Archive for the 'Kategorilenmemiş' Category

Mar 19 2007

Hayatın Oğlu Şiir

Published by mustafa celep under Kategorilenmemiş

 
İçinde bulunduğumuz hayatın şiire bakan yönünün duymasını bilen kulak , söylemesini bilen ağız için ince sesle­re, zengin görüntülere, dayanılmaz iç acıla­ra ve yoğunluklara bakan boyutları vardır. Continue Reading »

One response so far

Mar 19 2007

İnsanın Hakikati Arayışı Olarak Sanat

Published by mustafa celep under Kategorilenmemiş

 

"Dil, varlığın evidir"
Heidegger
 
Modern yaşama tarzının tekdüzeliğin­de/monotonluğunda sıkışıp kalan modern bi­rey, kendisi için kurtuluş yolunun ancak sana­tın geniş evreninde iç bunaltısına, saplantısına, tedirginliklerine, karmaşık duygu ve endişele­rine merhem olacak, onu gündelik çarkın ka­rakterini zedeleyici etkilerinden azade kılacak şeyin, bir şiirsel dinamizmle, bir sanatsal atı­lımla mümkün olacağını söyleyebiliriz pekala. Continue Reading »

2 responses so far

Mar 10 2007

Şiiri Savunmak

Published by mustafa celep under Kategorilenmemiş

 
                                                                                                  Ahmet Güntan’a
 
     İçinde yer aldığımız çağda şiirin savunulmaya değer bir yanı var.Şiiri savunmak, özgürlüğü savunmaktır.Peki nedir özgürlük?Özgürlük kavramı, bizi hangi anlam alanına götürür? Continue Reading »

No responses yet

Oca 10 2007

Fark Ontolojisinin Kutsal Filozofu

Published by aralikdergi under Kategorilenmemiş

Sadık Erol ER*

   

                    Her zaman kuvvetlileri zayıflara karşı korumak gerekir
                                                       Nietzsche

                                      Yaratıcı yasa koyucudur-dansçıdır
                                                        Gilles Deleuze

1960’lardan sonra Nietzsche’nin maskeler halinde Kıta Avrupa’sı felsefesine geri dönüşünde önemli bir uğrak noktası olan Parisli entelektüel çevreler, Nietzsche’nin kendi ruhsal soyunun Ren’in batısında ikamet ettiğini hissetmesini haklılaştıracak şekilde metinlerini cesur ve coşkulu okumalara tabii tuttular. Marksist, varoluşçu ve fenomenolojik biçimlerin yanı sıra dilbilimde Ferdinand de Sassure’den esinlenen Claude Lévi Strauss, Jacques Lacan ve Louis Althusser gibi yapısalcılar, Freud ve Marx’ın yapısalcı anlamda keşfi ve Heidegger’in Nietzsche’yi yeniden ele geçirmesiyle birlikte beliren postyapısalcılar için Nietzscheci corpus daima önemli bir referans noktası olarak kabul edildi. Continue Reading »

No responses yet

Ara 31 2006

İmparator ve İmparatoriçe’den Şiirli Kutlama

"TOKYO (A.A) - Japon İmparatoru Akihito ile İmparatoriçe Mişiko, Japon geleneğine uygun olarak, aile açısından 2006′ya damgasını vuran olayları klasik şiirler okuyarak kutladı. İmparator ve İmparatoriçe’nin kutladığı olaylar arasında en önemlisi, 40 yıl aradan sonra bu sene tahta, bir erkek varisin doğmasıydı. 73 yaşındaki İmparator 5 klasik şiir okurken, 72 yaşındaki İmparatoriçe 3 şiir okudu."

Yukarıdaki paragrafta asıl anlatılmak istenen nedir?

A) İmparator ve imparatoriçeler şiir okuyunca hapse atılmaz.
B)
Türkler şiirlerle yatıp kalkan bir millettir.
C) Bülent Ecevit de şiir yazmıştır. Continue Reading »

No responses yet

Kas 16 2006

“aha lan şiir(!)”

