<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ARALIK EDEBİYAT &#187; hayati s. aycicek</title>
	<atom:link href="http://www.aralikedebiyat.com/author/hayati-s-aycicek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.aralikedebiyat.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 14 May 2012 20:01:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Pasaport İstemez</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/pasaport-istemez/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/pasaport-istemez/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 18:19:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=859</guid>
		<description><![CDATA[Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri Aştı Facebook&#39;un N&#252;fusu &#220;lkeleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	<span id="more-859"></span><br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı</p>
<p>	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı</p>
<p>	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı<br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı <br />
	Facebook&#39;un N&uuml;fusu &Uuml;lkeleri Aştı</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fpasaport-istemez%2F&amp;title=Pasaport%20%C4%B0stemez" id="wpa2a_2"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/pasaport-istemez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hudayinabit İçin İlk Okuma Notu</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/hudayinabit-icin-ilk-okuma-notu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/hudayinabit-icin-ilk-okuma-notu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2010 12:23:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[süleyman çobanoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=736</guid>
		<description><![CDATA[Hudayinabit, S&#252;leyman &#199;obanoğlu&#39;nun ikinci şiir kitabı. Ekim 2009&#39;da Profil şiir dizisinin sekizinci kitabı olarak yayımlandı. Cemaat&#231;i edebiyat &#231;evrelerine sevin&#231; &#231;ığlıkları attıran kitapla iki bu&#231;uk ay gibi -bu zamanda kusur sayılması lazım gelen- m&#252;him bir gecikmeyle karşılaştık. Adını beğendim. Hudayinabit, mevcudiyetiyle hayret duygusuna neden olan, kendi kendisine yetişmiş bitki, ağa&#231; gibi şeyler i&#231;in kullanılan bir s&#246;zc&#252;k. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;"><img align="left" alt="" border="2" height="156" src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/2010/01/süleyman.jpg" vspace="10" width="120" />Hudayinabit, S&uuml;leyman &Ccedil;obanoğlu&#39;nun ikinci şiir kitabı. Ekim 2009&#39;da Profil şiir dizisinin sekizinci kitabı olarak yayımlandı. Cemaat&ccedil;i edebiyat &ccedil;evrelerine sevin&ccedil; &ccedil;ığlıkları attıran kitapla iki bu&ccedil;uk ay gibi -bu zamanda kusur sayılması lazım gelen- m&uuml;him bir gecikmeyle karşılaştık. Adını beğendim. Hudayinabit, mevcudiyetiyle hayret duygusuna neden olan, kendi kendisine yetişmiş bitki, ağa&ccedil; gibi şeyler i&ccedil;in kullanılan bir s&ouml;zc&uuml;k. Bu kendi kendinelikte Huda&#39;nın, yani Allah&#39;ın ektisi g&ouml;zardı edilmemiş olsa gerektir. Hudayinabit s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; insana uyarladığımızda muhtemelen, insanın yaradılıştan gelen mucizevi tabiatına (fıtrat) dikkat &ccedil;ekilerek, kimsenin boş olamayacağı anlamı &ccedil;ıkarilabilir. Dolayısıyla kitabın adı eğer şiirlere etkin bir paydayı imliyor ise hayret duygusu, yanı sıra hikemiyat ikliminden pek şaşmayacağız demektir.<span id="more-736"></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Şiirler, geleneksel halk şiiri formunda, a, b, c, b kafiye d&uuml;zeninde yazılmışlar. Temaların hemen tamamı tanıdık, kafiye uyumunda yer yer zorlamalar var. Deneysel şiirin alışkanlıklara meydan okuyan &ccedil;ağdaş &ouml;rneklerinden vazge&ccedil;tik, kitapta yer alan şiirler, yer yer maniler, geleneksel şiir/mani zekvi anlamında da &ouml;zel bir duygulanıma neden olmuyorlar. Acemilikler, y&ouml;resel ağız, bir s&ouml;zc&uuml;k s&ouml;yle hemen d&ouml;rtl&uuml;ğ&uuml; yapıştıtayım tarzı u&ccedil;arılıklar da cabası. Bu durumda iki se&ccedil;enek s&ouml;z konusu edilebilir. Birincisi şairin, şiir g&uuml;ndemini takip etmemesi ikincisi ise, bu g&uuml;ndeme bilin&ccedil;li sırt d&ouml;nmesi&#8230; Bu ikincisi bana daha makul g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor: Global d&uuml;nyaya karşın yerel olanı tercih etmek&#8230; D&uuml;nyadaki başd&ouml;nd&uuml;r&uuml;c&uuml; değişim, teknolojik edavatın insan yaşamına egemen olması hayret duygusu başta olmak &uuml;zere, insana dair b&uuml;t&uuml;n nitelikleri ge&ccedil;ersizleştirip, kendi d&uuml;zeni i&ccedil;erisinde yeniden inşa etmiş bulunuyor. Binlerce yıllık birikimin seyirlik veya <img align="right" alt="" src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/2010/01/hüdayi.jpg" />&#39;hudayinabit&#39; kabul edildiği bu d&uuml;zeni protesto etmek anlaşılır bir ahlaki tavırdır. Ne var ki şiir denilen poetik d&uuml;zenin de kendince kuralları, karşıt oldukları ile başa &ccedil;ıkması i&ccedil;in ikna edici, değilse akıl &ccedil;elici nitelikte olmasına ihtiya&ccedil; vardır. Hudayinabit, bunları da kendisini (yani geleneksel birikimi) de ihmal etmiş bir şiir kitabı h&uuml;viyetinde&#8230;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">Kitapta Osman Konuk&#39;un beğendiği bir dize vardı, geleneksel zevk hanesine eklenmeye aday, ben de beğendim: &ldquo;at besleyen birinin kuşkuludur uykusu&rdquo;.</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="margin-bottom: 0cm;">S&uuml;leyman &Ccedil;obanoğlu Kanal 7&#39;den aşina olduğumuz kadarıyla ahlaki d&uuml;zeyi y&uuml;ksek, d&uuml;zg&uuml;n bir kişiliktir. Gerek şiirlerinde gerekse tv dizilerinde bir t&uuml;r Anadolu romantizmine inanmaktadır. İdeolojik farklarına rağmen kemalistinden, islamcısına değin bu akım, bu k&uuml;lt&uuml;rde yaygın ve yerine g&ouml;re egemen bir ideolojidir. Kemalistler i&ccedil;in &Ccedil;ılgın T&uuml;rk ne ifade ediyor ise s&uuml;nni kesim i&ccedil;in de &Ccedil;obanoğlu benzer şeyi ifade edebilir. Takılıp kalmamak, takıntıya d&ouml;n&uuml;şt&uuml;rmemek gerekir.</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fhudayinabit-icin-ilk-okuma-notu%2F&amp;title=Hudayinabit%20%C4%B0%C3%A7in%20%C4%B0lk%20Okuma%20Notu" id="wpa2a_4"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/hudayinabit-icin-ilk-okuma-notu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyaz Savunma İçin İlk Okuma Notu</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/beyaz-savunma-icin-ilk-okuma-notu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/beyaz-savunma-icin-ilk-okuma-notu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2009 22:35:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[osman konuk]]></category>
		<category><![CDATA[beyaz savunma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/beyaz-savunma-icin-ilk-okuma-notu.html</guid>
		<description><![CDATA[Pan / Heves Kitaplığı şiir serisinde, iyice daralan, marjinalleşen şiir alanını bir an unutursak, en pop&#252;ler kitaplar arasına Osman Konuk&#8217;un Beyaz Savunma&#8217;sı yerleştirilebilir. Seride yer alan kitaplara g&#246;re Ateş Akvaryumu&#8217;ndan sonra en pahalı olanı Beyaz Savunma: On Lira. Son d&#246;nem şiir kitapları i&#231;erisinde s&#246;zel de olsa okunması &#246;nerilen de&#8230; Kitap&#231;ımızda yoktu; istettik, g&#252;&#231; bela edindikse [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pan / Heves Kitaplığı şiir serisinde, iyice daralan, marjinalleşen şiir alanını bir an unutursak, en pop&uuml;ler kitaplar arasına Osman Konuk&#8217;un Beyaz Savunma&#8217;sı yerleştirilebilir. Seride yer alan kitaplara g&ouml;re Ateş Akvaryumu&#8217;ndan sonra en pahalı olanı Beyaz Savunma: On Lira. Son d&ouml;nem şiir kitapları i&ccedil;erisinde s&ouml;zel de olsa okunması &ouml;nerilen de&#8230; Kitap&ccedil;ımızda yoktu; istettik, g&uuml;&ccedil; bela edindikse bu nedenlerle&#8230; İlk kez okuyacaktım Osman Konuk&#8217;un şiirlerini. Dergilerden okumuş olmalıyım ama nedense dikkatimden ka&ccedil;mış. Eleştirel baktığımdan belki de. Kendini şaire kaptırmak en iyisidir ama zaman zaman elimden gelmez ilk mısralardan sezer, bırakırım &ccedil;oğu kez okumayı. Okunana değil, kendini okutan şiirler olduğuna inandığımdan bir yerde!.. <span id="more-658"></span></p>
<p>Beyaz Savunma&#8217;da aklı baliğ bir &ouml;zneyle karşılaştım. T&uuml;rk şiirinin en ger&ccedil;ek&ccedil;i, en muhafazakar &ouml;znesiydi bu ama varlık nedeni ilgin&ccedil;likler taşıyabilirdi. Zaman zaman &uuml;mitlendimse de &uuml;z&uuml;ld&uuml;m sonunda, &ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil;bir ilgin&ccedil;lik taşımıyordu Beyaz Savunma&#8217;daki &ouml;zne/ler. Akli baliğ olmak, akli baliğ bir ahlakilikte konaklamak şiir i&ccedil;in yeter sayılmış olmalıydı Osman Konuk i&ccedil;in. Şaire yeten okura yetmez zaman zaman, hep zirveleri, u&ccedil;ları, u&ccedil;urumları; yasaklı, t&ouml;re dışı, karşıt olanı arar modern okur. Bunu şairden &ouml;ğrenmiştir. &Ouml;nceleri yadırgamışsa da benimsemeyi başarmıştır sonunda. Bu ilişki şairi akılalmaz deneylere zorlar; şiirin &ccedil;ıtası daima y&uuml;ksek olur bu y&uuml;zden. Akli baliğ olanın s&ouml;z oyunları nereye kadar şiirse, o kadarla yetinmek de muteberdir elbette. Saygı duymak isteyen duyabilir pekala!<a href="javascript:void(0);/*1251845224232*/"><img align="right" alt="" src="http://aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/Image/osmankonuk.jpg" /></a></p>
<p>Osman Konuk, yalın, duru yani g&uuml;zel T&uuml;rk&ccedil;eciler&#8217;den. İmge i&ccedil;in imgeciliğe yer vermemiş şiirlerinde. Alaycılığı, ahlakilik taslamasa &ccedil;ok daha işlevsel olabilirdi. Zaman zaman bakışta kurulmuş bir &ouml;zne, zaman zaman sen, ben. Bakışına &ccedil;arpan &#8216;şeyler&#8217; tesad&uuml;fi sayılsa bile demirden irade, demirden değer yargısı sonu&ccedil;ları muhafazakar ideolojiye g&ouml;re yargılamakta; Turgut Uyar&#8217;ın &#8216;korkulu ustalık&#8217; dediği şeyin tam tersi, &#8216;korkusuz ustalık&#8217; olup &ccedil;ıkmakta&#8230; Topluluk i&ccedil;erisinde bu &ouml;zneler var ve sayıca hala &uuml;st&uuml;nl&uuml;k bu &ouml;znede olsa bile insan şiire de g&ouml;z atar değil mi? Nedir bu &ouml;znecilikteki ısrar? En azından bunu verir bir yerde/yerlerde! Osman Konuk şiiri bulmuşlardan, s&ouml;yleyişi ve &ouml;zellikle &uuml;slup&ccedil;u tutumundan onay almak m&uuml;mk&uuml;n. Şiiri bulmuşluğun &ouml;tesinde bir de şiire yaklaşma &ccedil;abası vardır, şiirde; kimilerine g&ouml;re daha y&uuml;ce sayılan! </p>
<p>Bu kulvarda Ah Muhsin &Uuml;nl&uuml;&#8217;y&uuml; aradı g&ouml;zlerim ama o bile eskimiş olmalıydı!</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fbeyaz-savunma-icin-ilk-okuma-notu%2F&amp;title=Beyaz%20Savunma%20%C4%B0%C3%A7in%20%C4%B0lk%20Okuma%20Notu" id="wpa2a_6"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/beyaz-savunma-icin-ilk-okuma-notu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>B0nus’un Anlattığı Hikayeye Giriş-II</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/b0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/b0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2009 22:05:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[serkan ışın]]></category>
		<category><![CDATA[bonus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/b0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii.html</guid>
		<description><![CDATA[4. Barkod Ne, Kolpo Kim? Barkod, ticari &#252;r&#252;nlerin &#252;zerinde yer alan dikd&#246;rtgen bi&#231;iminde, inceli kalınlı dikey &#231;izgilerden oluşan sembole verilen ad. Bu sembol, b0nus&#8217;ta yer alan bir &#246;nermeyle g&#252;ndemimize girmiş bulunuyor: Şiirin tarihi barkod&#8217;larla belirlenir. İşlevi, i&#231;erdiği referans numarasını barkod okuyucu aracılığı ile bağlı bulunduğu bilgisayara aktarmak.&#220;r&#252;nlere ait bilgiler &#246;nceden bilgisayara kaydediğinden, barkod okuyucunun ilettiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>4. Barkod Ne, Kolpo Kim? </strong></p>
<p>Barkod, ticari &uuml;r&uuml;nlerin &uuml;zerinde yer alan dikd&ouml;rtgen bi&ccedil;iminde, inceli kalınlı dikey &ccedil;izgilerden oluşan sembole verilen ad. Bu sembol, b0nus&#8217;ta yer alan bir &ouml;nermeyle g&uuml;ndemimize girmiş bulunuyor: Şiirin tarihi barkod&#8217;larla belirlenir. İşlevi, i&ccedil;erdiği referans numarasını barkod okuyucu aracılığı ile bağlı bulunduğu bilgisayara aktarmak.&Uuml;r&uuml;nlere ait bilgiler &ouml;nceden bilgisayara kaydediğinden, barkod okuyucunun ilettiği referans numarası bu bilgileri harekete ge&ccedil;iriyor ve &ouml;zellikle &uuml;r&uuml;n&uuml;n fiyatının <span id="more-630"></span><!--more-->kasada &ccedil;abucak işlem g&ouml;rmesi sağlanıyor. Bu sistemde &ccedil;ok sayıda &uuml;r&uuml;n&uuml;n transferinin yapıldığı b&uuml;y&uuml;k alışveriş merkezlerindeki olası yığılmaları &ouml;nlemek gibi m&uuml;şteri lehine bir faydası olsa da, asıl faydasının satıcı y&ouml;n&uuml;nden; satılan mal, stoklar, yeni siparişler ve kazanılan para hesabındaki anlık verilerin izlenmesiyle ilgili olduğu kolayca tahmin edilebilir. Kendi halinde işlemleri hızlandıran, hesapta yanlışlığı olmayan faydalı bir sistem s&ouml;z konusu. Ama barkod&#8217;un şiire, şiir tarihine iktisadi cepheden m&uuml;dahale edici &ouml;zelliği a&ccedil;ısından bakılınca masum olmadığına h&uuml;kmetmek gerekecektir.  </p>
