<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ARALIK EDEBİYAT &#187; edebiyat ortamı</title>
	<atom:link href="http://www.aralikedebiyat.com/kategori/dergi/edebiyat-ortami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aralikedebiyat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2012 17:22:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>DERGİLERİ İNCELEME RAHLESİ</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/dergileri-inceleme-rahlesi/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/dergileri-inceleme-rahlesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2008 20:49:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[aşkın e-hali]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat ortamı]]></category>
		<category><![CDATA[kuşluk vakti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=437</guid>
		<description><![CDATA[1- Aşkın e-Hali Edebiyat Dergisi 12.Sayı Ekim-Kasım-Aralık 2008 Şiirin damar atışlarının,nabız vuruşlarının taşrada duyulduğunu s&#246;ylemek durumundayız. Şiir bahsinde en temel tutumun samimiyet olduğu unutulmamalı. Taşrada &#231;ıkan dergilerde yayınlanan şiirler ,merkezde merkezi temsil eden dergilerde yayınlanan şiirlere nazaran daha sıcak daha i&#231;ten olduğu hemen daha ilk mısrada kendini belli eder. Her şiir bir fetih hareketidir ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1- Aşkın e-Hali  Edebiyat Dergisi 12.Sayı Ekim-Kasım-Aralık  2008</strong></p>
<p>    Şiirin damar atışlarının,nabız vuruşlarının taşrada duyulduğunu s&ouml;ylemek durumundayız. Şiir bahsinde en temel tutumun samimiyet olduğu unutulmamalı. Taşrada &ccedil;ıkan dergilerde yayınlanan şiirler ,merkezde merkezi temsil eden dergilerde yayınlanan şiirlere nazaran daha sıcak daha i&ccedil;ten olduğu hemen daha ilk mısrada kendini belli eder. Her şiir bir fetih hareketidir ve taşrada kendiliğini a&ccedil;ığa &ccedil;ıkartan şairlerin ilk şiir manevraları,bu fetih duygusunun heyecanını taşır:kendini keşfetmenin heyecanını. Bu durum sadece şiir i&ccedil;in  s&ouml;z konusu değildir,deneme ve diğer edebi  t&uuml;rler i&ccedil;in de  ge&ccedil;erlidir. Devasa  şehirlerde yaşanan insan ilişkilerindeki yapaylık,taşrada yazıya dayalı  olarak kurulan dostluklar i&ccedil;in bahis konusu edilemez. Bir anlamda taşrada Anadolu&rsquo; da daha kalıcı birliktelikler kuruluyor, yaşanıyor.<span id="more-437"></span><br />Taşrada &ccedil;ıkan her dergi yeni bir hamle hareketidir,d&uuml;nyayı tanıyor olmanın atılımına sahiptir. Edebiyatta bir tazelik fikri,taşraya geniş bir hareket alanı sağlıyor. Kaygısı olmayanın ahlakı da yoktur. D&uuml;nyaya s&ouml;yleyecek s&ouml;z&uuml; olmayanın beyhude bir arayış i&ccedil;inde olduğunu s&ouml;yleyebiliriz.  &Ccedil;orum&rsquo;da 12. sayısına ulaşan Aşkın e- Hali dergisini okuyup bitirdikten sonra yukarıdaki fikirler hatırıma geliverdi,bu samimiyet ve &ccedil;abaya kayıtsız kalamayacağımı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;m. Yazı ,s&ouml;z ,samimiyet ve karşılık bulma noktasında dergi i&ccedil;in yapılan Mehmet Okumuş s&ouml;yleşisi,en fazla dikkatimi &ccedil;eken,beni en &ccedil;ok  etkileyen bir konuşmaydı. Edebiyatta sahicilik &uuml;zerine tekrar d&uuml;ş&uuml;nmeme vesile oldu. Ş&ouml;yle der Okumuş, s&ouml;yleşinin bir kısmında:</p>