Published by sabrisari under Kategorilenmemiş

yağmurunda hüznümün esrik kıpırdanışlar
çöllerim dost sohbetinde sıcacık kuru dallar
parkamda güz hasreti cebimde kuş ölüsü
çığlık çığlığa kalmış hepsi güneşin buğusunda
ve sen sevgilim aşkın ellerime kelepçe
yüreğim tekrar sevemez evlatlık gibi sokağında
ayrılığın dumanı sinmiş yüzüme yüzün bir semender kaçışı
şarap tadında burukluk simit susamı gibi çocukça
bırakma beni güllerim soluyor
gecelerim zindan karası derin
sevdiğim bırakma beni

6 responses so far

Eki 14 2006

Pamuktan Bomba

No responses yet

Tem 31 2006

Temsil

Published by aralikdergi under Kategorilenmemiş

TEMSİL: (ing. representation)
1- Genel olarak, bir nesnenin (söz gelimi bir kavram, kişi ya da zamanın) yerine bir başkasını koyma, geçirme veya ikame etme.
2- Bir şeyin, bir olgunun ya da nesnenin, dışsal bir gerçekliğin başka bir düzlemde, dil ya da düşüncede, aynen hiçbir anlam veya içerik kaybı olmadan yansıtılması, betimlenmesi
3- biraz daha özel olarak da, göstergelerin anlamlarının yerine geçirilmesi.
4- Siyasette, bir kurumun, bir topluluğun, sosyal bir grup ya da sınıfın sözcülüğünü yapma, onlar adına, çıkarlarını koruma amacıyla hareket etme. Bu bağlamda, genel iradenin sadece milletin temsilcileriyle vücut bulabileceğini ve yalnızca bu vekillerle ifade edilebileceğini öne süren ulusal egemenlik teorisine temsil teorisi denmektedir. Modern düşüncenin en önemli kavramlarından biri olan ve özne-nesne, temsil eden temsil edilen, gösterge-gösterilen ikiliğini varsayan temsil kavramı ilk kez olarak Nietzsche tarafından sorgulanmıştır. Politikada demokratik temsile inanmayan, epistemolojik nesnellik konusunda fazlasıyla kötümser olan Nietzsche’nin demokratik temsile karşı çıkmasının esas nedeni, onun bu tarz bir temsilin toplumda sayıca çok olan güçsüz ve vasati bireyler üzerinde tahakküm kurmalarına imkan sağladığı inancıdır. Özellikle resimsel anlam teorisi bağlamında temsilin doğası üzerinde yoğunlaşan Ludwig Wittgenstein da, dilsel görecilikle dilin indirgenemez çoğulculuğunun bir şeyi, bir gerçekliği temsil etmeyi imkansız hale getirdiğini söyler. Aynı şekilde, temsil pratiğinin son 300 yıllık tarihini inceleyen Foucault, 17. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında temsilin yansız, nesnel, bilinçli ve evrensel bir düşünce olduğunu, fakat onun, 19. yüzyılın başından itibaren, özne olarak insanın doğuşuyla birlikte, karmakarışıklaşıp belirsizleştiğini öne sürer. Temsilin özne ve nesnesi arasındaki ikilik kaybolduğunda, onun öznesi ve nesnesi ayrı ve bağımsız olmayıp, sıkı sıkıya bağlantılı hale geldiği zaman, Foucault’ya göre, basit-, doğal-, ve sahici-olmayan bir temsil ortaya çıkmıştır. Postmodernistler de işte bu temelden hareketle, temsilin sıkıcı, aldatıcı, saygısız ve tahrif edici olduğunu öne sürerler. Temsil, onlara göre, hem siyasi, hem de sosyal, kültürel, epistemolojik ve dilsel anlamda, keyfi bir şeydir. Temsilin kötü ve tehlikeli bir şey olduğunu öne sürerken, onu hakimiyet ve tahakkümle özdeşleştiren postmodernistlere göre, aldatıcı, mekanik ve sahtekarca olan temsil, sadece çarpıtmaya işaret eder. (Kaynak: Felsefe Sözlüğü, Ahmet Cevizci, Paradigma Yayınları, 2002)

No responses yet

« Prev - Next »