<p>Kolpo ise biraz karışık. Bilardo oyununda vuruş anlamında yabancı bir terim. Futbolda şut karşılığı bir yerde. Yaygın kullanımı ise dalevere (Argo). Şiirin tarihini barkod gibi vuruş/dalevere de belirleyen konumunda. Şair dalevereyi değil de, kolpo s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml; tercih ettiğine g&ouml;re hem bilardo oyunundaki vuruş anlamını hem de dalevere anlamını birlikte değerlendirmeliyiz. Barkod&#8217;un iktisadi terim olarak şiire/sanata dışarıdan m&uuml;dahalesi ticari yayıncılık, fiyatlarda indirim, meta estetiği, &ccedil;ok satmanın edebi değer olarak lanse edimesi, sanat&ccedil;ının sahici g&uuml;ndem belirleme &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; sabote etme veya sanatı magazinleştirme, televizyon-gazete-dergi gibi yayınlarda &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sınıf yazarlara tanınan imkanlar, reklam vb. y&ouml;ntemler ile g&uuml;ndem oluşturma y&ouml;nleri kolpo&#8217;nun belirleyiciliği konumuna g&ouml;re &ccedil;ok daha a&ccedil;ık, anlaşılır g&ouml;z&uuml;kmektedir.  Bu nedenle kolpo&#8217;yu bilardo oyunu i&ccedil;inden mi kurgulamalı yoksa başka y&ouml;nden mi? Belirsiz g&ouml;r&uuml;n&uuml;yor. Bu belirsizliği &ouml;nermenin hemen altında yer alan Tosun imzasıyla bertaraf etme imkanı bir &ouml;l&ccedil;&uuml;de var. Ş&ouml;yle ki; &quot;şiirin tarihi barkod&#8217;larla belirlenir&quot; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n altında, s&ouml;z&uuml;n sahibini belirten isim yerinde &quot;barkod sembol&uuml;&quot; yer alırken, &quot;şiirin tarihi kolpo&#8217;larla belirlenir&quot; s&ouml;z&uuml;n&uuml;n altında ise &quot;Tosun&quot; ismi/imzası bulunmaktadır. Adeta bu isim/imza (Tosun) o s&ouml;z&uuml;n altına yazılmasa m&uuml;mk&uuml;n koşutluk kurulmayacak, dolayısıyla barkod sembol&uuml; de bir &ouml;zneye teşmil olunmayacaktır. Biri isimdir diğeri isim değilse de ismi işaret eden bir im/belirti/damga olmaktadır. Şu halde şunu sormalıyız: Tosun ile barkod uygun bir koşutluk mudur?</p>
<p> <strong>5.Tosun</strong></p>
<p>Bilindiği gibi Tosun, &ouml;zellikle umumi helaların duvar ve kapılarına cinsel i&ccedil;erikli, k&uuml;f&uuml;rl&uuml; s&ouml;zler yazan anonim bir fig&uuml;rd&uuml;r. Bir bakıma ihtiya&ccedil; giderme pozisyonundaki rahatlama halinde; ya can sıkıntısının ya da bir t&uuml;r uyumsuzluk (veya hazımsızlık) nedeniyle kişisel bir oyun gibi başlatılmış olmalıdır. Muhtemelen &ouml;nce okul, sonra cami ve diğer &ccedil;arşı, pasaj helalarına sı&ccedil;rayan bu sevimsiz oyunda aynı cemiyete mensup bazı kişilerin g&ouml;rece gizlilikleri a&ccedil;ığa vurulur, başkaları karşı c&uuml;mleler yazar, bir başkasından alakasız bir k&uuml;f&uuml;r ortamı iyice gerer&#8230; Son safha Tosun&#8217;a aittir. Tosun, helaların duvar ve kapılarına yazı yazmanın &#8216;su&ccedil;&#8217; olduğunu d&uuml;ş&uuml;nmektedir. Ne var ki aynı su&ccedil;a iştirak etmekten yani, yazı ile karşılık vermekten başka bir se&ccedil;eneği de yoktur. &quot;Yazı yazma helaya / başın girer belaya&quot; c&uuml;mleleri ile başlayan ve &#8216;hela yazını&#8217;na g&ouml;re uzunca sayılabilecek tekerlemesini en okunaklı bi&ccedil;imde, en uygun yere sabırla yazar. B&ouml;ylece helaların kapı ve duvarlarına seviyesiz yazılar yazanlara, anlayacakları dilde karşılık verilmiş ve hadlerini bildirmiş olur. Cemiyetin hem oluşturup, yaşattığı hem de eylemini su&ccedil;tan saysa da bertaraf etmediği/edemediği bu fig&uuml;r tanıksızdır: Kimse helalara yazı yazan benim demez. Bu nedenle herkes potansiyel olarak hem Tosun&#8217;dur hem de Tosun mağduru. Alenen konuşulmadığından, bu zan ve mağduriyetten rahatsızlık da duymaz. Tosun mağduru derken, tekerlemenin helaya yazı yazanlara karşı bir cevap niteliğinde başlamasına karşın, okuyana s&ouml;verek bitirmesini kastediyoruz. Burası hakikaten pek manidardır. Psikolojik ve toplumbilimsel yorumu fazlasıyla hak etmektedir. Konumuz bağlamında doğallıkla sorunsallaştırılacak husus, Serkan Işın&#8217;ın bağıntısız, yalın &quot;Tosun&quot; ibaresinin bu Tosun&#8217;la kurmayı d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z ilişkisi olacaktır. Bu bağlamda garanti verilemez elbette. Fakat şurası kesindir ki Serkan Işın&#8217;ın &#8216;Tosun&#8217; ibaresi bu netlikte başka bir fig&uuml;re de g&ouml;ndermede bulunmaz. Bir anonimlik vasfını &uuml;st&uuml;nde taşır gibidir. Şiir&#8217;e/şiir tarihine de ancak sermaye sınıfı kadar yakın d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilir. Sonra &#8216;kolpo&#8217; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; her iki anlamda da Tosun tipolojisine uygun d&uuml;şmektedir.  </p>
<p><strong>6. b0nus</strong></p>
<p>Tosun&#8217;u ve Tosun&#8217;un psikolojik hali d&uuml;zleminde kurgulanan &quot;Şiirin tarihi kolpo&#8217;larla belirlenir&quot; &ouml;nermesini, b0nus&#8217;un ikinci b&ouml;l&uuml;m başlığı olan &quot;Haller&quot; / &quot;Yahya ve Haşim, dayanıksız t&uuml;ketim malları&quot; tanım c&uuml;mlesi ile b&uuml;t&uuml;nlemek, konuyu b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de toparlayacaktır. &quot;Haller&quot;den kuşkusuz insan davranışlarının t&uuml;m&uuml;n&uuml; anlamalıyız. Ancak bu genellik, mevcut g&ouml;stergeler parantezinde hallerin olumsuz ve&ccedil;hesinin s&ouml;z konusu edilmesi gerektiği y&ouml;n&uuml;ndedir. Unutmamalıdır ki konumuz şiir tarihinin belirleyenleri olan barkod ve kolpo ikilisidir. &quot;Şiirin tarihi barkod&#8217;larla belirlenir&quot; &ouml;nermesinin &quot;Reyonlar&quot; b&ouml;l&uuml;m başlığının altında yer alan &quot;Walter Benjanim neyin markasıdır?&quot; soru c&uuml;mlesi de g&ouml;steriyor ki her iki b&ouml;l&uuml;m, ilişki bakımından biribirine paralel, şiire/şiir tarihine g&ouml;re olumsuz-belirleyenler olarak konumlandırılmışlardır. Başka bir ifade ile şiir tarihinin y&ouml;n saptırıcısıdırlar. Anonim bir fig&uuml;r olan Tosun &ouml;zelinde d&uuml;ş&uuml;n&uuml;llebilecek &quot;haller&quot;in anahtar c&uuml;mlesi &quot;Yahya ve Haşim dayanıksız t&uuml;ketim malları&quot; ifadesinde bu &ccedil;ok a&ccedil;ıktır. Burada Yahya Kemal ve Ahmet Haşim, şiir tarihinin ger&ccedil;ek belirleyenleri olmaları gerekirken &ouml;n adları ile alınarak sıradanlaştırıldıkları gibi g&uuml;n&uuml;birlik t&uuml;ketim nesnesi de yapılmışlardır. Aynı şekilde &quot;Reyonlar&quot; b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;n anahtar c&uuml;mlesi olan &quot;Walter Benjamin neyin markasıydı?&quot; soru c&uuml;mlesi ile &uuml;nl&uuml; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r bir marka olarak kodlanmaktadır. Şu halde gerek sermaye gerekse t&uuml;ketici kılınmış toplum, şiir dışı ama şiire etkin g&uuml;&ccedil;ler olmaktadırlar. Ger&ccedil;i bu man&uuml;plasyon bilinmiyor değil. Adorno-Horkheimer başta olmak g&uuml;n&uuml;m&uuml;ze değin bu konunun spek&uuml;lasyonu &ccedil;ok yapıldı. Bu nedenle asıl sorgulanması gereken b&uuml;t&uuml;n bunların poetik bakımdan ne anlama geliyor olabilecekleridir. Zaten k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k bir şiir kitabı (b0nus) i&ccedil;in ağır sayılabilecek bir y&uuml;k/y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;k altına girilmiştir ve dolayısıyla okurun, bu y&uuml;k&uuml;/y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;ğ&uuml; paylaşması istenmektedir. </p>
<p>Serkan Işın, zamanımızın sorunlarına, d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve sanat&ccedil;ılarına; d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r ve sanat&ccedil;ılarının d&uuml;ş&uuml;ncelerine, yaklaşım bi&ccedil;imlerine a&ccedil;ık tutuyor kendisini. İdeolojik kapanmalarla savunma pozisyonunda bulunmuyor. Kuşağı i&ccedil;in yapılan eleştirilerin başında gelen &#8216;rastlantısallıkla&#8217; aslında işi yok. b0nus&#8217;taki planlılık ve kurgu buna en a&ccedil;ık &ouml;rnek.Yanı sıra &quot;geleneğe eklemlenmek&quot; gibi sa&ccedil;malıklara prim vermemesi, şiir tarihinin &#8216;b0nus&#8217; gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;c&uuml;k yapıtlarla bug&uuml;nden kurulmakta olduğuna inandığını g&ouml;steriyor. b0nus gibi irili ufaklı her yapıtın ticaret malı (meta) olarak &quot;barkod&quot;lanıp piyasaya s&uuml;r&uuml;leceği; t&uuml;ketmeyi varoluşunun koşulu sayan topluluk i&ccedil;in &quot;dayanıksız t&uuml;ketim malı&quot; olarak karşılık bulacağını hesap etmese, eserin adını b0nus koymazdı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bonus, t&uuml;ketimin &ouml;d&uuml;l&uuml;d&uuml;r. İlgin&ccedil; bir &ouml;d&uuml;ld&uuml;r bu, t&uuml;keticiye verilir ama kazanan hep sermaye olur. &quot;O&quot; harfini &quot;0&quot; yapılıp s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml; okunmaz kılması da bundan. Bu haliyle b0nus, hem s&ouml;zeldir hem de g&ouml;rsel. S&ouml;zeldir &ccedil;&uuml;nk&uuml;, okunamaz olduğunu bilsek de ikramiyenin sıfır olacağını ifade eden, ironik bir s&ouml;zc&uuml;k sayarak &#8216;bonus&#8217; diye bir &ccedil;ırpıda okumamızdan. G&ouml;rseldir &ccedil;&uuml;nk&uuml; &#8216;b0nus&#8217; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n hecelenme imkanı/ihtimali yoktur. Bu durum, belki de &#8216;g&ouml;rsel şiir&#8217;e manalı bir g&ouml;ndermedir. Bundan nasiplenmesi gerekenlere gelince: Eseri, ticari &uuml;r&uuml;n diye barkodlayan sermaye iktidarı başta olmak &uuml;zere, sermayenin kolpocu şairi ve elbette şairin yoldaş bellediği samimi okur! Demek ki b0nus, bir yanıyla &ccedil;atışmacı/polemik&ccedil;i bir yanıyla da sahici kodlara sahiptir. Kuşkusuz hikaye yahut yenihikaye de buradan &ccedil;ıkarılacaktır. Polemik&ccedil;i ve sahici kodlar dikkate alınınca herkesin hikayesinin bir olması beklenemez. Bir anlamıyla kimisininki eski, kimisinki yeni!</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fb0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii%2F&amp;title=B0nus%E2%80%99un%20Anlatt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20Hikayeye%20Giri%C5%9F-II" id="wpa2a_8"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/b0nusun-anlattigi-hikayeye-giris-ii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Manifesto</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/manifesto/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/manifesto/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Jul 2009 14:04:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/manifesto.html</guid>
		<description><![CDATA[&#214;l&#252;mc&#252;l kadın sahneyi terketti &#220;&#231;&#252;nc&#252; kat yabancısını Sokaklar &#231;oktan &#231;ekiliyor Artık hangi radyo tıklansa aynı cumhuriyet &#214;ld&#252; &#231;&#252;nk&#252; şiir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&Ouml;l&uuml;mc&uuml;l kadın sahneyi terketti <br />&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kat yabancısını <br />Sokaklar &ccedil;oktan &ccedil;ekiliyor <br />Artık hangi radyo tıklansa aynı cumhuriyet <br />&Ouml;ld&uuml; &ccedil;&uuml;nk&uuml; şiir</p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fmanifesto%2F&amp;title=Manifesto" id="wpa2a_10"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/manifesto/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>b0nus’un Anlattığı Hikaye’ye Giriş-I</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/b0nus%e2%80%99un-anlattigi-hikayeye-giris-i/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/b0nus%e2%80%99un-anlattigi-hikayeye-giris-i/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2009 21:00:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[serkan ışın]]></category>
		<category><![CDATA[bonus]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/b0nus%e2%80%99un-anlattigi-hikayeye-giris-i.html</guid>
		<description><![CDATA[1. X Değil, Y Değil Belki Z Pek &#231;oğumuzun ilk kez Cemil Meri&#231;&#8217;in denemelerinde karşılaştığı Horatius Flaccus&#8217;a atfedilen &#8220;Ne g&#252;l&#252;yorsun, anlattığım senin hikayen&#8221; s&#246;z&#252;, ilk bakışta b0nus&#8217;un arkakapağında gereksiz bir bilgeliği işaret ediyor izlenimi vermektedir. &#199;&#252;nk&#252; b0nus&#8217;ta yer alan şiirler ne g&#246;rm&#252;ş-bilmiş-ge&#231;irmiş bir &#246;zneden ne de tasavvufi, felsefi veya Uzakdoğu &#246;ğretilerinden dolayımsız etkiler taşımaktadırlar. S&#246;z [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p></p>
<h3>1. X Değil, Y Değil Belki Z</h3>
