<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>
<channel>
	<title>Bozgunda Bir Şair: Hakan Kalkan yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html</link>
	<description>göğe bakma durağı</description>
	<pubDate>Fri, 25 Jul 2008 06:02:36 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
		<item>
		<title>ismail bektaşoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-965</link>
		<dc:creator>ismail bektaşoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Aug 2007 19:34:02 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-965</guid>
		<description>&lt;p&gt;&#160;&lt;/p&gt;
  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;#ahlakilik&lt;/strong&gt;. insan kötü karşıtı bir varlıktır. insanın dünyadaki varoluşu, iyi üzredir. fıtratı gereği.&lt;br /&gt;dolayısıyla bir insandan beklenebilecek ilk söz, ilk duruş iyilik ve kötülük üzredir.&lt;br /&gt;yeniliği, özgünlüğü, ileri hamleyi tüm diğer insanlardan fazla ruhunda barındıran bir sanatçı, şair&lt;br /&gt;özellikle bugün, bu çağda, fıtratı gereği olanla ilişkisini olabildiğince dolaylı bir şekilde kurmalıdır. Bir şeylerin &lt;br /&gt;muhafazasından, vaizliğinden, değer üretiminden ya da değer koruyuculuğundan olabildiğince kaçınmalıdır. bu, günün estetiğinin &lt;br /&gt;gereğidir. şair iyi bir öznedir. insanlık, devletten kovulsa da şairden kendine bugüne kadar bir kötülük gelmediğinin, gelmeyeceğinin&lt;br /&gt;bilincedir. elde var bir. peki şair elde var birin(iyi) üzerine ne koyacaktır? tabiki eldekini de koruyup buradan, bu iyiden,&lt;br /&gt;olabildiğine uzaklaşmaktır. eğer sanatçı, şair bu elde varla yetinseydi, o elde birin estetiğinde yitip gidecekti. o tanımlamanın&lt;br /&gt;o hapsetmenin içinde kaybolacaktı. şair kendi var oluşu gereği, bu tanımlamanın çemberini kırmak, o iyiliğiyle olabildiğince &lt;br /&gt;dolaylı ilişki kurmalıdır. gereğinde bir ahlaksız olarak da karşımıza çıkabilir. yani şu edebiyatın kökenindeki &#34;edep&#34; göndermesinden&lt;br /&gt;olabildiğince kurtulmak gerekir. kaldı ki bu edep ilkin 'bir şölene davet' anlamını taşıyordu. sanatçı olarak bugünün gerçekliğin yakalamamız&lt;br /&gt;gerekiyor. ahlakın doğrudanlığı bize bir şey ifade etmiyor. biz(insanlar) bugün elinden ahlaki olmanın elinden gelmediği insanlarız. işimize gelen ama &lt;br /&gt;elinden gelmeyen insanlarız. biz ahlaklı olmayı beceremiyoruz. alnı secdeye gidip de yüzünü küfre çeviren insanlarız. biz iyinin de&lt;br /&gt;kötünün de farkında olan, ama iradesi elinden alınmışlarız. biz ikiye bölünmüş beniz. işte tüm bunlardan dolayı ey şair biz gör, biz duy diyoruz.&lt;br /&gt;bana beni anlat ey şair!&lt;/p&gt;
  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;#&#34;Akif kırgın değil mi? ismet özel, turgut uyar, karakoç…&#34;.&lt;/strong&gt; evet kırgındı, ama bunların hiçbiri özgünlüğünü bu kırgınlıktan almıyor. benim de kalkan&lt;br /&gt;üzerinden dediğim tam da buydu. türk şiiri ağzına kadar buna batmıştır. dolayısıyla burası özgünlük alanı olamaz demiştim.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;#kalkanın türk oluşu&lt;/strong&gt;. benim bildiğim türklüğün geçmişe ait bir şey olduğu ve öyle kalacağıdır. bu türklük alanından insanlar kendilerine&lt;br /&gt;bir fantezi kurabilir. özel'in bu son siyasası, burada olmayanla burada olmak&#160; isteyenlere bir avuntu da teşkil edebilir. sanatçı ölünce fantezisi de eserlerinde kalır.&lt;br /&gt;bu özel'in sanatçı fantezisidir. onun özgünlük alanıdır.&#160; diğer sanatçıların kendilerine farklı bir fantezi üretmeleri gereklidir özgünlükleri adına.(savaş bitti, diyordu şair )&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;#akif&lt;/strong&gt;. akif bir yıkımın, bu yıkıma ilişkin endişenin adamıydı. bugün, bizim yıkılacak, bu yıkıma ilişkin endişe taşıyacak hiçbir eserimiz ayakta değil.&lt;br /&gt;biz yıkım sonrasının insanı bile değiliz. belki yıkım sonrasının sonrasının insanıyız. savaşta yenik de düşmüş değiliz. bırakın savaşı, bu savaşta esir &lt;br /&gt;düşten sonra köle olduğumuzu bile hatırlamıyoruz. sadece özgürüz şimdi ve çok.&lt;/p&gt;
