<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ARALIK EDEBİYAT &#187; mustafa celep</title>
	<atom:link href="http://www.aralikedebiyat.com/author/mustafa-celep/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aralikedebiyat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 May 2012 20:01:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>DEĞİRMEN DERGİSİ / FETA MEDENİYETİ ÜZERİNE</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/degirmen-dergisi-feta-medeniyeti-uzerine/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/degirmen-dergisi-feta-medeniyeti-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 23:32:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[değirmen]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/degirmen-dergisi-feta-medeniyeti-uzerine.html</guid>
		<description><![CDATA[Her yeni d&#252;ş&#252;nce dergisi yeni insan tipi, yeni bir şahsiyet demektir. &#220;stelik bu dergi yeni bir insanın inşası&#160;adına yeni bir medeniyet tasavvuruna&#160; (Feta) sahipse &#246;nemi ve vazge&#231;ilemezliği g&#246;z&#252;m&#252;zde bir kat daha artar. Adapazarı merkezli d&#252;ş&#252;nce ve edebiyat dergisi Değirmen&#8217;den bahsediyorum. 18.sayısını yeni bir bi&#231;imle( kapak tasarımı,&#160; sayfa d&#252;zeni, g&#246;rsel tasarım) ve elbette sıkı ve dolu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman" size="3">Her yeni d&uuml;ş&uuml;nce dergisi yeni insan tipi, yeni bir şahsiyet demektir. &Uuml;stelik bu dergi yeni bir insanın inşası&nbsp;adına yeni bir medeniyet tasavvuruna&nbsp; (Feta) sahipse &ouml;nemi ve vazge&ccedil;ilemezliği g&ouml;z&uuml;m&uuml;zde bir kat daha artar. Adapazarı merkezli d&uuml;ş&uuml;nce ve edebiyat dergisi Değirmen&rsquo;den bahsediyorum. 18.sayısını yeni bir bi&ccedil;imle( kapak tasarımı,&nbsp; sayfa d&uuml;zeni, g&ouml;rsel tasarım) ve elbette sıkı ve dolu <span id="more-668"></span>i&ccedil;eriğiyle &ccedil;ıkaran <strong>Değirmen,</strong> tasarımının yeniliğiyle de ilgimi &ccedil;ekiyor. Bunun yanında &lsquo;Oyun&rsquo; dosyasıyla , &lsquo;oyun&rsquo; kavramına y&uuml;klediği değişmeceli ve felsefi y&uuml;k&uuml;yle, anlamıyla ve tabii ki bu konuyu yazınsal a&ccedil;ıdan yetkinlikle ele almasıyla sahiplenebileceğimiz bir dergi, bir oluşum var karşımızda. Sahiplenebileceğimiz diyorum &ccedil;&uuml;nk&uuml; bir zamanların <strong>Tezkire</strong> dergisini anımsatan d&uuml;zeniyle, duruşuyla varlığını d&uuml;ş&uuml;nsel tavrını bize kabul ettiriyor zaten. Ve b&ouml;ylece sessiz &ccedil;ıkışı ve hacimli dosyasıyla yayın d&uuml;nyasında, d&uuml;ş&uuml;nce dergileri arasında se&ccedil;kin yerini almış oluyor.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"><strong>Oyun alanı&nbsp; olarak insan bedeni</strong></font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Değirmen Dergisi&rsquo;nin &lsquo;Oyun&rsquo;&nbsp; adlı&nbsp;dosya konusuna dikkat &ccedil;ekmek adına bu hacimde yer alan benim de &ouml;nemli bulduğum bir yazıyı&nbsp;ele almak, bu yazı&nbsp; &uuml;zerinden konuşmak niyetindeyim. <strong>Menderes Daşkıran </strong> imzalı bu yazı her bakımdan dikkate değer d&uuml;ş&uuml;nceler sunuyor.&quot;<strong>Bir</strong> <strong> Medeniyet Projesi Olarak Feta-7/ &quot;Oyun Alanı Olarak İnsan Bedeni veya İnsanın Yeniden Keşfi</strong>&quot; . Daşkıran yazısına sek&uuml;ler d&uuml;nyanın karakteristik &ouml;zelliklerini serilmeyerek başlıyor. Sek&uuml;lerizasyon dini inan&ccedil;ları hayatımızdan kovmasından vicdanlara hapsetmesinden bahisle bu manip&uuml;le edişin dahi bir din haline geldiğini &ouml;ğreniyoruz yazıdan. Bilgi ve bilin&ccedil; kazandırıcı bir yazı. Yazarın ifadesiyle sek&uuml;ler algının oyun ve eğlenceyi &ouml;n plana &ccedil;ıkarışı, yeni bir ihtiya&ccedil; şeklinde sunması, istek ve emellerin yeni tatmin yolları bulması, b&ouml;ylece insanın buna g&ouml;re bilgi &uuml;retmesi, bilim yapması ve teknoloji geliştirmesi vs. modern sapmaya işaret eden g&ouml;stergelerdir. Yazarın bu yazıdaki tutumu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde aslında tam bir &ccedil;ağdaşlığa reddiye! &Ccedil;ağdaş manip&uuml;l&acirc;syona karşı bir anti-manifesto! Sek&uuml;ler anlayışa karşı muhalif bir tavır!</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Ancak kuru bir tepkisellik değildir bu, alternatif sunan, yeni bir medeniyet tasavvuru &ouml;neren işaretlerle dolu. Bu yazıda yeni bir insanın, bu insanı bağlı olarak yeni bir anlayışın inşasına &ccedil;alışıldığını g&ouml;r&uuml;yoruz.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"><strong>Kozmetiğe reddiye</strong></font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Daşkıran, bu yazıda modern insanın temizlik anlayışını da sorguluyor. Yazarın itirazı ve şik&acirc;yeti, kozmetik &uuml;r&uuml;nlerin, insan bedenini oyuna ve oyuncağa &ccedil;evirdiği, insanın fizyolojik yapısına yeni bir y&uuml;z verdiği y&ouml;n&uuml;nde. Bu modern d&uuml;nyada her a&ccedil;ıdan ara&ccedil;sallaşan bir insanla karşı karşıyayız. Bu modern insan esasında teknolojinin yani oyunun edilgen bir par&ccedil;ası durumundadır. Tam anlamıyla kişioğlunun doğasını &ouml;nemsiz g&ouml;ren, yaratılışa aykırı bir s&uuml;re&ccedil; işleniyor:</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;Temizlerken kirletiyoruz. Suyu kirletiyoruz. Toprağı kirletiyoruz. Bilim arayışları&nbsp; ve teknoloji ile geldiğimiz noktaya bakınca on binlerce yıllık insanlığın ortak mirası&nbsp;olan felsefi ve d&uuml;ş&uuml;nsel birikime tam bir &ccedil;elişki oluşturuyor. Son y&uuml;zyılda her alanda b&uuml;y&uuml;k bir sapma yaşayan insanoğlu, bedeni ile &ccedil;ok yakından alakalı yeni bir oyun konusu olarak temizlik alanını keşfetmekte gecikmemiştir. Bu keşifle birlikte devasa bir sekt&ouml;re d&ouml;n&uuml;şen &uuml;r&uuml;nlerle sapma k&uuml;lt&uuml;r&uuml;ne akıl almaz katkılar sunarak bir &quot;k&uuml;lt&quot; oluşturmuştur. &quot; </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"><strong>Yeni bir kozmos bilinci: Feta kaynaklı&nbsp;değerler</strong></font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"><strong>Daşkıran</strong> olan bitenin farkında. Olması gerekenleri de s&ouml;yl&uuml;yor. Adapazarı merkezli bir oluşum olan Feta Medeniyeti&rsquo;nin ocağına &ouml;nemli bir kanal a&ccedil;ıyor, ciddi katkılar sunuyor. İnsanın ontolojik varlığının ve anlamının kavranışında yeni bir d&uuml;ş&uuml;nme yolu a&ccedil;ıyor. Daşkıran, insan bedeninin metalaşmasına karşı yeni bir medeniyet tasavvuru geliştirip sunuyor zihnimize.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">İnsan ve d&uuml;nyaya yeni bir bakış olarak Feta kaynaklı değerler, bozulmanın ve &ccedil;&uuml;r&uuml;menin had safhaya ulaştığı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde dikkate alınası ilkeler ve tespitler i&ccedil;eriyor. Zihnimize a&ccedil;ılım sağlayıcı temel prensipler. Peki, Feta kaynaklı değerler neleri i&ccedil;eriyor? Hangi &ccedil;ıkış yolunu &ouml;neriyor? Hangi anlamın idrakine &ccedil;alışılıyor? İnsan ve d&uuml;nyanın sorunlarına ilişkin &ccedil;&ouml;z&uuml;m ve tespitleri nelerdir? </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Feta kaynaklı&nbsp;değerler yeni bir inşa denemesidir. İnsanın ve d&uuml;nyanın sorunlarına ilkeler &ccedil;er&ccedil;evesinde bakan, insanın değerine inanan yeni bir medeniyet tasavvurudur. Yeni insanın, insanı insan yapan yeni değerlerin peşindedir. İnsana kadim sorumluluğunu y&uuml;kleyen, hatırlatan yeni bir anlayıştır. Şimdi bu yeni algıyı daha somut bir hale getirmek i&ccedil;in Menderes Daşkıran&rsquo;nın yazısından se&ccedil;tiğim temel ilkeleri maddeler halinde sıralayıp d&uuml;ş&uuml;nebiliriz:</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;İnsan,</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">1-G&uuml;ven değerini &ouml;nce kendine y&ouml;neltmeli kendisi kendinden emin olmalıdır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">2-Hayatı&nbsp;oyunlaştırarak kendisine zararlı&nbsp;bir kuşatma meydana getirmemelidir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">3-Narsizmin dışında, kendisini yaratılan eşrefi mahl&ucirc;kat nazarıyla g&ouml;rerek bereketli bir sevginin merkezine doğru yolculuğa &ccedil;ıkmalıdır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">4-Saygı&nbsp;değerini hak edebilmek i&ccedil;in yaratılana, yaratılışa ve kendi yaratılışına saygı&nbsp;duyabilmelidir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">5-Kendisini aslında bir mikro kozmos olduğundan hareketle; sayılamayacak farklılıkları barındırdığını d&uuml;ş&uuml;nerek t&uuml;m &acirc;leme karşı engin bir hoşg&ouml;r&uuml; i&ccedil;inde olmalıdır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">6-Kendimizi muhasebe etmeli, ruh ve beden arasında iletişim kurmalı, eşya tabiat ve Rabb dilini ihmal etmemeli.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">7-Beden enerjimizi girişimci bir ruh ile toplumsal hizmete d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmeli, oyun ve eğlence peşinde varlığımız anlamsız kılınmamalıdır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">8-Bedenini insan kılmak i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;nce ve ruh y&ouml;n&uuml;yle aydınlanarak, &ccedil;evresini aydınlatacak nitelikte bir aydın olmalıdır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">9-Kişi&nbsp;&ouml;nce kendisine dost olmalıdır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">10-Kendisine bahşedilen her şeyin birinin b&uuml;y&uuml;k bir nimet olduğunu g&ouml;rerek, Rabb&rsquo;ine derin bir inan&ccedil;la bağlanarak vefa s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hayatta yaşanır hale getirip, &ouml;nce Rabb&rsquo;ine vefak&acirc;r olmalıdır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">11-Zihin kapasitesini alabildiğince genişletmeli.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">12-&Ouml;ncelikle kendi yeteneklerine g&uuml;venmeli, kendisine karşı kadirşinas olmalıdır. </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">13-Kendisinin ve k&acirc;inattaki her şeyin yine kendisine emanet edildiğini fark etmeli; emanet edicinin mesajlarıyla emaneti muhafaza etmelidir. &quot;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde epey bi yaygınlık kazanan &lsquo;kişisel gelişim&rsquo;&nbsp;furyasına da alternatif olabileceğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m bu oluşumun zihin a&ccedil;ıcı bir işlevi de var. </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">R&uuml;stem Budak y&ouml;netiminde Feta kaynaklı değerler ışığında &ccedil;ıkan Değirmen dergisi derin aydınlığıyla &ouml;n&uuml;m&uuml;z&uuml; aydınlatmaya, ufkumuzu genişletmeye devam ediyor.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Alın, okuyun ve yanınızdan hi&ccedil; ayırmayın. </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">E-posta: </font><a href="mailto:degirmendergi@gmail.com" target="_blank"><font color="#0000ff" face="Times New Roman" size="3"><u>degirmendergi@gmail.com</u></font></a></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Dağıtım: K&uuml;lt&uuml;r Yayın Dağıtım-Nt mağazaları&nbsp;ve se&ccedil;kin kitap&ccedil;ılarda</font></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fdegirmen-dergisi-feta-medeniyeti-uzerine%2F&amp;title=DE%C4%9E%C4%B0RMEN%20DERG%C4%B0S%C4%B0%20%2F%20FETA%20MEDEN%C4%B0YET%C4%B0%20%C3%9CZER%C4%B0NE" id="wpa2a_2"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/degirmen-dergisi-feta-medeniyeti-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OSMAN ÖZBAHÇE’NİN ŞİİR ELEŞTİRİSİNDE ESAS ALDIĞI BEĞENİ ÖLÇÜTLERİ</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/osman-ozbahce%e2%80%99nin-siir-elestirisinde-esas-aldigi-begeni-olcutleri/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/osman-ozbahce%e2%80%99nin-siir-elestirisinde-esas-aldigi-begeni-olcutleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 23:14:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[osman özbahçe]]></category>
		<category><![CDATA[şiir eleştirisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/osman-ozbahce%e2%80%99nin-siir-elestirisinde-esas-aldigi-begeni-olcutleri.html</guid>
		<description><![CDATA[T&#252;rk şiir eleştirisinde yaşanan kavram kargaşasının temel sebebi, teoride ve pratikte, eleştirel &#246;l&#231;&#252;tlerin a&#231;ığa&#160;&#231;ıkartılamayışıdır. H&#252;seyin C&#246;nt&#252;rk&#8217;ten sonra eleştirel &#246;l&#231;&#252;tlerin, eleştiri ortamının boğuk sesi, karmaşık anaforu andırışının nedenleri arasında, eleştirel &#246;l&#231;&#252;tlerde netliğe ulaşamamayı, ideolojik k&#246;r bakışın eleştiriye hakim olmasını, bir nevi bir başka a&#231;ıdan dogmatizm olarak nitelenebilecek, sert yargılar b&#252;t&#252;n&#252; dediğimiz bir donukluğu, katılaşmayı g&#246;rebiliriz. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman" size="3">T&uuml;rk şiir eleştirisinde yaşanan kavram  kargaşasının temel sebebi, teoride ve pratikte, eleştirel &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerin  a&ccedil;ığa&nbsp;&ccedil;ıkartılamayışıdır. H&uuml;seyin C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;ten sonra eleştirel &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerin,  eleştiri ortamının boğuk sesi, karmaşık anaforu andırışının nedenleri arasında,  eleştirel &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerde netliğe ulaşamamayı, ideolojik k&ouml;r bakışın eleştiriye hakim  olmasını, bir nevi bir başka a&ccedil;ıdan dogmatizm olarak nitelenebilecek, sert  yargılar b&uuml;t&uuml;n&uuml; dediğimiz bir donukluğu, katılaşmayı <span id="more-666"></span>g&ouml;rebiliriz. Bu nedenlerin  arasında &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerde bir netliğe ulaşma meselesi, bizim bu yazıda &uuml;zerinde  odaklaşacağımız ana meseledir. C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;ten sonra, Eser G&uuml;rson&rsquo;u dışta tutarsak,  şiir eleştirimiz yarım y&uuml;zyıllık bir uykunun eşiğinde kalmıştır. Bu uykunun  eşiğinde uyanıp bir adım &ouml;tesine ge&ccedil;mek, 90&rsquo;ların şair-eleştirmenlerinden Osman  &Ouml;zbah&ccedil;e&rsquo;ye nasip olmuştur. Bu g&uuml;ne kadar eleştirel &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerde bu kertede netliğe  ve a&ccedil;ıklığa ve aynı zamanda kuşatıcı bir sağlamlığa ulaşılamamıştır. &Ouml;zbah&ccedil;e,  h&uuml;k&uuml;m c&uuml;mlelerinde olsun, yargı ifadelerinde olsun, ustası g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; H&uuml;seyin  C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;&uuml;n &ccedil;izgisini takip eder. &Ouml;zbah&ccedil;e&rsquo;ye C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;&uuml;n bir başka versiyonu  diyemeyiz. Zira sağlam yargılar noktasında ve &ouml;zellikle şiir-millet meselesine  bakışta C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;ten bir adım ileridedir. &Ouml;zbah&ccedil;e, C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;le eleştiriyi  disipinli bir uğraş edinme, şiiri g&uuml;n&uuml; g&uuml;n&uuml;ne takip etme bakımından benzeşir.  Benzeştiği bir diğer nokta da yargı c&uuml;mlelerindeki kesinliktir. Biz bu  kesinliği, şiir ortamının &uuml;zerine serpilen &ouml;l&uuml; toprağını, uyuşukluğu ve  konformizmi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde, &lsquo;elzem&rsquo; ve gereklidir diyoruz. Şiir ortamına yayılan  k&ouml;t&uuml; şiirin yaygınlığını g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde, bu tutum, daha ağır yargıların da olması  gerektiğini bize hatırlatıyor. Biz bu yazımızda Osman &Ouml;zbah&ccedil;e&rsquo;nin edebiyat  anlayışına, eleştirel &ouml;l&ccedil;&uuml;tler b&uuml;t&uuml;n&uuml;ne, şiir algısına, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirine y&ouml;nelik  g&ouml;r&uuml;şlerine eğileceğiz. Bu yazımızdaki niyetimiz, yazımızın başında da ifade  ettiğimiz gibi, eleştirel &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerin g&uuml;n y&uuml;z&uuml;ne &ccedil;ıkartılması,  belirginleştirilmesidir.</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"><strong>Şiire Yaklaşım Bi&ccedil;imi  </strong></font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">H&uuml;seyin C&ouml;nt&uuml;rk, eleştiriye ge&ccedil;mezden  evvel se&ccedil;ik bir edebiyat anlayışına varmak gerektiğini s&ouml;yler, Eleştirmeden &Ouml;nce  adlı&nbsp;eserinde. Zamanımızın temel bir &ouml;zelliğidir bu: Belirsizlik, fluluk,  kopukluk. &Ouml;zbah&ccedil;e, daha en baştan eleştiri işinde se&ccedil;ik bir şiir anlayışına  sahiptir. Kimse bu g&uuml;ne kadar bu kadar net bir anlayışın temel kriterlerini  ortaya koymadı. C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;&uuml;n &Ccedil;ağının Şairi ve Eleştirmeden &Ouml;nce adlı eserlerini  dışta tutacak olursak, bir metni eleştirmeden &ouml;nce tek tek, tane tane ve madde  madde, şiirin şiir olmasını sağlayan şartları sıralayan bir şiir g&ouml;r&uuml;ş&uuml;yle  karşılaşılmadı:</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;Bizim şiir olarak yazılmış bir metne  şiir diyebilmemizin asgari şartı d&ouml;rtt&uuml;r:</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">1.