By ismail bektaşoğlu | Aralık 31, 2006 | kategori şiir ajansı 1 okunma

"TOKYO (A.A) – Japon İmparatoru Akihito ile İmparatoriçe Mişiko, Japon geleneğine uygun olarak, aile açısından 2006'ya damgasını vuran olayları klasik şiirler okuyarak kutladı. İmparator ve İmparatoriçe'nin kutladığı olaylar arasında en önemlisi, 40 yıl aradan sonra bu sene tahta, bir erkek varisin doğmasıydı. 73 yaşındaki İmparator 5 klasik şiir okurken, 72 yaşındaki İmparatoriçe 3 şiir okudu."

Yukarıdaki paragrafta asıl anlatılmak istenen nedir?

A) İmparator ve imparatoriçeler şiir okuyunca hapse atılmaz.
B)
Türkler şiirlerle yatıp kalkan bir millettir.
C) Bülent Ecevit de şiir yazmıştır. devam…

Share
By ismail bektaşoğlu | Aralık 30, 2006 | kategori kitaplık 1 okunma

Kitap-lık dergisini uzun süredir almıyordum. Neyse ki 101. (Ocak 2007) sayısında 1 ile 100. sayılar dizinini kitap olarak verince almak durumunda kaldım. Bu haliyle en güzel sayılarından birini yapmış oluyor dergi. Bu dizine bol bol bakarım artık. Zaten derginin kapağında 'Yaşar Kemal'i görünce, dergiye karşı olan az buçuk okuma hevesim de gitti. Neyse beni ilgilendiren 'dizin'. Dergiyi siz okur, anlatırsınız artık.! Bu tür dergilerden bir şey bekleyen kaldı mı onu da merak etmiyor değilim…

Share
By ismail bektaşoğlu | Aralık 5, 2006 | kategori kitap 1 okunma

 

Baki Asiltürk”ün  dört bölümden oluşan, 80 kuşağı Türk şiirinin poetikasını ortaya koymaya çalıştığı bu kitabında dikkatimi en fazla çeken, ilgili bölümlerde haddinden fazla alıntı yapması. Eser, baştan sona dönem isimlerinin, dönemde kaygısı çekilen kavram ve olgularla ilgili çeşitli dergi ve kitaplarda ileri sürdükleri düşüncelerin alıntılanmasıyla dolu. Yazarımız Baki Asiltürk dönemin kavram ve olgularla ilgili düşüncelerini genel geçer yargılarla ortaya koymuş, bunların irdelenmesine girişmemiştir. Kitabın içeriği bir nevi kitabın adı altında ezilmiş. Kitap bu nitelikleriyle dönem şiirinin bir el kitabı olmuş diyebiliriz.

Share
By ismail bektaşoğlu | Ekim 30, 2006 | kategori Kategorilenmemiş 1 okunma

Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasından sonra, bu ödüllendirmeyle ilgili pek çok yazı yazıldı. Bunlardan biri de Hilmi Yavuz’a ait. Yavuz’un Zaman’daki yazısı diğer yazıları gibi çok ilginç.
    Hilmi Yavuz bu konu hakkındaki görüşlerini, kendi deyişiyle,  bu  konudaki  "övgü ve yergi histerileri"nin sonuna bırakmış. İyi ama "övgü ve yergi" histerilerinin bittiğini kim söylemiş. Yavuz’un bu histeriler içinde olmadığının garantisini kim veriyor hem. Öteki yazarların yazıları histeri ürünü olmasına rağmen, Hilmi Yavuz’unki niçin bunun dışında? devam…

Share
By ismail bektaşoğlu | Ekim 14, 2006 | kategori Kategorilenmemiş 1.476 okunma

Share
By ismail bektaşoğlu | Ekim 7, 2006 | kategori h. yavuz 1 okunma

Zaman gazetesinin eki olan "Kitap Zamanı'nın yeni sayısı(Sayı 9
02 Ekim 2006
) yayımlandı. Zaman gazetesinin kültür sayfasına Hilmi Yavuz müdahalesi çok açık görülüyordu. Şimdi ise kitap ekinde bu müdahaleyi ayyuka çıkmış şekilde görebiliyoruz. Yavuz pervanesi bildiğim üç isim(başka isimler de olabilir yani) bu sayıda yerlerini kapmış. Hilmi Yavuz'un klasik tavrı bu. Kendi etrafında yuvalananları beslemesini iyi biliyor. Bunu hiç ödülsüz bırakmıyor. Zamancılar da böyle bir müdahaleyi kendi duruşlarına(var mı böyle bir şey!) yedirebiliyorlar aynı zamanda. Belli ki onların da bundan aldıkları bir nasip var!

Aynı müdahaleyi TRT2'de yapılan programında da yapıyor Yavuz. Kendisiyle irtibatı olup da hiçbir zaman kendi imkanlarıyla devlet televizyonunda programa katılamayacak insanları(Yavuz'un taşra şubeleri) TRT2'deki programına çıkarıyor. Ne kadar pervane olursanız o kadar nema alıyorsunuz işte! H.Yavuz bunları düşünerek son kitap falsosunda 'ahlaki tavır'dan bahsediyor, söylediklerini ahlaki bir gerekçeye dayandırıyor. Tabi bu Hilmi Yavuz ahlakı olarak!

Son olarak o pervanelere şunu diyebiliriz: Biraz daha gayret arkadaşlar sizi de Türk Edebiyatının o iğrenç sayfalarına yazmaya az kaldı. 