<p>Pek &ccedil;oğumuzun ilk kez Cemil Meri&ccedil;&rsquo;in denemelerinde karşılaştığı Horatius Flaccus&rsquo;a atfedilen &ldquo;Ne g&uuml;l&uuml;yorsun, anlattığım senin hikayen&rdquo; s&ouml;z&uuml;, ilk bakışta b0nus&rsquo;un arkakapağında gereksiz bir bilgeliği işaret ediyor izlenimi vermektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b0nus&rsquo;ta yer alan şiirler ne g&ouml;rm&uuml;ş-bilmiş-ge&ccedil;irmiş bir &ouml;zneden ne de tasavvufi, felsefi veya Uzakdoğu &ouml;ğretilerinden dolayımsız etkiler taşımaktadırlar. S&ouml;z konusu bilgelik değil ama hikaye ise bu &ccedil;ok daha makul ve m&uuml;mk&uuml;n sayılabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;, ilk bakışta dilin kemiksiz doğası i&ccedil;inden, herhangi bir sınıra gereksinim duyulmadan, savrulmalardan oluşmuş bu şiirler, hikayeden yoksun sayılmayabilirler de g&ouml;rm&uuml;ş ge&ccedil;irmişlik nosyonu bakımından olsa olsa &ccedil;ana ot tıkama babında bir bilgeliği temsil edebilirler. Bu t&uuml;r bir temsil m&uuml;mk&uuml;n ama pek kitabi olmadığından makul sayılmaz. Kelimenin tarihsel <span id="more-546"></span>anlamı bilgeyi y&uuml;celik imgesi bağlamında, s&ouml;z ve işlerinin gereksiz olamayacağı, az ama &ouml;zc&uuml;, bilgi ile hikmeti birlikte d&uuml;ş&uuml;nmeye koşullandırmaktadır.  Serkan Işın&rsquo;ın genel tutumu, g&ouml;r&uuml;şleri dikkate alınınca kitabi, genelge&ccedil;er, klişe t&uuml;r&uuml; şeylerin mevcut yapının onaylanması anlamında horg&ouml;r&uuml;s&uuml; hatırlanabilir, b&ouml;ylece bilgelik klişesinin olsa olsa yenibilgelikle, aynı şekilde hikayenin de yenihikaye ile yeniden &uuml;retilmiş olabileceği akla getirilebilir. Burası kuşkusuz &ouml;nemlidir. Mevcut gidişattan hoşnut olmayan bir kişinin bir hezeyan halinde veya sonu&ccedil;larını hesaba katmadan bir eylemin eyleyeni olarak kendisini bulmasıyla neredeyse bir olan bu bilgelik, kaba, cahil ama s&ouml;z&uuml;n&uuml; sakınmayan Karag&ouml;z (hatta Tosun) fig&uuml;r&uuml;n&uuml; hatırlatıyor. Bu fig&uuml;r b0nus bağlamında karşılığını buluyorsa Horatius&rsquo;un s&ouml;zleriyle iletilen hikayenin bizim de hikayemiz olma olasılığı kuşkusuz artacaktır. &Ouml;te yandan ister bilgelik, ister hikaye birlikte veya tek tek alınsınlar, bu kavramların batınında yer alan şairin a&ccedil;ığa &ccedil;ıkarılmasını ve paylaşılmasını istediği bir &lsquo;meram&rsquo; olmalıdır. Horatius adı ve s&ouml;z&uuml;n&uuml;n Latince tekrarı ile akla gelen bilgelik nosyonu ve alıntıda, b0nus&rsquo;un varlık nedeni olduğunu imlediği hikaye, ortak bir paydayı vurgulayarak, y&uuml;zey okumayı da derinleştirmeye davetiye &ccedil;ıkarmaktadır. Bu haliyle b0nus &lsquo;senin hikayen&rsquo; ifadesinin karşılığı olabildiği oranda tanıdık ama y&uuml;zleşmeci ve İsmet &Ouml;zel&rsquo;in şiirin fetih&ccedil;i niteliği bağlamında da yolg&ouml;sterici, ufuka&ccedil;ıcı bir yapıtın ipu&ccedil;larına haiz g&ouml;z&uuml;kmektedir. Şu halde Horatius&rsquo;un s&ouml;z&uuml; bağlamında bilgelik yahut yenibilgelik; bu aşamada belirginleştiremediysek de hikaye, yahut yenihikaye araştırıcısını bekleyen konuların başlıcaları olarak belirtilebilir.    </p>
<h3>2. Yenibilgelik </h3>
<p>b0nus&rsquo;un arkakapağında yer alan Romalı bilge Horatius&rsquo;a ait s&ouml;z &uuml;zerine a&ccedil;tığımız bilgelik bahsi, eserin poetikasını anlamada g&ouml;sterilecek &ccedil;abaya değer bir yol mudur? Bu kavramı arkakapak yazısından &uuml;retmek, onu metinle ilişkilendirmek aşırı bir <a href="javascript:void(0);/*1245966799493*/"><img height="199" border="1" align="left" width="201" vspace="2" alt="" src="http://aralikedebiyat.com/wp-content/uploads/Image/bonuskapak.jpg" /></a>yorumlama &ccedil;abası olarak g&ouml;z&uuml;kebilir. Unutulmamalıdır ki şairler okuyucularından her t&uuml;rl&uuml; dikkati beklerler. Poetikanın ilk kuralı &ouml;zen ve dikkat ikilisi sonrası cesarettir. Pek tabidir ki erkenci yargı, Serkan Işın ile bilgelik s&ouml;zlerini yan yana d&uuml;ş&uuml;nmekte zorluk &ccedil;ekecektir. Bir bakıma haksız da sayılmaz, sayılmamalıdır bu d&uuml;ş&uuml;ncede olanlar. Şiirlerinde s&ouml;vg&uuml; s&ouml;zleri, alay, aşağılama gibi ifadelere sık sık rast gelinen bir şair ile klasik anlamıyla bilgeliği yan yana d&uuml;ş&uuml;nmek elbette kabul edilmesi g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. S&ouml;z konusu bilge fig&uuml;r&uuml; Karag&ouml;z ile somutlanacak ise bunun pek &ccedil;ok şairin şiirinde &ouml;rneğinin olduğu kolayca ileri s&uuml;r&uuml;lebilir. Ne var ki bilgelik bahsinde ille de kastedilenin şiirlerden &ccedil;ıkıyor/&uuml;retiliyor olmamasıdır. Şiir dışı ama esere dahil s&ouml;zler var işin i&ccedil;inde. B0nus&rsquo;un b&ouml;l&uuml;mlerine, b&ouml;l&uuml;m başlarına d&uuml;ş&uuml;len s&ouml;zleri dikkate almadan eseri yorumlamak nasıl m&uuml;mk&uuml;n olabilir ki?  &ldquo;Yahya Kemal ile Haşim dayanıklı t&uuml;ketim malları&rdquo;; &ldquo;Şiirin tarihi kolpo&rsquo;larla belirlenir&rdquo; gibi s&ouml;zler esere sırf renk katsınlar diye eklenmiş değiller ki! Bu nedenle Serkan Işın&rsquo;ın poetikasını anlamada kesinlikle gerekli olan bu s&ouml;zleri, bilgelikle bi&ccedil;imsel ama i&ccedil;leri boşaltılmış ve yeni &ouml;zlerle doldurulmuş bir t&uuml;r bilgelik karşılığı olarak yeni bilgelik&rsquo;le ifade etmeyi uygun g&ouml;rmekteyiz. Horatius&rsquo;un &ldquo;ne g&uuml;l&uuml;yorsun, anlattığım senin hikayen&rdquo; s&ouml;z&uuml; iki bin yıllık bir ge&ccedil;mişe haiz, zamanlar &uuml;st&uuml; bir niteliktedir. İnsanların uygun durumlar karşısında her daim anmak zorunda kalacakları &ouml;nemdedir. Oysaki Serkan Işın&rsquo;ın b0nus adlı eserinde yer alan s&ouml;zler bağlamındaki bilgeliği bir amaca matuf, ama&ccedil; hasıl olunca unutulması neredeyse ka&ccedil;ınılmaz ve kalıcılık iddiasından uzaktır. Hi&ccedil; kuşkusuz bu nitelikler modern s&uuml;re&ccedil;le başlayıp modern-sonrası s&uuml;re&ccedil;le yaygınlaşan &ccedil;ağımız ger&ccedil;ekliğine ait olup, Serkan Işın&rsquo;la olduğu kadar, bizlerle de ilişkilidirler. Her t&uuml;rl&uuml; tanıtımda, reklamda sık sık karşımıza &ccedil;ıkan ifadeleri bu bağlamda d&uuml;ş&uuml;nmek olası bir yerde. Bir sokak k&uuml;lt&uuml;r&uuml; sayılan duvar yazıları bile yenibilgelik &ouml;rnekleri arasında anılabilir. Her g&uuml;n d&uuml;nyanın bir yerlerinde binlercesinin &uuml;retilip t&uuml;ketilmesi amaca matuf bir deyimleme olduğunu yeterince kanıtlıyor zaten. İlle de s&ouml;zl&uuml; olması gerekmeyebilir; &ccedil;ağdaş k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n&uuml;n g&ouml;rsel, sessel g&ouml;stergeleri bile yer yer yenibilgeliğe dahil edilebilirler. </p>
<h3>3. Şiirin Tarihi</h3>
<p>-Şiirin tarihi barkod&rsquo;larla belirlenir / Reyonlar<br />-Şiirin tarihi kolpo&rsquo;larla belirlenir / Haller<br />				tosun</p>
<p>Bu &ouml;nermeler b0nus&rsquo;ta b&ouml;l&uuml;m başlıklarını (Reyonlar, Haller) &ouml;ncelemekte ve eserin poetik &ccedil;er&ccedil;evesi niteliğine haiz g&ouml;z&uuml;kmektedirler. S&ouml;zlerin belirleyen (&ldquo;belirlenir&rdquo;) olarak barkod ve kolpo dışındaki s&ouml;zc&uuml;kleri aynıdır. Barkod&rsquo;un Reyonlara, kolpo&rsquo;nun ise Haller&rsquo;e karşılık geldiği varsayılabilir. A&ccedil;ıktır ki bu c&uuml;mlelerin kesinlikli ve tartışma kabul etmez niteliklerinin a&ccedil;ığa vurduğu ger&ccedil;ek, Serkan Işın&rsquo;ın iddialı bir kişilik olduğunu yansıtmalarıdır. Bildik anlamıyla bir poetik &ouml;ns&ouml;z yazıp g&ouml;r&uuml;şlerini kitaba eklememesi ikna amacı taşımadığına yorulabilir. B&ouml;ylece, hesap vermeyi reddeden bir kişilikle şu ya da bu &ouml;l&ccedil;&uuml;de karşı karşıya olduğunu dikkate alan her okur bağlılıkla, kopuş arasında kesinlikli bir tercihe zorlanabilir. Bu tercih durumunun arkasında olmak demek, kitlelerin şairi olmayı istememekle birdir. &Ouml;te yandan bu s&ouml;zlerin şairin &ouml;znel deneyiminden değil de, şiirin tarihinin hikemiyatından &ccedil;ıkarıldığı izlenimi edinmek de olasıdır ki meseleyi egodan koparıp akledilebilir bir ortalamaya &ccedil;ekme eğiliminde olduğu da g&ouml;z ardı edilmemelidir. B&ouml;ylece şair, iddialı g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;n&uuml; sağduyuya transfer ederek meselenin bir tarafı ama kaynağı olmadığını s&ouml;yler bir bakıma. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; şiir, bireysel bir uğraş gibi g&ouml;z&uuml;kse de tarihten kopuk değildir ve ş&uuml;phesiz tarih k&uuml;lt&uuml;reldir, insanoğlunu şu ya da bu &ouml;l&ccedil;&uuml;de ilgilendirir.</p>
<p>Konunun &ouml;z&uuml;ne dair yapılacak olası bir tartışma; şiire dair g&ouml;zlem/tespit/deneyimin değil de şiire g&ouml;re ikincil sayılması lazım gelecek bir alan &uuml;zerinde durulması ger&ccedil;eği olacaktır: Şiirin tarihi. Sorun şu ki, şiirin kovaladık&ccedil;a ka&ccedil;an ufuk &ccedil;izgisine dair sayısız tanım, betimleme yapılmıştır ama şiirin tarihi kavramı &ccedil;oğunlukla ihmal edilmiştir. Bu tespit &ouml;zellikle şairler a&ccedil;ısından ge&ccedil;erlidir. &Ouml;te yandan, &uuml;lkemizde olduğu gibi, sinirleri alınmış, tartışmaya a&ccedil;ık u&ccedil;ları t&ouml;rp&uuml;lenmiş veya zamanaşımına uğrayıp evcilleştirilmiş bir edebiyat tarihi ger&ccedil;eği var. Batı etkisinde, &ouml;yk&uuml;nmeci stratejisi uzun yıllara yayılmış, gereksiz tartışmalarla enerjisini &ccedil;oktan t&uuml;ketmiş bu tarih, s&uuml;rekliliğine inanalar a&ccedil;ısından himayeci kurumlarda hedefsizleşmiştir adeta. Soru soramayan, sorduğunda da ahlak&ccedil;ılık yapmaya mecbur olan bu t&uuml;rden bir anlayışın g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde sesinin duyulamaz oluşuna şaşmamak gerekir. Modernleşme s&uuml;reci ile yalnızlaşan bireyin yaşamının sahiciliğine ve değerli olduğuna inanabilmesi i&ccedil;in kişisel deneyimlerinden kişisel &ouml;l&ccedil;&uuml;tlerle yaralanması dışında b&uuml;t&uuml;n her şeyden kuşku duyması anlaşılmayacak şey değildir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ouml;nden/&ouml;nceden g&ouml;ren, bilen, meşru alanları tayin ve tertip eden anlayışların eleştirilmesine, alay konusu edilmesine (tosun) bu a&ccedil;ıdan bakmak gerekir. &quot;Şiirin tarihi barkod&#8217;larla/kolpo&#8217;larla belirlenir&quot; c&uuml;mlesindeki &quot;belirlenir&quot; vurgusu, anlayış farklılığından kaynaklanan &ccedil;atışmanın payını dışlamaz. Eskilerle yeniler, nesiller arasılık dahil, sırf yenilik arayışı kabilinden değerlendirmeler meseleyi ciddiyetinden uzaklaştıracağını hatırlatmakta yarar var. </p>
<p>Kısaca, b0nus&#8217;ta şiir tarihi &uuml;zerindeki ısrarlı duruşun, b&uuml;y&uuml;k &ouml;l&ccedil;&uuml;de, şiir derken, denilirken tarihten ve insanlıktan koparılıp, mutlaklaştırılmış bir s&ouml;yleme tanıklıktan kaynaklandığı kanısındayım. Şiirin her t&uuml;rden tahakk&uuml;me karşı var-oluş ger&ccedil;eği kesinlikli, tekrara dayalı, klişeci şiirbilgisi i&ccedil;in de s&ouml;z konusudur. Salt şiir d&uuml;ş&uuml;ncesi; tarih ile şiir birlikteliğinde olduğu denli insan ve insanlıkla i&ccedil; i&ccedil;e değildir, olamaz. Ayrıca, şiiri, şiir tarihi d&uuml;zleminde d&uuml;ş&uuml;nmek &ouml;ncelikle sahih (otantik) bir şiir kanalının varlığını kabul eder. Bu tutum yıkıcılıktan &ccedil;ok yapıcılık geni taşır. &Ouml;nceki zamanla sonrası zaman arasında bir eşitlik kurulamayacağına g&ouml;re, yaşanılan zamanın temel g&ouml;stergeleri ile tarihi yeniden kurmak gerekir.  </p>
<p><em>(Devamı edecek)</em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fb0nus%25e2%2580%2599un-anlattigi-hikayeye-giris-i%2F&amp;title=b0nus%E2%80%99un%20Anlatt%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20Hikaye%E2%80%99ye%20Giri%C5%9F-I" id="wpa2a_12"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/b0nus%e2%80%99un-anlattigi-hikayeye-giris-i/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şimdilik Adresim</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/simdilik-adresim/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/simdilik-adresim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Nov 2008 18:55:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=431</guid>
		<description><![CDATA[Bestseller&#8217;ı ıskalamış ucuz şiirdir cismimi k&#246;şeleriyle &#246;rseleyen semtler. Eksik doğduk eksik &#246;ld&#252;m diyorum. Ke&#231;e ile kefenlenmemin karışık değil hikayesi. Ciddiyet &#231;ağı sentetik notlar eklemiş u&#231; s&#246;zl&#252;ğ&#252;me. Kısık bakışlar kısık lambalarla taranmış bir &#231;ocuk başı hala cinleri eksik olmayan aksak değirmenlerde. Kızlar da acı soğanlar doğrarmış &#246;l&#252; asker niyetine sahanları bakır olan evlerde. B&#252;t&#252;n b&#252;t&#252;ne eksilmeler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="EC_MsoNormal">Bestseller&rsquo;ı ıskalamış ucuz şiirdir cismimi k&ouml;şeleriyle </p>
<p class="EC_MsoNormal">&ouml;rseleyen semtler. Eksik doğduk eksik &ouml;ld&uuml;m diyorum. Ke&ccedil;e </p>
<p class="EC_MsoNormal">ile kefenlenmemin karışık değil hikayesi. Ciddiyet &ccedil;ağı </p>
<p class="EC_MsoNormal">sentetik notlar eklemiş u&ccedil; s&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;me. Kısık bakışlar kısık </p>
<p class="EC_MsoNormal">lambalarla taranmış bir &ccedil;ocuk başı hala cinleri eksik olmayan </p>
<p class="EC_MsoNormal">aksak değirmenlerde. Kızlar da acı soğanlar doğrarmış &ouml;l&uuml; </p>
<p class="EC_MsoNormal">asker niyetine sahanları bakır olan evlerde. B&uuml;t&uuml;n b&uuml;t&uuml;ne </p>
<p class="EC_MsoNormal">eksilmeler olsun istediğim saatler atlasa d&uuml;şen sa&ccedil; tellerini <span id="more-431"></span></p>
<p class="EC_MsoNormal">b&uuml;y&uuml;te&ccedil;lemekle ge&ccedil;kin. B&uuml;t&uuml;n b&uuml;t&uuml;ne meslekten kentliler dev </p>
<p class="EC_MsoNormal">g&ouml;lgeleriyle okunmalık şiirlerde. Oysa yaşamak ayartsın beni </p>
<p class="EC_MsoNormal">isterdim. Boğsun matrisinde. Eylemi renkli g&ouml;r&uuml;nt&uuml; dili </p>
<p class="EC_MsoNormal">T&uuml;rk&ccedil;e. Neyse ki kocakarı ila&ccedil;ları, &uuml;f&uuml;r&uuml;k&ccedil;&uuml; r&uuml;zg&acirc;rları </p>
<p class="EC_MsoNormal">b&uuml;y&uuml;c&uuml;lerle geri geldi. Y&uuml;z&uuml;mde mutsuzluğu okunan </p>
<p class="EC_MsoNormal">makinelere diyedir ekliyorum: &ldquo;Mi Min&ouml;r Op. 95. </p>
