuml;c&uuml;ne, onun tanımını bir tanrıyla eşleştirecek kadar y&uuml;celeştiren şeye dayanan bir değer &ouml;l&ccedil;&uuml;t&uuml; uygular. &Uuml;stinsan &ldquo;s&uuml;per g&uuml;&ccedil;ler&rdquo;le donanmış bir insan olarak anlaşılmamalı. Bununla birlikte, o, yetkilerinin tarihinde Tanrı ve tanrılara g&ouml;re g&ouml;r&uuml;lmemiş bir otorite ve egemenlik sahibidir. &Uuml;stinsan insan varlığına d&uuml;şen yeni bir sorumluluk atar ortaya. D&uuml;nyanın kutsal karakteri &uuml;zerine y&ouml;ntemsel bir k&ouml;kten kuşku &ouml;l&ccedil;&uuml;t&uuml;n&uuml; oluşturduktan sonra, o artık kendi varoluşunun anlamını yaratmalıdır. &ldquo;Bir filozof nihilist olabilseydi, insanın b&uuml;t&uuml;n ideallerinin ardında hi&ccedil;liği bulduğu i&ccedil;in olurdu, ya da hi&ccedil;liği değilse de bir işe yaramayanı, sa&ccedil;ma olanı, hastalığı, korkaklığı, bitkinliği, yaşamının boş kadehinde kalan b&uuml;t&uuml;n tortuyu&hellip;&rdquo;[6] Ger&ccedil;ekten, insanın Nietzsche ile bir sanat&ccedil;ı olarak tanımlanması onun d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ş&uuml;nde birbirini izleyen iki aşamayı var sayar. Birincisi filozofu ve hakikat ya da doğruluk kavramını işin i&ccedil;ine koyar. İkincisinde ise geniş bir anlamda sanat&ccedil;ı ve yaşamsal yanılgı kavramı ya da daha yalın olarak doğru- diye &ndash; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len değer kavramı s&ouml;zkonusudur. Bu iki aşama Nietzsche felsefesinin can damarıdır. Bu art arda geliş deyimin en kesin anlamında onu bir filozof-sanat&ccedil;ı olarak ortaya koyar. Bundan dolayı filozof-sanat&ccedil;ı ikiliği (dualite) &ouml;l&uuml;mc&uuml;l hakikat ve yaşamsal yanılgı işlevlerinin zorunlu b&uuml;t&uuml;nleyiciliğine g&ouml;nderme yapar. Bunu anlamamak, Nietzsche felsefesini metafiziksel bir bakışla değerlendirerek, Platonculuk&rsquo;un yerini almaya yetersiz, ters y&uuml;z edilmiş bir Platonculuk olarak yorumlamaktır. Heidegger de kesin bir şekilde Nietzsche&rsquo;nin s&ouml;ylemini b&ouml;yle yorumlar: &ldquo; Tragedyanın doğuşu inancı sanatta, bir başka inan&ccedil; temeli &uuml;zerinde ifade eder: hakikat ile yaşamanın m&uuml;mk&uuml;n olmadığını; &ldquo;hakikat istenci&rdquo;nin daha şimdiden bir yozlaşmışlık belirtisi olduğunu bilerek&hellip;&rdquo;(XIV. 368) [&hellip;] Hakikat istencinin anlamı, Nietzsche i&ccedil;in her zamanki gibi şudur: Platon&rsquo;un ve Hıristiyanlığın d&uuml;ş&uuml;ncesinde ger&ccedil;ek d&uuml;nya istenci [&hellip;]. &ldquo;Sanatın değeri hakikat&rsquo;ten y&uuml;ksektir&rdquo; [&hellip;] yargısının anlamı şudur: duyulur olan daha &ouml;nemli bulunur, &ouml;zellikle duyumlar&uuml;st&uuml; olan&rsquo;dan daha ger&ccedil;ektir. Bu nedenle Nietzsche şunu da s&ouml;yler: &ldquo;Hakikatten korkmamak i&ccedil;in sanatımız var bizim.