  &lt;p&gt;&#160;&lt;/p&gt;
  &lt;p&gt;kabaca durum bundan ibaret.&lt;/p&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>#ahlakilik</strong>. insan kötü karşıtı bir varlıktır. insanın dünyadaki varoluşu, iyi üzredir. fıtratı gereği.<br />dolayısıyla bir insandan beklenebilecek ilk söz, ilk duruş iyilik ve kötülük üzredir.<br />yeniliği, özgünlüğü, ileri hamleyi tüm diğer insanlardan fazla ruhunda barındıran bir sanatçı, şair<br />özellikle bugün, bu çağda, fıtratı gereği olanla ilişkisini olabildiğince dolaylı bir şekilde kurmalıdır. Bir şeylerin <br />muhafazasından, vaizliğinden, değer üretiminden ya da değer koruyuculuğundan olabildiğince kaçınmalıdır. bu, günün estetiğinin <br />gereğidir. şair iyi bir öznedir. insanlık, devletten kovulsa da şairden kendine bugüne kadar bir kötülük gelmediğinin, gelmeyeceğinin<br />bilincedir. elde var bir. peki şair elde var birin(iyi) üzerine ne koyacaktır? tabiki eldekini de koruyup buradan, bu iyiden,<br />olabildiğine uzaklaşmaktır. eğer sanatçı, şair bu elde varla yetinseydi, o elde birin estetiğinde yitip gidecekti. o tanımlamanın<br />o hapsetmenin içinde kaybolacaktı. şair kendi var oluşu gereği, bu tanımlamanın çemberini kırmak, o iyiliğiyle olabildiğince <br />dolaylı ilişki kurmalıdır. gereğinde bir ahlaksız olarak da karşımıza çıkabilir. yani şu edebiyatın kökenindeki &quot;edep&quot; göndermesinden<br />olabildiğince kurtulmak gerekir. kaldı ki bu edep ilkin &#8216;bir şölene davet&#8217; anlamını taşıyordu. sanatçı olarak bugünün gerçekliğin yakalamamız<br />gerekiyor. ahlakın doğrudanlığı bize bir şey ifade etmiyor. biz(insanlar) bugün elinden ahlaki olmanın elinden gelmediği insanlarız. işimize gelen ama <br />elinden gelmeyen insanlarız. biz ahlaklı olmayı beceremiyoruz. alnı secdeye gidip de yüzünü küfre çeviren insanlarız. biz iyinin de<br />kötünün de farkında olan, ama iradesi elinden alınmışlarız. biz ikiye bölünmüş beniz. işte tüm bunlardan dolayı ey şair biz gör, biz duy diyoruz.<br />bana beni anlat ey şair!</p>
<p><strong>#&quot;Akif kırgın değil mi? ismet özel, turgut uyar, karakoç…&quot;.</strong> evet kırgındı, ama bunların hiçbiri özgünlüğünü bu kırgınlıktan almıyor. benim de kalkan<br />üzerinden dediğim tam da buydu. türk şiiri ağzına kadar buna batmıştır. dolayısıyla burası özgünlük alanı olamaz demiştim.<br /><strong>#kalkanın türk oluşu</strong>. benim bildiğim türklüğün geçmişe ait bir şey olduğu ve öyle kalacağıdır. bu türklük alanından insanlar kendilerine<br />bir fantezi kurabilir. özel&#8217;in bu son siyasası, burada olmayanla burada olmak&nbsp; isteyenlere bir avuntu da teşkil edebilir. sanatçı ölünce fantezisi de eserlerinde kalır.<br />bu özel&#8217;in sanatçı fantezisidir. onun özgünlük alanıdır.&nbsp; diğer sanatçıların kendilerine farklı bir fantezi üretmeleri gereklidir özgünlükleri adına.(savaş bitti, diyordu şair )<br /><strong>#akif</strong>. akif bir yıkımın, bu yıkıma ilişkin endişenin adamıydı. bugün, bizim yıkılacak, bu yıkıma ilişkin endişe taşıyacak hiçbir eserimiz ayakta değil.<br />biz yıkım sonrasının insanı bile değiliz. belki yıkım sonrasının sonrasının insanıyız. savaşta yenik de düşmüş değiliz. bırakın savaşı, bu savaşta esir <br />düşten sonra köle olduğumuzu bile hatırlamıyoruz. sadece özgürüz şimdi ve çok.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>kabaca durum bundan ibaret.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>İbrahim Aladağ tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-964</link>
		<dc:creator>İbrahim Aladağ</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Aug 2007 11:34:17 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-964</guid>