<p class="EC_MsoNormal">Yeni D&uuml;nya. Dvorak / Trabzon&rdquo; şimdilik adresim.<span style="">&nbsp; </span></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fsimdilik-adresim%2F&amp;title=%C5%9Eimdilik%20Adresim" id="wpa2a_14"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/simdilik-adresim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şiirin Sahici Gündemine Dair Bir Kitap: Şiirimizde Milenyum Kuşağı</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/siirin-sahici-gundemine-dair-bir-kitap-siirimizde-milenyum-kusagi/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/siirin-sahici-gundemine-dair-bir-kitap-siirimizde-milenyum-kusagi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Sep 2008 21:15:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[kitap]]></category>
		<category><![CDATA[utku özmakas]]></category>
		<category><![CDATA[milenyum kuşağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=421</guid>
		<description><![CDATA[Şiirin Sahici G&#252;ndemine Dair Bir Kitap:Şiirimizde Milenyum Kuşağı(*) Utku &#214;zmakas, 2000&#8217;li yıllar T&#252;rk Şiirinde değişim olgusunu &#231;ağa &#246;zg&#252; g&#246;stergeler bağlamında dikkate alan, gerek kendi nesilleri gerekse evvelki nesillerle aralarındaki farklılıklarıyla dikkat &#231;eken şairlere Milenyum Kuşağı adını veriyor. Kuşkusuz bir akımdan s&#246;z etmiyor yazar, edilemez de ama yine de en &#246;nemli niteliklerinin bireysellikleri olmasına karşın s&#246;z [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şiirin Sahici G&uuml;ndemine Dair Bir Kitap:<br />Şiirimizde Milenyum Kuşağı(*)</p>
<p>Utku &Ouml;zmakas, 2000&rsquo;li yıllar T&uuml;rk Şiirinde değişim olgusunu &ccedil;ağa &ouml;zg&uuml; g&ouml;stergeler bağlamında dikkate alan, gerek kendi nesilleri gerekse evvelki nesillerle aralarındaki farklılıklarıyla dikkat &ccedil;eken şairlere Milenyum Kuşağı adını veriyor. Kuşkusuz bir akımdan s&ouml;z etmiyor yazar, edilemez de ama yine de en &ouml;nemli niteliklerinin bireysellikleri olmasına karşın s&ouml;z konusu &ccedil;ağımız şiirindeki farklılıkları tespite &ccedil;alışıyor Şiirimizde Milenyum Kuşağı adlı kitabında. Eleştirinin &ccedil;ağına m&uuml;dahale etmesi gerektiği g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nden &ccedil;ıkış yapılıyor. B&ouml;ylece &ccedil;ağının tanığı olmak klişesine karşı, &ccedil;ağının sorumluluğu altına girme cesareti g&ouml;sterilmiş oluyor. 1975 yılında ve sonrasında doğan şairler &ccedil;alışmaya d&acirc;hil edilmişler ki bug&uuml;n i&ccedil;in en yaşlısı 33 yaşında olmaktadır. Bu yaş sınırının da şiirsel verim a&ccedil;ısından yeterli olduğu a&ccedil;ıktır.<span id="more-421"></span></p>
<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şiiri ile ilgili eleştirilerle a&ccedil;ılıyor konu. &ldquo;Verili saygınlık kalıplarına uymaları beklenen&rdquo; gen&ccedil; şaire y&ouml;neltilen -neredeyse her zaman s&ouml;ylenegelen, bir yerde zamanlar &uuml;st&uuml; sorulara d&ouml;n&uuml;şen- eleştiriler bunlar: Toplumla ilişkinin zayıflığı, şiirin bir itiraf edebiyatına d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;, aşırı bireysellik, rastlantısallığın gereğinden fazla olması,  anlamsızlık, anlaşma ve iletişim d&uuml;nyasını sona erdirici semptomatik tutumlar&hellip; &Ouml;zmakas, bu eleştirilerin vaktiyle İkinci Yeni şiiri i&ccedil;in de ileri s&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml; hatırlatıyor haklı olarak. Pek &ccedil;oğunun bir iktidar arayışı sebebiyle ileri s&uuml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, ger&ccedil;ekte s&ouml;z konusu olanın tam tersi olduğunu ikna edici bir &uuml;slupla ortaya koyuyor.  </p>
<p>Şiir ortamını dizayn etme g&uuml;c&uuml;n&uuml; temsil eden Major İktidarlar ile g&uuml;n&uuml;m&uuml;z olanaklarının geleneksel edit&ouml;rl&uuml;k m&uuml;essesesini yeg&acirc;ne belirleyen konumundan &ccedil;ıkarmasıyla ortaya &ccedil;ıkan Min&ouml;r İktidarlar ile ilgili yazısı edebiyat sosyolojisi a&ccedil;ısından olduk&ccedil;a &ouml;nemli. Aslında yabancısı olmadığımız bu konuda &Ouml;zmakas&rsquo;ın Maj&ouml;r İktidarlarla ilgili ifade etmekten &ccedil;ekinmediği g&ouml;r&uuml;şleri kanımca: &ldquo;Major iktidarlar&rdquo; arasında en sessiz bi&ccedil;imde &ccedil;&ouml;ken Yavuz&rsquo;un &uuml;rettiği şairlik nosyonu, kapitalist d&uuml;nya d&uuml;zeni i&ccedil;erisinde romantik bir &ouml;zne olarak şair mitini doldurmanın dışında hi&ccedil;bir bi&ccedil;imde ger&ccedil;ekliğe temas etmiyor&rdquo;.  &ldquo;Major iktidarlar&rdquo; arasında &ccedil;&ouml;k&uuml;ş&uuml; en &ccedil;ok ses getiren isim ise Enis Batur&rsquo;dur&rdquo;. &ldquo;Major iktidarlar&rdquo; arasında provokatif s&ouml;yleme en &ccedil;ok başvuran isim ise İsmet &Ouml;zel&rsquo;dir&rdquo;&hellip;</p>
<p>&Ouml;zmakas, Maj&ouml;r İktidarlar&rsquo;ın g&uuml;&ccedil; kaybı, şiirsel kamplaşmalara ve bunun da deneysel şiirin y&uuml;kselişine neden olduğu tespitinde bulunuyor. &ldquo;İkinci Yeniden sonra T&uuml;rk şiirinde ciddi bir hareketlenme olmayışının da etkisiyle hem ikinci yeniden farklılaşarak ayrışmak ancak ondan aldığı değişmez &ccedil;ekirdeği de korumak isteyen deneysel şiir, s&ouml;z konusu maj&ouml;r iktidarların &ccedil;ekilişi ile a&ccedil;ılan boşluğa oturmaya başladı. İkinci yeninin etkisini taşıyan hatta bağlama verdikleri &ouml;nem a&ccedil;ısından ikinci yeni şairlerinin ilk ciddi miras&ccedil;ısı sayılabilecek bu şairler s&ouml;z konusu kopuşu yaratmayı deniyorlar&rdquo; diyen &Ouml;zmakas, bu kopuşu da dille ilişkilendiriyor ancak deneysel şiir hakkında neredeyse hi&ccedil;bir şey s&ouml;ylemiyor.</p>
<p>Dil, toplumsal bellek olarak konumlanmakta kitapta. &Ouml;zellikle medya ve onun en &ouml;nemli uzantısı rekl&acirc;mlar yolu ile g&uuml;n&uuml;m&uuml;z &ouml;znelerine &ldquo;kesinlikli bir dil&rdquo;in dayatıldığını&rdquo;, &ldquo;t&uuml;mcede 80&rsquo;li yıllarda başlayan &ldquo;eylem&rdquo;in kayboluşu 2000&rsquo;li yıllarda kendini &ldquo;&ouml;zne&rdquo;nin kayboluşuna bıraktı&rdquo;ğını; yine &ldquo;rekl&acirc;mlarda duyulan &ldquo;majo&rsquo;lamak&rdquo;, &ldquo;skype&rsquo;lamak&rdquo; gibi sloganlar(la) dili(n) melezleştiril&rdquo;diğini belirtiyor ki bunlar &ouml;nemli tespitler. Yanı sıra &ldquo;&ouml;zel hayatın &ccedil;&ouml;kme noktasına geldiği bir &ccedil;ağda&rdquo; yaşadığımızı hatırlatıyor yazar. &ldquo;Medyadan her dakika aidiyet pompalanıyor&rdquo;. &ldquo;&Ccedil;evresizleştirilmiş, &ccedil;ağın iletişim olanaklarının &ldquo;şiddet&rdquo;ine maruz kalmış bu kuşağın dil ile ilişkisinin &ldquo;travmatik&rdquo; olduğu belirtilmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; s&ouml;zl&uuml; k&uuml;lt&uuml;r&uuml;n g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki imajlaşma eğilimi, algı bi&ccedil;imlerinin zorunlulukla değişmesini getirmiştir&rdquo;. </p>
<p>Milenyum kuşağı&rsquo;nın farklarla b&uuml;y&uuml;d&uuml;ğ&uuml;ne inandığını ve &ldquo;yaşamı yalnızca politik ve toplumsal olanla sınırlamayan, bir klozet markasını, bir şirketi, g&uuml;n&uuml;m&uuml;z&uuml;n en etkili rekl&acirc;m tekniklerinden biri olan &ldquo;spam&rdquo;elmekleri şiire katıp onu eleştirebilen, topluma ve hayata bu &ccedil;er&ccedil;eveden de bakan bir şiir yazılıyor&rdquo; c&uuml;mlesi, kitabın poetik &ouml;zeti niteliğinde. Serkan Işın, Efe Murad, &Ouml;mer Şisman, Ali &Ouml;zg&uuml;r &Ouml;zkarcı, Mehmet Erte, Eren Safi, Mehmet &Ouml;ztek ve  Nilay &Ouml;zer bu kuşağın lokomotifinde yer alan isimler. </p>
<p>Temmuz 2008&rsquo;de yayımlanan Şiirimizde Milenyum Kuşağı, şiirin sahici g&uuml;ndemi bağlamında d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;nce zorlama g&uuml;ndemlerden bıkmış okur i&ccedil;in memnuniyetle karşılanmış olmalıdır. Kalıtsal tembelliğimize, yaz yılgınlığı ve şiir derebeylerinin olası m&uuml;dahalelerinden &ouml;nce hedef kitlesi tarafından &ouml;nce anlaşılmalı, sonra eleştirilmeli ve en &ouml;nemlisi de s&ouml;z&uuml;n her anlamında ucuzlatılmamalıdır. &Ouml;zmakas, -yetersiz bulunsa bile- &ouml;nemli bir işi başarmıştır zira.<br />&hellip;<br /><em><strong>(*) Şiirimizde Milenyum Kuşağı; Utku &Ouml;zmakas; Pan Yayıncılık, Temmuz 2008, İstanbul.</strong></em></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fsiirin-sahici-gundemine-dair-bir-kitap-siirimizde-milenyum-kusagi%2F&amp;title=%C5%9Eiirin%20Sahici%20G%C3%BCndemine%20Dair%20Bir%20Kitap%3A%20%C5%9Eiirimizde%20Milenyum%20Ku%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1" id="wpa2a_16"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/siirin-sahici-gundemine-dair-bir-kitap-siirimizde-milenyum-kusagi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Onlarla Olanlar</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/onlarla-olanlar/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/onlarla-olanlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2008 21:04:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/?p=407</guid>
		<description><![CDATA[Daha &#231;ok onlardansınızdır; apartman, market, otonomi, otomobil, bankamatik, internet; g&#246;rg&#252;, moda, asalet, eğlence, ibadet; her şey onlardandır. Onlardan kopuş imk&#226;nsızı istemekle neredeyse birdir. Onlar, fi tarihinden kalma m&#252;cerret kit&#226;benin değişmez kıldıkları, yoksulluk ve yoksunluk ile tekerr&#252;r etmesine itiraz gerektirmeyen yanlışlıklar komedyasının tek fig&#252;re mahkum toplumsal bedenleridirler. Yani, evvel ile sonranın değil-hul&#226;sası. &#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; G&#252;c&#252;, yayılım ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Daha &ccedil;ok onlardansınızdır; apartman, market, otonomi, otomobil, bankamatik, internet; g&ouml;rg&uuml;, moda, asalet, eğlence, ibadet; her şey onlardandır. Onlardan kopuş imk&acirc;nsızı istemekle neredeyse birdir. Onlar, fi tarihinden kalma m&uuml;cerret kit&acirc;benin değişmez kıldıkları, yoksulluk ve yoksunluk ile tekerr&uuml;r etmesine itiraz gerektirmeyen yanlışlıklar komedyasının tek fig&uuml;re mahkum toplumsal bedenleridirler. Yani, evvel ile sonranın değil-hul&acirc;sası.  <span id="more-407"></span><br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; G&uuml;c&uuml;, yayılım ve yalınlığında. <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kalıcılığı, karikat&uuml;r &ccedil;er&ccedil;evesine sığarlığında.   <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp; Onlardan olmak, aynılık ve aşinalık d&uuml;zleminde, ben&#8217;i biz&#8217;e batırmaktır. Bizde temsil olunan ben her şeye rağmen anonimdir, t&uuml;ketime mukavemet eden bizde var-olmayan-var&#8217;dır handiyse.  <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Tini, kahkaha formundaki &#8216;ne derler&#8217; c&uuml;mlesine i&ccedil;kin, dedikoduya mahal vermezliği &ouml;ne almada yol alır. G&uuml;nd&uuml;z başka, gece başka olunur bu y&uuml;zden. Onlar dersine nereden başlanırsa başlansın, kavramlar aynı kalır: riya, dedikodu, s&ouml;ylen&#8230; <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Sokaktasınız. Sokak onlardan. <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Y&uuml;zler trafiği: mor, lacivert, bej. <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Bejle &ouml;p&uuml;ş&uuml;yor, laciverdi selamla ge&ccedil;iştiriyor, morun elinden tutuyorsunuz. Kırmızıya ne oluyorsa m&acirc;nalı, m&acirc;nalı bakıyor g&ouml;zlerinize. Bakar, bakar. Tanıması da gerekmez &uuml;stelik. B&uuml;t&uuml;n edimler, edimsiler onlardan ya. &Ccedil;ocuk-adam, adam-&ccedil;ocuk arasında sarkık durmalı. Bire on, bire y&uuml;z, bire beş y&uuml;z durabilenin hik&acirc;yesi dilde kullanıma hazırdır ama ka&ccedil; hik&acirc;ye anlatılır ki şunun şurasında. Ya işi şakaya vurulmalı olası gerilimler karşısında ya zedelenen onuru g&ouml;rmezden gelmeli. Kahramanlık &ccedil;ağı mı bu &ccedil;ağ? <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Onların saati akıl almaz bir genişlikte ilerler. Her değişim, bu aralığa bir hareket daha eklediğinden olacak, mutlaka bir k&ouml;t&uuml;ye gidiş diye tefsir edilir. Her değerin ikili zıtlıklarla oluşturulduğu hesaba katılırsa, olası se&ccedil;eneklerin &ccedil;oğu ta baştan elenmiş demektir; bağlamından koparılmış ger&ccedil;eklik mevcut &uuml;topyalarla &ouml;nde gelenin amacına matuf g&uuml;n&uuml;birlik hesaplarda kan bulur. Y&ouml;n&uuml;n&uuml; kati surette hayra d&ouml;nenlerin, hayrın vaat ettiklerinin s&uuml;rekli uzağında seyrettiklerine şaşmamak gerektir. Dile pek getirilmez ama b&uuml;t&uuml;n k&ouml;t&uuml;l&uuml;klerin sahibi ve taşıyıcısı kader denilen &#8216;canavar&#8217;dan başkası değildir bir yerde. Ve &Ouml;teki! <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Metafizik &ouml;tekinin tekilliğine karşın, insan-karşıtlar genellikle &ccedil;okluğa tekab&uuml;l eden adlarla anılırlar. Mevcut yapının gediklerini hep k&ouml;t&uuml;l&uuml;ğe bakarak kurgulayan onlar ideolojisi, karşıtın m&uuml;mk&uuml;nlere sahip olması durumunda soluksuz bırakacağı korkusunu &ouml;ne alır; şartlar da hi&ccedil; ş&uuml;phesiz olağan değil, olağanın &uuml;st&uuml;d&uuml;r. Olağan&uuml;st&uuml;l&uuml;k yahut g&uuml;venliğin nazik denge d&uuml;zleminde s&uuml;rd&uuml;rebilmesi stratejisi, &ouml;nde gelenin kurbanı yığınlar i&ccedil;in hayatın kimin i&ccedil;in, nasıl yaşandığı sorularından akıl almaz kopuşla yaşanılır tabiatıyla. <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Ne ki &ouml;teki salt &ouml;teki olmakla etik, ontolojik, epistemik ş&uuml;phedir; sorudur; değişim talebidir -a&ccedil;ıktan veya &ouml;rt&uuml;k. İptal edilemez, değiştirilemezdir de. &Ouml;te yandan y&ouml;reden, yeraltından k&ouml;ktenci kopuşla herkesin g&uuml;ndemine girmeyi hak eden olay, mutlaka onların dışından g&ouml;ren g&ouml;z&uuml;n şahitliği anlamında, ilgi &ccedil;ekicidir. Ahl&acirc;ksız veya ahl&acirc;ki zaaf diye nitelenebilir her dışavurum bunun sıradan ama en kesif &ouml;rneği olagelmiştir. Hırsız, kavgacı, deli, sarhoş tipleri onların zararsızlaştırdıklarından olmakla benzer bir işlevi g&ouml;rd&uuml;klerinde ş&uuml;phe yok. Munis, uysal, iyiliksever ise heyecanını yitirmiş kendilikler olarak onların alanında, sınırları zorlama iktidarından yoksun, zamanın ayakları yere basmayan bir diliminde mumyalanmış, halinden memnunu oynayanlardır.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Uzatmaya gerek yok. Onları zaten tanıyorsunuz.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; Ad veren, değer &ouml;ğreten, sonu gelmez t&ouml;renlerle yaşama şekil verenleri kim tanımaz ki? İnsan d&uuml;nyasında kesinliklerin yanıltan ger&ccedil;ekliği g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alındığında onlardan olmak ya da olmamak gibi bir se&ccedil;eneğin de &ouml;nemi kalmamakta. Her şeye karşın onlarla kurulabilecek gerilimli birlikteliğin altını &ccedil;izmeli. &Ouml;rneğin, &ouml;teki olarak sanat&ccedil;ı i&ccedil;rek gerilimlerin yanı sıra buradan tespitlerle insanı ve yaşamı sorunsallaştırır, buradan soğurur, yine &uuml;rettiğini buradan sunar. Bu kapının a&ccedil;ık kalması m&uuml;himdir. Ben gibi onlar da sorunlarla, değer yitimleriyle var kılınmıştır zira. </p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fonlarla-olanlar%2F&amp;title=Onlarla%20Olanlar" id="wpa2a_18"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/onlarla-olanlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÇAĞININ ŞAİRİ: Hüseyin Cöntürk’ün Poetika Sözlüğü</title>