<p>       &lsquo;&lsquo;Samimiyet aslında s&ouml;zlerden yansır. Yazan s&ouml;z&uuml; ne kadar sahiplenmişse s&ouml;z de o kadar sahibini sahiplenir. Ve s&ouml;z insanın yazdığında okunan bir karşılık bulmuşsa g&uuml;zellik yahut &ccedil;irkinlik adına orda bir samimiyet vardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; sancısı kelimeye siner insanın. Hani deniliyor ya &quot;her işin başı ahlaktır&quot; diye. Bence sonraki aşama bu. Her şeyin başı kaygıdır aslında. Kaygısı olanın ahlakı olur. Buna bağlı olarak samimiyetiniz ortaya d&ouml;k&uuml;l&uuml;r. Yani fazladan bir anlatıma gerek yoktur. S&ouml;zler , s&ouml;ze sadıksanız , &quot;s&ouml;z&quot; lemek istediğiniz varsa okur sizi. Ve sonra da yazar. Burada ,ilham değil kastım; s&ouml;yleyecek s&ouml;zleriniz varsa, ilk mısralar tecelli olur,sonrakiler o tecelli dahilinde samimice d&ouml;k&uuml;l&uuml;rler.&quot;</p>
<p>    Dergide a&ccedil;ık a&ccedil;ık etkilendiğim yazılardan biri de Mustafa U&ccedil;urum&rsquo;un &quot;Herkes Gibi&quot; adlı denemesi oldu. Bu denemeyi &ouml;nemli kılan yazarın duyarlılığı ve uyarıcılığıdır . U&ccedil;urum bu yazısıyla sessiz sedasız denemeci kimliğini ispatlamıştır. Teknolojik bir buhrana doğru s&uuml;r&uuml;kleniyoruz der yazının bir kısmında. Yazının ana iletisi, temel fikri &lsquo;kendi&rsquo; olmak,&ouml;zg&uuml;n bir kişiliğe sahip,olayların ve durumların farkında olmaktır. Dil ve &uuml;slup bakımından sade bir s&ouml;yleyişe dayalı bir yazı yazmış U&ccedil;urum. Kendini okutabiliyor. Dileğimiz bu yazıların &ccedil;oğalması ve daha geniş a&ccedil;ılımlarla devam etmesidir.</p>
<p>  Mustafa &Ouml;z&ccedil;elik  &lsquo;Gelenekten Geleceğe Şiirimiz&rsquo; adlı yazısında gelenek sorununu ele alır. &Ouml;z&ccedil;elik&rsquo; in vurgusu geleneğe y&ouml;neliktir daha &ccedil;ok. Şiirde yeniliğin gelenek birikimini esas alarak ger&ccedil;ekleşeceğine inanır. &Ouml;z&ccedil;elik&rsquo;e g&ouml;re gelenekten yararlanma meselesi bir y&ouml;n&uuml;yle dine bir y&ouml;n&uuml;yle &ccedil;eviri k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne diğer y&ouml;n&uuml;yle de medeniyet tercihine bakan bir  meseledir. Bu bahiste Tanpınar gibi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r: &lsquo;Devam ederek değişmek, değişerek devam etmek&rsquo; . Biz  şiirde yenilik deyince &ouml;zde yapılacak bir yeniliği anlıyoruz. Ve her yeniliğin yaşayan insan ve yaşanan hayatla bir bağının olması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. Bi&ccedil;im denemeleri devrinin ge&ccedil;tiğine inanıyoruz,yapılacaksa eğer ruhta bir yenilik arayışına girmek gerekir. Yenilik bahsinde &ouml;n&uuml;m&uuml;zde tek &ouml;rnek var:Sezai Karako&ccedil; şiiri.<br /> Karako&ccedil; ,geleneksel bi&ccedil;imlere yeni bir &ouml;z yeni bir şahsiyet kazandırmıştır. Geleneği bir ihya hareketidir Karako&ccedil;&rsquo;un şiiri. Onda her bi&ccedil;im yeni bir &ccedil;ehreye b&uuml;r&uuml;nm&uuml;şt&uuml;r. Canlı ve yaşayan  organik bi&ccedil;imler toplamıdır gelenek. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; zamanın duyarlığı esas alınarak yazılmışlardır.</p>
<p>   Bizce dergide yayınlanan en iyi şiir &lsquo; ne olduysa aniden oldu&rsquo; şiiriyle Nurettin Durman&rsquo;a ait olan şiirdir. Canlı ,konuşmaya dayalı,insani bir &ccedil;ehresi var bu şiirin. &lsquo;&lsquo; gene y&uuml;z&uuml;m olsun diye ikindi vakti orada/ evet tam ikindi vakti deniz kenarındaki/ hamid-i evvel camiinin kubbesiyle/ insanı kendine &ccedil;eken serinliği arasında/ sessizce ama sessizce/ ne olursun tanrım/ kalbimi yumuşat dedim&rsquo;&rsquo;<br />   Aşkın e-Hali edebiyat dergisinin g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirine dair eleştirel denemelere ağırlık vermesi durumunda  bir hareketlilik kazanacağını s&ouml;yleyebiliriz..</p>