		<description>burada neyi tartıştığınızı anlayamadım. hakan kalkanın özgün olmadığı mı söyleniyor? &#34;özgün ses&#34; ne demektir? kim ahlakilik yapmış? gerçekten anlamadım. sekoya isimli arkadaşın yazdığını hiç anlamadım. özgünlük şiirimiz açısından gerçekten hayati bir huhus. ama ismail bektaşoğlu'nun hakan kalkanı doğru okumadığı ortada. Meryem Koçaklamaları Türk şiirinde uzun zamandır&#160;rastlamadığımız&#160;özgünlükte.&#160;hakan&#160;kalkanın özellikle yeni bir ses olduğunu anlamak için isterseniz tek tek mısraları alın ve bütün bir türk şiiriyle karşılaştırın. yani sorun ses konusundaysa.&#160;şair üzgün kırgın bir sesle yazıp özgün olamaz mı? bunu anlayamadım. Akif kırgın değil mi?&#160;ismet özel, turgut uyar,&#160;karakoç...&#160;hepsi de büyük hepsi de farklı. kalkanın&#160;şiiri dünyayı karşısına alışıyla otantik bir şiirdir. bu klakanın ne kadar türk&#160;olduğuyla ilgili. neo-epik şiir de büyük ölçüde türk destan geleneğinin devamı,&#160;dünyanın kirli dönüşünün karşısında türk olarak bir duruştur. üçgen şiirinden başlayarak, bulantı, suratsızlığa övgü, salgın, meryem koçaklamaları ve diğer bütün şiirleri kısaca kitabı okuduğumda zihnimde bir şair canlanıyor. herşeyi karşısına almış, kötü olanı gören ve gördüğünü açık açık söylemekten korkmayan, acı çeken, üzülen, yüzü gözü yamulmuş, yorulmuş, bağıran-çağıran bir şeyler anlatmaya çalışan anlattıklarının ağırlığını mısralarının arasına sindirmiş bir şair sureti canlanıyor zihnimde. özgünlükten ne anlıyorsunuz. hayatın içinden konuşuyor olmasını mı özgün bulmuyorsunuz.&#160;üzgünlük mü özgün olmayı engelliyor? kalkanın kitabına almadığı ilk şiirinden birkaç mısra hatırlıyorum:
  &#34;şekilsiz dişlerle ısırdığım dünyaya
  dört elle sarılıp bir yerlerimi kesince
  pis kokumdan anlıyorum
  neden talan edilmiş çocukluğum&#34; 
  şiir şöyle bitiyordu:
  &#34;mecnun aşktan uzak leyla halen bakire&#34;
  bu şiir şehrengizde çıktığı zaman ortalıkta dolaşan metinlerin hiçbirinde bu denli doğrudan söyleme eğilimi yoktu. sözcükleri tokuşturarak bişeyler yapılıyordu. kalkan bize açık açık konuşarak bir mesele üzerine yoğunlaşarak şiir yazılabileceğini hatırlattı. neo-epik şiirin canlanışı da bu dönemde yazılan şiirlerle başlıyor. bunu anlamak için çok derin bir araştırma yapmaya gerek yok. sadece doksanların ortalarında yayımlanan şiirleri okumak yeterli. gerçekten anlamıyorum. yeniliği nerede aramalıyız? &#34;sana ekmeğimi uzatıyorum/ sana uzanıyorum aşkın olanda/ bir gülü uzatmıyorum sana&#34; bu mısralarla başlayan Bulantı şiirini ilk okuduğumda bu adam nasıl şiir yazıyor demiştim. bulantı yeni bir metindi. ilk kez biri bizim hayatımızı anlatıyordu. bizim anlatamadığımız gibi anlatıyordu. ne kadar anlatamadığı da ortadaydı. sayıklıyor gibi, canı yanmıştı. zorla konuşmuş gibiydi. konuşulması zor olan şeyleri konuşan bir şiir. bu zorluk ortamla da ilgili biraz. şiirin tasavvurların arkasına saklandığı bir zamanda olan bitenden bahseden, bize yetimliğimizi hatırlatan mısralar kurmuştu. kalkanın özgünlüğü bütünlüklü şiir kurmasıyla ilgili biraz. şiirden kopamıyorsunuz. şiirin içine girip şairle birlikte yolculuk yapıyorsunuz. şiir bittiğinde şair kadar siz de yoruluyorsunuz. büyük mısralar kuruyor kalkan; ama mısralar ortada kalmıyor. &#34;çünkü senin güllerini kullandılar&#34; büyük bir mısra. bulantının sonunda yumruk gibi iniyor. şiir boyunca yumruğu hazırlıyor, bizi geriyor, eziyor sonunda hatırlatıyor. şairin görevi bir şayler hatırlatmak mıdır? şiir hakikat telkin etmek için mi yazılır? bu klasik tartışmaya girmeyeceğim. ama şiir hakikatin etrafında dolaşmadıkça şiir değildir. her büyük şair anlatamadığı bir hakikatin peşindedir. &#34;Dili yok kalbimin bundan ne kadar bizarım&#34; diyor Akif. Arslanbenzer, &#34;anlatamadığımın intikamdan başka adı kalmamıştı&#34; diyor. zaten doğrudan anlatılabilecek bir durum şiir olmaz. Kalkan da bizim kuşağın (bunlar kim bilmiyorum) anlatılmayanının etrafında meryem koçaklamalarında. Otantik duruşu kendisi olmaya engel değil. saf anlamda orijinal olan saf anlamda kötüdür. eliot demiş. iyi demiş. 