		<link>http://www.aralikedebiyat.com/caginin-sairi-huseyin-conturk%e2%80%99un-poetika-sozlugu/</link>
		<comments>http://www.aralikedebiyat.com/caginin-sairi-huseyin-conturk%e2%80%99un-poetika-sozlugu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2008 11:39:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>hayati s. aycicek</dc:creator>
				<category><![CDATA[cöntürk]]></category>
		<category><![CDATA[poetik sözlük]]></category>
		<category><![CDATA[hüseyin cöntürk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.aralikedebiyat.com/caginin-sairi-huseyin-conturk%e2%80%99un-poetika-sozlugu.html</guid>
		<description><![CDATA[&#199;AĞININ ŞAİRİ: H&#252;seyin C&#246;nt&#252;rk&#8217;&#252;n Poetika S&#246;zl&#252;ğ&#252;(*) &#8220;İyi şairler, yalnız değişmenin vaktini bilmekle, bulmakla kalmazlar, değişmenin ancak değiştirmekle dengelenebileceğini de bilirler. Yenilik bayraklarını a&#231;maları, yenilik kavgalarına girmeleri bundandır&#8221; (Deyince&#8217;den) Antiphony Şiir: Bkz. Ece Ayhan Tipi Şiir. Araştırmacılık: Bkz. Yeni Şiirin Niteliği&#8230; Asıl Şiirin İmk&#226;nı: Bizce en &#246;nemli şiir, bi&#231;imle &#246;z&#252;n bir b&#252;t&#252;n kurduğu, birbirine yeter olduğu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&Ccedil;AĞININ ŞAİRİ: H&uuml;seyin C&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;&uuml;n Poetika S&ouml;zl&uuml;ğ&uuml;(*)</strong></p>
<p><em><font size="1">&ldquo;İyi şairler, yalnız değişmenin vaktini bilmekle, bulmakla kalmazlar, <br />değişmenin ancak değiştirmekle dengelenebileceğini de bilirler. <br />Yenilik bayraklarını a&ccedil;maları, yenilik kavgalarına girmeleri bundandır&rdquo; (Deyince&rsquo;den)</p>
<p></font></em>					<br /><strong>Antiphony Şiir</strong>: Bkz. Ece Ayhan Tipi Şiir.</p>
<p><strong>Araştırmacılık</strong>: Bkz. Yeni Şiirin Niteliği&#8230;</p>
<p><strong>Asıl Şiirin İmk&acirc;nı</strong>: Bizce en &ouml;nemli şiir, bi&ccedil;imle &ouml;z&uuml;n bir b&uuml;t&uuml;n kurduğu, birbirine yeter olduğu, hal meydana getirir. Fakat bu halin &ccedil;ağa uygun doyurucu &uuml;r&uuml;nler verebilmesi i&ccedil;in ortada doyurucu &ouml;zlerin, doyurucu deyiş bi&ccedil;imlerinin bulunması şarttır. Bu o demektir ki, &ouml;zlerin doyurucu olabilmesi i&ccedil;in onların zenginleşmesine, bi&ccedil;im &uuml;zerine baskı yaparak bi&ccedil;im &uuml;zerine baskı yaparak bi&ccedil;imi &ouml;zden bağımsız hale getirmesine; &ouml;te yandan da, deyişin işlenmesi i&ccedil;in onun yenilenmesine imk&acirc;n verecek şekilde &ouml;zlerin bağımsızlığını kazanmasına ihtiya&ccedil; vardır. &Ouml;zle bi&ccedil;imin egemenlik yolunda bu diyalektik &ccedil;atışmaları olmasa, bizce, şiir dediğimiz varlık g&uuml;&ccedil; kazanamaz (I/157, 158)(**). Bkz. Edebiyatsal Bi&ccedil;imler; &Ccedil;ağının Şairi; Yeni Şiir.</p>
<p><strong>Ata&ccedil;, Nurullah</strong>: Biz ileri bir şiire ona bağımsızlık tanıyan bir g&ouml;r&uuml;şle varılabileceğine inanmaktayız. Ondandır ki şiirin bağımsızlığını savunan yazarlarımızın başında gelen Ata&ccedil;&rsquo;ın edebiyatımıza yaptığı hizmeti saygı ile anmaktayız (I/179).<span id="more-388"></span></p>
<p>Bug&uuml;n Ata&ccedil; &ouml;zlemi duyanlar yok değil, ama bu &ouml;zlem &ldquo;duygusal&rdquo; olmaktan ileriye ge&ccedil;ememektedir, belki insaniliğinden &ouml;t&uuml;r&uuml; hoş g&ouml;r&uuml;lebilir, ama ciddiye alınamaz (II/23).</p>
<p>Eleştirme de şiire benzer. Onun da bir tarihi vardır.  D&uuml;nk&uuml; eleştirmenin tarihi y&uuml;zde doksan Ata&ccedil;&rsquo;ın tarihidir. Ata&ccedil;&rsquo;ın tarihi yazılmadık&ccedil;a bug&uuml;n&uuml;n eleştirmesi a&ccedil;ığa &ccedil;ıkamaz, bug&uuml;n bir eleştirme kuşağı yaşıyor denmez. Ata&ccedil; &ouml;lm&uuml;şt&uuml;r. Ama onun i&ccedil;in kitap yazamasak biz sağlığımızda &ouml;lm&uuml;ş olacağız. Bizim kuşak işte asıl kıyametin bu olduğunu bilmem anlar gibi oluyor mu? (II/105).</p>
<p><strong>Bi&ccedil;im</strong>: Bi&ccedil;im deyince, şiirde, şu b&ouml;l&uuml;mleri anlıyoruz: 1. Kelimelerin bi&ccedil;imi. 2. Kelimelerin bir c&uuml;mle (ya da c&uuml;mleler k&uuml;mesi) i&ccedil;indeki diziliş bi&ccedil;imi (sintaks bi&ccedil;imi). 3. C&uuml;mlelerin (ya da c&uuml;mle k&uuml;melerinin) aralarında diziliş bi&ccedil;imi (kuruluş bi&ccedil;imi). 4. Vezin ve ayak bi&ccedil;imi. 5. Kelime dizilişlerinden ileri gelen ritim bi&ccedil;imi (I/140). Bkz. Kelimelerin bi&ccedil;imi; </p>
<p>Halk eldeki bi&ccedil;imlerle iş g&ouml;rmeye, alışkanlık sonucu olarak (conventionally), bilin&ccedil;li ya da bilin&ccedil;siz alışmıştır (I/144, 145). Bkz. Edebiyatsal Bi&ccedil;imler.</p>
<p><strong>Bi&ccedil;imde Değişim Yapmak</strong>: Yazar bi&ccedil;imde değişiklik yapmakla anlatmak istediğini daha iyi anlatmış olur. Bi&ccedil;imde bu tarzda yapılan bir değişiklik ya da deformasyon, yeni bir &ouml;z&uuml;n gerektirdiği bi&ccedil;im değişikliğinden ayrı olarak ele alınabilir (I/131). Bi&ccedil;imde şekil değişikliği yapılmasının bir sebebi, yazarın okuyucusuna maksadını iletmek kaygısından ileri gelmektedir. Bu halde anlam, bi&ccedil;imin değişmesine rağmen, aynı kalmakta, ya da pek az değişecektir (I/1301).</p>
<p><strong>Bir Şey S&ouml;ylemeyen Şiir</strong>: &ldquo;Bir şey s&ouml;ylemeyen şiir&rdquo; anlayışı şairi ile okuyucusu arasındaki bağları hemen hemen kopardığından eleştirel olmaktan &ccedil;ok metafiziksel bir y&ouml;n&uuml; taşıyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; hi&ccedil; &ldquo;bir d&uuml;ş&uuml;nceye, bir duyguya bağlanmaksızın&rdquo; yazılan,, b&uuml;t&uuml;n s&ouml;yleyeceğini &ldquo;mısra kurduktan sonra&rdquo; s&ouml;yleyen şiirin şairi ile bağlantısı pamuk ipliğine bağlanmış demektir. B&ouml;yle bir şiire her halde yalnız dadaistlerde ve bir takım s&uuml;rrealistlerde rastlanır (I/162). </p>
<p><strong>B&uuml;y&uuml;sel Bağ</strong>: Yazar yapıtına ve okuyucusuna &ccedil;ok defa niyet-ama&ccedil; bağları ile bağlansa bile başka t&uuml;rl&uuml; de bağlanabilir. &Ouml;rneğin b&uuml;y&uuml;sel bağlarla (I/137, 138).</p>
<p><strong>&Ccedil;ağdaş Olmak, &Ccedil;ağdaşlık</strong>: &Ccedil;ağdaş olabilmenin ilk koşulu, &ccedil;ağdaş yapıtlara vakit ge&ccedil;irmeden &ccedil;ağdaş bir g&ouml;zle eğilmektir (II/61). Bkz. &Ccedil;ağdaş Yapıtlar.</p>
<p>Her yeni gelen, nesneleri bir başka t&uuml;rl&uuml; g&ouml;r&uuml;r, yeniden a&ccedil;ıklar, var kılar. Hem her gelen &ccedil;ağdaş olmak haysiyetini kazanır, hem de uygarlığın s&uuml;rekliliği yaratılır (II/66).</p>
<p><strong>&Ccedil;ağdaş Yapıtlar</strong>: &Ccedil;ağdaş yapıtlar sevilmezse, bırakılmalıdır, ve b&ouml;ylesi &uuml;zerinde incelemeye girişilmemelidir /II/19). Bkz. Eleştirel Yapıt Gereksinimi. </p>
<p>D&uuml;n yaşamış &ldquo;başka&rdquo; ve &ldquo;değişik&rdquo; gelenekteki edebiyat &uuml;r&uuml;nlerinden yeteri kadar haberli olmazsak bug&uuml;n&uuml;n edebiyatını ne iyice kavrayabiliriz ne de değerlendirebiliriz (II/64).</p>
<p>Edebiyat demek, en son kuşakların yazdıkları &uuml;r&uuml;nler demektir. Bunlardır, bunların iyileridir aranan, sevilen (II/76). Bkz. Kaynak-Yapıt.</p>
<p><strong>&Ccedil;ağının Şairi</strong>: Yeni gelen kuşağın yaşayış, g&ouml;r&uuml;ş ve duyuşları &ouml;ncekinden farklılık g&ouml;steriyorsa eski ritimler doyuruculuğunu, maksada ileticilikteki verimliliğini yitirebiliyor. Vezin ve uyak i&ccedil;in de b&ouml;yle. Hatta &ouml;yle olabilir ki bunlar şiirin zorunlu r&uuml;k&uuml;nleri olarak sayılagelirken bir g&uuml;n şiire d&uuml;şman r&uuml;k&uuml;nler olarak sayılmaya başlanabilir. &Ccedil;ağın duyarlığı &ouml;yle kompleks bir nesnedir ki bu duyarılığın en etkili bir şekilde nasıl ortaya konulacağı, ne gibi ritim ve ayaklarla anlatımlanacağı olsa olsa şairlerce ve iyi eleştirmenlerce sezilebilir. Duyarlığın değişmesine rağmen eski ritimlere sarılmakta devam edenler &ldquo;&ccedil;ağın şairi&rdquo; sayılamaz (I/140). Bkz. Yeni Şiir; Şimdiki Şairler; Edebiyattan Anlamak. </p>
<p>Şiir i&ccedil;in klişe unsurların başlıca yeri ve şekli belli olan ayaklar tekrarlamalar, kalıplaşmış sıfatlandırma ve deyimlemelerdir. Bu klişelerden kurulmuş dil yerine yeni bir şive getirmek (poetical idiom) istemeyen şaire &ldquo;&ccedil;ağının şairi&rdquo; denemez. Klişe dili kullanan şaire klişe şair, onu daha inceltmeye &ccedil;alışan şaire &ldquo;decadent&rdquo; şair denilebilir (I/149). Bkz. Klişe Unsurlar; Asıl Şiirin İmk&acirc;nı; Yeni Şiir.</p>
<p>Dili y&uuml;celtenler yalnız şairler değildir. Fakat dili y&uuml;celtebilen şairler mutlaka &ldquo;&ccedil;ağlarının şairleri&rdquo;dir (I/172). Bkz. Dili Y&uuml;celtenler.</p>
<p><strong>&Ccedil;evrinsel Anlam (context); &Ccedil;evrinsel Boyut</strong>: Bir c&uuml;mlenin anlamı, kendisinden &ouml;nce ve sonra gelen c&uuml;mlelerin anlamı ile &ccedil;evrilmiştir, &ccedil;evrelenmiştir. Onların anlamını bilirsek anlaşılabilir. Her c&uuml;mle, metinsel &ccedil;evresi, &ccedil;evrini i&ccedil;inde anlamlandırılırsa doğru olarak anlaşılabilir (I/130). Bkz. Okursal &Ccedil;evrin.</p>
<p>&Ccedil;evrinsel boyut dediğimiz şey, dili değiştirmede, dile belbağlamada, &ccedil;ok aşırı gitmemize sınır koymaktadır. Bu sınırdır ki şiirin insalsallığını yitirmesini, &ldquo;dehumanization&rdquo;unu &ouml;nler (I/133). Bkz. Şiirin İnsansallığı (Dehumanization).</p>
<p><strong>Dadaist Şiir</strong>: Bkz. Bir Şey S&ouml;ylemeyen Şiir.</p>
<p><strong>Decadent Şair</strong>: Bkz. Klişe Unsurlar.</p>
<p><strong>Deformasyon</strong>: Bkz. Bi&ccedil;imde Değişim Yapmak; Yenici Olmak.  </p>
<p><strong>Değişim</strong>: Değişim deyince değişmek ve değiştirmek hatırıma geliyor (II/90). <br />Değişen yanı da var insanın, onu g&ouml;rmezliğe gelmeyelim, g&ouml;rmeye &ccedil;alışalım, bu yetmez, biz de değişmeye kendimizi zorlayalım (II/19).</p>
<p><strong>Dergilerde Ama&ccedil;, Edebiyat Dergileri</strong>: Her derginin diğer dergilerle ortak ama&ccedil;larından başka kendine &ouml;zg&uuml; ama&ccedil;ları da olmalıdır. (..) Bir dergi, yayımladığı, &ouml;ne s&uuml;rd&uuml;ğ&uuml; yazarların eleştirel bakımdan savunmasını yapacak yolları bulmak, d&uuml;zenleri kurmak zorundadır (II/52).</p>
<p><strong>Deyimlerin Olgularını &Ouml;z Olarak İncelemek</strong>: Deyimlerin olguları y&uuml;k &ndash;ya da &ouml;z, i&ccedil; i&ccedil; &ouml;z- a&ccedil;ısından incelenebilir. Y&uuml;kler, etkililik-deyimlilik g&uuml;c&uuml; bakımından &uuml;&ccedil;e ayrılabilir. Zihinsel (mantıksal, ussal) y&uuml;k, duygusal-duyusal y&uuml;k, şiirsel y&uuml;k (I/134). Bkz. Dilsel Deyim; &Ouml;z; &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde; Zihinsel Y&uuml;k; Duyusal-Duygusal Y&uuml;k; Şiirsel Y&uuml;k. </p>
<p><strong>Diğer Bir Edebiyat</strong>: Bkz. Divan Edebiyatı.</p>
<p><strong>Dil</strong>: Dil insan tarafından kullanılan bir ara&ccedil;tır. Dışınsal değil, &ccedil;evrinseldir. O aynı zamanda şiirsel yaratmanın s&uuml;rekli iğrisi &uuml;zerindedir (I/133).</p>
<p>Yaşantılarımız en az &uuml;&ccedil; boyutludur. Oysa dil kelimelerin yan yana gelmesi ile kurulan tek boyutlu (linear) bir yapıdır: c&uuml;mlede bir kelimeyi mutlaka &ouml;tekinin yanına getiririz, &uuml;st&uuml;ne, altına, ya da a&ccedil;ığına koyamayız (I/143).</p>
<p>Dil ara&ccedil;lar i&ccedil;inde en insani, en canlı ve akıcı olandır. Bu y&uuml;zden şiir en &ccedil;ok tutulan bir sanattır. Şairin yapacağı iş, dilin bu &ouml;zelliğinden kurtulmaya &ccedil;alışmak değil, onu daha da inceltmeye, değerlendirmeye bakmak olmalıdır (I/180). </p>
