Ara
26
2008
deli defteri 10. sayı
yeni yıla yeni bir heyecan yeni bir havayla girelim istedik. daha fazla okurla buluşalım, daha çok gülelim ve edebiyat keyfini daha çok yaşayalım istedik. hata mı ettik sorarım size?
dolaşılan bir çok matbaadan bazılarının kolumuzun diyetini istemeye kadar vardırdıkları akıl almaz teklifler ve beyin tahribatına sebep olan uzun düşünceli gecelerden sonra nihayet insanlık sınırları içinde kalmış bir matbaa ile anlaşıp dergiyi bastık radyoları başında bizleri dinleyen dinleyicilerimiz. ardından deli defterini, ülkemizin karlı ve yamalı yollarından okuma coşkusuyla dolup taşan kentlerimizdeki kitapçılara ulaştıracak dağıtım firması ile anlaştık. umuyoruz ki 10. sayımızla birlikte bizimle ilk defa tanışan (sen evet sen) okur, gördükleri karşısında mesut, bahtiyar ve zeki müren bir şekilde gülümser, ve emin olun bu gülümseme taa ankara’ya kadar gelir. Devamı »
Ara
16
2008
KENDİNE DAİR OLMANIN YANINDA:NURETTİN DURMAN’IN LİRİK ŞİİRLERİ
Şiirleri ‘topyekün insaniyete çağrı’ olan şairlerin somut olarak varlığı Türk şiirine bir zenginliktir.Modern Türk şiiri,insan oluşun şiiridir haddizatında.Aynı zamanda modern Türk şiirinin verimlerini her okuyuşumuzda,insanlığımızın pekiştiğini ve zenginleştiğini hissederiz.Bu his ve duygulanım,zorbalıkların,vicdansızlıkların.kibrin ve inadın bir gün yok olacağı umudu aşılar bize.Modern Türk şiiri okuru, ‘acımasız darbeler’in sonu olacağını,acının bir gün ilga edileceğini,metni okuyarak yaşar ve hisseder.Okur için önüne sürülmüş her metin,her şiir,yukarıda ifade ettiğimiz gibi,bir çağrı hüviyetini taşır.Bu kimlik(şiirle özdeşim kurma,hemhal olma,değişme-dönüşme) aynı zamanda muhatabında(okur)bir beklenti iklimi,birliktelikten doğan bir umut atmosferi oluşturur. Devamı »
Ara
09
2008
Şiir içeriden, içten bir sesleniştir.Kimin neye ne şekilde seslendiği bir yana,özünde dinamik bir unsur taşıyan şiire duyarlı her şair;dünyamızdaki haksız ve ifsat edici işleyişe,hayatımızı biçimlendirici güçlere/otoriteye reddedici konumunu her zaman koruyacaktır.Zira şiirin anti-konformist tavrının gerektirdiği bir durumdur bu.Risk ve cesaret diyoruz.Susmak,kanıyla yazan şairin ihanet belgesidir.Tehlikenin içinden sesletilen şiirin ortasında,sükûn ve selâmetin filiz verdiği alanlar da olacaktır kuşkusuz.Hayatımızdaki tehlikeyi değil,tehlikenin içindeki hayatı tercih ediyoruz.Bu hayatın içinden neşvünema bulan şiirin ayırt edici vasfının teklif değil tehdit olduğu kanısındayız.Bu kanı bizi risk ve cesarete sevk edecektir.Kime karşı risk ve nasıl cesaret? Devamı »
Ara
09
2008
1- Aşkın e-Hali Edebiyat Dergisi 12.Sayı Ekim-Kasım-Aralık 2008
Şiirin damar atışlarının,nabız vuruşlarının taşrada duyulduğunu söylemek durumundayız. Şiir bahsinde en temel tutumun samimiyet olduğu unutulmamalı. Taşrada çıkan dergilerde yayınlanan şiirler ,merkezde merkezi temsil eden dergilerde yayınlanan şiirlere nazaran daha sıcak daha içten olduğu hemen daha ilk mısrada kendini belli eder. Her şiir bir fetih hareketidir ve taşrada kendiliğini açığa çıkartan şairlerin ilk şiir manevraları,bu fetih duygusunun heyecanını taşır:kendini keşfetmenin heyecanını. Bu durum sadece şiir için söz konusu değildir,deneme ve diğer edebi türler için de geçerlidir. Devasa şehirlerde yaşanan insan ilişkilerindeki yapaylık,taşrada yazıya dayalı olarak kurulan dostluklar için bahis konusu edilemez. Bir anlamda taşrada Anadolu’ da daha kalıcı birliktelikler kuruluyor, yaşanıyor. Devamı »
Ara
06
2008
İzdiham, 3. sayısıyla akıllı delilerin gözünden deliliğin yamalarını aralıyor.