  &#160;&#160;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>burada neyi tartıştığınızı anlayamadım. hakan kalkanın özgün olmadığı mı söyleniyor? &quot;özgün ses&quot; ne demektir? kim ahlakilik yapmış? gerçekten anlamadım. sekoya isimli arkadaşın yazdığını hiç anlamadım. özgünlük şiirimiz açısından gerçekten hayati bir huhus. ama ismail bektaşoğlu&#8217;nun hakan kalkanı doğru okumadığı ortada. Meryem Koçaklamaları Türk şiirinde uzun zamandır&nbsp;rastlamadığımız&nbsp;özgünlükte.&nbsp;hakan&nbsp;kalkanın özellikle yeni bir ses olduğunu anlamak için isterseniz tek tek mısraları alın ve bütün bir türk şiiriyle karşılaştırın. yani sorun ses konusundaysa.&nbsp;şair üzgün kırgın bir sesle yazıp özgün olamaz mı? bunu anlayamadım. Akif kırgın değil mi?&nbsp;ismet özel, turgut uyar,&nbsp;karakoç&#8230;&nbsp;hepsi de büyük hepsi de farklı. kalkanın&nbsp;şiiri dünyayı karşısına alışıyla otantik bir şiirdir. bu klakanın ne kadar türk&nbsp;olduğuyla ilgili. neo-epik şiir de büyük ölçüde türk destan geleneğinin devamı,&nbsp;dünyanın kirli dönüşünün karşısında türk olarak bir duruştur. üçgen şiirinden başlayarak, bulantı, suratsızlığa övgü, salgın, meryem koçaklamaları ve diğer bütün şiirleri kısaca kitabı okuduğumda zihnimde bir şair canlanıyor. herşeyi karşısına almış, kötü olanı gören ve gördüğünü açık açık söylemekten korkmayan, acı çeken, üzülen, yüzü gözü yamulmuş, yorulmuş, bağıran-çağıran bir şeyler anlatmaya çalışan anlattıklarının ağırlığını mısralarının arasına sindirmiş bir şair sureti canlanıyor zihnimde. özgünlükten ne anlıyorsunuz. hayatın içinden konuşuyor olmasını mı özgün bulmuyorsunuz.&nbsp;üzgünlük mü özgün olmayı engelliyor? kalkanın kitabına almadığı ilk şiirinden birkaç mısra hatırlıyorum:<br />
  &quot;şekilsiz dişlerle ısırdığım dünyaya<br />
  dört elle sarılıp bir yerlerimi kesince<br />
  pis kokumdan anlıyorum<br />
  neden talan edilmiş çocukluğum&quot;<br />
  şiir şöyle bitiyordu:<br />
  &quot;mecnun aşktan uzak leyla halen bakire&quot;<br />
  bu şiir şehrengizde çıktığı zaman ortalıkta dolaşan metinlerin hiçbirinde bu denli doğrudan söyleme eğilimi yoktu. sözcükleri tokuşturarak bişeyler yapılıyordu. kalkan bize açık açık konuşarak bir mesele üzerine yoğunlaşarak şiir yazılabileceğini hatırlattı. neo-epik şiirin canlanışı da bu dönemde yazılan şiirlerle başlıyor. bunu anlamak için çok derin bir araştırma yapmaya gerek yok. sadece doksanların ortalarında yayımlanan şiirleri okumak yeterli. gerçekten anlamıyorum. yeniliği nerede aramalıyız? &quot;sana ekmeğimi uzatıyorum/ sana uzanıyorum aşkın olanda/ bir gülü uzatmıyorum sana&quot; bu mısralarla başlayan Bulantı şiirini ilk okuduğumda bu adam nasıl şiir yazıyor demiştim. bulantı yeni bir metindi. ilk kez biri bizim hayatımızı anlatıyordu. bizim anlatamadığımız gibi anlatıyordu. ne kadar anlatamadığı da ortadaydı. sayıklıyor gibi, canı yanmıştı. zorla konuşmuş gibiydi. konuşulması zor olan şeyleri konuşan bir şiir. bu zorluk ortamla da ilgili biraz. şiirin tasavvurların arkasına saklandığı bir zamanda olan bitenden bahseden, bize yetimliğimizi hatırlatan mısralar kurmuştu. kalkanın özgünlüğü bütünlüklü şiir kurmasıyla ilgili biraz. şiirden kopamıyorsunuz. şiirin içine girip şairle birlikte yolculuk yapıyorsunuz. şiir bittiğinde şair kadar siz de yoruluyorsunuz. büyük mısralar kuruyor kalkan; ama mısralar ortada kalmıyor. &quot;çünkü senin güllerini kullandılar&quot; büyük bir mısra. bulantının sonunda yumruk gibi iniyor. şiir boyunca yumruğu hazırlıyor, bizi geriyor, eziyor sonunda hatırlatıyor. şairin görevi bir şayler hatırlatmak mıdır? şiir hakikat telkin etmek için mi yazılır? bu klasik tartışmaya girmeyeceğim. ama şiir hakikatin etrafında dolaşmadıkça şiir değildir. her büyük şair anlatamadığı bir hakikatin peşindedir. &quot;Dili yok kalbimin bundan ne kadar bizarım&quot; diyor Akif. Arslanbenzer, &quot;anlatamadığımın intikamdan başka adı kalmamıştı&quot; diyor. zaten doğrudan anlatılabilecek bir durum şiir olmaz. Kalkan da bizim kuşağın (bunlar kim bilmiyorum) anlatılmayanının etrafında meryem koçaklamalarında. Otantik duruşu kendisi olmaya engel değil. saf anlamda orijinal olan saf anlamda kötüdür. eliot demiş. iyi demiş.<br />
  &nbsp;&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sekoya tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-962</link>
		<dc:creator>sekoya</dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Aug 2007 08:32:14 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-962</guid>