&rdquo; Bir kez daha s&ouml;ylersek, şudur hakikatin anlamı: duyumlar&uuml;st&uuml; olan&rsquo;ın &ldquo;ger&ccedil;ek d&uuml;nya&rdquo;sı [&hellip;.][7] Heidegger&rsquo;in temel yanlışlığı budur. Bir&ccedil;ok kez a&ccedil;ıklayıcı ilke olarak yinelenen ve tercih edilen bu yorun onun Nietzsche &uuml;zerine metafiziksel ve nihilist yaklaşımını b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle ge&ccedil;ersiz kılar. Metafiziğin Nietzsche&rsquo;ce aşılması şimdi Platonculuk&rsquo;un &ccedil;ok basit bir ters y&uuml;z edilişine indirgenmiştir, girişiminin başarısızlığını g&ouml;sterir bu. Bu yanlış yorum aşağıdaki a&ccedil;ıklamaya dayanır: Sanat Nietzsche&rsquo;ye g&ouml;re, kaotik bir d&uuml;nyada, belirli normları olmayan bu ger&ccedil;eğe daha uygun olduğu i&ccedil;in felsefeden daha hakiki olacaktır. Nietzsche duyulur(sensible) olarak tanımlayacağı ger&ccedil;eklikle(realite) metafiziksel bir ilişki bi&ccedil;imini b&ouml;yle kuracaktır, oysa Platon bu ger&ccedil;ekliği kavranabilir(intelligible), yani d&uuml;ş&uuml;ncenin alanına ait bir şey olarak g&ouml;r&uuml;yordu. Ve aynı metafiziksel idea, onunla b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;inde bir ger&ccedil;ek(reel) tasarımına ulaşılabilecekti, b&ouml;yle korunmuştur. Ancak bu, onun felsefesinin bir&ccedil;ok temel ilkelerini bilmemektir: 1. Nietzsche genel olarak sanatsal işlevi, onun Apollan&rsquo;ca boyutuyla, yani g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş&uuml; yalanla s&uuml;sleme olgusuyla &ouml;zdeşleştirir her zaman. Bundan dolayı Dionysos m&uuml;ziği felsefenin erekliliği ile, diyelim hakikat ile &ouml;zdeşleştirilmiştir, 1876 yılına kadar &ndash; onun romantizmden ve Wagnercilikten koptuğu yıldır bu. Bundan sonra, Nietzsche psikolojik modeli Klasiklik olan plastik sanatlar kadar incelikle yalan s&ouml;yleyebilen bir m&uuml;ziği kendisi yaratır. 2. Wagner&rsquo;in m&uuml;ziğine olan tutkunluk d&ouml;neminden sonra, bu d&ouml;nemin varoluşun trajik anlamıyla ilgili hakikati (1876&rsquo;ya kadar), sonra dinsel olarak yalan oluşu (1876&rsquo;dan sonra) y&uuml;z&uuml;nden dayanılmaz olduğunu s&ouml;yleyen Nietzsche her sanatı her şeyin orada, ger&ccedil;ekten, sadece bir kaos, bir &ccedil;elişki ve acımasız bir talih olduğu basit, dinsel ve klasik bir yapı yaratma olgusu ile &ouml;zdeşleştirir. Oysa, metinler kronolojik bir incelemeye tabi olmadığından, bunların mantıksal gelişimini diler getirmek i&ccedil;in, Nietzsche&rsquo;nin Heidegger&rsquo;ce yorumunun t&uuml;m&uuml;n&uuml; şartlandıran &ldquo;sanatsal olarak g&uuml;&ccedil; istenci&rdquo; &uuml;zerine o g&ouml;rkemli b&ouml;l&uuml;m terimlerin tanımı konusunda s&uuml;reli bir başıboşluğa yargılı kılınmıştır. Daha &ouml;nce zikredilen par&ccedil;a, Heidegger&rsquo;in şu konuların anlamını sistematik olarak ters anladığını g&ouml;steriyor: 1. Nietzsche hakikat&rsquo;e haklı olarak iyimser yalan işlevini y&uuml;klerken, o, sanatın duyulur d&uuml;nyanın a&ccedil;ıklaması olarak hakikati dile getirdiğini s&ouml;yl&uuml;yor. 2. O, &ldquo;hakikat&rdquo;in, Platon&rsquo;a g&ouml;re modeli İdealar d&uuml;nyası olan duyumlar&uuml;st&uuml; bir d&uuml;nyanın nihilist kuruntusunu ifade ettiği i&ccedil;in, tehlikeli olduğunu ileri s&uuml;rer. Buna karşın, Nietzsche hakikat terimiyle bir&ccedil;ok kavramı belirtir, oysa Heidegger bu terimin &ldquo; her zamanki gibi&rdquo; Platon&rsquo;un