&Ouml;z</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">2.M&uuml;zik</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">3.Bi&ccedil;im</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">4.B&uuml;t&uuml;nl&uuml;k&nbsp;&Prime;&nbsp; (s,3)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Bu d&ouml;rt şart, kendi i&ccedil;inde bir yapı  arzeder. Ama sıralanışı itibariyle mutlak değildir. Yukarıdan aşağıya, aşağıdan  yukarıya yapılabilir. &Ouml;zbah&ccedil;e şiirin taşıdığı &ouml;z bahsinde C&ouml;nt&uuml;rk gibi bir  b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml; g&ouml;zetir. Onun i&ccedil;in &ouml;nemli olan (&ouml;z ve bi&ccedil;im) den birine ağırlık vermek  yerine, bu ikisinin işleyişi esastır:</font>&nbsp;<br />&nbsp;<br />&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;Şiir bir şey taşır ve şiirin  taşıdığı&nbsp;şey şiir değildir. Aynı&nbsp;şekilde, şiir bizatihi bir &ouml;z değildir. Bizim  şiir diyerek işaret edebileceğimiz bizatihi bir &ouml;z yoktur. Şiir bir sistemdir.  Bir bi&ccedil;imdir. Bir d&uuml;zendir. Bir işleyiştir. Dilin, yani ki insanın  işleyişlerinden bir işleyiştir. İnsanın işlerinden bir iştir. Bu itibarla şiir  bir y&uuml;klemdir. Bir harekettir. Biz o şeyin nasıl hareket ettiğine ve nasıl  hareket ettirildiğine bakarız. &Prime; (s,4)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ouml;zbah&ccedil;e, şiirde &ouml;z-bi&ccedil;im b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne &ouml;nem  verir ve bu iki unsur birbirinden ayrıştırılamaz. &Prime;H&uuml;seyin C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;&uuml;n Şiir  G&ouml;r&uuml;ş&uuml;&Prime; adlı yazımızda da ifade ettiğimiz gibi, &ouml;z ve bi&ccedil;im bahsinde yaşadığımız  problem, birinden birine fazla ağırlık vermektir. Son g&uuml;nlerde yeni bi&ccedil;imi şiire  artan ilginin bir boyutunu da bu iki unsura verilen ağırlığa y&ouml;nelik bir  dengesizlik oluşturur:</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;Şairin kafası yekpare bir b&uuml;t&uuml;nd&uuml;r.  Şairin kafası kompartımanlı değildir. Bundan dolayı&nbsp; şair, şiir meselesinde, bu  d&ouml;rt şartı par&ccedil;alayarak, birbirinden bağımsızlaştırarak değil, i&ccedil;i&ccedil;e ge&ccedil;irerek,  aynı anda işleterek algılar. Bu yekparelikten &ouml;z-bi&ccedil;im kaynaşması doğar. Bundan  dolayı iyi bir şiirin &ouml;z&uuml; bi&ccedil;iminden, bi&ccedil;imi &ouml;z&uuml;nden ayrıştırılamaz. &Prime;  (s,4)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ouml;zbah&ccedil;e , &lsquo;Sağlam Şiir&rsquo; adlı eserinin  daha ilk yazısında, bu d&ouml;rt şartla bağıntılı olarak g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirinin ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;z  şairinin iki temel sorununa işaret eder. &Ouml;zbah&ccedil;e&rsquo;nin işaret ettiği bu iki temel  sorun, şar-eleştirmenin şiire yaklaşım bi&ccedil;imini ele verir mahiyettedir. İhtiva  ettiği bu sorunlar, hemen her şairin &uuml;zerinde derinlikle d&uuml;ş&uuml;nmesi gereken  sorunlardır. Probematiğin can damarı diyebileceğimiz bu sorunlar, &Ouml;zbah&ccedil;e  eleştirisinin temellerini oluşturur:</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirinin iki temel sorunu  vardır. Birincisi, gevşek &ouml;rg&uuml;d&uuml;r. İkincisi, i&ccedil;i boş olmak, &ouml;zs&uuml;z olmak, hi&ccedil;bir  şeyden bahsetmemektir. Bu iki sorun, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirindeki b&uuml;t&uuml;n sorunların  temelinde yatmaktadır. </font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">G&uuml;n&uuml;m&uuml;z&nbsp;şairinin iki temel sorunu vardır.  Birincisi, şiirimiz &uuml;zerinde d&uuml;ş&uuml;nmemektir. İkincisi şiirini tartışmaktan  ka&ccedil;ırmaktır. &Prime; </font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ouml;zbah&ccedil;e&rsquo;ye g&ouml;re her şiirin bir &lsquo; ana  fikri&rsquo; olması gerekir. Yazar, şiirin mesele taşıyıcı bir g&uuml;ce ulaşmasının, bu  ana fikir (ileti/ mesaj) ile imk&acirc;n dahiline gireceğine inanır. Şiirin bir  atmosfere sahip olması, bir istikamet fikrine y&ouml;nelişi, bu inan&ccedil;la yakından  bağıntılıdır. Bir şey s&ouml;yleyen şiirden yanadır &Ouml;zbah&ccedil;e. Hayatımızda yer tutan,  bizde bir karşılık bulan bir şiir tavrını benimser. Yazılmakta olan bir şiiri  g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurduğumuzda, bu &ouml;zs&uuml;z ve belirsiz şiirlerin, şiirimizdeki  sasılığı gidermek bir yana artırdığını s&ouml;yleyebiliriz. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde bir&ccedil;ok şairin,  şiiriyle geriletici bir şiire emek verdiğini d&uuml;ş&uuml;nmek m&uuml;mk&uuml;n. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirindeki  gevşek &ouml;rg&uuml;n&uuml;n, şiir iş&ccedil;iliğini &ouml;nemsememekten kaynaklandığını, &ccedil;oğunluk  itibariyle şiir ortamındaki şairlerin şiir &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;nmeyişlerini buna sebep  olarak g&ouml;sterebiliriz. &Ouml;zs&uuml;z olmak, metni estetik bir nesne olarak g&ouml;rmekten  kaynaklanıyor biraz da. Bu ise bize 80 şiirinden miras kalmıştır. Oysa şiiri  organik bir varlık olarak g&ouml;rmek gerekiyor. Tersi s&ouml;z konusu olduğunda ,  &lsquo;sentetik&rsquo; şiirlerin sabuklamalarıyla yetineceğiz demektir. Konuşmasına bir  sebep bulamayan şair, i&ccedil;inde bulunduğu &ccedil;ıkmazdan kurtulmak i&ccedil;in yapay bir tutuma  &ouml;rneğin harf simgeciliğine, hurufiliğe kapılanacaktır. Bu, s&ouml;z&uuml; olmayan şairin,  &ccedil;ıkmazdan kurtuluşunun &ccedil;ırpınışlarını andıran bir boğulmayı imler. Bu  boğulmuşluktan &ccedil;ıkışa &ccedil;are ise &Ouml;zbah&ccedil;e&rsquo;nin eleştirel &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerinden biri olan  şiirin konuşma gerek&ccedil;esine sahip oluş kriteridir. </font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"><strong>Konuşma Gerek&ccedil;esi</strong></font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ouml;zbah&ccedil;e , &lsquo;Sağlam Şiir&rsquo;de, geneli  itibariyle şiirine bir sebep bulan, bir konuşma gerek&ccedil;esine sahip olan şairlerin  eserlerine olumlu bir yaklaşım i&ccedil;inde bulunur. &Ouml;zbah&ccedil;e, bir şeyden, bir &ouml;zden  hareketle yazılan şiire dikkat kesilir daha &ccedil;ok. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi gereken bir konudur  bu. &Ouml;zbah&ccedil;e, milletin dinamizmine inanmış bir şair-eleştirmendir her şeyden  &ouml;nce. İsmet &Ouml;zel gibi yazılan her şiirin, milletin anlam d&uuml;nyasında bir  karşılığının olması gerektiğini d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r. Bu ise şiirde bir konuşma gerek&ccedil;esine  sahip olmakla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Şiirimizdeki k&ouml;ks&uuml;zl&uuml;ğ&uuml; ve belirsizliği aşmanın temel  şartıdır bu gerek&ccedil;e:</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;Şair bir gerek&ccedil;eyle konuşur. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z  şiirinin bir konuşma gerek&ccedil;esi yoktur. Bu, belirsizlik ve k&ouml;ks&uuml;zl&uuml;kt&uuml;r. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z  şiirinin en vahim sorunlarından birisi olan belirsizlik sorununun temelinde iki  sebep yatmaktadır. Birincisi, şiir yazanın yazmasına yetecek bir sebepten yoksun  oluşudur. İkincisi abartılı romantizmdir. &Prime; (s,4)</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ouml;zbah&ccedil;e , &lsquo;Sağlam Şiir&rsquo;&nbsp; de tek tek  şiirleri eleştirirken bu eleştirel &ouml;l&ccedil;&uuml;t&uuml; devreye sokar.</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;Bu şiir i&ccedil;imizde yer ediyor. Bizde bir  karşılık buluyor.&Prime; (s,44)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;&hellip;&rsquo;ın &Prime;&hellip;&Prime;&nbsp; ve &Prime;&hellip;&Prime; adlı şiirleri, hazır  kalıplara yaslanan edilgen tavırlarıyla &hellip;&rsquo;ın, bundan sonraki şiirlerinde, i&ccedil;i  boş bir duygusallığın izini s&uuml;receğinin işaretlerini taşımaktadır.&Prime;  (s,44-45)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;&hellip;&rsquo;ın&hellip; Adlı şiiri, hazır kalıplarla &ouml;r&uuml;l&uuml;  romantik bir şiir. &Prime;&hellip;&rsquo;ın şiirlerindeki &ouml;zs&uuml;zl&uuml;k bu şiirde de var.&Prime;  (s,45)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ouml;zbah&ccedil;e&rsquo;nin titiz bir eleştirmen olduğunu  s&ouml;ylemek durumundayız. &Ouml;zbah&ccedil;e&rsquo;nin şiir eleştirisindeki derdi, soyut ve zihinde  okunabilen bir şiir yerine, somut ifadeyi &ouml;nceleyen, hayatımızda nesnel  karşılığının olduğu bir şiirdir. İsmet &Ouml;zel&rsquo;in tabiriyle beşeri karşılığı olan  bir şiirdir. Başka bir deyimle &ccedil;i&ccedil;ekli b&ouml;cekli şiirler yerine kanlı canlı bir  hayatın/hayatiyetin olduğu, s&ouml;z&uuml; dolaylamayan bir şiirdir:</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;Şiirde ge&ccedil;en bir mısranın bir yere  bağlanamamasının sebebiyse, doğrudan konuşmak yerine, dolaylı ifadeleri tercih  etmektir. Dolaylama, şairi, s&ouml;z&uuml;nden uzaklaştırmaktadır.&Prime; (s,47)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;&hellip;&rsquo;ın&hellip; Adlı şiiri temiz T&uuml;rk&ccedil;e ve  doğrudan ifadeyi &ouml;ncelemesiyle dikkat &ccedil;ekmektedir.&Prime; (s,47)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ouml;zbah&ccedil;e, şiirde net s&ouml;yleyişten, berrak  bir ifadeden yanadır. Yayınlanan şiir yıllıklarından da anlaşılacağı &uuml;zere,  hemen her şair şiiriyle kendi sızısını, kendi &ccedil;ıkmazlarını, kendi i&ccedil; bunaltısını  dile getiren bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m arz eder. Her şair, bir şeylerden s&uuml;rekli rahatsızdır  ve şiiriyle bizi b&uuml;y&uuml;k bir şeye y&ouml;neltmez, b&uuml;y&uuml;k bir şeye işaret etmez. Oysa  ge&ccedil;mişte Akif&rsquo;in şiirleri gibi modern epiğin imk&acirc;nlarını kullanan b&uuml;y&uuml;k şairler,  milletin nabız vuruşlarını hissettirmişler, milletin mukadderatı ile kendi  yazgıları arasında esaslı bir bağ kurmuşlardır. Sade s&ouml;yleyiş ve realist bir  tutum, bu şiirlerin ana karakterini oluşturur. Modern T&uuml;rk Şiirinde  Fikret-Akif-Nazım &ccedil;izgisi, doğrudan s&ouml;yleyişi temel alan bir şiir &ccedil;izgisidir.  </font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"><strong>Doğrudan</strong> <strong>Konuşmak</strong>  </font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Şiirde doğrudan konuşmak deyince somut  ifadeyi &ouml;nceleyen bir tavrı benimsemek anlaşılmalıdır. Şiirde doğrudan konuşmayı  esas almayan şairlerin şiirleri, dikkat, mantık, b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k gibi sorunları olan  şiirlerdir. </font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;&hellip;&rsquo;ın&hellip; Adlı şiiri, net ve doğrudan  ifadeyi &ouml;nceleyen başarılı bir şiir. &Prime; (s,63)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ouml;zbah&ccedil;e , &Prime;Hayal Kurma, Şiir Yaz! &Prime; adlı  yazısının başlangıcında, modern şiirin en belirgin vasfının konuşmak olduğunu  s&ouml;yler. Konuşmayı, doğrudan konuşmak şeklinde tanımlar. Bu yazı tam bir  manifesto yazısıdır aslında. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yazılmakta olan şiire baktığımızda, bu  şiirde baskın olanın &lsquo;hayal&rsquo; unsuru olduğunu ama sorunlu bir unsur olduğunu  s&ouml;ylemek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. &Ouml;zbah&ccedil;e&rsquo;ye g&ouml;re şair, pasif bir şiir yazıcısı değildir.  Harekete dayalı gerilimli bir şiirin yazılması gerekir. &Ouml;zbah&ccedil;e, şiir yazımında  şairin aktif/etkin bir tavrı benimsemesi gerektiğine inanır:</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiiri, konuşmak yerine, hayal  kurmayı tercih etmiş durumdadır.&nbsp; &Prime; (s,8)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;Şiir, hayale teslim olmamaktır. Romantik  bir ortam yaratmak ve bunda pastel duygularla kibar kibar devinmek son d&ouml;nem  şiirimizin en &ccedil;ok &ouml;ne &ccedil;ıkan &ouml;zelliğidir. Devinmek dedim; ama hayale teslim olan  şiirin en belirgin sonu&ccedil;larından biri de şiirden hareketin dışlanmasıdır. &Prime;  (s,8)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;&hellip;&rsquo;ın bence &uuml;&ccedil; hususta temkinli ve  tedbirli olması gerekir: Birincisi, romantizm meselesidir. &Prime;&hellip;&Prime;&nbsp;şiirindeki  romantizmi geriletmelidir. Bunun uzantısı olarak şiiri sıkıntıdan, efk&acirc;rdan  yazmak havasından da kurtarmalıdır. İkincisi, mantık hatalarına karşı uyanık  durmalıdır. &Prime;&hellip;&Prime; &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;, anlamını aziz milletimizin anlam d&uuml;nyasında  aramalıdır. B&ouml;yle bir hassasiyet geliştirmediği takdirde yaşamayacak bir şiire  emek vereceğini aklından &ccedil;ıkarmamalıdır. &Prime; (s,180)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"><strong>Abartılı&nbsp;  Romantizm</strong></font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Şiirde abartılı romantizm meselesi de  doğrudan ifadeyle bağıntılıdır. Şiirde romantik tutumun işletilmesi, konuşma  gerek&ccedil;esinden yoksun oluşun bir sonucudur. Bu durumun s&ouml;ylenecek s&ouml;z&uuml;n  bulunmayışı ve hayalcilik ile zincirleme bir ilişkisi vardır:</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;Bug&uuml;n itibariyle şiirde romantizm unsuru  hayal kurmaya ge&ccedil;iş olarak işletilmektedir. İlk kez ortaya &ccedil;ıktığı d&ouml;nemlerde  yaşanan hayata etkili bir eleştiri getirmek niteliği taşıyan romantizmin i&ccedil;i  boşalmıştır. Romantizmin Batı&rsquo;da ortaya &ccedil;ıktığı d&ouml;nemlerdeki işlevini hem Necip  Fazıl (1905-1983) şiirinde, hem de İkinci Yenide g&ouml;zlemek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Sonradan  olan şey, romantizmin, şairanelik ve sair etkilerle i&ccedil;inin doldurulması,  dondurulması ve şairi yaşanan hayat ve yaşayan insandan koparmak sonucuyla  sınırlamasıdır. Bu d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m hayalcilik &uuml;zerinden ger&ccedil;ekleşmesidir. Sonu&ccedil;  itibariyle bug&uuml;n, hayalcilikle i&ccedil;i&ccedil;e ge&ccedil;en romantizm, kurulu d&uuml;zenin, egemen  dizgenin ekmeğine yağ s&uuml;rmekte, haksızlığı &ccedil;oğaltmaktadır.&Prime;  (s,9)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">S&uuml;nni şairi, hakkın safında olarak  d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek, romantik tutumdan m&uuml;mk&uuml;n olduğu kadar uzak durmak gerekmektedir.  G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yazılmakta olan şiir s&ouml;z konusu olduğunda, daha &ccedil;ok lirik şiir i&ccedil;in  ge&ccedil;erli olabilecek bir olgudur. Epik şair, daha aktiftir liriğe nazaran. Lirik  şiir, hayalciliğe daha yakın bir şiirdir. Ve hayatın pasif tarafında daha &ccedil;ok.  Epik şiir, &ouml;yle değil de b&ouml;yle diyen bir şiir. Epik şairin meramını y&uuml;ksek sesle  dile getirmesi, egemen dizgenin rahatsız olduğu bir dile getiriştir. Epik şiir,  konuşkan bir şiirdir ve diri bir &ouml;z&uuml; esas alır. Epik şairin hayalci bir şair  olmadığını s&ouml;yleyebiliriz. Epiğin tavrı cesarete dayalıdır ve d&uuml;nyasında hayale  yer yoktur. Daha aktif daha etkendir şiir bahsinde. Epiğin d&uuml;nyası, i&ccedil;&rsquo;ten dış&rsquo;a  doğru şekillenir. Epik şair s&ouml;z&uuml; doğrudan s&ouml;yler ve d&uuml;nyanın gidişatından  rahatsızlık duyduğu i&ccedil;in s&ouml;yleyecek s&ouml;z&uuml; hemen her zaman vardır. İletişimsizlik,  lirik şiir i&ccedil;in s&ouml;z konusudur. </font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"><strong>Yaşayan İnsan, Yaşanan  Hayat</strong></font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Şiire hayatiyet katan, canlılık  kazandıran; o şiirin temel bir tavır olarak insanı ve hayatı esas almasıdır  diyebiliriz. Sezai Karako&ccedil;&rsquo;un &lsquo;insansız şiir tez &ouml;l&uuml;r&rsquo; s&ouml;z&uuml;, şiirin kalıcı  olmasını sağlayan &ouml;nemli bir &ouml;l&ccedil;&uuml;t, &uuml;zerinde durulması gereken bir tezdir.  