By hayati s. aycicek | Temmuz 23, 2010 | kategori şiir 352 okunma

Facebook'un Nüfusu Ülkeleri Aştı
Facebook'un Nüfusu Ülkeleri Aştı
Facebook'un Nüfusu Ülkeleri Aştı
Facebook'un Nüfusu Ülkeleri Aştı
Facebook'un Nüfusu Ülkeleri Aştı
Facebook'un Nüfusu Ülkeleri Aştı
devam…

Share
By hayati s. aycicek | Ocak 24, 2010 | kategori süleyman çobanoğlu 462 okunma

Hudayinabit, Süleyman Çobanoğlu'nun ikinci şiir kitabı. Ekim 2009'da Profil şiir dizisinin sekizinci kitabı olarak yayımlandı. Cemaatçi edebiyat çevrelerine sevinç çığlıkları attıran kitapla iki buçuk ay gibi -bu zamanda kusur sayılması lazım gelen- mühim bir gecikmeyle karşılaştık. Adını beğendim. Hudayinabit, mevcudiyetiyle hayret duygusuna neden olan, kendi kendisine yetişmiş bitki, ağaç gibi şeyler için kullanılan bir sözcük. Bu kendi kendinelikte Huda'nın, yani Allah'ın ektisi gözardı edilmemiş olsa gerektir. Hudayinabit sözcüğünü insana uyarladığımızda muhtemelen, insanın yaradılıştan gelen mucizevi tabiatına (fıtrat) dikkat çekilerek, kimsenin boş olamayacağı anlamı çıkarilabilir. Dolayısıyla kitabın adı eğer şiirlere etkin bir paydayı imliyor ise hayret duygusu, yanı sıra hikemiyat ikliminden pek şaşmayacağız demektir. devam…

Share
By hayati s. aycicek | Eylül 1, 2009 | kategori osman konuk 598 okunma

Pan / Heves Kitaplığı şiir serisinde, iyice daralan, marjinalleşen şiir alanını bir an unutursak, en popüler kitaplar arasına Osman Konuk’un Beyaz Savunma’sı yerleştirilebilir. Seride yer alan kitaplara göre Ateş Akvaryumu’ndan sonra en pahalı olanı Beyaz Savunma: On Lira. Son dönem şiir kitapları içerisinde sözel de olsa okunması önerilen de… Kitapçımızda yoktu; istettik, güç bela edindikse bu nedenlerle… İlk kez okuyacaktım Osman Konuk’un şiirlerini. Dergilerden okumuş olmalıyım ama nedense dikkatimden kaçmış. Eleştirel baktığımdan belki de. Kendini şaire kaptırmak en iyisidir ama zaman zaman elimden gelmez ilk mısralardan sezer, bırakırım çoğu kez okumayı. Okunana değil, kendini okutan şiirler olduğuna inandığımdan bir yerde!.. devam…

Share
By hayati s. aycicek | Temmuz 28, 2009 | kategori serkan ışın 485 okunma

4. Barkod Ne, Kolpo Kim?

Barkod, ticari ürünlerin üzerinde yer alan dikdörtgen biçiminde, inceli kalınlı dikey çizgilerden oluşan sembole verilen ad. Bu sembol, b0nus’ta yer alan bir önermeyle gündemimize girmiş bulunuyor: Şiirin tarihi barkod’larla belirlenir. İşlevi, içerdiği referans numarasını barkod okuyucu aracılığı ile bağlı bulunduğu bilgisayara aktarmak.Ürünlere ait bilgiler önceden bilgisayara kaydediğinden, barkod okuyucunun ilettiği referans numarası bu bilgileri harekete geçiriyor ve özellikle ürünün fiyatının devam…

Share
By hayati s. aycicek | Temmuz 14, 2009 | kategori şiir 511 okunma

Ölümcül kadın sahneyi terketti
Üçüncü kat yabancısını
Sokaklar çoktan çekiliyor
Artık hangi radyo tıklansa aynı cumhuriyet
Öldü çünkü şiir

Share
By hayati s. aycicek | Haziran 25, 2009 | kategori serkan ışın 687 okunma

1. X Değil, Y Değil Belki Z

Pek çoğumuzun ilk kez Cemil Meriç’in denemelerinde karşılaştığı Horatius Flaccus’a atfedilen “Ne gülüyorsun, anlattığım senin hikayen” sözü, ilk bakışta b0nus’un arkakapağında gereksiz bir bilgeliği işaret ediyor izlenimi vermektedir. Çünkü b0nus’ta yer alan şiirler ne görmüş-bilmiş-geçirmiş bir özneden ne de tasavvufi, felsefi veya Uzakdoğu öğretilerinden dolayımsız etkiler taşımaktadırlar. Söz konusu bilgelik değil ama hikaye ise bu çok daha makul ve mümkün sayılabilir. Çünkü, ilk bakışta dilin kemiksiz doğası içinden, herhangi bir sınıra gereksinim duyulmadan, savrulmalardan oluşmuş bu şiirler, hikayeden yoksun sayılmayabilirler de görmüş geçirmişlik nosyonu bakımından olsa olsa çana ot tıkama babında bir bilgeliği temsil edebilirler. Bu tür bir temsil mümkün ama pek kitabi olmadığından makul sayılmaz. Kelimenin tarihsel devam…

