Archive for the 'dergi' Category

Sep 28 2007

Yasak meyve 28 ve görsel şiir

Yasak Meyve 28 ve görsel ÅŸiir

yasak meyve dergisinin 28. sayısısı çıktı. bu sayının dosya konusunu ‘görsel ÅŸiir’ oluÅŸturuyor. dosya konusun görsel ÅŸiir olması gayet iyi oldu. bu alanda daha fazla yazıya ve çalışmaya ihtiyacı var türkiye’nin. tabiki yazma kadar okumaya da ihtiyacığımız var bu alanda. ihtiyacı poetikhars ve bununla ilintili siteler, bugüne kadar büyük bir performansla saÄŸlamaya çalıştı, çalışıyor. ama oradaki yazıların istenen düzeyde okunup üzerine düÅŸünüldüÄŸü, kafa patlatıldığı söylenemez. bu iÅŸin de meÅŸhur türk tembelliÄŸine ve birikimsizliÄŸine rastgeldiÄŸini söyleyebiliriz. Continue Reading »

3 responses so far

Feb 13 2007

Mesele’nin İkinci Sayısı

Osman Akınhay editörlüÄŸünde yayımlanmakta olan aylık kitap dergisi Mesele’nin  ikinci sayısı (Åžubat 2007) yayımda. Mesele dergisi bir "kitap" dergisi olmasına raÄŸmen hiç de öyle diÄŸer pazarlamacı kitap dergilerine benzemiyor. Continue Reading »

One response so far

Dec 30 2006

Kitap-lık 101

Kitap-lık dergisini uzun süredir almıyordum. Neyse ki 101. (Ocak 2007) sayısında 1 ile 100. sayılar dizinini kitap olarak verince almak durumunda kaldım. Bu haliyle en güzel sayılarından birini yapmış oluyor dergi. Bu dizine bol bol bakarım artık. Zaten derginin kapağında ‘YaÅŸar Kemal’i görünce, dergiye karşı olan az buçuk okuma hevesim de gitti. Neyse beni ilgilendiren ‘dizin’. Dergiyi siz okur, anlatırsınız artık.! Bu tür dergilerden bir ÅŸey bekleyen kaldı mı onu da merak etmiyor deÄŸilim…

2 responses so far

Sep 24 2006

Ah Åžu Derkenar Dergisi

Published by ismail bektaÅŸoÄŸlu under dergi, derkenar

Derkenar dergisi 18.(eylül-ekim 2006) sayısına ulaÅŸtı. İki aylık edebiyat ve kültür dergisi bir süredir, dergiyle birlikte çeÅŸitli ÅŸairlerin ve yazarların kitaplarını vermekte. Eserlerini kitaplaÅŸtırma sıkıntısı çeken pek çok arkadaÅŸa bu yol epey kolaylık saÄŸlıyordur.     Dergi bu sayısına ulaÅŸmakla birlikte epey problemi de yanında taşıyor. BildiÄŸim kadarıyla "satış" gibi bir problemleri yok. Pek çok derginin çektiÄŸi bu büyük sıkıntıyı aÅŸmışlar bir ÅŸekilde. Ama dergi içerik olarak pek doyurucu deÄŸil! Daha "ağır" yazılar, yeni  açılımlar kazandırılabilir dergiye. Bu ağırlık ve açılım belki de okur sayısını düÅŸürebilir ama, dergiyi iyi bir konuma getirir  düÅŸüncesindeyim. Yeni sayısının çıkmasını bekleyebileceÄŸimiz bir kıvamda olmalı dergi. Birkaç eski ismin de dergiyi havalandıracak nitelikte yazılar yazması da ÅŸart.     Derginin aynı zamanda iç tasarıma da bir çare bulması gerek. Derginin tasarımı daha geliÅŸkin olmalı. Koca koca puntolu yazılar, silik resimler ve kırkları hatırlatır hava, derginin iyi bir yol almasındaki engeller.    
    Yukarıda saymış olduÄŸum pek çok soruna katlanılabilir bir ölçüde, ama derginin içine konduÄŸu poÅŸetin üzerindeki kocaman yazıyla yazılmış ÅŸu  "güzel mutlu ve baÅŸarılı yaÅŸamak için bedava kitap" ibaresinin hiç mi hiç affedilecek yani yok. Ne demek bu! KiÅŸisel geliÅŸim zırvalıklarının sloganına benziyor ve bir edebiyat dergisinde bu ibarenin yer alması büyük bir hata. Edebiyatın istikameti bu kiÅŸisel geliÅŸimaptallığının ve kapitalizminin aksi istikametindeyken nasıl oluyor da bir edebiyat dergisinde bu ibare yer alabiliyor. Gerçekten benim için anlaşılması güç bir mesele. İnÅŸallah bir dahaki sayıya o ibareyi görmeyiz dergide de, dergi için artık bazı ÅŸeylerin deÄŸiÅŸmeye baÅŸladığını düÅŸünmeye baÅŸlarız.     

