By hayati s. aycicek | Şubat 8, 2008 | kategori Kategorilenmemiş 2.570 okunma

                                                 “Ve yağmur yutuyor bütün golleri”
                                                                                     Cahit Koytak

Yedi İklim’in misyonunu tamamladığının alenen söylendiği; Hece, Merdiven, Kırkayak (sonrada Kırklar), Kaşkar, Dergâh gibi dergilerin Yedi İklim’e görece fark attığı zamanlarda Muhammed Esat, nedense(!?), Yedi İklim’e yönelmişti. Diğer türler bir yana özellikle dergide yer alan şiirler acemice, birbirinin benzeri temalar, klişe imgeler etrafında dönenip durduklarından söz ediliyordu. İhsan Deniz, bu durumun yeni olmadığını, “öteden beri (..) şiir yayımlamadaki nitelik vizyonu ve kalite arayışı”nın “bir türlü beklenen, istenilen seviyelere ulaş(a)madı”ğını alenen dile getirmişti. Ona göre bir “olgu”ydu bu durum. Dolayısıyla “iyi” şiirlerin de, “kötü” şiirler arasında kaybolup gitmek gibi, kendi ifadesiyle “o tuhaf kaderi paylaştığı”nı, “şiirsel ortamın/ortalamanın (..) “verimli bir şiir kulvarı oluşturamadığı malul ekseni doğur”duğunu da söylemekten geri durmamıştı(1). Yedi İklim dergisinde yayımlanan şiirler hakkında benzer sözlerin İhsan Deniz’le sınırlı olmadığı, görece isim yapmış pek çok şair tarafından devam…

Share
By hayati s. aycicek | Kasım 29, 2007 | kategori Kategorilenmemiş 1.358 okunma

                                                                        -Ece Ayhan’ın Anısına

Şaşı gözlerin yüzü güzelleştiren şaşkınlığı şimşekleyince cüzdanımızda
       
Son ayinler yüzyılı –mesiyanik mızıka- gönenir abiler/ kara
       
Sol hegelci kızlarla yuhalanmış çelik nefesli mayıs
       
Her nefeste her birimiz ibni batuta / kara
       
Her nefeste bakır çağı sloganlarla doğduğumuz günün sonunda
       
Kapanan parantezin ölüye övgüsüne dökülürdük
       
Şehre inen sular kimimize inmiş kimimize inmemiş olurdu abiler 
       
Siz nasi, siz hat, siz serhat türküleriyle yorgunluğumuzdunuz / kara
       
Ne söyleseniz azdı bizden kuru kalanlara
devam…

Share
By hayati s. aycicek | | kategori Genel 1.330 okunma

Çılgın Türkçü’nün K. Günlüğü’ünden
                                                                              "Harun Yavruoğlu’na"

Şarkılar, popçular, hiphopçılar unutmamaya yeminli gibi beni.

Yeminli gibi unutmamaya ağzı kara karanlıkta Galata’sıyla İstanbul’u…

Ey, düşlerin el verdiği işler cümlesi! Ey, Okyanus kızı Marmara’yı denizliğin şerrinden yalıtıp rüzgârsız tüller boyunca fenafillahına kavuşturmak keyfiyeti.

Nedendir taşın ve tarihin beyazıma değince gülümsemesi?

                                                        Zaman iyice kısaldı çağımda!

  devam…

Share
By hayati s. aycicek | Kasım 25, 2007 | kategori Ahmet Güntan 1.372 okunma

Bir + on şiirlik performans: Mahkeme Kitap. Cümle ile başlıyor “savunmalar” serisi ile bitiyor. Her ne kadar özden ayrı düşünmek güçlüğü olsa da biçimselliği, bir bakıma, önde bu şiirlerin. Birbiri ardınca sıralanan “savunmalar” bir deneyselliğe işaret ediyor ki bunlara takılıp kalmak bana gereksiz gözüküyor. “Meselesiz biri değilim” diyen bir şairin eserindeki poetik deneyimine vakıf olmak esaslı bir tercih olarak öne alınmasını gerektirmekte zira. 

Baudelaire üzerine kaleme alınmış ünlü bir denemesinde Walter Benjamin, Kötülük Çiçekleri bağlamında Baudelaire’in, lirik şiir okurken güçlüklerle karşılaşacak okur kitlesini göz önünde bulundurduğunu; buna sebep olarak da okur düzleminde başarı kazanma şansı daha baştan az olan bir kitap yazdığını söyler. Bu tarz, “genelde şiir” varsayımına karşıdır ve “genel okur” gibi piyasa kokan davranışları da reddeder. Güntan da, toplumun şiire ayırdığı yerde gezinen şaire hoşgörüm yok, diyor. Bir yerde, bu tarzı benimseyen şairlerin ya kendisi ile okuru arasında dünyada oluş paydasında bir koşutluk varsayılır ya da okurunu şairin oluşturması gibi güç bir tercih söz konusu edilebilir. Bu durum, bir müzik eserini dinleyen iki suskun kişinin aynı yöne bakması, aynı nesnede buluşması neyse odur bir yerde. Şiir için mesele bu kadar güç olmasa da zorluk derecesinden söz edilmesini gerektiren sebeplerin bulunduğu açıktır. Benjamin’in Kötülük Çiçekleri için ileri sürdüğü görüşleri ben Mahkeme Kitap için de geçerli görüyorum kısaca. devam…

Share
By hayati s. aycicek | Eylül 12, 2007 | kategori ah muhsin ünlü 7.260 okunma

O, Başkası Değildir!