Share
By hayati s. aycicek | Kasım 8, 2008 | kategori şiir 1.215 okunma

Bestseller’ı ıskalamış ucuz şiirdir cismimi köşeleriyle

örseleyen semtler. Eksik doğduk eksik öldüm diyorum. Keçe

ile kefenlenmemin karışık değil hikayesi. Ciddiyet çağı

sentetik notlar eklemiş uç sözlüğüme. Kısık bakışlar kısık

lambalarla taranmış bir çocuk başı hala cinleri eksik olmayan

aksak değirmenlerde. Kızlar da acı soğanlar doğrarmış ölü

asker niyetine sahanları bakır olan evlerde. Bütün bütüne

eksilmeler olsun istediğim saatler atlasa düşen saç tellerini devam…

Share
By hayati s. aycicek | Eylül 2, 2008 | kategori kitap, utku özmakas 931 okunma

Şiirin Sahici Gündemine Dair Bir Kitap:
Şiirimizde Milenyum Kuşağı(*)

Utku Özmakas, 2000’li yıllar Türk Şiirinde değişim olgusunu çağa özgü göstergeler bağlamında dikkate alan, gerek kendi nesilleri gerekse evvelki nesillerle aralarındaki farklılıklarıyla dikkat çeken şairlere Milenyum Kuşağı adını veriyor. Kuşkusuz bir akımdan söz etmiyor yazar, edilemez de ama yine de en önemli niteliklerinin bireysellikleri olmasına karşın söz konusu çağımız şiirindeki farklılıkları tespite çalışıyor Şiirimizde Milenyum Kuşağı adlı kitabında. Eleştirinin çağına müdahale etmesi gerektiği görüşünden çıkış yapılıyor. Böylece çağının tanığı olmak klişesine karşı, çağının sorumluluğu altına girme cesareti gösterilmiş oluyor. 1975 yılında ve sonrasında doğan şairler çalışmaya dâhil edilmişler ki bugün için en yaşlısı 33 yaşında olmaktadır. Bu yaş sınırının da şiirsel verim açısından yeterli olduğu açıktır. devam…

Share
By hayati s. aycicek | Temmuz 23, 2008 | kategori Kategorilenmemiş 867 okunma

Daha çok onlardansınızdır; apartman, market, otonomi, otomobil, bankamatik, internet; görgü, moda, asalet, eğlence, ibadet; her şey onlardandır. Onlardan kopuş imkânsızı istemekle neredeyse birdir. Onlar, fi tarihinden kalma mücerret kitâbenin değişmez kıldıkları, yoksulluk ve yoksunluk ile tekerrür etmesine itiraz gerektirmeyen yanlışlıklar komedyasının tek figüre mahkum toplumsal bedenleridirler. Yani, evvel ile sonranın değil-hulâsası. devam…

Share
By hayati s. aycicek | Nisan 22, 2008 | kategori cöntürk, poetik sözlük 1.999 okunma

ÇAĞININ ŞAİRİ: Hüseyin Cöntürk’ün Poetika Sözlüğü(*)

“İyi şairler, yalnız değişmenin vaktini bilmekle, bulmakla kalmazlar,
değişmenin ancak değiştirmekle dengelenebileceğini de bilirler.
Yenilik bayraklarını açmaları, yenilik kavgalarına girmeleri bundandır” (Deyince’den)


Antiphony Şiir: Bkz. Ece Ayhan Tipi Şiir.

Araştırmacılık: Bkz. Yeni Şiirin Niteliği…

Asıl Şiirin İmkânı: Bizce en önemli şiir, biçimle özün bir bütün kurduğu, birbirine yeter olduğu, hal meydana getirir. Fakat bu halin çağa uygun doyurucu ürünler verebilmesi için ortada doyurucu özlerin, doyurucu deyiş biçimlerinin bulunması şarttır. Bu o demektir ki, özlerin doyurucu olabilmesi için onların zenginleşmesine, biçim üzerine baskı yaparak biçim üzerine baskı yaparak biçimi özden bağımsız hale getirmesine; öte yandan da, deyişin işlenmesi için onun yenilenmesine imkân verecek şekilde özlerin bağımsızlığını kazanmasına ihtiyaç vardır. Özle biçimin egemenlik yolunda bu diyalektik çatışmaları olmasa, bizce, şiir dediğimiz varlık güç kazanamaz (I/157, 158)(**). Bkz. Edebiyatsal Biçimler; Çağının Şairi; Yeni Şiir.

Ataç, Nurullah: Biz ileri bir şiire ona bağımsızlık tanıyan bir görüşle varılabileceğine inanmaktayız. Ondandır ki şiirin bağımsızlığını savunan yazarlarımızın başında gelen Ataç’ın edebiyatımıza yaptığı hizmeti saygı ile anmaktayız (I/179). devam…

Share
Toplam 3 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123