Şiirde realizmin &ouml;l&ccedil;&uuml;t&uuml;d&uuml;r bu aynı zamanda. Sade bir s&ouml;yleyiş, imgeye boğulmayan  bir anlatım tarzı, ger&ccedil;ek&ccedil;i oluş gibi ilkeler, yazılan şiire can katan nitelik  veren ilkelerdir. Şiirde &ccedil;ağdaş zihniyeti, &ccedil;ağdaş ger&ccedil;ekliği esas almak da  yaşayan insan ve yaşanan hayatla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Şairin &ccedil;ağına olan duyarlığı,  şiirini kof ve verimsiz olmaktan kurtaran, şiirine nesnel karşılık veren,  şiirinin bir şahsiyet kazanmasını sağlayan, şiire somutluk ve iletişim g&uuml;c&uuml;  veren, şiirin mesele taşıyıcı bir g&uuml;ce ulaşmasını sağlayan olmazsa olmaz  kriterlerdir. Şiirin eleştirel bir vasfı taşıması, &ccedil;ağ-insan-hayat problemlerini  dile getirişiyledir daha &ccedil;ok. Şiirin kritik bir sanat oluşu bundandır. Zira  şiir, kritik zamanların &uuml;r&uuml;n&uuml;d&uuml;r ve bir &ouml;l&uuml;m-kalım meselesidir. Bu aynı zamanda  tehlikenin i&ccedil;inden sesletilen bir şiirin ciddi ve siyasi oluşunu imler. Yaşayan  şiire yaşarlığını katan, o şiirin insan ve hayatla bağ kuruşudur diyebiliriz. Bu  bağ, şiir meselesinde en esaslı bir bağdır. Konuşmak isteyen bir şiirin mutlak  &ouml;l&ccedil;&uuml;de insan ve hayatla bir derdi, bir problemi vardır:</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;Şiir meselesinde işe karakterini veren  &ccedil;ağdır. Bu işin sırrı budur. Bu &ccedil;er&ccedil;evede, yaşasın diye ortaya salınacak şiirin  temel şartlarından biri, etrafımızda akıp giden hayata ve insana dikkat  kesilmektir. Şiir, hayatla ve insanla bağını arayarak, kurarak yaşamaya başlar.  Şiirde, neredeyse b&uuml;t&uuml;n mesele budur. İmgeye abanarak abartılan soyutlama şiiri  hayatsız ve insansız bırakır. &Prime; (s,260)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;&hellip;&rsquo;ın, &Prime;&hellip; &Prime; adlı uzun şiiri, nispeten  başarılı bir şiirdir. Bu şiirde, şiiri hayattan s&uuml;zmek isteyen bir tavır var. Bu  tavır, bu şiire bir dirilik katmaktadır.&Prime; (s,115)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Prime;&hellip;&rsquo;nın, &Prime;&hellip;&Prime; adlı&nbsp; şiiri, hayal kurmayı  temel tavır olarak benimseyen başarısız bir şiir. Hayal kurmak temel tavır  olarak benimsenirse doğrudan konuşmaya yaklaşılamaz. Bu durum belirsizliğe,  b&uuml;t&uuml;nl&uuml;k fikrinin dağılmasına, abartılı romantizme, edilgenliğe ve buna mukabil  eleştirel bir &ouml;zden yoksunluğa yol a&ccedil;ar. &Prime; (s,105)</font>&nbsp;</p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Burada da g&ouml;r&uuml;leceği&nbsp; &uuml;zere, şiirinde  insan ve hayatı&nbsp;ıskalayan &ouml;ncelemeyen şairler, hayal kurmayı tercih  edeceklerdir. &Ouml;zbah&ccedil;e, şiirindeki cesareti eleştiriye de uygulamış bir şair. Ve  &Ouml;zbah&ccedil;e eleştirisinin de ruhu da, şiirde yaşayan insanı, yaşanan hayatı, bir  tazelik fikrini, tavır olarak cesareti esas almaktır. 90&rsquo;lar şiirinin de  belirgin &ouml;zelliklerinden biridir bu: Cesarete dayalı, konuşkan bir eda. Net  fikirler bakımından bunu eleştiriye de uygulayan tek şair-eleştirmen &ouml;zelliği  taşıyor. 90&rsquo;lar şiiri, siyasi bir şiirdir ve s&ouml;z&uuml;n&uuml; sakınmadan s&ouml;yler. Ağzında  eveleyip gevelemeyen, net ifadeye &ouml;ncelik verir. Atılgan bir &ouml;ne atılış, bir  atılım g&uuml;c&uuml; vardır bu şiirde. Cesaretin şiiridir 90&rsquo;lar şiiri, edilgen  romantizme kapılanmaz. Israrla konuşmak isteyen bir adamın şiiridir adeta. Soyut  zihinsel spek&uuml;lasyonlara yer yoktur ve bir davranış bi&ccedil;imi somutluğundadır.  </font>&nbsp;</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fosman-ozbahce%25e2%2580%2599nin-siir-elestirisinde-esas-aldigi-begeni-olcutleri%2F&amp;title=OSMAN%20%C3%96ZBAH%C3%87E%E2%80%99N%C4%B0N%20%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%20ELE%C5%9ET%C4%B0R%C4%B0S%C4%B0NDE%20ESAS%20ALDI%C4%9EI%20BE%C4%9EEN%C4%B0%20%C3%96L%C3%87%C3%9CTLER%C4%B0" id="wpa2a_4"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/osman-ozbahce%e2%80%99nin-siir-elestirisinde-esas-aldigi-begeni-olcutleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ISRARLA KONUŞMAK İSTEYEN ŞİİR: ADEM TURAN’IN ŞİİRİ  ÜZERİNE</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/israrla-konusmak-isteyen-siir-adem-turan%e2%80%99in-siiri-uzerine/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/israrla-konusmak-isteyen-siir-adem-turan%e2%80%99in-siiri-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 22:21:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[adem turan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/israrla-konusmak-isteyen-siir-adem-turan%e2%80%99in-siiri-uzerine.html</guid>
		<description><![CDATA[Giriş &#220;nlemlerle ilerleyen şiirin ulaşmak istediği noktayı, okuyucuyu şiirsel deneyime &#231;ağırmak, coşumcu, g&#252;r sesli ve konuşkan bir şiirin imk&#226;nlarını T&#252;rk şiir hazinesine katmak şeklinde ifade edebiliriz. Her şiirsel deneyim, hangi d&#246;nem ve evrede yazılırsa yazılsın, T&#252;rk şiiri adına bir &#231;eşni, bir zenginlik olsa gerek. Şiirin ciddiye alınmasını gerektiren, edinilen şiirsel deneyimin beşeri bir karşılığının olmasıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Giriş </p>
<p>&Uuml;nlemlerle ilerleyen şiirin ulaşmak istediği noktayı, okuyucuyu şiirsel deneyime &ccedil;ağırmak, coşumcu, g&uuml;r sesli ve konuşkan bir şiirin imk&acirc;nlarını T&uuml;rk şiir hazinesine katmak şeklinde ifade edebiliriz. Her şiirsel deneyim, hangi d&ouml;nem ve evrede yazılırsa yazılsın, T&uuml;rk şiiri adına bir &ccedil;eşni, bir zenginlik olsa gerek. Şiirin ciddiye alınmasını gerektiren, edinilen şiirsel deneyimin beşeri bir karşılığının olmasıdır. Hemen her zaman şairin &ccedil;ığlığı da suskunluğu da &ouml;ğretici ve vazge&ccedil;ilemezdir. S&ouml;zel bir yapı arz eden şiirin hayatla dolu olmasının sebebi, şairin s&ouml;ze ruh kazandırmasıdır biraz da. Zira hayat denen &ccedil;etrefil bilmece, k&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m, &ccedil;ıkmaz sokak ne t&uuml;r adla adlandırılırsa adlandırılsın, s&ouml;z&uuml;n cana yakın sıcaklığını ve ılıklığını barındırdığı i&ccedil;in tahamm&uuml;l edilmeye değerdir. Şiir s&ouml;zle hayata &ccedil;eşni ve renk katar. S&ouml;z&uuml;n hayatın i&ccedil;inde varlığı bile cesaretimize cesaret katıyor. S&ouml;z&uuml;n i&ccedil;inden seslenen bir şair olan Adem Turan&rsquo;ın <span id="more-664"></span>&lsquo;Ateşte Yıkanmış Atlar&rsquo; kitabı vesilesiyle, ses, eda ve i&ccedil;erik olarak şiir haznemize boca ettiği g&uuml;r sesli ve &uuml;nlemlerle dolu şiir konuşmasına komşu olalım dedik. Şiirine dair tematik okumalar yaptığım Turan&rsquo;ın; konuşkan ve d&ouml;neminin şairleri d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde(80&rsquo;ler) olduk&ccedil;a diri bir s&ouml;yleyişe sahip olduğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. </p>
<p>&Uuml;nlemlerle Kutsala Tanıklık </p>
<p>Adem Turan&rsquo;ın şiirlerinde ilk g&ouml;z&uuml;m&uuml;ze &ccedil;arpan, &uuml;nlemlerin bolluğudur. &Uuml;nlemlerle kutsala tanıklık, &ouml;znenin ileriye doğru bir atılım g&uuml;c&uuml;ne sahip olmaya &ccedil;alışması, reel olanın aşılmasına d&ouml;n&uuml;k &ccedil;aba, bir diğer &ouml;zellikler. Bu kutsala tanıklık, &lsquo;konuşmak&rsquo; veya &lsquo;s&ouml;z&rsquo; ya da &lsquo;eylem&rsquo; &uuml;zerinden şiirsel deneyimle ifadesini bulur. Turan&rsquo;ın şiiri, ilk aşamada, bu şiirsel toplam dolayımında, ısrarla konuşmak isteyen bir şiirdir. Şiirde konuşan &ouml;zne, kutsalı onaylayan bir durum &uuml;zeredir. Yine &ouml;znenin en nihayetinde tavrı, &lsquo;and i&ccedil;ip giden&rsquo; bir tavırla bir ve &ouml;zdeştir: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Zeytinle konuşuyorum Zeytindağında, simsiyah!</p>
<p>Bir ayindeymiş gibi diz &ccedil;&ouml;k&uuml;p kalıyorum</p>
<p>Bir ağa&ccedil; ve kelebek resmi &ccedil;iziyorum</p>
<p>Tuzlu sular basıyorum &ccedil;atlamış dudaklarıma.&rsquo;&rsquo;(s,9) </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Sonra, and i&ccedil;ip gidelim&hellip;&rsquo;&rsquo;(s,10) </p>
<p>Turan&rsquo;ın şiirinde bu kutsala tanıklık, m&uuml;cadeleci bir ruh taşır aynı zamanda. Devinim bu şiirin en temel &ouml;zelliğidir. Harekete y&ouml;nelik vurgular, kutsalı  &ccedil;ağrıştıran simgelerle y&uuml;kl&uuml;d&uuml;r. Şairin i&ccedil;inde devinip duran ruhun, saf ve berrak bir kanaldan aktığını s&ouml;ylemek gerekiyor. Zira sanılanın aksine modern şiir k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n şiiri değil, kendiliğinden ve otantik bir s&ouml;yleyişe sahip arınmanın şiiridir: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Biz şimdi zeytine bakalım, &ouml;pelim onu &ccedil;atlamış dudaklarımızla</p>
<p>Bir avu&ccedil; toprak olup vuralım kendimizi yerden yere, vuralım!</p>
<p>Bir tarih d&uuml;şelim simsiyah kanımızla vurulup d&uuml;şelim!</p>
<p>Bir de incire yer a&ccedil;alım, t&ucirc;r-i s&icirc;n&acirc;ya ve emin beldeye&rsquo;&rsquo;(s,10) </p>
<p>S&ouml;z&rsquo;&uuml;n Ruh&rsquo;a D&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş  Şekli </p>
<p>Adem Turan&rsquo;ın şiirinde &lsquo;s&ouml;z&rsquo; &uuml;n &lsquo;ruh&rsquo; a d&ouml;n&uuml;şm&uuml;ş şeklini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. S&ouml;z&rsquo;&uuml;n ruh&rsquo;a d&ouml;n&uuml;şme s&uuml;reci, Turan&rsquo;ın şiirine &ccedil;ok &ccedil;eşitli ve zengin bir şiir evreni sunar. Bu sunumda, Turan, şiirsel duyarlığı da yedeğine alarak, bambaşka bir s&ouml;z d&uuml;zeni/d&uuml;zeneği ve s&ouml;zel yapıya kavuşur. &lsquo;Aynalı&ccedil;arşı Meseli&rsquo; şiiri, s&ouml;zel k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n i&ccedil;inden, adeta ruhundan seslenir okuyucuya. Turan&rsquo;ın şiiri, s&ouml;ze dayalı bir şiirdir, aynı zamanda s&ouml;ze ruh katan bir şiirdir de diyebiliriz: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Aynalı&ccedil;arşı i&ccedil;inde vurdular beni</p>
<p>Bu y&uuml;zden h&uuml;z&uuml;nlenir halk</p>
<p>Ge&ccedil;ince &ccedil;arşıdan</p>
<p>Ve aynalardan&rsquo;&rsquo;(s,11) </p>
<p>&lsquo;&lsquo;S&ouml;z&uuml;n bittiği yerde</p>
<p>Aynalı&ccedil;arşı başlar&rsquo;&rsquo;(s,11) </p>
<p>S&ouml;ze ruh katan şiir, bize bu yolla yeni bir şey s&ouml;ylemek, bizi yeni bir ger&ccedil;eğin kapısına vardırmak zorundadır. Şiir yoluyla edindiğimiz bilgiden, hikmete dayalı vurgular elde edebiliriz. B&ouml;ylece d&uuml;ş&uuml;nen şiirin şiirsel boyutlarına ulaşmak i&ccedil;in yedeğimizde işaretler, zihnimizde bir bilgi-hikmet-d&uuml;ş&uuml;nce tadı bulabilelim. Turan&rsquo;ın şiirinde d&uuml;ş&uuml;nen şiirin emareleri, &ccedil;ok belirgin olmasa da, duyumsamalarla yer yer ışıldar, bir parıltı kazanır. Bu şiirsel toplamda yer alan &lsquo;Zerd&uuml;şt Meseli&rsquo; şiiriyle Turan&rsquo;ın şiir s&ouml;z&uuml;n&uuml;n hikmete, hikmet&acirc;miz şiire evrildiğine tanık oluruz. Yine de Turan&rsquo;ın şiirinde &lsquo;d&uuml;ş&uuml;nce şimşekleri&rsquo; diyebileceğimiz, d&uuml;ş&uuml;nen şiirin &ccedil;ok boyutlu evreniyle karşılaşmayız. Turan&rsquo;ın bize &lsquo;ger&ccedil;ek budur&rsquo;, &lsquo;bunu g&ouml;r&rsquo; demek yerine dolaylı y&ouml;nden ger&ccedil;eğin sezilebilir yanını yansıtır, ger&ccedil;eği dolaylama yaparak sezdirir: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Ve dedi: şarap olsaydı biraz, yenerdim bu korkuları!</p>
<p>Ve dedi: ışık olsaydı  bir par&ccedil;a, yırtardım karanlığı!&rsquo;&rsquo; (s,13) </p>
<p>Şiiri Hayattan S&uuml;zmek İsteyen Tavır </p>
<p>Şiirle hayatı belli bir b&uuml;t&uuml;nsellikte kavrayan bir şairin en belirgin niteliklerinden biri de, şiiri hayattan s&uuml;zmek isteyen bir tavra sahip oluşudur. Adem Turan&rsquo;ın &lsquo;Kirlenmek Meseli&rsquo; şiirindeki &ouml;znede bu tavrın mısralar boyunca belirginleştiğini g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. Yaşadığımız &ccedil;ağın &ccedil;ok &ouml;nemli, temel bir &ouml;zelliğine vurgu yapan &ouml;zne, aynı zamanda &lsquo;başkalaşım&rsquo; ya da &lsquo;d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m&rsquo; dediğimiz bir s&uuml;rece de atıfta bulunur: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Bir de hepimiz kirleniyoruz, bu &ccedil;ok kesin!</p>
<p>&lsquo;&lsquo;şu baldıran tası d&uuml;nyada&rsquo;&rsquo; &rsquo;&rsquo;(s,23) </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Ş&ouml;yle: aşk insanı  &ccedil;ıldırdır ve &ccedil;ıldırtırmış</p>
<p>Labirentlerden ge&ccedil;er gibi ge&ccedil;erken ateşlerden&rsquo;&rsquo;(S,24) </p>
<p>&lsquo;Taşınma Meseli&rsquo;  şiiri,fanilik duygusuyla yazılmış bir şiir.Şiir boyunca mısralar,insanoğlunun yery&uuml;z&uuml; macerasına tanıklıkla ilerler.Bu şiirin ilk b&ouml;l&uuml;m&uuml;,trajik simgelerle dekore edilmiş gibidir; &lsquo;azgın sular&rsquo;, &lsquo;u&ccedil;urumlar&rsquo;.Ama geneli itibariyle bu şiirin ironik bir dille yazıldığını s&ouml;yleyebiliriz.Bu ironi,t&uuml;m Adem Turan şiirinde konuşan &ouml;znenin varoluş ser&uuml;venini &ouml;zetler gibidir: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Hayatla &ouml;l&uuml;m arasında</p>
<p>Savrulurum ben&rsquo;&rsquo;(S,26) </p>
<p>&lsquo;Kozadaki Trajedi&rsquo; </p>
<p>Kitap boyunca ilerleyen şiirlerde Adem Turan&rsquo;ı, hayatın &ouml;z&uuml;ndeki trajiği kavramış bir tutum i&ccedil;inde g&ouml;r&uuml;r&uuml;z. İroniyle harmanlanmış bir trajik tutumdur bu. Turan&rsquo;ın trajiğe y&ouml;nlenişi ya da trajik kavrayışı, başka şairlerde benzerine rastlanmaz. Diğer şairlerde trajik, hayattan yalıtılmış ve koyultulmuş bir bi&ccedil;im ve g&ouml;r&uuml;n&uuml;me sahiptir. Turan&rsquo;da ise trajediyle beraber hayat, b&uuml;t&uuml;n doluluğuyla beraber &ouml;znenin yanından akıp gitmektedir: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Bildin mi hayat denen kozayı?</p>
<p>Kozadaki trajediyi?</p>
<p>&Uuml;stelik tam da k&ouml;pr&uuml;den ge&ccedil;iyorken&hellip;&rsquo;&rsquo;(s,27) </p>
<p>Turan&rsquo;ın şiirinde &ouml;znenin şiirselliğe y&ouml;nelik tavrı, daha doğrusu şiiri kavrayış bi&ccedil;imi, bedene, bedensel olana bitişik bir durum arz eder. &lsquo;Kaburga&rsquo;,  &lsquo;alın&rsquo; ,&lsquo;kol&rsquo;, &lsquo;ses&rsquo;, &lsquo;soluk&rsquo;, &lsquo;ten&rsquo;, &lsquo;kemik&rsquo; gibi s&ouml;zc&uuml;kler adeta bedenin şiirinin yazıldığı imajını bırakır okura. Yine de Turan&rsquo;ın şiiri, bedensel olanın soyut bir dışavurumu değildir, bedende takılıp kalmaz şair. Ş&ouml;yle de diyebiliriz: Adem Turan&rsquo;a g&ouml;re şiir bedenle sarılıp sarmalanan bir şeydir. Turan, şiire, bedenle birlikte duyusal bir kavrayış/bakış katar. Turan, şiiri, bedenle birlikte d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ama bu, şiirinde bedensel tasvirlerin olduğu anlamına gelmez. Kısaca somut ile soyut bir aradadır bu şiirde: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;&Ccedil;atlasın kaburgalarımda g&uuml;mleyen sesiyle şiirim&rsquo;&rsquo;(s,29) </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Şiirim diyorum, sarıp sarmalasın d&ouml;rt koldan beni</p>
<p>Yerden yere vursun giyinerek deli g&ouml;mleğini, vursun ha!</p>
<p>Sesim de &ccedil;ıkmasın, soluğum da! Sadece</p>
<p>Bir ah! Diyebileyim. Derinden ama! Bir ah!</p>
<p>Sarsılsın ten ve tinim, kırılsın kemiklerim!&rsquo;&rsquo;(s,29) </p>
<p>İnsani Olana D&ouml;n&uuml;k Algı </p>
<p>&lsquo;Bağ&ccedil;e Meseli&rsquo; şiiri, acziyetin kavranışına &ouml;rneklik teşkil eden bir şiirdir. Geleneğe bakan tarafıyla birlikte, bu şiirde m&uuml;tevekkil eda ile konuşan bir şairle karşılaşırız. &lsquo;G&ouml;lge&rsquo; den de &lsquo;cisim&rsquo; den de ge&ccedil;en şair &ouml;zne, b&uuml;y&uuml;k bir al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml;l&uuml;kle şu sonuca ulaşır: &lsquo;bilen var mı şimdi beni&rsquo;.Bilinmek, anlaşılmak, a&ccedil;ıklanmak isteyen &ouml;zne, yitirilişlerle birlikte insana komşu olma isteğiyle kendini belirginleştirmek ister. Buna yalnızlıktan kurtulma isteğini de katabiliriz. &Ouml;zne acziyetin farkındadır. Bu farkındalık, yazgısal bir boyut da taşır. Bir birlikte olma, bir sığınma isteği: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Şu benim kırlangı&ccedil; kanadı &ccedil;izgilerim, yani ki kaderim</p>
<p>Kalsın eşiklerde sabrile, kalsın bağ&ccedil;enizde her akşam&hellip;&rsquo;&rsquo;(s,32) </p>
<p>&lsquo;Yitik D&uuml;şler&rsquo; şiiri, yalnızlık-hayat-&ouml;l&uuml;m &uuml;&ccedil;geninde yazılmış d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; bir şiir. Bu şiire niteliğini kazandıran, hayatta bir karşılığının olmasıdır. Her okur bu şiirden kendine olan payı alır. Ser&uuml;ven duygusuyla yazılmış intibaı veren bu şiirin en belirgin &ouml;zelliği, bizde epik bir macera tadı bırakmasıdır. Bu şiirin temellerinde, insani olana y&ouml;nelik bir algı mevcudiyetini hissettirir: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Ey kargılar ve kıvılcımlar arasında</p>
<p>Yitip giden insan yanımız&rsquo;&rsquo;(s,40) </p>
<p>&lsquo;Akdenizden Yukarıya Doğru&rsquo; şiiri, ser&uuml;ven duygusuyla yazılmış bir şiir. Aynı zamanda şiirdeki &ouml;znenin varoluş macerası, t&uuml;m insanın varoluş macerası olarak da okunabilir: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Kim anlatır şimdi beni</p>
<p>Durup durup bir ateş  topu iki kaşım arasından..kim anlatır</p>
<p>Renk renk ırmaklar,pervaneler,aynalar..kim anlatır</p>
<p>Bu milyarlarca insan, milyarlarca hayat, savrulan k&ouml;p&uuml;kler gibi</p>
<p>Seyrine doyum olmayan aylı  geceler, k&ouml;p&uuml;ren kanlarımız</p>
<p>Ben mi yoldayım, yol mu bende? Kim anlatır</p>
<p>Gidiyorum Akdenizden yukarıya doğru, bir kardeş olarak</p>