<p><strong>Dili Y&uuml;celtmek</strong>: Milletinin dilini arıtan kimse onu y&uuml;celtmiş olur. Dili arıtmak demek onu &ldquo;klişelerden&rdquo; kurtarmak demektir. Klişeleimiş bir dille şiir yazmak &ccedil;ok kolaydır. Etrafınıza bakınız y&uuml;zlercesini g&ouml;receksiniz. (..) Dil, bir yandan klişelerek, bir yandan da klişelerden arınarak canlılığını korur. (..) Dili asıl y&uuml;celtenler, ona &ldquo;kalıcı&rdquo; tazelikler kazandıranlardır. Bunlar hemen hemen hi&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmeyen, dilin i&ccedil;ine işleyin onu eti ve kemiği olabilen yeniliklerdir (I/171). Bkz. Klişe Unsurlar. </p>
<p><strong>Dilin Y&ouml;n&uuml;s&uuml;</strong>: Bkz. Dilsel Deyim.</p>
<p><strong>Dilin Kırpılması</strong>: Şair, normal gramerce gerekli olduğu halde, ilettiği şeyin anlaşılması i&ccedil;in gerekli olmayan kelime ya da kelime par&ccedil;alarını dilinden kaldırmakta, dilini kırpmaktadır. B&ouml;yle yapmakla şairin dilinin verimini bir bakıma da olsa arttırdığına ş&uuml;phe yoktur (I/151). Bkz. Klişe Unsurlar; Şairin İletmek İstediği Şey; Şiirdeki Bi&ccedil;im Değişikliği.</p>
<p><strong>Dilsel Deyim</strong>: Bir dilsel deyim, kelimelerin yan yana gelmesiyle ortaya &ccedil;ıkar. Kelimelerin se&ccedil;ilmesi, diziliş şeklinin se&ccedil;ilmesi ve bu arada kurulan seslerin se&ccedil;ilmesi dilin &uuml;&ccedil; ayrı y&ouml;n&uuml;s&uuml; olup dilbilimin ayrı kollarınca ele alınır (I/134).</p>
<p><strong>Divan Edebiyatı</strong>: Divan edebiyatı bize &ldquo;diğer bir edebiyat&rdquo; olarak gereklidir (II/35).</p>
<p>Divan edebiyatının &ldquo;ayrıntılara girişi&rdquo; &ccedil;ok &ouml;zg&uuml;n bir niteliğidir, bug&uuml;nk&uuml; edebiyatlarda &ouml;ylesi g&ouml;r&uuml;nmemektedir. Bu, &ldquo;diğerlilik&rdquo; duygusunun geliştirilmesi i&ccedil;in bi&ccedil;ilmiş kaftandır (II/36).</p>
<p>Divan şiirine &ldquo;&ccedil;ağı i&ccedil;inde bakmak&rdquo; işi bizim işimiz olmayacaktır (II/34).</p>
<p><strong>Duyusal-Duygusal Y&uuml;k (Stylistics)</strong>: Duyusal-duygusal y&uuml;k, insanlar konuşurken duydukları duygularla konuştukları s&ouml;zlerin dinleyiciler &uuml;zerinde olan etkilerinden, toplumsal-&ccedil;evresel olan sonu&ccedil;larından ibarettir. Duyusal-duygusal y&uuml;kler &uuml;zerinde &ccedil;alışan bilime stylistics deniyor (I/133, 134). Bkz. Deyimlerin Olgularını &Ouml;z Olarak İncelemek.</p>
<p>Duyusal-duygusal y&uuml;k taşıyan deyimler, halkın malıdır, d&uuml;nden gelen deyimlerin g&uuml;n&uuml;n yaşantılarına uydurulmuş halidir (I/136). </p>
<p>Sytlistics edebiyatsal (şiirsel) etkililiğin eşiği ile sınırlanmıştır (I/135).</p>
<p><strong>Ece Ayhan Tipi Şiir</strong>: Bu tip şiir, anlamı rastlantıya bıraktığına g&ouml;re toplumcu maksatlara pek yaramayacak, egemenlik olsa olsa sanat kaygısında olacaktır. Ayrıca, bu tip şiir, kelimeleri toplum dilindekinden ve d&uuml;nlerdenberi gelen şiir dilindekinden &ccedil;ok farklı bir d&uuml;zen ( ya da d&uuml;zensizlik) i&ccedil;inde kullandığına g&ouml;re, bir nevi aşırı &ldquo;antiphony&rdquo; şiir olduğuna g&ouml;re, toplumun egemenliğini kaldırmış yahut sıfıra yaklaştırmış oluyor (I/168).</p>
<p><strong>Edebiyat, Kurulan Şey</strong>: Edebiyat, en geniş anlamıyla, kurulan bir şeydir, her ulusun gereksemesine uygun olarak kurulur, ulusun malı olur, yoksa uygarlık olmaz. &Ouml;yleyse her ulus, &ldquo;kuramsal d&uuml;ş&uuml;nce&rdquo;den &ldquo;davranış&rdquo;a ge&ccedil;mek zorunluluğundadır. Başka bir deyişle, &ldquo;edebiyat neye yarar?&rdquo; sorusu yerine &ldquo;neye yaramalıdır?&rdquo; sorusu, &ldquo;eleştirme nedir, neye yarar?&rdquo; sorusu yerine &ldquo;nasıl olmalıdır, ne yapılmalıdır?&rdquo; sorusu s&ouml;z konusu olur (II/39).</p>
<p><strong>Edebiyat&ccedil;ı G&ouml;z&uuml;yle Edebiyat:</strong> Edebiyat yapıtlarına k&uuml;lt&uuml;rc&uuml; g&ouml;z&uuml;yle değil edebiyat&ccedil;ı g&ouml;z&uuml;yle bakmak demek, iyi bir vatandaş yetiştirmekten &ouml;nce zevkli bir vatandaş, hayal g&uuml;c&uuml; olan bir vatandaş yetiştirmeği benimsemek demektir. Edebiyattan tat alma alışkanlığının gelişmesini toplum d&uuml;zeninin d&uuml;zg&uuml;nleştirilmesinden &ouml;nce d&uuml;ş&uuml;nmek demektir (II(/33).</p>
<p><strong>Edebiyatsal Bi&ccedil;imler</strong>: Edebiyatsal bi&ccedil;imleri &uuml;&ccedil; k&uuml;meye sokmak da m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Birincisi, bi&ccedil;imin &ouml;zden bağımsız olduğu haldir. Burada belirli bir &ouml;z, cevherinden fazla bir şey yitirmeden, bir başka t&uuml;rl&uuml; deyimlenebilir. Bilimsel yapıtlarda olduğu gibi. Buradaki bi&ccedil;imin bağımsızlığı aslında kişisel deyişin (&uuml;slubun) bağımsızlığıdır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml;ğ kişisel deyişe m&uuml;ncer olmuştur. Amacı bir bilgiyi, bir ahlaki, bir ideolojiyi aşılamak olan yazılarla bir &ccedil;ok d&uuml;z-yazı tipleri en &ccedil;ok bu k&uuml;me i&ccedil;ine d&uuml;şen bi&ccedil;im &ouml;zellikleri g&ouml;sterirler. Bizde &ldquo;&ouml;zc&uuml;&rdquo; diye adlandırılabilen kimselerin bi&ccedil;im anlayışı bu k&uuml;me altına alınabilir. İkincisinde bağımsızlık &ouml;zdedir. Ortaya bir kelimeler dizisi konmuştur. Bu dizi ya belirli olmayan bir &ouml;z getirmiştir ya da hi&ccedil;bir &ouml;z. &Ouml;z&uuml;n belirli olmaması, belirgin olmaması, onun bağımsızlığını g&ouml;sterir. Diziye, yerine g&ouml;re şu, yerine g&ouml;re bu anlam yakıştırılabilir. (..) Diziye hi&ccedil;bir anlam verilemediği hallerde ise &ouml;z yok demektir. Bu da &ouml;z&uuml;n tam bağımsızlığına işaret olur. Bir şiirde &ouml;z&uuml;n hi&ccedil; bulunmaması, şairin anlamdan (&ouml;zden) başka &ouml;ğeleri, &ouml;rneğin sessel etkileri ama&ccedil; edinmesi halinde vaki olabilir. Bilince, anlama ve genel olarak hert şeye karşı gelmesi halinde de rastlantı şiirleri bu ikinci k&uuml;meye sokulabilir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;s&uuml;ne gelince, burada bağımsızlıktan &ccedil;ok bağımlılık s&ouml;z konusudur. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bi&ccedil;imle &ouml;z aynı derecede birdirine bağlı olup birlikte bir b&uuml;t&uuml;n teşkil ederler. &Ouml;yle ki gerek bi&ccedil;im gerek &ouml;z &ouml;tekinden ayrı olarak ancak bir yere kadar incelenebilir (I/156, 157).</p>
<p><strong>Edebiyatta Anlayış</strong>: Bkz. &Ouml;znellik.</p>
<p><strong>Edebiyattan Anlamak</strong>: İyi yapıtla k&ouml;t&uuml; yapıtı birbirinden ayırmak, iyiler arasında se&ccedil;me yapmak: işte budur edebiyattan anlamak. Bu kadar değil, bu işi, bu işleri &ldquo;severek&rdquo;, &ldquo;zevk alarak&rdquo; yapıyorsak ancak, kendimize edebiyattan anlıyoruz diyebiliriz. (..) Bitti diyemeyiz bu kadarla da, edebiyattan anlamak i&ccedil;in bir de &ldquo;aramak&rdquo; gerekir o sevdiğimiz, sevebileceğimiz yapıtları (II/55). Bkz. Edebiyat&ccedil;ı G&ouml;z&uuml;yle Edebiyat.</p>
<p>&Uuml;lkemizde edebiyattan anlayan var mı? &ldquo;İyice&rdquo; anlayan yok ş&uuml;phesiz: durağan bir d&ouml;nemde değiliz, değerlerin yeniden kurulma gereksinmesinin duyulduğu, bu değerlerin nasıl oluşturulacağının araştırılmasına da ge&ccedil;ildiği bir d&ouml;nemdeyiz. Bu d&ouml;nemde edebiyattan anlamadığı halde anladığını sananlar bir yanda &ccedil;oğunluktadır, bir yanda da edebiyattan iyice anlamadığının, g&uuml;n&uuml;ne yaraşan bir zevk oluşturamadığının bilincine varmaya başlayanlar, bunun i&ccedil;in de yol yordam arayanlar vardır /II/58).</p>
<p><strong>Edebiyattan Tat Almak</strong>: Bkz. Edebiyat&ccedil;ı G&ouml;z&uuml;yle Edebiyat.</p>
<p><strong>Edebiyattın Canlı Yılları</strong>: Maksadımız bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml; saptamaktır. Ş&ouml;yle bir hatırlarsak, 5-10 yıl &ouml;nce durum b&ouml;yle değildir hi&ccedil;. Dergiler, yazarlar, okuyucular aktif birer varlıktı. Birlikte yaşamanın olumlu gerilimi i&ccedil;inde işlerine koyulmuşlardı. Kısacası, &ccedil;ok canlı idi edebiyatımız (II/13).</p>
<p><strong>Eleştirel Yapıt Gereksinimi</strong>: Yaratılmış edebiyat &uuml;r&uuml;nlerinin daha g&uuml;zel anlaşılması ve sevilmesi, edebiyat zevkinin daha incelmesi ve &ccedil;ağa uygun bir yere oturtulması i&ccedil;in, ortaya, yaratılmış yapıttan &ccedil;ok, eleştirel yapıt koymaya gerekseme vardır (II/60). Bkz. Edebiyattan Anlamak; &Ccedil;ağdaş Yapıtlar.</p>
<p><strong>Eleştirmenin Tarihi</strong>: Bkz. Ata&ccedil;, Nurullah.</p>
<p><strong>Evrensel &Ccedil;evrin (Context of Universe)</strong>: Şair her şeyden &ouml;nce evrensel &ccedil;evrin i&ccedil;indedir ve onun bir par&ccedil;asıdır. &Ouml;teki bireyler de b&ouml;yle olduğuna ve uygarlıklarını birlikte yarattıklarına g&ouml;re, şairin bu uygarlığa olan bağlantısı oaranında şiiri evrensel &ccedil;evrine bağlantılanacak demektir (I/164).</p>
<p><strong>G&uuml;zel Yapıt</strong>: Bkz. Kaynak Yapıt.</p>
<p><strong>İcrayı Sanat &Uuml;zre Yazılmış Yapıt</strong>: Bir yapıt r&ouml;tuşlar yapa yapa, kelimelerin &uuml;zerinde oynaya oynaya (buna iş&ccedil;ilik denir ha!) değerce y&uuml;kseltilemiyor. Y&uuml;kseltiliyor sanılıyorsa, o bence &ldquo;icrayı sanat &uuml;zre&rdquo; yazılmış bir yapıttır (II/112).</p>
<p><strong>İstengen Şiir</strong>: Şiir (..), okuyucunun egemenliğini sıfıra indirmeyen, okuyucu (miktarı &ccedil;ok az olabilir) ile yazar arasında ortak bir anlayış kurmaya &ccedil;alışan (bunu şair sırasında okuyucuyu eğiterek yapar), en az kelimenin egemenliği kadar bir yazar-okuyucu egemenlik b&uuml;t&uuml;n&uuml;ne &ouml;nem veren bir şiirin en istengen şiir olacağına h&uuml;kmedilebilir (I/170). Bkz. Yeni Şiir.</p>
<p><strong>İstiare</strong>: İstiare, bir kelimenin (kavramın) yerine rastgele bir kelime kullanmak demek değildir. İstiarenin tutunabilmesi i&ccedil;in &ldquo;tutması&rdquo;, benimsenmesi, bunu i&ccedil;in millet dilinin b&uuml;nyesine, ana dili duygusuna uygun d&uuml;şmesi şarttır (I/172). Bkz. Dili Y&uuml;celtmek.</p>
<p><strong>İşini Bilmeyen Şair:</strong> Elindeki &ouml;zlere bakmadan şu ya da bu şekilde bir bi&ccedil;im kullanmaya &ouml;nceden karar veren şair, işini bilmiyor demektir (I/125).</p>
<p><strong>İyi Edebiyat&ccedil;ı</strong>: En iyi edebiyat&ccedil;ılar, bilinen kurallarla oyna<br />Maktan &ccedil;ok, oynarken kurallar kurup bunları &ouml;teki oyunculara da kabul ettiren kimselerdir (II/108).</p>
<p>İyi Şair: İyi şairler, yalnız değişmenin vaktini bilmekle, bulmakla kalmazlar, değişmenin ancak değiştirmekle dengelenebileceğini de bilirler. Yenilik bayraklarını a&ccedil;maları, yenilik kavgalarına girmeleri bundandır (II/91).  Bkz. Şair. </p>
<p><strong>Kaynak-Yapıt</strong>: G&uuml;zel yapıt heyecan verir, eğlendirir, sevdirir. Kaynak yapıtın yaptığı ise, daha &ccedil;ok, hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml; arttırmak, g&uuml;zelle &ccedil;irkini ayırma yetimizi g&uuml;&ccedil;lendirmektir (II/20).</p>
<p>Kaynak-yapıtlar i&ccedil;ine d&uuml;n yazılmış olup da &ouml;nde gelen &ldquo;eleştirel&rdquo; yapıtlar da sokulabilir. Bu yapıtlardaki d&uuml;ş&uuml;ncelere doğrudur g&ouml;z&uuml;yle bakmadan, tersine, &ccedil;oğu bug&uuml;n ge&ccedil;mezdir diye &ouml;nceden bilerek, eğilmemiz, kaynak olarak hangilerinden yararlanabileceğimiz, bizi her zaman bekleyen bir sorudur. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ortaya atılabilecek pek &ccedil;ok sayıdaki eleştirel d&uuml;ş&uuml;nceler arasında yitmemek, onların daha saygın olmalarını se&ccedil;ebilmek ancak kaynaklardan &ccedil;ıkış yapmakla, ya da onlara eğilmekle m&uuml;mk&uuml;n olabilir (II/21).</p>
<p>Daha &ouml;nceki &uuml;r&uuml;nler &ndash;&ldquo;Klasik&rdquo; adını da almış olsalar- b&uuml;t&uuml;n&uuml;yle iyi olamaz, &ccedil;oğu b&ouml;l&uuml;mleriyle, &ccedil;ekimsiz teknikleriyle insanı rahatsız eder. Ama onlarda bug&uuml;n de bize iyi gelebilenb, ya da bug&uuml;nk&uuml; zevk ve anlayışımızı, hayal g&uuml;c&uuml;m&uuml;z&uuml;, yaratma g&uuml;c&uuml;mn&uuml;z&uuml; geliştirmeye yarayabilecek bir kesim, bir y&ouml;n, bir bakış, bir teknik ya da &ouml;zellik bulunabilir. İşte b&ouml;yle yapıtlar &ldquo;kaynak yapıt&rdquo;tır, edebiyatın vazge&ccedil;ilmez &ouml;ğelerinden sayılır bunlar da (II/76).</p>
<p><strong>Kelimelerin bi&ccedil;imi</strong>: Bir şair kelimeleri se&ccedil;er de yerine koyar. Se&ccedil;mesini ne kadar iyi yapabilirse şiirinin başarı ihtimali o kadar artar. Kelimelerini se&ccedil;ildiğihazine millet dilidir, daha doğrusu o g&uuml;ne kadar şiirde kullanılagelen kelimeler hazinesidir. Her şair bu hazineden faydalanmakla beraber bazı kelimeleri başka kelimelere tercih eder, bazı kelimeleri &ouml;tekilerden fazla kullanır. Bu ona kendisini &ouml;teki şairlerden ayıran bir deyiş &ouml;zelliği (&uuml;slup) kazandırır, etkililik niteliği verir (I/141). Bkz. Bi&ccedil;im; Yenici Olmak. </p>
<p><strong>Klişe Şair</strong>: Bkz. Klişe Unsurlar.</p>
<p><strong>Klişe Unsurlar</strong>: Her &ccedil;ağın d&uuml;nden devraldığı şiirde az ya da &ccedil;ok sayıda klişe unsur vardır. Bu &ouml;l&uuml; unsurlara rağmen şair bir şey iletmeye &ccedil;alışır. Fakat klişe unsur fazlalaşırsa, şairin &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; ve dolayısıyla başarı ihtimali azalır. Şair devraldığı şiirde klişe unsurun ne kadar baskın olduğunu hissediyorsa, bu unsurun kendi &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ne kadar tehlikeye koyduğundan ne kadar endişe ediyorsa, o kadar yeni bir dil aramaya, o kadar deformasyon yapmaya kayar. Fakat aşırı bir deformasyona kaymak da tehlikelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu onu bir kaosa g&ouml;t&uuml;rebilir (I/149).</p>