<p><strong>2.Kuşluk Vakti Aylık Edebiyat Se&ccedil;kisi Kasım 2008 Sayı-7</strong></p>
<p>Kuşluk Vakti yedinci sayısıyla yine dopdolu. Dergi her ge&ccedil;en g&uuml;n b&uuml;y&uuml;yor,bu ger&ccedil;ek. Bu ger&ccedil;eğin a&ccedil;ılımını sunan yazılarla karşılaşıyoruz dergide. Said Konar&rsquo;ın kitap tanıtım yazısı, Nazife Şişman&rsquo;ın yazma gerek&ccedil;esini sunan metni , Kuşluk Vakti&rsquo;ne d&uuml;ş&uuml;nsel bir boyut katmış.Nazife Şişman&rsquo;ın  yazı etkinliğine dair metninin gen&ccedil; kadın yazarlar i&ccedil;in &ouml;ğretici bir yazı olduğunu s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;n. Sibel Eraslan ile yapılan s&ouml;yleşi,yazarın Siret-i Meryem adlı kitabı i&ccedil;in arka bah&ccedil;e niteliğinde. S&ouml;yleşinin bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde &lsquo;Yalnızlığı bilin&ccedil;li tercihtir yazarlık. Cesaret ve bedel ister.&rsquo; der,Eraslan. Kimi yazarlar i&ccedil;inse yazarlık,yalnzlığın bilin&ccedil;li &ccedil;oğaltımıdır. Yazı yazmak , &ccedil;oğalmayı,anlamla zenginleşmeyi temel alır. Yazı,varoluşsal bir etkinlik aynı zamanda. D&uuml;nyaya anlam verme, soruna k&ouml;kensel bir bakış getirmedir. Yazar hemen her zaman en dipte olandır. Kavrayışta k&ouml;klere inendir.</p>
<p>Kuşluk Vaktinde usta yazarımız Rasim &Ouml;zden&ouml;ren&rsquo;e dair bir portre &ccedil;alışması var. Bu yazıların t&uuml;m&uuml;ne olumlu bakıyoruz ancak bu kadarla kalınmamalıydı diyoruz. Daha &ccedil;&ouml;z&uuml;mleyici &ccedil;alışmalar da yer alabilirdi dergide. Dergideki yazarların &Ouml;zden&ouml;ren&rsquo;e onun &ouml;yk&uuml; ve fikir d&uuml;nyasına,hayattaki duruşuna dair izlenimleri, bir &ouml;yk&uuml; ve d&uuml;ş&uuml;nce yazarı olarak &Ouml;zden&ouml;renin komplekssiz kişiliğini,m&uuml;tevazi duruşunu yansıtıyor. Bu &ouml;nemli. &Ouml;ncelikle gen&ccedil; yazar ve edebiyat&ccedil;ılar i&ccedil;in &ouml;nemli. Ben eski kafalıyım bu anlamda. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z edebiyat&ccedil;ılarında,g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şairlerinde g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m kibri hi&ccedil;  hoş karşılamam. Yazdğımız her metin bizi daha bir m&uuml;tavazi kılmalı diyorum. Mevl&acirc;n&acirc;cıyım ben, diriliş&ccedil;iyim bu anlamda. Başım g&ouml;ğe ermez usta işi bir şiir yazdığımda. Bu bağlamda İsmail G&uuml;le&ccedil;&rsquo;in Mesnevi Sadece Mesnevi Midir adlı yazısını kardeşim gibi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; s&ouml;ylemek isterim. Bu toprakların ruhundan sesleniyor &ccedil;&uuml;nk&uuml;.Değerlerimizden konuşuyor,bizi konuşuyor.</p>
<p>Kuşluk Vakti ,şiir konusunda bir yoğunluğa sahip değil hen&uuml;z. Derginin şiddetle gen&ccedil; şiire,gen&ccedil; şaire ihtitiayacı var. En b&uuml;y&uuml;k eksiği şimdilik bu. Bunun yanında Yusuf Kaplan &ouml;rneğinde olduğu gibi iddialı, meselesi olan yazılar yer almalı dergide.</p>