		<description>Tartışmanın devam edeceğini umuyordum. Ansızın kesiliverdiğini farkedince &#252;z&#252;ld&#252;m. Sayın şairin ve yorumcuların, İ. Bektaşoğlu'nu anlamadıklarını d&#252;ş&#252;n&#252;yorum. Farklı yerlere &#231;ekiliyor mesele. Oysa Bektaşoğlu hayati bir&#160;hususa değinmiştir. Bunun anlaşılması i&#231;in bir &#231;aba gerekirken paralanmaya &#231;alışılması &#252;z&#252;nt&#252; vericidir. Ahlakilik konusunda kapsamlı bir yazıya ihtiya&#231; olsa da şu kadarı s&#246;ylenebilir kanımca: Şair, rasyonel pojeleri olan biri değildir. Hatırlayınız l&#252;tfen, İsmet &#214;zel şiiri tanıtırken ne s&#246;ylemişti? Şiir merdivenden d&#252;şen insanın &#231;ıkardığı sestir. Ahmet G&#252;ntan bu durumu yery&#252;z&#252;ndeki ilk insanın, yalnız insanın, doğanın i&#231;indeki b&#246;ğ&#252;rt&#252;s&#252; ile ortaya koymaya &#231;alışır. Bir hatırlatma daha: Eski Yunanlılardaki şiirin k&#246;k s&#246;zc&#252;ğ&#252; poiesis i&#231;in Heidegger, &#34;şiirden &#231;ok doğaya aittir&#34; der. Ve bir tomurcuğun patlamasını &#246;rnek verir. Dikkat edilirse ahlak &#246;ncesi, eylemle ilişkilidir şiir. Ama şair ahlaki bir &#246;znedir de. Buranın yerli yerinde yorumlanması gerekir. Bektaşoğlu şiiri hakkıyla bilenlerdendir, anlaşılması hepimiz i&#231;in kazan&#231; olur. Yeniden okunmasını tavsiye ederim.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tartışmanın devam edeceğini umuyordum. Ansızın kesiliverdiğini farkedince &uuml;z&uuml;ld&uuml;m. Sayın şairin ve yorumcuların, İ. Bektaşoğlu&#8217;nu anlamadıklarını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yorum. Farklı yerlere &ccedil;ekiliyor mesele. Oysa Bektaşoğlu hayati bir&nbsp;hususa değinmiştir. Bunun anlaşılması i&ccedil;in bir &ccedil;aba gerekirken paralanmaya &ccedil;alışılması &uuml;z&uuml;nt&uuml; vericidir. Ahlakilik konusunda kapsamlı bir yazıya ihtiya&ccedil; olsa da şu kadarı s&ouml;ylenebilir kanımca: Şair, rasyonel pojeleri olan biri değildir. Hatırlayınız l&uuml;tfen, İsmet &Ouml;zel şiiri tanıtırken ne s&ouml;ylemişti? Şiir merdivenden d&uuml;şen insanın &ccedil;ıkardığı sestir. Ahmet G&uuml;ntan bu durumu yery&uuml;z&uuml;ndeki ilk insanın, yalnız insanın, doğanın i&ccedil;indeki b&ouml;ğ&uuml;rt&uuml;s&uuml; ile ortaya koymaya &ccedil;alışır. Bir hatırlatma daha: Eski Yunanlılardaki şiirin k&ouml;k s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; poiesis i&ccedil;in Heidegger, &quot;şiirden &ccedil;ok doğaya aittir&quot; der. Ve bir tomurcuğun patlamasını &ouml;rnek verir. Dikkat edilirse ahlak &ouml;ncesi, eylemle ilişkilidir şiir. Ama şair ahlaki bir &ouml;znedir de. Buranın yerli yerinde yorumlanması gerekir. Bektaşoğlu şiiri hakkıyla bilenlerdendir, anlaşılması hepimiz i&ccedil;in kazan&ccedil; olur. Yeniden okunmasını tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sadık KOÇ tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-961</link>
		<dc:creator>Sadık KOÇ</dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Aug 2007 10:58:22 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-961</guid>
		<description>Hakan Kalkan' ın özellikle seçilmiş olduğunu zaten düşünmedik, onu görmüş olmanız&#160;görüş bildirmeniz&#160;için yeterli bir sebep.&#160;Ben de avukatlığa soyunmuş değilim. Geriye dönük olarak bakarsak Fikret - Nazım - Akif çizgisi üzerinde yürüyüp II. Yeni' yi bulan şiirimiz günümüzde, sizin yazınızda, benim de yorumlarımda söylediğim sesi - benim ses ve ahlakilik kavramları üzerinden söylediğim Kalkan şiirinin&#160;neyi nasıl&#160;söylediği ve kimleri muhatap aldığıyla&#160;ilgilidir, söylenen şiir ilk onlara değer, şiirle atılan tokadı ilk onlar yer, tabi şair şiirini belli kişileri ayrık tutarak sesini duyurmak istediği bir muhatap çevresi oluşturmak istemiş değildir; ancak artık şairin dilinden çıkmış şiir önce belli kişileri bulur, sonra eğer bu şiirin söylediğiyle yarası sızlayacak olan varsa onları da bulacaktır, benim aynı anlayış dairesi içinde olmak ve nasip işidir diye söylediğim şey tam da budur - yeni bir söyleyişle anlatmak için yeterli şiir ortam ve imkanını hazırlamıştır. Şiirimiz bu damardan beslenirse gürleşecektir. Modern&#160;dünya ahlakiği törpülemeye devam ettikçe yaralı olanların sayısı giderek artacak, en sonunda bu sesi duymaktan başka çıkış yolu bulamayacaktır. Hal böyleyken hangi farklı alan ve özgünlükten bahsediyorsunuz.