<p>İ&ccedil;imdeki gemilerle</p>
<p>o b&uuml;y&uuml;k ateşle&hellip;&rsquo;&rsquo;(s,43) </p>
<p>&Ccedil;ağ  İlgisi </p>
<p>Adem Turan&rsquo;ın &lsquo;Bağdata Du&acirc;&rsquo; şiiri, duyargaları gelişmiş bir şairin, yaşadığı &ccedil;ağa y&ouml;nelik ilgisini g&ouml;steren bir niteliğe sahiptir. Bu şiir, &ccedil;ağının duyarlığını taşıyor oluşuyla &uuml;zerinde durulması gereken bir şiirdir. Adem Turan şiirinde, bu şiirsel toplam d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde, yeni bir d&ouml;nem başlar: &Ccedil;ağdaş ger&ccedil;ekliği esas almak. Her şairin şiiriyle kendi i&ccedil;ine kapandığı bir zamanda, Turan&rsquo;da bu &ccedil;ağ ilgisi dikkate değerdir. Savaşa, kana, katliama, kıyıma, yıkıma karşı olan şairin, bu &ccedil;ağ dikkati &ouml;nemsel bir durum arz eder: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Eğil bak: bu coğrafya bizim!</p>
<p>Dinle t&uuml;rk&uuml;s&uuml;n&uuml; &ccedil;&ouml;l&uuml;n: ruhunu doyur!&rsquo;&rsquo;(s,48) </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Eğil bak: bu &ccedil;ocuklar bizim</p>
<p>Dinle &ccedil;ığlığını  anaların:</p>
<p>Sesini yıldızlara duyur!&rsquo;&rsquo;(s,49) </p>
<p>Adem Turan&rsquo;ın şiirinde yer yer epik &ouml;ğeler de yer bulur. Şairin dış d&uuml;nyaya d&ouml;n&uuml;k ilgi ve dikkati lirikten kopamayan epik bir şiir ortaya &ccedil;ıkarır: Ağzımda Kekik ve Kan. Bu şiir lirizmin merkezde olduğu epik bir duyarlıkla kalem alınmış intibaı verir okura ilkin. Şiirde &ccedil;ağdaş ger&ccedil;ekliğe vurgunun da i&ccedil;erildiği bu şiirin temel ve ayırt edici niteliği, &lsquo;şaşırtı&rsquo;ya dayalı mısralarla birlikte, hareketin, kalkınmanın, şiiri bir davranış bi&ccedil;imi olarak g&ouml;rmenin de dışavurumudur: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Ağzımda kekik</p>
<p>Ağzımda ıslık ve kardelen</p>
<p>&Ouml;yle birdenbire gelen</p>
<p>Savaşla gelen</p>
<p>Kan!&rsquo;&rsquo;(s,50) </p>
<p>&lsquo;Panik&rsquo; şiirinde, alttan alta savaşın yaydığı vahşet ve karanlık s&ouml;zler kendini sezdirir ve en nihayetinde s&ouml;ylenecek s&ouml;z direkt ve doğrudan ifadesini bulur: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Tanklarınsa canı cehenneme!&rsquo;&rsquo;(s,52) </p>
<p>&lsquo;Ateşte Yıkanmış Atlar&rsquo;  şiiri, ortaya bir irade, sağlam bur&ccedil;larla berkitilmiş bir tavır koymanın &ouml;n hazırlığını verir. Ancak yine de i&ccedil;indeki k&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml; &ccedil;&ouml;zememiş bir şairin &lsquo;epik &ouml;ncesi&rsquo; bir şiir/şair profilidir g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z. Tam anlamıyla donanmamış, hazırlığını tamamlayamamış bir şair &ouml;znedir şiirde yer alan: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Dedim ki ben artık</p>
<p>Bu atlarsız yaşayamam</p>
<p>Damarlarım &ccedil;ekildi b&uuml;t&uuml;n</p>
<p>Kemiklerim eridi</p>
<p>İ&ccedil;imdeyse bir t&uuml;rl&uuml;  &ccedil;&ouml;zemediğim</p>
<p>Acımasız bir k&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&rsquo;&rsquo;(s,54) </p>
<p>&lsquo;Kızarmış N&acirc;r Aşkına&rsquo;  şiiriyle Adem Turan&rsquo;ı yine epiğin alanında buluruz. D&uuml;nyanın b&uuml;t&uuml;n acılarını y&uuml;klenen epik &ouml;zne, eylemine kutsallık aşılamak i&ccedil;in, i&ccedil; d&uuml;nyasında şahit olduğu b&uuml;y&uuml;menin idrakine varan bir adamın ilk elden ihtiya&ccedil; duyduğu bir şeyin varlığını kavramaya başlar ve şiirin sesi gerilimli bir hat boyunca ilerler. Yine de bu şiirde epik, lirizmin motifleriyle bezelidir: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Kılıcımı verin bana, hırsından &ccedil;atlayacak</p>
<p>Son bir vuruş i&ccedil;in, kılıcımı&rsquo;&rsquo;(s,62) </p>
<p>&lsquo;&lsquo;D&ouml;rtnala taylar d&uuml;ş&uuml;n, toz duman olmuş bir vadide&rsquo;&rsquo;(s,64) </p>
<p>Betimlemeler Şiiri  </p>
<p>Adem Turan&rsquo;ın şiirinin belirgin &ouml;zelliklerinden biri de, dış d&uuml;nyaya d&ouml;n&uuml;k betimlemelerin ağırlıklı yer alışıdır. Turan, şiirde &ccedil;oğaltmacılık tekniğini iyi kullanıyor. Sayıp d&ouml;kt&uuml;ğ&uuml; duygular, olaylar, olgular, nesneler, beşeri tecr&uuml;beden doğmuş ve şairin imgeleminde yoğunlaştırılmış bi&ccedil;im ve &ouml;zler halinde dışa vurulur. Turan i&ccedil;in şiir, bir yolculuktur; bu yolculuk &ouml;z&uuml;nde yaşamsal &ouml;ğeler de taşır. Şiirlerinin &ccedil;oğunluğu hayatta karşılığı olan şiirleridir. Bu durum onun, şiirde, yaşayan insanı ve yaşanan hayatı esas aldığını g&ouml;sterir. Hayatilik vasfı taşıyan şiirlerdir bunlar: </p>
<p>&lsquo;&lsquo;Ge&ccedil;erken g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z işte; durduğum yer hep buraydı kalbiydi               </p>
<p> şehrin</p>
<p>Hi&ccedil; bıkıp usanmadan yıllarca dinlediği halkın, kalbimin sesiydi</p>
<p>Şiirse şiir! dediydim &ouml;fkelenmeden, imgeyse imge</p>
<p>&Ccedil;ayı ve ge&ccedil;en g&uuml;nleri yudumlarken sessizce, &Ccedil;ınaraltında teselli&rsquo;&rsquo;(s,67) </p>
<p>Geneli itibariyle bu şiirsel toplamın temelinde &lsquo;ser&uuml;ven duygusu&rsquo; barınır; insanın beşeri tanıklıklarla ilerleyen varoluş ser&uuml;veni&hellip;</p>
<p>80&rsquo;ler şiirinin hemen hi&ccedil;birinde hem bi&ccedil;im hem i&ccedil;erik olarak Adem Turan&rsquo;ın şiirinde belirginleşen izleklere benzer tematik tutumu; bu hayat dolu enerjiyi, bu doğrudan ifadeyi g&ouml;remeyiz. Bu da Adem Turan&rsquo;ın &ouml;nemli ve nitelikli bir şair olduğunu g&ouml;sterir.2000&rsquo;lerde yazılan şiiri d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde, T&uuml;rk şiirinin damarlarında gezinen Adem Turan şiirinin &ouml;nemselliği bir kez daha kendini belli eder.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fisrarla-konusmak-isteyen-siir-adem-turan%25e2%2580%2599in-siiri-uzerine%2F&amp;title=ISRARLA%20KONU%C5%9EMAK%20%C4%B0STEYEN%20%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%3A%20ADEM%20TURAN%E2%80%99IN%20%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%C4%B0%20%20%C3%9CZER%C4%B0NE" id="wpa2a_6"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/israrla-konusmak-isteyen-siir-adem-turan%e2%80%99in-siiri-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BEYANNAME</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/beyanname/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/beyanname/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 22:08:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/beyanname.html</guid>
		<description><![CDATA[Bu adam &#246;l&#252;mden anlamazAşktan anlar ne varsa ne bulduysa aşktaDiyesiymiş bir kır g&#252;n&#252; solgun bir Pazar akşamındaUnuttuğunda kendini tonlarcasına y&#252;k taşımışAşk y&#252;kl&#252;ym&#252;ş firari hisli ve savurganBir kış idi ge&#231;ti &#246;l&#252;ler baharında&#214;l&#252;ler baharında g&#252;l dikmiş mezarlara Anlardı aşktan yorgunluğunu taşırdı sonsuzluğaBir akşam bir Pazar akşamında Her şeye karşılık gelen bir boğucu sevin&#231;Deniz dalgalıysa kirliyse g&#246;mleğiSicilinde bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu adam &ouml;l&uuml;mden anlamaz<br />Aşktan anlar ne varsa ne bulduysa aşkta<br />Diyesiymiş bir kır g&uuml;n&uuml; solgun bir Pazar akşamında<br />Unuttuğunda kendini tonlarcasına y&uuml;k taşımış<br />Aşk y&uuml;kl&uuml;ym&uuml;ş firari hisli ve savurgan<br /><span id="more-663"></span><br />Bir kış idi ge&ccedil;ti &ouml;l&uuml;ler baharında<br />&Ouml;l&uuml;ler baharında g&uuml;l dikmiş mezarlara</p>
<p>Anlardı aşktan yorgunluğunu taşırdı sonsuzluğa<br />Bir akşam bir Pazar akşamında</p>
<p>Her şeye karşılık gelen bir boğucu sevin&ccedil;<br />Deniz dalgalıysa kirliyse g&ouml;mleği<br />Sicilinde bir boğucu &uuml;z&uuml;n&ccedil;</p>
<p>Siz s&ouml;yleyin bu adam anlar &ouml;l&uuml;mden de aşktan da<br />Tandırlı ge&ccedil;miş zamanlar yok artık<br />Kimlik numarası vasi tayini on beşinde duruşma var<br />Mal bildirim beyannamesini imzala<br />İzin kağıdını al şu masadan odaya gir ve bekle ge&ccedil; hizaya</p>
<p>Ekmek sırası yemek sırası imza sırası<br />Her şeyin bir zamanı var değil mi ama</p>
<p>Terler s&ouml;z dokunursa kalbe boğuk ve dokunaklı kalır<br />Bu ona yeter d&uuml;nya gelip de yaslar t&uuml;fengini ruhuna<br />Kime &ccedil;atsa ona yeter bir kavgaydı ona yeter<br />Ne anlar sahi bu adam &ouml;l&uuml;mden &ouml;l&uuml;mlerden<br />Daracık odalarda apaydınlık bir adam</p>
<p>Siz s&ouml;yleyin s&ouml;yleyin Allah aşkına<br />Karanlık bir taşradan gelen bu adam<br />Ne anlar sahi aşktan ve aşklardan.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fbeyanname%2F&amp;title=BEYANNAME" id="wpa2a_8"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/beyanname/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KÂMİL EŞFAK BERKİ’NİN  MOSTAR KÖPRÜSÜNE AĞIT ADLI ŞİİRİNİ BİR TAHLİL DENEMESİ</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/kamil-esfak-berkinin-mostar-koprusune-agit-adli-siirini-bir-tahlil-denemesi/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/kamil-esfak-berkinin-mostar-koprusune-agit-adli-siirini-bir-tahlil-denemesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 15:00:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[kamil eşfak berki]]></category>
		<category><![CDATA[kami eşfak berki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=534</guid>
		<description><![CDATA[K&#226;mil Eşfak Berki&#8217;nin Mostar K&#246;pr&#252;s&#252;ne Ağıt&#160; şiirinin diğer şiirleri yanında g&#252;zide bir yeri vardır. Bizim bu şiir &#252;zerinde durmamızı gerektiren ve&#160; aynı zamanda bu şiire se&#231;kinlik vasfı&#160; kazandıran husus, g&#252;n&#252;m&#252;z şairinde bir eksiklik olarak g&#246;rd&#252;ğ&#252;m&#252;z, Berki&#8217;de somutluk kazanan şairin &#231;ağına olan ilgisi, duyarlılığı ve hassasiyetidir. Biz bu yazımızda Berki&#8217;nin hassasiyetindeki soyluluğun nedenleri &#252;zerinde duracağız. &#160; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font face="Times New Roman" size="3">K&acirc;mil Eşfak  Berki&#8217;nin Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;ne Ağıt&nbsp; şiirinin diğer şiirleri  yanında g&uuml;zide bir yeri vardır. Bizim bu şiir &uuml;zerinde durmamızı  gerektiren ve&nbsp; aynı zamanda bu şiire se&ccedil;kinlik vasfı&nbsp;  kazandıran husus, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şairinde bir eksiklik olarak g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z,  Berki&#8217;de somutluk kazanan şairin &ccedil;ağına olan ilgisi, duyarlılığı  ve hassasiyetidir. Biz bu yazımızda Berki&#8217;nin hassasiyetindeki soyluluğun  nedenleri &uuml;zerinde duracağız. <span id="more-534"></span></font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp; Bu şiiri &ouml;nemli kılan  temel &ouml;zellikler, başlıca nitelikler nelerdir? Yine bu şiiri kezlerce  d&ouml;n&uuml;p dolaşıp okumamızı sağlayan, bizi bu şiire y&ouml;nelten hangi  vasıflar olabilir?</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Safiyetin Yitirilişi</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Temel izlekler &ccedil;er&ccedil;evesinde  &ccedil;&ouml;z&uuml;mlemeyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z bu şiirin en belirgin vasfı, ilk  mısradan da anlaşılacağı &uuml;zere,&nbsp; adına Batı Medeniyeti  denen oluşumun, s&ouml;m&uuml;rgelerde ve M&uuml;sl&uuml;man coğrafyada , bu coğrafyada  ikamet eden m&uuml;tedeyyin insanların safiyet &ouml;zlemini par&ccedil;alayışı,  k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet değerlerine olan m&uuml;dahalesi, saflığa y&ouml;nelik  temel bir vurgudur.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;G&ouml;kkuşağını</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">G&ouml;kkuşağını par&ccedil;aladılar&quot;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Vurucu bir ilk mısra. Bizi  okuru tam kalbinden yakalayan, sarsan, hırpalayan, rahatsız eden bir  ilk mısra. Batıdan ilk m&uuml;dahale, safiyete y&ouml;neliktir. Bu g&uuml;n de  olduğu gibi Batının ilk temas ettiği yer, M&uuml;sl&uuml;manların hassasiyetindeki  en can alıcı noktadır. Şiir m&uuml;zik c&uuml;mleleri şeklinde devam eder.  Lirik bir m&uuml;zik.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;&Uuml;st&uuml;nde nişanlılar  buluşur</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Uuml;st&uuml;nde şairler karşılaşırdı</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Mostar k&ouml;pr&uuml;s&uuml;&#8217;ne ateş  a&ccedil;tılar&quot;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Lirizmin dokunaklı şiir c&uuml;mleleri  haline d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml; g&ouml;r&uuml;yoruz. Yıkılan medeniyet değerlerine  yakılan bir ağıttır bu. Sert ve vurucu bir &uuml;slup. M&uuml;ziksel ifade  bi&ccedil;imleri. Ve sarsılan benlik. Asırlardır muhafaza ettiğimiz değerlere  yapılan m&uuml;dahaleye bir tepki şiiri. &#8216;Nişanlıların ve şairlerin&#8217;  buluştuğu tarihsel k&ouml;pr&uuml;m&uuml;ze, k&ouml;pr&uuml; &ouml;zelinde b&uuml;t&uuml;n M&uuml;sl&uuml;man  coğrafyaya ateş a&ccedil;ılmıştır. Şairin yaşadığı &ccedil;ağa olan  duyarlılığın yansımalarıdır bu mısralar. Zira ateş a&ccedil;ılan  ger&ccedil;ekte şairin duyarlılığı ve y&uuml;reğidir. Ateş a&ccedil;ılan huzurumuzdur.  Hoşg&ouml;r&uuml;m&uuml;zd&uuml;r. Temel insani vasıflarımızdır. Bundan en fazla  etki alan şairin par&ccedil;alanmış y&uuml;reğidir adeta.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Medeniyet Sorgusu</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; &#8216;Irmak &ouml;yle akar  ki kıyısında biri vardır&#8217; mısraını &#8216;Irmak &ouml;yle akar ki kıyısında  T&uuml;rkiye vardır&#8217; şeklinde okumak da m&uuml;mk&uuml;n. Şair şiirin bu b&ouml;l&uuml;mden  itibaren bir medeniyet sorgusuna girer. Buna D&uuml;nya Sisteminin bek&ccedil;ileriyle  bir hesaplaşma diyebiliriz. Soru soran bir şiirle karşılaşırız  bu ilk b&ouml;l&uuml;mden sonra. Sorgulayan bir şiir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;Irmak &ouml;yle akar ki kıyısında  biri vardır</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Ruh i&ccedil;in ne y&uuml;zyıllar ge&ccedil;ti</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Neretva ırmağı şimdi akıyor  mu Bay Arabulucu</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">K&ouml;t&uuml;l&uuml;k g&ouml;rmeden k&ouml;t&uuml;l&uuml;k  eden İngiltere&#8217;nin</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Aracısısınız Lord filanca  Bay A-r-a-b-u-l-u-c-u</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Irmakların arşı&acirc;l&acirc;da aslı  vardır akarlar</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Bilir misiniz Lord fil&acirc;nca  bilir misiniz</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;  Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&#8217;ne ateş a&ccedil;tılar</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; Ruhu yormayan  bir şiiri var Berki&#8217;nin. Kendisinin &Uuml;stad Sezai Karako&ccedil;&#8217;un şiiri  i&ccedil;in s&ouml;ylediğini biz Berki&#8217;nin şiiri i&ccedil;in s&ouml;yleyebiliriz: &#8221;Her  ruhun &#8216;bizi s&ouml;yl&uuml;yor&#8217; diyebileceği bir şiir&#8221;. &#8216;Ruh i&ccedil;in ne y&uuml;zyıllar  ge&ccedil;ti&#8217; mısraı, Berki&#8217;nin metafizik tarafına seslenen bir mısra.  Bu mısraa b&uuml;t&uuml;n bir medeniyet tecr&uuml;besinden s&uuml;z&uuml;lm&uuml;ş bir mısra  g&ouml;z&uuml;yle bakabiliriz. Ortada devasa bir Osmanlı macerası , bir medeniyet  ser&uuml;veni vardır. Pirlerle olan&nbsp; alış-verişin (divan şiiri)  bir yansıması adeta. Berki , bi&ccedil;im ve i&ccedil;erik olarak &ccedil;ok anlamlı  niteliği olan, geniş ufuklu bir şiire sahip. Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;ne  ağıt şiiri &ccedil;ağrışımları bol bir şiir aynı zamanda. Bu şiirin  bizde karşılık bulmasının bir diğer sebebi de iletisinin en a&ccedil;ık  olduğu bir şiir olması biraz da. &#8216;Irmakların arşı&acirc;l&acirc;da aslı  vardır akarlar&#8217; mısraı, &ouml;nemli bir metafizik ger&ccedil;eği ifade eder.  Şairin medeniyet sorgusu, şiirin &ouml;ne atılma isteğinin&nbsp; bir  karşılığıdır. Zira ortada bir acı , can yakıcı bir kıyım  vardır ve şairin buna duyarsız kalması d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemez. Avrupanın  tam ortasında herkesin g&ouml;z&uuml; &ouml;n&uuml;nde bir katliam ger&ccedil;ekleşmiştir  ve d&uuml;nya ve bizim adaletine &ccedil;ok g&uuml;vendiğimiz Batı da sadece seyretmiştir.  Tabi haliyle bu insanlık zulm&uuml; karşısında sesini ilk y&uuml;kselten  şairler olacaktır ve &ouml;yle de olmuştur.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Bize Ait Bir Ses</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; K&acirc;mil Eşfak  Berki, Diriliş geleneğinden gelen bir şair. Şairin canı yanmıştır  ve medeniyetimizin i&ccedil;inden seslenir. Bize ait bir ses. Berki&#8217;nin sesine  ses olalım derim ben. Diriliş (Hakikat) medeniyetinin değerlerine  , sembollerine yapılan saldırı şairin canını yakmıştır. Mostar  K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&#8217;ne ağıt&nbsp; şiirinde derin bir &uuml;z&uuml;nt&uuml; var, kaybolan,  yıkılan değerlerin &uuml;z&uuml;nt&uuml;s&uuml;. Bu şiirde sanat d&uuml;zleminde medeniyet  yapılarının inşa edilişinin lirik bir ifadesiyle karşılaşırız.