<p>Yusuf Kaplan&rsquo;ın yazısının tartışmalı tarafları var. Kaplan, eleştirisini g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirine getirseydi katılabilirdik. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şirinin istikamet fikrinden b&uuml;y&uuml;k atmosferden yoksun oluşunun k&ouml;klerini İkinci Yenide arayabiliriz pekala. &Ouml;ncelikle Yusuf Kaplan bir şair ve eleştirmen değil. Şiire dair eleştirel &ouml;l&ccedil;&uuml;tleri baz almalıydı. İkinci Yeniyi hapishane değil şiire getirilen bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k(&ouml;zellike şiirde kelimenin yeri,dil-i&ccedil;i imkanlar bakımından)olduğunu s&ouml;yleyeceğiz. İkinci Yeni T&uuml;rk modernleşmesinin y&uuml;z ıdır. Yusuf Kaplan, modern insanın ser&uuml;venini hayata tutunma arayışını  Turgut Uyar&rsquo;ın şiirinden okuyabilirdi mesela. İnsanın yabancılaşma olgusunu  Edip Cansever &ouml;zelinde ele alabilirdi. Sezai karako&ccedil; şiirini yeni-ger&ccedil;ek&ccedil;i a&ccedil;ıdan işleyebilirdi.Hakeza Cemal S&uuml;reya,Ece Ayhan,&Uuml;lk&uuml; Tamer,İlhan Berk şiirlerini modernizm bağlamanında inceleyebilir,&ccedil;&ouml;z&uuml;mleyebilirdi. İkinci Yeninin merkezinde duran adam Sezai Karako&ccedil;&rsquo;tur. Şiirde medeniyet pespektifi Karako&ccedil;&rsquo;la zirveye taşınır. Ama Karako&ccedil;&rsquo;un şiirine sadece medeniyet&ccedil;i bakış a&ccedil;ısından yaklaşmak da bizi şiirden uzakaştırabilir. Şiirde h&uuml;k&uuml;m c&uuml;mleleri şiire dair yaklaşımlar kucaklayıcı olmalı. İkinci Yeni her anlamda bir imkandır,İkinci Yeniyi doğru okumak gerekiyor.Bu şiir hala bu imkanı bu vasfını koruyor.</p>
<p>Artık Kuşluk Vakti&rsquo;nin d&uuml;ş&uuml;nsel bir ağırlığı var ve &ouml;yle inanıyorum ki  &ouml;zellikle şiir &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nen gen&ccedil; şairlerin poetik metinlerine yer verdiğinde  her sayısıyla ivme kazanan bir dergi olacaktır.</p>
<p><strong>3.Edebiyat Ortamı Dergisi, Kasım &ndash; Aralık 2008 , Sayı:5</strong></p>
<p>Ankara&rsquo;da  yayın hayatını s&uuml;rd&uuml;ren Edebiyat Ortamı Dergisi, sessiz ve derinden y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;ne devam ediyor. Dergi &ouml;nemli yazılara yer veriyor b&uuml;nyesinde. Aslında hi&ccedil; de sessiz bir y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş değil bu. Edebiyat Ortamı, Cahit Zarifoğlu&rsquo; nun Mektuplarına yer vermekle okurlara taze bir heyecan , yeni bir renk kattı. Biz bunu derginin yeni bir atılımı olarak g&ouml;r&uuml;yoruz. Mektupların yayınlanması , aynı zamanda yeni bir hamledir kanaatimizce. Benim asıl &uuml;zerinde duracağım şey, Zarifoğlu&rsquo;nun Mavera dergisinde , dergiye gelen &uuml;r&uuml;nleri değerlendirdiği Okuyucularla k&ouml;şesinde yazdığı yazılar. Mektupların  kitap b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne kavuşması tabii ki hepimizin arzusu. &Uuml;stelik şairin oradaki iradesi ve kararlılığı karşısında &ccedil;oğumuzun &ouml;ğreneceği bir şeyler mutlaka vardır. Bu &ccedil;alışmanın dergi y&ouml;neticilerini ilgilendiren bir tarafı da var. &Ouml;zellikle bir edebiyat dergisinin idaresi,devamlılığı, dağıtımı, y&ouml;nlendiriciliği, &ouml;zverisi ,teşvik edişi ,sevk edişi, gibi bir &ccedil;ok konularda &ouml;ğretici y&ouml;nleri var. Ancak Zarifoğlunu&rsquo; nun Okuyucularla k&ouml;şesinde yazdığı yazıların kitap b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne ulaşmasını , şairin şiire yaklaşım bi&ccedil;imini,&ouml;nerilerini,tavsiyelerini ,eleştirilerini,kuşatıcılığını,kucaklayıcılığını, şiir g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; yansıtması bakımından