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hakan Kalkan&#8217; ın özellikle seçilmiş olduğunu zaten düşünmedik, onu görmüş olmanız&nbsp;görüş bildirmeniz&nbsp;için yeterli bir sebep.&nbsp;Ben de avukatlığa soyunmuş değilim. Geriye dönük olarak bakarsak Fikret - Nazım - Akif çizgisi üzerinde yürüyüp II. Yeni&#8217; yi bulan şiirimiz günümüzde, sizin yazınızda, benim de yorumlarımda söylediğim sesi - benim ses ve ahlakilik kavramları üzerinden söylediğim Kalkan şiirinin&nbsp;neyi nasıl&nbsp;söylediği ve kimleri muhatap aldığıyla&nbsp;ilgilidir, söylenen şiir ilk onlara değer, şiirle atılan tokadı ilk onlar yer, tabi şair şiirini belli kişileri ayrık tutarak sesini duyurmak istediği bir muhatap çevresi oluşturmak istemiş değildir; ancak artık şairin dilinden çıkmış şiir önce belli kişileri bulur, sonra eğer bu şiirin söylediğiyle yarası sızlayacak olan varsa onları da bulacaktır, benim aynı anlayış dairesi içinde olmak ve nasip işidir diye söylediğim şey tam da budur - yeni bir söyleyişle anlatmak için yeterli şiir ortam ve imkanını hazırlamıştır. Şiirimiz bu damardan beslenirse gürleşecektir. Modern&nbsp;dünya ahlakiği törpülemeye devam ettikçe yaralı olanların sayısı giderek artacak, en sonunda bu sesi duymaktan başka çıkış yolu bulamayacaktır. Hal böyleyken hangi farklı alan ve özgünlükten bahsediyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>ismail bektaşoğlu tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-960</link>
		<dc:creator>ismail bektaşoğlu</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Aug 2007 22:11:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-960</guid>
		<description>&lt;p&gt;Türk şiirinin genel olarak bu sese fazlasıyla sahip olduğunu söyledim. Bu genellik içinden, buradan&#160; yakalanabilecek bir özgünlüğün dişe dokunur olacağını sanmıyorum. Bu ses genel bir nitelik olduğu için, özgünlüğün başka alanlarda aranması gerektiğini düşünüyorum. Bu alandaki özgünlükler kayda geçmez.&lt;/p&gt;
  &lt;p&gt;ahlakiliği &#34;diri kılma çabası&#34;nın artık şiirimiz için geçersiz olduğunu söylüyorum. Şairi bu yoldan dinleyecek kimse kalmadı. O sağır kitleye seslenebilmek için farklı bir ses, farklı bir duruş gerekli. Bütün değerlerin savrulup gittiği postmodern bir dünyada yaşıyoruz. Bizim ahlaki sesimiz, aşındırılmışlıklar, savrulup gitmeler, ters yüz etmeler vb. dünyasının kulaklarına ulaşabilir mi? Eğer şiirimizin yüzü hayata dönükse, eğer hayata bir refleks gösterecekse canlı olduğunu, ölmediğini dünyaya bildirecekse bu ses, o dünyanın duyabileceği bir ses olmalı. Kimse göklerden ilahi bir ses beklemediğine göre, kimsenin yüzü de göklere dönük olmayacak. kabaca böyle ahlakilik mevzuu.&lt;/p&gt;
  &lt;p&gt;ilk yorumunda dediğin &#34;anlayış dairesi&#34; şiiri bir cemaata hapseder. Şiirin mızrakları bütün insanlığa fırlatılır halbuki.&lt;/p&gt;
  &lt;p&gt;aladağ'ın kalkan'ın şiiriyle yazdıkları daha isabetli olabilir.&#160; dost olduklarını biliyorum. aladağ'ın,&#160; şiiri kalkan'ın yazdığı gibi okumuş da olabilir. ama ben kalkan'ın yazdığı gibi değil de metnin ne söylediği doğrultusunda okuma taraftarıyım. naçizane şiir-şair yorumlayıcısı işte.&lt;/p&gt;
  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Not&lt;/strong&gt;: herhangi bir cephenin savaşçısı falan değilim, olma taraftarı da değilim, kimsenin siyasetinin oyuncağı da. hakan kalkan'ı özellikle seçmiş değilim, kinim garezim de yok. kötüleme kıskançlık falan da değil. sadece değerlendirme. işim gereği...dolayısıyla bazı arkadaşlar(yorumları silindi) kime olan sevgisinden ya da kininden bilmiyorum ama konuşmanın yazmanın ölçüsünü kaçırıp ucuz kahramanlığa yelteniyorlar. onlar biraz daha büyümeyi, pişmeyi beklemeli... &lt;/p&gt;
  &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Türk şiirinin genel olarak bu sese fazlasıyla sahip olduğunu söyledim. Bu genellik içinden, buradan&nbsp; yakalanabilecek bir özgünlüğün dişe dokunur olacağını sanmıyorum. Bu ses genel bir nitelik olduğu için, özgünlüğün başka alanlarda aranması gerektiğini düşünüyorum. Bu alandaki özgünlükler kayda geçmez.</p>
<p>ahlakiliği &quot;diri kılma çabası&quot;nın artık şiirimiz için geçersiz olduğunu söylüyorum. Şairi bu yoldan dinleyecek kimse kalmadı. O sağır kitleye seslenebilmek için farklı bir ses, farklı bir duruş gerekli. Bütün değerlerin savrulup gittiği postmodern bir dünyada yaşıyoruz. Bizim ahlaki sesimiz, aşındırılmışlıklar, savrulup gitmeler, ters yüz etmeler vb. dünyasının kulaklarına ulaşabilir mi? Eğer şiirimizin yüzü hayata dönükse, eğer hayata bir refleks gösterecekse canlı olduğunu, ölmediğini dünyaya bildirecekse bu ses, o dünyanın duyabileceği bir ses olmalı. Kimse göklerden ilahi bir ses beklemediğine göre, kimsenin yüzü de göklere dönük olmayacak. kabaca böyle ahlakilik mevzuu.</p>