&nbsp;  Yapı taşlarının lirik ve &ouml;zg&uuml;n bir imar s&uuml;recidir bu.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml; yapılırken</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">B&uuml;t&uuml;n Mostar &ccedil;ocukları  sokulup bakmıştı</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Balkonlardan kızlar g&uuml;l fırlatmıştı</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Taşı taşa i&ccedil;ten bağlayan  baş kalfa</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Ke&ccedil;i kılını yumurta akıyla  karmıştı</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Seher vaktinde eğilmiş ırmağı  okşamıştı</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Avrupa&#8217;nın en g&uuml;zel k&ouml;pr&uuml;s&uuml;ne ateş a&ccedil;tılar &quot;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Berki&#8217;ye k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet  şairi diyebiliriz. Hakikat doğrultusunda Diriliş Medeniyetinin. Berki  bize bir bakış-a&ccedil;ısı getirir, Medeniyet bakış &ndash; a&ccedil;ısıdır  bu. Bu şiir &ouml;zelinde Berki&#8217;ye g&ouml;re şiir, taş taş yapılarla y&uuml;kselen  bir medeniyet inşasıdır. B&uuml;t&uuml;ne y&ouml;nelir ve Varlıkla olan bağını  koparmaz. Varlık &ndash; K&acirc;inat- İnsan bağıntısına inanmıştır  ve bu &uuml;&ccedil; unsur birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır. Bu &uuml;&ccedil;l&uuml;  sacayağı dengesini bozan Batı medeniyetine, Mostar &ouml;zelinde bir  itiraz y&uuml;kselir. Ben bu şiiri bir ağıt şeklinde okumak yerine bir  protest şiir &ouml;rneği bi&ccedil;iminde&nbsp; okuma taraflısıyım. Benim  okumam bu y&ouml;nde, bu doğrultuda. Yine bu şiirin atılımcı g&uuml;c&uuml;ne  inanıyorum. Dışa a&ccedil;ık y&ouml;n&uuml;yle ilgilendiriyor beni bu şiir, duyarlılığı  ile itirazı ile tepkisiyle.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">K&uuml;lt&uuml;r İmhası</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; Bu g&uuml;nlerde &#8216;mahrumiyet&#8217;  s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; daha bir sever oldum. M&uuml;sl&uuml;man coğrafyada değerlerimizi  korumak adına&nbsp; direniş-diriliş vasıflarını muhafaza eden,  vatanlarını m&uuml;daafa eden insanların g&ouml;r&uuml;n&uuml;rdeki mahrumiyetleri,  geri planda bir kazancı temsil ederler. Direniş bağlamında teknolojik  donanıma sahip olamayabiliriz. Ama ger&ccedil;ekte kazanıyoruzdur. Hakiki  bir imana sahip olanlar k&acirc;inata bile meydan okuyabilirler. M&uuml;sl&uuml;man  coğrafyada yer alan k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet yapıları, asırlardır  s&uuml;r&uuml;p gelen &ccedil;izginin devamıdırlar. Berki&#8217;nin şiirsel tepkisi,  k&uuml;lt&uuml;r ve medeniyet yapılarına olan m&uuml;dahalede yoğunlaşır. Bu  şiir, m&acirc;n&acirc; maddeden &uuml;st&uuml;nd&uuml;r, h&uuml;km&uuml;n&uuml; doğrulayan bir şiirdir,bizim  g&ouml;z&uuml;m&uuml;zde. Zulm&uuml;n &ccedil;ağının olmadığının bir ispatı bir bakıma.  Tiranlar hemen her &ccedil;ağda vardır ve bunun alternatifi, yeni bir medeniyet  tasavvuruna sahip olmaktır. Tiranlar ilk &ouml;nce k&uuml;lt&uuml;re, dış bi&ccedil;ime  m&uuml;dahale ederler. Değişim ilk &ouml;nce dış-bi&ccedil;imden başlayacaktır.  Tanzimat&#8217;tan beri s&uuml;regelen bir k&uuml;lt&uuml;r imhasıyla karşı karşıyayız. </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;Savaş&ccedil;ılarımızın  u&ccedil;ağı topu yok</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Yalnız t&uuml;fekleri var</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Kurşun biterse ok duygusuna  ge&ccedil;erler</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Yay ger, bırak ! Oklarlar</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Saraybosna K&uuml;t&uuml;phanesini  kundakladılar</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">El yazmalarını ateşe verdiler</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">2000 yılına gidiyorduk</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Avrupalılar el yazmalarımızı ateşe verdiler&quot;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; Batı&#8217;nın&nbsp;  bu topraklara n&uuml;fuzu, k&uuml;lt&uuml;r kanalıyla olmuştur. Bi&ccedil;imsel değişim  beraberinde &ouml;z değişimini getirmiştir. Ve yabancılaşma, ilk &ouml;nce  bi&ccedil;imde başlamıştır. Kapitalist &ndash; S&ouml;m&uuml;rgeci g&uuml;&ccedil;lerin temel  korkusu, s&ouml;m&uuml;r&uuml; &uuml;lkelerinde&nbsp; yeniden başlayacak olan bir k&uuml;lt&uuml;r  ve medeniyet oluşumu, ruhta bir yeniden toparlanmadır. Sezai Karako&ccedil;&#8217;un  ifade ettiği anlamda bir &ouml;z-değişimdir. Durum-alışta bir &ouml;z-d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m.  Berki , bu şiiriyle hakim medeniyete bir tavır almıştır.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&#8216;İnsanın H&uuml;zn&uuml;ne Ateş  A&ccedil;tılar&#8217;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; Berki, şiirde  genel bir tutum olarak tarihsel yapılardaki imgesel &ouml;zelliklerin envanterini  &ccedil;ıkarıyor. Ancak bunu, bilin&ccedil;siz bir sayıp d&ouml;kmecilik olarak&nbsp;  değil, medeniyet yapılarının ruhunu ortaya koyarak yapıyor. B&ouml;ylece  sanat eseriyle yeni bir medeniyet inşası y&ouml;n&uuml;nde &ouml;nemli bir adım  atmış oluyor. Bu hatırı sayılır bir adımdır haddi zatında.  Bu bağlamda Yahya Kemal ile akraba bir duyuş eşliğinde &#8216;yapı&#8217;yor  eserini. Bu yapı Yahya Kemal&#8217;in eseriyle benzer &ouml;zellikler taşıyor.  Şiirsel ses olarak değil belki ama şiirsel duyuş olarak nitelik  benzerliği taşıyor b&uuml;nyesinde.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;D&uuml;şman top&ccedil;usu</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Minare u&ccedil;urma yarışması  yaptı</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">İnsan değillerdi insanlıktan  &ccedil;ıkmıştılar</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Tanrıyı birlemeden uzaktılar</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ouml;lm&uuml;ş annesine bakan &ccedil;ocukların</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Makinelarla fotoğrafını  &ccedil;ektiler</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;  İnsanın h&uuml;zn&uuml;ne ateş a&ccedil;tılar &quot;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; Oğuz Atay&#8217;ın  &#8216;İnsanlık Bitti&#8217; s&ouml;ylemini anımsatan, Batı&#8217;nın geldiği son noktayı  işaretleyen mısralar.Yukarıdaki alıntı yaptığımız b&ouml;l&uuml;m,  &ccedil;ok bağlandığımız , adına Batı medeniyeti denen b&uuml;y&uuml;k ve sarsılmaz  yapının kara bir fotoğrafı adeta. İnsanın y&uuml;z&uuml;n&uuml; g&uuml;ld&uuml;rmeyen,  insana derin &uuml;z&uuml;nt&uuml; veren bir resim.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; Sonraki mısralar  ile y&uuml;z&uuml;m&uuml;ze kan geliyor. Kendimizi buluyoruz. Serinliyoruz. İnancımızla  &uuml;st&uuml;n olduğumuzu anımsıyoruz. Farklılığımızın nereden kaynaklandığını  &ouml;ğreniyoruz. Kurtuluşumuz da buna bağlı. &Ccedil;ıkış yolumuz da.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;Biz m&uuml;sl&uuml;manız</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Biz &ccedil;ocuklara h&uuml;rmet ederiz</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Biz vahyin ışığı ile farklıyız</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Biz &ccedil;ocukları yaşatırız</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Onlar Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&#8217;ne ateş a&ccedil;tılar&quot;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; K&acirc;mil Eşfak  Berki şiirinin sesi, g&uuml;ndelik hayat i&ccedil;erisinde oluşan bir sestir.  Şiirin onu ilk bulduğu &acirc;n, kanlı canlı g&uuml;ndelik hayat ve ilişkilerdir.  Bu anlamda Berki&#8217;nin şiiri, yaşayan insanı ve yaşanan hayatı esas  alır. Pasif ve etkiler alan bir &ouml;zne yoktur şiirde. Eleştirel ve  anlamaya &ccedil;alışan bir &ouml;zne. Bu &ouml;zne b&uuml;y&uuml;k Hakikat Medeniyetine  malzeme taşımakla birlikte, g&uuml;ndelik hayatın beyhudeliğini g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;  i&ccedil;in, esas olan tarihi yapılardır, sembollerdir, hassasiyetlerdir. </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Bu şiirin ilk &acirc;nı beni</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Tıklım tıklım bir s&uuml;permarkette  buldu</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Tek bir insan tek bir insana  sel&acirc;m vermiyordu</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Kadının g&ouml;z&uuml; komşusuna  ilişiyor</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Eli seğirtiyordu yağlı salamlara</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Sonra o salam o kadınla gidecek</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Kadın gidecek dudaklarını  tapınır gibi boyayacak</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Yağlı salam mutfakta bekleyecek</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Kadın trans halinde mutfağa  ge&ccedil;ecek</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">O yağlı salam kızgın yağda  cızırdayacak</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<wbr></wbr>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Onlar Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&#8217;ne ateş a&ccedil;tılar</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Medeniyet Eleştirisi</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp; Tarihsel a&ccedil;ıdan Tanzimattan  bu g&uuml;ne g&ouml;rkemi karşısında b&uuml;y&uuml;lendiğimiz Batı medeniyetinin  etkisi altındayız. İlk kamaşma aydınlarımız &uuml;zerinde g&ouml;r&uuml;ld&uuml;.  Batıcı aydınlar, kendi kaynaklarımıza d&ouml;nmek yerine k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyici  g&ouml;zlerle baktılar. K&ouml;r&uuml; k&ouml;r&uuml;ne taklit, bu aydınların en belirgin  vasfı oldu. Halkla olan bağını sıfıra indirdiler. Bu k&ouml;ks&uuml;z  aydınlar g&uuml;ruhu, değerlerimizle uyumsuzluğunu g&ouml;z ardı ederek  batıya has kavramları, hi&ccedil;bir sorgulamaya tabi tutmadan aynen benimsediler.  Berki bu zihniyete şiiriyle eleştirel bir bakış getirir.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;Kaslarımızda biriken  l&acirc;ktik asit değil</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">L&acirc;iklik kelimesi</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Hava kirlenmesi gibi</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Durduk kaldık &ouml;ylece</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Batıcılar g&ouml;zbağcıları  liberaller</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">B&uuml;t&uuml;n başkentleri 2000 yılına  tutsak ettiler</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">-Pardon 2001 yılına-</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Onlar Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&#8217;ne ateş a&ccedil;tılar</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Yıkılan bir k&ouml;pr&uuml; kadar  değil Avrupa</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Batı insanı &ccedil;elik &ccedil;izgilerle  birbirine engelli</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Biz g&ouml;kkuşağına imrenmiş</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">Baktık&ccedil;a g&uuml;zelleştiren  bir k&ouml;pr&uuml; yapmıştık</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&Ccedil;ocuk y&uuml;z&uuml;ndeki mevsime  haset ettiler</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;  Onlar Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;&#8217;ne ateş a&ccedil;tılar&quot;</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&nbsp;&nbsp; Berki, batının  zulm&uuml;ne duyarsız kalmadığı gibi Batılı zihin yapısına da eleştirel  bir g&ouml;zle bakar. Bu bakış, &#8216;her şair aydın olmalıdır&#8217; h&uuml;km&uuml;n&uuml;  doğrulayan bir bakıştır aynı zamanda. Burada İlhan Berk&#8217;in Adorno&#8217;dan  aktardığı fikri hatırlamakta yarar var: Sanat yapıtları, i&ccedil;inde  bulundukları d&ouml;nemin bilin&ccedil;siz tarih yazımıdır. Berki&#8217;nin bu eseri,  medeniyet eserlerine dair son derece ve ayık bir bilin&ccedil;le koyulmuş  &ouml;nemli bir işarettir. Şiirin son iki mısraı , şairin bu topraklara  has damarı, Diriliş &ccedil;izgisini temsil ettiğini g&ouml;sterir niteliktedir.  Berki bir şair olarak da bir aydın olarak da&nbsp; buradan yani Diriliş  damarından sesleniyor.</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3"> </font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">&quot;Her &ccedil;ocuk cell&acirc;dına  bir &acirc;n baktı</font></p>
<p><font face="Times New Roman" size="3">G&uuml;l&uuml;msedi saygıyla duran  &Ouml;l&uuml;m Meleğine&quot;</font></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fkamil-esfak-berkinin-mostar-koprusune-agit-adli-siirini-bir-tahlil-denemesi%2F&amp;title=K%C3%82M%C4%B0L%20E%C5%9EFAK%20BERK%C4%B0%E2%80%99N%C4%B0N%20%20MOSTAR%20K%C3%96PR%C3%9CS%C3%9CNE%20A%C4%9EIT%20ADLI%20%C5%9E%C4%B0%C4%B0R%C4%B0N%C4%B0%20B%C4%B0R%20TAHL%C4%B0L%20DENEMES%C4%B0" id="wpa2a_10"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/kamil-esfak-berkinin-mostar-koprusune-agit-adli-siirini-bir-tahlil-denemesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR DİRİLİŞ EMEKÇİSİ: KÂMİL EŞFAK BERKİ</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/bir-dirilis-emekcisi-kamil-esfak-berki/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/bir-dirilis-emekcisi-kamil-esfak-berki/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 14:52:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[kamil eşfak berki]]></category>
		<category><![CDATA[kamil eşfek berki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/bir-dirilis-emekcisi-kamil-esfak-berki.html</guid>
		<description><![CDATA[Sezai Karako&#231;&#8217;ta merkezileşen B&#252;y&#252;k Diriliş Şiirinin son halkasını oluşturan, şiir sanatında kendine &#246;zg&#252; bir şiir kavrayışı olduğunu bildiğimiz bir şairdir K&#226;mil Eşfak Berki. 40 yıla yakın bir emeği vardır şiirimize. Genel şiir kamusunda saygın bir konumu olduğu bilinir. Ancak yine de bu g&#252;ne kadar etraflıca konuşulmamıştır şiiri ve d&#252;zyazıları. Yorulmak bilmeyen bir &#231;aba. Titizlik. Ciddiyet. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sezai Karako&ccedil;&rsquo;ta merkezileşen B&uuml;y&uuml;k Diriliş Şiirinin son halkasını oluşturan, şiir sanatında kendine &ouml;zg&uuml; bir şiir kavrayışı olduğunu bildiğimiz bir şairdir K&acirc;mil Eşfak Berki. 40 yıla yakın bir emeği vardır şiirimize. Genel şiir kamusunda saygın bir konumu olduğu bilinir. Ancak yine de bu g&uuml;ne kadar etraflıca konuşulmamıştır şiiri ve d&uuml;zyazıları. Yorulmak bilmeyen bir &ccedil;aba. Titizlik. Ciddiyet. Bu &uuml;&ccedil; tanımlama en &ccedil;ok, İsmail Demirel&rsquo;in işaret ettiği &uuml;zere Berki ve şiirine yakışıyor. <span id="more-533"></span></p>
<p>Berki&rsquo;nin şiirine dair konuşmayı ilk defa yine o gelenekten (diriliş) gelen bir dergi, Yediiklim dergisi başlatmıştır diyebiliriz. Yediiklim&rsquo;in Nisan 2009 sayısı titiz yazılardan oluşan bir &ouml;zel b&ouml;l&uuml;m ayırmış Berki&rsquo;ye. Her yazar Berki şiirinin ayrı bir &ouml;zelliğini &ouml;ne &ccedil;ıkarmış yazılarında. Şaban Abak&rsquo;tan yeni kuşak eleştirmenlerden Aykut Nasip Kelebek&rsquo;e Berki şiirine değer verenler daha bir değerlendirmişler şairi ve eserini. Yediiklim&rsquo;in bu sayısı ilk olması hasebiyle K&acirc;mil Eşfak Berki şiirine giriş niteliği taşıyor.  </p>
<p>Biz bu tanıtım yazısında yazarların Berki&rsquo;nin şiirine dair yaptıkları tespitlerin serimlemesini yapacağız. B&ouml;ylece umarız ki bu kendine has şairimizin eserine bir nebze de olsa duyargaları &ccedil;evirmiş olalım. </p>
<p>Şaban Abak, Hayretler Kitabı Yahut &Ccedil;ocuğun Miracı adlı yazısında Diriliş Akımına dikkat &ccedil;ektikten sonra Berki şiirinin &ouml;ne &ccedil;ıkan bir &ouml;zelliğini, &lsquo;naif&rsquo; ve &lsquo;hayretin şiiri&rsquo; oluşunu dile getirir. Şairin metafizik algısına y&ouml;nelik &ouml;nemli tespitlerde bulunur: &quot; Naif bir şiir K&acirc;mil Eşfak Berki&rsquo;nin şiiri. Hayata b&uuml;y&uuml;l&uuml; g&ouml;zlerle bakan, hayatın i&ccedil;indeki her nesneye, her kımıltıya, b&uuml;y&uuml;k bir ciddiyetle bakan, hayretler i&ccedil;indeki saf bir insanın g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ndeki tazeliğin şiiri. Bu y&uuml;zden, Berki&rsquo;nin şiirinin belki de en &ouml;nce s&ouml;ylenmesi gereken vasfı, bir hayretin şiiri oluşudur.&quot; </p>