Ağustos sıcağıyla yayına başlaya İzdiham, üçüncü sayısında deliliğini kültüre ve sanata ve şiire ve edebiyata bulaştıran isimleri ve eserleri tanıtıyor. Birbirinden enteresan isimlerin yer aldığı dergide konular, isimler ve görsellik insanı doyuran bir derginin hazzını yaşatıyor. Devamı »
Kas
19
2008
Dergi almıyorum
Kitap çok az okuyorum
Okuduklarımın çoğunu da anlamıyorum
İddaa oynuyorum bol bol
Namaz kılmıyorum Devamı »
Kas
17
2008
deli defteri 9. sayı
bir 9 kasım faciasından sonra bütün galatasaraylıların yüreklerine buzlu kola serpecek 9. sayımızla huzurlarınızdayız. biz geçen sayıyı kıvanç’la ve halit’le takdim edince, boran, orhan ve dahi önal, cumhur ve sezen topluca dergiyi ziyaret ederek "biz darıldık efendim, küsüz biz" dediler. hiç olur mu diyerek ve şeker ikram ederek uğurladık onları. bu nedenle borcumuz odur ki; 9. sayımızı boran’la, orhan’la ve sezen’in yanında getirdiği diğer arkadaşlarıyla sunuyoruz. Devamı »
Kas
12
2008
Yasakmeyve’nin 35. Sayısı: Şiir ve Taşra
“Şair ve Okuru” sayfalarının bu sayıdaki konuğu Gülseli İnal. “Soyut ve felsefi oluş biçimlerinden şiir çıkarmak, benim tercihim değil” diyen Gülseli İnal’la, A. Ertan Mısırlı konuştu.
Bu sayının dosya konusu “Şiir ve Taşra”… Tahir Abacı, Altay Ömer Erdoğan, Betül Tarıman, Halim Şafak, Özgün E. Bulut ve Mehmet Akif Ertaş, taşra ile şiir ilişkisini farklı açılardan ele alıyor. Devamı »
Kas
08
2008
Bestseller’ı ıskalamış ucuz şiirdir cismimi köşeleriyle
örseleyen semtler. Eksik doğduk eksik öldüm diyorum. Keçe
ile kefenlenmemin karışık değil hikayesi. Ciddiyet çağı
sentetik notlar eklemiş uç sözlüğüme. Kısık bakışlar kısık
lambalarla taranmış bir çocuk başı hala cinleri eksik olmayan
aksak değirmenlerde. Kızlar da acı soğanlar doğrarmış ölü
asker niyetine sahanları bakır olan evlerde. Bütün bütüne
eksilmeler olsun istediğim saatler atlasa düşen saç tellerini Devamı »
Kas
04
2008
“Kapılar ki açılır boş oturma odalarına.”
İlhan Berk
John Berger, görmekle başlar her eyleme. İmgelerin tümünü içselleştiren bir ressamdır o. Her nesne yeniden keşfedilmesi gereken bir kıtadır onun için. Sözcükleri ve nesnelerin yörüngesine hapistir gözleri. Anları, görüntü ile giydirir belleğine. Çocukluğunda açan bir sardunyanın ilk sürgünüdür hâlâ. John Berger, her dem tazedir, arsız bir sardunyadır belleği. “Hayatımıza giren hayatların sayısı hesap edilemez.” diyor Berger ve kişisel tarihinin gizleri ile buluşturuyor bizleri.
“Buluştuğumuz Yer Burası” adlı kitabını bir türden önce, psikanalitik bir gövdeye oturtmak daha doğru olur. Bir tür bellek yoklaması, anıların dürüstçe temize çekilmesi denilebilir. Yazar kitabına, Lizbon’ un caddelerinden birinde, artık ölmüş olan annesi ile buluşarak başlıyor. Anne imgesinin kitabın başında yer alması şaşırtıcı değil. Yaşlanmak, hele ki bir yazar için, cenin haline dönmek çabasından başka bir şey değildir. Yaşlanmak bir başlangıçtır. Geçmişe attığı düğümleri bir bir çözer yazar. Berger, kitabında, annesinin hayatta iken hiç görmediği Lizbon’da, çocukluğunu, ilk gençliğini, ailesini ve yaşadıklarını konuşturur. Bir iç çözülme ile başlar kitap ve okuyucuyu sürükler. Gezdiği ve yaşadığı şehirlerin onda bıraktığı izlekler, her ânı okunur kılmaya başlar. Hem yazar hem de okuyucu için bir tür geri dönüştür yazılanlar. Ölülerin ruhlarını konuşturur ve onlarla dertleşir Berger. Ölümün anlamını sorgular annesi ile. “ Yaratılış ölümle başladı.” sözünü “Biz hepimiz buradayız. Tıpkı senin ve yaşayan varlıkların burada olduğumuz gibi. Siz ve biz, kırılan bir şeyleri onarmak için buradayız. Bu yüzden var edildik biz.” Berger, ölülerle konuşur. Yaşayan bir ölüdür yazar da herkes gibi. Ölümün ve yaşamın gizlerini kendi kendine paylaşır, anılar evreninde. Devamı »