<p>Şiir i&ccedil;in klişe unsurların başlıca yeri ve şekli belli olan ayaklar tekrarlamalar, kalıplaşmış sıfatlandırma ve deyimlemelerdir. Bu klişelerden kurulmuş dil yerine yeni bir şive getirmek istemeyen şaire &ldquo;&ccedil;ağının şairi&rdquo; denemez. Klişe dili kullanan şaire klişe şair, onu daha inceltmeye &ccedil;alışan şaire &ldquo;decadent&rdquo; şair denilebilir (I/149). </p>
<p>Milletinin dilini arıtan kimse onu y&uuml;celtmiş olur. Dili arıtmak demek onu &ldquo;klişelerden&rdquo; kurtarmak demektir. Klişeleimiş bir dille şiir yazmak &ccedil;ok kolaydır. Etrafınıza bakınız y&uuml;zlercesini g&ouml;receksiniz. (..) Dil, bir yandan klişelerek, bir yandan da klişelerden arınarak canlılığını korur. (..) Dili asıl y&uuml;celtenler, ona &ldquo;kalıcı&rdquo; tazelikler kazandıranlardır. Bunlar hemen hemen hi&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmeyen, dilin i&ccedil;ine işleyin onu eti ve kemiği olabilen yeniliklerdir (I/171). </p>
<p><strong>Mesaj</strong>: Bkz. Şairin İletmek İstediği Şey.</p>
<p>Metin, Edebiyat Metni: Metinler olmasa edebiyat olmaz, &ouml;nce metin okumak, onlarla yaşamak şarttır edebiyattan anlamak i&ccedil;in. Ama bu iki uğraşa, edebiyat tarihi ve eleştirmesine yabancı kalırsak, onlara gereken &ouml;nemi vermezsek, metinler bizi pek fazla bir yere g&ouml;t&uuml;rmez (II/57). Bkz. Edebiyattan Anlamak.</p>
<p><strong>Mutlu Azınlık</strong>: Bkz. Okuyucu.</p>
<p><strong>Niyet</strong>: Yazarın &ccedil;eşitli vasıtalar kullanarak amacına erişmesinde işe karıştırdığı bilin&ccedil;sel bir unsurdur, diyebiliriz. (..) Yalnız şiirde değil başka yazı t&uuml;rlerinde de bir niyet, bir maksat ve bir ama&ccedil; vardır. Ama bunlar estetik değildir. Bir y&uuml;k&uuml;n estetik olması ancak amacın ve &uuml;slubun estetik olmasıyla m&uuml;mk&uuml;n olabilir (I/137).</p>
<p>Bir yazarın niyetinin ne olduğu her zaman anlaşılamayacağından, yapıta niyet dışı, bilin&ccedil; dışı unsurlar dakarışabileceğinden, bu yol &ccedil;alışmaların alanı daralmış oluyor. Belki en iyisi, niyet-ama&ccedil; tutumunu bir yana bırakıp &ouml;z ile bi&ccedil;imin, birbirine yeter olup olmadığını araştırmaktır (I/137).</p>
<p><strong>Nominalist Şiir Tipi</strong>: Burada bir şiirsel potansiyelin ağır basması ana olay değildir, bu potansiyel bulunmayabilir de. Onun yerine &ldquo;bitmiş bir şiir&rdquo; veya yazış anında &ldquo;kelimelerin (dilin getirdiği bir şiirsel potansiyel&rdquo; vardır. Elimizde (kafamızda) bitmiş olarak bulunan, fakat (&ouml;rneğin bize modası ge&ccedil;miş gibi g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in) beğenmediğimiz bir şiirin, şu veya bu kelimesini mekanik bir şekilde değiştirerek; ya da aklımıza ilk gelen bir s&ouml;z dizisine aynı mekanik uygulamayı yaparak, bize kendisini beğendirebilecek &ldquo;yeni&rdquo; bir şiir terkibine varabiliriz. Nominalist şiirle realist şiir arasındaki başlıca ayrıtlı, denilebilir ki şudur: birincisi ortaya bir y&uuml;k koyar; bu y&uuml;k &ouml;nceden hi&ccedil; belli değildir. İkincisi ortaya bir y&uuml;k koyar: bu y&uuml;k az ya da &ccedil;ok &ouml;nceden bellidir (I/175, 176). Bkz. Realist Şiir Tipi. </p>
<p><strong>Okursal &Ccedil;evrin</strong>:  Anlamlar nasıl metinsel &ccedil;evrinlere g&ouml;re değişiyorsa, bi&ccedil;imler de okurdan kurulmuş &ccedil;evre ile değişebilir. Yani bi&ccedil;imlerin değişmesine sebep olan şey yalnız anlamların değişmesi değildir. Bir de okuyucunun niteliği burada işe karışır. Buna &ldquo;okursal &ccedil;evrin&rdquo; de denebilir (I/130). Bkz. &Ccedil;evrinsel Anlam (context).</p>
<p><strong>Okuyucu</strong>: &Ouml;teden beri &ldquo;Okuyucu! Okuyucu!&rdquo; denir. &ldquo;Azdır, &ccedil;oğaltalım&rdquo; denir. &ldquo;Onu kazanalım&rdquo; denir. Kutsaldır b&uuml;t&uuml;n bu istekler, onları destekliyoruz, ama bizimki başka. Benim dediğim, okuyucuyu &ccedil;oğaltmaktan &ccedil;ok, yeniden bir başka t&uuml;rl&uuml; yaratmak. &ldquo;G&uuml;n&uuml;&rdquo; kurtarmak i&ccedil;in okuyucuya seslenmek yerine, k&ouml;klere inip onu yeni bir y&ouml;r&uuml;ngeye oturtmak, onu &ldquo;kuşak olarak&rdquo; kurtarmak. &ldquo;Edebiyatımızı&rdquo; var kılmak (II/24).</p>
<p>Neye alışmışsa o t&uuml;rl&uuml; yazıları arar, onlardan hoşlanır. Sazındaki tek tel ona fazlasıyla yeter. Bir yandan şair, bir yandan eleştirmen onu değiştirmeye &ccedil;alışsa da onda istidat olmadık&ccedil;a sonuş değişmez. İstidatlı olanlar ise, karşımıza bir g&uuml;n şair ya da eleştirmen olarak &ccedil;ıkar. &Ccedil;ıkmazsa adına &ldquo;mutlu azınlık&rdquo; denir (II/90).</p>
<p><strong>Okuyucuyu Eğitmek</strong>: Bkz. İstengen Şiir. </p>
<p><strong>Oyun-Edebiyat</strong>: Bkz. İyi Edebiyat&ccedil;ı. İcrayı Sanat &Uuml;zre Yazılmış Yapıt.</p>
<p><strong>&Ouml;z</strong>: &Ouml;z &ccedil;eşitleri sayıca sınırlıdır. &Ouml;yle iken bunlar bir bi&ccedil;ime b&uuml;r&uuml;n&uuml;p i&ccedil; &ouml;z haline geldiler mi &ouml;zellik, &ccedil;eşitlilik kazanırlar. Her şairin i&ccedil; &ouml;zler yaratmasından kazandığı bir kişiliği vardır. Bu kişiliğin bir k&ouml;şesi ise okuyucuya uzanır. Yalnız kendisi i&ccedil;in yazan, kafasında tasarladığı, y da &ouml;zlemini duyduğu bir okuyucusu olmayan şair, bizim tutumumuzdaki varsayımlar &ccedil;evresi i&ccedil;inde, iyi şair sayılmaz (I/131). Bkz. &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde; Yalnız Kendisi İ&ccedil;in Yazan Şair.</p>
<p><strong>&Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde</strong>: Şiiri &ouml;z ve bi&ccedil;im a&ccedil;ısından ele almanın sağlam bir şiir anlayışına varmamızı kolaylaştırmaktan &ccedil;ok g&uuml;&ccedil;leştirdiği kanısındayım (I/119).</p>
<p>Şiir, kendisinden &ldquo;&ouml;nce&rdquo; gelen bazı şeylerle kendisinden &ldquo;sonra&rdquo; gelen bazı şeyler arasında yer alan bir varlıktır. Bu yer alışta şiir, &ouml;ncesine ve sonrasına &ouml;yle kaynaşmıştır ki, nerede başlar nerede biter, her zaman belli olmaz. Yani şiir dediğimiz şey &ouml;z ve bi&ccedil;im birliğinden b&uuml;y&uuml;k de olabilir, k&uuml;&ccedil;&uuml;k de (I/120). </p>
<p>Bi&ccedil;im değiştik&ccedil;e &ouml;z&uuml;n de değişeceğini savunmak, bizce ancak &ouml;z&uuml;n dar anlamda alınması ile m&uuml;mk&uuml;n olabilir: &Ouml;z deyince hatıra anlam geliyor. Anlam deyince de, o anlaşılabilen ussal, zihinsel anlam, ya da usu aşan duygusal-duyusal anlam kastedilmiş oluyor. B&ouml;yle bir dar anlam anlayışında g&ouml;zden ka&ccedil;an şey &ccedil;evrinsel anlam dediğimiz şey oluyor ki, bu bizce anlamın &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; boyutudur ve onsuz ne &ouml;z ne de bi&ccedil;im d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lemez (I/129, 130). Bkz. &Ccedil;evrinsel Anlam; Edebiyatsal Bi&ccedil;imler; Bi&ccedil;im. </p>
<p><strong>&Ouml;znellik</strong>: Eleştirme, &ouml;zneli, elden geldiğince saf dışı etmeli, ama onun b&uuml;y&uuml;y&uuml;p gelişmesine de bir yandan zemin hazırlamalıdır. T&uuml;rl&uuml; t&uuml;rl&uuml;, inceden inceye &ouml;zneller olmazsa edebiyat anlayışı, sezgisi olmaz. Tabii, &ldquo;sapık1 ya da &ldquo;kaprisli&rdquo; &ouml;znelleri s&ouml;z dışı bırakıyorum (II/68).</p>
<p><strong>Primitiv Duyusal Y&ouml;n</strong>: &ldquo;Organik&rdquo; karşın (resporse), dilin gelişim tarihinde, ussal yargı ve hareketten &ouml;nce gelir. Yani s&ouml;ylenen bir s&ouml;z&uuml;n karşılık bulması, maksadına varması dinleyicinin s&ouml;ylenen şeyi ussal olarak anlaması ile değil, ona primitiv ve organik bir karşılıkta, karşısında bulunması ile, ona karşı b&uuml;y&uuml;sel bir harekete ge&ccedil;mesiyle m&uuml;mk&uuml;n olabilir. Bu primitiv duyusal y&ouml;n şimdiki insan kulağında da şu ya da bu t&uuml;rl&uuml; yaşamakta olduğundan, bug&uuml;n de ussal olmayan s&ouml;z dizilerinden etki duyabiliyoruz (I/144). B&uuml;y&uuml;sel Etki; Primitiv Yanımıza Seslenen Şiir. </p>
<p><strong>Primitiv Yanımıza Seslenen Şiir</strong>: Duyusal faaliyetlerimizin anlatımında(..), normal gramersel bi&ccedil;imlerin &ccedil;ok defa değişikliğe uğratıldığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Bu değişiklik bazen o kadar aşırı olur ki kelimelerin dizilişi size hi&ccedil;bir ussal anlam iletmez, fakat yine de &uuml;zerinizde bir etki yapar: eğer bu kelimeler dizisi duyusal bakımdan y&uuml;kl&uuml; ise, ya da hayvansal, primitiv yanınıza sesleniyorsa (I/143). Bkz. Şiirdeki Sintaks Bi&ccedil;imi; Primitiv Duyusal Y&ouml;n.</p>
<p><strong>Rastlantı Şiirleri</strong>: Bkz. Edebiyatsal Bi&ccedil;imler.</p>
<p><strong>Realist Şiir Tipi</strong>: Realist şair şiirini bir potansiyel itmesi ile yaratmasına karşılık, nominalist şair şiirini imal eder. Realist şair izlenim, zek&acirc; ve sezgi yolları ile bulduğu (sezdiği) bir ger&ccedil;eği (y&uuml;k&uuml;), muhayyilesinin de yardımı ile, bir dile b&uuml;r&uuml;nd&uuml;rmeye &ccedil;alışır. Nominalist şair ise, y&uuml;kten dile değil, dilden y&uuml;ke gider ve dil &uuml;zerinde oynamalar, zorlamalar yapmak suretiyle (yeni) ger&ccedil;eklere varmak amacını g&uuml;der (I/176). Bkz. Nominalist Şiir Tipi. </p>
<p><strong>Ritim</strong>: Yazı dilinde ses yoksa da, ritim vardır. Şiirin ritmini ton &ndash;sesin bir kolu- diye kabul edersek &ouml;nemi kendiliğinden anlaşılır (I/139, 140).</p>
<p><strong>Sanat&ccedil;ının &Ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;</strong>: Sanat&ccedil;ını &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; aldatıcıdır. Daha doğrusu, sanat&ccedil;ının &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml; yapıtını yaratıncaya kadardır. Hangi yapıtların kimlere nasıl okutulacağını, hangi yazarlar &uuml;zerinde nasıl durulacağını takdir işi sanat&ccedil;ılara değil eleştirmenlere, edebiyat tarih&ccedil;ilerine, ya da benzerlerine kalmıştır (II/40).</p>
<p><strong>Ses Şiiri:</strong> Kelimeleri tuğla gibi, dama taşı gibi değiştirerek yaratmak m&uuml;mk&uuml;n ise de bu ancak rastlantı ile olabilir. Rastlantı ile şiir olan şey ise, bir bakıma &Ccedil;evrinsel boyutu hesaba katmıyor demektir. Bu boyut hesaba katılmadık&ccedil;a da yapılan şeyin soyut ya da anlaşılmaz kelimeler dizisi, kelimler pıhtısı olması, mekanik bir s&uuml;rrealizm ya da dadaizm&rsquo;den ileri ge&ccedil;ememesi, sadece bir ses şiiri olması ihtimali &ccedil;ok olur. Hatırlayalım ki her şiir biraz da okuyucuyu hazırlamakla şiir olur (I/133).</p>
<p><strong>Sintaks Bi&ccedil;imi</strong>: Kelimelerin diziliş bi&ccedil;imi (..). Yazı dilinde kelimeleri gramer kurallarına g&ouml;re yan yana diziyoruz. Şiirde bu kuralların az&ccedil;ok g&ouml;ze alınmadığı doğru ise de bu kuralların &ouml;tedenberi şiire uygulanışı sonucu şiir i&ccedil;in &ouml;zel sintaks bi&ccedil;imlerinin oluştuğu da s&ouml;ylenebilir. (..) Şiirdeki sintaks bi&ccedil;imi duygusunu şairler d&uuml;ndenberi gelen şiirleri okuyarak edinirler (I/141). Bkz. Bi&ccedil;im; Edebiyatsal Bi&ccedil;imler; &Ouml;z, &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde. </p>
<p><strong>S&ouml;yleyecek Şeyi Olmayan Şair Olamaz</strong>: Bir d&uuml;ş&uuml;n&ccedil; ve duyarlılık seviyesine ulaşmış herkesin s&ouml;yleyecek şeyi vardır. Marifet bu şeylere malik olmak değil, onları &ouml;n-&ouml;zl&uuml;kten kurtarıp şiirsel bir i&ccedil; &ouml;z haline getirmektir. Bu iş ise  &ouml;zler tarafından yapılabilecek şeyler değildir (I/123). Bkz. &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde.</p>
<p><strong>Stylistics</strong>: Bkz. Duyusal-Duygusal Y&uuml;k.</p>
<p><strong>S&uuml;rrealist Şiir</strong>: Bkz. Bir Şey S&ouml;ylemeyen Şiir.</p>
<p><strong>Şair </strong>: Ta eski &ccedil;ağlardan beri şiir tipinde, şiir yazılmaya başlanmazdan &ouml;nce insan ruhunda potansiyel halde bir şiir enerjisinin bulunduğu ve bu enerjinin bir ucunun ağırlığını, basıncını, daha fazla duyurduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Şair, kıpırdamaya başlayan bu potansiyel enerjiyi (y&uuml;k&uuml;) ışığa &ccedil;ıkarabilen, dile b&uuml;r&uuml;nd&uuml;rebilen bir kimsedir (I/174, 175). Bkz. Şiir Enerjisi.</p>
<p>Şair, hem değişen hem de değiştiren kimsedir. Değiştirebilen şaire iyi şair denir. Fakat değişmeyen, hi&ccedil; değilse &ldquo;değişik&rdquo; olmayan şair değiştiremez. Onun Tanrıdan ayrılığı da buradadır: O, bencil değildir, kendini değiştirmeden başkalarını değiştirmek gibi bir davranışın peşinde koşmaz (II/90). Bkz. İyi Şair.</p>
<p>Şiiri, okuyucu gibi değil de şair gibi yaratan tutumları daha saygın bulmaktayız (I/177). Bkz. Realist Şiir Tipi.</p>
<p>İyi şair şiirin i&ccedil;inde ne var dışında ne var iyi bilir. Ya da hisseder. O, bi&ccedil;ime &ouml;nem vermez. &Ouml;ze de &ouml;nem vermez. Bu ikisinin ilintilerine &ouml;nem verir. Ayrıca, ona g&ouml;re şiir denen varlık, &ouml;z ve bi&ccedil;im toplamından fazla da olabilir az da (I/119). Bkz. &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde; Şiir.</p>
<p>Şair deyince hi&ccedil;bir işbirliğine ve işb&ouml;l&uuml;m&uuml;ne girmeyen insanı anlıyorum. Toplumun en &ccedil;ok g&ouml;ze batan &ouml;zellikleri, işb&ouml;l&uuml;m&uuml; ve işbirliğine dayanmasıdır. Bu bakımdan ele alınırsa şair, toplumdışı bir varlıktır (II/87).</p>
<p>Şair, kendi &ouml;zel ger&ccedil;eklerini şiir mantığına g&ouml;re kuran kimsedir. D&uuml;n&uuml; bug&uuml;n&uuml;nden, bu anı &ouml;teki anından farklı olduğu i&ccedil;in bu ger&ccedil;ekler de ayrılık g&ouml;sterir. Fakat bunlar rastgele de değildir (II/88, 89). Bkz. Şiir Mantığı. </p>