<p>Osman Bayraktar da ( ki Bayraktar&rsquo;ın  bu toprakların yetiştirdiği , altın h&uuml;km&uuml;nde tespitleriyle nitelikli bir eleştirmen olduğunu buradan belirtmiş olalım) K&acirc;mil Eşfak Berki&rsquo;nin Şiiri &Uuml;zerine Bazı Dikkatler adlı yazısıyla Berki şiirinin kendi i&ccedil;inde taşıdığı belli başlı &ouml;zellikleri, derinlikli ifadeleriyle kaleme almış, belirtmiş. Her satırı, Berki şiirine girmek i&ccedil;in anahtar h&uuml;km&uuml;nde: &quot;K&acirc;mil Eşfak Berki&rsquo;nin şiirindeki imgesel yapılandırma, duygu, duyuş, bireyin varoluş problemleri, &ouml;l&uuml;m, hayatta durduğu yeri belirlemiş olmaktan gelen tercihler, g&uuml;ndelik g&ouml;zlemlerden kaynaklanan duyarlıklar, hattan bazen tedirginlikler, kelimeleri tasarruf bi&ccedil;imi benim i&ccedil;in dikkat &ccedil;eken unsurlar olmuştur.&quot; </p>
<p>Zafer Acar&rsquo;ın yazısı (K&acirc;mil Eşfak Berki Şiiri: Diri Bir G&uuml;zellik ve Ger&ccedil;eklik) Berki şiirinin bir &ouml;zelliğini imge ve ger&ccedil;eklik bağlamında ele almış, yer yer  şiir ortamına y&ouml;nelik g&ouml;ndermeleri de i&ccedil;eren bu yazı, Berki şiirine yeni kuşağın bakışını , yaklaşım bi&ccedil;imini taşıyor olmasıyla &ouml;nemli. Tartışmalı ifadeler de yer alsa okunmaya değer bir yazı olduğunu s&ouml;yleyelim. </p>
<p>Haydar Erg&uuml;len&rsquo;in yazısı Berki&rsquo;ye dair bir hatıra yazısı: Heves Parkından Tanışıyoruz&hellip;Bu yazının g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şairine &ouml;nerilebilecek bir metin olduğunu belirtmiş olalım. Zira şiir ortamının i&ccedil;indeki kavgaları, &ccedil;ekişmeleri, &ccedil;ekemezlikleri, k&uuml;&ccedil;&uuml;mseyişleri, kibri ve egoyu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde bu yazıyı şiddetle ve şiddetle ve şiddetle &ouml;neriyorum. Bir şairin &ouml;nyargısız bir şaire bakışı, tanışması, imrenilesi bir incelik ve hassasiyet, g&uuml;zel bir &ouml;rneklik. En azından komplekssiz bir yaklaşım. &Uuml;zerinde konuşulmalı derim. </p>
<p>Yasin Doğru&rsquo;nun yazısı da benzer bir yazı: Bursa Sahaflar &Ccedil;arşısı&rsquo;nda Bir Şair. Dostane duygularla yazılmış sıcak ve samimi bir metin.  </p>
<p>Ali Haydar Haksal&rsquo;ın yazısı, Berki&rsquo;yi yakından tanıdığı i&ccedil;in şiirine dair daha i&ccedil;eriden bir değerlendirme yapmış. Tamam Ali Haydar ağabey bir hikayeci, ancak bu kadar değil, şiir eleştirileri de dikkate değer ve okunması gerekiyor. Kimse fark etmedi ama ben s&ouml;yleyeyim: Haksal, şairler &uuml;zerine de &ouml;nemli metinler kaleme alıyor. 2008 Yediiklim sayılarında Alaaddin &Ouml;zden&ouml;ren&rsquo;in şiirine y&ouml;nelik yazdığı yazıları b&uuml;y&uuml;k bir hayranlıkla okumuştum. Haksal yazıyor, hem de iyi yazıyor, şiiri biliyor  iyi biliyor &uuml;stelik. Tekraren &uuml;zerinde konuşulmalı derim. </p>
<p>Necmettin Turinay da  yazısında Berki şiirinin kuşağının şiirinden ayrışan y&ouml;nlerini ele almış: K&acirc;mil Eşfak ve Şiiri. Berki&rsquo;nin şiirinin i&ccedil;sel  ve kendi i&ccedil;inde oluşan bir şiir olduğunu vurguluyor:&quot;&Ccedil;&uuml;nk&uuml; onun şiiri, malzemesi dışta olsa bile, hep kendinde ve kendi i&ccedil;inde oluşan bir durumdur. Dolayısıyla bu şiirin hayatın i&ccedil;inden doğan bir yanı bulunsa bile, ona asla yaşamanın veya yaşantının şiiri nazarı ile bakamayız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şiiri harekete ge&ccedil;iren d&uuml;rt&uuml;ler, dışta g&ouml;z&uuml;kse bile, onun  i&ccedil;in bu &ccedil;oğu zaman yanıltıcıdır. Dolaysıyla bu şiir bir i&ccedil;e doğuş şiiridir ve &ouml;zellikle bunun i&ccedil;in g&uuml;zeldir.&quot; </p>
<p>Yunus Emre &Ouml;zsaray, Berki&rsquo;nin bir şiiri olan &lsquo;Mostar K&ouml;pr&uuml;s&uuml;ne Ağıt&rsquo; şiirini estetik a&ccedil;ıdan tahlil etmiş.  </p>
<p>İsmail Demirel, Berki&rsquo;nin ikinci kitabı &Ccedil;ocuğun Miracı&rsquo;nı kuşaktaşlarının da yardımıyla, alıntılarla bir değerlendirmeye tabi tutmuş. Yazısının sonlarında kendi g&ouml;r&uuml;şlerini de ifade etmiş tabi: &quot;&Ccedil;ok sağlam ve birbiriyle irtibatlı bir mısra d&uuml;zenine sahip olan Berki şiiri, farklı, geniş, imk&acirc;nlı a&ccedil;ılımlara yol a&ccedil;abilecek denli katmanlı bir ruh taşıyor. &quot; </p>
<p>Aykut Nasip Kelebek, hen&uuml;z yeni isimlerden. Ancak yazılarında g&ouml;sterdiği cesaret, sıkı bir eleştirmeni haber veriyor bize: K&acirc;mil Eşfak Berki&rsquo;nin 70 Kuşağını Aşan Şiiri. </p>
<p>Bu &ouml;zel b&ouml;l&uuml;ml&uuml; sayıda Murat Er&rsquo;in pasajları da okunmaya değer yazılardan. </p>
<p>Yediiklim&rsquo;in yoğun ve sıkı metinlerden oluşan bu sayısını değerli buluyor ancak yeterli bulmuyoruz. Değerli &ccedil;&uuml;nk&uuml; uzun yıllar şiire direnen, kadri pek bilinmemiş bir diriliş ve şiir adamı g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş oldu bu toplamla. Yeterli bulmuyoruz &ccedil;&uuml;nk&uuml; şiir incelemelerinin kitaplaşma s&uuml;recinin tamamlanmasını arzuladığımız bu şair-eleştirmene dair daha geniş ufuklu araştırmalar da kaleme alınabilirdi.40 yıllık şiir &ouml;mr&uuml;ne iki sıkı kitap sığdıran Berki&rsquo;nin değeri b&ouml;ylece daha etraflıca daha ihatalı bir şekilde yazılan yazılarla anlaşılmış olurdu. </p>
<p>Eğer biz yaşayan değerlerimizin farkında olmazsak , yaşayan bir şiirin de varlığı tartışmalı hale gelecektir.  </p>
<p>Yediiklim&rsquo;i temin etmek isteyenler yediiklim@yahoo.com adresinden ve belli başlı kitabevlerinden ulaşabilirler.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fbir-dirilis-emekcisi-kamil-esfak-berki%2F&amp;title=B%C4%B0R%20D%C4%B0R%C4%B0L%C4%B0%C5%9E%20EMEK%C3%87%C4%B0S%C4%B0%3A%20K%C3%82M%C4%B0L%20E%C5%9EFAK%20BERK%C4%B0" id="wpa2a_12"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/bir-dirilis-emekcisi-kamil-esfak-berki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KENDİ YOLUNDA BİR DERGİ: AZ EDEBİYAT</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/kendi-yolunda-bir-dergi-az-edebiyat/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/kendi-yolunda-bir-dergi-az-edebiyat/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2009 14:47:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[az edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/kendi-yolunda-bir-dergi-az-edebiyat.html</guid>
		<description><![CDATA[Dergiler iki &#231;eşittir: polemik yazılarıyla g&#252;ndem belirlemeye &#231;alışan dergiler ile al&#231;akg&#246;n&#252;ll&#252; bir &#231;abayla kendi yolunda ilerleyen dergiler. Bunun arası yok. Ya sert kavga yazıları kaleme alacaksınız ya da m&#252;tevazı bir duruşla kendi yolunuzda y&#252;r&#252;yeceksiniz. Gen&#231;lik damarım polemik&#231;i dergilerden yana aksa da b&#252;y&#252;l&#252; g&#246;zlerle ve samimi hislerle onları takip etmekten kendimi alamıyorum. B&#252;y&#252;l&#252; g&#246;zlerle &#231;&#252;nk&#252; dervişane [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dergiler iki &ccedil;eşittir: polemik yazılarıyla g&uuml;ndem belirlemeye &ccedil;alışan dergiler ile al&ccedil;akg&ouml;n&uuml;ll&uuml; bir &ccedil;abayla kendi yolunda ilerleyen dergiler. Bunun arası yok. Ya sert kavga yazıları kaleme alacaksınız ya da m&uuml;tevazı bir duruşla kendi yolunuzda y&uuml;r&uuml;yeceksiniz. </p>
<p>Gen&ccedil;lik damarım polemik&ccedil;i dergilerden yana aksa da b&uuml;y&uuml;l&uuml; g&ouml;zlerle ve samimi hislerle onları takip etmekten kendimi alamıyorum. B&uuml;y&uuml;l&uuml; g&ouml;zlerle &ccedil;&uuml;nk&uuml; dervişane bir eda buluyorum bu dergilerin tavırlarında, davranışlarında. Bir haber metni niteliği taşıyabilecek değerde metinler de yer almıyor değil bu dergilerde. Adeta &lsquo;dergicilik taşrada da yapılabilir&rsquo; diyen bunu g&ouml;z&uuml;me g&ouml;z&uuml;m&uuml;ze sokan bir duruşları var. &lsquo;beni al&rsquo; diyen, &lsquo;beni oku&rsquo; diyen i&ccedil;tenlikli dergiler bunlar.  <span id="more-531"></span></p>
<p>Elbette Az Edebiyat&rsquo;tan bahsediyorum. G&uuml;r&uuml;lt&uuml;s&uuml;z 3. sayısını &ccedil;ıkardı AZ EDEBİYAT. Derginin &lsquo;s&uuml;rprizi&rsquo; Hayrettin Orhanoğlu&rsquo;ydu bizce. Orhanoğlu&rsquo;yu hep bilmelisiniz baylar. &Ouml;ncelikle bir şair, kelimenin tam anlamıyla şiirin y&uuml;k&uuml;n&uuml; omuzlamış bir şair o. Bunun yanında hikayeler ve romanlar kaleme aldı, eleştiri metinleri yazdı, İsmet &Ouml;zel ve Tanpınar &uuml;zerine etraflıca ve derinlemesine d&uuml;ş&uuml;nd&uuml; ve yazdı da. Derinlikli felsefi yazılar okuduk ondan. Ancak her şeyden &ouml;nce dediğimiz gibi b&uuml;t&uuml;n bunların &uuml;zerinde onun  bir şair olduğu vurgusu &uuml;zerinde durmak gerekiyor: Az edebiyat&rsquo;ın bu sayısında Muhayyer Şarkı adlı şiiriyle yer alıyor Orhanoğlu. Soyut ve vurucu bir şiir bu. İnsanı yakan, can damarından yakalayan bir şiiri var Orhanoğlu&rsquo;nun. Lirik bir duyarlıkla yazılmış, okuru en hassas yerinden etkiliyor.  </p>
<p>Şiir gen&ccedil;lerinin duyarsız kalamayacağı bir metin. &Ouml;z itibariyle zengin bir felsefi alt yapıya sahip olduğunu g&ouml;r&uuml;yoruz şiirin. Y&uuml;kl&uuml; bir entelekt&uuml;el birikim satır aralarından kendini duyuruyor. Şiirin adının da işaret ettiği &uuml;zere koskoca bir Tanpınar var Muhayyer Şarkı&rsquo;da.  </p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de şiir kamuoyunda b&ouml;yle bir şair de var ve şiiri iyi biliyor. C&ouml;nt&uuml;rk gibi s&ouml;ylersek şiirin i&ccedil;inde ne var dışında ne var iyi biliyor. Sağlam bir edebiyat anlayışına sahip. Şiir izler&ccedil;evrelerinin Orhanoğlu&rsquo;dan &ouml;ğreneceği &ccedil;ok şey var.  </p>
<p>Hayrettin hoca fak&uuml;ltede hep bir ışık oldu benim i&ccedil;in. O ışığın daha g&uuml;r g&ouml;r&uuml;lmesi adınadır s&ouml;ylediklerim.  </p>
<p>Az Edebiyat&rsquo;ta dergiye değer katan bir yazıdan da bahsetmek istiyorum. Bir poetika &ccedil;alışması: Bir Dil Vardır Dilde Dilden İ&ccedil;eri:Şiir Dili. İsmail Karakurt&rsquo;a ait. Karakurt, kimsenin farkına varmadığı, nitelikli poetikalar yazıyor dergilerde. Modern şiirde geleneksel algıyı da i&ccedil;eren temel dil farklılıkları, modern şiirin diğer sanatlardan dil tutumu itibariyle ayrışan y&ouml;nleri &uuml;zerinde duruyor. Yapı olarak modern şiirin taşıdığı &ouml;zellikler , şiir dilinin g&uuml;c&uuml;, s&ouml;z sanatlarının şiir diline katkıları, kelimelerin &ccedil;ağrışım &ouml;zellikleri ve modern şiirdeki işlevi v.b. konular dertlendiği mesele edindiği konular diyebiliriz.  </p>
<p>Az Edebiyat&rsquo;ta Mehmet Şamil&rsquo;in ve Adem Turan&rsquo;ın şiiri &uuml;zerinde de durmak gerekiyor. Şamil de Turan da kendi şiirini kurmuş şairler. Adem Turan, &lsquo;G&uuml;n Boyu Aspirin&rsquo; şiiriyle, Mehmet Şamil &lsquo;Beduh&rsquo; adlı şiirleriyle yer alıyor Az Edebiyat&rsquo;ta. Turan&rsquo;ın şiiri sert ve coşkulu bir sese sahip. G&uuml;ndelik hayatın i&ccedil;inden sesleniyor bize. Adem Turan&rsquo;a has bir s&ouml;yleyişten bahsedebiliriz artık. Son kitabıyla bunu ispatladı zaten. Şamil&rsquo;in de &ouml;zg&uuml;n bir lirizmi var, Yaşar Bedri&rsquo;nin şiirinden kat kat uzaklaştı, mesafe katetti. Yalnızca şiire saygı adına g&ouml;r&uuml;lmesi, okunması gereken şairler bunlar.</p>
<p>Biz &lsquo;kendi yolunda bir dergi&rsquo; dedik ama Az Edebiyat kendinden emin bir dergi aynı zamanda. Projeleri var Az Edebiyat&rsquo;ın. Kemalettin Bal&rsquo;dan  Az Edebiyat Dergisi Yayınlarının kurulacağını &ouml;ğrendik. Bunu da buradan duyurmuş olalım. </p>
<p>İrtibat adresleri: </p>
<p>azedebiyat@gmail.com </p>
<p>kemalettin_bal@hotmail.com</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fkendi-yolunda-bir-dergi-az-edebiyat%2F&amp;title=KEND%C4%B0%20YOLUNDA%20B%C4%B0R%20DERG%C4%B0%3A%20AZ%20EDEB%C4%B0YAT" id="wpa2a_14"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/kendi-yolunda-bir-dergi-az-edebiyat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Medeniyet Karşısında Şair</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/medeniyet-karsisinda-sair/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/medeniyet-karsisinda-sair/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Feb 2009 22:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=491</guid>
		<description><![CDATA[Medeniyet Karşısında Şair Medeniyet d&#252;nyasında medenilerin davranış bi&#231;imleri yapaylıkla,yapmacıkla,sahtelikle maluld&#252;r.Şairin d&#252;nyasında sahici olan vardır.Bu sahici olan,dil yoluyla şiir bi&#231;iminde a&#231;ığa &#231;ıkar.İnsanoğlunun en sahici dili,şiirdir.Şiirde dolaylama yoktur.Şair s&#246;yleyeceğini direkt s&#246;yler.Biz buna doğrudan konuşma diyoruz.Şiirde ger&#231;ek etkisi aranmaz.Şiir zaten ger&#231;ektir.Bu biribirinden kopuk ifadelerin tek ortak noktası; bir hak arama dili olarak şiirin,medeniyet karşısında takındığı tavır daha doğrusu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Medeniyet Karşısında Şair</p>
<p>   Medeniyet d&uuml;nyasında medenilerin davranış bi&ccedil;imleri yapaylıkla,yapmacıkla,sahtelikle maluld&uuml;r.Şairin d&uuml;nyasında sahici olan vardır.Bu sahici olan,dil yoluyla şiir bi&ccedil;iminde a&ccedil;ığa &ccedil;ıkar.İnsanoğlunun en sahici dili,şiirdir.Şiirde dolaylama yoktur.Şair s&ouml;yleyeceğini direkt s&ouml;yler.Biz buna doğrudan konuşma diyoruz.Şiirde ger&ccedil;ek etkisi aranmaz.Şiir zaten ger&ccedil;ektir.Bu biribirinden kopuk ifadelerin tek ortak noktası; bir hak arama dili olarak şiirin,medeniyet karşısında takındığı tavır daha doğrusu şairin &ouml;d&uuml;n vermez onurlu duruşudur.<span id="more-491"></span><br />    Şair ,her haliyle kapitalizmin haklılaştırılmasından yana olmayandır.Onun işi ahlak ve adalettir.Şair,şiirinde,bir namus bek&ccedil;isi,bir hak arayıcısı değilse,yanlış bir yolda demektir.İyi ile k&ouml;t&uuml;n&uuml;n net olarak ayrıldığı alan,şiir alanıdır.Şiirde her şey bu kadar nettir.Şiir bu anlamda demokrasiye karşı bir vaziyet alır &ccedil;&uuml;nk&uuml; demokrasilerde g&uuml;&ccedil;l&uuml;n&uuml;n g&uuml;c&uuml;ne g&uuml;&ccedil; katılır ve k&ouml;t&uuml;ler her zaman galiptir ve demokrasi g&uuml;&ccedil;l&uuml;lerin sesidir.Oysa şairin sesi ve duyuşu,medeniyet aleyhtarı oluşuyla barbarın sesi ve duyuşuyla bir  ve koşuttur.İsmet &Ouml;zel&rsquo;e g&ouml;re &quot;bir hak arama dili olarak şiirin modern d&uuml;nyada tuttuğu yer toplum ilişkileri i&ccedil;inde barbarın tuttuğu yere uygun d&uuml;şer.Her ikisi de asıl s&ouml;yleyecek şeyin s&ouml;ylenmekte olandan farklı olduğuna işaret ederler.Şiir yabancılığı &uuml;stlenir,&ccedil;&uuml;nk&uuml; ge&ccedil;erli dil ulaşılacak hi&ccedil;bir menzilin bulunmadığı g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; haklılaştırmak &uuml;zere kullanılmaktadır.Barbar yabancılığı &uuml;stlenir,&ccedil;&uuml;nk&uuml; ge&ccedil;erli insan ilişkileri insan t&uuml;r&uuml;n&uuml; şerefinden yoksun bırakmaktadır.&quot; Bu bağlamda her şiir,muhatabına ikaz h&uuml;viyetine b&uuml;r&uuml;n&uuml;r.Yapaylığa ikaz,sahteliğe ikaz,ikiy&uuml;zl&uuml;l&uuml;ğe ikaz,menfaate ve &ccedil;ıkar ilişkilerine ikaz,zulme ve haksızlığa ikaz,hayat karşısında s&ouml;n&uuml;kl&uuml;ğe ikaz,hayattan ka&ccedil;ışa ikaz&hellip;Bu y&uuml;zden olduk&ccedil;a aşina olduğumuz Turgut Uyar&rsquo;ın &quot;Geyikli Gece&quot; şiiri,hayattan ka&ccedil;ış şiiri değildir,hayata katılım şiiridir.Yalnızlığından kurtulamayan bir bireyin hayata katılışının,bu y&ouml;nde bir atılım i&ccedil;inde oluşun,bir &ccedil;abalayışın şiiri.Her şeyden &ouml;nce,&ccedil;ağını &lsquo;bilen&rsquo; bir insan var şiirde.&Ccedil;ağını bilen ve &ccedil;are arayan.D&ouml;nemin koşulları d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde,siyasal,toplumsal , ekonomik ve k&uuml;lt&uuml;rel alanda bir değişim ve d&ouml;n&uuml;ş&uuml;m dalgasının vuku bulduğu yıllarda yazılmıştır.Yukarıda yazılan medenilik-barbarlık bağlamında ifade ettiğimiz d&uuml;ş&uuml;nceler parelelinde okunduğunda bu şiir,iptidai anlama bağlı,barbar bir duyuşa sahip bir şairin ikazı olarak g&ouml;r&uuml;lebilir.Evet,şair uyarıyor,hem de medeniyetin dilinden anlar hale d&uuml;şmeden.Turgut Uyar &quot;Geyikli Gece&quot; şiirinde,medenilerin diliyle konuşmaz &ouml;ncelikle.Şiirin işaret ettiği;yapaylığa vurgudur ve bu anlamda sahici olana y&ouml;nelir:<br />   &quot;Halbuki korkulacak hi&ccedil;bir şey yoktu ortalıkta<br />     Her şey naylondandı o kadar&quot;<br />     Turgut Uyar ,bu şiiriyle bizi sahici olana &ccedil;ağırır.Şiirin bizi taşıdığı alan;safiyet,bozulmamışlık y&ouml;n&uuml;nde ifade edilen,yapısında hi&ccedil;bir &ccedil;ıkar ve menfaat bulunmayan,merkezin,medeniyetin dışladığı alandır.Bu alanın g&ouml;lgesinde,g&ouml;steriş,şov,şatafat ve debdebe barınmaz.Analize-senteze gelmeyen bir alandır bu.Medeniyete,modern insana yabancı gelen her bir şey,bu alanın g&ouml;lgesinde barınabilir.Yine de bir ka&ccedil;ış değildir bu.Şair şiirinde bir safiyet ve sahicilik &ouml;zlemini dile getirmektedir.Tam da bir barbarın &ouml;zlemini &ccedil;ektiği alan.Bu,biraz da bir barbarın savaşkanlık &ouml;zlemini duyduğu;hayattan,hayatın kirinden pasından ka&ccedil;mayan bir alan.Barbar ,y&uuml;zleşendir,&ccedil;arpışandır biraz da.Medeniyet karşısında &ouml;n&uuml;nde iki se&ccedil;enek vardır.İsmet &Ouml;zel&rsquo;e g&ouml;re;&quot;ya merkezin &uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kabul edecek,medeniyetin dilinden anlar hale gelecek,ya da merkezin &uuml;st&uuml;nl&uuml;k iddiası karşısında savaşı g&ouml;ze alacaktır.&quot;<br />     Şair,zulme uğramış biridir.Şiir haklılığı savunmanın bir a&ccedil;ıklamasıdır.Bu y&uuml;zden şiir alanında taraf se&ccedil;mek,İsmet &Ouml;zel&rsquo;in ifade ettiği anlamda,bu g&uuml;n her zamankinden daha elzem bir se&ccedil;imdir.Evet şair,taraf se&ccedil;melidir her şeyden &ouml;nce.biz de neyin ne olduğunu,kimin kim olduğunu zihin a&ccedil;ıklığı i&ccedil;inde bilelim.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fmedeniyet-karsisinda-sair%2F&amp;title=Medeniyet%20Kar%C5%9F%C4%B1s%C4%B1nda%20%C5%9Eair" id="wpa2a_16"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/medeniyet-karsisinda-sair/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Az Edebiyat Dergisi 2. Sayı</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/az-edebiyat-dergisi-2-sayi/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/az-edebiyat-dergisi-2-sayi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2009 22:14:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[az edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[dergi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=444</guid>