One response so far

Sep 22 2006

MerdivenÅŸiir’de Baki Ayhan Röportajı Fantazisi

 

MerdivenÅŸiir dergisinin 10. sayısını okuyorum.Derginin bu sayısında dikkatimi çeken yazılardan biri de Baki Ayhan T. ile yapılmış röportaj. Gerçekten tuhaf bir röportaj. Tuhaflığı ÅŸuradan kaynaklanıyor: Hasip Bingöl akademik ÅŸairle yaptığı röportajında ısrarla ÅŸairimizle alay ediyor sanki. Bay akademik ÅŸair de  kendisine yöneltilen bu alayları, röportajı yapanın hoÅŸ bir ÅŸakası olarak anlamaya çalışıyor.Bunda da epeyce ısrar ediyor ÅŸair. Hasip Bingöl’ün yönelttiÄŸi birkaç soru hariç tüm sorular akademik ÅŸairi iÄŸneleyici içerikte. Gerçekten tuhaf bir diyalog. Continue Reading »

25 responses so far

Jul 01 2006

Sühan’sın Didedem

Published by aralikdergi under dergi, sühan

Nilgün Karlı 

SÜHAN’SIN DİDEDEM(*) Hepsi ÅŸair midirler? DeÄŸildirler herhalde. Yazarların birkısmını tanımıyorum da. Sühan adını elbette duydum fakat ilk kez bir sayısıylakarşılaÅŸtım. Renk ve biçimce iddiasız fakat sıcak, sevecen duruyor. İçerik herzaman olageldiÄŸi gibi tartışılabilir elbette.Bu sayıda ÅŸiir üzerine yazmış tüm yazarlar. Dergide ÅŸiirin kendisi yok. OysaÅŸiiri en güzel yine ÅŸiir anlatır derler, dikkate almamışlar ama sebebi baÅŸyazıdabelirtilmekte: Dergilerde en çok yayımlanan ÅŸiir oluyormuÅŸ, Sühan ekibi ÅŸiirsizde dergi çıkarılabileceÄŸini göstermek istemiÅŸmiÅŸ. İyi de yayın hayatını sürdürendergilere bakılmalı ÅŸu halde, ÅŸairler çoÄŸunlukta mı diye. ÇoÄŸunlukta ise bundanÅŸikayete kimin hakkı Continue Reading »

One response so far

Jul 01 2006

Yüzünü Hayata Dönen Dergi

Published by serdar akdaÄŸ under Edebi Pankart, dergi


Yakın zamanın, doksanlı yılların son kertesine gelindiÄŸinde ÅŸahitlik ettiÄŸi siyasal kırılma dönemini her ne kadar geride bırakılan bir kısmi ana tevil etmek güç deÄŸilse de, söz konusu döneme benzer koÅŸulların bir süreçler öbeÄŸi halinde deveran ettiÄŸini düÅŸünmek de taşıdığı doÄŸruluk payıyla aynı oranda savlanabilir. Sözü edilen dönemin içine doÄŸup bir süre soluklandıktan sonra yeniden yüzünü hayata dönme hazırlıkları yapan bir dergi Edebi Pankart.Tanıtım sayısından son sayısına kadar canlı olmanın o dipdiri heyacanını yaÅŸayıp hissettirebilmiÅŸ bir yayın.Ali Emre, Kamran Deniz, Süleyman Ceran, Burhan Gökçe gibi isim(imza)lerin kiÅŸisel özverileriyle hayat bulduÄŸu anlaşılan dergi “uzlet köÅŸelerinde kalmış salon kültürünün tenha sözlerini pankartın sokağına taşıyıp kapısını açmak” gibi bir iÅŸlev (denge) de taşımıştı geçtiÄŸimiz yıllarda. Anadolu dergiciliÄŸinin sıklıkla sorgulandığı gündelik ve söylevsel edebiyat nutuklarına nisbet;gerçeÄŸin, doÄŸrunun, sahih ve doÄŸal olanın insan olmakla kazanılan ortak bir kimlik yapısında bütünleÅŸebileceÄŸine inancı ve inadıyla söz sahipliÄŸi yapmış, hala üzerlerinde yansıyan getto yansımasını atamamış buna raÄŸmen seçkinci ve bilirkiÅŸi pozlarına bürünmekten imtina etmeyen merkezilik safsatasına,snopluk ve özentiye de salt yayınlanmasıyla bile cevap teÅŸkil ediyordu. Åžiir, öykü, deneme, eleÅŸtiri gibi alanlarda yaklaşık üç yıl boyunca ürün veren dergi, kendi yazar kadrosuyla birlikte deÄŸiÅŸik dergi ve kitaplardan tanıdığımız ÅŸair ve yazarlara da kapılarını açık tutmuÅŸtu.”DüÅŸkünlüÄŸün, sinikliÄŸin ve yabancılaÅŸmanın” karşısında bir tutum geliÅŸtiren yayın, çıkış amacını da “selim bir aklın, saÄŸlam bir yüreÄŸin, onurun ve insan kalabilmenin” nitelikli yanlarına dokunarak özetliyordu. Önceki döneminden farklı olarak içinde bulunduÄŸumuz ÅŸu dongun ve duraÄŸan günlerde yeniden yayınlanma aÅŸamasına giriyor Edebi Pankart.Sivas merkezli çıkarılacak olan dergi, umulur ki sahih söze hedeflediÄŸi katkılarda yeniden bulunabilsin.