<p>&Ccedil;ocuklar, deliler ve mirasyediler bir yana bırakılırsa, toplumda hepimiz az &ccedil;ok sorumluyuz. Ama şair kadar sorumsuz olan yok i&ccedil;imizde. Hatta şair sorumsuzdur.  Bu bakımdan da şair toplum dışı bir varlık durumundadır (II/88).</p>
<p>Şairler, &ouml;ğrenmesini pek bilmeyen, &ouml;ğretmekten yana da &ccedil;ok daha beceriksiz olan kimselerdir. Buna karşılık, onlar iyi yontucudurlar: Her ne kadar kendileri yontulamazlarda da (II/99).</p>
<p>Şairler kadar davranışları dengesiz, g&ouml;rg&uuml;leri yontulmaya muhta&ccedil; kimse bulunmaz belki. &Uuml;stelik onlar kendi kendilerini de yontmazlar. İşin garibi şu ki, onlar &ccedil;ok iyi yontucudurlar. Bunu şiirleri ile yaparlar (II/100).</p>
<p>Şairin İletmek İstediği Şey: Şiirin okuyucusu eski şiire ne kadar alışık ise, onu ne kadar benimsiyorsa, yeni şiiri anlamaya karşı o kadar mukavemet g&ouml;stermesi beklenir. Bu mukavemeti yenmenin &ccedil;aresi, şairin iletmek istediği şeyi tekrarlamasıdır. Tekrarlamanın (..) klişe haline d&uuml;şmemesi i&ccedil;in yeri belirli olmayan bir tipte olması şarttır. Ayrıca anlatılanın tıpkısını tekrarlamaktan &ccedil;ok ona benzer &ldquo;varyasyonlu&rdquo; tekrarlara gitmek daha iyi sonu&ccedil; verebilir. Ama bu &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k varyasyonlara gidilmesi de tehlikeli olabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu, alıcının şairce kullanılan deyiş şekline, şiveye, alışmasını g&uuml;&ccedil;leştirebilir (I/150). </p>
<p>Şairin iletmek istediği şeyin &ouml;nemsel olması şarttır. &Ouml;nemsel olmayan bir şeyin tekrarlanması onun g&uuml;r&uuml;lt&uuml;ye eşit olmasından başka bir sonu&ccedil; vermez. </p>
<p>Şiir: Şiir, kendisinden &ldquo;&ouml;nce&rdquo; gelen bazı şeylerle kendisinden &ldquo;sonra&rdquo; gelen bazı şeyler arasında yer alan bir varlıktır (I/120). Bkz. &Ouml;z-Bi&ccedil;im, Şiirde. </p>
<p>Şiir biraz da okuyucu hazırlamakla şiir olur. Hazırlamak demek okuyucuya bir şey umdurup buldurmak demektir (I/133).</p>
<p>Şiir olmazsa toplumun toplumsallığı zedelenmez diyorum (II/87). Bkz. Şair.</p>
<p>G&ouml;rg&uuml; eğitimini en &ccedil;ok sağlayan nesne şiirdir, sanatlardır (II/99).</p>
<p><strong>Şiir Enerjisi</strong>: Ta eski &ccedil;ağlardan beri şiir tipinde, şiir yazılmaya başlanmazdan &ouml;nce insan ruhunda potansiyel halde bir şiir enerjisinin bulunduğu ve bu enerjinin bir ucunun ağırlığını, basıncını, daha fazla duyurduğu g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Şair, kıpırdamaya başlayan bu potansiyel enerjiyi (y&uuml;k&uuml;) ışığa &ccedil;ıkarabilen, dile b&uuml;r&uuml;nd&uuml;rebilen bir kimsedir (I/174, 175). Bkz. Şair.</p>
<p><strong>Şiir Kelimelerle Yapılır S&ouml;z&uuml;n&uuml; Doğru Bulmamak</strong>: Ben &ldquo;Şiir kelimelerle yapılır, kurartılarla değil&rdquo; s&ouml;z&uuml;n&uuml; de doğru bulmuyorum. Bi&ccedil;im kelimelerin yan yana gelmesiyle kurulur ama, bir şeye, &ouml;ze, d&ouml;n&uuml;k olarak kurulur. &Ouml;zleri değiştirmeyen, onları şiirsel etmeye &ccedil;alışmayan bi&ccedil;imler şiirsel değilidr. Ya nesirdir (ki bu hal &ouml;zleri olduğu gibi devam ettiren bi&ccedil;imlere tekab&uuml;l eder), ya da bir mukavemet pıhtısıdır (ki bu hal &ouml;zle ilintisini kesmiş olan, bu y&uuml;zden de insansallığını yitirmiş olan bi&ccedil;imlere tekab&uuml;l eder). Şair, bi&ccedil;imle istediği gibi oynayabilir. Oynamazsa onu işleyemez, işletemez, imk&acirc;nlarını tartamaz. Ama bu &ccedil;abasından, &ouml;n-&ouml;zlere y&uuml;z vermediği, onlar uğruna &ccedil;alıştığı oranda kazan&ccedil;lı &ccedil;ıkar(I/124-125).</p>
<p><strong>Şiir Mantığı</strong>: Şairin şiirinde i&ccedil; bağıntı vardır demek, şiire giren unsurlar, bir mantığa g&ouml;re birbirini tutar şekilde bağlanmışlardır, demektir. İ&ccedil; mantık deyimini biraz somutlandırmak i&ccedil;in bir misal vermek faydalı olabilir: G&uuml;neşi yuvarlak olatak ve insanları g&uuml;nl&uuml;k yaşamda g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z gibi bize tanıtan bir şiir, r&uuml;zg&acirc;r sağdan esiyorsa dumanı da sağdan estirmek zorundadır (I/165). Bkz. Şiirin İ&ccedil; D&uuml;zeni.</p>
<p><strong>Şiir &Ouml;ğrenilir:</strong> Şiir &ouml;ğretilmez, diye bir s&ouml;z dolaşır ortada. Bu s&ouml;z&uuml; dolaştıranlar, cevher yumurtlamış gibi, bir de kasılırlar (II/99). </p>
<p>Şairlere şiiri ilkin edebiyat kitapları &ouml;ğretir (II/100).</p>
<p>Şairlere şiiri bir de şair arkadaşları, ağabeyleri &ouml;ğretir. Edit&ouml;rler &ouml;ğretir. Bu konuda y&uuml;reklendirmeler de &ouml;ğretme yerine ge&ccedil;er. Pound olmasa idi Eliot bilmem şiiri b&ouml;yle kestirmeden &ouml;ğrenebilir miydi? (II/100).</p>
<p><strong>Şiirdeki Bi&ccedil;im Değişikliği</strong>: Şiirdeki bi&ccedil;im değişikliği belki en &ccedil;ok d&uuml;nk&uuml; şiirsel bi&ccedil;imlerin yetersizliğinin duyulması ile olur. Bu da ortaya &ccedil;ıkan yeni duyarılıkların, &ouml;zlerin, yaşantıların, zorlamasıyla olur (I/144). Bkz. Deformation. </p>
<p>Yeni bi&ccedil;imler yaratmak yeni &ouml;zler getirmek demek olmaz. Her yeni bi&ccedil;im yeni bir &ouml;z (i&ccedil;-&ouml;z) getirebilir, fakat bu &ouml;nemsel olmayabilir, hatta sa&ccedil;ma, anlamsız olabilir. Yani şiirin getirdiği şey şu ya da bu tarzda anlamsal değilse, bizi etkilemiyorsa, gelen şey &ldquo;yeni&rdquo; de olsa saygın olmaz (I/145). Bkz. Yeni Şairler.</p>
<p>Deformasyona, &ccedil;okluk, alışılandan usanma sonucu ge&ccedil;iyoruz (I/145).</p>
<p>&ldquo;Kelimelerin macerasını, s&ouml;z olarak, anlam olarak değerini bilmekte, taşıyabileceği y&uuml;kleri &ouml;l&ccedil;mekte&rdquo; (Uyar) şair ne kadar başarı g&ouml;sterirse, deformasyona gittiği takdirde başarı ihtimali o kadar y&uuml;ksek olur (I/145).</p>
<p>Yalnız sessel etki yaratmak i&ccedil;in de bi&ccedil;imleri deforme etmek yoluna giden şairler vardır. B&uuml;t&uuml;n bunlara &ldquo;formalism&rdquo;, &ldquo;poesie pure&rdquo; &ldquo;lettrism&rdquo;, dadaism&rdquo; gibi adlar verilmektedir (I/145, 146).</p>
<p><strong>Şiirdeki Sintaks Bi&ccedil;imi</strong>: Şiirdeki sintaks bi&ccedil;imi duygusunu şairler d&uuml;ndenberi gelen şiirleri okuyarak edinirler. Şairlerin &ccedil;oğu bu diziliş bi&ccedil;imlerine uyarak şiir yazarlar. Yalnız kimisi, diziliş bi&ccedil;imleri i&ccedil;inden bazılarına daha yakınlık g&ouml;sterip, daha &ccedil;ok onları kullanır. Bu da ona bir deyiş &ouml;zelliği (&uuml;slup), bir etkililik g&uuml;c&uuml; kazandırır (I/141, 142).</p>
<p><strong>Şiirin İ&ccedil; D&uuml;zeni</strong>: Şiirin i&ccedil; d&uuml;zeni yazılan ilk kelime ile başlar ve yalnız şiire &ouml;zg&uuml; bir mantıkla gelişerek kurulur. Bu bakımdan şiir ile bir geometri teoremi arasında uzunboylu bir fark yoktur (I/165).</p>
<p><strong>Şiirin İnsansallığı (Dehumanization)</strong>: Bkz. &Ccedil;evrinsel Anlam (context); &Ccedil;evrinsel Boyut.</p>
<p><strong>Şiirsel Şive (Poetical Idiom)</strong>: Her &ccedil;ağın bir dil-&ouml;zelliği, şivesi (idiom&rsquo;u) vardır. O halde bi&ccedil;imler &ccedil;ağsal şiveye &ldquo;uymak&rdquo; zorunluluğundadırlar (I/154). Bkz. Klişe Unsurlar; Şairin İletmek İstediği Şey.</p>
<p><strong>Şiirsel Y&uuml;k (Şiir Eleştirisi ya da Şiirin Felsefesini Yapmak)</strong>: Şiirsel y&uuml;k (&ouml;z, i&ccedil; &ouml;z) etkililik ve duygusallık seviyesinde &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; basamağı teşkil ediyor, bu basamakta dil, etkililik-deyimlilik bakımından en ağır halini alıyor (I/135). Bir dilsel deyimdeki şiirsel y&uuml;k&uuml;n incelenmesi ile uğraşan disipline eleştirme diyoruz. Şiirin felsefesini yapmak, &uuml;slubun incelenmesini yapmak da denilebilir (I/135). Bkz. Deyimlerin Olgularını &Ouml;z Olarak İncelemek.</p>
<p><strong>Şiirsel Y&uuml;k Taşıyan Deyimler</strong>: Duyusal-duygusal y&uuml;k taşıyan deyimler, halkın malıdır, d&uuml;nden gelen deyimlerin g&uuml;n&uuml;n yaşantılarına uydurulmuş halidir. (..) Şiirsel y&uuml;k taşıyan deyimler ise her şeyden &ouml;nce şiirsel bir &uuml;r&uuml;nd&uuml;r. O kadar ki her yazarın ayrı bir deyimlemesi, &uuml;slubu vardır diyebiliriz. Yalnız, ş&uuml;phe yok ki, b&ouml;yle bir kişisellikten ileri gelen her deyimin şiirsel olması gerekmez. Kişisel deyimlemelerin şiir olup olmamamsı, d&uuml;nden gelen şiir eğrisine organik bir ilinti g&ouml;sterip g&ouml;stermemesine de bağlıdır (I/136, 137).Bkz. Deyimlerin Olgularını &Ouml;z Olarak İncelemek.</p>
<p><strong>Şimdiki Şairler</strong>: Bug&uuml;nk&uuml; şiirle biraz ilgisi olanlar g&ouml;rm&uuml;şlerdir ki şimdiki şairlerin b&uuml;y&uuml;k bir kısmı karşımıza d&uuml;nk&uuml;lerine benzemeyen, d&uuml;nk&uuml;lerini bozan &ldquo;yeni&rdquo; kuruluş bi&ccedil;imleri ile &ccedil;ıkıyorlar. Bunun bir sebebi, anlatmak istedikleri &ouml;zlerin yenilik ve inceliklerinin hakkını verebilmek, onları daha etkili bir bi&ccedil;imde anlatılmamak kaygısıdır (I/141). Bkz. Yeni Şiir; &Ccedil;ağının Şairi; Edebiyattan Anlamak. </p>
<p><strong>Tekrar, Tekrarlama</strong>: Bkz. Şairin İletmek İstediği Şey; Klişe Unsurlar. </p>
<p><strong>Toplamsal Anlam</strong>: Bi&ccedil;im, ana ve yardımcı kelimelerin yan yana gelmesiyle kurulur. Her kelimenin bir anlamı, bir g&ouml;revi olduğuna g&ouml;re, yan yana gelen anlamların kurduğu bir toplam anlam vardır. Birlikte bir b&uuml;t&uuml;n kuran bir kelimeler dizisinde bir kelimenin birden &ccedil;ok anlamı tol alabiliyorsa, toplamsan anlam da birden &ccedil;ok olabilir (I/127).</p>
<p><strong>Toplumdışı Varlık(lar)</strong>: Bkz. Şair.</p>
<p><strong>Uygarlık ve Edebiyat</strong>: Bkz. &Ccedil;ağdaş Olmak, &Ccedil;ağdaşlık; Edebiyat, Kurulan Şey.</p>
<p><strong>Yalnız Kendisi İ&ccedil;in Yazan Şair</strong>: Yalnız kendisi i&ccedil;in yazan, kafasında tasarladığı, y da &ouml;zlemini duyduğu bir okuyucusu olmayan şair, bizim tutumumuzdaki varsayımlar &ccedil;evresi i&ccedil;inde, iyi şair sayılmaz (I/131).</p>
<p>Yeni Şairler: Yeni diziliş bi&ccedil;imleri ile ortaya &ccedil;ıkan &ldquo;yeni şairler&rdquo; vardır. Bunların yaptığı, eski diziliş bi&ccedil;imlerini zorlamak, bozmak, deforme etmektir. O.Rifat&rsquo;taki gibi &ldquo;anlamı şarta bağlı&rdquo; deformasyonlar ile en &ccedil;ok E. Ayhan&rsquo;da rastlanan &ldquo;global&rdquo; deformasyonlar da sintaks bi&ccedil;imi başlığı altında ele alınabilirler (I/142). Bkz. Şiirdeki Sintaks. </p>
<p><strong>Yeni Şiir</strong>: Şair istediği istemediği her şeyi yazabilir, yazarken her mantığı kullanabilir, yeter ki yazdığını okuyucuya iletebilecek yolu, tekniği bulsun. Bizce, yeni şiirimizin imtihanı da burada (I/166). Bkz. İstengen Şiir. </p>
<p><strong>Yeni Şiirin Niteliği</strong>: Yeni şiirin ağır basan bir niteliği araştırmacılık olduğundan, gelişmenin ardı gelmiyor. Bu y&uuml;zden yeni şiir &uuml;zerinde konuşmak g&uuml;&ccedil; oluyor (I/132).</p>
<p><strong>Yenici Olmak</strong>: Etkililik niteliği bir de &ldquo;yenici olmak&rdquo; suretiyle kazanılabilir. Bunların da &ccedil;eşitleri vardır: (a) O g&uuml;ne kadar şiirde kullanılmayan, kullanılmaktan ka&ccedil;ınılan kelimeleri şiire sokmak. Bunlar ayop kelimeler olabileceği gibi, ses&ccedil;e &ccedil;irkin, ağızdan &ccedil;ıkması g&uuml;&ccedil; kelimler de olabilir. (b) Yeni kelimeler t&uuml;retmek. (..) (c) Kullanılagelen kelimelerin bi&ccedil;imini bozarak yeni kelimeler yapmak, deformasyona gitmek (I/141). Bkz. Bi&ccedil;im. Kelimelerin Bi&ccedil;imi; Bi&ccedil;imde Değişiklik Yapmak. </p>
<p><strong>Yenide &Ouml;zlenen</strong>: Yeninin gelişip yayılması, sonra da daha başka bir yeniye &ccedil;ıkış noktası hazırlayacak kadar olgunluk ve kişilik kaznması: budur &ouml;zlenen (II/80).</p>
<p><strong>Yenilik Kavgası</strong>: Bkz. İyi Şiar.</p>
<p><strong>Y&uuml;k (&Ouml;z)</strong>: Y&uuml;k veya &ouml;z deyince anlam, kavram, kurartı, tasartı, olgu, yaşantı, ruh hali gibi unsurlar giriyor. Buna bazı hallerde &ldquo;ger&ccedil;ek&rdquo; de denilebilir (I/173).</p>
<p><strong>Y&uuml;k&uuml;n Estetik Olması</strong>: Bkz. Niyet.</p>
<p><strong>Zihinsel Y&uuml;k</strong>: Zihinsel y&uuml;k, yani d&uuml;ş&uuml;n&ccedil; ya da kurartı, nesneler, kavramlar ve durumlar arasındaki mantıksal ilişkileri ortaya koyan ve duyusal-duygusal boyutu sıfır olan akılsal bir &uuml;r&uuml;nd&uuml;r (I/134). Bkz. Deyimlerin Olgularını Y&uuml;z Olarak İncelemek.<br />&#8212;<br /><strong><em>(*) Bu s&ouml;zl&uuml;k&ccedil;e, H&uuml;seyin &Ccedil;&ouml;nt&uuml;rk&rsquo;&uuml;n &Ccedil;ağının Eleştirisi Deneme-Eleştiri (YKY yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Ocak 2006) adlı kitaptan alıntılanarak hazırlanmıştır (YKY yayınları,1.Baskı, İstanbul, Ocak 2006). Bu haliyle tamamlanmış değildir. <br />(**)Madde sonlarında parantez i&ccedil;erisinde belirtilen sayılardan ilki (Romen rakamı ile yazılan) &Ccedil;ağını Eleştirisi adlı kitabın cildini, diğer sayı ise sayfa numarasını belirtir.<br /></em></strong></p>
<p><a class="a2a_dd a2a_target addtoany_share_save" href="http://www.addtoany.com/share_save#url=http%3A%2F%2Fwww.aralikedebiyat.com%2Fcaginin-sairi-huseyin-conturk%25e2%2580%2599un-poetika-sozlugu%2F&amp;title=%C3%87A%C4%9EININ%20%C5%9EA%C4%B0R%C4%B0%3A%20H%C3%BCseyin%20C%C3%B6nt%C3%BCrk%E2%80%99%C3%BCn%20Poetika%20S%C3%B6zl%C3%BC%C4%9F%C3%BC" id="wpa2a_20"><img src="http://www.aralikedebiyat.com/wp-content/plugins/add-to-any/share_save_171_16.png" width="171" height="16" alt="Share"/></a></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.aralikedebiyat.com/caginin-sairi-huseyin-conturk%e2%80%99un-poetika-sozlugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