Share
By ismail bektaşoğlu | Eylül 24, 2006 | kategori derkenar 2.651 okunma
 
Derkenar dergisi 18.(eylül-ekim 2006) sayısına ulaştı. İki aylık edebiyat ve kültür dergisi bir süredir, dergiyle birlikte çeşitli şairlerin ve yazarların kitaplarını vermekte. Eserlerini kitaplaştırma sıkıntısı çeken pek çok arkadaşa bu yol epey kolaylık sağlıyordur.     Dergi bu sayısına ulaşmakla birlikte epey problemi de yanında taşıyor. Bildiğim kadarıyla "satış" gibi bir problemleri yok. Pek çok derginin çektiği bu büyük sıkıntıyı aşmışlar bir şekilde. Ama dergi içerik olarak pek doyurucu değil! Daha "ağır" yazılar, yeni  açılımlar kazandırılabilir dergiye. Bu ağırlık ve açılım belki de okur sayısını düşürebilir ama, dergiyi iyi bir konuma getirir  düşüncesindeyim. Yeni sayısının çıkmasını bekleyebileceğimiz bir kıvamda olmalı dergi. Birkaç eski ismin de dergiyi havalandıracak nitelikte yazılar yazması da şart.     Derginin aynı zamanda iç tasarıma da bir çare bulması gerek. Derginin tasarımı daha gelişkin olmalı. Koca koca puntolu yazılar, silik resimler ve kırkları hatırlatır hava, derginin iyi bir yol almasındaki engeller.    
    Yukarıda saymış olduğum pek çok soruna katlanılabilir bir ölçüde, ama derginin içine konduğu poşetin üzerindeki kocaman yazıyla yazılmış şu  "güzel mutlu ve başarılı yaşamak için bedava kitap" ibaresinin hiç mi hiç affedilecek yani yok. Ne demek bu! Kişisel gelişim zırvalıklarının sloganına benziyor ve bir edebiyat dergisinde bu ibarenin yer alması büyük bir hata. Edebiyatın istikameti bu kişisel gelişimaptallığının ve kapitalizminin aksi istikametindeyken nasıl oluyor da bir edebiyat dergisinde bu ibare yer alabiliyor. Gerçekten benim için anlaşılması güç bir mesele. İnşallah bir dahaki sayıya o ibareyi görmeyiz dergide de, dergi için artık bazı şeylerin değişmeye başladığını düşünmeye başlarız.     
 
Share
By ismail bektaşoğlu | Eylül 22, 2006 | kategori baki ayhan t. 4.776 okunma

 

Merdivenşiir dergisinin 10. sayısını okuyorum.Derginin bu sayısında dikkatimi çeken yazılardan biri de Baki Ayhan T. ile yapılmış röportaj. Gerçekten tuhaf bir röportaj. Tuhaflığı şuradan kaynaklanıyor: Hasip Bingöl akademik şairle yaptığı röportajında ısrarla şairimizle alay ediyor sanki. Bay akademik şair de  kendisine yöneltilen bu alayları, röportajı yapanın hoş bir şakası olarak anlamaya çalışıyor.Bunda da epeyce ısrar ediyor şair. Hasip Bingöl’ün yönelttiği birkaç soru hariç tüm sorular akademik şairi iğneleyici içerikte. Gerçekten tuhaf bir diyalog. devam…

Share
By ismail bektaşoğlu | Temmuz 2, 2006 | kategori Kategorilenmemiş 1 okunma

Ali Bulaç Zaman gazetesindeki üç yazısında(1, 2, 3) edebiyata olan uzaklığını güzel bir şekilde ortaya koyuyor. Bulaç, İslami alandaki bilgisel duruşuyla, edebiyatın kendi doğasına ait özellikleri, gelişimini, bugünkü dünyasını kavramaktan ne kadar uzak olduğunu, modern edebiyatın doğasını oluşturan krizi ‘vehim’le ifade ederek gösteriyor. Hem bu vehim suçlamasını Kuran’dan alıntıyla destekliyor. Desteklemek ne demek, edebiyatçıların üzerine balyozla ayeti indiriyor. Gazetedeki ifadeler Ali Bulaç’ın modern edebiyatan ne kadar kopuk olduğunu gösteriyor. İnsanın çıkmazda olduğunu, dolayısıyla edebiyatın da çıkmazda olduğunu görmemiyor. Bu yazı aynı zamanda Türkiye’deki belli bir kesimin(islamcıların bir kısmı) modern edebiyata bakışını sergilemesi açısından da dikkate değer. Edebiyat anlayışı modern öncesinde kalmış insanların söylemini oluşturan yazı İslamcı bir aydının ve temsil ettiği kesimin bugünü anlamakta ne kadar aciz olduğunu ortaya koyuyor.

Share
By ismail bektaşoğlu | Temmuz 1, 2006 | kategori mehmet kaplan 1 okunma

 Kaplan edebiyatımızın devlerinden biri. Devrinin edebiyatını onca eseriyle karşılamış, edebiyatımızın akademik anlamda edebiyat olmasını sağlamış bir isim. Kırklı yıllardan itibaren “Metin Tahlili“ yöntemiyle çağ edebiyatının öyle ya da böyle bir okumasını gerçekleştirmiştir. Şiir tahlilleri I ile göstermiş olduğu başarıyı belki II’de pek gösterememişse de sarf ettiği gayretle edebiyatımızda büyük bir boşluğunu doldurmuştur. Sadece edebiyat devam…

Share
Toplam 4 sayfa, 3. sayfa gösteriliyor.1234