(Aralık dergisinin 17. sayısında (2004 haziran-temmuz-ağustos) yayımlanmıştır

No responses yet

Feb 18 2006

Yom sanat dergisinin kapağı için bir göstergebilim denemesi

Published by ismail bektaÅŸoÄŸlu under dergi, yom

Yom sanat dergisinin kapağı için bir göstergebilim denemesi//Gösterge Avcısı Yom yeni sayısını(ocak-ÅŸubat 2005-22) göstergebilime ayırmış. İçinde göstergebilimle ilgi birbirinden güzel yazılar yer alıyor. Derginin kapağına ise Derrida’nın fotoÄŸrafı konmuÅŸ. Derrida’nın kapaÄŸa taşınmasının sebebi nedir? İlkin ÅŸöyle düÅŸünülebilir, derginin dosya konusu madem göstergebilimdir, o zaman bu konuyu akla ilk getiren isim kapaÄŸa konulabilir. Bu ihtimallerden bir tanesi. Dolayısıyla Derrida fotoÄŸrafı göstergebilimi çaÄŸrıştıracak, göstergebilim konusu da Derrida’yı. Böylece kapak göstergesi iÅŸlevini yerine getirmiÅŸ olacak. Halbuki böyle bir ÅŸey yok. Derrida deyince kimsenin aklına göstergebilim, göstergebilim deyince Derrida gelmez. Derrida’nın bu alanı tam anlamıyla temsil ettiÄŸi düÅŸünülmüÅŸ. Halbuki postyapısalcılık, ya da daha alt bir kavram olan yapısöküm deyince aklımıza Derrida geliyor, gelmeli. Dolayısıyla ortada gösteren ile gösterilen uyuÅŸmazlığı var. Peki bu Derrida göstereni neyin gösterilenidir ki? Ya da Derrida fotoÄŸrafı neyi gösterir? Derrida, ünlü bir filozof, bir entelektüel. Herkesin dilinde, zihninde yer etmiÅŸ; etmemiÅŸ birçok kiÅŸinin de zihninde yer etmesi uÄŸraÅŸtığı bir isim. Yer etmesi için yapılan uÄŸraşın sebebi ÅŸu: Zihninde ya da dilinde Derrida ismi yer etmiÅŸ kiÅŸi, entelektüel düzeyi yüksek sayılır. Herkes bunun az buçuk bilincindedir. Böylece dergi kapağında yer alan Derrida göstereninin gösterileni de yom dergisinin kendi düzeyini ortaya koyma isteÄŸidir. Yoksa göstergebilim dosyası deÄŸildir. Peki böyle bir isteÄŸin bir gösterilen olarak ortaya konmasının gösterileni nedir? Ya da böyle bir istek neyi gösterir? Böyle bir istek tabiki yokluÄŸu gösterir. Çünkü hiçbir kimse kendinde olanın ihtiyacını hissetmez.Bu yokluk acaba derginin istenen düzeyden yoksunluÄŸunu mu(böylece dergi bu fotoÄŸrafla bu eksiÄŸini gizlemiÅŸ olacak), yoksa derginin düzeyinin fark edilmesi beklentisini mi(böylece, bakın biz dilimize kimi dolamışız, zihnimiz neyle meÅŸgul), ortaya koyar?

No responses yet