Ah Muhsin Ünlü’nün Şiirini Anlama Denemesi

                                                                                             

 

Şiirde, kişisel farklılığı yakalayan bir şair Muhsin Ünlü. Bu onun en özgün yönü kanımca. Şiirlerinde bu olgu, anlamı kendine ait kılmış izlenimi vererek, iletişime kapalı bir duruşu akla getirebilir ki bu asla doğru değildir. Bu ifade ile tersi bir anlamın varsayımını da kastediyor değiliz. Nedir kişisel farklılığı yakalamak? Çıkarsamalar yaparak açıklamaya çalışalım: Bir ustanın gölgesinde şair olma heveslileri gibi kendisini ustasına kanıtlamak üzere şiirler yazmadığı ortada. Yine, İsmet Özel’in Rönesans döneminde başladığından söz ettiği “bir güzel söz sanatı, ‘ifade-i meram’ türlerinden” şiirlere de rastlamıyoruz onda. Şiir ortamında çoğunlukta olan fakat Muhsin Ünlü’de olmayan bu ve benzer alışkanlıklar bilinçli bir biçimde elenince, farklılığın, Muhsin Ünlü’nün birey-oluşundaki ısrarından kaynaklandığını açıklıkla görme imkânı buluruz. Kendinde olan yahut kendileşmiş sözdür onda şiir. Çünkü o, başkası değildir. devam…

Share

Türk şiiri, içinde bulunduğu zamanın maddi koşulları başta olmak üzere bilinç ve algının değişimine bağlı olarak yeni deneyimlere kapılarını iyice açacağa benziyor. Serkan Işın’ın şiiri barkot-bonûs ile birlikte düşünme çabası işin bir yanında yer alırken, Muhsin Ünlü’de gözlemleme imkânı bulduğumuz kesintili, şizofren bilinç deneyimleri bir başka gösterge olsa gerektir. devam…

Share
By hayati s. aycicek | Ağustos 19, 2007 | kategori şiir 1.313 okunma

A Spara Gas

  

Göçebilirim pazar eklerinden kanat yapıp

Göçebilir yalnız erkekler çünkü yalnız kadınlar

Müstakbel kentler var metrolar var üstümüzde

Künye gibi taşınan taşınan medeniyet 

Ekonomisinde diretilen şimdi ne zamandır

Ne de sözcüklerimiz ki bir turistin işine yarar

Kimin kimden haberi olur yaz güneşi başımızda

  devam…

Share
By hayati s. aycicek | Temmuz 1, 2006 | kategori ahmet oktay 1 okunma


"Pek çok alanda kalem oynattı ama daima şair olarak kaldı.” Ahmet Oktay’ı tek cümlede tanımlamanın uğraş gerektirmemiş bir örneği bu. Görüş, Ülkü Tamer’in. Anlaşılan o ki cümledeki vurgu, şair kimliğinde yoğunlaşmayı amaçlamakta. Bir başka ifade ile Ahmet Oktay’ın asal kimliğinin şairlik olduğu imlenmektedir. Ama işin içine Salih Bolat’ın tamamen iyi niyetle kaleme aldığında şüphe duyulamayacak cümleleri eklemlenecek olursa aynı açıklığı bulmak kolay olamayabilir. Salih Bolat diyor ki: “Ahmet Oktay, sanatçı kişiliği, devam…

Share
By hayati s. aycicek | | kategori ihsan deniz 1 okunma

 Bir şiiri, yazan-özne olarak, şair deneyiminden ayrıdüşünmek imkânsız ise de “deneyim” kavramından anlaşılması gerekeninin ne/nelerolabileceği konusundan şiirlerdeki bulunuş/kullanılış biçimlerine değin olasıdurumlar göz önüne alındığında meydana gelebilecek belirsizlikler bu kanıyamuhalefet edebilmektedir. Deneyimi Irwin Edman’ın ifadesi ile “zihnin uyarılışıve davranışı” olarak tabii bir itki düzleminde düşünmek, kimi şiirlerde şu ya dabu yöntemle değil ise psikoanalitik bir yöntemle olsun teşhisini devam…

Share
By hayati s. aycicek | | kategori mehmet kaplan 1 okunma


Her şeyin tüketim miktarı ve tutarı mukabilinde mübadeleyi geçerli kıldığı günler… Hiç birisi değil; maliyet hesapları, diğer kalemler ve kar. Satın alınılarak sahip olunan mal ve hizmetlerin mantığı ile biçimlendirilen toplumsal hayat -Demek ki çeşmelerden konuşmak kolay olsa da meramımız güç anlaşılacak. Çünkü çeşmeler, kaynağı kuruduğunda veya en basitinden suyu kesildiğinde hayatın dışına itilmişliğin içler acısı devam…

Share
Toplam 3 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.123