<p>ilk yorumunda dediğin &quot;anlayış dairesi&quot; şiiri bir cemaata hapseder. Şiirin mızrakları bütün insanlığa fırlatılır halbuki.</p>
<p>aladağ&#8217;ın kalkan&#8217;ın şiiriyle yazdıkları daha isabetli olabilir.&nbsp; dost olduklarını biliyorum. aladağ&#8217;ın,&nbsp; şiiri kalkan&#8217;ın yazdığı gibi okumuş da olabilir. ama ben kalkan&#8217;ın yazdığı gibi değil de metnin ne söylediği doğrultusunda okuma taraftarıyım. naçizane şiir-şair yorumlayıcısı işte.</p>
<p><strong>Not</strong>: herhangi bir cephenin savaşçısı falan değilim, olma taraftarı da değilim, kimsenin siyasetinin oyuncağı da. hakan kalkan&#8217;ı özellikle seçmiş değilim, kinim garezim de yok. kötüleme kıskançlık falan da değil. sadece değerlendirme. işim gereği&#8230;dolayısıyla bazı arkadaşlar(yorumları silindi) kime olan sevgisinden ya da kininden bilmiyorum ama konuşmanın yazmanın ölçüsünü kaçırıp ucuz kahramanlığa yelteniyorlar. onlar biraz daha büyümeyi, pişmeyi beklemeli&#8230; </p>
<p></p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>Sadık KOÇ tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-959</link>
		<dc:creator>Sadık KOÇ</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Aug 2007 11:08:53 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-959</guid>
		<description>İsmail Bektaşoğlu, Kalkan şiirindeki ses için &#34;içkin, derin, kırgın ve üzgün bir ses&#34; demiş. Bu kabul edilebilir olsa da devamında söylediği &#34;özgün olamamak&#34; görüşü kabul edilebilecek bir görüş değildir. Kalkan şiiri daha yakın bir okumayla okunursa görülecektir ki, Modern Türk Şiiri' nde hiçbir şair bu sesi Kalkan gibi özgünce işleyebilmiş değildir. Ahlakilik meselesine gelince günümüzde az da olsa - ki bu da yine Kalkan' ın aynı anlayış içinde olan arkadaşlarında belirgin bir şekilde görülecektir - aynı damardan neşv-ü nema bulan şiirlere bakılırsa ahlakiliği tahrip etmenin sözü edilemez, aksine onu yeni bir sesle diri kılma çabası içinde olduğu görülecektir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İsmail Bektaşoğlu, Kalkan şiirindeki ses için &quot;içkin, derin, kırgın ve üzgün bir ses&quot; demiş. Bu kabul edilebilir olsa da devamında söylediği &quot;özgün olamamak&quot; görüşü kabul edilebilecek bir görüş değildir. Kalkan şiiri daha yakın bir okumayla okunursa görülecektir ki, Modern Türk Şiiri&#8217; nde hiçbir şair bu sesi Kalkan gibi özgünce işleyebilmiş değildir. Ahlakilik meselesine gelince günümüzde az da olsa - ki bu da yine Kalkan&#8217; ın aynı anlayış içinde olan arkadaşlarında belirgin bir şekilde görülecektir - aynı damardan neşv-ü nema bulan şiirlere bakılırsa ahlakiliği tahrip etmenin sözü edilemez, aksine onu yeni bir sesle diri kılma çabası içinde olduğu görülecektir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>bekir gencel tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-952</link>
		<dc:creator>bekir gencel</dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Aug 2007 23:39:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-952</guid>
		<description>hakan kalkan üniversite yıllarında ev arkadaşlığı yapma fırsatını yakaladığım çok değerli bir şairdir. Türk edebiyatı ve özellikle Türk şiiri üzerine kafa yormamı ve bir nebze de olsa o engin edebiyat zevkinden yararlanmamı sağladığı için kendisine minnettarım. Üniversiteden sonra kendisiyle hiç görüşemedik ancak Meryem Koçaklaması onun sesini bir kez daha içimde hissetmemi sağladı. Sağolsun, varolsun Allah kalemine kuvvet versin.(bekirgencel@mynet.com.tr)</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hakan kalkan üniversite yıllarında ev arkadaşlığı yapma fırsatını yakaladığım çok değerli bir şairdir. Türk edebiyatı ve özellikle Türk şiiri üzerine kafa yormamı ve bir nebze de olsa o engin edebiyat zevkinden yararlanmamı sağladığı için kendisine minnettarım. Üniversiteden sonra kendisiyle hiç görüşemedik ancak Meryem Koçaklaması onun sesini bir kez daha içimde hissetmemi sağladı. Sağolsun, varolsun Allah kalemine kuvvet versin.(bekirgencel@mynet.com.tr)</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>yağmur tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-951</link>