daha &ccedil;ok istiyor,daha &ccedil;ok &ouml;nemsiyorum. Bu , aynı zamanda gen&ccedil; şairler i&ccedil;in de &ouml;nemli. Sadece şiir gen&ccedil;leri i&ccedil;in değil eleştirmenlere de seslenen bir tarafı o yazıların. Eleştirmenler de o yazılardan kendilerine d&uuml;şen payları alacaklar ,nasipleneceklerdir. Zarifoğlu&rsquo;nun kendisine g&ouml;nderilen şiirleri ele alış bi&ccedil;imi, yaklaşım tarzı her bakımdan &ouml;ğretici olurdu doğrusu. Ben de Edebiyat Ortamına bu yazıların da bir kitap şekline d&ouml;n&uuml;şmesi y&ouml;n&uuml;nde &ouml;neride bulunabilirim. &Uuml;stelik bu, şiirin gizli has okuyucuları i&ccedil;in de beklenen bir şey. Harika olurdu, verimli olurdu, besleyici olurdu.</p>
<p>Edebiyat Ortamı, sessiz y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;n&uuml; eleştirel &ccedil;alışmalarla tetiklemeye devam ediyor. Edebiyat Ortamı , b&uuml;y&uuml;k işler yapıyor aslında. Dergide yayınlanma imkanı bulan şiir değerlendirme-eleştiri yazıları , Edebiyat Ortamı&rsquo;na eleştirinin &ouml;zellikle modern eleştirinin kalesi olma y&ouml;n&uuml;nde ivme kazandırıyor, g&uuml;&ccedil; veriyor. Dergide  s&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml; teyit eden yazılar da mevcut. Arif Ay&rsquo;ın Şiir ve Tahkiye , A. C&uuml;neyt Issı&rsquo;nın İlhan Berk Şiiri &Uuml;zerine ,Arif Ay&rsquo;ın  ve  Turan Karataş&rsquo;ın d&uuml;zenli olarak   yazdığı Dergiler Arasında  ve YazıSaati b&ouml;l&uuml;mleri  Edebiyat Ortamı&rsquo;na canlılık katan &ccedil;alışmalar. Arif Ay&rsquo;ın Sezai Karako&ccedil; şiiri &uuml;zerine yazdığı yazıya bir işaret koyalım. Zira Arif Ay&rsquo;ın yazısını &ouml;nemli kılan , yazının genelini kapsayan manifesto havası. &Ccedil;ağımıza ilişkin diri c&uuml;mleler kuruyor Ay.</p>
<p>Dergiye şiirleriyle katkıda bulunan isimler ş&ouml;yle:Osman Sarı, Emre D&ouml;ğer, G&ouml;zde Burcu Narin, Mehmet Aycı, Fatih Yavuz &Ccedil;i&ccedil;ek, Sedat Turan.</p>
<p>Edebiyat Ortamı&rsquo;ında dikkatimi &ccedil;eken,ilgi duyduğum,uğraş edindiğim alan itibariyle  &ouml;nemli bulduğum, aynı zamanda kim ne derse desin 2008&rsquo;in  en iyi,&uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmeğe değer poetik metinlerinden olan İsmail Karakurt imzalı Korkunun İpinde İ&ccedil;imizi G&ouml;ren Jongl&ouml;r adlı yazı oldu. Nefis bir yazı. Karakurt yazısında bakın ne diyor: &lsquo;&lsquo;Ne zaman ki şiir , bir devingenlikle,bir hava ile şairin hayatını d&ouml;rt bir yandan kuşatır; işte  b&ouml;yle bir durumdayken şair, iyi bir şiirle insanların i&ccedil;ini g&ouml;r&uuml;r yahut da insanların i&ccedil;lerini g&ouml;rmesini sağlayabilir.&rsquo;&rsquo; Karakurt , şiir-ger&ccedil;eklik-okuyucu ilişkisini ele aldığı yazısında bizi bir kez daha d&uuml;nya ge&ccedil;ekliği ve imge-r&uuml;ya konusunda d&uuml;ş&uuml;nmeye &ccedil;ağırıyor. Edebiyat Ortamı&rsquo;ında bu tarz yazılar &ccedil;oğalmalı diyoruz. Bu yazılar  aynı zamanda dergiye ağırlık veren d&uuml;zey kazandıran yazılar.</p>
<p>Edebiyat Ortamı&rsquo;nın bu  derinlikli y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml;n&uuml; y&uuml;rekten destekliyoruz.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fdergileri-inceleme-rahlesi%2F&amp;title=DERG%C4%B0LER%C4%B0%20%C4%B0NCELEME%20RAHLES%C4%B0" id="wpa2a_2"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/dergileri-inceleme-rahlesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