kullandığı anlamda ger&ccedil;ek d&uuml;nyayı belirttiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Ger&ccedil;ekte, bu terim, bu bağlamda, &ldquo;Silen&rsquo;in bilgeliği&rdquo;nin[8] hakikatini, yani varoluşun trajik, karamsar ve kaotik anlamını, kısacası Platon&rsquo;ca iyimserliğe g&ouml;re hakikatin karşıtını ifade eder. Her varoluşun trajik ve nihilist karakterinin keşfi anlamında hakikat &ouml;zkıyım(intihar) arzusu uyandırmalı; burada tehlikeli olan budur, d&uuml;şsel bir d&uuml;nyaya inanma olgusu değil. &ldquo;Hakikat&rdquo; burada Schopenhauer&rsquo;den Nietzsche&rsquo;ye intikal ettiği bi&ccedil;imiyle, karamsar ve umutsuz bir varoluş kavramını ifade eder. Oysa, Heidegger, haksız yere Platon tarafından idealleştirilen anlamda bir hakikatin s&ouml;zkonusu olduğunu ileri s&uuml;rer. Ama bu hakikat iyimser olduğuna g&ouml;re, &ldquo;korkutma&rdquo;yı başaramaz. Nietzsche&rsquo;ye g&ouml;re, hakikat varoluşu, hem de &ldquo;pasif nihilizm&rdquo;in formlarından biri olan şeyi k&uuml;&ccedil;&uuml;lt&uuml;r sadece.[9] Ama iyimser yanıgıların ortadan kaybolması anlamında, sadece hakikat &ldquo;korkutabilir&rdquo; filozofu, o aslında bir sanat&ccedil;ı değilse. Sonu&ccedil; olarak, Nietzsche&rsquo;nin sanat felsefesi Platonculuk&rsquo;un &ccedil;ok basit bir ters y&uuml;z edilmesine dayanmaz: Platon sadece kavranabilir d&uuml;nyanın (ideler d&uuml;nyasının, &ccedil;.n.) bilinebilir ve m&uuml;lahazaya değer olduğunu ileri s&uuml;rerken ger&ccedil;ek(hakiki) d&uuml;nyanın duyulur d&uuml;nya olduğunu ileri s&uuml;rmek s&ouml;z konusu değildir. Nietzsche&rsquo;nin felsefesi, &ldquo;nesneler&rdquo;e uygunluk anlamındaki o hakikat kavramını olduğu gibi koruyarak, Platon&rsquo;un o &uuml;nl&uuml; duyulur d&uuml;nya-kavranılır d&uuml;nya ikiliğini ters &ccedil;evirmekten ibaret değildir. Nietzsche, k&ouml;k&uuml;nden dağıttığı bu karşıtlığı yeniden &uuml;zerine almadan, ger&ccedil;ek(hakiki) bir d&uuml;nya ile g&ouml;r&uuml;n&uuml;r bir d&uuml;nya arasında en k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir ayrım olamayacağını ileri s&uuml;rer. Ama yine de: ilk olarak, metafiziksel yanılsamalardan(pasif nihilizm bi&ccedil;imi) kurtulmak i&ccedil;in, varoluşumuzun tehlikeli ve dayanılmaz hakikati olan yıkıcı, &ldquo;aktif&rdquo;[10] nihilizm &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmek; ikincisi, yaratıcı ve kurtarıcı(sağaltıcı) bir etkinlik i&ccedil;inde, nihayet duyulur ve tamamen yalanlardan ve yapaylıklardan oluşan bir varoluşun olumlanmasıyla bu felsefi nihilist meditasyonu aşmak uygun olur. ? Filozof-sanat&ccedil;ının anlamı budur: Nietzsche Stendal&rsquo;in şu tanımlamasına imzasını atar: &ldquo;İyi filozof olmak i&ccedil;in kuru, a&ccedil;ık, yanılgısız olmak gerekir. Servet yapan bir bankacıda felsefede keşifler yapabilmek i&ccedil;in, yani olanı a&ccedil;ık&ccedil;a g&ouml;rebilmek i&ccedil;in gereken karakterden bir par&ccedil;a vardır.