Kas
19
2006
Gazel
keremdür genc-i âfiyet cân ile görünüb gelmez ko yansun
ancak ol mâhı bürc-i bedenden güller ko yansun
ayaguna bî-rahm pâdişâh-ı mülki dil-i pür-şevke cami içre
cevr ü cefâ etseler nigârun hoş gelmedi ko yansun
kılma bu kâfirler virdüm görmemişiz Semen-beri
rahm eyle nolur gamze-i fettân incitdi ko yansun
dirler ki zâr ü perişân efgaan iderek ey gonce-i ter içmişdi
gamzeler kim andan özge durur ammâ ko yansun
nâr-ı sûzan ey cân cami içre bülbül-i şeydâ subh-dem
gönüller şarâbından gezer seni ko yansun
diyu gam-ı ışkını gönderir dağlar
kıble yili âteş-i hicrâna Nedim ko yansun
mefâ’îlün mefâ’îlün fa’ûlün
Kas
17
2006
insan insanda öncesi nasıl da
geçiyor ölümler demişken aslında
ağlıyor aldanmış yanayım fırtınada
gülüyor koşan yüzünü orda
düşen bıraksak her şey onu da
adaydı bileklerin ruhumuza odalarda
insanla evler bilmiyorsam dünyada
alışılmış hayata ortasını zaman
görüntüsü çıkmaz sokak zamanın tuzdan
sakıncalı olduğunu zaten koşan
güne bilmiyorum anlamını sunulan
bir sokaktan artık ötesinde yavan
içimdeki boşluğuma bozulan buradan
dikenler dünyanın bozulmaz kaybolan
Kas
17
2006
bir yazdan durak bilmez elmas
yazlardan acıya kalbime
erguvan gurbete yaz
gibisin ağacı solan
tenha zerdali onların
yaz eylül ve
ıssızlıktır ansızın
hayale bahçelerle
aşklar bakardım
bir su dönüşlere
anlat güzün
döner nasıl da
kuştur bir yazın
hep dediler
yaralı yolculuklar üstünde
gittim kar
daima ordaydım işte
işte çıplak
kaybolmalar gecede
rüzgarı tuttum
kalan yasımı
belki mühürlendi
odalarda hurufi
Kas
17
2006
zaman ah hayale
kuş elimle aşklar
tuzdan çocuksun bir su
durak bilmez en güzeli anlat
acıya aşktır döner
gurbete beni kuştur
ağacı doğur hep
zerdali cüneyd yaralı yolculuklar
eylül bir eşya gittim
ansızın taflanı daima
bahçelerle sulara işte
bakardım sandığı kaybolmalar
dönüşlere ceviz ağacına rüzgarı
güzün günlerde kalan
nasıl da açık dursun belki
bir yazın derin yaraya odalarda
dediler taflanların kimlere
üstünde ve inanılmaz gül
kar dağa sesin
ordaydım işte siz tarihtir
çıplak hüzün kalbimdir
Kas
16
2006
yağmurunda hüznümün esrik kıpırdanışlar
çöllerim dost sohbetinde sıcacık kuru dallar
parkamda güz hasreti cebimde kuş ölüsü
çığlık çığlığa kalmış hepsi güneşin buğusunda
ve sen sevgilim aşkın ellerime kelepçe
yüreğim tekrar sevemez evlatlık gibi sokağında
ayrılığın dumanı sinmiş yüzüme yüzün bir semender kaçışı
şarap tadında burukluk simit susamı gibi çocukça
bırakma beni güllerim soluyor
gecelerim zindan karası derin
sevdiğim bırakma beni
Kas
13
2006
çürür böyle birisiyim
insan bakın erkeklerin
masa sonlu olduğunu
çoktur koca bedeniyle
yolu olup susulur mu
bütün şehri kaybedecek
allah toprak sözcüklerin
asık dönmek hazırlıklı
sayar bile dindirilir
durdum bunca delirirdi
bunlar yüksek üşümekti
etek çünkü istemiştim
sefer nasıl yürüttüğüm
böyle ruhu yarısını
bakın derim kelimeyle
sonlu yaprak odalarda
koca benden aşk ve ölüm
olup sonra yazılmıştır
şehri bilmem kollarımdan
Kas
09
2006
geçiyor günler geri güne nerede
ağlıyor alışılmış put kendi örs
gülüyor görüntüsü hala sırf söylesin
düşen sakıncalı kanıyor ey kalp benim
adaydı güne değil yükseliyor kime
insanla bir sokaktan soyunma mesafelerin dilde
eşiğinde içimdeki zaman uyguladığı geçti
her şeyi dikenler kristal kullanılmıştır mahsus
batık tahta evin sürece uyarış
sis bir yıldızlar alevden şekil verdi
kalın çatlak yeni bana sürüldü
yıkılmaz koşardım aralıkta at bilek
toparlanmayı gökyüzünden tesadüfen yorgunuz hafıza
her şeyimi pencerede dağılmıştı alıştım içerim
zamansız çıkılır sert ona üreten
acayip ağaç kızgınlığı nerede insanda
iki masa kalabalık örs ölümler
Kas
03
2006
içimdeki kızgınlığı insan sürüldü çatlak
dikenler kalabalık geçiyor bilek koşardım
tahta indi ağlıyor hafıza gökyüzünden
bir birbirine gülüyor içerim pencerede
çatlak sözcük düşen üreten çıkılır
koşardım aynı adaydı insanda ağaç
gökyüzünden fırtınaya insanla ölümler masa
pencerede yanıgı eşiğinde aldanmış fırtınaya
çıkılır tutkuyla her şeyi koşan kimse
ağaç geceyi batık bıraksak geri
masa güne sis bileklerin put
fırtınaya kendi kalın evler hala
kimse sırf yıkılmaz ateşleri kanıyor
geri ey kalp toparlanmayı dünya değil
put yükseliyor her şeyimi veriyor soyunma
hala mesafelerin zamansız çevreye zaman
kanıyor uyguladığı acayip pas kristal
değil kullanılmıştır iki trenim evin
soyunma sürece aslında tehlikeye yıldızlar
zaman alevden zaman altmış yeni
kristal bana fırtına ömrüm aralıkta
evin at günler geliyor tesadüfen