		<dc:creator>yağmur</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jul 2007 22:39:58 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-951</guid>
		<description>hakan kalkan şiir yazmak için yaratılmış iyi bir insandır. kendisini tanırım. ve severim. hemi de çok. beraber okuduk kendisiyle. çay ve sigara vazgeçilmezleridir. hey gidi günler hey. yaşlanıyorum.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>hakan kalkan şiir yazmak için yaratılmış iyi bir insandır. kendisini tanırım. ve severim. hemi de çok. beraber okuduk kendisiyle. çay ve sigara vazgeçilmezleridir. hey gidi günler hey. yaşlanıyorum.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>sadık koç tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-950</link>
		<dc:creator>sadık koç</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jul 2007 18:48:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-950</guid>
		<description>İbrahim Aladağ' ın Salgın şiiri &#252;zerinden Kalkan şiirine dair s&#246;yledikleri, d&#252;nyada vaoluşunu şiirle algılayan ve giderek bu anlamı &#246;z&#252;nde yaşayabilenlerin anladıkları kadardır. Ne Kalkan' ın şiiri ve ne Aladağ' ın onun şiiri i&#231;in s&#246;yledikleri bu anlam dairesi dışında kalanlara bir şey s&#246;ylemez. Belki bu anlayış dairesi i&#231;inde olmak bir nasip işidir, Kalkan nasibini ( d&#252;nyada sadece m&#252;minlerin g&#246;nl&#252;nde saklı anlam ve anlayış bi&#231;imini ) şiirle arar; Aladağ, Kalkan' ın şiirle bunu nasıl yaptığının izini s&#252;rer. Aladağ Kalkan şiirini onun yazdığı gibi okumuş ve nasıl okunması gerektiği y&#246;n&#252;nde işaretler vermiştir şiir i&#231;inde olanlara.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>İbrahim Aladağ&#8217; ın Salgın şiiri &uuml;zerinden Kalkan şiirine dair s&ouml;yledikleri, d&uuml;nyada vaoluşunu şiirle algılayan ve giderek bu anlamı &ouml;z&uuml;nde yaşayabilenlerin anladıkları kadardır. Ne Kalkan&#8217; ın şiiri ve ne Aladağ&#8217; ın onun şiiri i&ccedil;in s&ouml;yledikleri bu anlam dairesi dışında kalanlara bir şey s&ouml;ylemez. Belki bu anlayış dairesi i&ccedil;inde olmak bir nasip işidir, Kalkan nasibini ( d&uuml;nyada sadece m&uuml;minlerin g&ouml;nl&uuml;nde saklı anlam ve anlayış bi&ccedil;imini ) şiirle arar; Aladağ, Kalkan&#8217; ın şiirle bunu nasıl yaptığının izini s&uuml;rer. Aladağ Kalkan şiirini onun yazdığı gibi okumuş ve nasıl okunması gerektiği y&ouml;n&uuml;nde işaretler vermiştir şiir i&ccedil;inde olanlara.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
	<item>
		<title>evren kuçlu tarafından</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-949</link>
		<dc:creator>evren kuçlu</dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jul 2007 18:41:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bozgunda-bir-sair-hakan-kalkan.html#comment-949</guid>
		<description>Hakan Kalkan, 'Meryem Koçaklamaları' ile birlikte sözün kasıtlı söylenmesine -bu çıkış arayışımızda çıkışa götürecek bir hamledir- verdiği önemi, büyük bir dikkatle vurgulamıştır. Şiirleri, yalnızca Türklerin okuyacağı ve sahipleneceği türden şeylerdir. Şimdiden kendisine Türk şiir yatağında bir yer açmıştır. Açtığı bu yeri sağlamlaştıracak hamleleri yalnızca kendisinin yapabileceği bir yerde duruyor. Neo-epik şiir müddetince kendisini korumuş, salınımını sağlam şeyler üzerinden yapmış bir şiir, tam da bu nedenle önü açık, kulvarını belirlemiş bir şiir. Tek düğümü, kendine yeni bir kulvar açma girişimi içerisine girdiğinde yapacağı hamle.

Vatana, Millete hayırlı; devlete kasıtlı olsun.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Hakan Kalkan, &#8216;Meryem Koçaklamaları&#8217; ile birlikte sözün kasıtlı söylenmesine -bu çıkış arayışımızda çıkışa götürecek bir hamledir- verdiği önemi, büyük bir dikkatle vurgulamıştır. Şiirleri, yalnızca Türklerin okuyacağı ve sahipleneceği türden şeylerdir. Şimdiden kendisine Türk şiir yatağında bir yer açmıştır. Açtığı bu yeri sağlamlaştıracak hamleleri yalnızca kendisinin yapabileceği bir yerde duruyor. Neo-epik şiir müddetince kendisini korumuş, salınımını sağlam şeyler üzerinden yapmış bir şiir, tam da bu nedenle önü açık, kulvarını belirlemiş bir şiir. Tek düğümü, kendine yeni bir kulvar açma girişimi içerisine girdiğinde yapacağı hamle.</p>
<p>Vatana, Millete hayırlı; devlete kasıtlı olsun.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>