		<description><![CDATA[Az Edebiyat Dergisi Ağustos-Eyl&#252;l-Ekim 2008 Sayı:2 Aydın &#8211; Nazilli&#8217;de iyi şeyler oluyor. Ben de Mustafa U&#231;urum gibi yıl:1 sayı:1 diyen dergiler karşısında heyecanlanırım. Az edebiyat 2. sayısına ulaştığındaysa heyecanım ikiye katlandı diyebilirim. 2008&#8217;de edebiyatımızda bir dergi patlaması yaşandı. Bu olumlu bir gelişim şiirimiz-edebiyatımız adına. Bunu , imk&#226;nları olan bir zenginlik olarak g&#246;rmek gerekiyor. &#199;&#252;nk&#252; yeni [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img height="125" width="80" align="right" alt="" src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/2009/01/az-edebiyat-kapak.jpg" />Az Edebiyat Dergisi Ağustos-Eyl&uuml;l-Ekim 2008 Sayı:2</strong></p>
<p>  Aydın &ndash; Nazilli&rsquo;de iyi şeyler oluyor. Ben de Mustafa U&ccedil;urum gibi yıl:1 sayı:1 diyen dergiler karşısında heyecanlanırım. Az edebiyat 2. sayısına ulaştığındaysa heyecanım ikiye katlandı diyebilirim.<span id="more-444"></span></p>
<p>   2008&rsquo;de edebiyatımızda bir dergi patlaması yaşandı. Bu olumlu bir gelişim şiirimiz-edebiyatımız adına. Bunu , imk&acirc;nları olan bir zenginlik olarak g&ouml;rmek gerekiyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; yeni yeni yazarlar-şairler boy g&ouml;steriyor bu dergilerde. Yeni heyecanlar, yeni hevesler demek bu aynı zamanda. Ama ger&ccedil;ek&ccedil;i olmak gerek. Anadoluda &ccedil;ıkan, bir yayınevine yaslanmayan dergiler kısa &ouml;m&uuml;rl&uuml; oluyor, benim g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m bu. Belli bir zaman ge&ccedil;tikten sonra nefesler t&uuml;keniyor, heyecan kayboluyor, kapanıveriyorlar. Bu ise &uuml;z&uuml;c&uuml; bir durum. Bu dergilerin şimdilik en b&uuml;y&uuml;k problemi, maddiyat. Ekonomi. Bu , g&uuml;n gibi ortada olan bir ger&ccedil;ek.</p>
<p>   90&rsquo;larda Sombahar adında bir dergi vardı. G&uuml;n geldi, edit&ouml;r&uuml;n de itiraf ettiği gibi, dergide yazı-şiir yayınlayan yazar-şairler bile dergiye para verip satın almadıkları i&ccedil;in, Sombahar kapanmak zorunda kaldı. D&uuml;ş&uuml;n&uuml;n, dergide yazan yazarlar bile Sombahar&rsquo;ı satın almak zahmetine(!) katlanamıyorlar. Bu acı verici, vahim bir durum.</p>
<p>   Anadoluda &ccedil;ıkan dergilerin uzun &ouml;m&uuml;rl&uuml; olmalarının temel koşulu, derginin yaşamasını isteyen, dergiye omuz veren okur veya yazarların hemen t&uuml;m&uuml;n&uuml;n, elini taşın altına koymaları, dergi i&ccedil;in elinden gelen b&uuml;t&uuml;n fedakarlığı, &ouml;zveriyi g&ouml;stermeleridir. Bunun başka bir izah tarzı yok. Bu b&ouml;yledir ya da bu işler b&ouml;yle d&ouml;n&uuml;yor. Kalıcı olmanın sağlanabilmesi i&ccedil;in, yazı niteliğinin yanında, organize olmak, &ouml;rg&uuml;tlenmek, koordineli &ccedil;alışmak gerekiyor. Dergiciliğimizde bunun hi&ccedil; mi &ouml;rneği yok. Kapı gibi Mavera maceramız var bizim. Ustamız pirimiz Nuri Pakdilimiz var mesela. Edebiyat dergimiz var. Tek başına bile Zarifoğlu&rsquo;nun dahiyane &ccedil;abası var. Cahit Zarifoğlu&rsquo;nun , Mavera  ser&uuml;veni her bakımdan &ouml;ğreticidir. Zarifoğlu&rsquo;nun Mavera dergisi i&ccedil;in g&ouml;sterdiği fedakarlık, verdiği emek ve sarfettiği  &ccedil;aba, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z dergi sahipleri i&ccedil;in &ouml;nemli, saygı duyulası bir &ouml;rnekliktir. Dediğimiz gibi her y&ouml;nden, hem organize olma, hem sahiplenme bakımından &ouml;ğretici tarafları olan bir şahsiyet, bir &ouml;nc&uuml;d&uuml;r Zarifoğlu.</p>
<p>    Az edebiyat da bu anlamda bir &ccedil;alışmaya girebilir, dergiyi sahiplenmek noktasında girişimlerde bulunabilir. Az edebiyatı sahiplenmek isteyen okur-yazarlar da b&uuml;y&uuml;k bir fedakarlık &ouml;rneği sergilemeleri gerekir. Bu , elini taşın altına koymaktır bir bakıma. Zarifoğlu &uuml;niversiteden, &ouml;ğretim &uuml;yelerinden de Mavera&rsquo;yı sahiplenmelerini istemiştir. Bizzat &uuml;niversitenin profundan bile Mavera&rsquo;yı desteklemelerini, dergiye abone bulmalarını istemiş, g&ouml;revlendirmiştir. En son Edebiyat Ortamında yayınlanan mektuplarından &ouml;ğrendiğimize g&ouml;re Almanya&rsquo;da bile 500 aboneye ulaşılabiliyor. Bu nasıl oluyor? Y&ouml;nlendirmekle, organize etmekle. Neyi muhafaza ettiği belli olan muhafazakar kesimde maalesef bu t&uuml;rden &ccedil;abaları destekleyen yok. Bu esef verici bir durum. Dergicilik kadronun yanında hem maddi hem de manevi olarak desteklenmesi gereken bir oluşumdur. Anadolu&rsquo;da &ccedil;ıkan dergiler b&uuml;y&uuml;k yoksunluklar i&ccedil;inden doğuyorlar. Cep har&ccedil;lıklarıyla, kısıtlı maaşlarla kotarılıyor, ayakta durabiliyorlar. </p>
<p>  Biz Az edebiyatı uzun &ouml;m&uuml;rl&uuml; g&ouml;rmenin huzurunu duymak istiyoruz ve bunun gibi daha bir &ccedil;ok dergiyi.. Bu dergilerdeki samimiyetin sahiciliğini kimse tartışma konusu edemez. İlgiye , desteğe, ve en &ouml;nemlisi de ekonomiye ihtiyacı var bu dergilerin. Bunun i&ccedil;in de ilk olarak aboneliğin bir sisteme bir d&uuml;zene kavuşması gerekiyor. Kimse bu d&uuml;nyaya &ccedil;ivi &ccedil;akmadı; dergiler arasındaki rekabet  de edebiyat i&ccedil;in pek sağlıklı bir durum teşkil etmez. Rekabet veya yarış değil, dergiler arasında yardımlaşma-dayanışmadır esas &ouml;nemli olan.</p>
<p>   Aydın&rsquo;dan gelen esintiyi bu t&uuml;rden d&uuml;ş&uuml;ncelerle okuyun bir de.</p>
<p>   İster hayalci ister ger&ccedil;ek&ccedil;i olun, iyi şeyler yapmak i&ccedil;in &ouml;zveri-fedakarlık olmazsa olmazdır.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Faz-edebiyat-dergisi-2-sayi%2F&amp;title=Az%20Edebiyat%20Dergisi%202.%20Say%C4%B1" id="wpa2a_18"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/az-edebiyat-dergisi-2-sayi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>LİRİZME ÜÇ KİTAP</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/lirizme-uc-kitap/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/lirizme-uc-kitap/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 16 Dec 2008 20:00:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mustafa celep</dc:creator>
				<category><![CDATA[mustafa uçurum]]></category>
		<category><![CDATA[nurettin durman]]></category>
		<category><![CDATA[zafer acar]]></category>
		<category><![CDATA[lirizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=440</guid>
		<description><![CDATA[KENDİNE DAİR OLMANIN YANINDA:NURETTİN DURMAN&#8217;IN LİRİK ŞİİRLERİ Şiirleri &#8216;topyek&#252;n insaniyete &#231;ağrı&#8217; olan şairlerin somut olarak varlığı T&#252;rk şiirine bir zenginliktir.Modern T&#252;rk şiiri,insan oluşun şiiridir haddizatında.Aynı zamanda modern T&#252;rk şiirinin verimlerini her okuyuşumuzda,insanlığımızın pekiştiğini ve zenginleştiğini hissederiz.Bu his ve duygulanım,zorbalıkların,vicdansızlıkların.kibrin ve inadın bir g&#252;n yok olacağı umudu aşılar bize.Modern T&#252;rk şiiri okuru, &#8216;acımasız darbeler&#8217;in sonu olacağını,acının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KENDİNE DAİR OLMANIN YANINDA:NURETTİN DURMAN&rsquo;IN LİRİK ŞİİRLERİ</strong></p>
<p>  Şiirleri  &lsquo;topyek&uuml;n insaniyete &ccedil;ağrı&rsquo; olan şairlerin somut olarak varlığı T&uuml;rk şiirine bir zenginliktir.Modern T&uuml;rk şiiri,insan oluşun şiiridir haddizatında.Aynı zamanda modern T&uuml;rk şiirinin verimlerini her okuyuşumuzda,insanlığımızın pekiştiğini ve zenginleştiğini hissederiz.Bu his ve duygulanım,zorbalıkların,vicdansızlıkların.kibrin ve inadın bir g&uuml;n yok olacağı umudu aşılar bize.Modern T&uuml;rk şiiri okuru, &lsquo;acımasız darbeler&rsquo;in sonu olacağını,acının bir g&uuml;n ilga edileceğini,metni okuyarak yaşar ve hisseder.Okur i&ccedil;in &ouml;n&uuml;ne s&uuml;r&uuml;lm&uuml;ş her metin,her şiir,yukarıda ifade ettiğimiz gibi,bir &ccedil;ağrı h&uuml;viyetini taşır.Bu kimlik(şiirle &ouml;zdeşim kurma,hemhal olma,değişme-d&ouml;n&uuml;şme) aynı zamanda muhatabında(okur)bir beklenti iklimi,birliktelikten doğan bir umut atmosferi oluşturur.<span id="more-440"></span><br />   Yıllardır şiire verdiği emek ve g&ouml;sterdiği &ccedil;abayla saygı uyandıran Nurettin Durman&rsquo;ın &ccedil;ağrısı,dikkate alınası bir &ccedil;ağrıdır.Durman&rsquo;ın lamure yayınlarından &ccedil;ıkan Seni Beklerken Cancağızım Ben B&ouml;yle adlı kitabını okuyup bitirdiğimde,bu &ccedil;ağrının esaslı bir &ccedil;ağrı olduğu kanaatine vardım.<br />     &quot;bunca yalnızlıkların,kalpsizliklerin,vicdansızlıkların<br />      bunca hoyrat bakışların,kınamaların ardında beni<br />      bu zalim cendereden,bu &ccedil;ılgın zilletten kurtaracak<br />      ve bana bir yalnızlık bağışlayacak bir kuvvetin<br />      bir adaletin haberini dahi i&ccedil;im kabararak canı g&ouml;n&uuml;lden<br />      beklemeye hazır halde iken beni b&ouml;yle kederler i&ccedil;inde bıra-<br />      kan; o insafsız vuruşların,acımasız darbelerin sonu ne zama-<br />      na kadar s&uuml;rerse s&uuml;rs&uuml;n,gene de canı g&ouml;n&uuml;lden<br />      o karanlık dehlizi yarıp ışığa kavuşturacak<br />      o muhteşem kudreti binlerce defa &uuml;mit ederek <br />      bekliyorum:&quot; (s,16)<br /> &lsquo; Beklenti&rsquo; temelinde gelişen bu &ccedil;ağrı,&uuml;mitvar olmaya dair, &lsquo;umut&rsquo;a y&ouml;nelik oluşuyla lirik şiire &ouml;zg&uuml; bir nitelik taşır.Bu niteliğin,gereksindiğimiz i&ccedil;in,konuşulabilir ve sahiplenebilir olduğunu s&ouml;ylemek istiyorum.<br />      &quot;Ey iyiliğin ve k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n &ccedil;emberinde d&ouml;nen<br />       Kendini kendine bırakmak &ccedil;are değil.<br />       Bir uzatılacak dal,bir u&ccedil;urum &ccedil;i&ccedil;eği hi&ccedil; değil.<br />       Kendini azade kılmak yolun &uuml;zerindeki taşlardan diken-<br />       lerden &ccedil;are değil&hellip;&quot;(s,40)<br />       &quot;Bu acılar bitmez mi g&uuml;neşin tekrar tekrar doğduğu sabahlarda&quot;(s,41)<br />       &quot;İncir ağacına kuşlar konuyor,incir ağacını yiyecek kuşlar,<br />       cıvıl cıvıl ortalık;incirin saltanatı bitmiyor&quot;(s,68)<br />     Durman&rsquo;ın &lsquo;lirik şiir d&uuml;nyası&rsquo; kendi i&ccedil;inde d&ouml;nenip duran bir hareketsizliği imlemez.Şiirde alttan alta gelişen,gelişleyen bir &ccedil;ağ ilgisi barınır.Y&uuml;zey yapıdan bize yansıyanlar,buz dağının g&ouml;r&uuml;nen kısmıdır sadece.Bu kitap,&ccedil;ağının duyarlığını taşıyor oluşuyla &ouml;nemsel,&uuml;zerinde konuşulmaya değer &ouml;zelliklere sahiptir.<br />      &quot;Bağdat&rsquo;ın  başına gelene bakın;şehrin yağmalanması,ta-<br />        rihin yok olması beni &uuml;zmesin de ne yapsın;&quot; (s,38)<br />      &quot;ağlayan kadınların,yıkılan evlerin,<br />       bombalanan şehirlerin,par&ccedil;alanan insanların,<br />       &ouml;ld&uuml;r&uuml;len &ccedil;ocukların g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri yayınlanıyor<br />       haber b&uuml;ltenlerinde:<br />       her akşam kan fışkırıyor,<br />       her akşam g&ouml;zyaşı,her akşam ne kadar acı varsa<br />       beynine pompalanıyor insanların,<br />       şeytanın uşakları azdık&ccedil;a azıyor<br />       k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n peşinde<br />       kıtalar dolaşıyor;<br />       &ouml;ld&uuml;r&uuml;yor,yakıyor,yıkıyor,toprağını işgal ediyor,s&ouml;m&uuml;r-<br />       d&uuml;k&ccedil;e azgınlaşıyor,azgınlaştık&ccedil;a s&ouml;m&uuml;r&uuml;yor, s&ouml;m&uuml;rd&uuml;k&ccedil;e in- sanlıktan &ccedil;ıkıyor!&quot; (s,39)<br />  Nurettin Durman&rsquo;ın şiiri,sorumluluk taşıyan bir şiir.Bu şiirde &ccedil;ağsal ilgiler,sorumluluk temelinde gelişir.Durman&rsquo;ın bu şiirleri,sorumluluk bilinciyle yazılmış,lirik bir s&ouml;yleyişe sahip sahici şiirlerdir.<br />      &quot;insanlık utandı kendinden,ben utandım kendimden,<br />       bu teknolojik zulm&uuml;n,bu uzay &ccedil;ağı zorbalığının utancı<br />       ibret belgesi olarak tarihin sayfalarına ge&ccedil;ti,&quot; (s,38)<br /> Durman&rsquo;ın şiirinin ayırtedici niteliği,şiirinde belirginleşen acziyet ve teslimiyettir.B&uuml;y&uuml;k b&uuml;t&uuml;n&rsquo;e olan bu kabullenmişlik,onu Zarifoğlu şiiriyle akraba kılar.En nihayetinde bu d&uuml;nyaya s&ouml;yleyecek s&ouml;z&uuml; olan bir şiir bu.<br />       &quot;&ccedil;ocuklar, kadınlar,kalabalıklar!ama ne &ccedil;are!<br />        Anladım ki &ccedil;ok şey gibi kaldırımlar işgal!&quot; (s,45)<br />  Durman&rsquo;ın şiirinde acı,karşılık bulamamış bir acıdır ve şair &ouml;zne bu karşılıksızlığın &ccedil;ıkmazını yaşar.Bu &ccedil;ıkmaz Durman şiirinin s&ouml;yleteni,&ccedil;ıkış kaynağıdır &acirc;det&acirc;.Bu &ccedil;ıkmaz olmasaydı,Durman bu şiirleri yazamayacaktı belki.<br />        &quot;Anladım ki;bir şeyin olmasını beklerken<br />         b&uuml;y&uuml;k meraklara d&uuml;şmeden olmayacak.<br />         Anladım ki payıma d&uuml;şecek şey<br />         O kadar insan i&ccedil;inde bir başıma kalmak olacak.&quot; (s,45)<br />  Durman&rsquo;ın şiirinin temel &ouml;zelliklerinden biri,taşıdığı yalnızlık duygusudur.Şair &ouml;zne,i&ccedil;sel zorunluluk gereği,taşıdığı yalnızlığı,yalnızlık acısını dindiremez.Lirik şiirin motiflerinden &lsquo;yolculuk&rsquo; ve &lsquo;yağmur&rsquo; motifleri,Durman&rsquo;ın şiirinde şair &ouml;znenin şehre b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle katılmasına,kalabalıklara karışmasına engel teşkil eder.<br />        &quot;s&ouml;ze hacet kalmadı,uzun solumalardan sonra<br />         g&uuml;n ışıdı,her şey anlaşıldı artık;<br />         a&ccedil;ılacak kapılardan biri<br />         mutlaka alacaktı beni i&ccedil;eri;<br />         zikrin hallerinden doğacaktı g&uuml;neş<br />         mutlaka kuşluk vakti tutacaktı beni,<br />         alnımdan &ouml;pecekti saba r&uuml;zgarı<br />         kadınım dualara duracak<br />         bir sessizlikle y&uuml;r&uuml;yecekti ardımdan,&quot; (s,55)<br />     Durman&rsquo;ı diğer şairlerden ayıran bir &ouml;zellik de,kitabı boydan boya kaplayan bir &lsquo;keder duygusu&rsquo;dur.Bu duygunun kaynağı olarak &lsquo;hayat&rsquo;ın değiştirilemeyişini,zulm&uuml;n engellenemeyişini g&ouml;sterebiliriz.Şair &ouml;zneyi m&uuml;nadi kılan,inadın ve kibrin vehametidir.Necip Fazıl&rsquo;ın &quot;durun kalabalılar&hellip;.&quot;mısraı ve bu mısradaki ihtar ve ikaz,Nurettin Durman&rsquo;ın şiirinde somutlanmış gibidir.<br />         &quot;nedir bu inadın aktığı ırmaklar,<br />          bu kızıl kıyamet rengindeki hayat,peki ne olacak<br />          hayretle a&ccedil;ılmış g&ouml;zlerdeki ışıltkan kıvılcımların sonu;<br />          hadi s&ouml;yle?&quot; (s,59)<br />     Durman&rsquo;ın şiiri,geriye doğru değil,ileriye doğru giden bir şiirdir ve her şiir yeni bir başlangıcın atılan ilk adımı gibidir.Kuşkusuz ge&ccedil;mişe d&ouml;n&uuml;k vurgular mevcuttur bu şiirde fakat bu hi&ccedil;bir zaman mutsuz bir debeleniş,bir patinaj değildir.Bununla bu şiirin hemen her zaman bir &lsquo;mutlu olma isteği&rsquo;ni yansıttığını s&ouml;ylemek istiyoruz.Aşağıdaki mısralar bu durumun en bariz g&ouml;stergeleridir. <br />         &quot;Dedim;her yokuşun vardır bir inişi l&acirc;kin &ouml;nemli olan &ccedil;ıkmaktır yola!<br />         Başlamaktır bir yerinden hi&ccedil; olmazsa hayatın kanayan y&uuml;reğinden!&quot; (s,62)<br />    Durman&rsquo;ın bu şiirsel toplamı,lirik bir maceranın(i&ccedil; evrende ilerleyen) c&uuml;mleleri gibidir.Bu maceranın merkezi,acıyı duyumsamaktır.Aynı zamanda ruhta devinen acının h&uuml;z&uuml;nl&uuml; bir dışavurumu,kendiliğinden ifadesidir.Kendiliğinden diyorum,&ccedil;&uuml;nk&uuml; bu şiir,baskılı ve yoğunlaştırılmış s&ouml;zel yapının somutlaması değil,lirik şiire &ouml;zg&uuml; soyut bir d&uuml;nyanın kelimeler &uuml;zerinden yansımasıdır. </p>