&rdquo;[11], ancak bunun sonu &ouml;zkıyıma varacağı i&ccedil;in, varoluşu onaylamak uygundur: &ldquo;D&uuml;r&uuml;stl&uuml;k&rsquo;&uuml;n sonu tiksinti ve &ouml;zkıyım olur, oysa d&uuml;r&uuml;stl&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z&uuml;n b&ouml;yle bir sonu&ccedil;la karşılaşmaması i&ccedil;in &ouml;nemli bir olanağa sahip olduğu da ortadadır.&rdquo;[12] Bu anlamda, her sanatsal yaratım &ouml;l&uuml;me karşı bir meydan okumadır. &ldquo;Sanat&ccedil;ılar hi&ccedil;bir şeyi olduğu gibi g&ouml;rmek zorunda değiller; olanı daha dolu, daha yalın, daha sağlam g&ouml;r&uuml;r onlar: dahası bedende bir t&uuml;r ebedi gen&ccedil;liğe, ebedi ilkbahara, bir t&uuml;r doğal sarhoşluğa sahip olmaları gerekir.&rdquo;[13] İyi filozof olmak, metafiziksel kuruntulara(&ldquo;&ouml;te-d&uuml;nyalar&rdquo;a inan&ccedil;) g&uuml;ven duymamaktır. Sanat&ccedil;ı olmak, &ldquo;nesnelerde anlam aramamak; ancak onlara anlamlar y&uuml;klemektir!&rdquo;[14] Sanat&ccedil;ı-filozof olmak da, korkusuzca canlılar d&uuml;nyasına ait olduğumuzun bilincinde olmaktır! &ccedil;eviren: Kenan SARIALİOĞLU [1] Mathieu Kessler Amiens &Uuml;niversitesi G&uuml;zel Sanatlar Fak&uuml;ltesinde ders veriyor. &Ouml;zellikle Nietzsche Estetiği ve Nietzsche ya da Metafiziğin Estetikle Aşılması(PUF yay., 1998, 1999) adlı yapıtlarıyla ve iki estetik deneme, &Ccedil;ağdaş Sanatın &Ccedil;atışkıları ve Manzara ile G&ouml;lgesi(PUF yay, 1999) ile dikkati &ccedil;ekti. [2] Nietsche&rsquo;nin &ouml;l&uuml;m&uuml;nden sonra yayımlanan notları,(&Ouml;.S.Y.N) 1888 başı-ocak 1889 başı, &eacute;d. Galimard, NRF, 1977, Fgt. 25(6), s. 379. [3] L&rsquo;Ant&eacute;christ(Deccal), &eacute;d. Galimard, NRF, 1974, &sect; 3, s. 162. [4] Par-dela bien et mal (İyinin ve K&ouml;t&uuml;n&uuml;n &Ouml;tesinde), &eacute;d. Galimard, NRF, 1971,&sect; 62, s.77. [5] &Ouml;.S.Y.N., 1887 g&uuml;z-1888 mart, &eacute;d. Galimard, NRF, 1976, Fgt.9 (60), s. 40. [6] Cr&eacute;puscule des idoles(Putların Alacakaranlığı), &eacute;d. Galimard, NRF, &ldquo;Divagations d&rsquo;un &lsquo;inactuel&rsquo; &ldquo;(Zamandışı birinin izlenimleri), &sect; 32, s. 126 . [7] Martin Heidegger, Nietzsche I, &eacute;d. Gallimard, NRF, 1971, I, &ldquo;sanat olarak g&uuml;&ccedil; istenci&rdquo;, s. 74 . [8] La Naissance de la trag&eacute;die (Tragedyanın Doğuşu), , &eacute;d. Gallimard, NRF, 1977, &sect; 3, s. 50. [9] &Ouml;.S.Y.N., g&uuml;z 1887-mart 1888, &eacute;d. Galimard, NRF, 1976, Fgt. 9 (35), s. 28. [10] a.y. [11] Par-d&eacute;la bien et mal(İyinin ve K&ouml;t&uuml;n&uuml;n &Ouml;tesinde), &eacute;d. Gallimard, NRF, 1971, &sect; 39, s. 57. [12] Le Gai Savoir(G&uuml;len Bilgi), &eacute;d. Gallimard, NRF, 1982, &sect; 107, s. 132. [13] &Ouml;.S.Y.N., 1888 başı-ocak 1889 başı, &eacute;d. Gallimard, NRF, 1977, Fgt. 14(117), s. 86. [14] &Ouml;.S.Y.N., yaz 1882-ilkbahar 1884, &eacute;d. Gallimard, NRF, 1997, Fgt. 6(15),s. 238.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fsanatin-degeri-hakikatten-daha-yuksektir%2F&amp;title=Sanat%C4%B1n%20De%C4%9Feri%20Hakikat%E2%80%99ten%20Daha%20Y%C3%BCksektir" id="wpa2a_6"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/sanatin-degeri-hakikatten-daha-yuksektir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