<p><strong>Nurettin Durman,Seni Beklerken Cancağızım Ben B&ouml;yle,lamure,2008,ist.</strong></p>
<p><strong>ŞİİRİMİZDE SESSİZLİK ARAYIŞLARI:MUSTAFA U&Ccedil;URUM&rsquo;UN ŞİİRİ &Uuml;ZERİNE</strong></p>
<p>    T&uuml;rk şiirinde iki ana damarın varlığını kabul edersek,Mustafa U&ccedil;urum&rsquo;un şiirini,Ahmet Haşim&rsquo;in temsil ettiği akışa,yani kişisel tarihin psikolojik duygulanımlarla yazıldığı damara,lirik y&ouml;nelimlerle şiirsel metnin kotarıldığı mecraya yazmamız gerekecek.<br />    U&ccedil;urum,bu şiirsel toplamla lirik bir ş&ouml;len sunuyor bize.Aynı zamanda bu kitap kadim zamanlardan bu g&uuml;ne lirik şiirin &ouml;lmediğinin ispatı niteliğinde:<br />     &quot;olanları hep g&ouml;rd&uuml;m i&ccedil;ime y&uuml;r&uuml;yorum<br />      &ccedil;ıktığım yokuşlarda eridi adımlarım<br />      bana selam g&ouml;nderme kervan ge&ccedil;mez buradan<br />      bahtıma sadık kaldım sesini sesim yaptım<br />      durmadı esen r&uuml;zgar getirdi yağmurları<br />      &uuml;st&uuml;m başım ıslandı her yer nisan her yer g&uuml;l&quot; (s,7)<br />   Yazılmakta olan şiirin ses arayışlarındaki şiirsel &ccedil;arpıklıkları g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde, yukarıda ifade ettiğimiz savın doğruluğu kabul g&ouml;r&uuml;r bir nitelik taşır.U&ccedil;urum&rsquo;un şiiri daha en başında şiirde ses unsurunun sorunlarını halletmiş,modern mecaz retoriğinin imkanlarını şiiri lehine kullanmış bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m arzeder.Mısra sonlarındaki ses benzerlikleri,U&ccedil;urum&rsquo;un kadim şiirden &ccedil;ok şey &ouml;ğrendiğini g&ouml;steriyor:<br />        &quot;&ccedil;ıkmaz sokak gibiyim h&uuml;z&uuml;nlerle kapanan<br />        yanında dağ devrilen umarsız bir faniyim<br />        bu yapraklar ağa&ccedil;lar en acılı şarkılar<br />        belki de eğik boynum nabzımı hızlandıran<br />        yağmurum esaslıdır en &ccedil;ok kızlara yağar<br />        evde kalmış kızlar ki en &ccedil;ok eyl&uuml;lde ka&ccedil;ar&quot; (43)<br />    Lirik şiirin belirgin &ouml;zelliklerinden biri,muhatabını(okuyucuyu) dolaysız bir bi&ccedil;imde etkileyebilmesidir.Yine aynı şekilde &lsquo;lirik ben&rsquo;le okur arasındaki ilişki &ouml;zdeşimsel bir karaktere(ıra) sahiptir.Bizler,okur veya şairler,bu şiirleri okurken,etkileyicilik katsayısı y&uuml;ksek bir insanlık durumuyla karşılaşırız.Şiir bizi en hassas yerimizden yakalamıştır ve b&ouml;ylece liriğin d&uuml;nyasına daha bir yakınlaşmış oluruz. &lsquo;Lirik &ouml;zne&rsquo;nin kendi i&ccedil;ine kapanmış şiirsel &ccedil;evrimine kendimizi akraba kılarız.Lirik &ouml;zneyle aramızdaki mesafe sıfıra inmiş ve şiirsel bir i&ccedil;ine kapanıklığın dairesine komşu oluruz:<br />         &quot;yazgım suskunluğumdur<br />         ki konuşamam ben<br />         kılı&ccedil; keskin ama pirim<br />         bu istasyona uğrayan tren<br />         beni almaz&quot; (s,38)<br />   Bizce U&ccedil;urum&rsquo;un kendine mahsus bir d&uuml;nyası vardır ve hi&ccedil;bir şiir t&uuml;r&uuml;yle sınırlanabilecek bir d&uuml;nya değildir bu.Bazen onda &quot;hani o savaş naraları,nerde barbarlar&quot; diyen bir &ccedil;ığlık duyarsınız.Bu &ccedil;ığlık kimi zaman bir saflık ve masumiyet arayışına d&ouml;n&uuml;ş&uuml;r:<br />         &quot; katıksız s&ouml;zlerim olsun kimsenin bilmediği<br />          tam vaktinde gelen trenlerim<br />          yağmurda a&ccedil;an &ccedil;i&ccedil;eklerim&quot; (s,47)<br />Kimi zaman yenilmiş bir uygarlığın h&uuml;zn&uuml;ne tanık oluruz:<br />          &quot;anlatmaya yetmez yenilgimizi<br />          fırtına sonrası yorgunluğumu<br />          &ccedil;ekip kılcal damarımdan<br />          topuğumdan &ccedil;ıkarıyorum acımı<br />          yol uzun,yolsuzum,piyadeyim nitekim&quot; (s,47)<br />   Topyek&uuml;n Mustafa U&ccedil;urum&rsquo;un şiiri,bir sessizlik arayışının şiiridir.Şair &ouml;zne,bu sessizlik arayışının ancak bir bahar &ouml;zlemiyle pekiştirileceğini ya da sonlanacağını d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r.Beşeri tecr&uuml;be(burada aşk tecr&uuml;besi) lirik bir duyarlılıkla billurlaşır ve şiirsel kalıplarına d&ouml;k&uuml;l&uuml;r:<br />          &quot;efk&acirc;rımı dağıtır biraz nisan biraz g&uuml;l<br />          kimse duymasa beni gidişim sessiz olsa<br />          nehirlere uğrasam aşk olsun nisan desem<br />          kendime s&ouml;z&uuml;m ge&ccedil;mez dilim d&ouml;nmez kendime<br />       hayatımı boşalttım biraz nisan biraz g&uuml;l&quot;(s,7)<br />    U&ccedil;urum&rsquo;un şiirinin ayırt edici niteliği,kitabı(şiirleri) boydan boya kaplayan bir h&uuml;z&uuml;n duygusudur.Bu h&uuml;zn&uuml;n boyutları &lsquo;acı coğrafya&rsquo; Ortadoğu&rsquo;ya kadar genişler. &lsquo;m&uuml;layim bir g&uuml;l&rsquo; şiiri, &lsquo;&ccedil;apaklı duyarlık&rsquo; diyebileceğimiz bir tarzda,Ortadoğu&rsquo;ya y&ouml;nelik bir g&ouml;ndermeyle dikkate değer bir şiir vasfını taşır:<br />       &quot;bir yahudi urbasını yakmak<br />       ne kazandırır boynu yaralı askere<br />       her yanı yağmurda d&ouml;k&uuml;len benim<br />       yaralarla b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;m doğrudur<br />       oysa yanlış hesap bizimki<br />       Bağdattan d&ouml;ner gibi<br />       g&uuml;nahtan ka&ccedil;ar gibi<br />       oyalanmamış ve uzak&quot;(s,49)<br />    U&ccedil;urum&rsquo;un şiirlerinde yer yer bir &ouml;zg&uuml;rl&uuml;k arayışına da tanık oluruz.Bu arayış, kalabalık şehirlerden bunalmış bir bireyin &ccedil;ıkış kapısı olarak okunabilir.Bu doğacı &ouml;zlem,modern kıska&ccedil;tan bir ka&ccedil;ış,&ccedil;ıkmazdan kurtuluş &ouml;zlemidir:<br />       &quot;eskimiş fiyakamı &ccedil;ekip şehirden<br />       arka sokaklar dahil<br />       bir kavalın ritmi kulağımda<br />       dağlara<br />       dağlara&quot;(s,46)<br />   Mustafa U&ccedil;urum,bu kitapta,şair kimliğini başarılı lirizmiyle kanıtlamıştır.Bu samimi ve i&ccedil;ten tavır,U&ccedil;urum&rsquo;un sonraki şiirlerini de d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde,niteliğini tebar&uuml;z ettirmiş ve hakkında s&ouml;z edilmeye değer bir şair konumuna y&uuml;kseltmiştir.Anlaşılan,modernizmin ifsat edici d&uuml;nyasında tıkılı kalmış bizler,onun şiiriyle beslenmeye,menzilimize g&uuml;zellikler katmaya devam edeceğiz.</p>
<p><strong>HİKMET YİTİMİNDEN BENLİĞİN D&Uuml;NYEVİLEŞMESİNE:ZAFER ACAR&rsquo;IN ŞİİRİ </strong></p>
<p>Zafer Acar&rsquo;ın Coğrafi Delilik ilk kitabı.Zafer Acar,kitabını beş b&ouml;l&uuml;me ayırmış;bunlar, &lsquo;ve kalp&rsquo;, &lsquo;kafa&rsquo;, &lsquo;kollar&rsquo;, &lsquo;bacaklar&rsquo;, &lsquo;g&ouml;vde&rsquo; b&ouml;l&uuml;mlerini i&ccedil;eriyor.Bu b&ouml;l&uuml;mleme Acar&rsquo;ın kitabına giriş niteliğinde.Bedensel olanın soyut bir dışavurumu gibidir Acar&rsquo;ın şiiri.Soyut,&ccedil;&uuml;nk&uuml; şiir yazılmış bile olsa,hen&uuml;z insanlaşmış,can kazanmış değil.&quot;canlanması i&ccedil;in/kendi ruhunuzdan &uuml;fleyin&quot; der şair.Yaratılana değil yaratışa &ouml;zenme onun şiiri,Sezai Karako&ccedil;&rsquo;un koyduğu ayrımla s&ouml;ylersek.Kitaba giriş niteliğindeki &lsquo;d&uuml;r&uuml;stk&acirc;r&rsquo; şiiri,yine de bedenin şairi yapmaz Acar&rsquo;ı.,&ccedil;&uuml;nk&uuml; bedene y&ouml;nelik bir betimleme yok.Şiiri insanca &ouml;zellikleriyle kavrama bakımından bu şiir,Acar&rsquo;ın şiirine poetik bir giriştir.Bu şiiri &ouml;nemsel kılan,alışılmadık bir iletişim bi&ccedil;imini &ouml;nermesidir:</p>
<p>   &quot; kafa kol bacak derken g&ouml;vde ve kalp<br />    b&ouml;yle başladım yaratmaya<br />    bu benim şiir insanım<br />    canlanması i&ccedil;in<br />    kendi ruhunuzdan &uuml;fleyin</p>
<p>    şiir d&uuml;nyam demedim<br />    canlanamaz &ccedil;&uuml;nk&uuml;<br />    boşluğa bırakılmış kesik bir baş&quot; (s,9)</p>
<p><strong>Hikmet Yitimi<br /></strong><br />Zafer Acar modern zamanlarda kaybolan hikmetin,daha doğrusu bir hikmet arayışının şiirini yazıyor.Evet,g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde hikmet yitime uğradı ve bilge adamlar,hikmet erleri bir bir terk etti d&uuml;nyamızı.Her şey sahtesiyle malul artık.İnsan doğmadan tanımlandı,ad kondu ona:</p>
<p>    &quot;bu vaktin insan yavruları sahte<br />    daha doğmadan adları konuyor<br />    daha rahme d&uuml;şmeden<br />    daha evlenmeden anne baba&quot; (s,22)</p>
<p>Her şeyde bir kolaycılık bir hazıra konma var.İnsan teki,modern zamanlara has bu sentetik d&uuml;nyada,&ouml;l&uuml;m&uuml;n sahiciliğini g&ouml;zardı edebiliyor.Beşeri deneyimin olmadığı,&ouml;l&uuml;m&uuml;n anımsanmadığı bir d&uuml;nya,terk edilmeye teşne bir d&uuml;nyadır.Toplum m&uuml;hendisleriyle,gazetecilerle ve bilgi teknolojileriyle &ccedil;evrili bir hayat algısı da hikmetin &ouml;z&uuml;msendiği,eylemsellik kazandığı,somutlandığı,hayat bulduğu bir hikmet erine,danışma-fikir alma mercii olarak ihtiya&ccedil; hissetmiyor.Algı sakat ama ger&ccedil;ek bu;hikmet eri ve bilgeler terk etti d&uuml;nyamızı:</p>
<p>   &quot; bana ihtiyacı kalmamış kimsenin dedi dede korkut<br />    ben gidiyorum dolaşın d&uuml;nyada adsız atsız&quot; (s,22)</p>
<p><strong>Benliğin D&uuml;nyevileşmesi<br /></strong><br />Zafer Acar s&ouml;z&uuml; olan bir şair.Acar&rsquo;ın &quot;egocil tavşat&quot; adlı şiiri,modern insanın d&uuml;nya anlayışına,hayat g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ne getirdiği eleştiriyle &ouml;n plana &ccedil;ıkar.Evet, o kadar d&uuml;nyevileştik ki,duyargalarımız bu d&uuml;nyaya ayarlı hale gelmiş,sevap ve g&uuml;nah defterine kayıt d&uuml;şen melekleri hayatımızdan tard edecek bir rahatsızlığın ortasına d&uuml;şm&uuml;ş&uuml;z.Amacımız daha fazla kazan&ccedil; elde etmeye y&ouml;nelik.Davranışlarımızda bir netlik bir sarahat yok.Modern insanın egoizmidir s&ouml;z konusu olan.Acar bu durumu şiire &ouml;zg&uuml; prizmadan ge&ccedil;irerek aktarmış bize,şiirin imkanlarını kullanarak:</p>
<p>     &quot;ah o melekler omuzlarımızda tutsak<br />    sağ omuzdaki rahat<br />    bakkal defterleri ne de olsa dolan<br />    dağınık alışverişler g&uuml;nah işportacısından<br />    ve abur cubur tavırlar&quot; (s,23)</p>
<p>Yalın bir şiir yazıyor Zafer Acar.İ&ccedil;inde derinliği barındıran bir yalınlık bu.Bazı şiirlerine,Sezai Karako&ccedil;&rsquo;tan tevar&uuml;s ettiği bir medeniyet perspektifi hakim.&quot;papatyalar dağa ka&ccedil;tı&quot; şiiri,s&ouml;m&uuml;rge şairlerine,g&uuml;d&uuml;ml&uuml; şairlere y&ouml;nelik bir eleştirel vurgu i&ccedil;erir.</p>
<p>   &quot; kasıklar arasına kurulan uygarlık<br />    paris londra washington<br />    tapındığı bir kısım şairin<br />    geldikleri yer ora<br />    gidecekleri yer ora sanki<br />    kalpleri orada atıyor onların<br />    sevdiklerine karşı&quot; (s,25)</p>
<p><strong>Benzetmeler Evreni</strong></p>
<p>Zafer Acar şiirinin ayırt edici niteliği,benzetmelere dayalı oluşudur.Şiirinde benzetmeler,ustası olduğu Sezai Karako&ccedil;&rsquo;un imge d&uuml;nyasını anımsatan bir d&uuml;zeneğe sahiptir.Yer yer ger&ccedil;ek&uuml;st&uuml; şiir algısını da duyumsadığımız bu şiirler,mısra kurulumu ve imge oluşumu bakımından orjinale yaklaşır ama &ccedil;ıkış yeri itibariyle Sezai Karako&ccedil; mahre&ccedil;lidir:</p>
<p>    &quot;levhalar ki kum tanesi<br />                   levhalar insanlığa<br />       yeni bir ay kırılması&quot; (s,53)</p>
<p> Zafer Acar&rsquo;ın imge &uuml;zerinden Sezai Karako&ccedil;&rsquo;tan yararlanma tavrı,klasik şiir tarafıyladır daha &ccedil;ok.Baskın oran,geleneksel şiirdir.Ve Acar&rsquo;da gelenekten yararlanma,Karako&ccedil; &uuml;zerindendir.Karşılıklı bu ge&ccedil;işme,nispeten Zafer Acar&rsquo;a kişiliğini kazandıracak boyutlara ulaşır.Acar&rsquo;ın şiiri,Karako&ccedil;&rsquo;un şiirinden olumlu y&ouml;nde yararlanma bakımından iyi bir &ouml;rnektir:</p>
<p>     &quot;gidin<br />     bir &ccedil;&ouml;mlek&ccedil;i bulun kendinize<br />                            g&uuml;l aydınlığı elleri olan<br />                              ve toprağı ay ışığı şarabıyla yoğuran</p>
<p>     gidin ve d&ouml;n&uuml;n o &ccedil;&ouml;mlek&ccedil;i &ouml;n&uuml;nde<br />                                                raks edin<br />                             ki eksiltin t&uuml;m eksiklerinizi&quot; (s,53)</p>
<p>     &quot;&ouml;ğret onlara<br />     fırtınayı bir kam&ccedil;ı gibi kullanmasını<br />                                                          ey deniz<br />              buzul ustalığını soğuğun<br />     &ouml;ğret onlara<br />                yalnızlığın bengisu kısrağını<br />                                          kaldırmasını şaha&quot; (s,54)<br /><strong><br />Tamamlanamayan &Ouml;zne</strong></p>
<p>Zafer Acar,i&ccedil;indeki cevherin(buna yaşam enerjisi deyin siz) şiirini yazmıyor;bir s&ouml;n&uuml;kl&uuml;k,bir azalma,bir t&uuml;kenme ve olumsuzlama var şiirinde s&uuml;rekli.Yani kendi dayanağını,sağlam temellerini bulmuş değil hen&uuml;z.Bu y&uuml;zden tedirgin bir &ouml;znedir şiirinde konuşan,yaşlandık&ccedil;a hafifleyen,k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;p azalan bir &ouml;zne:<br />    &quot;ama hafifliyoruz yaşlandık&ccedil;a<br />    k&uuml;&ccedil;&uuml;l&uuml;p azalıyoruz her şey gibi<br />    t&uuml;kendik&ccedil;e a&ccedil;ılan  kalem gibi<br />    tam bitmeden atılıyoruz yaşamdan<br />    ve tamamlanamıyor hi&ccedil;bir s&ouml;z<br />                                      hi&ccedil;bir insan&quot; (s,27)</p>
<p>Zafer Acar&rsquo;ın şiirsel gayreti,bir şeyleri tamamlama,b&uuml;t&uuml;nl&uuml;ğe kavuşturma derdi ve gayesinde.&quot;BASTONm&uuml;rit&quot; ile &quot;G&ouml;lge Lam Şatiye&quot; şiirini mukayeseli okuduğumuzda,Acar&rsquo;ın şiirinin g&ouml;vdeleşmeye ihtiyacı olduğunu g&ouml;r&uuml;r&uuml;z.zaten Acar da sonraki şiirlerinde bu ihtiyaca cevap olabilecek uzunlukta şiirler yazdı.Ancak bu şiirsel toplamı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde Acar&rsquo;ın min&ouml;r şiirin sınırlarında dolaştığını s&ouml;yleyebiliriz:</p>
<p>   &quot;unutmamak i&ccedil;in seni<br />   camiler bile ip bağlamalı parmaklarına</p>
<p>   g&ouml;rmeden<br />   g&ouml;reni duymadan<br />   insan beş duyuyla dokunmadan<br />   ger&ccedil;ekten tapınmaz sana&quot; (s,28)</p>
<p><strong>Naif Bir Duyarlık</strong></p>
<p>Zafer Acar&rsquo;ın şiirinin ayırt edici bir diğer niteliği,naif bir duyarlığa sahip oluşudur.&quot;t&ouml;vbe&quot;şiirini bu naif duyarlığın şiirsel forma aktarımı olarak okuyabiliriz..Şiirsel incelik ve dikkat y&uuml;kl&uuml; bu şiir,Acar&rsquo;ın en sevdiğimiz şiirleri arasında.Yoğunlaştırılmış bir &ouml;ze sahip ve kendini okutuyor:</p>
<p>   &quot;boynum<br />   bir kuş boynu değildir artık<br />   tutulmuş ki &ouml;yle<br />   y&uuml;z&uuml;m sana d&ouml;n&uuml;k</p>
<p>   konduğum dalı acıtan pen&ccedil;em yok<br />   uzat parmaklarını tanrım konayım&quot; (s,49)</p>
<p>Acar adeta geleneksel şiirden naif duyarlıklar devşirir.Metafizik şiirle harmanlanmış bir duyarlık bu.Aşk &uuml;zerinden işletilen bu algı,şiiri okuyucuya kabul ettirebiliyor,benimsetebiliyor.&quot;tapınak&quot; şiirinin,şiirde metafizik algıya y&ouml;nelik girişimi de var.Bu girişim &ouml;nemsenmesi gerekiyor.Bu algıda aşka insiyaki bir y&ouml;neliş yok,bu ise &ouml;nemsel bir durum.G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirindeki aşk algısını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;zde bu &ouml;nemsel durum,şairin hanesine artı olarak giriyor.Acar&rsquo;ın aşkı daha d&uuml;zeyli ele alışı var:</p>
<p>   &quot; musanın kemikleriyle &ccedil;ivilendim turuncuya<br />    turuncu,bir kapı<br />                 menteşesi yusuf olan menteşesi z&uuml;leyha</p>
<p>   mihraba d&ouml;nd&uuml;m<br />   elimden d&ouml;k&uuml;ld&uuml; bardak dolusu d&uuml;nya&quot; (s,48)</p>
<p>Zafer Acar&rsquo;ın şiiri,geneli itibariyle iyi ve nitelikli bir şiir.&quot;Coğrafi Delilik&quot; bunun en belirgin kanıtı.Yukarıda s&ouml;ylediğimiz niteliklerle birlikte Acar&rsquo;ın Coğrafi Delilik kitabını başarılı bir ilk kitap olarak g&ouml;rebiliriz.S&ouml;z&uuml; olan bir şiir baştan başarılı olmaya adaydır zaten.Şiirde hikmet arayışı ve d&uuml;nyevileşme temleri,g&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiirinin/şairinin dikkat etmesi gereken temlerdir.Ve bu azımsanacak bir şey değildir.Zafer Acar&rsquo;ın &quot;şiir insanı&quot; bize &ccedil;ok şey s&ouml;yl&uuml;yor aslında,duyabilene&hellip;</p>
<p><em><strong>nurettin durman,seni beklerken cancağızım ben b&ouml;yle,lamure,2008<br />mustafa u&ccedil;urum,tenhalayın kalbimi,ilkkitap,mayıs 2006<br />zafer acar,coğrafi delilik,yediiklim,temmuz 2005</strong></em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Flirizme-uc-kitap%2F&amp;title=L%C4%B0R%C4%B0ZME%20%C3%9C%C3%87%20K%C4%B0TAP" id="wpa2a_20"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/lirizme-uc-kitap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

